“İddianameye göre, müteahhit Selim Özderya'nın İBB'deki alacaklarının ödenmesi ve işlerinin devamlılığının sağlanması karşılığında, İMAMOĞLU suç örgütü yöneticileri ve üyeleri tarafından kendisinden rüşvet alındığı iddia edilmektedir. İddiaya göre, şüpheli Fatih Keleş rüşvet talebini ilk dile getiren kişi olmuş, kardeşi Zafer Keleş paraların tahsilatını ve naklini organize etmiştir. İBB Genel Sekreter Yardımcıları Cemal Ufuk Karakaya ve Arif Gürkan Alpay'ın da farklı zamanlarda, deprem yardımı ve gıda kartı talepleriyle rüşvet mekanizmasına dahil oldukları iddia edilmektedir. Savcılık, bu eylemlerin örgüt lideri Ekrem İmamoğlu'nun bilgisi ve talimatı doğrultusunda gerçekleştiğini öne sürmektedir. İddianameye göre Özderya'nın, İBB'deki alacaklarını tahsil edebilmek için bu taleplere boyun eğerek 2022-2024 yılları arasında Kayabaşı'ndaki şantiyesinde ve Florya'daki İBB Başkanlık Konutu'nda Zafer Keleş'e peyderpey toplam 25.000.000 TL nakit rüşvet verdiği iddia edilmektedir. Ayrıca, Arif Gürkan Alpay'ın talebiyle yaklaşık 3.450.000 TL değerinde gıda kartı temin ettiği de öne sürülmektedir. Savcılık, Selim Özderya'nın paraları zorla verdiği yönündeki beyanlarına itibar etmeyerek, eylemin karşılıklı anlaşmaya dayalı bir rüşvet suçu olduğunu ve bu yolla kamunun zarara uğratıldığını, İMAMOĞLU suç örgütüne finansman sağlandığını iddia etmektedir. Şüpheliler hakkında TCK 252 (Rüşvet), TCK 220 (Suç Örgütü) ve TCK 43 (Zincirleme Suç) maddeleri uyarınca cezalandırılmaları talep edilmektedir. Savcılık iddialarını temel olarak şüpheli Selim Özderya'nın itiraf niteliğindeki beyanlarına, bu beyanları desteklediği öne sürülen HTS ve baz istasyonu kayıtlarına, banka dekontlarına ve kolluk araştırma tutanaklarına dayandırmaktadır.”
- ·Selim Özderya'nın 24.06.2025 tarihli ifadesinde geçen 'gıda kartı talep ettim' beyanı tek başına soyut bir ifadedir; arkasında hangi soru sorulduğu, hangi iddiayla karşılaşıldığı dosyada görünmemektedir. Aynı ifadenin diğer bölümlerinde Özderya bizzat 'bu yaşadığım olaylar benim bu şahıslarla olan durumumu açıkça ortaya koymaktadır' diyerek mesafeyi ortaya koymaktadır.
- ·Delil olarak gösterilen EFT, Özderya'nın MakroYol firması ile Yeni Mağazacılık (A101) arasında olup, savunmacının ortağı veya alıcısı olmadığı iki şirket arasındaki ticari işlemdir; savunmacı taraf değildir.
- ·Trabzon Havalimanı'nda Fatih Keleş ile beraber karşılaşma iddiası, savunmacının Trabzonspor maçlarına gitmek için yıllardır süregelen seyahat rutiniyle örtüşmektedir; baz kaydı bahsedilen tarihte (30 Nisan, Antalyaspor-Trabzonspor maçı + kurban bayramı) maça gitme dolayısıyladır, dava görüşmek için değil.
- ·62-65 baz kaydı iddiası: Koza Plaza (Özderya'nın iş yeri) ve Bahçeşehir (Özderya'nın ev adresi) bölgeleri, savunmacının 4.600 km'lik yol ağı saha denetimleri ve özel hayatı gereği sürekli geçtiği güzergahlardır; HTS kaydı dosyada yoktur, telefon görüşmesi bulunmamaktadır.
