Savunma

Barış Kılıç Savunması

Kendi savunması·Barış Kılıç·22 Haziran 2026 · Kaynak

Sayın Başkan, Sayın Heyet, Sayın Savcı; ben, . 1992 Trabzon Vakfıkebir doğumluyum. İstanbul Aydın Üniversitesi Radyo Televizyon mezunuyum. Görüntü yönetmeniyim. Mesleğimin ilk adımını üniversiteye başladığımda yarı zamanlı prodüksiyon firmalarında çalışarak attım. Mesleğim gereği birçok kişi, kurum, dönem filmi ve belgesellerinde ve onların devamı olan gösterim, etkinlik ve organizasyonlarında kiminde prodüksiyon amiri kiminde de görüntü yönetmeni olarak yer aldım. 2015 yılında 'ın sahibi olduğu şirkette işe başladım. Bu şirket sektörün birçok önemli firmasının yanı sıra Beylikdüzü Belediyesi ile de çalışmaktaydı. 2019 yılında , Kültür A.Ş. Genel Müdürü olunca, kendisiyle çalışmamı istedi. Bu zamana kadar edindiğim tecrübe ve deneyimlerimi referans gösterip girdiğim mülakatlar neticesinde 2019 yılının Eylül-Ekim aylarında Kültür A.Ş.'de işe başladım. Halkla İlişkiler personeli olarak başladığım statüm, zamanla gösterdiğim uyum ve iş yönetimindeki başarılarımdan dolayı sanat yönetmenliğine yükseldi. 2020 yılı Mart ayında bağlı olduğum müdürün başka bir müdürlüğe geçmesiyle Plan ve Organizasyon Müdürlüğü’ne vekalet etmeye başladım. Bu anlatımlarımla iddianamedeki eylem ve ifadelere de kendi yaşadığım tüm süreci anlatarak aslında cevap vermiş olacağım Sayın Başkanım. Şimdi Plan ve Organizasyon Müdürlüğü aslında ne iş yapar, görevi nedir biraz onlardan bahsetmek istiyorum. Kültür A.Ş. Plan ve Organizasyon Müdürlüğü'nün sorumluluk alanı ve görev tanımı, faaliyet alanım olan etkinlik ve organizasyonların İBB Daire Başkanlığı'ndan gelen iş talimatları doğrultusunda talep edilen iş kalemlerinin sahadaki teknik şartnamelere ve miktarsal değerlere uygunluğunun denetimini yapmak, iş bütünlüğünü sağlamak, sevk ve idare safhasında gerçekleştirmektir. Bu işler kapsamında gerçekleştirilen alt yüklenici ihalelerine Kültür A.Ş. İhale ve Satın Alma Müdürlüğü tarafından mail yoluyla etkinlik ve organizasyonlarla ilgili kısımlara teknik üye, yedek üye sıfatıyla davet edilir ve katılırım. Müdürlüğümüze ait olmayan başkaca hizmet alanları ile reklam mecraları ile ilgili ihalelere davet edilmedim ve katılmadım. Katıldığım, faaliyet alanıyla ilgili olan ihalelerde hiçbir usulsüzlüğe şahit olmadım. Sayın Başkanım, benim de iş kartımda birkaç tane unvan yazıyor yani iddianame içerisinde de reklam şefi olarak iş kartımda beni tanımlamışlar ama benim görev alanım tamamen Kültür A.Ş.'deki reklamla alakalı değil. Sadece etkinlik ve organizasyonlarıyla alakalı. Yani reklamla herhangi bir ilişkim olmadı bu zamana kadar. İhalelerine de katılmadım, firmalarıyla da ilgilenmedim. Etkinlik ve organizasyon ihaleleri de sonuçlanır, teknik şartnameleri ile birlikte ihaleyi kazanmış firmalar müdürlüğüme iletilir ve görev sorumluluğum burada başlar. Bazı ifadelerde geçen "firmaları ile diyalog halindedir" sözüne de atıfla firmalar ile görev sorumluluğum gereği iş sonuçlarına kadar irtibat halindeyim. Kültür A.Ş. için çalışır, yöneticilerim tarafından verilen sorumlulukları şirketimizin işlerini kanun ve yönetmeliklerin çizdiği sınırda yerine getiririm. Tüm bu ihaleler Kültür AŞ Yönetim Kurulu kararıyla yürürlükteki kanun ve yönetmeliklere göre yapılmaktadır. Bununla ilgili satış prosedüründe avukatın sizlere verecek yani bir satış prosedürümüz var, biz bu satış prosedürüne göre tüm iş ve işlemleri yapıyoruz. Burada hak ediş işlemlerini yapan, ihaleyi kararına alan, bunun yönetimini yapan bütün birimlerin sorumlulukları bu alanda, bu prosedürde belirtilmiştir. Benim bu ihalelerde teknik şartname oluşturmam da mümkün değildir. Orada birimler görev arasında aslında teknik şartnameler oluşturmak da yazıyor ama biz İstanbul Büyükşehir Belediyesi Daire Başkanlıklarından alınan ihale yükümlülüklerini yerine getirmek zorunda olduğumuz için, alınan teknik şartnameleri aynı şekilde alt yüklenicilere uygulamak durumundayız. Haliyle benim herhangi bir şekilde teknik şartname oluşturmam, yazmam, yeni bir şey üretmem mümkün değildir. İBB Daire Başkanlığına kazanılan ihalelerin istenen yükümlülüklerini yerine getirmek için noktasından virgülüne aynı şekilde alt yüklenici ihalelerine de uygulamak zorunda olduğumuz belgelerdir. Benim buradaki görevlerimden biri İBB tarafından alınan ihalenin faaliyet alanı ile ilgili olan organizasyon teknik şartnamelerin niteliğine, muhteviyatına ve yapılacak organizasyonların sahadaki iş disiplinine göre sınıflara ayırmaktır. Yani alınacak ihalelere ben karar vermem. Alınan ihalenin Kültür AŞ içerisindeki satın alma ihale yöntemine ben karar vermem. İhaleye girecek firmalara da ben karar vermem.

Kültür A.Ş Plan ve Organizasyon Müdürü

Şimdi bu işin biraz daha tarihçesinden bahsetmek isterim kısa. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin daire başkanlıkları Kültür Daire Başkanlığı vardır, bir de Destek Hizmetleri ve Halkla İlişkiler Daire Başkanlığı vardır. Kültür AŞ bu ihalelere katılır. Bu ihaleler yani bahse konu ihaleler ilgili müdürlük tarafından gerek 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu gerekse ilgili diğer mevzuatın hükümlerine uygun olarak hazırlanmış ve ihaleye çıkarılmıştır. Üst ihaleden bahsediyorum yani Kültür AŞ'nin aldığı. Anılan tarih ve saatte ihale usulüne uygun olarak gerçekleştirilmiş ve söz konusu ihale Kültür AŞ uhdesine yine usulüne uygun olarak kalmıştır. Kültür AŞ süresi içinde alt yüklenicilere yaptırmayı planladığı işlerin listesini ve alt yüklenici listesini idarenin onayına usulüne uygun şekilde sunmuştur. Kültür AŞ alt yüklenici ihalelerini 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun 3. maddesinin g fıkrasına uygun olarak istisna usulü yani bir ihale değil, ihaleden istisna olan bir durum ile yapmıştır. Bu ihaleleri yaparken hem idari ile sözleşme imzalayabilmesi için önünde 10 günlük süre olduğunu hem de bahse konu kanun maddesinin ilgili fıkrasını göz önünde bulundurmuştur. Bununla beraber piyasada itibarlı, benzer iş ve organizasyonları daha önce yapmış, sorumlu olduğu idarenin vizyonuna uygun kalitede hizmet sunabilecek firmalar da davet etmiştir. Şimdi iddianamemizde eylemlerimizin tek dayanağı olarak gösterilen bilirkişi raporunda ihtiyaçların 3G istisna kapsamında gerçekleştirilmesi amacıyla iş kalemlerinin kısımlara bölündüğü ifade edilmektedir. Oysa planlanan ihtiyaçlar bu amaçla değil, iş kalemlerinin nitelik ve muhteviyatına göre ayrılmıştır. Bu bölümlemeler bizim 2019 itibarıyla yani ilk defa yaptığımız bir şey değil. Bizler bu bölümlemeyi belirtildiği gibi işin niteliği ve muhteviyatına göre yaparız. Bu bölümlemelerde de görevli mesai arkadaşlarımızın yönlendirmesiyle hareket eder, bölümlemelerini alırız. Yani bu şirkette yıllardır çalışan dönem teamülü neyse aslında biz onu devam ettirdik. Geçmiş dönemin yerleşik uygulamasını sürdürdük. Burada ekranda aslında geçmiş bölümlemelere ait bir fotoğraf var. Yanlış görmüyorsam çadır temini olması lazım. 2018'de yapılan bir bölümleme, eski dönemdeki arkadaş, çalışma arkadaşlarımızın olduğu sorumlular. Diğeri de bizim dönemimizde yapılan bir bölümleme. İkisi de bir çadır bölümlemesi yani bir çadır ihalesini, bir çadır işini sadece çadırcı olarak biz hizmet teklifi istiyoruz. Yani burada ayrıca herhangi bir şekilde bazı yerlerde de şey geçer; işte bu birim fiyatları biliyor, buna göre birim fiyatlardan bizim haberimiz bile yok yani. Rakip firmalarla ilgili bir rakamlaşma vesaire falan, bizim rakamlarla hiçbir zaman işimiz olmadı. Bizim sadece işin teknik şartnameleri ve yapılacak miktar adetleriyle beraber işimiz olmuştur. Yani bizim fiyatları ihale öncesi görmemiz bile mümkün değil. Burada gördüğünüz üzere zaten biz bölümlemeleri sadece işin niteliği ve muhteviyatına göre yaparız parasal kısmına göre değil. Parçalara bölme, iş ve işlemlerine esas teşkil eden gerekçe temelde parasal limit değildir. İdare bu ihaleler ile hem yaptığı yatırım ve hizmetleri daha geniş kitlelere duyurmayı hem de bu yatırım ve hizmetlerden halkın daha büyükçe bir kesiminin faydalanmasını amaçlamakta, İstanbul halkının kültürel yaşamına imkanları ölçüsünde katkıda bulunmayı hedeflemektedir. Temel amaç bu olunca yapılacak her işin kalitesinin üst düzeyde tutulması gerektiği ve bu üst kalite işlerin ancak profesyonel kişi, cihaz ve ekipmanlar ile gerçekleştirileceği gerçeği de kuşkusuzdur. Alt yüklenici ihalelerin gerek teknik şartnameleri gerek birim fiyat cetvelleri incelendiğinde parçalara bölünen işin parasal kısmına bakılmaksızın nitelikleri ile ilgili olduğu da görülecektir. Kültür AŞ bahse konu ihalelerin teknik şartnamelerinde belirtilen esaslara uygun olarak bu işleri gerçekleştirecek potansiyel alt yüklenicilerin yeterlilikleri ile profesyonelliklerini de göz önünde bulundurmuş ve yaptığı değerlendirme sonucu iş bölümü yaparak alt yüklenicilere iş vermiştir. Kültür AŞ yaklaşık 20 seneden beri İBB'nin yaptığı ihalelere katılmakta. Kanunun vermiş olduğu istisnalar ile alt yüklenici sözleşmelerini senelerdir aynı bölümlemelerle de yapmaktadır. İddianame sanki Kültür AŞ ilk defa 2019 sonrası bu prosedürü işletiyormuş gibi bir izlenim yaratmaya çalışmaktadır. Oysa gerçek bu değil. Çalışanların büyük çoğunluğu minimum 10 senedir aynı yerde çalışmakta olup kurumsal hafıza, yöntem ve teamül onlarla birlikte devam ettirilmiştir.

