Etkin pişmanlık kapsamında ifade verirken "Hiçbir baskı görmedim. Kendi adıma, kendi irademle beyanlarda bulundum. Belediyeden açıklama yapılmasını bekledim" dediniz. Böyle bir söyleminiz oldu; "Bu açıklama gelmeyince beyanda bulundum" dediniz…
Adem Soytekin Çapraz Sorgusu
Orada kastettiğiniz… 17 Haziran tarihli ifadenizin 13. Sayfasında bir ibare var. Demişsiniz ki savcılıkta, "Bütün verdiğim beyanlar doğrudur. Ben onlarla ilgili cezaevindeyken açıklama yapılmasını 'den ve 'ndan istediğimde; bana, 'Biz böyle bir açıklama yaparsak suçu kabul etmiş oluruz, sen boş ver; cevap olarak aramızdaki ticari faaliyetler de geç," dediler" demişsiniz…
Doğrudur Sayın Başkanım, bu ifade doğrudur. Ben, etkinlik pişmanlık kapsamında çok detaylı ifade verdiğim için bugün üzerinden tekrar geçerken de kelime hatası olmasın diye detaylara girmedim; ancak ifade doğrudur.
Yine bu ödeme sistemini anlattınız. Buna ilişkin ifadenizde, "Ben müteahhitlik yaptım. Yaptığım işlerin karşılığını aldım. Bana verilen paraların, çeklerin ve dairelerin ne amaçla verildiğini, o kısımlarını bilmiyorum. Müşteki tarafları tanımıyorum…." Bu şekilde beyanlarınız var…
Birçoğunu tanımıyorum. Tanıdığım sadece birkaç müteahhit var, diğerlerini tanımıyorum.
İfadenizde; herhalde sizin yaptığınız Cevat Güleç Ortaokulu, Ömer Halisdemir Çok Programlı Özel Okulu, 4 tane mahalle muhtarlık binası, çevre düzenlemesi, Beylikdüzü pazar yeri, Beylikdüzü taksi durağı, kapalı otoparkı, Westside'daki durum gibi birçok ortak proje saymışsınız. En son Hatay deprem bölgesi geçici yaşam alanı için 310 bağımsız bölüm demişsiniz. Ondan sonra ifadeniz şöyle devam ediyor: "Bahsetmiş olduğum işlerin tamamının ücreti, müteahhitlerden alınan rüşvetler ile tarafıma ödenmiştir. Ben bu işleri tamamen reel olarak yaptım. Bu işlere ilişkin kim tarafından tarafıma ne verildiğinin dekontlarını, ayrıntılarını başsavcılığınıza ibraz edeceğim. Söz konusu işlerde Şişli ile ilgili ve kreşlerle ilgili konuları , Trabzonlular yönlü ile ilgili işleri , CHP İl binası ile ilgili işleri ; KİPTAŞ Silivri 4. etap ve Hatay'daki işleri , Beylikdüzü'ndeki yerleri ise yaptırmıştır. Bu şahıslar bu talimatları 'ndan almaktaydılar" demişsiniz. "Burada bahsettiğim işlerin tamamı müteahhitlerden alınan rüşvetler ile tarafıma ödenmiştir…" Bu beyan doğru mudur?
Başkanım şöyle… Bu rüşvet midir irtikap mıdır ya da başka bir şey midir, tanımını tam olarak bilemediğim için evet… Yani müteahhitlerin de söylediklerine bakarsanız bu rüşvet. Çünkü zaten bu, müteahhitlerin konuşmalarıyla ve basına yansıyan bilgilerle çıkıyor. Ben ilk etapta, ifade öncesinde böyle bilmiyordum; fakat bunların hepsi rüşvetmiş! İddiaların tabii kendi sahipleri böyle söylüyor…
31, 33, 38 ve 41. eylemlerle ilgili genel bir ifadeniz var.
Hiç tanımıyorum… Yani bize yapılan ödemeler, cari hesaba mahsuben yapılan ödemelerdir.
Bunlara ilişkin dediniz ki "Bu eylemlerdeki kişilerle belediyeler arasındaki ilişki hakkında hiçbir fikrim yok; tarafları dahi tanımam. Aldığım bedellerle, belediyelerle olan nakdi ve gayri nakdi alacaklarımı karşılandı," gibi bir ifade kullandınız. Şimdi, bu sizin bu şekilde çalıştığınız başka herhangi bir belediye veya kamu kurumu var mı?
Bunlar resmi değil Sayın Başkanım; bunlar açıkça alınan, ihalesiz yapılan işlerin karşılığıdır. İlgili firmaları tanımıyorum. Mesela bir tanesi Şişli Gençlik Merkezi içindi; şimdi Habitat adında bir yer var, Medya AŞ'nin merkezi de orada, Eylem 11'de yazıyor. Bir tanesi onun için ödeme yapmıştı ancak ödemeyi yapan firma Pasifik'ti. O firmanın hangi belediye ile neyin karşılığında iş yaptığını, iddianamedeki eylemde adının geçtiğini iddianameyi okuyarak öğrendim. Bir suretinin bu iş için alındığını müşteki ifadesinden öğrendim. Şahsi olarak bunların hiçbirini tanımıyorum, hiçbir irtibatım veya temasım yok; bilmem de mümkün değil. Çünkü hiçbir tanışıklığım yok.
Belediyede sizin dışınızda bu şekilde çalışan başka herhangi bir müteahhit var mı?
Sizin bahsettiğiniz bu usulle çalışan?
İfadenizin 14. sayfasında, "Örgütün genel yapısı ve görev yapılanması ile ilgili bazı bilgiler vermek istiyorum," diye başlayan bir cümleniz var. Devamında bu yapılanmaya ilişkin bir açıklama yapmadınız. O kısımları biraz açar mısınız?
Sizden de dinleyelim.
Oradaki söylediklerim, bugünkü "örgüt kurulmuş…" Ben öncelikle örgütün ne olduğunu bilmeyen biriydim. Bunun bir örgüt faaliyeti olduğunu söylediler. Ben de "Benim üzerimde bu tarz işler yapılıyordu," dedim Büyükşehir sonrasında… 2014'ü sordukları için oradaki beyanım doğrudur. Çünkü o günkü konuşmayı şu an net olarak hatırlamıyorum; farklı bir şey söylersem de farklı bir yere gider.
İfadenizde 'dan bahsetmişsiniz: "Medya AŞ ve Kültür AŞ'den sorumlu olup, buradaki ihalelerin %80'i nakit olarak kendi kontrolündeydi. Bu işlerin %20'si gerçek iştir. Kendisi medya, sosyal medya ve basın organizasyonlarını yürütmekteydi" diye devam ediyor… "'in ifadesinde de belirttiğim üzere, nakit para akışlarını kendisi toplamaktaydı. Bu paraları , ve İbrahim Gürbüz isimli şahıslar aracılığıyla toplamaktaydı…" diye devam ediyor. (Avukat itirazı üzerine…) Ben şu an yönlendirme yapmıyorum, mevcut ifadesini okuyorum Avukat Hanım. Bu ifade hepimizin önünde var. 'la ilgili anlatımlarınız var.
Evet Başkanım, mesela 'un Medya AŞ ve diğer ilgili şirketlere baktığımızda… Herkes biliyor zaten. ile birebir çalışmış biri değilm ama o anlatımların tamamı hem hem de diěerleri hakkında tamamı bildiğimiz, herkesin bildiği gibi benim de bildiğim şeylerdir.
%80 ve %20 oranlarını neye göre kullandınız? Bir beyana mı dayanıyor?
O ifadeyi, şu an ismini açıklamak istemediğim birinin bana ilettiği bir beyana göre kullandım.
Açıklamak istememizin özel bir nedeni var mı?
ve ile ilgili beyanınız geçiyor. Aynı anlatım sırasında. 'nun konumu nedir, durumu nedir?
hafriyat işlerini iş yapan biri, döküm sahalarını yöneten... Yani döküm sahalarını yöneten kişi. Onun sahibi veya onu yöneten kişi.
ile ilgili bir beyanınız var yine burada. 'un durumu nedir?
Bu şöyle, çok zaten tanık var. Evet, orada geçiyor benim sorduğum kısım bu 'yapılanma' diye anlattığın kısım.
; KİPTAŞ'ın, İmar A.Ş.'nin, 4-5 tane şirketin oradan, şirketin başındaki genel şeyi olan, yönetim kurulu başkanı olan, Ekrem Bey'le çok yakın olan bir kişi.
ile ilgili de beyanın var yine aynı.
Bu 1 No'lu eylem, bu 11. mahalle diye geçen iddianamede söylenen... 1 no'lu eylemle ilgili; 'Beni Zafer Bey'le yönlendirdi' demiştin. 9 adet daireyi seçtim, yine bu belediyeden olan alacağıma mahsuben belirledim bunları, anlattınız. 4 daireyi de bu Güller'le olan husus orada da dediniz ki herhangi bir karar almadım..."
Bu daireler bende emaneten kalmıştı. Emanetti bende, sonrasında Güller'le anlaşınca geri iade ettim. Yani satamadığım için geri iade ettim. İlk alındığında emanetti bende. Yani şöyle; Güller'ın orada aldığı o... yani aslında kendi ortakları arasında yaptığı bir işlemde emanet olarak bana devretti. O, yani belediyeye veriyormuşum gibi gösterdi onları. 4 daireyi. Bende kaldı, sonra anlaşmayla geri verdik.
9 dairenin durumu ne?
9 daire bizde kaldı. Onların da 4 ya da 5 tanesini o dönem yine belediyeden alacağı olan ve problem yaşayan Kolupark vardı, ona vermiştim, ona devrettiğim. O da Mehmet Bey'in talimatıyla, bana devretti. Çünkü onlarla bir husumet yaşadılar. Cari hesaptan düştüm.
Bu cari hesap diye bahsettiğin kısmın sende bir kaydı şeyi var mı?
Bu 2 no'lu eylemde 'Aldığım daireler yaptığım işin karşılığıdır, rüşvet değildir' diye bir beyanda bulunmuşsun, sadece bu kadar bir açıklaman olmuş. Orada bir 3 milyon meselesinden bahsetmiştiniz bir anlatımınızda o şeyde...
Sen onu 'den duydun öyle mi?
Evet, onu 'e verdiğini söylüyor. Yani 'ün ağzından rüşvet çıktığını söylüyor. Hani bana orada bir isnat olmadığı için girmedim hiç o konuya. Bir de mevzu konu olan 3 daire de benim Gül'lerle yaptığım bir işin üzerinden daire almışlığım var. Gül'lerle olan kendi aralarındaki taahhüt işlerinden kaynaklı iş karşılığıdır. Belediye ile alakası yok.
Bu Keleşlerle aranda ki husumetten bahsettin. Nedir o husumet? Husumetin kaynağı nedir bunlarla? Çünkü bunların vermiş olduğu beyanlarda hep bu şekilde 'husumetten kaynaklı' diye geçti beyanları.
2010 yılında bunların hepsi aynı akrabadır; Gül, Keleş, Beyaz... İşte aynı akrabadır. 2010 yılında bunların bir üyesiyle silahlı boyuta varıncaya kadar bir olay yaşandı. Dolayısıyla bir husumet oluştu. Husometle bana karşı gelip onlardan bir tanesi bana silah çekti, benimle ateş etti falan. O şeyde var zaten, mahkemelik olduk. Sonrasında da ben onlarla uzun bir süre görüşmedim.
Bu 6 no'lu eylemde oradaki hususu biraz daha bize açıklar mısın? Tam anlayamadım. Dükkanlar, daireler... Çünkü orada 3 dükkândan bahsettin, bunu ASOY Gıda üzerine aldım, çek verdim, sonra bir protokol yaptık diye anlattın. Bir dükkanı dedin bedelini ödeyerek aldım, belgelerini sundum. Orayı biraz daha şey... Orada çok fazla daire ve şey var dükkan var, onların ayrıntısını ver bize.
Başkanım, ilk iki tane daireyi 2013 yılında lansmanlan satın alıyorum. İki tane daireyi 2013 yılında proje lansmanında satın alıyorum. Diğer 3 dükkanı 2015 yılında kendi gıda şirketim adına satın alıyorum ve şube açıyorum oraya. Yani alıp birine satmıyorum, alıp kendim şube açıyorum. Diğer 2 dükkan daha var, iş karşılığı aldığım ama küçük dükkan bunlar. Bir diğer dükkan, bir diğer dükkan... Elektrik firmasının yani... bakımından söylüyorum. Elektrik firmasının adında olan dükkan Sever Elektrik, ondan alıyorum 2022 yılında zannedersem, ondan alıyorum. Diğer kalan bir dükkanı Cevat Güleç Okulu'na cariye mahsuben 'den alıyorum.
Burada toplam 7 dükkan 5 daire mi?
Evet, evet Başkanım. Şimdi diyeceksiniz ki burada iki tane daire açıkta kalıyor... İddianameye girmemiş, girememiş. Başkanım o daireler Cevat Güleç ve Ömer Halisdemir okullarının gelen, mahsup için gelen paralarla KDV'leri iade etmedik, daireleri iade ettik. İade sözleşmeleri yapılmıştı hepsinin.
Belediyeye yaptığım işin karşılığıdır, rüşvet değildir diye belirttiğin o 2 daire o mu? O mu, bir dükkan mı?
Şu 17 Haziran tarihli ifadende bahsettiğin o yaptığın, sağladığın işlerin arasında Cevat Güleç için...
Bu 7 no'lu eylem, Ben-Meydan Yapı ile ilgili... 'ın aradığı daireler, orada seni aradığından bahsettin. Hatta daire satılmazsa biz seni destekleriz... Ormancıların o bölgenin kat karşılığı olsa yapmardım, almardım diye beyanın oldu. Bu 7 no'lu eylemle ilgili görüşme nasıl başladı 'la aranzıda? Orada daha önceki ifadende şu...
Şöyle bir beyan var Başkanım: ' beni aradığında Ekrem Başkan'ın olduğunu söylüyor. Akabinde Ekrem Başkan beni ofisine davet ediyor. Ekrem Başkan arıyor' -bu kadar ayrıntılı bir şeye girmemiş işte- 'Ofise davet ediyor, sonra önce proje konuşuyoruz, sonra ben oradan hazırlanmış dosyayı, projeyi alıp geliyorum ve 15 gün sonra fiyatla geri dönüyorum'. Ve bana orada mesela 'burada Ekrem Bey'le ortak olduğunu' söylüyor. Yani ben orada şunu söylemek istedim: Bu proje, rant sağlanabilecek... sonra kendi ifadesinde diyor ki: 'Ya işte geldi başkan bu projeyi istiyor' dedi. Bu projenin benim isteyebileceğim bir proje değil. Bunu söylemek istemiştim sadece. Buranın ortak yapıldığını, Tuncay Bey'in gelip gittiğini, buradaki dükkanların durumunun ne olduğunu söylüyorum.
Buradaki dükkanların durumu neydi?
Dükkanlar benim değil. Dükkanlar normalde ortaklarla ilgili. Resmi olarak Beyaz'ın. (İsim anlaşılmıyor…) ortak olduğunu söylediği için ikisinin. Hangisinin bilmiyorum. Muzaffer Bey beyanında "Benim değil" diyor. Muhtemelen Ekrem Bey'in bilgisi vardır. Yani beyanında "benim değil" diyor Muzaffer Bey. "Benim öyle bir dükkanım yok," diyor.
17 adet dükkan denmiş…
16 tane olduğu söylüniyor. Orada bir yanlışlık var. 14 tanesi ASAK üzerine, 2 tanesi...
Siz, önceki ifadenizde onu şöyle anlatımışsınız: "Bu işin esas sahibi Beyazlar ve 'dur. İnşaat sþcrecinde yapılan işleri Beyazlar'ın koymuş olduğu mühendis ve adına kontrol etmekteydi. Yapılan işlemlerde bunlardan onay alınmaktaydı. İş bitiminde, ve Beyazlar arasında yaşanan ticari anlaşmazlıklar neticesinde toplam 17 dükkan 'na kalmıştır."
Sonradan düelttim. Şöyle ki; orada resmi olarak bir sözleşme yok. Dükkanlar üzerinden 'na kalıyor. Aralarında bir ticari ilişki problemi, yani ticari anlaşma sorunu olduğunu, uzun yıllar ticaret yaptıklarını bildiğim için söylüyorum. Bu dükkanların orada beklemesıni… Engin var orada. Beyazların yöneticisi… İşlerini takip eden. Engin'le olan bir konuşma o.
30 daire, 70 daire diyor… Orayı yine çok hızlı geçtiniz. Orayı da algılayamadık…
Efendim ilk hazırlanan 100 dairelik bir liste vardı. Bu imzayı biz bu şartlarda KİPTAŞ personeli, Cumhuriyet Halk Partililer gibi, yani CHP Meclis Üyeliği gibi biz bunları dağıtacağız, burada Ekrem Bey'in talimatı olarak söylemişti bana. Yani bana diyor ki; ortaklarla yapılan toplantıda. Biz burada KİPTAŞ'ın parasını ödemişiz.
Kim vardı toplantıda?
3 ortağı vardı. Akabinde bu 70, yani bakın biz bu fiyatlara, hani bu mantıkla, yani ödeme açısından. 30 tanesi bizim, 30 tanesini biz aldık. 70 tanesini de organize etti. Dolayısıyla ben 30 taneyi dağıttığımızı kendi ortaklarım arasında söylüyorum. 70 tane ilde KİPTAŞ organize ettiğini, 'un organize ettiği ve bu beyanı 'la konuştuğumuz, hani aşırıca konuştuk.
Sonrasında bir tane meclis üyesinin işte daireyi çalışanın daire aldığını, aldıklarından dolayı işten çıkarılmıştır. Diğer şahıslar söz konusu daireleri yakınları üzerine aldıkları için tespit edilemediler. Söz konusu liste … vardır.
Ordaki anlatımınızda bir 1.5 milyon dolar nedir o?
Nedir o 1.5 milyon? Gönderdiğimiz para. Ne için gönderilmişti para? Artık diyalogda zorlanıyoruz.
Ne olduğunu soruyoruz.
Bunu ben tek başıma yaptığım bir işlem de değil. 3 ortakla yapılan bir işlemdir. Hayır söyleyeceğim şeylerin kelimesini tutması lazım ki yoksa şey oluyor.
Ya sen ne diyorsan onu anlatacaksın. Doğru şaşmaz olur. Doğru her yerde doğru.
Beyan sonuçta bir kelime bile hatamı söylesem akşam bu böyleydı, bu böyleydı denilecekti. Onun için sonuçt önce verdiğim bir ifadesi kelimesi kelimesine…
Buna kara verecek olan biziz. Kimin ne yazdığını… doğrusunu anlatacaksın yani. Tabii o 1.5 milyonla neyse hayırlısını anlat işte neyse. Ve o 28 nolu eylem kapsamında o anlattığın 500 bin dolar neye istinaden alındı?
Kiptas'tan parayı serbest bırakması karşılığında istenen paraydı. Biz de verdik. Bu parayı oradaki paramızı alabilmek için istendi.
Şahsına istediği bir para mıydı?
Bu 33 noluyla ilgili ifadende 31, 33, 38, 40 nolu eylemlerin tamamı için bir beyanda bulunacağım dedim. 16.06.2025 tarihinde sonrası dosya tutulduğu evraklardan bu eylemler ortaya çıkmış. Bu hususta ilgili değerlendirilmesini istiyorum ve tekrar o diğer eylemdeki diğer aynen burada da tekrarladım. Bu 33 numaralı CHP'nin il binasının satın alması olayıyla ilgili. Bu konuda daha önce ifademde bahsettiğim bir husus var.
Dahil etmedin. Orada söyleyeceğin bir şey var mı?
Sayın Başkan, ceza almadığımdan dolayı hiç okumadım. Ama bu il binası alım sürecinde, , yani görüntülerde de olduğu gibi. Bu şekilde alındığını söylemiştim. Evet, biz o ifadeyi hani çok kısa süre hazırladığımız için başkanım, yani o benim daha sona doğru bir ifadeydi. Sabah haberi olunca hatırlamışız.
Bir de şeyi soracağım ufak bir yerle ilgili, araç 85... Oradaki araç durumuyla ilgili. Orada bir ifade... Şeyde 8. sayfasında... "Medya AŞ'deki kiralama araçlar" diye başlıyor. "Söz konusu araçlar şu an ASAK kiralama üzerinde kayıtlı 34 adet olan araç" diye başlıyor. Bu nedir buradaki araç kiralama olayı? Orada tabi yine bir paradan bahsediliyor.
Başkanım, o araçlar... O araçlar benim o araçlar. Araçları ben, işletmesini Medya AŞ doğru yönetmediği için, sabit şoför koymadığı için 'la bu konuda da kavga etmiştim. Sonrasında ben bu araçları 'a satacaktım. Bahsettiğim o. Ben bu araçları 'a satacaktım, kurtulacaktım. Çünkü Murat da bana Emrah'ı göndermşti, Emrah'la konuşmuştum. Ben bunları Murat'a satacaktım, kurtulacaktım. Çünkü bu araçların her ihale sonrası sabit şoförleri olmadığı için yani ihalede aldığın paranın yarısı kadar masraf ediyorsunuz.
Satışını yaptın mı bu araçların?
Peki bu 3 milyon dolar nedir burada?
Şöyle geçiyor ifadende: "... Şey... Bunun üzerine bu araçlar için 3 milyon dolar karşılığı 'la anlaştık."
Bir para gelmedi bana başkanım. Konuştuk, Emrah'la... Yani Tuncay diyorlar, Emrah'la konuştuk ama yani herhangi bir ödeme gelmedi. Sonrasında yani bu olaydan, yani operasyondan birkaç ay önceki mevzu.