- ·İhale itirazları, iptaller ve Kamu İhale Kurulu / Danıştay kararları 4734 sayılı yasal süreç çerçevesinde yürümüş; Özderya'nın 2018 Selimpaşa Kavşak ve 2020 Unkapanı Köprülü Kavşak ihale iptalleri teknik gerekçelidir (Raylı Sistemler şartname eksiklikleri, kazık/diyafram detay eksikliği), savunmacının ayrıca müdahalesi yoktur. Özderya 2011'den bu yana 82 ihaleye girip yalnızca 9 ihale almıştır; bu kayırma örüntüsü değildir.
- ·Zafer Keleş, Selim Özderya'yı Kaptan Demir Çelik'ten ve Trabzon'dan eski tanıdık olarak kabul etmekte, ancak birlikte oturduğu toplam temas sayısının dört kez (fabrika ziyareti, göl kenarı yemeği, Trabzon karşılaşması ve bir telefon görüşmesi) olduğunu öne sürerek Özderya'nın anlattığı dört taksitli teslim hikayesiyle çeliştiğini belirtmektedir. 'Fatih'in haberi bile yoktu' diyerek kardeşinin bu konudan bihaber olduğunu, kendisinin hiçbir para organizasyonuna karışmadığını vurgulamaktadır.
- ·Zafer Keleş, Özderya'nın 'Zafer Keleş'in konuşmasından anladım ki para vermem gerekiyor' iddiasını doğrudan çürütmektedir: Bu tür bir kurtarma isteği, doğrudan para talep etmeden sanki söylenmeden anlaşılması yoluyla suç isnadına dönüştürülemez; 'ne söylediğimi bilmiyorum' diyerek olayın somut bir para talebi içermediğini savunmaktadır.
- ·Zafer Keleş, iddianamede 'deprem yardımı' başlığıyla kendisine teslim edildiği iddia edilen 5 milyon TL'nin, iddia makamı tarafından dahi düzeltilerek sonuçta Fatih Keleş'e verildiği şeklinde yeniden yazıldığını aktarmaktadır. Bu durumun iddia makamının kendi anlatısında bile tutarsızlık barındırdığını ve beyan üzerine bina edilen tüm yapının sağlamlığını sorgulatır nitelikte olduğunu vurgulamaktadır.
- ·Keleş, Selim Özderya'nın hep 'hayatta para vermem' dediğini ancak iddianame anlatısında büyük miktarlar ödediğini kabul ettiğini; bu çelişkinin tanığın güvenilirliğini zayıflattığını ifade etmekte ve HTS-Baz kaydının yalnızca aynı gün aynı bölgede bulunmayı gösterdiğini, Özderya'nın da şantiyesinde işi olduğunu belirterek mekan örtüşmesinin para teslimi anlamına gelmediğini savunmaktadır.
- ·Zafer Keleş, Selim Özderya ile tanışıklığının 2005-2008 yıllarına dayandığını ancak samimiyetinin oldukça sınırlı olduğunu vurgulamış; 'çok fazla samimiyetim yoktu' ifadesini kullanmıştır. Tanışıklığın derinleşmesinin Fatih'in fabrikasına mermer bakmaya gelen Özderya ile geçirilen yaklaşık 1 saatlik görüşme sayesinde olduğunu, bu görüşmede telefon numarası alışverişi yaptıklarını ve Özderya'yı eski ortağının oğluyla tanıştırdığını anlatmıştır.
- ·Sanık, Özderya'nın iş yerine yalnızca bir kez gittiğini, üstelik yolu bilmediği için konum paylaşımı alarak gittiğini ve bir daha gitseydi yeri bulamayacağını söyleyerek ilişkinin yüzeyselliğini somutlaştırmıştır. İkiden fazla yemek yemediklerini ve hesabı her seferinde Özderya'nın ödediğini belirtmiş; aralarında hiçbir ticari ilişki bulunmadığını açıkça ifade etmiştir.