Kültür A.Ş Plan ve Organizasyon Müdürü
Eylem 79Eylem 80Eylem 81+10 daha+11 daha

Bizim çalışanlarımız Sayın Başkan, geldiğimiz zaman bir tek yeni olarak zaten ben varım, bir de var benim çalışma arkadaşım, şefim. Onun dışındaki bütün çalışanlar eski çalışma arkadaşlarımız. Yani biz oraya geldiğimiz zaman yeni bir personel de almadık. Bütün eski ekiple de çalışmaya devam ettik. İşini doğru düzgün yapan herkesle de hala da çalışmaya devam ediyoruz. Yani özetlemek gerekirse iddialarda yer verilen işin parçalara bölünmesi zorunluluktan, mevzuatın güncellenmemesinden, hem kaliteli hem de hızlı hizmet sunma endişesinden kaynaklanmaktadır. Kanunun verdiği haktan faydalanan kişi ya da kuruluşa "Neden bu haktan faydalandın?" diye sormak abesle iştigaldir. Bu anlatımlar doğrultusunda Kültür AŞ'nin firma kayırdığını ve kamuya zarara uğrattığını iddia etmek, objektiften uzak bir davranıştır. Firma belirleme ve davet konusunda, alt yüklenicileri belirleme konusunda ve ihaleye davette herhangi bir görevim ve yetkim bulunmamaktadır. İhaleye davet edilecek alt yükleniciler Kültür AŞ'nin onlarca yıllık deneyimiyle oluşturduğu tedarikçi, hizmet portföyünden seçilmektedir. Bu portföyü güncel tutmak ise benim birimim gibi birçok müdürlüğümüzün de görevlerindendir. Bu portföye diğer iştirak şirketlerimizde etkinlik ve organizasyon işi yapmış, piyasada konusunda yetkinliği bilinen firmalar da eklenir. Yetkinlik belirleme noktasında gerek firmaların kurumsal tecrübeleri gerek firma yöneticilerinin kişisel tecrübe ve yetkinlikleri dikkate alınır. Ayrıca yapılan iş sözleşmelerinde noter tasdikli iş bitirme belgelerine kadar istenir. Bana ve müdürlüğümüze gelip yapmış oldukları işleri referans gösterip çalışmak, fiyat vermek isteyen firmalar da oldu. Örneğin Kültür AŞ'nin 2020 yılındaki bir sözleşmeli alt yüklenicimizin sahasında çalıştırdığı bir taşeron var. Arada taşeron olmadan, yani alt yüklenici olmadan direkt Kültür AŞ ile çalışmak isteyebilir. Yani bu durum Kültür AŞ için avantajlı olabilir çünkü maliyeti düşürülebilir bu şekilde arada bir firma olmayınca. Görevimiz gereği bu tarz firmaları Kültür AŞ'nin ilgili birimi olan İhale ve Satın Alma Müdürlüğü'ne yönlendiririz ve sahadaki çalışmaları ile de alakalı görüş bildiririz. Bu görüş sahadaki uzmanlık ve kalite durumuyla da alakalıdır. Yani biz bu görüşü bildiriyoruz. Bildirmemizin sebebi şu: Şimdi teknik organizasyon hizmet alım ihalesine bu konuda hizmet veren teknik firmaları söyleriz. Broşür baskı hizmet alım ihalesine bu konuda hizmet veren matbaa ve ozalit firmalarını söyleriz. Açık alan mecra uygulamaları hizmet alım ihalesine de bu konuda hizmet veren vinil baskı firmalarını söyleriz, meşhur firmalarını söyleriz. Yani bu görüşü bildirmeyecek olsak teknik ihaleye matbaacı, matbaa ihalesine açık hava işi yapan vinil baskı firmaları davet edilebilir. Bu aksaklık ise doğru iş ve doğru fiyat oluşması problemini doğurur. İhaleye girecek firmalara belirleyen İhale ve Satın Alma Müdürlüğü'dür. Bu müdürlük, davet edilecek istekliler listesini ihale ve harcama yetkilisi olan genel müdüre sunar ve onayı doğrultusunda istekliler davet edilir. Firma belirleyen merci ben değilim. Davet edilen firmalar verdikleri en avantajlı fiyatlar ile belirlenirler. Şimdi bu görselde de firmaları belirleyen, firmaları davet eden kısımları ile alakalı resmi ve bütün belgelerimiz zaten burada var. Sol taraftaki ilk evrakta ihalelere davet kısmı var. Firmaların ihalelere davet kısmının altında firmalar yazıyor. Davet eden İhale İşleri ve Satın Alma Müdürü ve bu ihalelere davet kısmını onaylayan da genel müdür. Altta "olur" yazısı var, imzası. Diğer orta sayfadaki yer de bizim komisyon üyelerinin aslında davetidir. Genel müdür şu şu şu isimleri komisyona, yani ihale komisyonuna davet eder. Benim buradaki görevim teknik üye olmaktır. Herhangi bir şekilde kendi faaliyet alanımı ilgilendirdiği için bu ihaleye katılırım. En sondaki evrakta da zaten ihale çağırdıkları firmalara ihale evraklarını teslim eden ihale uzmanı arkadaşların imzası ve isimleri vardır. Dosyayı teslim alana kadar hepsi orada mevcuttur. Bu evrakların hepsi Kültür AŞ'nin arşivinde mevcut ve polis sorgulaması zamanında, o 9-10 Mart operasyonu zamanında bu evrakların hepsi de öncesinde hatta, bizler tarafından, görevliler tarafından zaten emniyete teslim edildi. Bu evrakların hepsini hazırlayıp vermiştik.

Kültür A.Ş Plan ve Organizasyon Müdürü
Eylem 79Eylem 80Eylem 81+10 daha+11 daha

Alt yüklenici ihalelerinin istisna usulü ile yapılması ve firma kayırma hususuyla ilgili olarak da 4734 sayılı Kanun'un 3. maddesinin (g) fıkrası, kamuda faaliyet gösteren ve kanunun (b) ve (d) bendinde sayılan kuruluşlar için tanımlanmış bir haktır. İlgili kuruluşlar daha hızlı hizmet üretebilmek için bu yöntemi kullanmaktadır. Yasa bu konuda son derece açık olmakla birlikte iddianame bu gerçeği hiçbir şekilde dikkate almamıştır. İstisna usulü ile yapılırken isteklilerden 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun 9. maddesine göre de açık ihale usulü ile yapılan ihalelerde olduğu gibi şunlar da talep edilmiştir: Geçici ve kesin teminat mektupları, iş deneyim ve iş bitirme belgeleri ve ilgili diğer belgeler. Bu belgeleri usulüne uygun olarak sunmayan ya da eksik sunan kişi ya da kuruluşların ihaleden eleneceği de çok açıktır. Bu nedenle, istisna usulü ile yapılan alt yüklenici ihalelerinde Kültür AŞ'nin firma kayırdığından bahsetmek de mümkün değildir. Sayın Başkan, bu ihalelerde bildiğim kadarıyla görev alanım olmamasına rağmen iş deneyim belgesi de istemek zorunda değil. Kültür AŞ'nin kendi prosedürü vardır, bunlarla ilgili satın alma gerçekleştiriyor. Yani bir iş deneyim belgesi aramak zorunda olmadığı halde bu ihalelerde açık ihale usul yöntemini benimsemiş ve iş deneyim belgelerine kadar hepsini istemiştir. Savcılığın, örgüte müzahir firmaları ile muvazaalı sözleşmeler iddiası da kesinlikle doğru değildir. İhalelere 2019 itibarıyla görüleceği üzere siyasi görüşü ve dönemi gözetilmeksizin birçok firma davet edilmiştir. Bunlardan bazıları 2019 ve öncesi iş yapan Görsel C firması, Home Prodüksiyon 'nın firması (bunun ismini çok duyduk), Akyılmaz firması, RTS Fatih Işık firması, DSGN Tasarım ve Fikret Karadeniz'nin sahibi olduğu YRD firması gibi dönemi ve yakınlığı bilinen firmalardır. Bunlar da davet edilmiş ve birçok ihaleyi kazandıkları da olmuştur. Aynı zamanda Spor AŞ'de 2019 öncesi iş yapan KMD firması ve isminin yasaklı olduğundan bahseden Muhittin Palazoğlu'nun bizzat kendi firması Es Station'da firmalara, Es Station'da defalarca ihalelere davet edilmiştir. Yani ihalelerden yasaklı olduğunu söylüyor, bu konuya tekrar eylemler kısmında geleceğim zaten ama davet edildiği ve katıldığı ihaleler zaten birçok evraklar emniyette ve savcılıkta var. Burada da birkaçını göstermek istedim. Görevde olduğumuz sürece ihalelere katılım talebinde bulunan ve engellendiğine dair tek bir şikayet bile söz konusu olmamıştır. Yani "Biz ihaleye katılmak istiyoruz, ihaleye girmek istiyoruz, biz bu işleri yapmak istiyoruz, bizi davet etmediler veya da bizi engellediler" diyebilecek tek bir şikayet bile olmamıştır, bu iddianamede de yoktur. Ama iddianamenin bazı sonuç bölümlerinde ihalelere girmek istemesine rağmen ihalelere girişimiz engellenmiştir gibi bir şey yazıyor. Bunu bir tanık söylemiyor, bunu savcılık iddia ediyor sadece, neye dayandığını da anlamadım. 3G istisna usulü ve kamu zararının uğratılması hususunda ithama konu olan ihaleye ait hem Kültür AŞ'nin hem de alt yüklenicilerin birim fiyat cetvelleri incelendiğinde şu gerçekler açıkça görülecektir: Kültür AŞ'nin teklifinin idarenin hazırladığı yaklaşık maliyetin altında kaldığı ve kamu zararına sebebiyet vermediği; alt yüklenici tekliflerinin de Kültür AŞ'nin teklifinin altında kaldığı ve kamu şirketinin zararına sebebiyet vermediği; kamu şirketinin idareyi zarara uğratmadığı, aksine de kâr ettiği görülecektir. Kültür AŞ'nin 2019'dan sonra ettiği kârlar görülecektir. Bu kârlar da Kültür AŞ'de kalmıyor bildiğim kadarıyla, zaten İBB hissedar olduğu için sene sonu paylaşımlarıyla beraber tekrar İBB'ye geri ödenen bir para bu.