Adem Bey eylemlere geçmeden önce bazı yanıtları ören sorularım olacak. İlk soru eylem 14'e ilişkin burada beyanlarımız var. "Bu operasyon sürecine ilişkin yapılan gizli toplantılar iddaşı sırası var. Siz de beyanlarınızda söz konusu operasyon çok öncesinden uyurulduğu ve başta olmak üzere avukat tarafından sistemdeki tüm aktörler uyarıldığı için şu anda operasyon esnasında para bulunmamıştır. Operasyon öncesi 'in sistemin paralarını sakladığı güvenli evler olduğunu biliyorum. Operasyon sonrası evlerin boşaltıldığını biliyorum. Ama nerede saklandığı bilmemekteyim. Operasyon öncesinde nakit paraları 'in alındığı ve 'nun bağlı dokunulmazlığı olan milletvekillerin devredildiğini biliyorum. Bunun bilmemin en büyük sebeplerinden birisi operasyon Operasyonun öncesi fiziki takipte bana sorulan ile başkanın konutu yapmış olduğum görüşmede 'nun bana tedbirini aldın mı? Operasyon yapılacak. Sen de listedesin. Eğer emanet etmen gereken para veya değerli varlığın varsa bunları 'e emanet ver demiştir. Bu görüşme esnasında avukat Pehlivan da yanımızdaydı. Bu süreçlerin birçoğu bu avukat, birçoğunu bu avukat organize etmiştir. Dokunulmazlığı olduğu için Turan Taşkın özel emanetçi yapılmıştır. Böyle bir para olmadığını savunması yalandır" şeklinde bir anınız var. Bu beyanlarınız doğru mu?
Doğruysa söz konusu konutta yapılan toplantıda neler konuşuldu? Avukat söz konusu toplantıda bulunmadığını beyan etti. Dünkü savunmanda bu hususta ne diyorsunuz?
Evet oradaydı ama şöyle 'nun da bana hani kendine hazırlığını yap dediği şuydu. Yani bir operasyon yapacaklar her şeyimize el koyabilirler. Hazırlıklı ol şeklinde. Yani bu arada tek de dinleseydim. Şimdi son bilgidir evet, şirketler her şeye konduğu için. Yani böyle bir konuşma geçti. da oradaydı. Zaten teknik takipler ve fizik takipler şey vardı. Tamam. Diğer bayanlar da konuşma yani para, Fatih deliri bunlar hepsi tamamen yani bildiğimiz gibi konuşma.
Yine ifadenizin devamında Zeytinburnu tabudan gelen bir mesaj üzerine Avukat 'ı aradığınızı beyan etmişsiniz. Avukat ile aranzıda vekalet ilişkisi var mı? Neden 'ı aradınız?
Hayır, yok. Bu operasyondan önce Mehmet Pehivan yani o daha iyi takip ediyordu. Onun bilgisi daha yüksek olduğunu bildiğim için, düşündüğüm için onu aramıştım.
Tamam. YRT'de hukuk bürosunda yapılan toplantılardan bahsettiniz ifadelerinizde. Bu toplantıda , , , ve Murat Gül İbrahimoğlu adına temsil İbrahim Bülbül olduğunu söylemişsiniz. Bu isimlerle nasıl bir ortak bağınız var ki operasyon öncesi bir araya geldiniz? Bu kişilerin beyanınızı Sistemin diğer aktörleri olarak tanımladığınız kişilerden midir? Sistem aktörleri olduğunu düşünüyorsanız bu şahıslar iddia edilen sistemdeki görevleri nelerdir?
Orada hep bir vekâleti olan kişiler oradakiler. Yani ofiste vekâleti olan kişiler. Yani bu gündüz bunu öğrenince akşam böyle bir araya gelip değerlendirilir demişti ve akabinde böyle bir toplantıya katılmıştım.
Peki bu toplantıda herhangi bir gizlilik unsuru adına önlem almış telefonları kapatma, uçak moduna veya saklama şekli
Tamam. Şimdi bu sistemin diğer aktörleri de beyanınızda bahsettiniz ya. Sistem diye iddia ettiğiniz şeydeki aktörler mesela kimlerdir veya bunların görevi nedir? Mesela sistemin aktörü mü?
Aktör dediğin tarafında yani, medya tarafına yansıdığı şeyler kadar biliyorum ben de.
Yine beyanlarınızda Avukat tarafından size teklif geldiğini söylediniz bu hususu açar mısınız.
Toplantı akşamı evet bir yurt dışı mevzusu döndü. Hatta Emrah gittiği Emrah gitti
O akşamdaki toplantıda konuşuldu. Oradan birisi söylemişti. Yani şöyle net olarak hani "Emrah çıktı" dendi ama kimin söylediğini de bilmiyorum.
Yok ben direkt şey dedim yani benim çıkarmam çünkü benim her şeyim burada. Bir suç işlediğim kanaaşindine de olmadığım için. Yurtdışına çıkmam.
Yine bu toplantıda bazı gerginliklerden bahsettiniz gerginliklerin olduğunu vesaire. Bu toplantıda hangi seyrede yer aldı? Ve niyet ne için gergin yaşandı? Oradaki bahsettiğiniz sistemler.
Ya gerginlik orada esasında operasyonun başlaması operasyonun odaklı olduğu Cumhurbaşkanlığı adaylığının erken olduğu vesaire gibi konuşmalar.
Yani bu tarz toplantılarda bahsettiğiniz çok siyasi, Cumhurbaşkanı adayı ile ilgili (anlaşılmıyor) ortaya bir tespit mi koyuyorlar? Niçin bu tarz konuşmalar yapılıyor?
Yani bu tarz toplantı değil mesela o toplantıdan önce bahsedebilirim. Yani orada şey ya tabii ki bir problem olmuyor, bir operasyon olmuyor. Bir gerekçe ararsınız. Bir operasyon olacağı zaman neden oluyor diye. Herkesin de gerekçesi yani o kendi de gerekçesi böyle.
Yine bu arsa satın alma meselesi var. Bu meseleyle ilgili daha önce de geniş kapsamlı bir beyan vermiştiniz. Beyanlarınızda CHP para koyulması gündeme gelen CHP binası satılmasını, satın alınması olayını açık bir şekilde belirtmek istiyorum. Bu paraların CHP'li belediyelerden bir şekilde toplandığını, toplanan paraların ile tarafından bu binanın satın alınması için götürüldüğünü, herhangi bir bağış olmadığını biliyorum. Bu olayda kamuoyunu yansıttıktan sonra Beylikdüzü'nde Turan Taşkın'ın ofisinde ben ve İlhan Akbayır isimli müteahhit arkadaşımla buluştuk. Bu toplantı öncesinde bizim olmadığımız toplantı yapılmış. Bu toplantıyı Murat İbrahimoğlu (emin değilm isimden) yönetmiş. Bu halden nasıl sıyrılması gerektiğini anlatmış. Bu soruşturmanın kitlenmesi için paraların dokunulmazlığı 11 milletvekilinin üzerine yıkılması gerektiği fikrini söylemiş. Turan Taşkın bu toplantıda bizden yapmamış yapmadığımız bağışın makbuzunu istedi. Biz de makbuz verdik. Turan Taşkın Özel bunun 'nun talimatı olduğunun söylenmesi üzerine biz de bunu kabul ettik şeklinde beyanınız beyanınız doğru mu?
Peki bu yine beyanlardaki süreçlerle ilgili bir toplantıdan bahsediyorsunuz. Murat İbrahimoğlu toplantıyı yönetmiş. Murat İbrahimoğlu'nun bir sistem içerisinde idda edildiği şekilde bir görev var mıdır? Ve toplantı hangisi?
Ben Murat İbrahimoğlu ile hiç toplantıya katılmadım. Onu söylem olarak biliyorum.
Yine bu geçen celse 'a sorduğum bir soru vardı. Bu geri dönük fatura meselesi ile ilgili. Siz de bu hususa ilişkin bir beyanda bulunmuşsunuz ki avukat Bey bu konuda böyle bir fatura düzenlenme işi olmadığını söyledi. Sizin beyanınızda ise Asayiş Asoy Plaza projesi Topkapı'da Asoy Plaza benim kat karşımda Yavuz Hakan Aksu'nun mecliste sözleşme imzalayarak inşaatın yapmış olduğu bir yerdir. İnşaat yapma aşamasında binanın 9. katında 'na ait SSB Gayrimenkul'e kat itifakı öncesi arsa payı satış yapılmıştır. Bu satışa istinaden şirketin hesabına resmi gösterilen şu an hatırlamadığım sonrasından tam fiyatını ibraz edeceğim para yatırıldı. Bu paraya istinaden arsa payı satışı gerçekleşti. Bu arsa payına karşılık 14 tane ofis 9. katta şerefiyesi en yüksek olan kat Tam kat yer tekabül etmektedir. Biz bunun karşılığında ile yapmış olduğumuz protokol ile burасı için toplamda 5.500.000 dolar anlaştık. Bu anlaşma karşılığında farklı zamanlarda sistemden getirilen paralar ve 5.000.000 dolar ödenmiştir. Şimdi bahsettiğiniz 5.000.000 dolar meselesi var ya sistemden getirilen para. Bu bahsettiğiniz satış 9. hattaki işte ofis ile ilgili satış reel bir satış mı? Bunu satdınız parasını ama paranın geldiği kaynağı sistem olduğunu söylüyorsunuz. Yani biraz açık.
Tamam. Daha sonra 2005 2025 yılının Şubat'ında Mart'ında avukat ordaki ofise gelerek bana "Saçma sapan iş yapmışlar. Ali'nin oradan geri dönüp oradaki fatura işlerini düzeltik. Şimdi senin şirket ve o fatura sıkıntını düzeltmemiz lazım" dedi. Ben de o günün yanına çağırarak kendisine muhasebe birimi yönlendiren şekliyle bir beyanınız var. İşte bu beyanla ilgili ne diyorsunuz?
Yani şey faturanın düzeltilmesi gerekiyordu. Yani İlk kesilen fatura arsaĹydı. sonra inşaat maliyetleri bittikten sonra maliyet oluşur ve maliyet faturası kesersiniz. O fatura maliyet faturasıdır.
Götür, geldiği faturanı düzeltilmesi gereken normal olağan olması da gereken bu arada usule aykırı bir fatura da değil.
Tamam bir de bu duruşmanın başında bir beyanda bulundunuz. Et pişmanlık kapsamında verdiğiniz beyanlar hür iradenizle baskı altında olmadan verdiğinizi beyan ettiniz doğru mu?
Yine bu konu hakkında soruşturma aşamasında bir beyanınız var. Tutuklanmanız üzerinden yaklaşık 3 ay sonra ifade vermeniz sebebi ise olayların bir bütünü anlamak maksadıyla geçirmektedir. Bu sürede cezaevi avukatlar aracılığıyla şahsına ciddi baskılar, milletvekili teklifi yapılarak susturulmaya çalışıldı. El yazısı ile 'na ait notlar şahsıma okutularak susturulmaya çalışıldı. Hatırladığım notlardan birisi 'Adem dik dur bizi satma' içerikli notlardı şeklinde beyanınız var. Bu beyan doğru mudur? Beyan doğruysa da soruşturma aşamasında başka yollarla baskı altında bırakıldınız mı? Ve yine dosyanın diğer şüphelileri nezdinde böyle bir olaya şahit oldunuz mu?
Böyle bir şahitliğim olmadı, yani Ekrem Bey'in geldiği söylenen notlar, Ekrem Bey'den mi geldi bilmiyorum, Ekrem Bey'in geldiği söylenen notlar oldu.
Tamam peki bu avukatlar ciddi şekilde baskı yaptığından bahsediyorsunuz milletvekili teklifli vesaire. Bu baskılar genel olarak nasıl oldu? Ailenize yönelik mi, şahsınıza mı?
Buyurun. Sayın Başkan, değerli heyet. Savcı Bey soru sorarken siz zaten daha önceden verdiğiniz ifadelerin doğru olup olmadığını sanığa sordunuz, doğru olduğunu beyan etti. Fakat Savcı Bey soru sorarken hazırlıkta verdiği soruşturma safhasında verdiği ifade ile şimdiki eylemlere ilişkin vereceği ifade arasında bir sınama yapmak yerine soruşturma ifadesini yeniden okuyarak adeta sanığı yönlendirerek ifade almaya çalışmaktadır. Bu yasak soru yöntemidir. Örneğin somut bir eylem ile bir toplantıdan bahsediyorsunuz, bunu anlatır mısınız diyebilirler ama ifadeyi hepsini tek tek okuyup 'doğru mudur?' şeklinde bununla ilgili özellikle yönlendirici...
Tamam şöyle takip ettim de şimdi mesela toplantı ile ilgili beyanı özellikle soruyordu doğru mudur dedikten sonra toplantının içeriğinde ne konuşuldu diye soruyor. Yani orayı okurken o kısımları açmamış ifadelerinde, oraların içeriğini sorduğu için müdahale etmedim.
Değerli başkanım tabii ki iddia makamı soru soracaktır tereeddüt ettiği hususlarda ancak söylemek istediğim husus zannediyorum anlaşıldı. Tek, örneğin şu tarihteki ifadeyi...
Bir yönlendirici bir durum olursa müdahale ederiz.
Tamamen şu son bir cümle arz edeceğim, takdir sizin tabii. Şimdi sürekli olarak Savcı Bey "sistemden böyle alındığını söylüyorsunuz değil mi" diyerek aslında henüz varlığı kanıtlanmamış bir öngörü varmış gibi sanığa söyllettirmeye çalışmaktadır. Bunu yapmamalarını rica ediyoruz, sizin de özen göstermenizi rica ediyoruz. Teşekkür ederiz.
Şimdi bu KİPTAŞ Pendik evleri ile ilgili beyanda bulundunuz ama orada bazı hususlar tam anlayamadığım için sormak istiyorum. Yine burada beyanlarınızı değerlendirerek soracağım. Bu savcılık aşamasındaki beyanlarınızda bu Pendik katlarıyla ilgili satışlarla ilgili "Bana Ali... 10 bin liradan satış yapılacağını, 'nun talimatının bu yönde olduğunu söyledi. Biz ortaklar olarak bunun mümkün olmadığını kendisine söyledik. Bu fiyattan biz daire istiyoruz şeklinde ciddi direnç gösterdik. Bu direncin..."
Orada başka bir hususa değineceğim o yüzden. Bu fiyatta biz daire istiyoruz. Bu direncin sayesinde 25 daire 10 bin liradan alım hakkı biz müteahhitlere verildi. 75 daire ise kendilerinin belirttiği CHP'li belediye meclis üyeleri, CHP'nin belirli çalışanları ile KİPTAŞ çalışanlarına verildi. Dosya kapsamındaki KİPTAŞ'tan 70 daire verildiği iddiaşı budur. Yine burada daire alıp tespit edilen Tuzla CHP Meclis Üyçesi daireyi kendi üzerine aldığı için tespiti yapılmıştır. Bir de Cengiz isimli çalışan bu daireyi kendi üzerine aldığı için tespiti yapılmıştır işten çıkartılmıştır. Diğer şahıslar bu konusu söz konusu daireyi yakınlarının üzerine aldıkları için tespiti yapılamadı. Söz konusu liste 'ta vardır. Bu listeyi en kısa zamanda Cumhuriyet Savcılığı'na ibraz edeceğiz ve de 75 daire hiçbir bağımsız belediye çalışanı veya şahsı yoktur. 'nun yakın ekibine dahil olanlar buradan daire verilmemiştir. Burada daire verilen şahısların birçoğu siyasi mahsuru veya bir daha ulu orta etkin kişilerdir. Bu daireler kumpas sürecinde etkili kişilere verilmiştir şeklinde bir beyanınız var. Bu konu hakkında bir listeden bahsediyorsunuz, 'ta bulunan...
ilk satış listesini paylaşmıştı. Bu söylediğim yani şu CHP'li nüfuzlu olanlar falan bunlar Ali Bey'le olan konuşmalar.
Yine bir şey daha var burada, bir husustan bahsediyorsunuz. Alınan dairelerin bir tanesinin 'a verildiği, o da eşinin üzerine aldığı şeklinde bir beyan var. Bu olayda devirle ilgili 'ın eşinden herhangi bir para alınıyor mu yoksa bedelsiz mi...
Şimdi yine bu İnvest'in yaptığı bir proje var Vadi İstanbul İETT ihalesi. Orayla ilgili beyanlarınızda yine bir sistem iddiaınız var beyanlarınızda. Orada bir ihale süreci gerçekleşen ihale vesaire oradan ile KİPTAŞ arasında bir gerginlik çıktığından falan bahsediyorsunuz. Daha sonra bir görüşmeden bahsediyorsunuz, burada ihale ile ilgili 'la defaatle görüşmelerde bulundum. Bu görüşmelerde 'ın burayı %55 ile 'ın aldığını söyledi. Ben oranın bu oranın müteahhide çok fazla para kazandırdığını ve kamu zararı oluşturduğunu söyledim. bana buradaki %7'nin sistemin payı olduğunu herhangi bir zarar olmadığını söyledi şeklinde beyanınız var. Bunu söylüyorsunuz.
Yani o %53 mühtemelen 'la o konuşmamızda geçiyor. bu ihaleyi verdik mi diye böyle de davranmış oluyor.
Ali Bey'le öyle bir yani %7'si... sistem kelimesi kullandım mı hatırlamıyorum ama yani şöyle %7'si pay, %7 pay var içerisinde demişti.
%50 pay sistem diye aktarmışsınız da peki tamam neden bahsetti burada sonuçta bir iddia. Bu %7'lik pay neye tekabül ediyor hani bundan ne anladınız?
Bir tanesinin çok fazlası bir inşaat hakkı koyuyor falan bahsediyorsunuz. Sen orada %3 %5 %7 her şeyi soruyorsun sence mantıklı mı? Nasıl anlatım nasıl gerçekleşiyor yani ne diyor sana %7 derken neyi kasettiğini sen sormuyor musun konuşma esnasında?
Bu sistemin, sistem kelimesini kullanıyor mu senin kendi adlandırman mı?
Zaten yine bu beyanlarınızda bir yine pay meselesinden bahsetmişsiniz eylem olarak isnat edilen iddialarda. Beyanlarınızda geçiyor, beyanlarınızda bu ve Özgen Kuzu ile bir görüşme yapmışsınız masadan bahsediyorsunuz işte bu iş konuştuğunuz gün masada konuşma esnasında ben kendilerine bu işten anladığımı beni batırmayın bu işin sonunda şeklinde söylemde bulundum. Bunun üzerine bana bu işten %10 'na vereceğiz şeklinde bir beyanda bulunduğunu söylüyorsunuz. Sürekli bu ifadelerinizde bir %5 %10 %7 neyse artık bir para kısmından bahsediliyor. Bu bahsettiğimiz %5 10 7 neyse artık bunların aktarıldığı yer neresi acaba? Şahsıs mı yoksa bir kurum mu?
Burada bir aktarmadan değil orandan bahsediliyor. Yani gerçekleşmiş bir orandan bahsediyor bir aktarma yok orada.
'a verdiğiniz iddia ettiğiniz bir para söz konusu. Araba hikayesi var. Bu araba konusunda; arabanın devri 'a yapıldıktan bir süre sonra 'a ortak kullanımına devrediliyor bu süreçte. Bu arabanın tam olarak devir süreçleri nasıl gerçekleşti? daha önceki beyanlarında şundan bahsetti: 'Birçok müteahhit tanıdığım, onlardan bir tanesi de siz olduğunuz ve sizin de araba kiralama şirketiniz olduğu için araba konusunda yardım istediğini' söylüyor. sizi böyle bir konuda ayıp bir arabanın marka/modelinde 'yardımcı ol' diye bir talepte bulundu mu? Ve bu arabanın devir süreci nasıl oldu?
Ben esas mahkemede de bu konuya değinmiştim. Ben araba konusunda 'la hiç konuşmadım. benim ortağım olan Erdal Tokmakçı ile konuştu. Yani bize, bana Erdal gelip -ki benim ifademde de öyle geçer- Erdal gelip 'böyle bir araba almamız lazım Ali'ye' gibi konuşuyor. Akabinde tabii bizim personelimiz yardımcı oluyor; bizim kiralama şirketimiz olduğu için oradaki personelimiz yardımcı oluyor.
Bu aracaðin devri ile ilgili ödeme aldınız mı? Yoksa bila bedel mi devrettiniz?
Peki aracaðin daha sonra hani 'un kayın biraderinin kullanımından sonra tekrardan herhalde geri mi aldınız?
Şimdi o eylemlerden (ANLAŞILMIYOR)... Oradan bir süreçten bahsetmişsiniz; alınan belgelerden, bir hani yaptığınız iş karşılığı vesaire olduğuna dair... Yine bu beyanlarınızı eylemin diğer şüphelileriyle de asıl olanla ilişkili bir beyanınız var. Hasan Bey'le ilgili... Orada diyorsunuz ki ' bu proje detaylı vesaire verildi...'
Satış ofisinde yapılan bir toplantıda 3 daireyi 'na verdiklerini söylediler. Bunun parasıyla ilgili herhangi görüşme olmadı, ancak sonradan 'na parayı geri ödediklerini duydum. Bu duyumu nereden aldınız?
Personel aracılığıyla... Başka bir şekilde hani oradaki müteahhitlerden vesaire duymadınız mı?
Yok, ortaklar yoktu ya. Satış ofisinde satış müdrüyle hatta konuştuğumu hatırlıyorum.
Tamam. Yine bu devir süreci ile ilgili beyanlarınızda bir kısım var. Şimdi bir daire, 'in Demirhan projesiyle ilgili anlatım yapıyorsunuz. Orada özellikle belirtmek istediğim bir beyanınız bulunup, beyanın devamında; 'Ben daire seçme -bu genel beyan çünkü süreçle ilgili- ben daire seçme görüşmelerine gittiğimde rüşvet pazarlıkları çoktan hallolmuş, ne kadarının daire, ne kadarının nakit olacağı kararlaştırılmış olurdu. Ben de ister istemez 'in beni gönderdiği müteahhitlere adıyla gidiyordum. Ancak benim tehditle zorla daire aldığım söz konusu olmamıştır. Hakkımda verilen ifadelerde 'nun bilgisi yokmuş gibi bu rüşvetleri verdiğimi gördüm. Bu ifadeleri veren müteahhitler samimi değiller. Kendileri benim tek başıma hareket ettiğim izlenimini vererek bütün sorumluluğu bana bırakıp 'nu kurtarma gayretine girdiklerini düşünüyorum. Bu söylediğim gibi; bu ben devreye girdiğimde bütün pazarlıklar bitmiş oluyor, ben sadece 'nun kurduğu havuzdaki gayrimenkul ve çekleri devralma sürecine dahil oluyorum' şeklinde beyanınız var. Bu beyanda 'in sizi gönderdiği müteahhitlerden bahsediyorsunuz. Bu müteahhitler hani adıyla gidiyorsunuz bir şekilde beyanınız var. bu hangi tarihten itibaren sizi müteahhitlere gönderdi?
Yani esasında her yapılan işin, bağış yapan o bağışçı diyebileceğimiz müteahhitlere gönderiliyorum orada ben.
