Eylem 47
Süleyman Çetinsaya'nın Baltalimanı'ndaki İnşaat Projesi İçin Güçlendirme Ruhsatı Karşılığında Rüşvet Verdiği İddiası
“İddianameye göre, şüpheli Süleyman Çetinsaya'nın, Baltalimanı'ndaki bir inşaat projesinin güçlendirme ruhsatı işlemlerini halletmek amacıyla 500.000 ABD Doları rüşvet verdiği öne sürülmektedir. Savcılık, bu eylemin örgüt lideri olduğu iddia edilen Ekrem İmamoğlu ve örgüt yöneticisi Fatih Keleş'in talimatıyla gerçekleştiğini iddia etmektedir. İddiaya göre, etkin pişmanlıktan yararlanan şüpheli Süleyman Atik, rüşveti Çetinsaya'dan nakit olarak teslim almış ve Fatih Keleş'in akrabası olan şüpheli Zafer Keleş'e aktarmıştır. Şüpheli Elçin Karaoğlu'nun da Boğaziçi İmar Müdürlüğü'ndeki konumu nedeniyle suça iştirak ettiği iddia edilmektedir. İddiaya göre, Fatih Keleş başlangıçta 500.000 USD değerinde A101 hediye kartı talep etmiş, ancak Çetinsaya'nın kartları temin edememesi üzerine para nakit olarak el değiştirmiştir. Paranın teslimatının 25 Aralık 2023'te Florya'da gerçekleştiği ve bu buluşmanın HTS-Baz verileriyle doğrulandığı belirtilmektedir. Rüşvete konu olan taşınmazın Sarıyer, Mirgün Mahallesi, 86 ada, 12 parsel olduğu tespit edilmiştir. Savcılık, şüphelilerin TCK 252 (Rüşvet), TCK 220/5 (Örgüt Faaliyeti Çerçevesinde İşlenen Suçlar), TCK 37/1 (İştirak) ve ilgili diğer maddeler uyarınca cezalandırılmasını talep etmektedir. Soruşturmanın temelini, şüpheli Süleyman Atik'in etkin pişmanlık beyanları ve bu beyanları doğruladığı iddia edilen şüpheli Süleyman Çetinsaya'nın ikrarı ile HTS-Baz kayıtları oluşturmaktadır.”
- ·Eylem 47'nin şüphelileri arasında Yakup Öner bulunmadığı; eylem anlatımında, ifadelerde ve eylem örgüsünde Yakup Öner'in adının hiç geçmediği; ancak Karaoğlu'nun 'Yakup Öner'e yönlendirme yapmakla' suçlandığı; bu iştirakin mantıksal olarak nasıl kurulduğunun belirsiz olduğu.
- ·Güçlendirme ruhsatı başvurusunun 7 Şubat 2024 tarihinde yapıldığı (Ek-21, Ek-51 dilekçesi); iddianamede anlatılan rüşvet görüşmelerinin 2023 yılına atfedildiği; 2023 yılında henüz ortada ruhsat başvurusu olmadığı; olmayan bir başvuruyu kimseye yönlendirmenin imkânsız olduğu.
- ·Verilen ruhsatın mevcut binayı güçlendirmeye yönelik olduğu; ilave alan, ilave kat veya emsal artışı içermediği; yani rüşvete konu olabilecek hukuka aykırı bir kazanım sağlanmadığı; aynı eni, boyu ve yüksekliği olan binanın sadece depreme karşı güçlendirildiği.
- ·Ruhsat müracaatından önce Ocak-Şubat 2024'te basit onarıma müracaat edildiği; güçlendirme ruhsatına ancak basit onarım izninin ardından 7 Şubat 2024'te müracaat edildiği; iddia edilen görüşmelerin gerçek olsaydı ilgilisinin direkt güçlendirme ruhsatına müracaat etmiş olacağı; bu davranışın hayatın olağan akışına aykırı olduğu.
- ·Süleyman Atik ve Süleyman Çetinsaya ifadelerinde geçen görüşmelerin yalnızca bu iki kişi arasında kaldığı; ifadelerin hiçbir satırında Karaoğlu'nun adının yer almadığı; ruhsatın usulüne uygun süreçten geçerek (MAKS sistemi girişi dahil) yasal olarak düzenlendiği; usulsüzlük tespiti olmadığı.
