Savunma

Elçin Karaoğlu Savunması

Kendi savunması·Elçin Karaoğlu·20 Nisan 2026 · Kaynak

İddianame kapsamında 46 ile 58. eylemler aralığındaki suçlamalardan sorumlu tutuluyorsunuz. Savunmanız hazır herhalde, buyurun sizi dinliyoruz.

Sayın Başkanım, kıymetli heyet; öncelikle hepinizi saygıyla selamlıyorum. Peşinen söyleyeyim, hakkımdaki suçlamaların hiçbirini kabul etmiyorum. Bahsedilen suçların hiçbirini işlemedim, yasa dışı hiçbir işin içinde yer almadım. Hayata baktığım yerden, bir kamu görevlisi olarak ismimle asla yan yana koyamayacağım, çok tahkir edici birtakım suçlamalarla karşı karşıyayım. Burada karşınızda hem şahsiyetimi ve onurumu hem de mesleki namusumu savunmak için huzurunuzdayım.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Öncelikle şunu da söyleyeyim: Hakkımdaki iddianame, tarafıma bir CD içeriğinde teslim edildi. İddianame ekleri de bu CD içerisinde yer almaktaydı. Ben, cezaevinin kısıtlı şartları içerisinde, bilgisayar odasında, sınırlı günlerde iddianameyi incelemeye çalıştım. Tabii elimde fiziki doküman olmadığı için, iddianame ve eklerini incelemek benim açımdan çok zor oldu. Ve şunu da gördüm: Hakkımdaki suçlamanın ne olduğunu tam anlayamadığım gibi, eyleme konu yerlere ait imar işlem dosyalarının da CD içerisinde olmadığını gördüm. Dolayısıyla bununla ilgili cezaevi ortamı içerisinden mahkemenizden talepte bulundum, avukatlarım da ayrıca talepte bulundular; sanırım henüz dosyaya getirtilmedi bu imar işlem dosyaları. Sözlerime başlamadan bunu da belirtmek istedim.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Sayın Başkanım, kendi yaşam öykümden, eğitim ve meslek hayatımdan bahsederek savunmama başlamak istiyorum. Bu arada biraz rahatsızım, sesimden dolayı arada öksürüyorum; baştan kusuruma bakmayın, özür diliyorum. Ben, yaklaşık 50 yıl önce Rize'nin Ardeşen ilçesinde dünyaya geldim. İlk çocukluk dönemimden sonra, ailemle İstanbul'a yerleştik. Liseyi Cağaloğlu Anadolu Lisesi'nde tamamladım. Daha sonrasında İstanbul Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü'nden mezun oldum. Yeni mezun olmuşken, yaklaşık bir-bir buçuk yıldır özel sektörde meslek hayatına yeni atılmışken; 1999 yılında ilk kez merkezi sistemle yapılacak sınavla kamuya memur alımı yapılması gündeme geldi. O dönemki adıyla Devlet Memurluğu Sınavı, kısaca DMS... Ben de tüm eğitim hayatını devletin imkanlarıyla okumuş bir kişi olarak hem devlete olan borcumu ödeyebilmek hem de kamu görevi yapmanın kutsiyetine inandığım için sınava girdim. Nihayetinde sınavı kazandım.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Sınavı kazanmamla birlikte atamam yapıldı ve Esenler Belediyesi'nde, sanırım 2000 yılında göreve başladım. Esenler Belediyesi'nde göreve başladıktan birkaç yıl sonra, mesleğimde kendimi ilerletmek amacıyla yüksek lisans yapmak istedim. O dönemde Yapı Kontrol Müdürlüğü'nde göreve başlamıştım; ben de Yıldız Teknik Üniversitesi'nde Yapı Bölümü'nde yüksek lisansa başladım. Tezimi de yapı denetimi üzerine verdim. Bir taraftan Esenler Belediyesi'nde görevime devam ederken -aşağı yukarı 6 yıl görev yaptım, 2006 yılına kadar- son senesinde —çok detayına girmek istemiyorum ama kısaca— bir haksızlıkla karşı karşıya kaldım. Şöyle ki; haklı ve yasal yaptığım bir işlemden dolayı görevden alındım. APK (Araştırma, Planlama ve Koordinasyon) Müdürlüğü gibi bir birime gönderildim. Ne iş yapıldığını çok bilmiyorum, yeni memurum. Önce dedim ki herhalde önemli bir yer burası, bize de ihtiyaç var ki bizi gönderdiler.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Bir de gittim baktım ki 10-12 metrekarelik odada bir müdür var, bir ben varım. Bakıyorum hani bir evrak yok, bir dosya yok masada; bomboş. Bir müdür var, başka da kimse yok. Tabii müdürle böyle bakışıyoruz. Dedi ki en sonunda: "Elçin Bey, ben 5 yıl önce Fen İşleri Müdürüydüm. Benden yapmamam gereken, olmayacak bir işi istediler. Ben yapmadım, 5 yıldır da tek başıma buradayım. Şimdi de sen geldin. Burada iş yapmıyoruz, bizden bir iş yapmamız da beklenmez." dedi. Esenler Belediyesi'nde oluyor bu. Hepsi kayıtlı şeylerdir. Tabii çok şaşırdım, üzüldüm. Ertesi gün Başkan'la görüşmeye çalıştım, görüştürmediler. Teknik Belediye Başkan Yardımcısı'na gittim, baktım onunla da görüştürmüyorlar; çaldım kapıyı, açtım, girdim içeri. Dedim: "Sayın Başkan Yardımcım, beni niye APK Müdürlüğü'ne gönderdiniz? Orada bir şey yapıldığı yok, bir iş yok.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Benim suçum ne? Benim bir suçum varsa bana soruşturma açarsınız, ben de hesabını veririm. Benim veremeyecek bir hesabım yok. Dolayısıyla şunu da anladım dedim. Benim bir suçum olsa zaten benim gözümün yaşına bakmazdınız, soruşturmayı açardınız. O yüzden bu işin arkası neyse ben bilmek istiyorum." Tabii kararlı ve öfkeli olduğumu da anlayınca dedi ki: "Sen falanca yerde işlem tesis etmişsin. O işlem tesis ettiğin yerin sahibi de partili, ileri gelen birisi. Başkana gitmiş, başkan da böyle takdir etti." "E peki," dedim, "benim yaptığım işlem doğru, yasal bir işlem. Ne yapsaydım? Yasaya aykırı mı davransaydım?" Dedi ki: "Yok, başkan böyle takdir etti." "Peki," dedim, çıktım. Çıktıktan sonra da "Esenler sayfası senin için kapandı" dedim.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Sayın Başkan, bunları anlatıyorum; bunlar aslında bardağı taşıran son damlalardır, yaşadığım süreçlerin idrak edilmesi açısından. Bu durumu yaşayınca bekardım, Avcılar'da ailemle oturuyordum. Avcılar ve çevre belediyelere müracaat ettim. Avcılar Belediyesi'nde müracaatım kabul edildi, orada da ihtiyaç vardı ve 2006 yılında Avcılar Belediyesi'nde göreve başladım; İmar ve Şehircilik Müdürlüğü'nde. Orada da aşağı yukarı 7-8 yıl çalışmıştım ki norm kadrolarla, belediyenin kadrolarıyla ilgili görevde yükselme sınavları açıldı. Sınava girme yeterliliği olan yaklaşık 10-12 kişiyle birlikte, birtakım kriterler aranıyordu: Görev süresi, sicil durumu, eğitim durumu, yüksek lisans, doktora vesaire. Bu kriterleri sağlayan 10-12 kişiyle birlikte sınava girdim. Sınavdan en yüksek puanı aldım, kazandım.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Bekliyorum kadrom verilecek, kadromu vermiyorlar. Bir gün Belediye Başkanı çağırdı, yanında da 2 tane Başkan Yardımcısı var. "Elçin Bey," dedi, "sen bizim için genç, kıymetli bir arkadaşsın, başarılısın da. Fakat benim İmar Müdürlüğü için başka tasarruflarım olacak. Bu kadroyu sana vermeyeceğim, kusura bakma." dedi. Dedim, "Sayın Başkanım, ben alnımın teriyle girdiğim sınavda hak ettiğim kadromu siz bana neye göre vermiyorsunuz? Yani böyle bir inisiyatifiniz yok. Kimseden torpil istememişim; ne bir belediye başkanından, ne bir milletvekilinden, ne bir bakandan. Bu hak meselesidir. Ben sizi mahkemeye vereceğim, siz kusura bakmayın." dedim. Günün sonunda da 3. Bölge İdare Mahkemesi'nde dava açtım, davayı kazandım.