Yani bu her yaptığınız işlerin hani carisini almak için gönderdiğiniz hani yerler mi tarafından müteahhitlere?
Ben orada şunu diyorum esasında hani söylemek istediğim şu: Ben daire seçmeye gittiğimde pazarlık rüşvet pazarlığı ve benzeri pazarlık yapmıyorum. Çünkü yani eğer varsa böyle bir pazarlık zaten yapılmış bitmiş, eylem savunmalarımın içine koymuştum bunu.
Yani o 10 kişinin … (Anlaşılmıyor) Murat Çalık yönlendirdi, gönderdi. Yani örnek vereyim; Deniz İstanbul, Veysel... Onun haricinde...
Bu sizi yönlendirdiği zamanlarda 'in belediyede resmi görevi var mıydı? Mesela müteahhitlere gönderdi, oradan gidip görüşme yaptınız...
Siz ' adıyla gidiyorum' diye beyanda bulundunuz. Yani o şekilde bazı müteahhitler yaşanan diyaloglarda... İmamoğlu adına gittiğinizi mi söylüyorsunuz?
Yani şimdi iş karşılığı alacağım daireleri belediyeye geldim. Belediye kim? İmamoğlu.
Orada da bize şey anlattınız;'Mahsup kapama' diye bir şey anlattınız. Bu neydi, orayı biraz çok hızlı geçti orayı anlatır mısınız?
Mahsup kapama toplumda çok yani yapılan bir sistemdir. Yani belediyeden 5 milyon alacağınız vardır diyelim, 2 milyon alacağınız vardır. Gidersiniz o ilgili firma işte 'le anlaşırsınız. der ki '2 milyon borcuna belediye borcu olmuş olması lazım o arada'. O 2 milyonu size der ki 'Ben işte 4 ay sonra çekle ödeyeceğim'. Siz o çekleri alırsınız ama şöyle der hesap: Belediye gider dersiniz ki 'Ya siz bana 2 milyon gönderin, ben aynı gün üzerinden size geri göndereyim sizin bir para kaybınız olmuyor'. Belediyenin bir para kaybı yok. Belediye bana 2 milyon borcunu ödüyor. Ben o parayı 'e gönderiyorum, de belediyeye geri ödüyor aslına. Böylece 2 milyon dönüp tekrar aynı gün belediyeye gidiyor veya bir gün sonra. Bu arada o açık kalan parayı bana olan borcunu da işte çekle ödüyor. Piyasada çok sık kullanılan bir sistemdir.
Beyanınızda en son şundan bahsetmişsiniz; 'Ben sadece 'nun kurduğu havuzdaki gayrimenkulleri ve çekleri devralma sürecine dahil oluyordum'. Bu nasıl bir havuz?
Ya oradaki bir yanlış anlaşılma şöyle; 'cari havuz'dan bahsediyorum esasında. Yani devralırken ya onların oluşturduğu ve benim yaptığım işlerin karşılığı olan dairelerden bahsediyorum orada olarak.
Diyorsun ''nun kurduğu havuzdaki gayrimenkul ve çekleri devralma sürecinden' bahsediyorsun. Ortada bir havuz var mı kastında? Bu tarz meselelerle ilgili?
Ya havuz dediğim cari bir havuz zaten, ben ifademde de değindim. Cari bir havuzdan bahsediyoruz. Orada gelen gayrimenkul veya çek birikiyor, benim hakedislerim birikiyor, birbirine mahsup ediyoruz.
İşte bu havuz nasıl oluşturuluyor? Tamam sen bir iş yapıyorsun belediyeye. Yaptığın reel bir iş değil mi? Sosyal, sosyal donatı... Şimdi sizin yaptığınız işlerle ilgili belediyeye fatura kesiyorsunuz, cami, kreş...
Tamam, daha sonra bu oluşan ortaya çıkan bir ekonomik değer var sonuçta. Bir iş yapmışsınız, karşılığını almanalız gerekiyor değil mi? Tam o havuza oraya gelen işte o gayrimenkul hani dediğiniz firmalardan gayrimenkul, çek çek şeklinde alıyorsun.
Tam bu havuzdan kastınız işte yani kendi hesabınızla ilgili bir havuz mu yoksa bu toplanan gayrimenkullerin toplandığı bir yer mi?
Şimdi bu eylem 23'te ile ilgili bir şeyden bahsettiniz. sizi aramış, 2 milyon TL bir paradan bahsetmiş ifadenizde var. Bu 2 milyon TL'yi ne karşılığında istiyorlar bir bilginiz var mı?
Yine bu savcılık ifadenizde şöyle demişsiniz... Bu 17.06.2025 tarihli ifadenizde, iddianameye konu bir yapıdan bahsediyorsunuz ifadenizin başında. Hatta ifadenizde şöyle geçiyor: 'Ekrem Bey tarafından Beylikdüzü Belediye Başkanlığı süreciyle başlayan, öncelikle İBB Başkanlığı sonrasında Cumhurbaşkanlığı için gerekli sermayeyi toplamak amacıyla kurulan, Beylikdüzü'nde temelleri atılıp İstanbul'un tamamına yayılan çıkar amaçlı suç örgütünün tüm yapısı ve faaliyetleri hakkında bildiğim, gördüğüm ve dahil olduğum tüm olayları anlatarak etkin pişmanlıktan faydalanımak istiyorum' şeklinde beyanınız var. Bu bahsettiğiniz yapı ve sistemle ilgili, sistem aktörlerinden bir tanesi...
O beyan... O beyan şöyle Sayın Savcım; nasıl, oradaki beyanı ben bir şablon olarak gördüm, o ifade bana ait değil. Ben onu şablon olarak gördüm, bana sorulan bir soru olduğunu…. Yani yoksa ben nereden bileyim 2014'te Beylikdüzü'nde Ekrem Bey'in aday olacağını veya aday gösterileceğini? Nereden bileyim? Gidecek aday gösterilecek, gidecek Ekrem Bey 2024'te seçilecek, sonra Cumhurbaşkanı olacak falan... Yani o biraz hayalperest bir şey olur. Dolayısıyla ben onu bana sorulan şablon soru gibi anladım.
Daire alınma meselesi. Orada ifadenizde ile ilgili; 'Araç Kiralama üzerinde bulunan 15 dükkanın tüm kira işleriyle ilgilenmektedir' şeklinde beyanınız var. Doğru mu?
O dükkanlar, daha önce de beyan ettiğim ile Ekrem Bey arasındaki –veya işte İmamoğlu İnşaat arasındaki– ortaklıktan kalan... Ne kadarı kimin olduğu belli değil, bunların kiralama işlemleriyle Tuncay ilgileniyor.
'AS-AK Araç Kiralama üzerinde bulunan 15 dükkanın tüm kira geliri, kira işleri ile ilgilenmektedir' şeklinde...
Kiralama işleri. Herhangi bir geliri yok, kiraya verilemedi. Öyle kiraya da gidebilecek bir dükkan değil. O dükkanın hepsini toplasaniz bir dükkan etmez bence ve kiraya da 4-5 senedir verilemiyor.
Evet Sayın Başkan, Sayın Heyet; Öncelikle Ankara'da Emek ve hak mücadelesi veren bütün madencilere buradan selamlıyorum. Atatürk'ün Gençliğe Hitabından o birinci vazife denen sorumluluğu en üst seviyede taşıyan Akbelen'deki Esra'yı da selamlıyorum. Ve zeytin ağacını ve tarım alanlarını koruumanın, vatanı korumak kadar kutsal olduğunu da hatırlatıyorum. Ki elinin kelepçeleyerek hapse götürülmesini de kınıyorum. Esra, hür olması gerekirken bir de kelepçe ile götürülmesi konusunda yapılan yanlış işlemin de düzeltilmesini umuyorum. Sayın Başkan, Sayın Heyet; elbette kolay bir süreç geçirmıyoruz. Sizin için de zor bir dava, bizim için de zor bir dava alışılmadık bir dava. Süreç meşakkatli ve engebeli bir şekilde devam ediyor. Ben kendi adıma sizin yargılamayı en düzgün, en iyi şekilde yapabilmeniz için hem bir vatandaş olarak hem , İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve 15,5 milyon insanın oyuyla aday olmuş cumhurbaşkanı adayı olarak birlikte gelen bütün gayreti göstererek sizin adil yargılama sürecinize katkı sunmayı, kendime bir vatan hizmeti olarak görüyorum. Bunları ifade ettikten sonra Sayın … Size de kolay gelsin… Ne diyeyim! Şimdi 2008'den itibaren firmamla ticaret yaptınız. İlk ticaretinizde ben siyasette değildim ve beraber başladık. Sonra siyasi dönemimde sürddü. Ben de yaklaşık 3 bine yakın konut yapmış, yaklaşık 500'e yakın iş yeri yapmış, 200'e yakın villa yapmış bir iş adamıyım. Yani bu işin ciğerini, damanını bilirim. Dolayısıyla benimle yapılan her ticaretin de kuruşuna kadar hassas bir iş adamı oldum. 2008'den 2020'li yıllara kadar yaptığınız İmamoğlu İnşaat'la ilgili ticaretin karşılığında bir kuruşunu bile almadığınız bir ticaret yaptınız mı?
Evet. Teşekkür ederim cevabınıza. İkinci sorum… Aslında bu soruyu sorma ihtiyacı hissediyorum. Çünkü bir görüşmeyi de benimle kısa bir görüşme… Zaten uzun görüşmelerimiz olmamıştır. Bunu sen de biliyorsun, ticaretin ilk dönemlerinden sonra. Bir görüşmemizde, Tuncay Bey'le geldiniz ve bir ticaretinizi, yani az önce senin de ifade ettiğin şekilde reel ticaretinizi bana anlattınız. Dediniz ki "Arsa payı ödenecek." Daha doğrusu Tuncay Bey söyledi. Arsa payı ödenecek. Bir arsa hisse satışı var. O hisseyi alıp, payını ödeyeceğiz. Sonra kalan kısmında ben inşaat maliyetini ödeyerek, sizin Topkapı'daki projenizden yer alma hususunu açtılar. Ben de "Ödeyebilecek misin" dedim Tuncay Bey'e. "Ödeyeceğiz" dedi. Yani "Zorlanırsak satış yapacak gayrimenkulumuz var" dedi. SSB firmamdan bahsediyorum. Bu firmadan bu şekilde bir protokol yapıldı. Benim bildiğim kadarıyla da arsayla ilgili peşinat ödendi. Sonraki ödemelerde de bir miktar ödendi ama sıkıntı çekildi ve öyle kaldı. Bu bir reel ticaret midir ve bu dediğim şekilde mi olmuştur?
Yani bu bir reel ticaret. Biz Tuncay'la mahsuplaşarak yani yaptığımız işlerle gayrimenkulle ilgili… Biz parasını alıp, kapattık hesabı. Yani oradan bize SSB'nin bir borcu yok.
Tamam. Peki teşekkür ederim. Son sorum da şöyle Sayın Hâkim, Sayın Heyet. Bunun önemli olduğunu düşünüyorum. Çünkü gerçekten ben burada zorlanıyorum. Yani bazı şeyleri tanımlamakta ve tariflémekte zorlanıyorum. 19 Mart-23 Mart arasında çok sıkıntılı bir 5 gün yaşadık. Onu çok yaşattınız bize. Yani iddia makamı olarak yaşattınız bize. Ve bunun sizin tarafınızdan da bilinmesini istiyorum. Yani o 5 gün, kolay bir beş gün değil. Aç ve susuz bir beş gün. İlk gün Ramazan ayında olduğu için oruçlu olarak hissedilmedi ama sonrasında hissedildi. Allah kimsenin başına vermesin yani öyle bir eziyeti, işkenceyi. Bu işkence bir rutin haline getirildi ve hala da yürütümekte. Bu beş gün işkenceyi yaşadıktan sonra, bir işkence de Çağlayan Adliyesi'nin bodrumunda yaşatıldı. Bu işkenceden yukarıya çıkartıldık. Ve ben henüz ismini bilmediğim, hatırladığım kadarıyla, içeri girdiğimde saçları arkadan bağlı bir savcıydı. Sonradan ismi öğrendim; Cahit Cihat Sarı diye. Bu savcı, içeri girdiğimizde, daha oturur oturmaz bir feryat figanıa bir bant kaydından bahsetti. Ses kaydından bahsetti. Ve küfürlü konuştu, sinkaflı konuştu, hakaret etti. Bu küfürlü, sinkaflı konuşmaları anlatıyorum, çünkü iki olay yaşadım. Demiştim daha önceki konuşmamda. Birini şimdi anlatıyorum demiştim hatırlarsanız. Demiştim ki ben ifademi verdikten sonra, o savcı bana, "Ya Sayın Başkanım, sizi biz şimdi yargılıyoruz. Yarın siz cumhurbaşkanı olursunuz, masanın bu tarafına geçersiniz. Biz de o tarafına geçeriz. Ondan sonra siz bizi yargılarsınız" diye ifadede bulunmuştu. Şu anda Adalet Bakanlığı Personel İşleri Genel Müdrü yapılmış olan, ödülendirilmiş olan savcı. Bu savcı, bu sinkaflı küfürleri ve hakaretleri yaptıktan sonra ben şaşırarak… Avukatım orada, Mehmet Bey. İki avukatım daha var. Döndüm, "Kime söylüyor" dedim. "Bizden önce ifade veren Adem Bey'e söylüyor" dedi. "Bunları bana niye söylüyorsunuz" dedim. "Ya" dedi, "Ses kaydı var" dedi "Milyon dolarlar vermiş, ben tamammışım, ben ayarlanmışım" şeklinde ifade etti. Hani dendi ya baskı altında kararlar alınmadı vesaire vesaire şu bu… Ben sadece ismi geçen savcı, bu şekilde size de sinkaflı konuştu mu? Ya da sizin yanınızda konuşmayıp bize mi duyurdu? "Duyurdu" derken bunu sormuyorum. Ben yaşadığımı anlattım zaten. Size de sinkaflı konuştu mu? Ve size bu bant kaydından bahsetti mi?
Ben, hiçbir bant kaydı duymadım bu arada. Yani sinkaflı derken, ben her gittiğimde sadece yemek ısmarlandı. Hiç öyle bir şey yaşamadım sinkaflı. İlk başta Savcı Bey'i, benim için arayan bir siyasi varmış Ankara'da. Yani ben de biliyorum kim olduğunu. Açıklamak isteyeceğim bir isim değil. Onunla kavga etmesinden dolayı böyle bir gerilimi onunla yaşadığını bana anlatmıştı.
Hani savcıya mı? Bir tapeden, bant kaydından bahsetmedi mi size?
Ha o zaman demek ki benim huzurumda size küfretmiş oldu ve avukatlarımın huzurunda. Teşekkür ederim
Teşekkür ederim Sayın Başkan, kıymetli heyet. Sayın Başkanım, tabii Adem Bey'in çok sayıda ifadesi mevcut dosyada, yanlış bilmıyorsam on civarında. O yüzden burada da tabii hararetli bir gün, karıştırmış olabilir, sehven söylemiş olabilir. Ben o yüzden bir kez daha kendisine sormak isterim. Biraz evvel ifadesinde Medya A.Ş. ile ihalesi olan kendisine ait ASAK firmasına ait mobil iletişim araçlarını bana satacağını söyledi. Acaba bu ifadede beni, yani özneyi karıştırmış olabilir mi? Yoksa bana mı satacakmış?
Bilmıyorum, ile konuşmuştuk ama bilmiyorum, onun kaç tane şirketi var veya hangi şirketi var bilmiyorum.
Peki, ile sık görüşür müsünüz? Bu konuları oturup 3,5 milyon dolarlık bir pazarlık kolay bir iş değildir, öyle saniyelere sığmaz. Herhalde birkaç kere istişare etmiş olmanız lazım. Kendisiyle kaç defa, kaç dakika görüştünüz, kaç saat?
Yani kendisiyle çok sık görüşmedim, bu araç satışı olduğu için, yani üzzerinde yapı olan araçlar bunlar.
Yani siz dediniz ki "Emrah, 3,5 milyon dolar, Emrah da tamam abi getiriyorum" mu dedi?
Hayır, öyle değil ya. Tabii ki bu öncesinde telefonla birkaç kere konuştuk, sonra yüz yüze geldik.
Şimdi Sayın Başkanım, benim elimde Adem Bey'in HTS kayıtları var. Şimdi telefonla konuştuk dediği şu: Şöyle bir kayıt tabii bu, 2020 yılına ait tabii çok eski. Yani 4 irtibat 4 saniye, gerçi bir üstünde de , isimli şahsısla 5 irtibatta 5 saniye konuşmuştur, o yüzden HTS'ın şeyini bilemiyorum kalitesini ama şuraya baktığımızda bir iki kere 6 saniye, 5 saniyelik telefon görüşmeleri var. Aynı zamanda iddianamede baz kayıtları da yok. Şimdi burada bana değil 'ya satacaktım derken da sözde örgütte benim özel vasfa haiz üyem gözüküyor.
Burada 3,5 milyon dolarlık, 30'dan fazla özel arabanın satışından bahsediliyor. Ne doğru dürüst konuştum ne doğru dürüst oturdum dedi. İfadesinde de o araçları başka bir şahsa sattığını zaten ifade ediyor. Ben bu çelişkiyi takdirinize sunmak isterim. Teşekkür ederim sayın başkan.
İddia makamı tarafından İBB ve CHP'li ilçe belediyeleri ile inşaat firmalarının faaliyetlerini kontrol eden bir yapı…
Seni burada tanıdım. Daha önceden hiçbir irtibatımız ya da tanışıklığımız yok.
Hemen sorumu sorayım da ondan sonra... İrtibat sağlayan şahsıs olarak gösteriliyorum ya. Savcı Bey sizce benimle ilgili neden soru sormadı size? Yani bir inşaat firması değil misiniz siz?"
Seza Bey böyle soru olmaz ama... Savcı Bey neden soru sormadı sorusuna Adem ne cevap versin yani?
Yani biz inşaat firmasıyız. Savcı Bey'in niye sormadığını ki bugüne kadar bana sorulan soru kadar...
Tamam, başka soru yok. Teşekkür ederiz.
Ali Bey, bir saniye. "Hatay'da baz vermiş olmamız lazım" gibi bir cevap verdiniz biraz önce. Orada neyi kasettiniz?
Birlikte Hatay'a gitmiştik diye hatırlıyorum. Hatay'da karşılaşmıştık, özrü dilerim. Birlikte gitmedik de orada karşılaştık.
Orada görüşme mi yapıldı bu araç satışıyla ilgili?
Avukat Hanım, zaten soru soruldu, bitti zaten. Şu an müdahalenin bir anlamı yok.
Bu araç satışı ile ilgili müvekkilinizin beyanı var.
Evet. Ali Bey, buyurun sorun.
Evet Sayın Başkanım, Sayın Savcı. Şimdi sondan başlayarak 2 tane sorum var. Keşke Adem Bey'e sorduğunuz soruları bu arada hem Fatih Bey hem siz bana da sorsaydınız. Çünkü beni itham eden bana sormadınız. Adem Bey, Ayazağa'da "yüzde 7 sistem payı" diye bir sohbetimiz olduğunu söylediniz. Bunu hangi yılda konuştuk sizinle?
Hangi yıl? Ama yılı, zamanı önemli. Yaklaşık hatırlıyor musunuz?
Hatırlamıyorum. Şöyle, yılını hatırlamıyorum. Çünkü ama nerede konuştuğumuzu hatırlıyorum.
Sayın Başkanım, yılı söyleseydi anlamlı belki olabilirdi diyeceğim ama onu da söyleyemeyeceğini biliyorum. Çünkü öyle bir konuşma olmadı. Artı, ben Ayazağa işini size anlatmıştım. Ayazağa işi; KİPTAŞ, İETT'den 2886'ya göre ihaleyle aldığı bir iştir. Böyle bir iştir, böyle bir paylaşım, oran vesaire koyma imkanı teknik olarak yoktur.
Sorun. Açıklamaya gerek yok.
Hayır, sorduğum soruyu niye sorduğumu açıklamam lazım. Çünkü Adem Bey, bana isnat edilmeyen iddianamedeki ifadesine göre soru sordunuz. O zaman eksik kalıyor diye düşündüğümden, lütfen ukalalik olarak algılamayın. Ki ben de kendimi anlatmaya çalışıyorum.
Estağfurullah buyurun.
Şimdi Adem Bey, Pendik'te 70 daire konusunu söylediniz. Pendik'te satış yetkisi kimde Adem Bey, sözleşmeye göre?
Şimdi artık bir soruma cevap verin. Ben sizin demek istediğinizi anlıyorum da siz de...
Şimdi Sayın Başkanım, size sözleşmeyi de sunduk. Sözleşmeyle ilgili maddeyi Adem Bey de zaten teyit ediyor, satış yetkisi kendisinin. Savcılık sorduğu için söylüyorum. 70 dairenin herhangi bir gruba veya ayrıcalıklı bir, işte CHP'li vesaire satıldığına ilişkin iddianamede herhangi bir bulgu yok. Sadece dosya kapsamında geçen münferit kişilerin adına, çocuk kişilerin adına olduğuna ilişkin bir şeydir. Onu da açıkladık. Artı iddia makamı, ben genel müdürk görevindeyken artı tutuklandıktan sonra KİPTAŞ'ta hem birinci satışta hem ikinci satışta hem üçüncü satışta hepsinden bunlar gizlenebilir şeyler değil, yani 70 daire olayı CHP'lilere vesaire diye bir şey söz konusu değil. Bunu Adem Bey'in de bilmesini istiyorum. Çünkü satış yetkisi kendisi de kendileri yapıyor.
Ali Bey, orada şöyle yapalım usul olarak. Şimdi ben anlıyorum kaygınızı. Yani bu sorulara karşı birbirimizi ikna etmeye çalışmayalım. Sorularınızı sorun. Net cevaplarınızı alalım. Siz onunla ilgili gerekirse beyanda bulunursunuz.