- ·Süleyman Çetinsaya'nın ifadesinde Keleş'in adı dahi geçmemektedir; beyanında yalnızca Ertan Yıldız, Yakup Öner ve Süleyman Atik yer almakta, Keleş'le tek bir temas, görüşme veya talimattan söz edilmemektedir. Taraflar birbirini tanımamaktadır.
- ·Süleyman Atik'in kurgusu kendi içinde çelişkilidir: iddiaya göre Keleş A101 kartlarının teslimi için görevlendirme yapmışken Atik önce Çetinsaya'yı kendi ofisine çağırmış, teslimi kendisi planlamış, üç gün sonra ise kart yerine nakit para aldığını söylemiştir. Anlatım hem dış doğrulamadan yoksun hem de tutarsızdır.
- ·İddianın tek kaynağı, Ertan Yıldız'ın başlattığı ve Atik ile Öner'in kelimesi kelimesine tekrar ettiği, savcılıkça doğruluğu araştırılmadan esas alınan döngüsel etkin pişmanlık beyan zinciridir; bu beyanları doğrulayan hiçbir iletişim kaydı, para transferi veya maddi bulgu yoktur.
- ·Zafer Keleş, 25.12.2023 tarihli baz kaydının sabah 10:46-10:49 olduğunu; oysa Atik'in 'sabah 8:30-9:00'da teslim ettim' demesiyle zamanın tutarsız olduğunu vurgulamaktadır. Ayrıca avukatlarının araştırmasında bu baz kaydının, paranın verildiği iddia edilen günden değil, 1 ay sonrasına ait olduğunun tespit edildiğini, dolayısıyla iddianın kronolojik temelinin çöktüğünü ileri sürmektedir.
- ·Zafer Keleş, 500.000 dolar gibi büyük bir nakit paranın kendisine verildiği tezini yaşam gerçekleriyle çürütmektedir: 'Evli adam bu parayı evde bir gece tutar mı?' diye sorarak paranın ertesi gün kendisine verildiği iddiasının mantıksal tutarsızlığına dikkat çekmekte; kendi küçük bütçeli hayatından örnekler vererek büyük nakit hareketleriyle hiçbir ilgisinin olmadığını anlatmaktadır.
- ·Zafer Keleş, Süleyman Atik'i iki kez, kardeşinin yanında ve Ertan Yıldız'ın yanında görmüş olmakla birlikte, hiçbir zaman baş başa çay içmediğini, sokakta ya da herhangi bir mekânda buluşmadığını belirtmektedir. Atik'in beyanındaki 'Beylikdüzü'nde oturuyordu' gibi temel hataları (Keleş hiç Beylikdüzü'nde oturmamış) tanığın güvenilirliğini ortadan kaldıran somut bir çelişki olarak sunmaktadır.
- ·Zafer Keleş, Süleyman Atik'i yalnızca Fatih Keleş'in yanına gittiğinde Ertan Yıldız'ın yanında tesadüfen gördüğünü ve oradaki kafeteryada çay içerek tanıştığını belirtmiş; Atik'in kendini avukat olarak tanıttığını ifade etmiştir. Buna göre aralarındaki ilişki iki ila üç görüşmenin ötesine geçmemiş, dışarıda birlikte oturmamışlardır.
- ·Sanık, ilerleyen süreçte Atik'ten yalnızca cerrahi bir operasyon için adres aldığını ve Büyükçekmece'deki bahçesinde su çekilemeyen kuyuya çözüm bulmak amacıyla Atik'in ustasının telefon numarasını aldığını aktarmıştır; bu ayrıntılar arasındaki ilişkiyi ikincil nitelikteki pratik yardımlarla sınırlı göstermektedir. Hâkimin 'neden ayrıntı vererek uyduruyor?' sorusuna karşı ise sanık, 47 numaralı eylemde adının geçmesini yalnızca Atik'in tutuklu kalmaktan kurtulmak için ifade uydurmak zorunda hissetmesiyle açıklamıştır.