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Tabii o ara seçim dönemiydi, yeni belediye başkanı geldi. O da kadromu vermek zorunda kaldı tabii mahkeme kararı olduğu için. Fakat görevlendirmemi yapmadı; o da başka isimlerle çalışmak istediğini ifade ederek. Bunun üzerine düşündüm; bir belediyede çalışıyorsanız ve belediye başkanı sizinle çalışmak istemediğini söylüyorsa, o ortamda insan aidiyetini de yitiriyor, moral motivasyonu da kaybediyor. Tabii can sıkıcı bir süreç. Yeni bir hukuki mücadeleye girmek istemedim. Beylikdüzü Belediyesi'ne müracaatım da bu şekilde oldu. 2015 yılı sonlarıydı diye hatırlıyorum, ya da 2016; 2015 sonları olması gerekir. Normal rutin prosedür içerisinde, İnsan Kaynakları Müdürlüğü üzerinden Beylikdüzü Belediyesi'ne müracaat ettim. Müracaatım uygun görüldü ve Beylikdüzü Belediyesi'nde göreve başladım. Göreve başlamamla birlikte kadromla birlikte başladım ama ilk etapta orada da görevlendirmem yapılmadı.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Bir altı ay sonra imar müdürü olarak görevlendirmem de yapıldı, fiili olarak yani başladım. Ben 'yla da bu Beylikdüzü Belediyesi'nde göreve başlarken de,müracaatım esnasında da, hatta çalışmaya başladıktan sonra da kendisini tanımıyordum. Ben, kendisiyle İmar Müdürü olmamın ardından tanıştım. Bu sırada da kendisi, yaklaşık iki yıllık Belediye Başkanıydı ben kendisiyle tanıştığımda. Sonraki süreçte de bir üç, üç buçuk yıl kadar 2019 seçimlerine kadar gayretle, özveriyle görev yaptım. Seçimden sonra da yine yaklaşık bir, bir buçuk yıl kadar Beylikdüzü Belediyesi'ndeki görevime devam ettim. 1 Eylül 2020 tarihinde İBB'ye geçişim oldu. İBB'ye geçmek istedim, geçtim. Yani çocukların merkeze yakın yerlerde okul ve vesaire eğitim hayatı devam etsin düşüncesiyle... Ve 1 Eylül 2020 yılında Sayın Başkanım, Boğaziçi İmar Müdürü olarak göreve başladım. Burada da öngörülen yasal prosedür neyse, rutin prosedür o takibe... takip edildi. Orada da ben Ekrem Başkan'la herhangi bir görüşme içerisinde, özel bir görüşme içerisinde olmadım. Ve tutuklandığım güne kadar da Sayın Başkanım, tutuklandığım güne kadar da yaklaşık dört buçuk yıl boyunca görev namustur bilinciyle, alnımın akıyla, mesai mefhumunu dikkate almadan çalıştım. Mevcutta yaklaşık 150 kişiden oluşan; 10 yıl, 15 yıl, 20 yıl hatta 25 yıldır orada çalışan deneyimli, alanında uzman kamu görevlileriyle birlikte...

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Bunların içerisinde şeflerin, müdür yardımcılarının, teknik personelin, idari personelin olduğu deneyimli kamu görevlileriyle birlikte bu dört buçuk yıl içerisinde görev yaptım. Yani ben müdürlükteki orada eski dönemlerden beri mevcut olan arkadaşlarla çalıştım işin özeti. E tabii bu dört buçuk yıllık İBB'de görev aldığım sürede Boğaziçi İmar Müdürü olmanın ötesinde de hiçbir şekilde ben bir üst yönetimde yer almadım. Yani üst yönetim derken; bir daire başkanı ya da bir genel sekreter yardımcısı gibi... hani genel sekreterlik gibi hani bu tip görevleri sayarsanız üst düzey görev anlamında... böyle bir üst düzey görevim olmadı. Yani belediyenin stratejilerinin, planlamalarının yapıldığı, icra ve yönetim kararlarının alındığı toplantılarda da bulunmadım. Sadece kendi görevimi yaptım.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Sayın Başkan, bunları anlatmamdaki sebep; yani bir özgeçmişimi anlatmamdaki sebep bir kamu görevlisi olarak, ister işte Esenler'i anlattım, Avcılar'ı anlattım... ister AK Partili belediye olsun, ister Cumhuriyet Halk Partili belediye olsun, yaşadığım haksızlıkları, bu haksızlıklara rağmen yılmadan gayretle, çabayla, emek vererek girdiğim sınavları kazanarak hayatımı, mesleki hayatımı inşa ettiğimi, kariyerimi ilerlettiğimi ortaya koymak için bunları anlattım. Yani kimsenin adamı olmadım. Kimsenin torpiliyle, referansıyla bir yere gelmedim; aksine zaman zaman bazı belediye başkanlarına rağmen bir yerlere geldim. İşte bana iddianamede 'Beylikdüzü ekibinden' denmiş. Ben evlendikten sonra, 2009 yılından beri Beylikdüzü'nde oturuyorum. Yani o zaman daha işte Başkan da yoktu. Bizim orada ikametimiz, yerimiz yurdumuz orasıydı ve oraya da nasıl bir süreç içerisinde geçtiğimi de anlattım.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Yani Sayın Başkanım, özetle bu faslı şöyle kapatmak istiyorum: Ben, siyasetçi değilim. Yani kamu görevlisiyim, yani 26 yıl alnımın akıyla görev yapmış bir kamu görevlisiyim. Tabii bu süreçte çok fazla sayıda memuriyetin doğası gereğidir; çok fazla sayıda bunların birçoğu da mutattır, rutindir; araştırma, ön inceleme, işte Sayıştay incelemesi, soruşturma, kovuşturma yaşadı başımızdan geçti ama çok şükrü alnımıza leke sürecek en küçük bir hususla karşı karşıya kalmadım. Yani özellikle idari ve teknik anlamda uzun süre yöneticilik yapan bir kamu görevlisi olarak böyle bir hususla karşı karşıya kalmadım. Özellikle böylesine asılsız suçlamalarla ilgili, iftiralarla karşı karşıya bırakıldığım Boğaziçi İmar Müdürlüğü sürecinde ihmalim veya suistimalimden, bırakın hani başka daha büyük suçlar olduğuyla ilgili de herhangi bir tespit de yoktur Sayın Başkan. Görevimi yerine getirirken birçok baskıyla karşı karşıya kaldığım oldu.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Tehdit edildim. Yedi yaşındaki kızımla, yedi yaşındaki kızımla tehdit ettiler. Aklıma geldikçe biraz... Suç duyurusunda bulundum. Kimseye boyun eğmedim. Cesaretle, yüz akıyla görevime devam ettim Sayın Başkanım. Anlattım, İmar Müdürlüğü kadromu bile dava açarak alabilmiş birisiyim. 12 yıl önce de müdürdüm, tutuklandığım gün de müdürdüm. Tıpkı Büyükşehir Belediyesi'nde var olan yüzlerin üzerinde, belki iştirakleri de sayarsanız iki yüzlün, üç yüzlün üzerindeki müdürden bir tanesiydim. Tabii ben mesleğimi yaptım, görev benim için kıymetlidir. Benim onurla yaptığım bir görevdir. O başka bir şey ama hani bir durum tespiti yapmak açısından.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Şimdi Sayın Başkanım, iddianameye gelecek olursak; iddianamenin eylemler kısmından önce Boğaziçi İmar Müdürlüğü başlığı altında birtakım değerlendirmeler yapılmış. Ancak bu değerlendirmelerde Boğaziçi İmar Müdürlüğü ne yaptığından, hani görev alanı ve sorumlulukları nedir ve işleyisi nedir; bundan hiç bahsedilmemiş. Dolayısıyla tabii bu konu dikkate alınmadığından hatalı bir kurgu yapılmış. Oysa ki iddianamenin doğru bir zemine oturması için bu süreçlerin tanımlanması ve bilinmesi gerekirdi. Gerek iddia edilen eylemlere karşı yapacağım savunmamda, gerekse savcılığın iddia ettiği eylemleri müdürü olarak, müdür olarak şahsımın gerçekleştirmesinin hukuken ve fiilen mümkün olamayacağının anlaşılması için size biraz Boğaziçi İmar Müdürlüğü'nün çok kısa işleyisinden bahsetmek istiyorum. Yani görev, yetki ve sorumluluklar çerçevesinde nedir; bunları tanımlamak istiyorum.