İşte ben size anlatmak istiyorum. Adem Bey, şöyle bir ifadede bulunmuşsunuz Pendik'le ilgili. Savcım yani keşke bunu da böyle sorsaydınız. İtham etmek için söylemıyorum ama şöyle demişti Adem Bey, ki bunu da kabul etmiyorum. , 'la sisteme götürüldüğünü iddia etmşti o 1.5 milyon doların. İfadesinde aynen böyle geçiyor. Keşke bu ifadeyi söyleseydi Savcı. Şimdi hani yönlendirme de sorum oluyor, değil mi? Lütfen usul hatası için kusura bakmayın yani. Ben de sonuçta kendimi anlatmaya çalışıyorum. Adem Bey, siz "1.5 milyon dolar verdim" dediniz 2023 yılında, ifadenizde geçen. Basit anlatıyorum, kelime kelime değil, isterseniz tarih de bulabilirim. Ama dediniz ki, demiştiniz ki "Ben bu parayı Ali Bey'in aldığını düşünmüyorum. veya 'a sisteme aktarmak için verdiğini düşünüyorum." Bir beyanınız varken, az önce hep diyorsunuz ya "manşet olmak istemiyorum. O manşetlik bir şey" dediniz. " şahsına münhasır, şahsına çalışıyor. O parayı kendi aldı" dediniz. Bunu neye dayanarak söylüyorsunuz? Yani ifadenizden ne değişti o günden bugüne de ifadenizi değiştirdiniz? O zaman böyle demiştiniz. Şimdi aldı diyorsunuz 1.5 milyon doları.
Yani biz sana gönderdik. Kimin aldığını bilmem. Yani biz sana gönderdiğimizi biliyorum.
Sayın Başkanım, 15 sayfalık ifadesinin 6. sayfasında bu projelerimizde karar ve tamamlanmış 70'e yakın daire elimizden alarak dairelerde değiştirdiler. Bununla ilgili olarak siz bize sormadınız. Biz anlattık. Ek protokolde verdi avukatlığı. Keşke bana da sizin şu soruyu sorsaydın Savcı Bey, daha açıklayıcı olurdu. Bunu ek protokol gerçekleştirdiler. Kendisi de söylüyor. Bahsettiğim 1.5 milyon dolar içerisinde bu konuda vardı. "'un şahsına gittiğini zannetmiyorum. Söz konusu paralar ya ya 'la sisteme götürülmüştür" diye beyan var. Niye bunu değiştirdi diye sormanızı beklerdiniz. Sayın Savcı ve Sayın Hakim, sonuçta ben de burada kendimi anlatmaya çalışıyorum. ve 'a kesinlikle veriler… İletişimimiz vesaire olmamıştır. Hatta bu çelişkileri şöyle dedim hatırlarsanız. Adem Bey, bence değil ama "örgüt yöneticisi" olarak tarifleniyor.
Sordunuz Ali Bey zaten. Cevap olarak da zaten ve size gönderdik. Kime verildiğini bilmem diyor. Oradaki beyanda ifadesinin orada.
Tamam. Yanlış işlenmiş olabilir.. Bu arada Adem Bey, siz ifadenizde gelen 1.5 milyon dolarla diyorsunuz ki 2023 yılında 1.5 milyon dolar verdi biliyorsunuz. Fakat şimdi bana dediniz. Önceden başkaydı. Fakat dosyaya sunduğunuz 2024 yılı, bir tane 2023, diğer 2024. Bu farklılık nereden kaynaklanıyor? Yani bir belge sunuyorsunuz.
Şimdi Ali Bey, az önce size tarih söyleimememin sebebi de ifadenin içinden cımbızla bir şey çıkartarak şunu şöyle demiştiniz dememek için.
Adem Bey yanlış anlamayın beni, derdim siz değilsiniz. Siz zaten kendinizle mücadele ediyorsunuz ama siz şunu dediniz: 2023'te ben bu parayı verdim demişsiniz. Sonra dekont sunuyorsunuz. Hem 2023 hem 2024. Neden 2024 ifade verirken mi yanlış hatırladınız? Öyle mi attım?
Şu an onu da yanlış söylüyorsunuz. 3 tane dekont sundunuz. Lütfen ifadelerinize hakim olun. Bu zaten önceden dedim işte doğru bir tanedir. Yalan olunca böyle çarptırılır.
Yani şimdi avukat beyin müvekkilini sorguluyoruz. Tabii ki de sorulan sorulara itiraz edecek, yani bu anlamda öyle bir hakkını da almayabilirim ben yani.
Sizin müvekkiller sorgulanırken her türlü soruya müdahale ediyorsunuz yani; biz bunu burada şey yapmıyoruz, engellemıyoruz. İtirazı varsa soracak.
Ali Bey, soruları hani şöyle yapalım; şimdi siz anlıyorum kendinizi anlatmak için soruya hep yorum eklıyorsunuz da onu öyle yönlendireceğim ama soruyu net soralm, cevabı net alalım.
Cevabı yönlendirme yapmaya çalışmıyorum, yapıyorsam düeltin; Avukat Bey de düeltsin.
Ya onu zaten usulü bilmemenizden kaynaklı olduğunu düşündüğümüz için altını şey aramıyoruz. Soruyu net soralm cevabı net alalım.
Adem Bey, siz bu konuda uzmansiniz onun için soruyorum. Şimdi şirkütten hani 1.500.000 doları belgelemek adına üç tane dekont çıktısı göndermşsiniz. Üç ortaklısınız. Sadece sizin beyanınız var, diğer ortaklarınız bu beyanı yapmıyor. Bu çıkan paraları nasıl muhasebeleştiriyorsunuz şirketinizden nakit çıktıları usulen? Merak ettiğim için soruyorum. Yani 1.500.000 dolar bir para çıkışının Türk TL karşılığını beyan ediyorsunuz. Bu bilansğonuzda nasıl muhasebeleştiriliyor? Kiptas'a 1.500.000 dolar rüşvet diye mi? Yoksa beton aldım, kalem aldım, bilmem ne aldım diye mi? Merak ediyorum. Bu da önemli. Bu yönlendirmeli bir soru değil.
Şöyle; rüşvet olarak verildiği iddia edilen paraların şirket kayıtlarından çıkış şeklini soruyor.
Avukat hanım, şimdi burada şöyle bir üç ortak olduğumu... Ayrıca Sayın Başkanım şöyle; sanık 'un sorusunda anormal bir durum yok. Ortada bir 1,5 milyon iddiaşı var, bunun verildiği söylüniyor. Bu paranın şirket kayıtlarından çıkış şeklini soruyor. Ya bu gayet doğal bir soru yani bunda bir şey yok.
Ben her anında üç ortak olduğumuzu ve bu işlemleri üç kişi yaptığımızı söylüyorum zaten.
Ama şimdi dönüp bir cevap verecek, karşılıklı şeye dönecek yani. Buna girmeyelim.
Şimdi Başkanım aslında ben çok basit şeyler ifade edeceğim ama siz yani... Heyetiniz evet, sorunun cevabını anlayamadık bu arada. Ha "nakit çekim" dedi değil mi? Nakit çekim dedi değil mi başkanım? Ben yanlış...
Ha tamam özür dilerim. Şimdi siz Adem'in iddianamede olmayan ifadelerini sorunca mecburen böyle girmek zorunda kaldım; yoksa ben soru cevap soracaktım ama kusura bakmayın tekrar. Şimdi Adem Bey perdeli geçiyor iyi biliyor. Hak edişleriniz Yeşilpınar'da onaylanından sonra kasada para varsa hiç hak edişiniz bekletildi mi Adem Bey Kiptasch'tan?
Hayır, normalde bekletilmez kasada para varsa. Hakediş bekletilmesi farklı, yani hesapta para varsa ödenmesi farklı.
Benim soracağım soruyu siz bilmıyorsunuz şu an. Rakam sormıyorum. Bakın bir usul soruyorum bana. Hak edişi onayladık Adem Bey. Bunun gerilimlerine gerektirecek bir şey yok, ben bir para falan somuğoyorum. Bir hak ediş onayladık ve Kiptasch'ın kasasında para var. Biz Kiptasch olarak hiç bu parayı bekletmediğimiz oldu mu?
Hak edişin onaylanından sonra para beklemez ama hak ediş onaylamak için bekletmdiğiniz olmuştur.
Hatta not olarak ekleyeyim; şu an kayyum yönetiminde olan bizim şirketimizin sizin kontrolünüz olan bir şantiyede yani 10 milyon metrekare üzerinde kaba yapı yapan bir şirketin döşemesini 45 gün beton döktürmeden bekletmediğiniz...
Bu arada şunu da düzelteyim; kendisine destek olmak için başkanım "Adem Bey beni tutuklatttı" demedim, "tutuklu kalmama vesile oluyor" dedim. Onu da söyleyeyim.
Tamam. Adem Bey, Eyüpsultan Yeşilpınar'da... Bunun açıklamasını cevaptan sonra size teknik olarak yapmak gerekiyor... Vadesi gelmeyen bir ödeme varken size çekle KİPTAŞ ödeme yaptı mı? Hakedisine karşılık?
Başkanım şöyle; bir konutu 10 taksitle satarsınız ya, 10. 9. taksit gelmez ama bazen inşaat firmaları fiziksel olarak hızlı ilerler. Hakedisi fazladır ama para yoktur. Para tahsil olmadığı zaman da kasada olmayınca ödeyemeyiz. Biz bu tür durumlarda Adem Bey, Eyüpsultan Yeşilpınar'da size çekle, vadeli çekle ödeme yaptık mı yapmadık mı?
Bir defa yapıldı diye hatırlıyorum. 4 milyon muydu, 4,5 mu öyle bir yani rakam net olmamakla bir defa yapıldı...
Rakamlar önemli değil Başkanım. Bu iki soru birbiri ile bağlantılı teknik olduğu için size açıklamak zorundayim. Adem Bey ile alakalı değil polemik olsun diye demıyorum. Şimdi hakediş bekletmediği için bekletme ihtimalim olduğu için 500.000 dolar alındı deniliyor ya; hatırlar mısınız Ayazağa'da da söylemiştim insiyatif bizde, teminat mektubuyla ödenebilir bir parayı ödeyen insan irtikap yapmaz diye. Aynı şey; para yok kasada. Anlayan diye söylüyorum; taksitle geliyor tahsilatlar başkanım. Fiziksel ilerliyor yüklenici, kasada para yoksa der ki para ver. Parayı veremeyiz. Ne yaparız? O vadede çek keseriz, risk alırız. Niye? Firma o çeki piyasada nakit olarak kullansın diye. Bunu yapan bir kurum bekletici sebep yapıp 500.000 dolar almaz. Bunu teyit etmek için sunuyorum.
Şimdi Adem Bey, yani arkanıza dönmenize gerek yok ama malum bir evrak var dosyada delil olarak sunduğunuz. Bu evrağın arkasında mısınız?
O evrağın arkasındayım. Neden arkasındayım? Ali Bey ben eğer kurgu yapsaydım...
Arkasındayım. Eğer ben kurgu yapacak olsaydım o 400.000 dolar oradan, 100.000 dolar buradan; bu evrakı dürüstçe düzenlemezdim. Benim şirketimden çıkartır, kasadan bir tane... Sana parayı getirdiğini iddia edilen kim? . 'e benim şirkütmden bir tane 500 dolarlık makbuz imzalatırdım. "Para da şirketin kasasında vardı" derdim, kimse de bilemezdi. Hiç de bugün bunları konuşmazdik. Ama doğru mu olurdu? Hayır, doğru olmazdı.
Tabii aslında sizin şu anda anlattığınız da bu işin çok çeşitli yöntemlerinden bir tanesi ama siz farklı bir yöntemi tercih etmişsiniz Adem Bey. Şimdi iddiaınızın ispatı için Adem... Ama başkanım, benim soruma o da yorum yaptı ben de onu yorumladım. Tamam, özür diliyorum. Özür diliyorum. Adem Bey, iddiaınızın ispatı için sizce bu belge yeterli mi?
Ben siz ceza alın diye böyle bir şey yapmıyorum... Öyle bir mücadelem de yok ayrıca. Ben iddianzın... Soruma cevap vermesi için karar verecek... Yani mahkeme...
Tabii ki. İddiaınızın ispatı için bu belge yeterli mi? Tamam. Başkanım, peki. O zaman şunu soruyorum. Adem Bey, yani yeterli olduğunu kabul ediyorsunuz veya sizin beyanınız olarak siz böyle kabul ediyorsunuz da; başkanım niye iddia makamı bu evrağı dosyaya delil olarak sunmadı da Erdal Tokmakçı'nın size aksi beyanda veren dekontlarını dosyaya sundu Adem Bey? Sizce? Yani bu belgeyi niye dosyaya...
Hayır, iddia makamı niye sizin evrakınızı dosyaya delil olarak sunmadı.
Başkanım perşembe inceleme yapacaksınız savunmamdan sonra tamamen manipülatif bir şeyle karşı karşıyayız. Adem Bey 500 bin doları beyanınızda demiştiniz ki ifadenizde, keşke bunu da böyle sorsaydınız sayın savcım ve sayın heyet.
Siz sorunuzu sorun Ali Bey.
2021 yılında demiştiniz Adem Bey 500 bin doları verdim. Bir hata mı oldu 2021'de verdim demiştiniz. 2021'de mi verdiniz? Çünkü ifadenizde bugün 2022 dediniz. Evet?
2022'de mi verdiniz? Sayın Başkanım o zaman iddia komple çöktü.
Ali Bey tamam çünkü soruyu sorduk cevabını aldık.
Soruyu o zaman şöyle de sorayım teyit olsun. 2021 dediniz Adem Bey şimdi bugün 2022 dediniz. Şoförünüz 2023'te parayı getirdiğini söyledi ve iddianamede bu parayı bana 2021'de verildiğine ilişkin baz kayıtları vesaire delil olarak gösterilerek bana bir isnat olduğunun farkında mısınız? Soru olarak soruyorum Sayın Başkanım.
Artık yeter Ali Bey yani... Böyle bir soru... Farkında mısın? Adem Bey farkında değil, biz farkındayız.
Ama bu soru değil artık. Siz birbirinizi ikna etmek için buraya çıkmadınız ki! En son ne yapacağız, öpüşüp barışsın mı diyeceğiz?
Hayır Başkanım o artık o iş geçti ama Başkanım bir şey söyleyebilir miyim yanlış anlamayın düzeltin beni.
Şimdi soru varsa net soruyu sorun.
Başkanım sorum iki... bir şey söyleyeceğim yanlışım varsa lütfen düeltin beni.
Yanlışınız var!
Ama Başkanım, ben soruyla kendimi nasıl anlatabilirim? Siz şimdi diyorsunuz ki "soru sor."
Bakın Ali Bey, şimdi şöyle bakın. Sordunuz, tarihini sordunuz. İddianameyle çeliştiği hususunu beyan eden mahkememize bildirirsiniz, biz değerlendirecek olan en son biziz bunu zaten. Yani şu an Adem Bey buna ikna olsa ne olur olmasa ne olur?
Soruya net geçelim.
Peki. Adem Bey ortağınız Erdal Tokmakçı sizin beyanınızla beyan neden veriyor. Siz dediniz ya 500 bin..
Onu Erdal Tokmakçı'ya sorarsınız.
Ali Bey...
Yanlış anlamayın da ortaklı bir işte parayı vermediğini biri söylüyor. Tek taraflı dinliyoruz şu an.
O paranın kiptas'ın ödenmişgine belge var. Ortak yalan söylüyorsa ben ne yapayım.
Kendimi ifade etmenin mücadelesini veriyorum başka nasıl sorabilirim
Eyüp'teki satışların KİPTAŞ'ta yetkisi dediniz doğru mu? Eyüp'teki konutların satış yetkisi KİPTAŞ'ta dediniz ilk ifadenizde. Yanlış mı dediniz yoksa?
Satış yetkisi değil. Her satış KİPTAŞ'a bağlıdır. Yani siz yetkisizde de olsanız, Pendik'te başka yerde hiç fark etmez, siz KİPTAŞ'ın bilgisi ve onayı olmadan, KİPTAŞ'ın pos makinesi olmadan kaparo dahi almazsınız.
Peki sözleşmeyi sunduk, 6. maddeye dikkatinizi çekiyorum Sayın Başkanım. Ben öyle olmadığını söylüyorum. Adem Bey hani sizin beyanınıza göre böyle ya, hatırlar mısınız Eyüp'te vatandaşlar iptal edilen sözleşmelerle ilgili davalarımız olmuştu? Hem KİPTAŞ'a hem de ikinci olarak sizin de sahip olduğunuz firmalara dava açılmıştı. Bu davalar sonucunda husumet yönünden kim kusurlu bulundu hatırlıyor musunuz?
Başkanım sonuclandı, yüklenici firma bulundu. Niye? Sözleşme kapsamında yetki yüklenicinde olduğu için. Zaten birazdan avukatlarım da detaylı anlatacak. Benim sorularım bu kadar kusura bakmayın derdim Adem falan değil kendimi anlatmak.
Sayın Başkanım, biraz önce bir şey açıklama ihtiyacı hissediyorum ki Hasan Fehmi Bey de Ekrem Bey'in avukatı bir hususu açıkladı. "" dedi, "soruları sorarken yönlendirmede bulunuyor." Şimdi bir her şeyden önce CMK hükümlerine göre tarafsız ve Savcı yok bu arada hemen isterseniz bekleyelim çünkü gıyabında konuşmuş gibi olmayalım yani.
Evet, gıybet yapmayalım evet. Yani bekleyelim.
Şimdi Savcı Bey'in soru sorma tekniğine baktığımda, şu hususları tespit ettim, siz de tespit ettiniz. Yani yönlendirme falan yok dediğiniz ama yani yönlendirme olmaması gibi bir şey zaten söz konusu değil, kesinlikle yönlendirme var. Çünkü ifadeyi okuyor, hatırlatıyor, zaten isimli şahıs, bir kere ifadeyi yazılı okudu, komple okudu. Bu adam itirafçı, sözde itirafçı ama esasen de dinlenen tanık beyanlarından, sanık anlatımlarından anlaşılacağı üzere tamamen iftira nitelikli bir şahıs. İftirada çelişkiye düşmemek için yazılı beyanını okuyor. Şimdi da iftirasını pekiştirmek için... demek istemiyorum yani Cumhuriyet'in savcısı yani CMK'da tarafsız, lehine olan hususların da toplanmasını ister. Soruşturma aşamasında biz böyle bir teamül görmedik savcılık makamında ama en azından yargılama aşamasında savcılık makamının bize bu güveni vermesi gerekir. Çünkü hiçbir kurumun başında "Cumhuriyet" unvanı yer almamakta, sadece 'nın unvanının başında "Cumhuriyet" yer almaktadır. Cumhuriyet Savcılığı bir şey daha söyleyeyim, şerefli bir meslektir onu söyleyeyim yani.
Şimdi onun için burada kanunda öngörülen biçimde tarafsız davranmak hepimiz... bizim için çok şey değil ama mahkemenin ve savcıların yükümlülüğü altındadır. Şimdi Savcı Bey soruyor, yönlendiriyor ondan sonra... Savcı Bey şöyle soru sorması lazım, bakın; yani ilk defa savcı görmüyoruz duruşmada. Şimdi gel böyle bir iddia var Ahmet Bey, Mehmet Bey ne diyorsunuz? Yani iddiayı aynen okuyor, beyanını aynen okuyor, üstünden çift dikiş yapıyor. Yani önceden bir iftira niteliğinde bir beyan var, o çift dikişle o beyanı pekiştiriyor, ondan sonra diyor ki: "Ya bu doğru mu?" Yani gollük pas böyle, al... o da "Tabii efendim haklısınız, öyledir" falan filan. Şimdi böyle soru sorulmaz. Yani mahkemenin bakın soruşturma aşamasında, kovuşturma aşamasında mahkemenin maddi gerçeği belirlemeye yönelik çabası ne kadar gerekliyse mahkeme aşamasında da, kovuşturma aşamasında da o maddi gerçeği araştırma çabası içerisinde olması gerekenlerden bir tanesi de 'dır. Yani bir kere bu tespiti yapalım.
Başka bir tespit daha söylüyorum Sayın Başkanım, hazirunun vaktini alıyorum ama bunlar önemli bakın. Yani ben geçenlerde bir acele bir konuşma yapmıştım, demiştim ki; yani usulü tartışmak şey kıdem önemli değil. Bazen hata yapılıyor duruşmanın yürütülmesi sırasında ama o hatalar telafi ediliyor. Şimdi o hataların telafi edilebilmesi güzel bir şey çünkü yargılama gerçekten kolektif bir şeydir. Yargılamayı siz tek başınıza yürütemezsiniz yani. Bizim katılımımızın olması muhakkak gerekiyor, sanığın katılımının olması muhakkak gerekiyor, hatta seyircinin de katılımının olması gerekiyor aleniyeti sağlamak bakımından baktığınız zaman. Şimdi siz mesela, şimdi CMK'da Sayın Başkan, CMK'da "müşteki sanık" sıfatı bir yerde tanımlanmamış. Müşteki ayrı tanımlanmış, sanığın tanımı ayrı, hakları ayrı, onların mükellefiyetleri, onların beyanlarından sonra hangi usulü işlemlerin ikmal edileceği falan hepsi düzenlenmiş. "Mağdur sanık" düzenlenmiş. Mağdur ayrı düzenlenmiş, sanık ayrı düzenlenmiş. Şimdi mesela "ihbarcı sanık" düzenlenmemiş. "İhbarcı" diyor mesela savcılık soruşturması aşamasında, "ihbarcı" diyor ama "ihbarcı sanık" kavramı yok CMK'da. Şimdi bakın bunlar Sayın Başkanım, iki sıfatın bir araya geldiği özel nitelikli sıfatlar, birleşik sıfatlar bunlar. Şimdi iki sıfatın bir araya geldiği durumlarda mahkemenin hangi usulü işlemleri tatbik edeceği konusunda bazen tereddüt yaşanıyor. Bir kere müşteki sanığı dinliyorsunuz, hem müştekinin haklarını hatırlatacaksınız hem sanığın haklarını hatırlatacaksınız, bunda tereddüt yok. Mağdur da aynı biçimde.