Kültür A.Ş Plan ve Organizasyon Müdürü
Eylem 79Eylem 80Eylem 81+10 daha+11 daha

Ben biraz önce bölümleme hususundaki kendi görevimi söylemiştim. Bu bölümlemeleri kendi müdürlüğümüzle beraber yapmaktayız ve geçmiş teamülle devam ettiğimizi de söylemiştim, örnek alarak, rehber edinerek. Düzeltilmesi gereken yerler varsa da düzeltmişizdir nitelik ve muhteviyatına göre. Şimdi de asıl diğer işim benim, olağan teknik şartnamelerin sahada uygunluğuna göre denetlemek vesaire olan kısımlarıyla alakalı ne iş yaptığımı anlatmak istiyorum. Kültür AŞ'nin, İBB ve daire başkanlıkları arasında kurduğumuz bir ilişki var. Yani bu alt yüklenici ve iş sahibi idari olarak Kültür AŞ'nin yıllardır bu konuda kazandığı iki tane ana ihale var. Bir tanesi Kültür Daire Başkanlığı, İstanbul genelinde yapılacak muhtelif kültürel, sanatsal etkinlikler ve kültür sanat organizasyonları. Bir diğeri de Destek Hizmetleri Daire Başkanlığı'nın aynı şekilde bir ihalesi ve bir de Halkla İlişkiler Daire Başkanlığı var. Destek hizmetlerinden 2022 sonrasında Halkla İlişkiler Daire Başkanlığı bu ihaleleri çıktı, onlara katıldık. Bu ihale de İstanbul genelinde yapılacak resmi bayram, özel gün kutlamaları, yatırım ve hizmetlerin temel atma ve açılış törenlerini ilgilendiren işlerdir. Kültür Daire Başkanlığı'nın iş talimatları genelde kültür sanat faaliyetlerini ilgilendiren konser, tiyatro, çocuk etkinlikleri, sergi, festival gibi işlerden oluşur. Yeri gelmişken de belirtmek isterim Sayın Hakim, Kültür AŞ'de bu tarz organizasyon ihalelerini kontrol teşkilatında oluşturan ve icrasını gerçekleştiren benim müdürlüğüm olan Plan ve Organizasyon Müdürlüğü dışında Kültür Etkinlikler Müdürlüğü de bulunmaktadır. Yani biz şöyle bir iş paylaşımı yapıyoruz; Kültür Daire Başkanlığı'ndan alınan ihaleleri Genel Müdürümüzün takdiriyle zaten Kültür Etkinlikler Müdürlüğü yapıyor. Benim dışımda başka bir müdürlük daha var. Kültür Daire Başkanlığı'ndan kazanılan ihalelerin kontrol teşkilatı ve icrasına ve ihalesine katılan arkadaşlarımız farklı bir müdürlüktür. Benim iddianamedeki eylemlerden 81, 90 ve 105 no.lu eylemlerde sorumlular arasında ismim yazılmış. Bunun sebebi ihale komisyonunda yedek üye olarak yazılmam. Fakat benim bu ihalelerle bir ilgim yok. Yedek üye, yapılan ihalelerde asıl komisyon üyelerinin herhangi bir sebepten dolayı katılamaması durumunda ihaleye katılır. Ben bu eylemlerdeki ihalelerin hiçbirine katılmadım ve işin icrasındaki kontrol teşkilatında de görev almadım. Hatta 105. eylem ihalesinde olmadığım gibi işin icrasında da yokum, çünkü ihale tarihinden bir ay sonra tutuklandım. Dolayısıyla bu eylemlerden ismimin silinmesini sizlerden talep ediyorum. Ayrıca yine belirtmek isterim ki eylem 79, 93, 97 ve 118'in ihalelerinde yani bırakın yedek üye olmayı, hiçbir şekilde komisyonda dahi değilim. Buralardan da silinmeyi önemle talep ederim. Genel geçer ifadelerle adım eylemlerle ilişkilendirilmiş olup hiçbir aşamasında karar veren, imzalayan ve icracı olduğundan da söz edilemez. Destek Hizmetleri ve Halkla İlişkiler Daire Başkanlığı'nın iş talimatları bu konuda benim müdürlüğüm zaten genelde görevli, Plan ve Organizasyon Müdürlüğü. Bu işlerin temeli de şu; yatırım ve hizmetlerin temel atma, açılış töreni, resmi ve dini bayram, özel gün kutlamaları, basın toplantıları, seminerler ve bu organizasyonların tanıtım, duyuru işlerini kapsayan işlerden oluşur. Bunların yanı sıra İstanbul Valiliği, kaymakamlıklar, emniyet müdürlüğü, ilçe milli eğitim müdürlükleri, İstanbul Ordu Komutanlığı ve kamu yararı taşıyan sivil toplum kuruluşları, dernekler gibi birçok devlet kurumuna da destek veren bir dosyadır. Yani sadece İBB'yi ilgilendiren bir dosya değil, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nden ilgilendiren temel atma, yatırım, hizmetleri değil. Burada Valilik de talep eder, Valiliğe de gideriz. Emniyet de talep eder, Emniyete de gideriz. Bu dosya kapsamında bir devlet büyüğü cenazesi varsa onları da şehit cenaze törenleri, sanatçı cenazeleri, ne yardım talep edilmişse biz yaparız. Haliç Köprüsü'nün altında Yunus polislerinin bir merkezi vardır, oranın yeni binasının tüm tabelalarını, panolarını, cam giydirmelerini, kapı filmlerine kadar biz yapıyoruz. Ben sadece buralardan birer örnek veriyorum Sayın Hakim, yani bu dosya kapsamında yaptığımız birçok devlet kurumunun bu tarz özellikleri var. Fotoğrafta da göreceğiniz üzere bu Haliç Köprüsü'nün altındaki Yunus Polis Merkezi.

Kültür A.Ş Plan ve Organizasyon Müdürü

Polis Haftası'nda moral akşamları düzenlenir, Emniyet Müdürlüğü talep eder; ses sistemini, ışığını, sahnesini biz kurarız. Halkı bilgilendirme amaçlı billboard, üst geçit baskıları talep eder Emniyet Müdürlüğü, yine biz yaparız. Devlet üniversitelerinin bahar şenlikleri, diploma törenleri olur; sesini, ışığını, sahnesini biz kurarız. Sivil toplum kuruluşları kültür buluşmaları yapar; ses sistemlerini, bayraklarını, çadırlarını yine isterler, resmi olarak talep ederler, biz kurarız. Kurban Bayramlarında kesim alanları kurulur, mescitler, namazgahlar için ses sistemleri kurarız, çadırlar kurarız; bunları da biz yaparız. Ahırkapı'da her yıl, Balat'ta da var Ahırkapı'da da var, her yıl haç törenleri yapılır. Yani haç törenlerini de biz yaparız, ses sistemini, çadırını, podyumunu, bariyerini biz kurarız. Hatırlarsınız, Ayasofya Müzesi camiye dönüştürüldüğünde birçok ilden vatandaş katılımı olmuştu, hatta ülke genelinden ve diğer ülkelerden de. İstanbul Valiliği'nin talebi üzerine Yenikapı Etkinlik Alanı'nda binlerce insanın namaz kılacağı alanları kurup Ayasofya Camii'nden okunacak hutbenin iletilmesi için ses sistemleri, görüntü sistemleri ve çadırlar kurduk. Pandemi dönemiydi, insanların sağlığı için mesafe ayarlamaları, bilgilendirici ve yönlendirici panolarını, bariyerlerini, dağıtılan maskeleri ve kolonyaları da biz dağıttık. Dönemin valisi de Ali Yerlikaya'ydı, bir gün öncesinden kurulan alanı teftişe geldiği zaman beraber alanı gezdik ve ben beraber anlattım, alanı anlattım. Bunu söylüyorum Sayın Hakim, dosyanın içerisinde "yapılmayan işler" diye bir şey söylüyor ama biz yaptığımız işlerin hepsi zaten vatandaşın gözünün önünde olan işler. Bizde işin adı bellidir, işin yeri bellidir, işin saati bellidir, işin kimin istediği bellidir, resmi talep yazısı varsa bunlar bellidir, idare tarafından bunlar bize gönderilir. Yani dosyaların hepsine baktığınız zaman bakmanız da gerekiyor, yani bu dosyaların yapılan her işin isminden yapılan her kalem malzemenin fotoğrafına kadar dosyaların içerisinde mevcuttur. Yapılmadığı denilen işlerin hiçbirini kabul etmiyorum, hepsinin kanıtlarıyla beraber dosyada var. İsim isim sorabilirsiniz; o dosyaları alıp "Şu işin ismi yazıyor, bu işi yaptınız mı?" diyerek, fotoğraflar dahil her şeyi tek tek, metrekaresine kadar fotoğraflarıyla birlikte açıklayabilirim sizlere. Bunun olmadığını iddia eden kişiler de sorabilir. Ayrıca afet durumlarında da biz vardık. Yüzyılın felaketi Kahramanmaraş depremi olduğunda, AFAD tarafından İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne Hatay ili sorumluluğu verildi. Halkla İlişkiler dosyası kapsamında bulabildiğimiz ne kadar çadır, karavan, mobil tuvalet, podyum, aydınlatma ışığı, jeneratör, ısıtıcılar, alan belirleyici bariyerler ne varsa birçok alt yüklenici ile birlikte ikinci gün oradaydık. Beşinci günün sonunda tüm lojistik merkezini ve çadırları kuran, Türkiye'nin belki de en hızlı ekibiydik. İkinci gün oradaydık, beşinci gün bu yapıyı kurduk. Hatay merkezde 20 bin metrekareye yakın lojistik destek merkezini; Samandağ'da, İskenderun'da, Kırıkhan'da yemek çadırlarını, yardım malzemelerinin tasnifinin yapıldığı çadırları, ısıtıcı teminlerini, aydınlatmaları ve jeneratörleri ihtiyaç duyulan zamanda kuran bizdik. Kurduğumuz bu alanların drone çekimlerini yapıp "Geldik, buradayız" diyen birçok devlet kurumu da oldu ama oradaki asıl emeği veren bizdik. "Bizdik" diyorum ama tüm anlattığım bu işlerin talimatlarını daire başkanlıklarından alır, gider koordinasyonunu sağlar ve sahadaki işleri gerçekleştiririz. Bunlar gibi yüzlerce örnek verebilirim.

Kültür A.Ş Plan ve Organizasyon Müdürü

Yine bu dosyaya, yine bu işlere dair yaptığım tüm etkinlikleri bulabildiğim kadarıyla sunuyorum. "Bulabildiğim kadarıyla" diyorum çünkü bu dosyaların fotoğraflarına Kültür A.Ş.'den ulaşmak şu an mümkün değil. Çalışanların çoğu tutuklu, kimi saçma sapan olayların içerisinde, yok kaçırılıyor vesaire... Bu konuda da çok üzüntülüyüm. Hiçbir arkadaşımıza da bu hususta ulaşamadık. Yine de bulabildiğim kadarıyla sizlere bir harici disk içerisinde hepsini sunuyorum; işin adlarından fotoğraflarına kadar, belki de 60-70 bin adet fotoğraf olması lazım. İşin sadece tutanakları yoktur ama bütün fotoğrafları oradadır. İşlerin yapılıp yapılmadığına dair Kültür A.Ş.'den evrak, dosya ve görseller isteyerek de bunu rahatlıkla tespit edebilirsiniz Sayın Hâkim. Sayın Hâkim, idareyle olan iş talimatlarımızdan bahsettim. Şimdi de hakkımdaki 14 eyleme ilişkin savunmama geçiyorum. Bu 14 eylemi birlikte anlatacağım, ortak bir ifadem olacak. Toplamda 16 eylemle suçlanıyorum bildiğim kadarıyla. Bu 14 eyleme dair tek bir açıklama yapacağım; çünkü yalnızca tarihleri değişik olan bu suçlamaların ve eylemlere konu olan ifadelerin hepsi birebir aynıdır. Ayrıca 97 ve 118 no'lu eylemleri ayrı olarak anlatacağım. Kültür A.Ş. çalışma sürecini anlatırken sorumlu tutulduğum 5 adet eylemin; 79, 81, 90, 93 ve 105 no'lu eylemlerin isnat edildiği gibi ihale kısmında yer almadığımı, ayrıca imzamın da bulunmadığını, hatta bir kısmında icracı tarafta dahi olmadığımı belirtmiştim. O eylemlerden tekrardan ismimin silinmesini talep ediyorum. Kendi yapmış olduğum işi anlatırken aslında eylemlere dair suçlamalara da yanıt vermiş oldum. Eylemlerdeki genel suçlama kamu zararı, dolandırıcılık ve bedeli şişirilmiş faturalardır. Bilirkişi raporu ise iş bölünmelerinin nitelik ve muhteviyatına göre değil, parasal limitin altında kalmak için yapıldığını ileri sürüyor. Ayrıca maliyeti aynı olan ifadelere dayandığını söylemektedir. Yapılmadığı iddia edilen tüm işler; önce Kültür A.Ş. Kontrol Teşkilatı'ndan, sonra iş sahibi İBB idaresinin Kontrol Teşkilatı'ndan, ardından İBB İç Denetimi'nden ve Meclis Komisyon Denetimi'nden, son olarak da her iki kurumu çapraz nitelikli denetleyen Sayıştay denetiminden geçmiştir. Sayın Hâkimim, anlattı; Zincirlikuyu'daki bir metrobüs köprüsü panosunun ölçüsüyle alakalı Sayıştay denetçileri (geldikleri zaman kendilerine "üstat" diyoruz) bizi çağırdı. Üstat, "Ben bunun bu kadar metrekare olduğuna anlam veremedim, gidip sahada bunu bizzat görmek istiyorum" dedi. Elimizde mezuralar, metrelerle sahaya gittik; yüklenici hak ediş şefi Gökhan da vardı, kendisi de şahittir. Metre metre bu üstatla beraber alanı ölçüp kendisine göstermiştik. Daha sonrasında işlerimizin çoğuna zaten ikna oldu. Sonrasında henüz yapılmamış, gelecek işleri de denetlemek istedi. Yani böyle bir görev ve sorumlulukları var mı bilmiyorum ama "Önümüzdeki iş takvimlerini söyleyin, hangi iş takvimi varsa ben gelip sahada bakmak istiyorum" dedi. Biz yapılan işlerin denetimini zaten veriyorduk. Kültür A.Ş.'nin 2020 yılı için söylüyorum; eylül ayında gelirler, bir dahaki yılın mart ayına kadar bizi, diğer şirketleri ve sorumlu olduğumuz yerleri denetlerler. Yani çapraz nitelikli bir denetleme süreci her zaman devam eder. Burada da hiçbir Sayıştay denetçisi bu zamana kadar yaptığımız işlerle alakalı ne bizim Kültür A.Ş.'yi ne de idari makam olan Halkla İlişkiler Daire Başkanlığı'nı veya Kültür Daire Başkanlığı'nı "yapılmamış iş", "eksik iş" veya ihalelerle alakalı bir usulsüzlükle suçlamamıştır. Hiçbir şekilde Sayıştay raporlarında bunlar yer almamıştır, hiçi de yoktur. Yani benim buradaki en büyük kanıtlarımdan bir tanesi Sayıştay Başkanlığı'nın raporlarıdır. Beş yılda tek bir eksiklik dahi tespit edilmemiş ve bulgu konusu olmamıştır. Hem idarede hem Kültür A.Ş.'de yapılan işlerin adı, yeri, tarihi ve saati, işin yapıldığı birim, varsa işin onayına dair Genel Sekreter Yardımcısı'nın imzaladığı genelge, işin fotoğrafları, varsa alınan promosyon malzemelerinin numuneleri, dağıtıldığı yerler, fotoğraflar ve irsaliye kayıtları gibi tüm detaylar arşivlerde resmi olarak mevcuttur. Şişirilmiş fatura konusu ise kesinlikle kurumumuz Kültür A.Ş. ile ilgili bir konu değildir. Çünkü alt yükleniciler sözleşme imzalanması sonrasında, teklif ettikleri rakamları sene içerisinde kesinlikle değiştiremezler. İddia edildiği gibi yüzde 500 değil, yüzde 20 kâr marjını aşan bir fatura kesilmesi bile söz konusu olamaz.