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Sayın Başkanım, Boğaziçi İmar Müdürlüğü 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu ile kurulmuş bir müdürlüktur. Bu kanunda Boğaziçi İmar Müdürlüğü'nün en çok üç müdür yardımcısı, işte idari, gerekli idari ve teknik personel ve birimlerden oluştuğu; işte görev alanının Boğaziçi alanı özelinde ama spesifik olarak esas yetkili olduğu Boğaziçi öngörünüm alanı olduğu ve bu alan içerisinde alanın tarihi, doğal ve kültürel dokusu itibariyle önem arz eden bir yer olması sebebiyle bu alanı korumak, südürmek, gelecek nesillere bırakmak, dolayısıyla oradaki nüfus planlamasını ve yapılaşmayı kontrol etmek; bunu yaparken de işte görevleri yine kanunla tanımlanmış. Nedir? İşte inşaatın ruhsat ve iskanlarının, yapı kullanma izinlerinin düzenlenmesi, denetimleri, imar planlarıyla ilgili imar uygulamaları ile ilgili süreçler ve yani yasal, yasal olmayan tüm yapıların denetimi ve kısaca da hani imarla ilgili tüm faaliyetler olarak sıralanabilir. Sayın Başkanım, Boğaziçi öngörünüm alanındaki yetki ve sorumluluk sadece Boğaziçi İmar Müdürlüğü'nde değildir. Hani bu da önemli, alanda biz tek başımıza değiliz. Alanda başka aktörler de var.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Hani bir yere ruhsat vermek, bir yere yapı kullanma izni düzzenlemek ya da bir yapıyla ilgili işlem tesis etmek veya müdahale etmek; bunlar sadece bizim uhdemizde olan, tek başımıza aldığımız kararla yürüyebilen işler değildir. Nedir mesela? Buradaki paydaş kurumlar kimlerdir? Alanın tamamının doğal SİT alanı olması sebebiyle; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonları bizim alanımızda yetkili ve sorumludur. Yine alanda çok fazla sayıda eski eser ve tescilli kültür varlığı olması sebebiyle, Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağlı 3 ve 6 no'lu Koruma Kurulları, 2863 sayılı yasaya göre yetkili ve sorumludurlar.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Yine Çevre, Şehircilik Bakanlığı İl Müdürlüğü; hem bazı noktalarda bizi baypas edip ruhsat verdiği, yapı kullanma izni düzenlediği, yıkım, tespit yaptığı yerler vardır. Yani alanımızda geçmişte ne yapılmışsa yetkilidir. Hani bize göre bu hukuki bir mesele ama uygulamaları vardır. Dolayısıyla İl Müdürlüğü aynı şekilde yetkilidir. Valilik ve kaymakamıklar da aynı şekilde; özellikle yıkım ve tahliye süreçleri, güvenlik tedbirlerinin alınması ve şikayetlerin değerlendirilmesi hususunda yetkili ve sorumlu kurumlardır. İlçe belediyeleri de belli hususlarda yetkilidirler. İlçe belediyeleri, İmar Kanunu'nun 39. maddesine istinaden yapılan metruk yapılarla ilgili mail-i inhidam süreçlerini kendi mevzuatları içerisinde yürüturler. İş yeri ruhsatları ve diğer hususlarda onlar yetkilidir. Dolayısıyla alan böyle bir alandır Sayın Başkanım. Bu kurumlar, tabi oldukları yasa ve mevzuat çerçevesinde resen tespit, denetim, fiili müdahale ve suç duyuruları da dahil birçok hususta yetkili ve sorumludurlar. Yürütülen birçok işlem de bu kurumlarla koordineli olarak yürütülür ve birçok konuda o kurumların görüş ve onaylıyla mümkün olabilir. Dolayısıyla tekrar ifade edeyim; Boğaziçi İmar Müdürlüğü, alanında tek başına, bu yetkili ve sorumlu kurumlardan, kuruluşlardan ayrı ve habersiz bir şekilde işlem tesis edemez.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Şimdi biraz da kurumun iç işleyisinden bahsetmek istiyorum. Az önce Boğaziçi İmar Müdürlüğü'nün görevi, yetkileri ve sorumluluk alanı ile bu alan içerisindeki diğer paydaş kurumlardan bahsettim. İş işleyisine gelirsek; Sayın Başkanım, Boğaziçi İmar Müdürlüğü iç işleyisi, teknik kısmı itibariyle çok kapsamlı ve çok yönlüdr. Boğaziçi İmar Müdürlüğü'nde resen ya da müracaat üzerine yapılan hiçbir işlem; yapılan herhangi bir yazışma, tek bir kişinin yaptığı inceleme, değerlendirme ve aldığı kararla yapılmaz. Bu mümkün olmaz. Tüm kamu idarelerinde olduğu gibi Boğaziçi İmar Müdürlüğü'nde de yapılan idari işlemler için ayrıca bir talimata gerek yoktur. Kanunun tarif ettiği çerçevede kendi içinde devreye giren bir mekanizma söz konusudur. Bu şekilde yetki sınırları kanunla ve kanun çerçevesinde yapılan görevlendirmelerle sınırlanmış olup; görevlilerin kendi görevleri kapsamında ayrı ayrı atmış olduğu imzalar, parça parça bir işlemin bütününü oluşturur. Yani alınan tüm kararlar; verilen ruhsat ve iskan belgeleri, yapılan yazışmalar, tutulan tutanaklar, saha denetimleri ve uygulanan müeyydeler; müdürlüğün ilgili birimlerince raportöründen şefine, müdür yardımcısına, müdürüne ve bağlı olduğumuz genel sekreter yardımcısına varıncaya dek birçok yetkili ve sorumlu kamu görevlisinin birlikte tesis etmiş olduğu işlemlerle ve attığı imzalarla mümkündür.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Sayın Başkanım, müdürlüğün iç işleyisinden bahsettikten sonra, şimdi kendi özelimde bu işleyisin ve bir müdür olarak attığım imzanın anlamını, görev, yetki ve sorumluluk kapsamımı bir kamu görevlisi olarak açıklamak durumundayım. Boğaziçi İmar Müdürlüğü'nde dosyalar; ilgili birimlerin incelemesi, kontrolu ve onaylı neticesinde bana gelir. Müdürlükte tesis edilen işlemlere ilişkin süreçler, birbirini takip eden ve iç içe geçmiş bir zincirin halkaları gibidir. Uzman personel müracaatı değerlendirmiş, dosya yasal süzgeçlerden geçmiş ve herhangi bir problem görülmemişse ancak o zaman önüme gelir. Esasen önüme gelen dosya, müdürlük birimlerince kontrol edilmiş, hatta harçları yatırılarak tüm idari işlemleri tamamlanmış bir dosyadır. Şunu özellikle ifade etmek istiyorum: Bir müdür ve idari kadroda yer alan bir kamu görevlisi olarak, teknik bir konuyu esastan incelemek veya sahaya çıkıp denetim yapmak gibi bir görevim, sorumluluğum ya da yetkim yoktur. Kuruma sunulan bir talep dileüçesi benim önüme gelene kadar evrak kayıt memurundan raportöre, şeften müdür yardımcısına kadar birçok görevlinin bilgisinden geçer. Her görevli kendi yetki alanı çerçevesinde işini yapar. Görev hiyerarşisi içerisinde bir silsileyi takip eden, evrak altlığını oluşturan diğer belgeler ve tamamlanmış imzalarla birlikte bana ulaştığında, ben evrak üzerinde esastan değil, şekli bir kayıt denetimi yapar ve imzalarım.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

3194 sayılı İmar Kanunu'nun 28. maddesi; mimarlık, mühendislik ve planlama hizmetlerine ilişkin projelerin düzenlenmesini ve bunların uzmanlık alanlarına uygun meslek mensuplarına yaptırılmasını zorunlu kılar. Kanun koyucu burada proje hazırlama, denetim ve onay süreçlerini yürütecek kişileri açıkça tanımlamış ve sorumluluğu bu kişilere yükledemiştir. Genel idari işleyiste her memurun kendi görev alanı dahilinde hareket etmesi esas olmakla birlikte, 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu'nda da buna paralel hükumler mevcuttur. Yapı ruhsatı özelinde konuşursak; müdür olarak ben, ruhsatın ekini oluşturan projelerin esastan onay süreçlerinde kanunun tarif ettiği yetkililerden biri değilim. Bu yetki ve sorumluluk; proje mühendisi, fenni mesul ve ilgili belediyenin teknik personeliyle sınırlıdır. Diğer bir deyişle, bir işlem dosyası bana geldiğinde zaten tüm imzaları atılmış, harçları yatırılmış ve işlem aslında tesis edilmiş olur. Benim yaptığım onay, idari bir onaydan ibarettir. Dolayısıyla, yapı ruhsatı veya iskanı tek başıma düzzenlemem mümkün değildir.