Şimdi bakın CMK'da, CMK 215. maddeyi okuyorum Sayın Başkanım. Bakın yani bazen önemlidir, bildiğinizi zannedersiniz "Allah Allah" dersiniz "ya bu da varmış". Bakın şimdi 215. madde Sayın Başkanım, sözüm kesilmezse sevinirim. Ben hukuki bir şeyden bahsediyorum, sanık müdafileri buna yönelik olarak hukuki bir itirazları varsa elbette ki bildirebilirler. Şimdi Başkan, suç ortağının... bakın Sayın Başkanım bir müsaade, suç bakın 215. madde "Dinleme ve okumadan sonra diyeceğinin sorulması". Diyor ki: "Suç ortağının..." bakın "suç ortağının" diyor, "tanığın ve bilirkişinin dinlenmesinden veya herhangi bir belgenin okunmasından sonra bunlara karşı bir diyecekleri olup olmadığı katılana"… şu anda katılan yok daha yargılama safhasında değiliz. "vekiline" daha onlar da yok… "na, sana ve müdafine sorulur" diyor. Şimdi "ihbarcı sanık" sıfatı kanunda hiçbir yerde yer almıyor. İhbarcı, sanıklık ve tanıklık sıfatlarının birleştiği haller var; mesela bu ihbarcı sanığın şeyinde olduğu gibi. İhbarcı sanık kendisine yüklenen eylemlerle ilgili bir savunma yapıyor, ayrıca kendisi haricinde veya kendisinin de dahil olduğu konularla alakalı gördüğünü bildiğini anlatıyor. Tanıklığa ilişkin hükümlerin aslında karışık olarak uygulanması lazım. Dolayısıyla ihbarcı sanığın kendisine yönelik suçlar bakımından susma hakkı var; "Ya sen bunu yaptın mı yapmadın mı anlat bakalım" dendiğinde elbette ki susma hakkı var. Şimdi CMK'da kıyas her zaman mümkün Sayın Başkanım.
İtirazımız hangi noktada Avukat Bey? Onu tamamlayın.
Şimdi tanığın tanık sıfatıyla, ihbarcı tanığın, suç ortağının tanık sıfatıyla bildirdiği çünkü birilerine isnatta bulunuyor, hususlara ilişkin yanıt vermeme gibi bir şeyi yok. O zaman ne yapılır? CMK 60. maddedeki hapsen tazyik hükümleri kıyasen uygulanır. Bu takdirinize bağlı bir şey ama bakın usul kesinlikle böyle olması lazım. Bunlar ileri düzeyde usul kurallarının tatbiki, o şimdi o aşamada değiliz diyorsunuz ama 215. maddenin tatbiki önemli Sayın Başkanım. Geçtim bunların hepsini, pas geçiyorum hazirunun daha fazla sabrını tüketmeyelim. Şimdi bakın iddianamenin 3353. sayfasında, 'nın bir tespiti var. Beyefendiye soruyorum. Diyor ki, "Burada anlatım kısmında soruşturma dosyası kapsamında şüpheli konumunda bulunan isimli şahsın materyal inceleme raporunun içeriğinde yer verilmiştir" diyor. Söz konusu veriler, mesaj içerikleri incelendiğinde Serpil ile -bir avukat hanımefendi- isimli şahıslar arasında mesajlaşmanın olduğu ve bu mesajlaşmalarda 'ın "Bak sende bir görüş Adem Bey'le..." Adem Bey, yani Adem Bey'in vekili zaten. "Bülent Bey'in söylemesi ya da söylememesi gereken neler var? da farklı bir sanık. Ve genel müdür adamı çünkü onu zorlayacaklardır."
Şimdi Savcı Bey, , iddianameyi düzenleyen demiş ki bundan sonra: Bu Asoy antetli, 'in şirketinin antetinin bulunduğu şeyden, Asoy antetli bir kağıda yazılan nottan bahsetmiş, ayrıca mesaj içeriklerinden bahsetmiş, bu mesaj içeriklerini soruşturma kapsamı içine raporlandığından bahsetmiş ve ondan sonra da demiş ki; Savcı Bey'in tespiti, 'nın tespiti: "Evet, soruşturma dosyası kapsamında ifadesine başvurulacak ya da gözaltına alınacak şahısların beyanlarında söylemesi ya da söylemesi gerekenleri..." bakın, "...konuştuklarına dair görüşmelerin olduğu..." Savcı Bey'in tespiti bu ve doğru da bence yani tespit doğru. Devam eden incelemede materyal resimler kısmında Asoy Grup ünvanlı firmanın ajanda kağıdına yazılı soruşturma dosyası kapsamında yapılacak olan operasyonlar ya da işlemlere yönelik ne tür tedbirlerin uygulanması yönünde yazıların olduğu değerlendirilmiştir. Şimdi bunun adı Sayın Başkanım, yürütülmekte olan bir soruşturmada delillerin karartılması, uydurulması yönünde bakın bir şey söyleyeceğim, çaba sarf etmek.
Şimdi 'e şunu soruyorum: , böyle bir organizasyon var, savcı iddiası bu yani iddianame sayfa 3353'te savcının iddiası bu; böyle bir organizasyonda 'in dahli nedir, rolü nedir, etkinliği nedir? Bununla alakalı savcılık aşamasında şimdi bir soru sorulmuş mu kendisine, "Böyle bir soruşturma var mı?" Çünkü savcı iddianamede açıkça bundan bahsediyor.
Sayın Başkan, sözünüzü kesmek istemiyorum, yalnız müvekkile "iftiracı" denilerek hakaret ediliyor. Eğer burada bir sorgu yapılıyorsa, sorgudan önce 10, 15 ya da 30 dakika boyunca konuyla tamamen alakasız meselelerin konuşulması müvekkili artık yoruyor. Bu duruma müdahale etmenizi talep ediyoruz; çünkü "iftiracı" demek, bir kişinin saygınlığını ve şerefini zedeleyecek bir kelimedir. Buna rağmen hiçbir tepki gösterilmemesi bizi oldukça rahatsız ediyor; lütfen müdahale edin.
"İhbarcı sanık" olarak beyanda ettiler Avukat Bey yanlış anlamadıysak.
Bu tarz ifadelerden mümkün olduğunca kaçınalım. Soruyu cevaplamak istiyorsanız buyurun.
Antetli kağıtla haber gönderdiğim Serpil Hanım, benim şirket çalışanım olur. Avukat , daha önce kardeşimin ve şirketimizin de bazı davalarına bakmış, benim de avukatımdır kendisi. Şu an savunma avukatlarının yanında burada bulunmaktadır. Serpil Hanım, benim çalışanım. Bunlar, ben tutukluyken cezaevine arkadaş görüşüne gelip gidiyorlardı. Dışarıda kurulu bir işim olduğu için, her ne kadar kayyum atanmış olsa da şirket işleriyle alakalı benimle mecburen görüşüyorlardı. Şirkete kayyum atanınca alacaklılar ve çalışanlar paniklediği için eski hafızaya ihtiyaç var. Ben de onları Serpil, gerek avukatlar ve Selcen üzerinden iletmişliğim vardır.
Başka soru varsa alalım. Avukat Bey açıklamaya gerek yok. Son olarak aldık, cevabımızı aldık. Ve size de zaten beyanda, bu sizin beyanınız için zaten söz hakkı verdik de ayrıntılı o kısımları notumuzdan açıklarsınız, o kısımları dinleriz zaten. Evet buyurun.
Adem Bey'e bir sorum daha olacak. Bir buçuk milyon dolar meselesi var. Bu Pendik Arkatlı evleri kısmında. 'nın da ilgisini celp etmiş. O da o konuda bir soru sordu. Şimdi 21.02.2025 tarihli noter huzurunda düzenlenme şeklinde düzenlenmiş bir belge var. Protokol sözleşme. Bu ek sözleşme, ana sözleşmeye ek sözleşme. Yani bir yerde KİPTAŞ'ın bazı alacak ve alacaklarının ödenmesiyle alakalı bir fark meselesi var. Ve bu sözleşmenin 4/4 bende olması lazım. Sayın Başkan bunları sunduk. Ekler içerisinde hepsi var. Ek bir dosya sunmuştuk onun içinde hepsi var. Şimdi ek 4 madde 4'te bakın diyor ki: Yüklenici yani , 41.294.000 TL'lik tutarın %25'ine karşılık gelen... Pardon 4'e 3'te; Yüklenici %64 payına karşılık 4'e 1 maddesinde belirtilen T1 ve T2 bloklarda bulunan toplamda 20.456,91 metrekare satış esas brüt alana sahip 224 adet konut bağımsız bölümü alacak olup ek bir listeye göre sözleşmeye ek bir liste konulmuş. Uzatmıyorum; diyorum ki KİPTAŞ'ın diyor yüklenici, dayanak sözleşmedeki paylaşım oranına göre %64 demiş. Paranızı içinde gereken 1.612.667.565 TL bedel üzerinden fazla aldığı tutar, fazla aldığı tutar 41.294.064 TL yüklenici tarafından KİPTAŞ'a ödenecektir diyor. Şimdi sözleşme kapsamında yapılan bir şey bu. Şimdi isimli şahıs, ifadesi sırasında, savcılıktaki Haziran ayında verdiği ifadesi sırasında, Sayın Başkanım onu buluyorum, okuyacağım. Diyor ki bu şeyinde; bir buçuk milyon dolar meselenin içinde bu da var diyor. Bu konu da var diyor. Şimdi Adem Bey, bu o para mı? Bu şirkete ödenen para mı? Çünkü ifadenizde öyle diyorsunuz. Yani ben size gollük pas vermiyorum ama bunu da netleştirmek lazım. Çünkü bir de mahkemede de sunmak istiyorum. Yani bizim algımız, görüşümüz, kanaatimiz kesinlikle şirketler arasında yapılan bir sözleşme de alacak. Ödenen şeyin ödenmesi yolu.
Kanaatinizden ziyade soru olarak sorun.
Sayın Başkanım, yani o kadar suçlama müvekkilimiz 1 senedir tutuklu bu kanaatimizde mahkemeye aktarmak durumundayız. Adem Bey buyursun cevap versinler.
Soruyu net olarak alalım.
Şimdi evet, 1.5 milyon dolar sizin şirketinizin noter huzurunda anlaşılmış anlaşma kapsamında daireler bakımından öngörülen 41.294.000 TL'lik bir bedel var. İfadenizde demişsiniz ki; "Bu param o paradır" demişsiniz. Ne diyorsunuz bu konulara? Bunu açıklar mısınız?
Bu şantiyede biz 3 ortağız. Tek başıma değilim. Ben bilgim kısmını anlattım. Daha önceden yeterli gelmediyse, hani şu an diyebileceğim bir şey yok. Yani bu para mıdır, değil midir kısmında hani olmadığını biliyorum. Ben öyle olmadığını biliyorum ama sizin bu iddianızda…
Adem Bey, iddianamede eylem 15 kapsamında özetle müvekkilim 'nin yönetim kurulu başkanı olduğu Makyol firması tarafından şirketinize birtakım ödemeler yapıldığı ve bu ödemelerin örgütü finanse etme amacı taşıdığı; müvekkilimin bağış maksadıyla yaptırdığını iddia ettiği Esenyurt'taki kreşi aslında hiç inşa ettirmediği ifade edilmiştir. Bu kapsamda Makyol İnşaat ile firmanızın ticari ilişkisi nedir?
Makyol İnşaat ile firmamızın 10 yılı aşkın süredir ticari ilişkimiz vardır. Makyol'un Esenyurt ve Beylikdüzü'nde yapmış olduğu projelerin kaba inşaatını ve taşeronluklarını biz yaptık. Yanlış hatırlamıyorsam ikisi 1200 konut artı ticarilerden oluşmaktaydı. Esenyurt'taki kreşi Makyol bağış olarak yapmıştır. Parasını bize Makyol göndermiştir. Faturasını da kreş olarak Makyol'a kestik. Hatta birazdan avukat hanımın sunumunda ilgili kreşin görseli de görülebilir.
Kreş inşaatına ait ödemeler şirketinize neden parça parça gönderilmiştir?
Hak ediş usulüne göre. Makyol ile daha önce de çalıştığımız için Makyol'un düzeni hak ediş usulüne göre aylık parça parça, ilerleme seviyesine göre parayı gönderir hak ediş yani. Kemal Bey vardır Makyol'da; gelirdi, bakardı işe. Hangi seviyeye geldik, ona göre parasını gönderirlerdi.
Son bir sorum daha olacak. 16 Haziran 2025 tarihindeki ifadenizde "Başlarda ile 'nin arası gergindi, sonra bir anda çok iyi oldu" şeklinde bir ifadeniz bulunmaktadır. Bu ifadeniz görgüye mi dayanmaktadır? ile böyle bir yakınlıkta tanışıklığınız bulunmakta mı?
ile o kadar yakınlıkta bir tanışıklığım yok. Sadece görgü ve kendi içimizde, Makyol ile de çok uzun süredir çalıştığımız için kendi aramızdaki sohbetten kaynaklı bir konuşma o beyan.
Şimdi tabii Adem Bey bugün ifadesini tamamen okuduğu için, sadece okuduğu için bu soruyu sormakla mükellefim, benim gibi birçok kişi de aslında merak ediyordur tabii. Bugünkü sorgu ve savunmanızda verdiğiniz beyanlar özgür iradenizle verdiğiniz beyanlar mıdır?
Avukat bey, demiş. Zaten şimdi huzura sanığı almışız, sanık tutuklu, almışız huzura soruyoruz, anlatıyor.
Özgür iradesiyle beyan vermemesi, zaten bizi burada zan altında bırakır.
Hayır Başkanım şundan diyorum, sadece buradaki fiziki durum açısından sormuyorum. Bunu salonda bulunan bir sürü kişi çok iyi anlıyor. Siz de aslında bizim duruşmaların başından beri serzenişlerimizden dolayı bu soruyu neden sorduğumuzu çok iyi anlıyorsunuz. Çünkü özellikle dikkat ettik; ifade boyunca tek bir kelime dahi kendinden katmayarak ve tamamen elindeki metne bağlı olarak bir ifadede bulundu . Ayrıca yine hem sizin...
Bu soruyu avukat bey, buyursun. (Kadın avukat araya giriyor)
Eylemlerine ilişkin sorular. Tamam, avukat hanım tamam.
Ya bunu sormamın nedeni devamındaki sorularla ilgili ilişkili olduğu için. Şimdi sorgu ve savunmanızda örgütle ilgili...
Avukat hanım, sözü avukat hanıma veriyorum. Meslektaşına hiç şey yapmadı. Avukat bey soruya geçelim.
Tamam. Bugünkü sorgu ve savunmanızda örgütle ilgili olarak -bakın özellikle okuyorum not etmişim çünkü- "Örgütsel bir yapı içinde olduğum iddialarını kesinlikle kabul etmiyorum, suç örgütü mensubu değilim." dediniz. Çıkar amaçlı bir suç örgütü olup olmadığını biliyor musunuz?
Ben soruyu size sordum Adem Bey. Bir örgüt olup olmadığını biliyor musunuz dedim?
Aynı zamanda yine bugünkü sorgu ve savunmanızda rüşvetle ilgili olarak da -yine bunu da not etmişim- "Ben bu rüşvete hiçbir suretle aracılık etmedim, yapılan ödemeler hak ediş ödemeleridir..."
Avukat bey, sorunuzu bitirmeden ben cevaplayalım. Benim savunmamdaki yapmış olduğum kendimle ilgili rüşvete aracılık suçlamasıyla itham edildiğim 16. eylemdir. İki tane eylem olan bahsi geçen 30 ve 28 no'lu eylemlerde tek başıma değilim. Tek başıma karar alabilecek yetkiye haiz değilim.
Tamam, ben sorumu devam edeyim o zaman siz de dersiniz ki o zaman ben eylem 16 açısından böyleyim, eylem 28 açısından böyle değilim diye cevap verirsiniz soruya. "Yapılan ödemeler hak ediş ödemeleri, kimseye rüşvet vermedim, kimseye rüşvet verilmesine aracılık etmedim." -bakın özellikle aracılık etmedim dediğinizi ekledim, çünkü bu sizin beyanınız- "Rüşvet organizasyonun içinde hiçbir şekilde olmadım. Ne rüşvet ne de kamu güCü ne de herhangi bir menfaat temin etmedim." dediniz. Bu beyanlarınız doğru mudur? Ben soruları Adem Bey'e soruyorum ama her seferinde galiba meslektaşlar cevap verecek Sayın Başkan.
Avukat bey, şimdi biraz önce sanıyorum müdafiimiz yine, Savcı Bey'in beyan okuyup doğru mudur diye sordu soruyu...
Ama Savcı Bey Başkanım şöyle, Savcı Bey önceki ifadesini okuyarak bu böyle midir diye teyit ettirdi. Ben bugün huzurda yaşanan sorgu ve savunmaya ilişkin bir soru soruyorum.
Doğru mudur Adem Bey?
Ana savunmamda, ana savunmamda ve bahsedilen, biraz önce üzerinde konuşulan iddialar eylem dışı... Ben şeyi zaten, etkin pişmanlık kapsamında 28 nolu eylemde 'la alakalı anlatımıştım. Benim yaptığım savunma daha çok yani belediye adına yapılan işlerle gelen ödemelerin, iddia makamının bunların rüşvet olup olmadığı, bir organizasyon olup olmadığı, rüşvet organizasyon içinde olup olmadığım; ki bütün suçlamalar, ithamlar rüşvete aracılık suçu çünkü. Bu anlamda yaptığım savunma. Yoksa ben ifademin ilgili eylemde, dinlediyse avukat bey, ilgili eylemde bu parayı verdiğimi, nasıl verdiğimi anlattım.
Şimdi kendisiyle ilgili de 'la ilgili de bu Pendik Arkатlı ile ilgili bir rüşvet iddiası yoktu ama tabii kendisi anlattığı için biz de sormak, yani boşlukta kalmamak için sormak zorunda kalıyoruz Sayın Başkan. Şimdi soruşturma aşamasında Pendik Arkатlı projesi ile ilgili olarak 'a verdiğini söylediği bir buçuk milyon dolar biraz önce bahsetti. Bu bir rüşvet midir? Sisteme aktarılmak üzere verilmiş bir para mıdır?
Buyurun cevaplayın tekrar.
Yani bu bir rüşvettir demişti daha öncesinde. 'a verilmiş bir para olduğunu söylüyor. Evet. 'a verilmiş bir rüşvetse bu, bu parayı ne için verdiniz?
Yani niçin verdik? Birincisi; arka taraftaki bitmiş dairelerimizi aldı, aldılar. Yerine ön taraftaki natamam daireleri daha pahalıya bize sattılar. Arada fark çıktı. Bu ve bunun gibi bir işlem daha var. Bunun karşılığıdır.
Tarihini tam hatırlamıyorum. Yani önceki beyan ettiğim tarihtir. Şu an söylediğim tarihi tam olarak hatırlamıyorum.
Şimdi ben de aynı şekilde önceki ifadesini okumayacağım ama "Daha önce elimizde kalan ve tamamlanmamış 70'e yakın daireyi elimizden alarak natamam dairelerle değiştirdiler. Bunu da bir ek protokolle gerçekleştirdiler." dedi. Bu hususa ilişkin bir ek protokol yaptınız mı KİPTAŞ'la?
Ek protokol yaptık. Sadece öndeki natamam daireler... Yani şöyle biraz daha detaylı anlatayım siz anlayacaksınız, anlamanız açısından. Arka tarafta bitmiş olan dairelerimiz var, satışa hazır. Bu daireleri bizden parayla alıyorlar. Karşılığında bitmiş daireyi örnek veriyorum rakamları, 80 bin liraya alıyorlar; öndeki natamamı 85 bin liraya bize sattılar, payın oradaki payın. Ve hatta Ali Bey kendi ifadesinde şöyle söylemişti: "Bak daha pahalı satmışım, TMSF bile bize yazı yazdı bunlar çok pahalı, bir yıl sonra olmasına rağmen satamıyoruz yine de." Evet doğru, ben de bunu söylüyorum zaten. Arkadaki mala buradan arka taraftaki satıştan bizim kasamıza o dönem giren paranın içinden verilmiştir bu para.
Tam o sırada yani çok net hatırlamıyorum noterde olup olmadığını çok net hatırlamıyorum. Ama bir protokolümüz olması lazım.
Bu dairelerde peki şerefiye farkları oluyor mu? Projelerdeki dairelerde bu projede şerefiye farkı var mıydı?
Bütün projelerdeki şerefiye farkları projenin sosyal tesisi, havuzu ve benzeri girişini gibi alanlara uzaklıklarıyla başlayan bir puanlama sistemiyle yapılır. Dolayısıyla sitenin içindeki her dairenin sosyal tesis ve benzeri şeylere uzaklıklarına göre konumu, şerefiyesi, cephesi ve balkonu bile etkileyecek şekildedir. Şerefiye yapılır ve yapılmıştır.
Bu varsayım. Ön deyince sizin aklınıza ön taraf şey olarak... Öndeki daireler ofis niteliğindedir, home-ofis niteliğindedir; site değildir. Arkadaki daireler dairedir, sitedir, yaşam alanıdır.
Peki bu ek protokolü yaparken natamam dairelerin değer tespiti ve var olan dairelerin değer tespitine ilişkin bir ekspertiz hesaplaması yapıldı mı?
Yani sözleşme kapsamında, önceki sözleşme kapsamında KİPTAŞ'a bir yükümlülügünüz vardı ve bu yükümlülük yerine gelmediği için mi bu ek protokolü yapma ihtiyacı duydunuz?
Hayır, KİPTAŞ'a bir yükümlülügümüz yoktu. KİPTAŞ tamamen arka taraftaki daireleri İmar AŞ'ye aldırmak için yaptı bunu. Yani Büyükşehir Belediyesine aldırdılar.
Hala yapımı devam ediyor, kar elde etmiş miyiz kısmına bugün cevap vermem çok zor.
Tamam, devam ediyorum. Yeşilpınar projesi ile ilgili olarak dairelerin satışı yapıldığında satış bedelleri KİPTAŞ hesabında toplanduğu halde size hakediş düzenlenmesine rağmen ödeme yapılmadığı oldu mu?
İlk hakediş olarak değil, bizzat şöyledir: Eğer hesabınızda paranız yoksa KİPTAŞ size kendi kasasından para ödemeyeceği için, eğer kasamızda paranız yoksa zaten bir hakediş oluşturmanıza da gerek yok. Çünkü kasamızda, yani hesaptaki kalan 57.000.000 TL'nin vaktine bakıldığında o tarihteki hakedistir.
Şimdi bir açıklama yalayım da hakediş olup para gelmeme durumu da oluyor. Biraz önce kendisi anlattı da. Şimdi satışlardan sonra inşaatı yapan yüklenci hakediş elde ediyor ama para gelmiyor KİPTAŞ'a. Sonunda bunu satıyor ve o satışın bir vadesi varsa alan kişiler vadeyle o ödemeyi yapıyorlar. O yüzden KİPTAŞ'a para gelmediği durumlar da oluyor. İlk hakediş tarihinizi hatırlıyor musunuz bu Yeşilpınar Projesi ile ilgili?