Kültür A.Ş Plan ve Organizasyon Müdürü
Eylem 79Eylem 80Eylem 81+10 daha+11 daha

Şimdi bilirkişi raporunda aslında bütün eylemlerde bilirkişi raporu aynı mahiyette o da bir şey hazırlamış, rapor hazırlamış. Ben bir tanesini söylemek istiyorum. Bu bölümlemelerle alakalı. İddianame eylem sonuç bölümlerinde delil olarak bilirkişi raporu ile aynı mahiyette olduğu iddia edilen ifadeler yer almaktadır. Bilirkişi raporunda tamamen yanlış değerlendirmeler mevcuttur. Örneğin 87. eylemde birkaç noktaya değinmek istiyorum. Tablo 69. İlk olarak bilirkişi raporu diyor ki: İBB ile Kültür A.Ş. arasında yapılan sözleşme bedeli 1 milyar 86 milyon 304 bin TL'dir. Kültür A.Ş.'nin bu işi 941 milyon TL'ye alt yükleniciye yaptırması sonucu bu işten 155 milyon liralık kar elde ettiği, elde edilen bu karın ise kamu zararı olarak tespit edildiği belirtilmektedir. Oysa bunun zaten benimle hiçbir alakası yok. Yani Kültür A.Ş. kar etmiş bununla ilgili ben niye sorumlu tutuluyorum bilmiyorum. Ayrıca Kültür A.Ş.'nin kar etmesi de niye bir kamu zararı oluyor? Onu da anlamış değilim. İkinci olarak benzer işlerin ayrı şekilde ihale edildiğinden bahsedilmiş. Şimdi bilirkişi raporunda Antre firmasının kazandığı iki tane firmadan bahsediyor. Bir tanesi podyum hizmeti, bir tanesi de stant hizmeti. Diyor ki bunlar aynı mahiyette. Yani bunların ikisini birleştirip aynı ihalede koymak zorundasın. Ben de diyorum ki hayır zorunda değilsin. Podyum hizmeti farklı bir şey. Yani podyum zemin yükseltisi demek. Genelde çadır altlarına koyarız, ne bileyim herhangi bir stabilize, sıkıntılı olan yer varsa düzeltmek adına podyum koyarız. Sahne yükseltileridir bunlar. Stant da bildiğiniz ahşap evlerdir. Yani ahşap evle zemin yükseltisinin aynı mahiyette olduğunu ve bunların aynı şeylerde olduğunu söylüyor. Yani aynı dosyaya koyulması isteniyor. Bir tanesi Medya Gold firmasından bahsediyor. Diyor ki, özür dilerim stant hizmetinde ayrıca konteyner box'lar vardır. Konteyner box'lar da kadın el emeği pazarlarında kullanırız. İşte kadınlar veya da oradaki üreticiler satacakları malzemeleri üstüne koyarlar. Yani bunun zemin podyumuyla konteyner box'ın aynı olduğunu iddia ediyor bilirkişi raporu. Bir de Medya Gold firmasının bülten basımı ile vinil baskıları hizmetinin aynı mahiyette olduğunu söylüyor. Yani iki ihale almış Medyagold firması. Biri bülten basımı biri de vinil baskıları. Şimdi şu sağda göreceksiniz örnek vinil ve bülten yazıyor. Soldaki vinil baskısı, bir pankart. Sağdaki de İstanbul Bülteni. Şimdi bu vinille sağdaki matbaanın yaptığı bir kitapçık diyelim, bülten diyelim, bunun aynı mahiyette olduğunu düşünüyor ve bunların aynı ihale içerisinde verilmesi gerektiğini söylüyor. Yani bunun üreticisi farklı bir açık hava ve reklam uygulamalarını yapan firmalardır. Diğeri de matbaa firmalarıdır. Bunların aynı mahiyette olması mümkün değil. Farklı sektörleri ilgilendiren konulardır. Bir diğeri Kreatif firmasının ise skaf trast işi ile çadır hizmetinin aynı mahiyette olduğunu söylüyor. Yani buradaki işler de aynı değil. Şimdi sol tarafta skaf ve çadır yazan, üst taraftaki fotoğraf skaf dediğimiz, yani sahne yapısını kurduğumuz, üzerine ses sistemini astığımız, görüntü sistemini astığımız, birtakım görselleri astığımız bir şey. Alt taraftaki de bir çadır. Yani güneş olur, güneşten vatandaşlar etkilenmesin diye çadır koyarız. Kış olur, üşümesinler diye etrafını kapatırız. Yani bir çadırla skafın aynı mahiyette olduğunu düşünüp aynı ihale içerisine koyulması gerektiğini söyleyen bir bilirkişi raporu. Bu nedenlerle de diğer iddianamedeki eylemlerden hepsinde aynı suçlamalar mevcut. O yüzden hiçbirini kabul etmiyorum.

Kültür A.Ş Plan ve Organizasyon Müdürü

Aleyhime olumsuz bir Sayıştay raporu da bulunmadığından, bilirkişi raporunun iştiraklerin çalışma usulünden ve dayandığı kanunlardan da bihaber olarak hazırlanmış olmasından ve dosyanın somut olmayan delilsiz ve düzmece ifadelerinden oluşmasından dolayı suçlamaları tümüyle reddediyorum. Ayrıca bir de bütün eylemlere eklenmiş Medya Gold firması daha var, bunun da söylemek istiyorum. Şimdi Medya Gold, Kültür A.Ş.'den ihale kazanmış firmalardan bir tanesi. İddianamede birçok eyleme hatta belki de 16 eyleme ismi yazılmış. Diyor ki iddianamede her sonuç bölümünde: 'nun oğlu 'nun yapılan SGK sorgulamasında Kültür A.Ş.'de beden işçisi olarak, aynı zamanda da ihale alan Medya Gold firmasında SGK kaydının olduğu tespit edilmiştir. Aynı zamanda Medya Gold isimli firma adına Kültür A.Ş. isimli iştirak şirketince yapılan ihaledeki evrakları teslim aldığı da tespit edilmiştir. Sayın başkan, Medya Gold isimli firmanın sahibi. ise 'nun hem oğlu hem de Medya Gold isimli firmanın çalışanı. Şimdi alt yükleniciler bize ihale aldıkları zaman sözleşme aşamasında alt yükleniciler Kültür A.Ş. ile kazandıkları ihale kapsamında sözleşme imzalarlar. Kültür A.Ş. firmayı Sosyal Güvenlik Kurumu SGK'ya yönlendirir ve aldığı ihale kapsamında çalıştıracağı personelleri Kültür A.Ş.'nin alt tarafında bir dosya açarak alt yüklenici dosyası açtı ve bildir der. Yani Kültür A.Ş.'nin bir çalışanı değil Medya Gold firmasının çalışanıdır. Yani Medya Gold firmasının yapacağı işler kapsamında çalıştırdığı sigortalı personel ve Kültür A.Ş.'ye bildirdiği bir isimdir. Ama 14 eylemde, 15 eylemde hepsinde bunun bir işte 'nun oğlu Kültür A.Ş.'de çalışıyor aynı zamanda bir de babasına ihale veriyor mantığında bir, ihale evraklarını teslim ediyor mantığında bir suçlama yapmışlardır. Eylemlere ilişkin cevaplarımı söyledim. İfadelere ilişkin cevaplarımı da birazdan söyleyeceğim. Şimdi 97 nolu Dijital Deneyim Müzesi DDM Müzesi ile ilgilidir. Bu müze, Kültür AŞ Müze Müdürlüğü'nün faaliyet alanıdır. Ben, plan ve organizasyon müdürüyüm. Bu müzenin Kültür AŞ ile Tuce firmasının yapacağı iş birliği veya ihalelerinde hiçbir surette yer almadım. İmza atmadım. Herhangi bir şey de karar vermedim. Onunla ilgili olan evraklarımızı zannediyorum ki avukatım sizlere zaten verecek. Zaten yapılan sözleşmelerde de ihalelerde de benim adım, imzam da bulunmamaktadır. Bu konuya olan dahlim, müzenin yapılacağı yerleşkenin yanında çalışma ofisimizin olmasından dolayıdır. Sayın savcım da oraya gelmişti zaten DDM Müzesi'ne. DDM Müzesi'nin yapıldığı yer bizim ofisimizin giriş alanıdır. Girerken çıkarken zaten ister istemez görgüye dayalı da görüyoruz giriş çıkışımız oradan olduğu için. Ve bulunduğu yer bizim alanımız olduğu için, buranın teknik ve idari yapısını da biliyorum. Bu konuda işte kıracakları, dökecekleri bir yer varsa bunlarla ilgili alttan bir kablo geçiyorsa bizim idari işlerde arkadaşımız vardır teknik. Ona da danışırlar. Nerede kablo varsa, adam 15 seneden beri çalışıyor, bilir burada ne var. Bunlarla ilgili de yardımcı olmaktır ve bunların sınırını oluşturur. Diğer şekilde ne ihalesinde ne de projesinde yer almadığım bir konudur. Bu yerleşkede 15 yılı aşkın süredir yatırım ve hizmetlerin bilgilendirmesi amacıyla yani aslında o müze oluşturulmadan önce o müze olan yerlerde panolar mevcuttu ve bu panolarda İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin hizmet ve yatırımların tanıttığı, anlattığı görseller mevcuttu. Ve bunları sürekli değiştirme ihtiyacı oluyordu. Çünkü oraya insanlar da giriyordu, Miniatürk'ü gezen insanlar vesaire bizim yatırım ve hizmetlerimizi görmek adına. İşte OGEM diye bir kuruluş vardı, OGEM'deki gelen küçük çocuklar, işte ne bileyim yetişkinler, oyun geliştirmecisi olan insanlar gelip bizim hizmetlerimizi görüyorlardı. Tabii bunlar sürekli değişiyor. Sayın Başkanımız, sürekli bir açılış sürekli bir yeni yer açmak metrodur vesaire bu konularda çok aktif olduğu için, İstanbul Büyükşehir Belediyesi sürekli panoları da değiştirmek ve güncellemek durumunda kalıyorduk. Buranın fazla maliyet oluşturması nedeniyle dijitalleştirilmesi önerildi. Ben de bu konuyu genel müdür yardımcımız var, iş ve yatırım hizmetlerinden sorumlu, ona aktardım. Yani buranın dijitalleşmesi, yaptığımız yatırım ve hizmetleri biz sürekli pano değiştirmeyelim, işte ekranlar olsun, ekranlarda gösterelim anlamında.