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Özetle, iddianamede kurgulananın aksine; hem alanda birçok farklı kurumun yetki sahibi olması hem de müdürlüğün kendi iç işleyisi nedeniyle, Boğaziçi İmar Müdürü olarak herhangi bir hukuka aykırı anlaşmanın veya taahhdün içerisinde bulunabilmem teknik ve hukuki olarak mümkün değildir; benim böyle bir gücyüm yoktur. Hakkımdaki suçlamalara konu eylemlerin; yapı ruhsatı, yapı kullanma izni ve kaçak yapı olmak üzere üç ana başlıkta toplandığını görmekteyiz. Her eylem özelinde yapacağım detaylı savunmada bunlardan tek tek bahsedeceğim ancak bu başlıkların yetki ve sorumluluk çerçevesinde ne anlama geldiğinin anlaşılması önemlidir. Burada bir kamu görevlisi olarak durum tespiti yapıyorum. "Ortada bir suç var da ben bu suçun içinde değilim" gibi bir savunmadan ziyade, sistemin işleyisi gereği bu suçlamaların hayatın olagan akışına aykırı olduğunu vurgulamak isterim.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Burada yaptığım o değil. Tabi, bu hususun altını hassasiyetle çizmek istiyorum. Ben hiçbir zaman topu taca atmadım Başkanım. Benim veya müdürlüğün yapmış olduğumuz iş ve işlemlerde hiçbirinde hiçbir eksiklik, hiçbir yanlışlık, hiçbir hata yoktur. Eylemlerde geçtiğinde de bunları tek tek açıklayacağım. Burada sadece bir durum tespiti açısından bunları söylüyorum. Yapı ruhsatı, size eklerde de sundum Sayın Başkanım, Ek 1 olarak, sadece önlü arkayı iki sayfadan ibaret bir evrak, bir doküman değildir. Yapı ruhsatının ekinde kapsamlı bir dosya vardır; ruhsat dosyası. Bu dosyanın içinde projeler, taahhutnameler, kurum olurları, sözleşmeler, yazışmalar ve benzeri birçok doküman vardır, hani yüzlerce doküman vardır. Ruhsat dosyası, müracaat aşamasından sonra ilgili raportörün önüne gelir. Hem müdürlük içinden hem başka müdürlüklerden, İBB bünyesindeki başka müdürlüklerden hem alanda yetkili ve sorumlu diğer başka kuruluşlardan ve kurumlardan sırasıyla birçok süreçten geçer. Projeler onaylanır, evraklar tamamlanır, harçlar yatırılır. Ruhsat MAKS sistemi dediğimiz Çevre Şehircilik Bakanlığı'nın Merkezi Adres Kayıt Sistemi vardır, online bir sistemdir; MAKS sistemi üzerinden girişi yapılır. Orada zaten bir yanlışlık bir eksiklik varsa sistem o girişe müsaade etmez. Girişi yapılır, çıktısı alınır dokümanın ve imzalanır.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Ruhsat, yapının künyesini ortaya koyan bir evrak olduğu kadar, esasen o yapının inşa sürecindeki sorumluları da tespit eden, sorumluları da ayırt eden, ortaya koyan ve onları tespit altına alan bir dokümandır. Dolayısıyla yapı ruhsatındaki imzalar da bu açıdan önemlidir. Benim önüme gelene kadar yaklaşık yapı ruhsatında on iki tane imza vardır. Bu yapı ruhsatındaki bu imzalardan herhangi birinin olmaması durumunda da bu yapı ruhsatını düzzenlemek mümkün olmaz. Ruhsattaki imzalardan beş tanesi ise; düzzenleyen, kontrol eden ve onaylayan olmak üzere raportöründen şefine, müdür yardımcısına, müdürüne hatta genel sekreter yardımcısına varıncaya değin kuruma ait, yani müdürlüğe ait imzalardır. Ruhsatın imzalı çıktısı, ekindeki klasörle birlikte benim önüme geldiğinde birçok farklı kişinin incelemesinden, kontrolunden geçmiş her yönüyle tamamlanmış bir evrakır. Daha önce de dedim; yaptığım şekli bir kontrolden, bir idari bir onaydan ibarettir. Daha sonra benim imzamdan sonra da genel sekreter yardımcısının imzasıyla birlikte çıkışı yapılır.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

İkinci olarak Sayın Başkanım, iskan konusuna geldiğimizde o da aynı şekildedir. İskan konusu yine eklerde size sundum. Ruhsat için saydığım süreçlerin benzeri orada da işletilir. Ancak ruhsattan farklı olarak yapının, yani iskan demek yapı kullanma izni demek; yapının kullanıma açılması, iskan belgesinin düzenlenmesi için yapının yerine gidilerek A'dan Z'ye ruhsat eki projelerine uygun olarak, teknik ve fenni şartlara uygun olarak tamamlandığına, uygun malzeme kullanıldığına dair yerinde incelemelerin, kontrollerin yapılmasını gerektirir. Bu incelemeler ve kontroller sadece müdürlük olarak bizimle sınırlı değildir. Buranın şantiye şefi vardır, buranın uygulama denetçileri vardır, fenni mesul yapı denetim şirketi vardır 4708 sayılı yasaya göre görev yapan yarı resmi kuruluşlardır. Bunlarla birlikte idari olarak hem bizim hem de İSKİ'sinden itfaiyesine, işte diğer bakanlık olurlarına kadar birçok kurumların olurları, yerinde denetimleri ve kontroluyle düzenlenir ruhsattan ayrı olarak.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Şimdi üçüncü başlık eylemlerde bahsedilen kaçak yapılaşma konusuna gelirsek; Sayın Başkanım, iddianamenin beni konumlandırdığı yer sanki elime balyozu alıp bina bina gezip içinde insan var mı yok mu bakmadan sanki yıkmam gerektiği şeklinde bir tarif ortaya çıkıyor yani benimle ilgili. Oysaki bu gerçekçi ve hukuki olmadığı gibi bu idarelerin, kamu idarelerinin genel işleyisine de uymaz, aykırıdır; uyumlu değildir. Kaçak yapıyla ilgili benim görevim sahada denetim yapmak değildir. Sokak sokak gezerek imara aykırılıkları tespit etmek, gidip bunları yıkmak değildir. Benim görevim kaçak yapılaşma ile ilgili ilgili müdürlüğün ilgili birimlerin tespit ve denetim şefliğine bağlı olan şefliğinin bağlı olduğu ilgili müdür yardımcısı onaylıyla görevlendirme listelerini hazırlamak, tüm bölgeyi kapsayacak şekilde görevlendirmeleri yapmaktır.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Görev yaptığım 4,5 yıllık süre içerisinde denetimsiz bırakılmış; görevlendirme yapılmamış hiçbir mahalle, cadde veya sokak yoktur. Eğer denetim planlaması, koordinasyonu ve görevlendirmesi yapmadığım bir husus olsaydı, ancak o zaman bir ihmalimden veya eksiğimden bahsedilebilirdi. Bu konudaki tüm kayıtlar, müdürlüğün evrak sistemi içerisinde mevcuttur. Kaçak inşaatle ilgili tespit ve denetim sorumluluğu, öncelikle o bölgede görevlendirilen kişilere aittir. Her bölge mühendisi gerekli tespit ve denetimleri yapar, biz de müeyideleri uygularız. Bir yerdeki kaçak yapılaşmadan, ancak tespit yapılıp konu önüme düştükten sonra bilgim olur. Boğaziçi İmar Müdürlüğü'nün sorumluluk alanı çok geniştir. Bu nedenle tespit, denetim ve müdahale faaliyetleri sırasında ihtiyaç duyulan personel, araç ve ekipman gibi kalemler için İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin diğer birimlerinden veya emniyet, kaymakamık, itfaiye gibi dış kurumlardan koordinasyon sağlanır ve taleplerde bulunulur. Bu yazışmaların tamamı idareden istenebilir. Ayrıca, yıkılacak yapıların bulunduğu konum veya güvenlik gibi özellik arz eden durumlar nedeniyle teknik ekipmanımızın yetersiz kaldığı hallerde yıkım ihaleleri düzenlenir; nitekim her yıl düzenlediğimiz yıkım ihaleleri mevcuttur. Açıkladığım bu hususlar dikkate alındığında; 150 kişilik bir müdürlüğün paydaş kurumlarla birlikte tesis ettiği işlemleri birinin talimatıyla veya tek başıma gerçekleştirmem hukuken ve fiilen mümkün değildir.