Ben söyleyeyim; 17 Aralık 2021. Peki bu proje ile ilgili ilk ödeme aldığınız tarihi hatırlıyor musunuz?
Yani satışlardan öyle not tutmadım. Bir de birbiriyle hani hangi tarihte kaç para gelmiştir falan bunları takip etmedim.
Yine ben söyleyeyim Başkanım. Bakın çok şaşırtıcı, ya Allah'tan ki belgeler var. Daha önce de bunu bu şekilde anlatmıştık. İlk hakediş tarihi 17.12.2021. Kendisinin şirketine ödenen, ödeme yapılan tarih 20.12.2021. 3 gün. 3 gün. 3 gün sonra ödeme yapılmış. ödemelerin ertelendiğini söylüyordu.
Avukat Bey; siz KİPTAŞ'a, KİPTAŞ'ın içinden onay almadan dileçe dahi veremezsiniz, bırakın hak ediş çıkmasını. Evet, söyleyeceğim bu kadar.
Devam ediyorum Sayın Başkanım. Size ödemeler -yani biraz önce kendisi aslında bu soruya kısmen cevap verdi ama hepimizi aydınlatmak için bence daha sağlıklı olabilir- ödemeler aranızda yaptığınız sözleşme hükümlerine göre mi yapılır?
Aramızda yaptığımız sözleşme tamamen hasılat paylaşımlıdır ya veya kat karşılığıdır. Orada bir ödeme maddesi olmaz ki.
Yani ödemelerin ne zaman yapılacağı sözleşmelerle düzenlenmis midir?
Hayır, düzenlenmez. Bu tarz projelerde düzenlenmez. Yani paranız varsa, satış yapmışsanız... Çünkü bunlar kamunun parasyla yapılan işler değildir. Kat karşılığı inşaattır. Müteahhit inşaatı yapar; burada KİPTAŞ kontrol ve aynı zamanda garantordür. Para satışlardan KİPTAŞ'ın hesabına gelir. Hakedisinizdeki seviyeniz eğer yeterliyse, puan oranı seviyeniz yeterliyse parayı alırsınız. Yeterli değilse 1.2 kat fazlasıyla, yani %120 katıyla teminat ve yükümlülük alırsınız.
Yani aslında Sayın Başkanım buna ilişkin tabii açıklama yapmama izin vermediğiniz için de usulü açıklama yapılacak ve belgeler var ama devam ediyorum. İnşaatta ilerleme sağlanmamış, yani hakediş düzenlenmemiş olsanız bile KİPTAŞ tarafından size çek ile ödeme yapıldı mı? da bunu sordu gerçi.
Hak etmediğimiz şeyi değil. Hak edişte alacaklı iseniz eğer şöyle bir hakkınız var...
O zaman şöyle sorayım soruyu; bu ödeme yani hak ediş olarak sizin ileri sürdügünüz ama henuz KİPTAŞ'a gelmeyen ödeme KİPTAŞ tarafından size çekle yapıldı mı?
KİPTAŞ'a gelmeyen ödeme diye bir kavram doğru değil. Bir daireyi sattığınızda taksitlendirirsiniz bu dairenin bedelini. %20'sini peşin aldınız, kalanını da 12 ayda ödeyecek müşteri. Tablolarda bellidir; hangi ay kaç para geleceği, geliriniz olacağı o tablolardan bellidir. Ayın her ay 25'inde veya 20'sinde taksitlerin şeyine göre hesaba yatar. Siz finansman mali şeyi yaptığınızda onu görürsünüz. İşte Ocak ayında şu kadar para mı gelecek? şubat'ta bu kadar, Mart'ta bu kadar, Nisan'da bu kadar gibi. Sonrasında siz KİPTAŞ'tan şunu isteyebilirsiniz: "Bir taksit önde bırakıp, yani 8. ayın taksitini almazsınız da 9. ayın taksitini çek alırsınız, 10. ayın taksitini çek alırsınız." Bu KİPTAŞ'ın bize özel yaptığı bir uygulama değil, yapılan uygulamadır. Yani KİPTAŞ bize kendi kasasından bir para vermiyor. O taksit gününde eğer KİPTAŞ'ın kasasında o ilgili şantiyeye para gelmemişse biz o parayı yatırırız zaten çek ödenme seviyesinde.
Devam ediyorum sorulara. Yeşilpınar projesi ile ilgili olarak 'a 500.000 doları, 500.000 doları kimden istedi?
Ben bunu çok anlattım. Hani tekrardan anlattım; bizden, bizden; Erdal Tokmakçı ve ben.
Bunu niye sordum Sayın Başkanım? Erdal Tokmakçı'nın ifadesi huzurunuzda var. Erdal Tokmakçı böyle bir şey söylemediği için tekrar sorma ihtiyacı vardı teyit etmek için. Devam edeyim sorumuza o zaman. Ortağınızdan 400.000 dolar aldığını, bu 500.000 doların 400.000 dolarını ortağınız Erdal Tokmakçı'dan aldığınızı söylemiştiniz. Bu 400.000 doları kim aldı?
Mükerrer soru olduğu için cevap vermeyeceğim. Ben bu soruları bugün herhalde bir 10. kez cevaplandırıyorum. Tekrar cevap, bu sorulara verirse bir sonraki sorum açısından herkesin anlaması için faydalı olacağı için soruyorum Sayın Başkanım. Soruya daha önce cevap verdim. Yani iddianameye de bakırsanız, bu parayı kimin KİPTAŞ'tan alıp kimin 'a ilettiğini yazıyor zaten.
Şimdi iddianameye bakırsak, zaten siz daha önce sekiz kere ifade verip o iddianamede müvekkilimizle ilgili bu 500.000 dolar iddiasında olduğunuz iddianamede bu para verme işleminin Mart 2021'de olduğunu söylemişsiniz. Siz de öyle söylediniz, Sayın Savcı da öyle söyledi. Sayın Başkanım çapraz sorgunun mantığı bu değil midir? Ben soru soracakım ki bir sonraki soruda benim bir önceki soruda... Ama bir önceki "kime nerede vermiştim" bunu da o zaman cevaplamayacak diye düşünüyorum. Peki bu Eyüpsultan Yeşilpınar projesi ile ilgili şirket kasası kimdedir?
Adi ortaklıklar iki şirketin o ilgili şantiyeyi yapmak için bir araya gelerek oluşturduğu farklı bir vergi numarasıdır. Orada tutulur. Hesabı üzerine gayrimenkul veya mülk edinemez. Sadece tek amacı o işi yapmaktır; kâr edemez, fatura kesemez gibi.
Bu adi ortaklıkla ilgili şirketin kasası fiziki olarak nerede bulunuyor? Yani bu adi ortaklığın fiili olarak fiziki adresi neresi?
Şantiyenin yapıldığı yerdir. Adi ortaklığın fiziki adresi ya da yani şimdi şantiyenin yapıldığı yerdir veya ortakların bir tanesinin muhasebe ofisi de olabilir.
Adi ortaklığın hesabından çift imzalı ortaklarla birlikte çift imza atılır, harcanır. Eğer bir kâr dağıtımı veya fazla gelen bir para varsa da ilgili firmalara hisseleri oranında "sermaye iadesi" adı altında iade edilir.
Şirket muhasebe kayıtları, sizin şirketinizin bahsetmiş olduğunuz adi ortaklığın muhasebe kayıtları nakit yatan ve nakit çekenler doğru ve gerçek olarak tutulmakta mı?
Biraz önce çünkü para çıkışlarını da çıkan şekilde söylediniz de. Efendim bu eylemde, bu para çekme işleminde iki ortağın da imzası var mı?
Evet, olmak zorundadır. İki ortağın imzası da olmak zorundadır. Oranin cari muhasebe kayıtlarına gider olarak kaydedilen bir şey de muhasebe tarafından kaydedilir, ortakların onayı alınır.
Sizin bu zamana kadar 2021 olarak söylediğiniz, iddianamede de 2021 olarak belirtilen, hatta sizin "400.000 doları Erdal'dan aldım" dediğiniz ve Erdal Tokmakçı'nın da dosyaya sunduğu dekontlarda 2021 olarak belirtilen parayı bugün siz "2022'de verdim" dediniz. Erdal Bey neden "2021'de verdi" dedi, biliyor musunuz bunu?
Şimdi böyle bir soruyu üst üste sorunca hani tarihler hatali 21, 22 falan oldu ya... Ya konunun amacında para verilmiş mi? Yani şimdi 21 midir, 22 midir bu kadar... Şu an tarihsel olarak daha önce beyan etmiştim üzerinde...
Şimdi daha önceki beyanlarında bakın Sayın Başkanım siz de bu hususta 'un savunmasında, sorgu ve savunmasında sorunuz;
Müvekkiliniz de aynısını yaptı. Her sorunun cevabında bize bir şey anlatmaya çalışmanıza gerek yok.
O zaman şöyle; sizin 500.000 dolar olarak verildiğini iddia ettiğiniz, 400'ünü Erdal Tokmakçı'dan aldığını, 100.000 dolarını "ben ekledim" dediğiniz paranın Erdal Tokmakçı'dan alınan dekontları, Erdal Tokmakçı'nın dosyaya sunduğu dekontlar mıdır?
Erdal Tokmakçı onları sunmuş dosyaya evet. Bakın ben tutukluken Erdal Tokmakçı dosyaya dekont sunuyor. Doğru mu davranıyor yani? Erdal Tokmakçı'ın anlattıklarına ben de çok şaşırdım. Gelip burada kendisi anlatacaktır; o da sanık dosyada. Gelip orada anlatacaktır, eminim arabayı da anlatacaktır, bu 500.000 doları da anlatacaktır.
Tamam Sayın Başkan, ben devam edeyim sorulara. Yeşilpınar projesinden önce KİPTAŞ Silivri projesinde bir etabın yükleniciliğini üstlendiniz mi?
Bu işle ilgili olarak KİPTAŞ hak edişinizi sözleşme hükümlerine göre mi ödedi?
Yani hasılat paylaşımı bir projeydi, hak edişlerimize dediğiniz yani pursantaj, hak ediş dediğimiz tek sayfa pursantaj esasında. Yani hak edişlerimize göre ilerleme seviyesine göre eğer kasada para varsa gönderdi.
Yani ödeme geldiğinde kasada para var ise ve hak edişte de alacak varsa tabii ki göndermiştir.
Biraz önce sorgu ve savunma sırasında yine KİPTAŞ'ın bir projesinde 45 gün beton dökmeyle ilgili bekletildiğinizden bahsettiniz. Bu hangi projede bekletme oldu 45 gün beton dökme?
Ben tutukluken kayyumlar yönetiminde KİPTAŞ'ın değil proje İBB'nin projesi de.
Soruşturma aşamasında 8-9 kez ifade vermenize rağmen 'la ilgili son verdiğiniz ifadenizde para verdiğinizi beyan ettiniz. Neden daha önceki ifadelerinizde bu konuda savcılığa gerçeğe ulaşması için bilgi vermediniz? Yani şunu demek istiyorum biraz önce tekrar söylemiştiniz; daha önceki ifadelerinizde hep bu paranın haricinde başka bir yere verildiğini söylemiştiniz, önceki ifadelerinizde öyle söylemişsiniz. Bugün 'a verdiğinizi beyan ettiniz. Bu 'a verdiğinizi beyan ettiğinizi niye daha önce söylemediniz?
Ben bu arada eylem 28'deki olayı ilk ifademde anlatıyorum, sonraki ifademde anlatmıyorum.
Soruları değişik değişik sorabiliyorum orada bir engel yok diye biliyorum.
Yaklaşık bir yıla yakın bir süredir bu süreçte 8-9 kez ifade verdiniz ve biraz önce hem meslektaşım Mustafa Bey'in kısmen bahsettiği ifadenin o bölümü hem de ben de bahsettim, bu 30. eylemdeki bahsetmiş olduğunuz parayı 'a değil de sisteme aktarılmak üzere verdiğinizi beyan ettiniz. Bugün...
'Biz 'a verdik, sisteme aktarılmış mıdır?' kısmı soruldu tekrar. 'O zaman da almıştı, sonradan da 'a verdiğimi söylüyorum.' Soru şuydu orada: bu parayı sisteme sizce aktarmış mıdır? Önceki düşünceme göre aktarmış olabilirdi demiştim ama hayır kendine çalışan biridir dedim. Tam olarak cevabım buydu, aynı cevabımı tekrar ediyorum.
Tamam. Arkatlı Evleri projesinde ekspertiz değerinin altında yüklenici olarak siz veya KİPTAŞ herhangi bir şekilde bir daire sattı mı ekspertiz değerinin altında?
Hayır. Arkatlı projesindeki dairelerin tamamı bizimdir ve hiçbir zaman eksper değerinin, yani rayiç değerinin altında daire satmadık.
sizinle, yani sizin yüklenici olduğunuz dönemde KİPTAŞ'la iş yaptığınız dönemlerde Genel Müdür müyüdü yoksa Yönetim Kurulu Başkanı mıydı?
Hayır doğmadı, bu tamamen bambaşka bir şey. Pendik Arkatlı'da hiçbir zaman kamu zararı doğmamıştır, aksine bizim taahhüdümüzün on katına yakın para kamunun kasasına girmiştir. Benim hiçbir ifademde de Pendik Arkatlı evlerinde kamu zararı oluşmuştur şeklinde bir beyanım da olmamıştır çünkü böyle bir şey gerçek değil.
Bu ek protokolle ilgili bir soru soracaktım ama biraz önceki sorumun içinde onu zaten kısmen söyledim. Bu ek protokolü neden yapma ihtiyacı duydunuz natamam dairelerle ilgili? Çünkü ilk sorgu ve savunmanız sırasında sayın iddia Makamı da sormuştu ama açıklamamıştınız o hususu. Buradaki natamam dairelerle ilgili sonradan yapılan KİPTAŞ'la ek protokolün amacı nedir, içeriği nedir bu ek protokolün?
Tamam. Bir de son olarak bir şey soracakım. Asoy İnşaat şirketi size ait değil mi?
Ben ifadelerinizde 2017 tarihinden itibaren bu müvekkillerin ve 'ın akraba olduğunu ifade ederek bir husumet yaşadığınızı belirttiniz. Bunun tam tarihi ve kimlerle ne şekilde husumet yaşadığınızı açıklar mısınız?
2017'deki husumet adli makamlarda, yargılamada her yerde var. Şu an gününü, tarihini hatırlamıyorum.
Yani hepsiyle mi bir husumet içerisinesiniz? Kiminle, ne şekilde bu husumeti yaşadınız?
Yani bunu buradan açıklamak çok doğru olacağı kanaatinde değilim. Şöyle, sesli olarak konuyu anlatmanın bir yolu var mı? Yani Gül'lerden bir tanesinin oğluyla, satış ofislerinde bir olay yaşadık. Gelip kendisi olay çıkardı, kendi geldi. Her şey silah dediği, bir silahlı eylem oldu. Bu önce karakollük, sonra adliyelik, sonra yargılık oldu. O gün yaşadığım en büyük problem de şuydu; bunlarda bir şey olduğunda bütün aileler bir araya gelir. O gün beni Kale Kent Satış Ofisi'ne çağırdılar. Kale Kent Satış Ofisi'nde Gül, Keleş, Beyaz, hepsi vardı. Bunlar hepsi birlikte hareket ederler, birlikte hareket ettikleri zaman bunların kimyası aynı gibidir, akrabalardır. Yaşadığım olayın kiminle olduğu sorunuza, Emrah Gül.
Sayın Soytekin, siz benim görebildiğim kadarıyla 9 kez toplam ifade vermişsiniz. İlk ifadeniz emniyet ifadesi, 21 Mart 2025 tarihinde. 5 saat civarında sürmüş. Daha sonra 27 Haziran 2025 tarihinde Cumhuriyet Savcılığı'nda verdiğiniz ifade ise 14 saat sürmüş tutanağa göre.
Olabilir, evet ben yanlış söylüyor olabilirim, bakayım... 17 Haziran, doğru söylüyorsunuz. Toplamda 14 saat ifade verdiğiniz görülüyor. Ama emniyetteki ifadeniz 65-67 sayfa, buradaki ifadeniz ise 15 sayfadan ibaret. Savcılıkta bu ifadeniz için, 17 Haziran tarihli ifadeniz için neden o kadar uzun süre bekleme ihtiyacı duydunuz? Bu konuyu aydınlatir mısınız?
Yani emniyet ifadesinden bahsedeyim önce. Emniyet ifadesindeki 65 sayfa olmasının sebebi birçok sayfaları fotoğraftı zaten. Fotoğrafların aralarında bir tane, iki tane soru var, onun için sayfa sayısı çoktu. Normalde emniyetteki söylediklerimi tamamen toplasanız 3-4 sayfa bir şey yapar veya 5 sayfa. Yani 10 sayfayı geçmez diye söyleyebilirim. Savcılıktaki ifadem öğlen gibi başlayıp, yani 11 gibi başlayıp gece bitti. Aslında 16'sında başlayıp 17'sinde bitti. Yani... Nasıl o kadar sürdü bilmiyorum açıkçası. Yani zamanın nasıl geçtiği veya neden o kadar, hangi ara o kadar zaman geçtiği konusunda çok bir şey değilm açıkçası.
Bunu şunun için sordum Sayın Soytekin. "Soruldu" denerek alınmış ama sorular yazılmamış. Daha önce eylemler konusunda ifadenizi alan savcı beyle önce konuşup sonra mı o ifadeleri verdiniz, yoksa somut sorular soruldu, tutanağa mı geçirilmedi
Yani önce... Yani bir olay sorulduğunda o olay anlatılıyordu, sonra kayda geçiyor, tutanağa geçiyor. Yani ifadeye geçiyordu.
Yani toplam 14 saat Savcı Bey'in odasında mı bulundunuz?
Teşekkür ederim. Diğer taraftan 9 kez ifade vermişsiniz. Emniyet ve ilk tutuklandığınız 22 Mart 2025 tarihli ifadeniz dışında, tutukluken -eğer yanlış söylersem lütfen düeltin- 1, 2, 3, 4 tane ifadeniz var. Bunları dilerseniz tarihini anımsatayım size, belki zaman tüneli...
Üç tane olması lazım. Dördünsü... Üç tane 16 Haziran'da başlayıp üç ifade var, sonrasında ev hapsi var.
Dördünsü şeyde; ikinci tutuklama 21 Ekim 2025'ten sonra verdiğiniz bir ifade var.
Evet, yani belki aynı gün verdiğiniz tutuklama günü verdiğiniz...
Sorum şu: Sizden rica etsem, adım adım hem tutuksuz olduğunuz dönemde birden çok ifade vermeye nasıl gittiniz? Cezaevinde tutuklu olduğunuz o dört ifadeyi ise siz mi talep ettiniz, avukatlar marifetiyle mi talepte bulundunuz, yoksa Cumhuriyet Savcılığı'ndan mı sizi çağırdılar?
İlki 16.06.2025 tarihli ifadeyi ben talepte bulundum. Onun akabinde iki tane daha ifadem var, onlarda avukatlarımın savcılık aracılığıyla oluştu ama benim de bilgim dahilinde. Tutuksuzken olan yani ev hapsindeyken olanlar zaten belge ve evrakı. Diğer son olan da evet yine benim talebimle olmuştur.
Bu ara süreçleriniz arasında tutuklanan bir yakınınız oldu mu?
Kimdir acaba? Söyleyebilir misiniz sakıncası yoksa?
Tutuksuz sanık değil mi? Sonra tahliye oldu. Bu hangi tarihte, anımsıyor musunuz?
İlk tutuklanması ve sonra...
Teşekkür ederim. Tahliye ediliş tarihini anımsıyor musunuz?
Yani yaklaşık iki ay gibi tutuklu kaldı ama yani yanlış olmasın, tarihler dosyada var zaten, oradan bakabiliriz.
21 Ekim 2025'te ifade vermeye gidiyorsunuz ve tutuklanıyorsunuz.
Tutuklanma sebebiniz size açıklandı mı?
Evet açıklandı, tutuklama evrakında da var. Birkaç tane eylem soruldu. Hatta bir tanesi Eylem 5'ti hatırladığım. Bir tanesi Eylem 8'di, şey Eylem 10'du özür dilerim. Yani şöyle, şu an bir tanesi Eylem 7'ydi, 'le olan...
Yani şunu sormak istiyorum Adem Bey. Eylemlerden çok; yani daha önce özgürsünüz, ifade vermişsiniz, serbest kalmışsınız. Bu defa ifade vermeye gidiyorsunuz -kendiliğinizden mi gittiniz onu bilemiyorum 21 Ekim'de çünkü aynı gün tutuklanmışsınız, muhtemelen savcılık çağırmış olmalı diye düşünüyorum ama...
Evet, gözaltına alındınız belki o gün götürüldünüz. 21 Ekim'de ise tutuklandınız. Benzer eylemler çünkü daha önce de size sorulmuş savcılık tarafından. Bu bakımdan bir açıklama yaptılar mı diye yanıt almak istedim.
Yani orada benim söylediklerimi, hatta özellikle de Eylem 5 konusunda 'ın ki -ben kendi savunmamda da değindim- 'ın ifadesinde hani ben işte gitmişim adına gitmişim, Çarşı'ya, Silivri'ye gitmişim, telefon hoparlörü vermişim, Ekrem Bey'i aramışım falan bir ifadesi vardı. O ifade bana okundu tekrar. Ben bu ifadenin kurgu olduğunu, hiçbir zaman böyle bir şey olmadığını, onun o günkü savunma yapma anlamında bakılacak olursa yapabileceği savunma da en fazla hani... Yani ne diyebilirim? "Böyle değil" diyebilirim en fazla. Çünkü olmayan bir şeyi kabul edemezdim, "Böyle bir şey değil" derdim. Ve dosya açıldığında da yani o gün HTS baz kaydı olduğunu söyledi Savcı Bey. HTS baz kaydı, hatta kayıtlarda var, o ilk tutuklamaya sevk kaydında var yani yüzüne okunan HTS baz kayıtlarının doğruluğundan dolayı diye. Sonra dosya açıldığında ben de o HTS baz kaydını görmediğimi mahkemeye de dileççeyle bildirdim, tutukluluk inceleme dileççesinde bildirdim.
Birçok kez açıklamanızda değindiniz aslında, belki tekrar gibi size gelecektir ama tek kelimeyle yanıt verirseniz memnun olurum. Siz olduğu iddia edilen bir örgütnün yöneticisi misiniz?
