Eylem 53
İş İnsanı Mehmet Muhittin Palazoğlu'nun Üsküdar'daki Kaçak Yapısına Göz Yumulması Karşılığında Rüşvet Alınması İddiası
“İddianameye göre, iş insanı Mehmet Muhittin Palazoğlu'nun Boğaziçi öngörünüm bölgesindeki kaçak yapısına göz yumulması karşılığında, aralarında Ekrem İmamoğlu ve Murat Ongun'un da bulunduğu kamu görevlilerinin rüşvet aldığı iddia edilmektedir. İddiaya göre, şüpheli Ekrem İmamoğlu'nun talimatı ve onayıyla hareket eden şüpheli Murat Ongun, hakkında yıkım kararı bulunan Palazoğlu'na ait Üsküdar'daki yapının tamamlanmasına izin verilmesini sağlamıştır. Bu usulsüzlüğe karşılık olarak, Palazoğlu'nun, Murat Ongun'un eşi Zeynep Ayten Gözdem Ongun'a ait BYZAG isimli firmadan 200 adet tespih alımı adı altında 600.000 TL'lik bir ödeme yapmaya zorlandığı öne sürülmektedir. Ödemenin, Ongun'un talimatıyla hareket eden şüpheli Emrah Bağdatlı tarafından organize edildiği iddia edilmektedir. Savcılık, bu eylemi, Palazoğlu'nun irtikap mağduru olduğu yönündeki beyanına rağmen, rüşvet suçu olarak nitelendirmektedir. Soruşturma, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan şüpheli Yakup Öner'in beyanları, Palazoğlu'nun ikrar olarak değerlendirilen ifadesi, şüpheliler arasındaki yoğun HTS-baz trafiği ve banka kayıtlarına dayandırılmaktadır. Şüpheliler, TCK 252 (Rüşvet) ve TCK 220/5 (Örgüt Yöneticisinin Sorumluluğu) maddeleri uyarınca suçlanmaktadır.”
- ·Eylem 53 şüphelileri arasında Yakup Öner'in bulunmadığı; Karaoğlu'nun 'Yakup Öner'e yönlendirme yapmakla' suçlandığı ama Yakup Öner şüpheli değilken bu iştirakin nasıl kurulduğunun belirsiz olduğu.
- ·Palazoğlu'nun ifadesinde Boğaziçi İmar Müdürlüğü'nden, Karaoğlu'nun isminden, hatta Boğaziçi sözcüğünden hiç bahsedilmediği; Palazoğlu'nun anlattığı meselenin Tuzla'daki bir inşaata iskan verilmemesi olduğu; Tuzla'nın Boğaziçi İmar Müdürlüğü yetki alanında olmadığı.
- ·Üsküdar Çengelköy 893 ada 10 parseldeki kaçak yapı sürecinin Karaoğlu göreve gelmeden başladığı; 26.03.2019'da Suna Palazoğlu adına yapı tatil tutanağı, 31.07.2019'da yıkım/para cezası kararları, 12.09.2019 ikinci tutanak, 02.10.2019 ikinci yıkım kararı; 06.11.2019'da İstanbul 5. İdare Mahkemesi'nin yürütmeyi durdurma kararı verdiği.
- ·Karaoğlu döneminde, 02.06.2023 tarihinde üçüncü yapı tatil tutanağı, 12.07.2023 tarihinde yıkım kararı ve 29.539.000 TL para cezası (Ek-29), 21.06.2023'te TCK 184/203 kapsamında savcılığa suç duyurusu (Ek-28) yapıldığı; 24.07.2023 mühürleme, tapuya şerh, İGDAŞ/İSKİ/AYEDAŞ'a 'altyapıyı kes' yazısı gönderildiği.
- ·29.08.2023'te İstanbul 11. İdare Mahkemesi'nin yürütmeyi durdurma kararı verdiği, 31.12.2024'e kadar bu kararın elini kolunu bağladığı; 10.04.2025 yıkım gününe 14.04.2025'te İstanbul 12. İdare Mahkemesi yeni bir YD kararı koyduğu (Ek-34); yani 30 milyon ceza kesen ve suç duyurusunda bulunan müdürün rüşvet anlaşması içinde olması mantığa aykırı olduğu.
- ·Muhittin Palazoğlu'nun güvenilmez bir iftiracı olduğunu; iş yerinde 38 farklı firmanın kaşesinin bulunduğunu, sahte fatura ağlarının bir numaralı müşterisi olarak anlatıldığını ve kardeşiyle birbirlerini suçlayan taban tabana zıt ifadeler verdiklerini belgeleriyle anlatıyor.
- ·Rüşvet iddiasının oransızlığını vurguluyor: 3 milyar TL kredili, dairelerinin 88-340 milyon TL'ye satıldığı bir projenin kurtarılması karşılığında eşinin şirketinden alınan 500 bin TL'lik 200 tespihin rüşvet olamayacağını; iddianamenin örgüte atfettiği yüzde 10-15 komisyon şablonuyla da çeliştiğini savunuyor.
- ·Eylemin sanık listesinin ve anlatımının Tuzla ile Boğaziçi öngörünüm dosyalarını iç içe geçirdiğini; MASAK kayıtlarına göre eşinin şirket hesabından üç yılda yalnızca 11.500 TL çekildiğini, kendi mal varlığında hiçbir artış tespit edilemediğini belirtiyor. Elçin Karaoğlu'nun sunduğu tüm belge ve delillere katıldığını beyan ediyor.
- ·Ongun, Muhittin Palazoğlu'nun güvenilmezliğini ve şirketlerinin gerçekte kime ait olduğunu ancak iddianameyi ve ofisinde çıkan 38 kaşeyi okuyunca öğrendiğini, bunları önceden bilmesinin mümkün olmadığını söyledi.
- ·Eylem 53'teki 'tespit' meselesinde eşinin yaptığı tespiti Palazoğlu'nun almasından 15-20 gün sonra haberdar olduğunu; Palazoğlu'nun 'hanımefendinin tespitine herkes bayıldı, bir dahaki sefere alacağız' demesinin onun her tarafa yaptığı bir güzelleme/kurnazlık olduğunu ve Emrah Bağdatlı'nın bir etkisi bulunmadığını belirtti.