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Hukuki savunmamı avukatlarım yapacaktır ancak örgüt üyeliği iddiasina dair birkaç şey söylemek istiyorum. Birincisi; örgüt, doktrine göre bir hiyerarşi, bir bağlılık, bir otorite gerektirir. Ben Boğaziçi İmar Müdürü olarak benden üst rütbelilere kanun ve mevzuattan kaynaklanan sınırlar içinde bağlıyım; bunun ötesinde hiçbir siyasi otorite ya da örgüte değilim. İkincisi; hiyerarşinin kimin üyesi olduğunu, olduğunu söylediği örgütün ne olduğunu, kimlerden oluştuğunu bilmiyorum. Bu iddianın, somut delille desteklenmesi gerekir. Üçüncüsü; savcılığın bu iddianın delili olarak dayandığı hususlara bakıldığında, görevimi yasa çerçevesinde yerine getirdiğim, dosyalarda zaten hızla çözüme kavuşturulmuş olan, zaten hukuken zorunlu olan işlemlerden ibaret olduğunu düşünmekteyim. Bu anlamda hakkimdaki örgüt üyeliği iddiası, temelsiz ve gereksiz olan bir ithamdır.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Bir husustan daha bahsetmek istiyorum: İddianamede, babamın dolandırıldığı bir husustan bahsedilmiş. Ben bunu çok yıpratıcı buluyorum. Kendisi yaşlı bir adam, yılların birikimi, yılların emekleri var. Bunu duymak... Yani iddianamede, babamın tarafımı aracılığıyla... aslında babam, benim adres kayıtlı adresime bir taşınmaz almış. Önce de söylemedim, şimdi söyleyeyim. İmanı olan bir babam var. Ayrıca bana iddianamede, män siz bu işleri yapıyordunuz, kaçak yapıları vardı. Savunulur gibi değil, hani. Benden ne böyle bir suistimalli muamele istenmiş ne de ben böyle bir muamele yapmışım. Bunlar iddianamede geçtiği için sayın heyetin takdirine sunmak istedim.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Babam 80 yaşındadır. Hem yaşı hem de ciddi sağlık sorunları nedeniyle evden çıkamaz durumdadır. Babam; hayatı boyunca dürrüst, naşıf ve çalışkan bir insan olmuştur. Bu yaşta, bu şekilde iddianamede yer alması çok vahim. Babamın tarafımdan dolandırıldığı tezi temelsizdir ve kesinlikle red̀ edilmesi gerekir. Babamın, bir taşınmazda üzerinde adres kayıtlı olması ve benden etkilenmiş gibi gösterilmesi ne gereksiz bir ithamdır; babamı da beni de rencide etmektedir. Bunun bu hususun ya da bu meselenin detaylı olarak avukatlarım tarafından ele alınacağını ifade etmek isterim.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Şimdi gelelim, bu durumu anlattık. Nasıl bir geçmişten geldiğimizi ve neyle karşı karşıya olduğumuzu da belirttik. Şimdi bu eyleme, şikayete ve bilgiyi veren kişilere bakacağız. 2013 yılından beri mal varlığımı yani kendi servetimi anlatıyorum. Mal varlığım incelenmiş, kamu görevlisi olarak hem benim hem de anneme ait mal varlığım dahil v.b. incelendi ve bu incelemenin sonunda hakkimda herhangi bir hukuki işlem uygulanmadı, dolaylı dolaylı işaret edilen şlahşlanmalar doğrultusunda iddianamede ne olduğu belli olmadan soruşturma açılan bir husus ortaya çıktı. Ben bu hususta soruşturmanın açılmasını istiyorum. Şöyle ki mal varlığımın incelenmesinin mänşüründen de kaçırılan bir husus olması en azından bilinmesi gerekiyor. Benim mal varlığım de iddianamede bu şekilde kurgulananla uyumlu değildir.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Şimdi Sayın Başkanım; savcılık, 2013 yılından beri kendi mal varlığımla ilgili hukuken tüm yetkilerini kullanmış. Ve mal varlığım, görevde bulunduğum süre içerisindeki kazancımla uyumludur. Benim maaş gelirimin, yıllık izin ücretlerimin ve iş akdi sona erdiğinde ya da emeklilik gibi diğer hususlardaki kazancımla uyumludur. Bu konuda geçmişte de açıklama yaptım ve bugün de bu husus burada kayda geçmiş olsun. Eğer benim mal varlığım ve servetim iddianamede iddia edildiği gibi, onların dediği gibi; isimli olsun isimsiz olsun, paranın kime gittiğini savcılık sorumlular kimlerdir, bu paralar kimlere gitmiş, hangi kasada durmuş; bunların detaylı olarak bilinmesi gerekir. Savcılığın bunları soruşturması gerekirdi; avukatlarım da bunu ayrıca savunmalarında da ele alacaklardır.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Sayın Başkanım, şimdi tek tek eylemlere ilişkin savunmalarıma geçeceğim. Fakat önce önemli birkaç hususa daha dikkat çekmek istiyorum. İddianamede benim sözlerime, beyanlarıma hiçbir şekilde yer verilmemiş. Yani benim sorulan şleylere verdiğim cevaplar, ifade ettiğim hususlar iddianamede yer almamış. Sanki benim savunmam ve beyanlarım yokmuş gibi kurgulanmış; herşey iddianamede bir şekilde kurgulanmış.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Az önce ayrıntılı şekilde anlatmaya çalıştığım Boğaziçi İmar Müdürlüğü teşkilatı ve işleyisi bağlamında savcılığın iddiasından ayrı bir tabloyla karşı karşıyayız. Hani işimize bakıldığında görülecektir ki; ruhsat vermek de, iskan vermek de, kaçak yapı ile mücadele etmek de – bunların hiçbiri tek adam kararıyla olmaz. Aksine birden fazla kişinin ve birden fazla kurumun görüş, onay ve imzasıyla mümkün olur. Zira bu prosedür, keyfi uygulamalara karşı mekanizma olarak da var eder.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Tekrar söylüyorum: Görev ve yetkilerle ilgili yaptığım açıklamalarda da görüleceği üzere; öne sürülen suçlamalara esas teşkil eden eylemleri benim gerçekleştirmem hukuken mümkün değil, fiilen de mümkün değildir. Tam aksine bilirkişi ve teknik incelemeler de dahil müdürlüğümüzü ilgilendiren tüm konularda yasal gerekleri eksiksiz yerine getirdiğim zaten ortadadır.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Aksine hem şahsen benim hem de kurumsal olarak müdürlüğün yapmış olduğu iş ve işlemler; öne sürülen bu eylemlerin aksine, hakkımızdaki iddiaların temelsiz ve asılsız olduğunun en güçlü kanıtıdır. Bu tespiti işte, eylemlerin her birini anlatırken de bu çerçevede değlendirdiğumde görülecektir. Bu nedenle, savcılığın eyleme dayandırdığı iddiaların, tesis edilen işlemler çerçevesinde incelendiğinde gerekli delil standırtlarını karşılamadığını da ortaya koyacağım.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Sayın Başkanım, izin verirseniz eylemlere geçiyorum. Eylemlerde iddianameki sırayı takip edeceğim. Ancak belirtmek istiyorum: Önce iddianamedeki değerlendirme kısmına bakıyorum, oradan genel olarak eyleme konu yeri anlayan bir bakış açısı sunmak istiyorum. Sonra bana isnat edilen eylemi ve soruşturma sürecindeki beyan veya bilgileri sunacağım. Ardından müdürlüğümüzce tesis edilen işlemleri sunarak savcılığın iddiasına karşı cevabımı vereceğim. Tabii bunu yaparken zaman zaman iddianamedeki belirli ifadelere değineceğim. Ve kayıtlı dosya bilgilerini ve elde edebildiğim bilgileri, belgeleri, görselleri eklerde sunduk.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Öncelikle iddianamenin değerlendirme kısmına bakıldığında; iddia makamının 'in etkin pişmanlık ifadesine yer verdiği ve bu ifadeye dayanarak savcalığın benim hakkımda olumsuz bir değerlendirme yaptığını görüyoruz. Şimdi farklı eylemlerde de bu konuşalacağım için, önce 'in ifadesinin anlaşılması ve iddianamede doğru değerlendirilmesi açısından önemlidir diye, bununla başlamak istiyorum.