Kültür A.Ş Plan ve Organizasyon Müdürü
Eylem 79Eylem 80Eylem 81+11 daha+12 daha

Ve bu konuda da zaten diye biri var, Tuce'nin ortağı olması lazım. diye biri var. O da zaten Panorama Müzesi ve Şerefiye Müzesi'nin dijital mappingleri ile alakalı çalışan bir kişi. Zaten iş yapan biri 2020 senesinden 2021 senesinden itibaren. Burayla alakalı fikirleri olduğunu söyledi ve Onur Bey'le beraber, Cem Bey'le beraber Bey'in de olduğu bir toplantı gerçekleştirdik. Bunda da vardı. Ve bu müzede, özür dilerim, bu dijitalleşmesinin olmayacağını aslında Bey dedi ki "Ya ben Refik Anadol vardı o zamanlar böyle dışarılarda, yurt dışında sürekli böyle mappingler vesaire böyle sergiler yapıyordu. Ya ben o tarzda bir şey istiyorum, buranın gelir getirici bir yer olmasını istiyorum" dedi. da Panorama'da yaptığı, Şerefiye'de yaptığı mappinglerin burada farklı projelerle değerlendirilmesini istedi ve burayı gelir getirici bir faaliyet olarak müze açmak istedi. Ondan sonrasında da zaten bu konuyu müze fikriyle devam ettirdiği bir proje oldu. Tabii ki burası kurulurken ondan sonrasında herhangi bir şekilde dahliyetim olmadı buraya. Burası sergi kurulduğu zaman gidip ben de baktım. Çünkü güncel bir teknoloji var orada, yapılan bir mapping var bizim sahnedeki yaptığımız işlere de benzer kısımlar. Ve içerikler, işte VR gözlükler vesaire buraları da deneyimlemek ve görmek, belki de etkinliklerimize kullanabilmek adına da nasıl yapıldığına da şahit olmak istedim. Güncel teknolojinin nasıl uygulandığını gözlemledim ama ne bir fiyat ne de bir talimat ilişkisinde asla bulunmadım. Şimdi 'ın etkin pişmanlık ifadesi sonrasında tutuklanma korkusuyla bu durumu kullanıp lehine çevirecek iftiralarda bulundu. Benim tehdit ettiğimi söylüyor. Ben de hayatımda kimseyi tehdit etmedim. Hele ki yetki ve sorumluluğum olmayan müze ile ilgili bir tasarrufta bulunmam da mümkün değildir. Polis ifadesinde 'ın Şerefiye ve Panorama Müzesi'nden çıkarmakla tehdit ettiğimi söylüyor. Şimdi iki ifadeyi bu arada ifadeyi de zor bulduk. İşte diye biri vardı onun ifadesinde ona sorulmuş bu soru. İşte Kültür AŞ'de bu müzeden çıkarmakla ilgili diyor beni diyor tehdit etti diyor polis ifadesinde. Sonra savcılık ifadesine geçiyor . Savcılık ifadesinde aynı cümleden , ismi çıkıyor, ismi ekleniyor. Yani bunu da anlamadım iki farklı ifade. Savcıya verdiği farklı, polise verdiği farklı ama benim herhangi bir şekilde bu işlerle ilgili tehdidim söz konusu değildir. Zaten benim yetki ve sorumluluğumda olmayan bir iş için niye tehdit edeyim? Ayrıca bu müzelere çalışmaya başlarken benimle mi konuşmuş? Ben mi adama müze işlerini Şerefiye'deki işte ne bileyim Panorama'daki işleri vermişim de benim çıkarmamdan korkuyor? Onu da anlamadım. Tekraren belirtmek isterim ki benim bu müze işiyle ilgili direkt bir yetkim ve görevim yoktur. Dolayısıyla bu eylem dahilinde suçlanmam hakkaniyete aykırıdır. Bu suçlamaların tamamını da reddediyorum, kabul etmiyorum. 2020 yılı 118. eyleme geçiyorum. Ben 2020 yılı şubat ve mart ayında bu müdürlüğe vekaleten atandım. Savunmamın başında söylemiştim ne zaman atandığımı. Bu eyleme ilişkin ihale tarihi 2019 yılı ekim ayında gerçekleşmiş ve devam etmiştir. Ben bu işin devamındaki 6. ayın sonunda bu müdürlüğe vekalet etmeye başladım. Benim burada yapılan sözleşmeler ve ihalelerde imzam, adım geçmemektedir. Buna dair bir sorumluluğum da yoktur. Bu yapılan ihale evrakları sol tarafta ihale dairelerini yapan kişilerin imzası var, isimleri var. Sağ tarafta da bu ihaleye katılan yetkili birim sorumluları var. Yani bu iş aslında Ticaret Müdürlüğünün yetki ve sorumluluğundandır. Çünkü gelir getirici bir faaliyettir. Gelir getirici faaliyetlerin benim müdürlüğümle herhangi bir iş ilişkisi bulunmamaktadır. Bu iş tamamen Ticaret Müdürlüğünün faaliyet alanını ilgilendiren gelir getirici bir iştir. Görev alanı olmaması nedeniyle 6 ay sonra da bu işin müdürlüğünden zaten alınmasını talep ettim ve alındı da. Ben göreve geldiğimde pandemi başlamıştı. Tam mart ayında denk geliyordu.

Kültür A.Ş Plan ve Organizasyon Müdürü

Göreve geldiğimde derken vekaleten atandığımda sokağa çıkma yasağı ve uzaktan çalışma prosedürü uygulanıyordu. Bu işlerin tüm takip ve yönetimini de bizim o zamanlar sanat yönetmeni vardı Ticaret Müdürlüğündeki. Kendisi bizim müdürlüğümüze alınmış o zamanlar. Sanat yönetmeni takip etmekteydi. Ticaret Müdürlüğü reklam firmalarıyla bu hizmetler için sözleşme imzalar. Bu hizmetlerin vinil baskı ve uygulamasını ise Genç Popülist firması gerçekleştirirdi. Buna dair detaylı savunmayı eski Genel Müdürümüz da yapmıştı. Yine de bildiğim kadarıyla anlatmam gerekirse Kültür AŞ bir ticari şirket olarak kendisine gelir getirici bir işte bulunmuştur. Pandemi döneminde firmaların talebi üzerine muhtelif reklamlara ilişkin konsept belirleme, geliştirme, uygulama ve uygulama sonrası kaldırma hizmet işi sözleşmeleri yapmıştır. İlgili sözleşmeler kapsamında yapılan bu çalışmalar tamamen kar odaklı, gelir getirici işlemler olup Kültür AŞ bu sözleşmelerde hizmet veren konumundadır. Müşteri şirketlere verilen bu hizmetler karşılığında Kültür AŞ gelir elde etmiştir. Yani bir kamuyla alakası olmayan bir iştir. Biz de o zamanlar yaparken bunu gelir getirici bir faaliyet olduğunu söylemişlerdi. Bu işin konsept belirleme ve geliştirme kısmını bizzat Kültür AŞ tarafından danışmanlık şeklinde yerine getirilmiştir. Geri kalan uygulama ve uygulama sonrası kaldırma olan da operasyonel kısmı da alt yüklenici Genç Popülist tarafından yapılmıştır. Genç Popülist bu hizmeti gerçekleştirir, kontrolünü sağlar. Ardından Ticaret Müdürlüğü reklam firmasıyla irtibata geçer, hizmet tamamlandıysa Genç Popülist hakediş talebinde bulunur. Reklam firması Kültür AŞ'ye verdiği hizmetin ödemesini yapar, Kültür AŞ de vinil baskı kısmının ödemesini Genç Popülist'e gerçekleştirir. Kendileri ile ilgili evrakları da sunmuş ve buna dair de hakediş dosyası oluşturulup da ödemeler yapılmıştır. Subaşı'nın imzaladığı evrak olacaktı. Yani yapılmış olan tüm hakedişlerle ilgili sayın hakimim sizlere sunuyoruz. İşleri teslim ettiğine dair kendi kaşesiyle, imzasıyla yaptığı şeyler sonrasında bu işleri nedense yapmadığını söylüyor. Ama ona da bir şey diyemiyorum. Neyle tehdit edildiği belli olmayan biri. Şimdi 118. eyleme bitirdim. Hakkındaki beyanlar ve kişilerin söylemleri ile alakalı konuşacağım. Muhittin Palazoğlu ve ve adı ifadelerde geçen diğer firmalarla ilgili. Sayın Başkan 14 eylem içerisinde ifadelerine yer verilen Muhittin Palazoğlu, ve arkadaşına ilişkin söylediklerine değil, yaşadıklarıma göre cevap vereceğim. dışında diğerleri, ifadelerinde ismimi dahi geçirmemiş. Ancak elde alınan konular bizleri de doğrudan ilgilendirdiği için onlara ilgili de bir şey söyleyeceğim. Öncelikle daha net anlatabilmek adına ifadelerde bulunan firma isimlerini ve ihalelerimize katılım tarihlerini sizlere belirtmek isterim. KMD firması 2020 yılı itibarıyla, S Station firması 2020 yılı itibarıyla, Michel firması 2022 yılı itibarıyla, …Turizm, ED İletişim, SYK Rol firmaları 2024 yılı itibarıyla ihalelerimize katılmıştır. Bu tarihler önemlidir çünkü anlattıkları ifadeler daha burada çelişkiye başlıyor. Bu firmaların bizim için ortak bir özelliği vardır. Fakat iddianame ile bu ortak özellik ikiye çıktı. Bizim bildiğimiz ortak özellikleri saydığım firmaların tamamı Spor AŞ'de halihazırda iş yapan firmalardan olması. İddianameyle ortaya çıkan ikinci ortak özellik ise bu firmaların Muhittin Palazoğlu güdümünde olduğu iddiasıdır. Bu firmalar Spor AŞ'de iş yapan ve iş bitirme belgelerine sahip firmalar. Yani biz bu firmaları herhangi birinden bulmadık, getirmedik. Spor AŞ'de İstanbul Maratonu'nu yapan yıllarca 2019 öncesinde, 2019 sonrasında Spor AŞ'de aynı etkinlik organizasyonlarla ilgili bazı sportif faaliyetlerle alakalı işler yapılır. Orada bu hizmetleri gerçekleştiren firmaları da davet ettik. Çünkü proje iştirak şirketlerimizde bu konuyla ilgili hizmet veren firmaları bulmamız, iş kalitesine güvendiğimiz firmalar olması ve onlardan davet edilebilecek olan firmaları portföyümüze eklemişizdir. Bunları İhale ve Satın Alma Müdürlüğüne göndermişizdir. Bu firmalar Spor AŞ'de iş yapan ve iş bitirme belgelerine sahip olan firmalar. Bu belgelerin hepsi Kültür AŞ'de var. İş deneyim belgeleri, ihalelere sundukları iş deneyim belgelerinde 2019 işte 2020, 2021, 2022 belki de 2019 öncesindeki Spor AŞ'ye yapmış oldukları iş deneyim belgeleriyle zaten bizim ihalelerimize katılmışlardır.