Bir üyeliğiniz var mı herhangi bir çıkar amaçlı örgüte?
Yardımlarınız veya örgüt adına bir dış bağlantı söz konusu oldu mu?
Hayır, kesinlikle. Yani benim yaptığım işler inşaat yaptım. Bu örgüt faaliyeti midir? Bence değildir.
Ben de bu 7 Mart tarihli toplantıyla ilgili bir soru soracağım. Çokça soruldu aslında size de. Avukat 'ın da katıldığını, 'ın da katıldığını söylüyorsunuz. Hatta biraz detaylandırmışsınız; sizin ve müvekkilin telefonları yanındaymış, yanında bırakmışsınız. Görüşme sırasında da telefonla konuşmuş. Öncelikle bir hukuku gozünde avkatın dile görüşmesi herhangi bir suçlamaya konu edilemez, bundan yana herhangi bir şüphem yok. Ama telefonları iddia ettiğiniz toplantı yerinde olan müvekkilin ne HTS'sinde ne GPS'inde ne baz verilerinde toplantı adresinin yakınından dahi geçmemiş, gün boyu geçmemiş. Yine telefonla konuştuğunu söylediğiniz 'ın da ne HTS'sinde ne GPS'inde ne bazında iddia ettiğiniz yerin yakınından dahi geçmemiş. Bunun sebebi nedir? Ya da şöyle sorayım; açıkça yanlışlanabilir, gerçek dışı olan bu beyanınızda toplantıda olmayan kişilerin ismini niye söylediniz? Bu isimleri ifadenizde geçirmeniz için yönlendirildiniz mi? Ya da bu toplantı size şablon bir soru olarak mı soruldu, bu isimler şablondan mı kaldı?
Hayır, toplantıyı ben anlattım. O gün ne yaşadığım sorulduğunda toplantıyı ben anlattım ve ben toplantıyı bildiğim, o içeriği anlattım. Yani eğer HTS'si, bazı ben... Şey yapılabilir. Ben yaşadığım, gördüğüm toplantıyı ve katıldığım toplantıyı anlattım ben. Yani durup dururken ben oradaydım, yani durup dururken oradaydı, öbürü buradaydı dememin ne anlamı var?
Kısa bir süre geçtiği için herhangi bir şeyi karıştırdığınızı, yanlış hatırlayacağınızı sanmıyorum zaten. Bu beyanı veriyorsanız biliçli bir beyandır. GPS kayıtlarına göre sizce nasıl mümkün olabilir, bunu soracağım. GPS kayıtlarına göre müvekkil tüm gün boyu...
Teknik açıklama mı bekleyeceğiz?
Olay günü... Olay günü iş yerindeymiş tüm gün, akşamüstü de eve gitmiş, başka hiçbir yere gitmemiş. Hani gitmiş olsa belki bir şüphe oluşturacak. Sizce mümkün müdür teknik açıdan?
Var mı teknik bilginiz bu konuda?
Teknik açıdan mümkündür. Telefonu şirkette bırakıp 3 kilometre yukarıdaki toplantıya katılabilirsiniz.
Böyle bir teknik açıklama...
Adem Bey, biraz önce ara vermeden önce Sayın Mahkemenin kayıtlarına da giren savcılık makamının son sorusunda size İstanbul il binasının satın alma süreciyle ilgili sorduğu soruda, 'nun bu toplantıyı organize edip etmediğini Sayın savcılık makamı tarafından soruldu. Doğru mudur? Siz de yanlış duymadıysak Murat Gülbrahimoğlu'nu tanımadığınızı, bu toplantıyı organize ettiği konusundaki söylediklerinizin duyuma dayalı olduğunu söylemiştiniz. Doğru mudur?
Ben 'nu tanıyorum. Murat Gülibrahimoğl ile bir toplantıya katılmadım dedim. 'nu tanıyorum.
Yani kayıtlara giren şey; böyle bir organizasyonu Murat Bey'in yapmadığı konusunda beyanda bulundunuz. Duyuma dayalı beyanınız olduğunu söylediniz.
Kayıtlar doğrudur, mahkeme kayıtları. Şimdi bir diğer sorumuz; beyanınızda Murat Bey'le ilgili olarak "'nun prensi" ifadesini kullanmışsınız. Böyle bir beyan kullandınız mı? Bunun gerekçesi nedir?
Böyle bir beyan kullandım. Bu hafriyat camiasında benim de çok sayıda hafriyatçı arkadaşlarım var. Bunlar onların terimidir. Evet, böyle bir şey kullandım.
Murat Bey'i hafriyatçı olarak mı tanırsınız?
Anladım. Peki Murat Bey'in İBB Büyükşehir Belediyesi ile döküm alanlarına ilişkin sözleşmesinin 2015 yılına dayalı ne olduğunu biliyor musunuz?
Yani bunu sadece hatırlatma babında söyleyeyim: 'nun yetkili olduğu Kuzey İstanbul şirketinin döküm alanlarına ilişkin sözleşmesi İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile Aralık 2015'te başlamıştır. Devamında ifadenizde, özellikle ifadenizde şu beyanda bulunuyorsunuz: "'nun parasının büyük bir kısmı isimli şahıstadır. bu paraların Londra'ya, bir kısmını da İspanya'ya kaçırmıştır" şeklinde bir beyanınız var. Bu beyanı gölgeye dayalı mı, bilgiye dayalı mı bulundunuz?
Duyuma dayalı. Peki nasıl bunu böyle bir beyanda bulunuyorsunuz? Duyum da yok. Bu bir iftira olmuyor mu?
O sizin değerlendirmeniz Avukat Bey. Onu 'na sorarız.
Gerekli şikâyette bulunmuştuk. Sadece bu bilginin kendisinde ne şekilde elde edildiğini soruyoruz.
Evet, o sizin yorumunuz. Yorum katmadan direkt sorun. Evet, doğrudan görgüye dayalı mı dediniz? Değil, duyuma dayalı dedi. Tamam mıdır?
Murat Bey'in özellikle Londra'ya kaçırdığını söylemişsiniz.
Yani Avukat Bey nasıl bir cevap bekliyorsunuz?
Sayın Başkanım şöyle söyleyeyim; müvekkilim pasaport kayıtlarıyla sabit 2015 yılında bir kez, 2019 yılında da 2 kez Londra'ya gitmesi var. En son gidişi de Kasım 2019. 2019'dan bu yana Londra'ya geçmemiş olan, yüklenmiş olan bir şahıs. Bu paraları nasıl taşımış? Şahıs nasıl bilir, biz de bunu soruyoruz.
Biz de size soralim, yani şu an nerede? Biz de size soralim diyorum. Şu an nerede? Hani Londra'yı siz soruyorsunuz, biz de size soralim ya.
Zamanı geldiğinde gelecektir Sayın Başkanım. Bir diğer sorum da son olarak şunu sorayım; ifadenizde 'nun "dik durun, işte her türlü hazırlıklar var, tamam, kazanacağız" şeklinde bir beyanda bulunduğu ve şahsnıza avukat gönderdiği yönünde bir iddianzı var. Böyle bir avukat geldi mi size?
adına Murat Bey, bana direkt avukat gelmedi. Gönderdiği avukatlarla "dik durun" dediğini biliyorum.
Adem Bey, sizi, anlattıklarınızı ve sizin durumunuzdaki iş adamlarını dinlerken, izlerken başka bir suçtan tutuklu olan müdafi bulunduğum trafik kazasından tutuklu olan bir iş adamı sanık müvekkilim aklıma gelir. O manada o bağlamda ben size de bir iki hususta bilginizi almak amacıyla soru sormak isterim. Ben reklam ve sponsorluk anlaşmalarından biliyorum ama biraz önce siz de savunmanızda ifade ettiniz şirketlerinizi tanıtırken yaklaşık yanlış anlamadıysam 10 milyon metrekarelik inşaat alanı imalatında bulunmuş, alanında en büyük firmalardan birisi olduğunu söylediğiniz, yine şirketlerinizden bazılarının alanlarında tek olduğunu ifade ettiniz. Ve yine soruşturma kapsamında belirtilen bedelin sizin toplam ticari hacminizin yaklaşık yüzde 5'ine tekabül ettiğini söylediniz. Yani büyük bir şirket olduğunuzdan bahsettiniz. Yine bildiğim kadarıyla 6 Mart 2025 tarihinde sizin tüm mal varlıklarınıza, kripto varlıklarınıza ve benzeri hesaplarınıza da, banka hesaplarınıza el konuldu. Bu evsafta büyük bir şirket olmanız hasebiyle, aslında savunmanız sırasında bunu ifade ettiniz ama değindiniz, ben de cevabını biliyorum ama kayıtlara geçmesi açısından soruyorum. Sizin bu el koyma işlemi ve daha sonradan tutuklanmanız sizin şirketlerinizin ticari hayatına sekte vurmuş mudur?
Çok büyük bir oranda vurmuştur ,gerek itibar kaybı gerek maddi kayıp gerekse personel kaybı, yetişmiş personel kaybı, ki aslında en büyük yatırımdır, büntün anlamlarda sekteye uğratmıştır.
Ticaretinizi devam ettirmek amacıyla sizin gibi benzer durumda olan şirketlerin de başvurduğu bir usul olması hasebiyle soruyorum. Kredi kullanmış mısınızdır, kredi kullanır mısınız ticari hayatta?
Evet kredi kullanan bir şirketiz. Konut projelerinde veya konut işiyle ilgili her şirket gibi biz de kredi kullanan bir şirketiz.
Yüklü bir miktarda mıdır bu kullanmış olduğunuz şirket, yani bir rakam...
Biraz önce bahsettiğim müvekkilim tutuklandığında bana şöyle bir beyanda bulunmuştu; demişti ki "Benim tutukluğum yaklaşık 3 ay devam etse bankalar kokuyu çok iyi alırlar ve hemen sonrasında gelip tutuklandığımı duyduklarl takıtirde bu kredileri geri çağırırlar ve benim ticari hayatımı geri dönülmez telafisi güç veya imkansız bir şekilde bitirirler." Böyle bir risk sizin için de geçerli miydi?
Geçerli. Bu bağlamda soruyorum biraz önce savunmanızda hür iradeniz doğrultusunda bu kararı aldığınızı beyan ettiniz ama bu konuştuğumuz perspektifte ele alırsak etkin pişmanlık hükmülerinden istifade etmenizde bu ticari kaygılar ve saymış olduğum hususlar da etkili olmuş mudur?
Ticari hususlar konusunda bir kuşkum olmamıştır çünkü yani ben şirketlerimi biliyorum hiçbir şekilde, yani evet bir süreçte hasar alabilir ama asla şöyle bir niyetim, düşüncem olmamıştır. Bu suçlamalarla, bu iddiasname ile bizim şirketlerimize el koyması, biz örgüt değiliz, bir şey değil yani bir örgüt finanse etmedik, şirketler bir bir inceleniyor. Dolayısıyla hani bunun bu anlamda bir şey etkisi olmamıştır.
Açayım; 1 milyarın üzerinde kredi kullanan bir şirket ve beyanınız üzerine hem ticari hem itibari anlamda bu el koyma ve tutuklama kararı size çok büyük kayıplar yaşattığı bir noktada ve biraz önce teyit ettiğiniz doğrultuda bankaların bu kredileri hemen geri çağırma tehdidi altındayken bu şekilde bir kararınıza en ufak bir etkisi olmamış mıdır?
Yani şirket dışarıda, şirket boşta kalmadı, sonuçta kayyum atandı şirkete dolayısıyla ben dışarıda olsam da şirkete gidemiyorum ki zaten, çünkü şirket bizim yönetimimizde değil, şirket kayyum yönetiminde, dolayısıyla hani bunun dışarıda olmakla orada olmanın hiçbir farkı yok.
Hayır şöyle yani şirket dışarıda olsam da şey yani beni tahliye etseler de şirkete katkım yok, yapabileceğim bir şey yok ki, şirkete gidemiyorsunuz hani.
Tamam gidemiyorsunuz işte bu durum bir kaygı yarattı mı onu soruyorum ben.
Yani şöyle, öncelikli olarak yani kaygı öncelii sıralamasında ilk sıralarda değil.
Ama vardı? Peki devamında sorayım. Açık kaynaklardan görebildiğim kadarıyla şirketiniz tarafından Ticaret Mahkemesi'ne konkordato ile ilgili bir müracaatınız var mı? Hatta iki Karadenizli olarak şöyle söyleyeyim iletişim dilini kolaylaştırayım eski tabirle iflas erteleme talebiniz var mı?
Operasyondan bir hafta sonra iflas erteleme ile ilgili müracaatınız oldu.
Şimdi süreci hakkında yani açık kaynaklar yaklaşık olarak nisan ayı itibarıyla, nisan ayının başında böyle bir müracaatınız olduğunu Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne müracatı olduğunu belirtiyor. Daha sonradan bu müracaatınızda size 3 aylık geçici bir süre verilmiş, doğru mudur?
Bu süre çerçevesinde sonrasında sizin 16.06.2025 -biraz önce 17'sine saptı 14 saatlik bir ifade olduğunu söylediniz- 27.06.2025 ve 2 Temmuz 2025 tarihlerinde etkin pişmanlık hükmülerinden istifade ederek ifadeleriniz mi var doğru mudur?
Ve sonrasında da 7 Temmuz 2025 tarihinde mahkeme tarafından 2 ay daha bu süre uzatılmıştır, denk gelmiş doğru mudur?
Yani şöyle, şirket üzerinde hiçbir yetkimiz olmadığı için uzatıldığı tarihini emin olun bilmiyorum.
Ve sonrasında 10 Temmuz tarihinde itirafınız üzerine tahliye edildiniz doğru mudur?
Ve sonrasında da 3 Eylül 2025 tarihinde bu dosyada size kesin mühlet verilmiş ve 21 Ekim tarihinde tekrar bir tutuklama talebiniz olmuş. 21 Ekim tarihinde olan tutuklama talebiniz üzerine 30'unda deniyor 9 gün beklenmiş, çok emin değilim ama tarih tam siz tekrarlar mısınız ikinci tutuklama tarihiniz hangi zamandır?
21, aynı gün. O zaman buraya yansıyan bir güzel yanlışlık var. Bir de bu arada yani hakkınızda başlatılan bir icra takibiyle ilgili özel hayata gireceğim için çok ayrıntı vermek istemiyorum, 23 Eylül 2025 tarihinde hesaplarınızdan 120.955.000 liralık bir harcama yetkisi savcı tarafından verilmiş, ikinci tutuklanmanızdan önce?
Ama izin verilmiş, banka olan borcunuz ikinci icra mahkemesinden gelen icra dairesinden gönderilen bir evrak üzerine sorulmuş, en son hesabınızda 41 milyon yani bizzat resmi yazadan okuduğum için, yanlışsam düeltin.
Yani bir izin de verilmiş şirketinizin işleyışi ile ilgili olarak?
Bu şirkete gidecek bir para değildir bu. şirketin ticari işleyyışine emin olmanız için tekrar söylüyorum biz kayyum atandığı tarihten bugüne kadar ben toplasaniz 2 ya da 3 defa en fazla 4 defa toplantılara katılmışımdır o da şu yüzden, ev hapsingde olduğum dönemde, şirketin eski dönemden olan carileri ve ödemeleri bazı firmaların bunu fırsata, kayyumu fırsata çevirmeye çalışanlar ve buna benzer şeyler yaşadığı için bunlarla alakalı bilgi alışverişinde bulunmak istemişlerdir, toplantı yapmışızdır.
İfadelerinizde dile getirdiğiniz ve daha sonra dileççelerinizle beyan ettiğiniz bu bilgi belgeler... "Çok ayrıntılı belgeler sundum, yardımcı oldum" dediniz. Bu belgeleri şirkete gidip bizzat siz mi aldınız, yoksa size mi getirdiler?
Şirkete yani... Hayır, şirket çalışanlarından işten çıkartılmış olanlar var. Bizim şirketin büntün mürürlerin, yetkililerini komple işten çıkarttılar. Çıkartılanlardan yani şöyle; benim olduğum yere getir-götür yöntemlıyle yapıyoruz bunu. Şirketten bizzat oturup kopyalarını alamıyordum. Yani ya şirketteki şoför arkadaş getiriyordu, işte şunu şunu yazıp veriyorduk veya...
Yasak mıydı? Niye alamıyordunuz? "Ev hapsindeydim" desenize; çıkamazsınız. Sonrasında... Siz evden çıkamadınız değil mi?
Bir de sizin "lekelenmeme hakkınız" var. Bu dava maalesef dışarıda yazılı veya görsel medyada kirli bir şekilde ilerliyor. Bu manada sizin de lekelenmeme hakkınız kapsamında bu soruyu sormak istiyorum ben. Belki ben, yaklaşık dört bin sayfalik bir iddianame ve iki yüz bin sayfa ek klasörün bu davanın içine boca edildiği bir süreçte; ne bunu inceleyecek enerjim, ne mesaim ne de sabrım olmadığı için belki gözümden kaçmıştır. Ama bu manada siz vakıfsınız diye size sormak istiyorum. Yine altını çizerek söylüyorum; lekelenmeme hakkınıza saygıyla birlikte, sizin gözaltına alınma aşamanızda, bulunduğunuz yerde arama yapıldı mı?
Peki sizinle ilgili herhangi bir arama kaydı var mı? El koyma, arama sonrası konulan bir şey?
Sizinle ilgili yine açık kaynaklarda -bize gizli olan ama bazı yayın kuruluşlarına ve bu davayla birlikte fenomen olanlara serbest olduğu üzere- o açık kaynakların yazdığına göre aynen size de okumak istiyorum. Bu manada elbette kendinizi belirtme, beyan etme hakkınız olacaktır. Şöyle ifade edilmiş o kaynaklarda: "Evinizde yapılan aramalarda metamfetamin, ruhsatsiz tüfek ve uyuşturucu satışından elde edildiği değerlendirilen bir miktar nakit para ele geçirildi" deniliyor. Devamında da cezaevinde bazı geceler kriz geçirdiğinize yönelik paylaşımlar ve bilgiler var.
Bu soruyu bu şekilde sormalım. Farklı soralim.
Başka soralim, tamam. Sizin hakkınızdaki bu yayınlarla ilgili -yanlışsa "yanlış" diyebilirsiniz- bir bilgi vermek ister misiniz? Ben çünkü dosyada göremedim, başlangıçta da altını çizdim.
Ben gözaltına alınan biri değilim, ben kendim gittim. Kendim gittim; Zeytinburnu'ndaki ofis olarak da kullandığımız yere geldiler, orada gözaltına alındım. Telefonuma el koydular. Evimden yani o bahsettiğiniz silahdı, maddelerdi falan... Bunlar bana oldukça ters olan şeyler. Benim kriz ya da benzeri bir şey yaşmam için bir şey kullanıyor olmam lazım. Ben hayatımın hiçbir döneminde sigara haricinde diğer şeylere hiç girmedim, o tarz hiçbir şeyle hiçbir zaman işim olmadı.
Evet, bu soruyla beraber siz de bunu beyan etme şansına eriştiniz. Teşekkür ederim.
Sayın Başkanım, Adem Bey ifadesini kendisine yöneltilen suçlamalar yönünden ayrıntılı olarak verdi. Tek tek eylemlerden bahsetti ama Adem Bey tabii çok yoğun, çok yönlü bir şeyi var dosyada. Kendisinin olmadığı ama kendisiyle ilgili, kendisinin beyanının geçirildiği eylemler vardı. Mesela Eylem 140 bunlardan bir tanesi. Siz sayın saşkan ya da sayın savcımız Eylem 140 ile ilgili olarak Adem Bey'e herhangi bir soru yöneltmediniz. Tamam, zaten ona geleceğim ama şunu da söylemek istiyorum. Yani burada hani verileri çarpıştırıyoruz, karşılıklı olarak teyit ederek gidiyoruz ya. İki gün sonra orada şey var, tutukluŚ incelemesi var arkadaşlar. Neden bunu söylemek istedim bu konuyu? Çünkü benim müvekkilim ve Adem Bey'in... Burası önemli ama lütfen şurayı dinlerseniz... Bunu da ayrıca sormayacağım. Soru soracakam ama zaten soru soracakam ama soru sorarken bu yargılamada bir eksiklik yapılıyorsa bunu da dile getirmek hakkımdır diye düşünüyorum. Yani burada bir eksiklik ya çelişme noktasında mahkemenin bunu tespit etme noktasında bir eksiklik olabileceğinden bahsediyorum. Yani itham da değil. Ama benim müvekkilime Adem Bey'in beyanları soruldu. Sordunuz yani tek taraflı, Şimdi ben dolayısıyla Adem Bey iyi günler diyorum bu arada. Adem Bey'e Eylem 140'la ilgili soru soracakam. Eylem 140'lı biliyor musunuz Adem Bey? İddianameyi okudunuz mu?
Eylem 140'lı okumadınız. Bilmiyorsunuz yani. 140'tan hiç haberiniz yoktur. Ben hatırlatayım ifadenizde o zaman giderek, hatırlatarak söylüyorum. Eylem 140, Güneşli Bağcılar, sizin kendi beyanınıza göre, Güneşli Bağcılar adlı metro hattı ihalesi demişsiniz. Hatırladınız mı Adem Bey?
Tamam. Şimdi Eylem 140'la Yapı Merkezi ile görüştünüz... Aslına bakarsanız biz müdafiysidik burada. müdafisi olarak müvekkilimiz bir tek ihaleye fesat karıştırmayla suçlanıyor burada. Sizin anlatıklarınız savcılık aşamasında anlatıklarınızı burada hiç anlatmadınız bir kere. Savcılık aşamasında anlatıklarınız rüşvetle ilgili kısımdı. Ama bize burada rüşvetle, müvekkile rüşvet suçlaması yöneltilmemesine rağmen ben netleştirmek adına soruyorum bu hususu size. Bu ihalede, bahsettiğiniz ihalede ihale komisyonunu, ihale komisyonu üyelerini, ihale yetkililerini tanır mısınız, bir temasınız oldu mu?
Hiçbirini tanımıyorsunuz. Benim müvekkilim şu anda huzurda salonda. Ceyhun Bey bir ayakla kalkabilirseniz görsün sizi Adem Bey. Görebilirseniz hani tanıyor musunuz diye tekrar Ceyhun Bey bir kalkın lütfen.