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Şimdi 'ın etkin pişmanlık kapsamında verdiği ifadenin önemli kısımlarını okuyacağım. Bununla ilgili Sayın Başkanım, iddianamede herhangi bir isim geçmemekte; yani herhangi bir şüpheli ya da sanık ismini belirtmeksizin bir değerlendirme yapılmışır. Bu anlamda öncelikle tespitim şudur: , beni hiçbir konuda hiçbir şekilde ithaf etmemiş; herhangi bir şikayet ya da iddiada bulunmamıştır. 'ın ifadesinde '' ismine rastlanılmamıştır. Yani etkin pişmanlık ifadesinin herhangi bir yerinde adim geçmemektedir. Yani '…… ile görüştüm' ya da '…… benden şunu istedi' gibi bir ifade vermemiştir.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Sayın Başkanım; 'ın bu ifadesi, daha sonra değineceğimiz diğer beyanlarla birlikte değerlendirildiğinde, benim için bir delil niteliği taşımadığını ortaya koymaktadır. Hatta aksine bu ifadeler, benim lēyhīme olan, beni aklamaya yardımcı olan ifadelerdir. Şimdiye kadar anlattığımı Şöyle değerlendirebiliriz: Müdürlüğümüzde alınan kararlar iddianamede iddia edilen koşulla yapılamaz; ve yasal süreçleri takip eden, birden fazla kişi ve kurumun görüş ve imzasına bağlı olduğu aşikiyardır. 'ın ifadesinde de beni doğrudan ya da dolaylı olarak suçlayan bir husus yer almamaktadır. Aksine benim idaremi ve işimi doğru yaptığımı ortaya koymaktadır.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Peki, ne diyordu, hatırlayalım: "Hatırlamamakla beraber 2023 genel seçimlerinden öncesinde bir zaman Elçin Bey ile tanıştım. 'nun Beylikdüzü'nde çalıştığı ekipten olduğunu söyledi. Bana verdiği kartta Boğaziçi İmar Müdürlüğü unvanı yazıyordu. Bir tanışma ortamında tanıştık; tanıştıktan sonra bir daha görüşmedik, irtibatımız olmadı. Elçin Bey ile ilgili bilgim bu kadar, bu kadar.” 'ın benim hakkımdaki, bana ilişkin ifadesi bundan ibarettir. Bu ifade de zaten herhangi bir şikayet ve suç iddiası içermemektedir.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Bunu nereden anlıyoruz? İddianamede yer alan Yeni Şafak ve ensonhaber.com sitelerindeki haberlerle birlikte değerlendirildiğinde, aslında savcılığın beni tanışma fotoğrafı dışında bana dair somut herhangi bir delile dayanmadığını ortaya koymaktadır.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

İfadeden devam ediyorum Sayın Başkanım: , "Ancak medyada konu manşetle ver ele geçirilince beni aradı. 'Konu çok büyüktü, çok gürltü çıkardı. Kimse de duymasaydı' dedi. Ben de 'Bu iş medyaya düştüyse artık yasal olmayan bir yol söz konusuysa bu işte ben yokum' dedim. Cafer Bey 'Yok, kaıygılanma herşey çözülür' dedi. Ben de 'Artık yapı bitti; kış bahçesi mevcut olan yere başka yapı yapılmasını istemiyorum. Nasıl tescil edilecek olursa olsun' dedim." Bu ifade, iddianame kapsamındaki söz konusu eylem değerlendirmesi açısından bir kez daha; benim adımın geçmediğinin, benim herhangi bir şekilde el atacağımın atıfta bulunulmadığının örneğidir.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Sayın Başkanım, az önce okuduğum ifadeyi tekrar hatırlayalım. Ne demişti? "Tutanak tutuldu, beklemeye geçildi." Diyordu, evet. Şimdi iddianamedeki değerlendirme kısmına bakıldığında savcılık da diyor ki: "Tutanak düzenlendi, tutanağın ardından beklemede olduğunu; aslında bu sürecin tutanağın ardından beklemeye alındığını anlamında değerlendiriyoruz." Yani savcılık da bunu bir suç olarak sunuyor. Biz ne yaptık? Biz tutanak düzenledik, sonraki aşama için bekledik; yasalar bunu emrediyor. Bu bekleme süreci, kesinlikle bir ihmal değildir.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Yine tutanaktan sonra "beklemeye geçildi" denilen süreçte durmamışız; 22 Ağustos 2022'de Valilik'e suç duyurusunda bulunmuşuz. O da 22 Ağustos 2022, daha tutanağı 4 gün önce, 18 Ağustos 2022'de tutmuşuz. 22 Ağustos 2022'de, 4 günde Savcılığa suç duyurusunda bulunmuşuz. Yani 4 günde suç duyurusu demek; biz oğle araşı vermeyi neredeyse düşünmeden bu işin takipçisi olduk. Bunun adı ne oluyor? Şaşmaz bir hızla eylem. Tabii bunlar son derece önemlidir. Şimdi bunu anlatma sebebim; 4 günde suç duyurusu yapmak acele etmek demektir. Artık bundan daha hızlı mı yapılabilirdi? Bu yapılabilecekten daha hızlı yapılmıştır. Şimdi biz bu kadar hızla hareket ederken, aynı anda Valilik'e de bilgi verdik, Savcılığa da suç duyurusu. Bu işlemi yapan Boğaziçi İmar Müdürlüğü olarak bizi suçlamak herhalde mümkün değildir.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Yani Sayın Başkan, hakkımızdaki iddia neydi? 'nu hoş tutup yayın organlarındaki olumlu haberler karşılığında verilen eylemler; bunlar beni ilgilendiren eylemler değil, öbur arkadaşlarımı ilgilendiren eylemler. Benim bu konuyla ilgim olmadığı gibi bu konuyu bilmiyorum da. 'e sorulsun: 'Sen, 'nu bir yerde tanıştıktan sonra göründü mü? Herhangi bir işini mi istediğin oldu?' Cevap: Hayır. O zaman ben bu işin neresindeyim?

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Şunu da eklemek isterim: Bu sürecin devamı da var. Yıkım kararları alınmış, vatandaşlar şikayetlerde bulunmuş, yargı işlem yapmış ve biz de takipcisi olmuşuz ve oluyoruz. Yani biz burada suç duyurusunda bulunduk, sözü devir ederek. Devir edecek... Buradaki şey şudur; biz 22.08.2022'de Savcılığa suç duyurusunda bulunduk. Şimdi bu suç duyurusu sonrasında mahkemeden bir karar çıkıyor; biz de o karara göre hareket ettik. Yani bu işlem dosyaları üzerimizde yürüründe olup bu ilgili kişiler 'göz yumulmuş' iddialarının tam tersine, biz göz yummadık; hızla takip ettik.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Sayın Başkan, etkin pişmanlık çerçevesinde ifade veren 'in beyanlarında benim ismimin geçmediğini, iddianamenin değerlendirme kısmında da hangi kişinin ne iş yaptığına dair somut bir değerlendirme yapılmadığını vurguladım. Bunun ötesinde iddianame de aynı şekilde yanıltıcı bir Tablo 2 sunuyor. İşte bu tabloda; hani o tabloya bakarsak ne görürz? "Savcılığın 'ın ifadelerine göre Eylem 47: Yapı Tatil Tutanağı düzenlendikten sonra, 2022 yılında gürltü çıkınca bu iş dışa yansıdı. Konu kamuoyuna yansıdı. ile görüştü. Sonra ne oldu, beklemeye geçildi." diyor. Ben bunun anlamlı olmadığını düşünüyorum. Görülecektir ki; biz aynı süreçte suç duyurusu yapan taraftz.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Devamında Tablo 2'nin altında şu ifadeler yer almaktadır: "2 numaralı tabloda da görüleceği üzere; yapı tatil tutanağı düzzenlenmiş, iskan verilmiş ve sonrasında yapı tatil tutanağı iptal edilmiştir." Savcılığın benim için açıkladığı bu değerlendirme var. Şimdi savcılık tutanağın iptal edildiğini söylüyor. Peki tutanak iptal mi edildi? "Tutanağın ardından beklemeye geçildi" ile "Tutanak iptal edildi" iki ayrı şeydir. Savcılık burada önce 'beklemeye geçildi' diyor, sonra 'tutanak iptal edildi' diyor. Bunlar birbiriyle çelişmektedir. Peki tutanak iptal edilmiş midir? Hayır. Tutanak yürürlkte olup dosyasında mevcuttur.