Kültür A.Ş Plan ve Organizasyon Müdürü
Eylem 79Eylem 80Eylem 81+10 daha+11 daha

KMD ve S Station firmaları 2019 öncesi Spor AŞ'den defalarca ihale almış firmalar. 2020 sonunda bu firmalar Kültür AŞ ihalelerine davet edildiler. KMD firması 2021 itibarıyla bu zamana kadar da birçok ihaleye katılmıştır. Muhittin Palazoğlu kendi firmasının yasaklı olduğundan bahsediyor. "Benim ismimi kullanmak istemiyorlar, benim ismim yasaklı o yüzden başka bir firmayla katıldım" gibi bir yalana başvurmuş. 2020 itibarıyla da S Station firmasının bizim diğer ihalelerimize katıldığını bu tablolardan gösterebilirim. Belki de bir değil birden fazla olması lazım, belki de 6, 7, 8 tane ihaleye de katılmış olabilir senelere dair. Yani kendi firmasının yasaklı olduğunu söyleyen adam, bu ihalelere nasıl katılabilmiş onu da merak ediyorum. Kültür A.Ş.'den bütün evraklar, operasyon öncesi kolluğa teslim edildi. Eğer yoksa da müzekkere yazarak Kültür A.Ş.'den bu evraklara ben ulaşamıyorum, en azından ihale zarflarına kadar ne verdilerse hepsine ulaşabilirsiniz. Michel firması 2022 senesinde Spor A.Ş.'ye yaptığı işler doğrusunda, ED ve SYKRol firmaları ise 2022, 2023, 2024 yıllarında yaptıkları işler ve iş bitirme evrakları referans alınarak 2024 Kültür A.Ş. ihalelerine davet edilmişlerdir. Yani bu firmaların nasıl geldikleri bellidir ve resmidir. 'un benimle ilgili iki cümlesi vardı. İlkini anlattım. İkincisi ise bana proje ilettiğini ama benim kabul etmediğimi söylüyor. Ben kendisiyle çok muhatap olmuş biri değilim. 'u da tanımam. Belki de iki tane üç tane irtibatım olan bir adam. Sayın Başkan, sizlere iş tanımımı anlattım ve görev tanımımın kuralını da anlattım. Aslında ben burada proje onaylayan bir taraf değilim. İBB Daire Başkanlığı tarafından onaylanan projeleri sahada uygulayan bir tarafım. Yani onların alt yüklenici olduğu gibi ben de bir alt yükleniciyim. Alt yüklenicilerin sorumlulukları arasında da proje sunmak yoktur. Haliyle böyle bir konu da, olgu da yaşanmamıştır. ifadesinde, "Fiyatları yarıya indirmemizi istediler" diyor. Böyle bir olay da yaşanmadı. Bu kişiyle de yaşanmadı, 'la da yaşanmadı. Benim bu konuyu yaşadığım kişi, o zamanlar Spor A.Ş. ile iş yapan tedarikçi firma Michel diye bir firma vardı, Yunus Bey vardı. Bana iş referansları ve iş bitirme evraklarını getirmişti. Zaten sahada da görmüştük, maratonda vesaire çalışan bir ekipti. Dikkatimi çeken bu getirdikleri evrakların arasında Spor A.Ş.'ye yapmış oldukları işlerin rakamları da vardı. Onların arasında LED ekran temini, ses sistemi vesaire falan, benim de LED ekran temini dikkatimi çekti. LED ekran teminine baktım, metrekaresi 2.000 küsur lira gibi bir rakamdı. Yani biz o sene alt yükleniciyiz, fiyatımız LED ekran metrekaresi bizim idareye yaptığımız rakam bile 650 TL. Yani üç katından bile fazla bir rakam. Şimdi burada Spor A.Ş.'nin fazla bir rakama iş aldığı sorusu da aklımıza gelebilir ama böyle bir şey mümkün değil. Şöyle bir farklılık var Spor A.Ş. ile bizim: Kültür A.Ş.'nin yaptığı işlerin hacmi Spor A.Ş.'den çok daha fazla. İşin hacmi yükseldikçe birim fiyatlar da daha uygun oluyor. Ve bu ifadeler de Muhittin Palazoğlu'nu kurtarmak üzere planlanmış, süslenmiş ve bir kişiye boca edilmiş ifadelerdir.

Kültür A.Ş Plan ve Organizasyon Müdürü
Eylem 79Eylem 80Eylem 81+10 daha+11 daha

Diğer aynı mahiyette olan ifadeler grubu da var. Keza bir diğer etkin pişmanlık grubu, bu grubun avukatlığını da bir avukatlık bürosu yapıyor, ismini ben söylemeyeyim. İşte , Kabil Taşçı, , başka isimler de var, gibi isimlere aynı mahiyette olabilecek ifadeler hazırlatılmaktadır. Örneğin, ile başlayan ifadelerinin açık kaynaklarda paylaşılmasının ardından belli avukatlar bu ifadelerden faydalanarak müvekkilleri olan kişilere aynı mahiyeti oluşturabilecek ifadeler ekletmiştir. Buna dosyalarda baktığım zaman en fazla dikkatimi çeken bu oldu. Hep böyle aynı cümleleri görüyorum. İnceleme fırsatım oldu iddianameyi, işte birçok şeyine bakma şansım oldu. Ama avukatlık grubunun evrakları gözümün önüne denk geliyor. Bir de o etkin pişman ifadelerinde bazı cümleler var, sanki aynı kişi yazmış gibi. Bunlar da mesela şey: "Kahraman bizim adamımızdır, danışmanımızdır, sen karışma" gibi beyanlar söylettirilmiş. Bunları hiçbir şekilde kabul etmediğimi de ifadelerimde anlattım. Benimle ilgili somut elle tutulur hiçbir söylemde bulunulmamış, soyut birbirini tekrar eden beyanlar söylenmiştir. Şimdi verilen ifadelerle alakalı ben de cevaplarımı söyleyeceğim. Mesela var, benim ortağım olduğunu söyleyen. , benim veya aile bağımın bulunduğu hiçbir kimsenin ortağı da değildir. Kendisini Kültür A.Ş.'nin alt yüklenicisi olan ERD firmasının alt taşeronu olarak tanıdım. Bir tane etkinlikte, Atatürk Havalimanı'nda yapılan bir etkinlikte kendisini tanıdım. Babamı da 15-20 yıl önceden tanıdığını öğrendim. Orada sohbet ederken nereli olduğumu sordu. Ben Trabzonluyum, Vakfıkebirliyim. Orada babamla tanıştığını söyledi 15-20 yıl önceden. Ben hayatımda ilk defa o zaman gördüm. Burada irtibat kayıtlarıma da bakılabilir, ilk defa ne zaman irtibat kurmuşum bu kişiyle. Bu arada kendisi Türkiye'nin en büyük LED ekran parkuruna sahip firma olarak bilirim. 2020 senesinde de bir adet iş almış, pandemi dolayısıyla da işini yarım yapmıştır. Yarım yapmıştır'dan kastım işini tamamlayamamıştır çünkü iş talimatı gelmemiştir Kültür A.Ş.'ye. Bu sayede biz de alt yüklenicimize aynı şekilde iş verememişizdir. Ve zarar ettiğini de burada kendisi de beyan etti, doğrudur. Benim ortağım olduğunu iddia eden Gürkan Coşkun diye bir kişi var. Gürkan Coşkun aynı zamanda benim Beylikdüzü'nde de zabıta olduğumu söylüyor. Zabıta olmadığımı zaten biliyorsunuz. Kendisi ile yaşadığı bir husumete de beni alet etmiştir. Burada de ne husumet yaşadığını söyledi. Gürkan Coşkun'undaki ifadelerim de bu kadar. Sayın Başkan, ’yı da soracaksınız. Medya A.Ş.'de danışmanlık yaptığı işlerden dolayı kendisini tanırım. Murat Bey'le olan arkadaşlığını da bilirim. Medya A.Ş. ile bizim işlerimizin sahada kesiştiği birçok iş var. Medya A.Ş. daha çok prodüksiyon anlamında işler yapar. Biz de sahnesini, ışığını kurarız. Orada yayınlanacak olan görseller, ne bileyim filmler, mappingler vesaire prodüksiyon içeren çalışmalardır. Bizim görüntü sistemini kurduğumuz yerlerde onlar da kurduğumuz sistemlerde izletilecek filmlerle, mappinglerle ilgili bu sahada olurlar. Tanışıklığımız bundandır, herhangi bir hiyerarşik bağım asla yoktur, ticari bir bağım da yoktur. Bu zamana kadar da olmamıştır.

Kültür A.Ş Plan ve Organizasyon Müdürü
Eylem 79Eylem 80Eylem 81+11 daha+12 daha

'dan bahsetmek isterim. Murat Bey, Basın Yayın ve Halkla İlişkilerden sorumlu Başkan Danışmanıdır. Murat Bey'le olan herhangi bir talimat ve hiyerarşik ilişkim yoktur. Ben yaptığım işleri anlattım size Sayın Hakim. Fotoğraflarını gösterdim. Bizim yaptığımız her işin vatandaş ile temas kurulan organizasyonlar olduğunu söyledim. Sayın Başkanın da katıldığı, konuşmacısı olduğu, açılış ve etkinlikler olduğu için bu durumlarla ilgili katılımcı sayısı öngörüsü aldığımız, işte Sayın Başkanın sunumunu yapacaksa Sayın Başkanın sunumuyla alakalı görüşlerini aldığımız bir kişidir. Çünkü katılacak vatandaş sayısı bizim için önemlidir. Ona göre o sesi duyurmak için ses miktarına, konuşmacıyı ve konuyu sahnede göstermek, insanlara izletmek için koyulacak led ekranların boyutuna bizler karar veririz. O etkinlik veya açılışın isminden alanda kullanılacak görsellere, sahne arka planlarına, kurumsal tasarımsal bütünlük onayı aldığımız kişidir. Dolayısıyla sık irtibat gerçekleştiriyorum. Kendisinin bana talimat vermeye yetkisi yoktur. Organizasyonlarla ilgili de istişare ederiz. Bu kapsamda bir ifade vardı 'un sağ koludur gibi. Ben kimsenin sağ kolu değilim. Bu beyanları kesinlikle kabul etmiyorum. Bunların da gerçeği yansıtmadığını bildirmek istiyorum. Bir Güldem Hanım konusu var. Güldem Hanım'ı da söylemek istiyorum. Yani tedarikçi danışmanı olarak kendisini tanıdım, 2021 senesinde tanıştım. Etkinlik sahasında sürekli denk geldiğim bir insan. Kendisi laf arasında Kültür AŞ'de çalışmak istediğini söyledi. Ben de dedim ki: "Öyleyse git, İBB Kariyer'e başvur." Bizim herhangi bir çalışan, işe alma yetkimiz yok. Bunların hepsi İnsan Kaynakları ve İBB Kariyer'den vesaire yönlendirilen şeylerdir. "Başvur" dedim ama anladığım kadarıyla olumlu bir sonuç alamadı. Eğitim durumu sebebiyle de üniversite mezunu değildi bildiğim kadarıyla. Olumsuz sonuçlanmış olabilir. Kendisi bekar bir anne. Ve bekar bir anne olduğu için işe ve paraya ihtiyacı olduğunu söylerdi. Sürekli benden de firmalarla onu tanıştırmamı isterdi. Ben de bu konuda firmalarla onu tanıştırdım. Dedim ki yani: "En azından haline de üzüldüğüm için, bir kadın sonuçta, benim de annem var, kız kardeşim var." Bu durumda, zor durumda olan, eşinden boşanmış, benim annem babam da boşanmış bunun ne demek olduğunu iyi bilirim. Burada sahada çalışan bir kadın, anlık sorun olduğunda danışmanı olduğu işi, yaptığı firmasına tedarik sağlardı, tedarikçi sağlardı. Çünkü organizasyon işlerinde, bu büyük çaplı organizasyonlardan bahsediyoruz işte 29 Ekim, bizim bu işlerde Sayın Hakimim, sadece 10 kişi çalışmaz, 20 kişi çalışmaz. Biz yüklenici, ben Kültür AŞ olarak belki 15 kişi sahadaydım. Yükleniciler de kendi personelleriyle birlikte 50 kişi sahadaydım. 50 kişi yüklenicileriyle birlikte diğer alt çalıştırdığı, hamaliyesinden tutun işte ışıkçısına bilmem nesine kadar sahada 1000 kişiye yakın bir çalışma sayısı olan, çalışan sayısı olan bir alan ve bu alanda da koordinasyonlar gerekir. Bu koordinasyonları sağlayan kişilerden bir tanesi. Yani alanda bir problem çıkar organizasyon işlerinde. Sürekli çünkü hiçbir zaman her şey umutla gitmez. Tam anlamıyla eksiksiz olmaz, anlık müdahale edilmesi gereken şeyler olur. Benim ve ekibimin de sahada bu kadar faal olmasının sebebi de budur. Güldem Hanım da bu kısımlarda firmalara yardımcı olan bir kadın. Yani alt yüklenici yönlendirmiş, alt yüklenicileri belirler. Adam, yani şey mi yönlendirmiş ben anlamadım, ihaleleri firma mı yönlendirmiş? Benim yönlendiremediğim yerde Güldem Hanım'ın hangi yetkinliği var ki ihalelere firma yönlendirsin? Kültür AŞ'nin kimseyi tanımaz.