Ha tamam, tanımıyorsunuz. Şimdi Ceyhun Bey benim müvekkilim bu ihale, bu ihale kapsamında, bu ihaleye fesat karıştırıldığı iddiasıyla 15.5 milyar net ispallı varsıyima dayanmayan bir tasarruf oluşturulmasına rağmen yaklaşık bir senedir tutuklu. Siz de kendisini tanımıyorsunuz ve kendisine yönelik, siz daha önceki ifadenizde de kendisine zaten bir suçlama yöneltmediniz değil mi? Var mı bir suçlamanız Ceyhun Bey'le ilgili?
Adem Bey geçmiş olsun öncelikle. Ben hukukçuyum, etkin pişmanlıktan faydalanmış olsun veya olmasın her sanığın eşit haklara sahip olduğunu düşünüyorum. Sorularım sadece müdafilik görevim gereği, işimi daha iyi yapmak adına sorduğum sorular. Şimdi Adem Bey, dosya kapsamında Silivri Cezaevi'nden Tekirdağ Cezaevi'ne sevk edilmişsiniz. Ne zaman sevk edildiğinizi hatırlıyor musunuz?
Tarih olarak hatırlamıyorum ama yani tutukluluktan yaklaşık 20 gün sonra diyebilirim ya da bir ay diyebilirim. Tarihi tam gün ay olarak hatırlamıyorum.
Üç defa gittiniz. Peki bu 16 Haziran günü saat kaçta yola çıktığınızı hatırlıyor musunuz Tekirdağ'dan?
Sabah 8.00-8.30 gibi oradan ayrıldık. 11.00 gibi adliyedeydik. Yani 11.00 gibi ifade başladı, gece bitti.
Yoksa soruşturma savcıları büntünüyle odalarda mıydı? Aynı odada mıydılar?
Hayır, ben gittiğimde -belki hatırlamıyorum var mıydı ama- soruşturma savcısı sadece tek savcı olarak.
Tahliye olduktan sonra peki kaç defa adliyeye gittiniz?
Bu ifadeniz alınma esnasında, 16 Haziran'da gidiyorsunuz saat 11.00'de. Zaten cezaevinden sabahleyin çıktığınızı söylediniz.
Şimdi buradaki ifadenizin 16 Haziran günü sabah 11.00'de başladığını, 17 Haziran günü de 1.00'de sonlandırıldığını görüyorum. Söylediğinizle de, beyanınızla da uyumlu bu dediğiniz. Peki bu ifadeyi imzaladınız mı o gün?
Bu suretin üzerinde kaç tane imza olduğunu hatırlıyor musunuz?
Yani ben imzaladım diye hatırlıyorum ama şeyi hatırlamıyorum yani şimçidi yanlış bir şey söylemek istemiyorum ama ben ifade bittiğinde gece 1.00'di. Yani ifademi aldım ve çıktım. Avukatlarda da vardı. Hatta o gün ben yanımda cezaevine götürdüm mü, sonraki gün avukat mı getirdi onu pek hatırlayamayacağım yani.
Yanınızda ifade olup olmadığını hatırlayamadığınızı söylediniz, imzalayıp imzalamadığınızı da...
İmzaladım zannediyorum. İmzaladım ifadeyi ama ben mi yanıma aldım mı yoksa avukat mı sonraki gün getirdi onu tam hatırlamıyorum ama imzaladım ifadeyi.
Bir de sonrasında 2 Temmuz tarihinde bir ifadeniz var. Siz de cezaevinden üç defa adliyeye gittiğinizi söylemiştiniz.
Bu son gidişiniz herhalde değil mi 2 Temmuz? Tekirdağ Cezaevi'nden.
16 Haziran, sonra... Yani toplamda üç defa olması lazım. 16 Haziran'la birlikte üç defa olması lazım.
Bu 2 Temmuz tarihindeki ifadenizi imzalayıp imzalamadığınızı hatırlıyor musunuz suretini?
Peki siz imzaladığınızda ifadenizin üzerinde herhangi bir karalama var mıydı?
Yani imzanızın bir üst satırı gibi düşünün, hiç böyle gözünüzn önüne getirdiğinizde burada bir karalama olduğunu hatırlıyor musunuz?
16 Haziran tarihli ifadenize geri döndüğümde, buradaki eylemler hakkında soru sormayacağım... Tespit ettiğiniz çelişkileri, iş adamlarının sizin hakkınızda söylediği çelişkileri detaylı bir şekilde beyan ettiniz, bunları açıkladınız. Ancak burada sormak istediğim iki husus var Adem Bey. Bir tanesi ilk cümle; bunu size yanlış hatırlamyorsam Başkan Bey de sordu. Dediniz ki; "Benim böyle bir hani doğrudan bir beyanım olmadı, ancak şablon olarak kalmış olabilir. Bilebilmem de mümkün değildir, hayalperestlik olur." dediğinizi hatırlıyorum. Bu şablondan kastınız nedir?
Yani şeyi söylüyorsunuz zannedersem; sorunun altında "Beylikdüzyü'nde başlayıp..."
Evet, "Beylikdüzyü'nde başkanlık süreciyle başlayan öncelikli hedef olarak , sonrasında Cumhurbaşkanlığı için" diye başlayan kısımdan bahsediyorum.
O kısım bana ait yani... Ben o kısmı orada aslında soru olarak, ben onu soru anlamıştım. Hani kendi ifademde de söylemiştim ya, soru anlamıştım. Yani benim 2014'le alakalı bir şey anlatirken 2019'daki, 2023'tüki bir seçimin sonrasındaki cumhurbaşkanlığı seçimini falan tahmin etmem hani o günü anlatirken onu anlatmam yani hiçbir şeyle bağdaşmaz.
Yine benzer bir şekilde "Örgütn genel yapısı ve görev yapılanması ile ilgili bazı bilgiler vermek istiyorum." diye bir beyan geçmiş. Burada bir hata olabilir mi?
Burada bazı isimler geçiyor: , , , , , ve . Bu isimler size savcılık tarafından sorulduğu için mi yanıt verdiniz, yoksa siz savcılığa gittiğinizde "Ben bu örgüt iddi asy hakkında , , , , Murat Gül İbrahimoğlu, ve hakkında bildiklerimi anlatmak istiyorum" mu dediniz?
Şöyle bir kontrol ediyorum... Başka sorum yok Sayın Başkan. Bir talebim olacak bu noktada, söz sırası bana gelmeyecek bir cümleyle. Ben dosyadaki ekleri ve fiziki evrakları inceledim. Bu incelememin sonucunda 17 Haziran tarihli ifadenin barkodlu ve imzalı halini dosyada göremedim. Klasörler sizinle birlikteyse bunun bir suretini incelemek isterim. Bir de 2 Temmuz tarihli ifadenin eklerde bulunan suretinde, bunu fiziki klasörden de…
Kontrol ederiz, kalemden sonra hallederiz.
Mümkünse onu hani ekranda da olabilir, müdafileri de uzatabilirsiniz, bir görmek isterim. Çünkü biliyorsunuz ki çok haklı bir talep bu; CMK gereği altında imza bulunmayan ifadenin geçerliliği, hangi kapsamında alındığı tartışmalı hale gelir. Dolayısıyla önemli bir talep olduğu için mümkünse sorularıma da devam edebilmek adına huzurda görmek isterim.
Avukat Hanım, ona şimdi bir baktıralım da şu an hangi klasörden...
Bendeki ifadelerde bende şu an fotokopisi var.
Sizdeki fotokopi halinde imza var mı Sayın Başkan?
Hangi tarihli ifadede?
15 sayfa olan ifadede mi bahsediyorsunuz?
Evet, bendekinde de şu an imzasız duruyor.
Barkod yok değil mi Başkanım altında? Ben üç aydır arıyorum da. Teşekkür ederim sağ olun, zapta geçmesini isterim.
Adem Bey, ben takip edebildiğim kadarıyla, elimden geldiğince savunmanızı detaylıca, hiçbir ayrıntıyı kaçırmadan takip etmeye çalıştım. Malum, çoğu eylemden biz de sorumluyuz, sizin de sorumlu olduğunuz. Siz 1, 2, 5, 6, 7, 8, 10, 11, 12, 23, 25 numaralı eylemlerle ilgili tüm rüşvet iddialarıyla alakalı bunların ticari faaliyet olduğuna dair belgelerinizi sundunuz. Bizim için de bunlar epey faydalı oldu. Buradaki diğer etkin pişmanlık beyanında bulunan , , , ifadelerindeki çelişkileri de ortaya koydunuz. Bu da bizim için çok önemli ve olumlu oldu. Burada şunu sormak isterim, sadece ek delil olarak kullanabileceğimizi düşündüğüm bir şey; çünkü bunlar ticari faaliyet, size dair daire taşınmaz devri veya para transferi iddiaları var. Bunlar sizin ticari belgelerinizde görünüyor mu?
Bu şahisarın da ticari belgelerinde görünmesi gerekmez mi?
Şu anda bunları talep ediyoruz Sayın Başkan, aynı zamanda usulüyle birlikte. Size ayrıca bu beyanlarla ilgili, bu etkin pişmanlık beyanında bulunan kişilerle ilgili husumet var mı, neden böyle bulunuyorlar diye soracaktım ama siz zaten husumet olduğunu söylediniz. O yüzden gerek de kalmadı buna. Ama sizin ifadenizde bir konu vardı, benim dikkatimi çeken; onu sormak isterim. Siz ifadenizde diyorsunuz ki: "Sorumluluk burada etkin pişmanlıkçılar yanlış beyanda bulunarak bana ve 'e sorumluluğu yıkmaya çalışıyorlar." Diyorsunuz ifadenizde, adeta 'in de sizinle birlikte kurban seçilmiş gibi bir beyanınız var. Burada kastetmek istediğiniz beyanlar bu şahisarın beyanları mıdır?
Burada kastetmiş olduğum beyanlar müşteki olan, yani Beylikdüzyü müteahhitleri dediğimiz, onların beyanlarıdır benim kastetmiş olduğum beyanlar.
Teşekkür ederim. Bir de eylem 7'de, Meydan Yakuplu Evleri ile ilgili aklama ididası var. Aklama idiasını iddianamede okuduğumda sizin sandığınız gibi değil de daha farklı şekilde tarifliyor savcılık. Ben aslında siz savunma yaparken Başkanın düzeltmesini beklerdim. Siz 4 dairenin devriyle alakalı aklama suçunun yöneltildiğini düşündünüz ama savcılık iddianamede sizin "Satış olmazsa ben ne yapacağım?" sorunuz üzerine "Ó zaman biz finansal olarak destek oluruz" beyanları ile aslında burada aklamayı tarif ediyor. Yani şöyle kurguluyor savcılık: Siz daireler satılmazsa örgüt idiasıyla, işlemlere konu edilen rüşvet paralarıyla beraber o paraları alarak bu inşaatı yaptığınızı aslında iddia ediyor savcılık. Yani aslında sizin o 4 taşınmazla ilgili değil de aslında doğrudan sizin "Satış olmazsa ben ne yapacağım?" beyanınızla ilişkilendiriyor. Ben iddianamedeki kayıtlara da baktım; taşınmaz devirlerini savcılık kayıtlarına almış, dosyaya da eklemiş. 44 adet taşınmazin satışını bizzat sizin firmanız yapmış buradaki.
Bunları inşaatın finansmanı için yaptınız?
Teşekkür ediyorum. Aslında bu kadar basit bir meseleydi ama hiç sorulmadığı için sormak istedim. Sizin tekrar ikinci kez tutuklandığınız sorgu esnasında, tutanakta şöyle diyorsunuz: "Bana yönelik çelişki iddialrı kumpasdır." Burada ne kastettiniz tam olarak?
Buradaki bizim müvekkilim de ailesiyle o konuda...
Hayır, Fatih Bey'in oğlu 'i kastediyorum oradaki. Bir yanlışlık olmasın, ben Fatih Bey'in oğlu 'ten başka hiçbir şey söylemedim. Benim dediğim Beylikdüzyü'ndeki müteahhit olan .
Tamam, yanlış anlaşılmaya mahal vermemek adına ben de sormak istedim. Bir de ifadenizin ikinci sayfasında bu Kübist ile ilgili beyanlarınız esnasında şöyle bir ifade kullanıyorsunuz: "'ün gördüğüm ifadesinde" diye başlıyorsunuz. 'ün ifadesini nerede gördünüz? Çünkü ifade tutanağında göremedim, oraya eklememişler. Savcılık size ayrıca mı gösterdi?
Sanıyorum 16-17 Haziran'daki ifadeydi.
Yüzünüe okundu ama şeye konulmadı değil mi? Tutanağa konulmadı, anladım. Şimdi bir konuya gelmek istiyorum, bunlar sizin avukatlık bürounuzu yaptığı zamandı, o yüzden aranizda vekil-müvekkil ilişkisi olduğu için belki cevap vermek istemezsiniz. Avukatların bu kapsamında beyanda bulunma hakları var ama ben yine sizin ilişkinizi anlarım; beyanda bulunmak isterseniz de bulunmak istemezseniz de bunu da anlarım. Sizin ilk etkin pişmanlık beyanında, ek beyanlarda bulunma sürecenizde Recep Seyhan ve Hamza Uluçay diye iki tane müdafiniz var. Şimdi benim müvekkilime bunlar, görmüşsünüzdür medyada da gördük, bununla ilgili suç duyurularında bulunduk. Benim müvekkilime gidip etkin pişmanlıkçı olması yönünde baskıda bulundular. Hatta daha sonra gidip özetle "Etkin pişmanlıkçı ol yoksa hakkında suikast iddialrı geliyor" dedikten bunu 5 Ağustos'ta yapıyorlar, 17 Ağustos'ta da Sabah Gazetesi'nin manhetinde bu suikast ididası yer buluyor. Bu yalan bir iddia, çünkü böyle bir soruşturma açılmış ama bizle alakalı bir şey değil. Bu soruşturmanın başlangıç tarihi de bu şahisarın müvekkile gelmesinden altı gün sonra başlıyor. 5 Ağustos'ta ziyaret yapılıyor, 11 Ağustos'ta bu soruşturma başlatılıyor. Yani soruşturma başlatılmadan evvel gelip bu iddialrı dillendiriyorlar, böyle bir kumpas yapılacağını dillendiriyorlar. Bu konuda hiçbir haberiniz oldu mu? Sizin bununla ilgili beyanlarınız oldu mu? Neden geldikleri ya da bu söz konusu gazeteyle bir bağlarının olup olmadığına dair hiçbir bilginiz var mı?
Gazeteyle ilgili... Sabah Gazetesi. O konuda bir bilgim yok. Yani Recep Seyhan'ı eskiden tanıyorum. Hamza Bey'i de tanıyorum, ikisi de avukatlık yapmışlardır. Yani oradaki olayın 'e böyle bir şey olduğunu Recep bana daha önce söylemişti. 3-4 gün önce söylemişti. Ben böyle bir şeyin mümkün olmayacağını, 'i böyle bir şey yapmayacağını, bunun yanlış olduğunu, kurgu olduğunu falan diye demiştim. Öyle bir konuşma geçmişti aramızda.
Nereden duyduğunu söylemiş miydi?
Yani böyle bir şeyi bana da söylemişti. Yanlışmiyorsam 'e gittiği günden bir gün önce ya da bir gün ya da iki gün önce.
Soruşturma konusu olmadan neredeyse bir hafta öncesinden bu soruşturmadan haberdar olunmuş şikayet üzerine başlayan şikayetten haberdar olunmuş… Peki sizin aleyhinize beyanda bulunan , benim müvekkilim olan değil, Recep Seyhan'ın bunu ziyaret ettiğini biliyor muydunuz?
Bambasıka yerlerde de oldu. Benim müvekkilimin aleyhine bir anda bulunan başka kişilerin de ziyaret ettiği şu anda ve şimdi... Başkan da sordu, Savcı Bey de sordu; bu baskı konusuyla alakalı size soru... Siz zaten ifadenize başlarken "Ben hiçbir baskı olmadan etkin pişmanlık beyanında bulundum" dediniz. Baskı meselesi birazçık göreceli bir şeydir. Kimisi birisi ona kaba konuşursa, bağırırsa filan baskı altında olduğunu hisseder. Kimisinin aslında -meslektaş sanki onu sormaya çalışır gibi anladım ben- vallahi mal varlığına el konulursa kendini baskı altında hisseder. Kimisinin benim müvekkilimde olduğu gibi evladı tutuklanır, abisi tutuklanır; öyle baskı altına alınır, öyle hisseder. Dolayısıyla hani buradaki baskı meselesini de herkesin anlayacağı bir baskı olmadığı için ben netleştirmek adına sormak istiyorum size. Sizin Yeni Şafak gazetesinde vermiş olduğunuz bir röportaj vardır. Bu röportajda çalışanların tutuklandıktan sonra da "etkin pişmanlık beyanında bulunmaya" karar verdiğinize dair... Bu konu hakkında neden böyle beyanda bulundunuz? Buradaki bağlantı nedir? Çalışanlarınızın tutuklanmasıyla etkin pişmanlık beyanında bulunmaya karar verdiniz arasında?
Her şey olabilir yani, o yüzden şey yapmak istemiyorum.
Benim şirketimde çalışanların bir örgüt üyesi gibi tutuklanması tabii ki rahatsız edicidir. Ama hani ben ifadenin başında da söyledim; benim yaptığım işler örgütsel faaliyet değil. Ben iş yapmışım. Müteahhit çıkmış demiş, belki "şüphelendim" demiş, bunların önüne geçilmemiş. Ve iddia makamı da bunu rüşvet... Büyük birim şirketinin içine kadar girmiş, herkesi toplamış son olarak. Ya yani sonuçta sonuçta buraya kadar gitmiş. Tabii ki bu rahatsız edicidir. Ama gittiğinizde "Savcı Bey şunu söylersen, yani şunu imzala git veya şunu söylersen şu olur" gibi bir şey olmaz.
Peki siz ilk etkin pişmanlık beyanında bulunmadan birkaç gün önce eski eşinizin şirketine kayyum atanıyor, kardeşiniz Kemal Soytekin'in taşınmazlarına ve mal varlığına tedbir konuluyor. Bundan haberdar mıydınız?
Peki, gözaltına alınmaması veya tutuklanmamasının sizin beyanda bulunmanızla ilgisi olduğunu düşünüyor musunuz?
Yani bize olan istinaden ben açıkça anlattığım için muhtemelen yani... Yorum yapamam en azından yani böyle.
Bu çünkü baskı meselesi yoruma dayalı bir şey Sayın Başkanım, o yüzden böyle sormak istiyorum. Çünkü o tarif edilebilir bir şey değil. Biz oradan çıkarken her türlüsünü sorduk zaten. Sizin ve Savcı Bey'in sorduğu ya; ilk kez sordunuz ama burada sanıkların aleyhine şekilde sordunuz. İlk kez sordunuz ve böyle sordunuz. Ya diğer sanıklarla ilgili sorular var kişilerle, o yüzden ben de bu tarafıyla sormak istedim. Bir de savunmanız esnasında -savunma esnasında mıydı, soru-cevapta mıydı tam hatırlayamayacağım ama- şöyle bir şey dediniz: "Avukatlardan da zaten biz de öğrendik, böyle dosyalarda etkin pişmanlıkla tahliye olunur" dediniz. Bu söylendi mi size?
Hayır. Bunu ben şunun için söyledim; buradaki hani yeni isim katılınca hani benim yüzymden tutuklandığını, benim yüzymden cezaevinde olduğunu söyleyen Ali Bey'in beyanına diyorum ki: "Ben daha etkin pşmanlık yapmadan yirmi gündür tutuklanmışsınız. Senin tahliye olabilmen için buradaki 'ın genel savunmasında... Arkadaşlarım, genel savunmanın örgütlü olarak başlattınız bunu. Tahliyeler için pişmanım da olsun diye..." Buradaki avukat beyanlarına geçti, ben oradan alıyorum.
Siz orada mı? Etkin pişmanlıkta bulunmadan önce böyle bir şey var mıydı, bilmiyordum böyle bir şey?
Size etkin pişmanlıkta bulunmadan önce hiçbir şey anlatmadılar mı?
Size ne anlattılar, ben onu merak ediyorum. Bir şey anlattılar mı? "Tahliye olunur, etkin pişmanlık hükmülerinden faydalanırsınız" diye?
Bunu onların anlatmasına gerek yok, Türk Ceza Kanunu'nun, Türk Ceza Muhakemesi Kanunu kitabında orada yazıyor zaten.
Ben anlamak istiyorum ama... Sadece kitaptan öğrendiniz o zaman? Size savcılıkta ifadesi esnasında savcılık makamı bir telkinde bulunmadı ya da bununla ilgili bilgi vermedi?
Biraz önce de söyledi; dedi ki "Bana imza attırıldı, bir şey söylenmedi" dedi yani.
Etkin pişmanlık konusunda bilgilendirilmediğini söylüyor az önce, pişmanlıkta bulunmadan önce. Aynı şey değil Sayın Başkanım. "Ben bilgilendirilmeden etkin pişmanlıkta bulundum" dedi aslında şu anda. Aynı şey değil. Mesela rüşvet suçu... mesela, bununla ilgili bilgilendirme yapıldı mı? Benim bunu sormam gerekir.
Tabii bilgilendirme konusu var. O soruya, o soruyu zaten sormanzıa herhangi bir şey söylemedim ben. Arasında devam... Cümlenizde dediniz ki "yani tahliye olacağınız size söylendi mi?" gibi bir şey söyledim; o yüzden dedim "o olmadı" diye. Herhangi bir şey... Bunu ya da başka bir şeyi ya da bilgilendirme yapıldı mı?
Yapılmadı. Benim sormak istediğim buydu yani zaten. Bunun dışında bir şey daha var. İl binası eyleminde sizlere emanet koyarak makbuz kestirildiği... Makbuz kestiğinizi ve makbuzları verdiğinizi söylemişti. Bu makbuzları şirketinizin makbuzlarından mı düzenlediğiniz, yoksa şahsnız başka bir yerde mi...
Bu kısa... Söylediğim gibi; sadece ben söylemiyorum bu arada bunu çok kişi biliyor. Yani makbuz bulaşmamak...
Tamamen o şirketimiz... Hayır, bizim şirketin değil.
Tamam. Teşekkür ederim.Şirket değil, şahsi. Bu süreçte şahis olarak düzenlediğim.
Bu analiz yapay zeka değerlendirmesine dayanmaktadır. Hatalar veya yanlış bilgiler içerebilir.