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Savcılığın bu ifadelerden yola çıkarak yaptığı değerlendirmeye baktığımızda; 'ın ifadesiyle örttüğü ve "tutanağın ardından beklemeye geçildi" ifadesini ele alarak bu sürecin müdahıl olunduğu şeklinde yorumladığını görüyüruz. Oysaki bu süreç tamamen meşrudur; Boğaziçi İmar Müdürlüğü görevini eksiksiz yerine getirmiştir. Hatta ileride de anlatılınca açıkça görüleceği üzere, çok hızlı hareket ederek suç duyurusunda bulunmuştur. Bu süreçte ne benim ne de müdürlüğümüzün tutanağın ardından beklemeye geçilmesiyle ilgili bir şey yaptığı söylenemez.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Üstelik Sayın Başkan, biz bu alanlar eski diye "Burası 20 sene önce yapılmış, göz yummak ne demek" gibi yorumları iddianamede okuyoruz. Savcılık bu noktada, göz yumma iddiasını dönemin koyuşur kararlarıyla somutlaştırmayı başaramamaktadır. Neden? Benim görev dönemimde yapılan tutanaklar, suç duyuruları, bilirkisi inceleme süreçleri ve çıkarılan yıkım kararları, tam aksini kanıtlamaktadır.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Gerçek şudur: Tutanakta belirtilenlerin dışında, söz konusu alanda başka herhangi bir kaçak yapı veya proje işlemleri müdürlüğümüze uğramamamıştır; bize bir müracaat gelmiş değildir. Hani kış bahçesi dışında başka bir şey var mıydı? Değildi. Yani bize gelmeyen bir işle ilgili nasıl göz yumabilirdik, mümkün değil. Tutanakta yazılanlarla ilgili ise; yukarıda anlattığım gibi müdürlüğümüz tüm gerekli adımları atmıştır: Tutanak düzlenmiş, yıkım kararı alınmış, suç duyurusu yapılmış, takip devam etmektedir. Göz yummak bir yana, mümkün olan en hızlı ve en etkin şekilde müdahale ederek yasayı uygulamaya koymuşuzdur.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Bu davada, mahkeme tarafından yapı tatil tutanağıyla tespit edilen hususların fiili uygulamasına bakalım. Fiili tespitler vardır. Bunlardan birincisi: Uydu fotoğrafında görüntülendiği üzere bir çıkıntı vardır. Bizim tutanağımızda söz konusu çıkıntının ruhsatlı olduğu bilgisi yer almaktadır. Bilirkisi incelemesi yapıldı. Bilirkisi diyor ki: Bu çıkıntı ruhsatsız çıkıntı değildir, bu ruhsatlı çıkıntıdır. Sonra ne oldu? Bu çıkıntıyla bağlantılı olarak konu bir idari yargı sürecine girdi. Yargı kararı bize geçti ve biz o yargı kararına istinaden işlem yaptık. İkincisi: Tutanakta söz konusu kış bahçesinin eski yapıya bitişik olduğu ve yeni inşaat olduğu belirtilmiştir. Bilirkisi de bunu teyit etmiştir. Bu tespiti değerlendiren mahkeme kış bahçesiyle ilgili yıkım kararı vermiştir; biz de bu kararı uygulamaya koymuşuzdur.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Bu arada da kararlar da zaten bu minvalde alınmış. Bilirkişi diyor ki: Uydu fotoğrafından bakarak ilk ruhsatın verildigi 1997 tarihli hava fotoğrafına göre, bu kış bahçesi yoktu yani bu kış bahçesi sonradan yapılmıştır. Ve yıkım kararı, bu tespite dayanarak verilmiştir. Peki kimler yıkmış, ne zaman yıkmış? mi yoksa biz mi? , savcılığa verdiği etkin pişmanlık ifadesinde diyor ki: Ben kendi kendime yıktım. Bu yıkım, Boğaziçi İmar Müdürlüğü tarafından yapılmamıştır. Bizim yıkım kararlarının uygulanmasının gidip yapışmadığı bir süreçtir; bu konu da tutanakta ve dosyada mevcuttur.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Şimdi düşünüyorum da Sayın Başkan, iyi ki valilik gidip de hakkımızda dava açmış. Yani şunu söylüyorum: Biz bu konuda tüm yasal adımları atzmışız. İşlem dosyalarına bakar olduğunuzda görürsünüz ki; biz tutanak tutmuşuz, suç duyurusu yapmışız, bilirkişi işlemi başlatmışız, yıkım kararı almışız. Peki bu yıkım neden hemen uygulanmadı? Çünkü yargı süreçleri devam etmektedir. Ayrıca valilik, bu konu hakkında kendi sürecini başlatmış ve bize de bu konuyla ilgili yazışmalar göndermektedir. Biz de bu yazışmalara göre hareket etmekteyiz. Bu süreçler, savcılığın dediği gibi bir 'göz yumma' değil; aksine sıkı takipte olmamının göstergesidir.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Şimdi iddianamede tablo 1 olarak gösterilen bu yapı tutanağı aslında eksik işlemleri içermekte midir? Savcılığın bu iddiaya göre değerlendirildiğinde bir eksiklik olduğu anlatılıyor. Savcılık şunu söylüyor: "Tutanak düzenlendi; fakat daha sonra iptal edildi". Savcılığın dediği gibi bir tutanak iptali yoktur; biz hem tutanağı düzledik hem de ilgili işlemlerin devamını takip ettik. Ayrıca tutanağı düzenleyip işlem yapmak da tek başımıza düzenlediğimiz bir şey değildir; bu işle ilgili ilgili birimler, ilgili kişiler de dahildi. Savcılık beni göz yummakla suçluyor; ama işlem dosyasına bakıldığında göreceksiniz ki, biz göz yummak bir yana, hızla müdahale eden taraf olduk.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Mevcut durumda o yeni yapılan yerin yıkıldığı ancak eski o yapılmış yerin ve tutanakta değinilen iskanlı binanın mevcut olduğunu anlayabiliriz. Durum buysa da peki neden eski yapı duruyordu, hala yıkılmadı? Çünkü o eski yapı iskanlıdır, tescilli değildir, eski yapıdır; yıkmak için ayrı mahkeme kararı gereklidir. Mahkeme bir karar verirse siz bu kararı uygularsınız. Mahkeme o yapıyla ilgili karar vermediği için o yapı orada durmaya devam ediyor. Siz söylemeden, mahkeme kararı olmadan o yapıyı kim götürecek? Biz gidemeyiz. Yani götürseydik biz de hukuka aykırı davranmış olurduk.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Sayın Başkanım, kayda geçmesi açısından, kıymetli heyet; yapılan işlemleri böyle bir süraçte ele aldık. Yıkım kararı mı? Var. İdari para cezası mı? Var. Koruma Kurulu'na yazı mı? Var. Suç duyurusu mu? Var. İSKİ, BEDAŞ, İGDAŞ bağlantı iptali mi? Var. Tapuya şerh mi? Var. Bunların tamamı kayda geçmiş, dosyasında mevcut olan işlemlerdir.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Şimdi konuyu nasıl bir süratle ele aldığımızı şu örnekle ortaya koyalayım, koyayım: Mesela bu konuyu Çevre Şehircilik Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Komisyonu... Biz 18 Ağustos 2022 tarihinde bilgi vermemize rağmen, onlar yaklaşık bir ay sonra, 15.09.2022 tarihinde suç duyurusu kararı almışlar. Görev ve yetkileri kapsamında resen de suç duyurusunda bulunuyorlar, bulunabiliyorlar. Zaten biz bilgi vermişiz, bir ay sonra. Bizim 4 günde yaptığımız suç duyurusu. Yine Kültür ve Turizm Bakanlığı 3 No'lu Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu'na da 18 Ağustos 2022 tarihinde bilgi vermemize rağmen, onlar da 04.10.2022 tarihinde suç duyurusu kararı alabilmişler. Bir buçuk ay sonra.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Kayda geçmesi açısından devam ediyorum: • 18.11.2022'de para cezası ilgilisine tebliğ edilmiş. • 18.11.2022'de 270'e 834 sayılı Koruma Kurulu'na yazdığımız yazı. • 18.11.2022'de 270'e 837 İSKİ, BEDAŞ, İGDAŞ'a demişiz ki: 'Buranın elektriğini, suyunu, doğal gazını kes.' • 18.11.2022 tapuya şerh. Bu iskanlı yapı, tapuyu alacak adam bakacak ki; iskanlı, iskan şerhi var. Demişiz ki: 'Buraya şerh koy.' Tapuya yazmışız, 'Yıkım şerhi koy.' Hani bina artık çöp tenekesi artık. Yani o Boğaziçi İmar'da yapın yasal payı kaybolunca çok ciddi anlamda değer kaybeder. • Tapuya şerh yazıları dedik. • 20 Mart 2023'te diyoruz ki Gelirler'e: 'Para cezasını tahsil et.' Biz demesek de demezler yani Gelirler kendi işini yapacak zaten, gönderilmiş. 