Kültür A.Ş Plan ve Organizasyon Müdürü
Eylem 79Eylem 80Eylem 81+10 daha+11 daha

Güldem Hanım'ın iletişim koordinatörlüğünde odası vardır. Yani Güldem Hanım'ın değil ki burada, bizim alt yüklenicilerimizin hepsiyle bunlar bizim iş ortaklarımız. İş ortaklarımızla beraber çalışırız. Alanlara gideriz, keşiflerini yaparız. Keşiflerini yaptıktan sonra yaptığımız keşifleri ofise geliriz. Ofiste ekranları açarız, onların çizimlerini yaparız. Çizimlerinde teknik organizasyon, teknik yapılacak olan kısımlarla alakalı firmalar yönlendirmelerini söylerler. "Bunu kurabiliriz, şunu kuramayız" vesaire bunları söylerler. Bu masalarda idare olur, biz oluruz, alt yüklenici olur, firmaların temsilcileri olur. Biz toplantısından çıkarız, onlar çalışmaya devam ederler. Yani bu toplantılar her yerde olduğu gibi... Bir odası vardır, her gelen Güldem'i bir odada görmüyor ki. Her gelen de var, onlar de geldi buralarda çalışılır. Güldem Hanım'la ilgili söylemek istediklerim de bu kadar. Tamamen ifadem bitti. Tutukluluk sürecimle alakalı yaşadığım şeyleri anlatmak istiyorum. Yani bu zamana kadarki geldiğim psikoloji nasıl bir psikoloji, neler yaşadım, neler yaşatıldı; bunlardan biraz bahsetmek istiyorum. Bugün de kızımın kreş mezuniyeti var, çok uzun tutmak istemiyorum. Ailem bir yandan da oraya katılacak. O kadar 100 günde gele gele bugüne denk geldi benim ifadem de. Sayın Başkan, şimdiye kadar yaşadığım tüm çalışma sürecimi anlattım. Şimdi de tutuklanmadan hemen önce ve sonrasında yaşadığım bir duygusal süreçten bahsedeceğim. Benim eşimle ailesi kalabalık değil. Toplamda sülalesi... Bizim sülale geniştir, saymakla bitmiyor ama eşimin ailesi toplamda 5-6 kişiden oluşan bir sülale, sülale zaten hatta diyeyim, bir aile. Babasını pandemi zamanında önce kanser hastalığından kaybettik 2020 senesinde. Eşimin annesine tutuklanmadan 5 ay önce de beyin tümörü teşhisi konuldu. Bir gün içerisinde de ameliyat ettirdik çünkü kötü huylu bir tümördü, yıkıldık. Doktorların istatistiksel olarak 1, en fazla 1,5 yıl yaşam ömrü olur dediği bir durumla karşı karşıyaydık. Allah bilir tabii ki, ömrü veren Allah, alan da Allah; ama istatistiksel olarak böyle bir durum söz konusuydu. Bugün 1,5 seneyi geçtik, çok şükür hâlâ yanımızda, hâlâ hayatta. Hayatımızda birbirimize daha çok vakit ayırıp annemizin moralini yüksek tutabilmek, en azından birlikte yaşayabileceğimiz günleri daha iyi geçirebilmek için karar almıştık. Eşimin tam bu karardan sonra, kasım ayında öğrendi işte biz tutuklanmadan önce, kasım ayında kanser hastalığını öğrendi. Sonrasında ocak ayında da eşimin babaannesini kaybettik, o da bizimle beraber yaşıyordu. Bu durum da hepimizi perişan etti. Derken o 19 Mart operasyonuyla sabaha karşı 10'a yakın narkotik polisi kapımızı çaldı. Evde kanser hastası annemi, 1,5 yaşındaki oğlum Kuzey'i ve 5 yaşındaki kızımı bırakarak Vatan'daki emniyet nezaretine götürüldüm. Dört günlük nezaret ve polise verdiğim ifademin ardından, ifade vermek için savcının karşısına çıktım. Polis fezlekesinde zaten benimle ilgili bir şey yoktu. Bir tane şey yazıyor; "'un sağ koludur", diğerinde de "'un sol koludur" gibi bir şey. Savcı "Anlat" dedi. Avukatıma baktım, dedim "Ne anlatayım?" Dedi, "Ne iş yaptığınızı, sürecini anlat" dedi. Çalışma sürecimi, işte plan ve organizasyon müdürlüğü olduğunu, belediye çalışanı, Kültür A.Ş. çalışanı olduğumu anlat dedi. Sonra bir soru daha sordu anlattıktan sonra. Dedi ki: "Ya bu 1300 tane hayali konser yapmışsınız, nasıl yaptınız bir anlatsana" dedi. Avukatım dedi ki: "Ya bu konu yeni bir soru mu? Polis ifadesinde yoktu." Sayın Savcı da, "Polis fezlekesinde yok ama ben Twitter'da gördüm, merak ettim" dedi. Ben dedim: "Ben söyleyeyim yani, ben biliyorum ne olduğunu. 1300 tane hayali konser diye bir şey söz konusu değil. Benim sorumlu olduğum bir iş olmamakla birlikte, Kültür Etkinlikleri Müdürlüğü'nün bir işiydi. Bu hayali dediğiniz konserler pandemi döneminde sanatçılara destek amacıyla yapılan bir projeydi. Sanatçıların videoları çekilerek sosyal medyada yayınlanmıştı. Bu kayıtların hepsi işi yapan idarede de mevcuttur. İBB TV'de de yayınlandı, YouTube'da da var." Bunu sordu. Sonra savcı "Çıkabilirsin" dedi. Savcının bana sorup söylediği iki şeydi; yani biri "Anlat", bir tanesi de işte Twitter'da gördüğü hayali 1300 konser. Bir şey daha vardı da onu da söylemek istemiyorum yani.

Kültür A.Ş Plan ve Organizasyon Müdürü

Dört gün uykusuz bir şekilde verdiğim savcılık ifadesinin ardından çıkarıldığım mahkemede adli kontrol şartıyla tahliye edildim. Sekiz kişiydik; daha önce tanımadığım insanlar da vardı bu sekiz kişinin arasında. Tabii o anlık şokun etkisiyle ağlayarak birbirimize sarıldık. Hayatımızda herhalde garip bir andı. Adliyeden çıktım, evime gittim, aileme kavuştum. Tabii içim buruk çünkü çalışma arkadaşlarım içeride tutuklu. Üç yıl önce emekli olan çok şükür çıktı geçen tahliyenizde. Yani adam üç yıl önce tutuklanmış... şey, üç yıl önce emekli olmuş ve adam tutuklanıyor. İçim buruk. Ama o pazartesi günü, pazar günüydü o gün, pazartesi günü sabah kalkıp işime gittim. Üçüncü günün öğle saatlerinde, çarşamba günüydü yanlış hatırlamıyorsam, bir haber geldi; bizi serbest bırakan hakim görevden alınmış. İcra hakimliğine mi, iş hakimliğine mi ne vesaire öyle bir şeye verilmiş. Tabii etrafımdakiler de, "Ya bu" dediler, "savcılığın da tutuklamaya itiraz ettiğini" söylediler. "Bu tutuklama haberi" dediler. Ben de böyle bir şeyi öğrenince apar topar işten çıktım. Kaçmadım ama... Evime gittim, önce kızımı okuldan aldım, kızıma bir sarıldım. Annem babamı aradım. Vedalaşmak için hepsine veda ettim. Akşam oldu, evde herkes böyle bir bizim ev şey gibi oldu böyle, cenaze evi gibi oldu. Annem, babam, işte amcam, amcalarım... Cenaze evi gibi, matem evi gibi. Bayrama da iki gün kalmış. Tabii etrafımdan da sürekli diyorlar; "İşte bu bir siyasi dava, tutuklayacaklar. Suçlu suçsuz olduğuna bakmayacaklar. Bari en azından git bayramı ailenle geçir de sonra teslim olursun." Dedim ki: "Ya geçen tutuklamadılar da şimdi gideceğim, soracaklar. Niye tutuklasınlar?" dedim. "Benim herhangi bir suçum yok ki, neden kaçacağım yani? Kaçıp da herhangi bir şekilde hangi arkadaşlarımı, hangi çalışma arkadaşlarımı bundan dolayı sorumlu tutacağım? Benim kaçacak bir şeyim yok. Bayramdan sonra gitmemi de gerektirecek bir şey yok. Tutuklamayacaklar" dedim yani. Sordukları bir soru yok ki, neye göre tutuklayacaklar beni? Örgüte üyelik! Neyse, dedim çalışma arkadaşlarımı da zor durumda bırakmam. Oturduk, akşam saat böyle 11.00 gibi oldu. Babam dedi ki: "Oğlum" dedi, "git kızınla, oğlunla uyu. Yarın sabah zaten avukatınla da konuşmuştuk. Yarın sabah" dedik, "adliyeye gideriz. Yani şimdi böyle haberler geliyor, yok savcı itiraz etti, yok hakim görevden alındı vesaire." Dedik, sabah gideriz adliyeye, adliyeye ne varsa söyleriz soracaklar, arıyorlarsa da gideriz. Akşam babam dedi ki: "Git" dedi, "o zaman" dedi, "kızınla, oğlunla beraber, eşinle beraber yat. Uyu." Tabii, tam yatağa uzandım, kızım bir kolumda, diğer kolumda eşim. Eşim sağ kolumda, kızım sol kolumda. O bir yandan ağlıyor ama ses çıkmıyor tabii, gözyaşları değiyor koluma. Sabah kocası gidiyor, tutuklayacaklar mı belli değil. Sabahı da beklemediler zaten. Saat 23.00'te gittim odama, saat 23.30'da kapı çalındı. Tabii eşimin sessiz ağlaması bir anda çığlığa dönüştü. Sıkıca sarıldık. Bizim sessiz matem feryadı figana döndü. Annem bir anda polislere "Kimi alıyorsunuz, ne alıyorsunuz, yok işte terörist mi alıyorsunuz?"

Kültür A.Ş Plan ve Organizasyon Müdürü

Sonra tekrar şeye gittim, Vatan nezarete götürüldüm. Vatan nezarette gene bir akşam kaldım. Orada da bir arkadaşımın birini gördüm de. Hakim " 2 şeyle suçlanıyorsun" dedi. Neyse, adliyeye gittik sonrasında. Adliyeye çıktık mahkemenin karşısına, hakim dedi ki: "İki şeyle suçlanıyorsun: Biri" dedi, "örgüt ve biri örgüt suçlaması, diğeri de rüşvet alma. Anlat" dedi. Çıktım böyle, dedim ki: "Ne anlatayım sayın hakimim? Örgüte üye değilim, rüşvet de almadım. Siz" dedim, "bana bir suçlama yapıyorsanız siz söyleyin, neyle ilgili suçlandığımı bileyim." "E ben bu dosyanın hakimi değilim" dedi. "Ne anlatayım sana, ne söyleyeyim?" Dedim: "Ben ne anlatayım?" Avukatım dedi ki: "Barış, yaptığın işi anlat bari, yapacak bir şey yok." "Dosyanın hakimi değilim" dedi, "içeriğini bilmiyorum" dedi. Sonra ben kim olduğumu ve ne iş yaptığımı anlattım. Sonra beni çıkardı, 5 dakika sonra tekrar çağırdı. Bu rüşvet suçundan adli kontrol verdi. Örgüte üye olmaktan da tutuklanmasına, dedi yani. Hayatımda ilk kez kapıya çıktım böyle, babam gelmiş. Babamın gözlerinden böyle yaş aktığını ilk defa orada gördüm. Bu durum da beni etkileyen en büyük faktörlerden biridir. Bizdeki tutuklananlara öncesinde, biz 4 gün sonra tutuklandığım için herkesi Silivri'ye götürmüşler. Beni de mahkemeden sonra Metris Cezaevi'ne sevk ettiler. Tam bayram öncesi, Metris'e beni bir hücreye koydular. Yanımda eşyalarım vardı böyle, yanımdaki eşyaları bile odama vermediler. Ne eşyam, ne battaniyem, ne de yastığım, hiçbiri yok. İçeride benden önce kalan birinin kirli battaniyesi, kırık bir pencere... O gün de soğuktu, hiç unutmam, o gece. Ne suyum var, ne bir şeyim var. Su istedim bir tane gardiyandan, şey dedi: "İçeride su var." İçeri girdim, bir bakayım, birileri içmiş bu suyu hani, 5 litrelik böyle damacana gibi bir şey. E dedi, "Ondan iç." Ya dedim ki: "Başkasının suyunu nasıl içeyim?" Suyu da vermedi. "Kantin yaparsın" dedi. Tabii bayrama denk geldik, bu cezaevlerinde bayramlarda hiçbir şekilde kantin alışverişi yoktur. Kantinden de bir şey alamadım. Tabii tek sorun bu da değildi. Hücre bloğumda böyle 4 tane hücre vardı aynı bahçeye bakan, 4 tane de üstte. Hayatımda ilk kez suç örgütü ile tanıştım. Bir tane suç örgütünün lideriyle tanıştım hatta. Aynı bahçeyi kullandık, sohbet ettik. Orada onu seven diğer mahkumlar vardı, böyle sesleniyorlardı birbirlerine. Onun orada olduğunu duyunca diğer mahkumlar onun yanına gelebilmek için kendi koğuşlarındaki camları patlattılar, işte kapıları kırdılar, televizyonları parçaladılar sırf onun yanına gidebilmek için. Metris'te oluyor bu, kayıtlarda da vardır herhalde bakılırsa. Onun yanına geldiler tabii ki çete liderinin, şey, elemanları da. Yanımda bir tane şey, Doğan abi de vardı orada. Doğan abi de hatırlar, yanımdaydı. Aynı o da birkaç gün sonrasında tutuklandı Doğan abi. Ben varım, Burak Arslan var, o tahliye olmuştu. Bir de o çete örgütü var. Tabii ki insanlar biraz sıkıntılılar, ya adam yukarıda, sohbet ediyoruz, muhabbet ediyoruz ama hiç rahat durmuyorlar. Kapı, pencere ne varsa her gün kırıyorlar. Üstümüze böyle camlar düşüyor. Bir gün bağırıyor yukarıdan: "Barış abi, kolunu çıkarsana. Bir bardağını çıkarsana." Özür dilerim, orada birbirimize çay veriyorduk böyle. Bir yerden semaver bulmuşlar, tabii ne kantinimiz var ne bir şeyimiz var. Onlar hazırlıklı geldikleri için çayları vardı, bize pet şişede böyle iple çay sarkıtıyorlardı, Allah razı olsun. Bir gün bir tanesi kafayı kırmış, dedi: "Bardağını uzat abi" dedi. Bardağımı uzattım, yukarıdan bir şey damlıyor. Bir baktım böyle kırmızı bir şey, dedim: "Nedir?" dedim ya, "Ne bu?" dedim, çocuğun ismini size söylemeyeyim. Dedi: "Abi, kolumu parçaladım, kan akıtıyordum" diye başladı gülmeye.

Kültür A.Ş Plan ve Organizasyon Müdürü

Yani nasıl psikolojide insanlarla cezaevi sürecine başlamış olduğumu tahmin bile edemezsiniz. Doğan abi de buna şahittir. Burak Arslan var, o da şahit. Hatta da bizim yan hücre bloğumuzdaydı, onlara da orada bağırıyoruz artık yani, "Ya bu insanları alın buradan ya bizi alın. Biz nasıl bir şey yaşıyoruz yani?" Bilinçli olur, olmaz bilmiyorum. Bilinçli bir şeydir, diyerek bilemem. Televizyonsuz, gazetesiz dünyadan bir haber olarak geçen 12 günün ardından Silivri 4 No'lu Cezaevi'ne sevk ettiler. 68 kişilik bir koğuşta Doğan abiyle beraber kaldık. Gittiğimizde de Burak Atalan vardı, şansımıza denk geldi. Onunla da orada görüştük. Bundan bir ay sonra da bizim koğuşlarımızı ayırdılar, tutuklu koğuşundan alınıp hükümlü koğuşlarına verildim. Bizdeki sıkıntılarımız da şu koğuş değiştirmenin; yani zaten gittiğiniz zaman yatacak yer yok, bir de belli bir zaman geçiyor ondan sonra kendinize yer edinebiliyorsunuz işte, sohbet ediyorsunuz, muhabbet ediyorsunuz, yer yatağında yatmak zorunda kalmıyorsunuz, şartlar kötü. Bir de bize koğuş değiştirerek yeni bir aşamalardan tekrar geçmeye başlıyorduk. Bu durumlardan insanların kişisel mahkemelerine de huzurunuza çıkmadan önce insanların kişisel mahkemelerine de tabi tutulduk. Nisan ayıydı yanlış hatırlamıyorsam Takvim Gazetesi, Yeni Şafak Gazetesi'nde hepsinde manşetten benim fotoğrafımı vermişler. Yani beni böyle bir önemli bir şeye koymuşlar 'ın ifadesiyle. Ya sonuçta bu bir devletin malı, milletin malıdır. İnsanlar orada görüyor Barış'la ilgili söylenen bazı şeyleri öyle bir anlatıyorlar ki kuyruğu devam ediyor yani. Bir üstüne ekleye ekleye devam ediyorlar. E şimdi adam bakıyor diyor ki "Ya bu" diyor "Sen masumun diyorsun, burada ne işin var diyorsun. Bak televizyon böyle demiyor" diyor. Bizi de hedefe koyuyorlar. Ben mahkumlarla yatıyorum, hükümlü koğuşunda, tutuklu da değil yani. Ve insanların orada gayriihtiyari şahsi mahkemelerine de tabi tutuluyoruz. Bu aşamalardan da geçtik. Tanımadığım çete lideri de kalmadı. Casper'ı, Dalton'u, Bayros'u yok bilmem nesi, Güngör'ü, Haznedar bütün konulara hakimim, soru sorunca cevaplayayım yani. Tanımadığım çete lideri de kalmadı. Bu zamana kadar tabi eşim, çocuğumu getiremiyor kızımı, oğlumu. İşte uzmanlar diyormuş ki "Cezaevinde seni görmesinler. Bu konu sıkıntılı olabilir. İşte bir travmatik olay yaşatabilir, uygun olmaz" dediler. Bayramı bekledik biz de. Böyle 1 ay geçti, 2-3 ay geçti, Haziran ayındaydı yanlış hatırlamıyorsam. Tam bayram öncesi çocuğumu getirecek, kızımı getirecek. Ben de hevesle bekliyorum, kızımı 2 aydır görmemişim. Onun da ismini duyduğum zaman boğazım düğümleniyor yani. Eşim "Bayramda getireceğim" dedi, tam Kurban Bayramı'nda. Bir bayram öncesi işte gecenin bir saatinde geldi gardiyan. Dedi ki "Sabah dedi sevksin". Dedim "Nereye sevk?" Dedi "Bilmiyoruz, sabah öğrenirsin. Hazırlan, eşyalarını topla." Beni Eskişehir'e gönderdiler. Tabi sabah araca bindim. Elif ablanın da eziyet gördüğü, Elif Ataman tahliye oldu çok şükür, Elif ablanın da eziyet gördüğünü söylediği aynı cezaevi aracında, aynı şartlarda ben de Eskişehir'e götürüldüm. Ve 10 aylık hücre yaşantım burada başlamış oldu. Ailemden 450 km de uzaktayım. Benim görüş günlerim hücrede pazartesi günü sabah 9.00'da. Şöyle bir sıkıntı oluyor: Benim ailem İstanbul'dan gelecek, 450 km uzaklıktan, gece 2.00'de yola çıkıyor. Beylikdüzü'de oturuyoruz. Gece 2:00'de yola çıkıyor. E şimdi uykusuz gelecekler, gece yola çıkmışlar. Ben heyecanla bekliyorum onların gelmesini ama bir yandan da tedirginlikle bekliyorum yani. Acaba yolda izde başlarına bir şey gelecek mi, uykusuz kalacaklar mı? 60 yaşında benim babam. Eşimi, hanımımı, çoluğu çocuğu toplayıp geliyorlar. Nasıl bir kaygı içerisindeyim zaten anlayabilirsiniz diye düşünüyorum. Hem gelecekler diye heyecanlanıyorum hem de uykusuz 60 yaşındaki babamın yolda başına bir şey gelir diye de tedirginlikle görüş günlerimi geçiriyordum.

Kültür A.Ş Plan ve Organizasyon Müdürü

Kızımla 5 ay sonra mı, 6 ay sonra mı... Tabi getiremediler İstanbul'dan bayramda görüşemedik. Yani kızımla bir kavuşma anımız oldu, habersizim tabi ki. Bayramdan sonra getiremeyince, uzak bir de okula gidiyor vesaire, sürpriz yapmışlar, geleceğinden haberim yok. Eşim gelecek, babam gelecek. Ben de gittim tam böyle demir kapının oradan geçiyorum, eşime yöneldim sarılacağım. Bir baktım böyle köşeden kızım çıktı. Düşünmeden anlatmaya çalışıyorum, o zaman. Kızımı görünce şok oldum. İster istemez böyle ağlıyorum yani fark etmesin diye zor tutuyorum kendimi. Sarıldım kızıma. Kızım 5 buçuk 6 yaşlarında, çocuk sonuçta. Ya bir gördüm böyle, o da sarılmış bir yandan gözyaşlarımı siliyor bana ağladığını göstermemeye çalışıyor. Hangi psikoloji bilsin? Tam da böyle görüş bitti. Tabii o gün benim için çok güzel oldu. Kızım büyümüş, yani babasının ağladığını hissettirmemeye çalışıyor, duygularını böyle belli etmemeye, üzülmeyeyim diye herhalde. Benim orasını çalışma arkadaşları olarak biliyor, gerçi hepsini ama çocuk belki de hissediyor, söyleyemiyor. Hasret giderdik. Ondan sonra da ayrılacağız. Bir cümlesi var, beni daha da böyle diriltti. Görüş saati biterken dedi ki: "Babacığım" dedi, "sen de bizim ailemizdensin sakın unutma." Unutmadık da. Buradan daha fazla anlatmak istemiyorum çünkü boğuluyorum. Aylar geçti huzurunuza geldim. Şimdi 3 no'lu cezaevindeyim. Burada bile 3 ayda 2 koğuş değiştirdim. Bu benim isteğimle değil, idarenin isteğiyle oluyor, neden olduğunu da bilmiyorum. Bu dördüncü cezaevim. Yani 13-14 ayda 4 tane cezaevi gezen bir insan olarak karşınızdayım. Metris, 4 no'lu, Eskişehir, 3 no'lu, şimdi tekrar geri gönderecek misiniz bilmiyorum. İnşallah tahliye olacağıma inancım tam ama geri dönersem tekrar tekrar mahkeme olacak, tekrar herhalde 1 sene 1 buçuk sene içerisinde 6-7 cezaevi böyle göreceğiz gibi duruyor. Bu dördüncü cezaevim, 7. tip, tekli ve çoklu olmak üzere farklı koğuş... Nasıl bir psikolojiyle karşınızdayım, nasıl hazırlanmaya çalıştım biraz olsun anlamanızı istedim. Kızımın mezuniyetine, ailemin yetişmesi lazım. O yüzden bitiriyorum. Hakkımdaki tüm suçlamalardan beraat edeceğime olan inancımla tahliyemi ve aileme kavuşmayı talep ediyorum Sayın Hakim.

Kültür A.Ş Plan ve Organizasyon Müdürü

İlgili Eylemler

Bu analiz yapay zeka değerlendirmesine dayanmaktadır. Hatalar veya yanlış bilgiler içerebilir.