15 milyon bugünün parası.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Burayı sonrasında satın alan da Akın Koçoğlu isimli birisi, bunun hakkında da aynı şekilde yasal süreç devam ettirilmiş. Her ne kadar bir ilave alan yapmadıysa da iskanlı yapıdaki mühürü fekettiğinden, mühür fekkinden dolayı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na tekrardan o kişi hakkında da suç duyurusunda bulunulmuştur. Daha başka birçok işlem de yapılmıştır. Hani işlem dosyalarını biz Başkanım sağdan soldan hani oradan buradan bulduk koyduk; yani çok var evrak, doküman. Ben siyasetçi değilim. Ben 26 yıllık, 27 yıl hatta kamu görevlisiyim. Devlet memuruyum. Ne 'nu tanırım ne bilirim ne de siyasetten anlarım Sayın Başkan. Görüldüğü üzere de bahse konu yerle ilgili üzerimize düşeni ben hem şahsım olarak, benden daha fazlasında müdürlük olarak eksiksiz yapmışız. Benim bu eylemle ilgili söyleyeceklerim bunlardan ibaret.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Sayın Başkan, Sayın Heyet; tekrar saygılar sunarım. Hakkımdaki suçlamalardan birisi Eylem 48'e ilişkindir. Eylem 48'de hakkımda şun iddianame ifade ediyor: Şimdi burada Polat Gayrimenkul meselesi var. İddianame; şu hususu değerlendiriyor: Bu araziçe mevcut bina; tarihçe bilgisine bakıldığında, Boğaziçi Öngörünüm Alanı içerisinde olduğundan yapı ruhsatının verilmesi ve yapı kullanma izninin düzenlenmesinin mümkün olmadığı anlaşılmıştır. Aksi takdirde değer kaybeden bu arazi üzerinde yapı ruhsatı ve iskanı verilmiştir. Savcılığın iddiası bu.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

'in ifadesi ise şöyledir: "Ben, Polat Gayrimenkul'ün yönetim kurulu üyesiyim. Bu şirketle birlikte Beykoz Papadopulos Özden'de bir arazi satın aldık. Bu arazide inşaat yapılması için gerekli izinler alındı. İzin olarak ruhsat düzenlendi. Ben bu işlerle ilgilenmiyorum; mimarlık bürosu halletti. ile tanışıyordum, kendisi müteahhitti. Bana dedi ki bu işin takibini ben yaparım. Bazen mimarlık bürosu ile birlikte yapı denetim şirketi ile birlikte bu işleri birlikte yürüttü. Ben bu işlerle ilgilenmiyorum." Şimdi bu ifadede benim adim hiç geçmiyor. Bu ifade, benim bu eylemle ilişkim olmadığını ortaya koymaktadır.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Sayın Başkanım, ifadesinde özetle; kış bahçesinin tadilatm talepleri ve ruhsat işlemi konularında benim isim verilmeden yapılan bir değerlendirme sunmuştur. de ifadesinde benim ismimi hiç geçirmemiştir. Diğer ifadesinde de benim hakkımda suç duyurusunda bulunmamıştır. Şimdi peki müdürlüğümüz ne yaptı? Eyleme konu yerle ilgili müdürlüğümüzün ne yaptığına bakalım. Bu eylemde bir yapı ruhsatı ve iskan verilmiş. 1997 tarihinde de ruhsatı alınmış, iskanı alınmış; bu benim görev dönemimden 23 yıl öncesine ait bir işlem. Sonrasında bu yere ek bina talep etmişler. Bu talep bize gelmiş, biz de incelemişiz: Burada ek bina yapılamaz mı, yapılabilir mi? İnceleyince baktık; hani bu ruhsat verilebilecek bir yapı değilde bu yerde. Neden? Alanda tescilli yapı var; Koru Koruma Alanı kapsamında olduğundan ve benzeri nedenlerden, vermedik.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Şimdi bir de enteresan olan bir de şu: Burada bir eski eser, hazine arazisi üzerinde kurulmuş olan bir çiftlik evi meselesi var. Ruhsatı alınmış, iskanı alınmış; sonradan bu yere kış bahçesi yapılmış. Peki bunu kim istedi? Bunu kim yaptırdı? İddianameye göre bu işi talep etmiş. Öyle anlattığını duyuyorum. Sonra ne olmuş? Bu kış bahçesi yapıldıktan sonra, Boğaziçi İmar Müdürlüğü yasal süreçlerini başlatmış; düzenlediğimiz tutanak, suç duyurusu ve diğer işlemlerle bu konuyu müteakip takibe almıştır. Şimdi savcılık beni ilk olarak bu eyleme dahil etmek için ne gösteriyor? İddianamede benim hakkımda ne var? Saðda solda bir tanışma fotoğrafı var; o da bu işle ilişkili değildir.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

E bir de bakın söylüyorum; ortada ne benim yönlendirdiğimle ilgili bir ifade, bir soruşturma kaydı var ne benim ismimin geçtiği herhangi bir ifade var. Buradaki tüm bilgileri nereden aldıklarını da anlayamıyorum. Peki ne yaptım? Hiledik yaptım mı? Hayır. İşlem dosyasına bakınca göreceksiniz ki; yasadışı bir talep mi vardı, biz o talep üzerine yıkım işlemi yapan tarafız. Bu şunu gösterir: Benim bu eylemle alakam yok; ama müdürlüğümüzün yapması gereken işini eksiksiz yaptığını da açıkça ortaya koymaktadır.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Eylem 51… 'la devam etmek istiyorum. Hakkımdaki suçlamalar arasında Eylem 51 kapsamında benim adım belirtilmeden savcılık şöyle bir değerlendirme yapmış: Başlığa bakılınca, imar müdürlüğü tesis edilmiş işlemler varmış. Bu işlemler savcılığa göre yasaya aykırı mıdır? Evet, şöyle bakııışlıyor. Peki bu işlemler yapılmış mıdır? O da evet diyor savcılık. Nedir bu işlemler? İki ayrı yapıyla ilgili ruhsat ve iskan işlemleri yapılmış. Sayın Başkanım bunu kapsayan iddiaya bakalım; iki ayrı yapıı ruhsatı dediğimizde, hangi yıllarda ruhsat ve iskanları alınmış? 2005, 2006, 2008, 2009 yıllarında. Hepsi benim görev dönemimden 11-15 yıl öncesine ait. Bununla birlikte iddianamede, savcılığın bilgileri nasıl verdiğine de bakacağım.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Sayın Başkanım, şimdi ifadelerden özet olarak geçersek, önce 'in etkin pişmanlık ifadesine bakıyorum. İşte diyor ki; ' ile müdahıl olacağı bildirilen bir gayrimenkul işte iskan alınacaktı. Bu konudan Cafer Bey ile birlikte görüştum. Cafer Bey de Ayşegül Karabay ile koordinasyonu sağladı.' diyor. Yani yine bu ifadede, benim adım geçmiyor. Öte yandan Şüpheli böyle bir işten bahsederken kim devreye giriyor? İşte başka bir isim. Bu ifadede bana ait herhangi bir bilgi olmamasına rağmen, savcılık beni bu eyleme dahil etmektedir.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Şimdi devam ediyorum tekrar. Sayın Başkanım, az önce 'in bir tadilatı anlattığını söyledim. Peki 'dan bahsetmiş miydi? Bahsetti. Ve bu ifadede iddianamede adıyla geçiyor. Şimdi 'a ait dava kapsamında alınan, alınmış olan bir de beyan var. Peki 'in savcılık ifadesinde benim hakkımda ne demiş? Demiş ki: 'Elçin Bey'le ilgili bir şeyin farkında değilim. Benim bir bilgim yok.' Şimdi bu ifadede —neden bu ifade var açıklaması yok— ben bunu görmeden bilmeden söylediğim çünkü bu ifade savcılığa verilmiştir.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Yani yok. Bu ifade hiçbir şekilde yok. Ama o ifadede her şeyi doğru anlatıyor. Ben şu an burada bu ifadenin tamamını okumak istemiyorum zaman aldığı için; ama iddianame yazarının bu ifadenin hangi kısmını alarak benim hakkımda bu kadar kuvvetli bir iddia oluşturduğunu anlamak mümkün değil. Beni hakkında bilgisi yok diyen , aynı ifadesinde, iskan konusunu anlatıyor; ama bu konular beni hiç ilgilendirmiyor.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Sayın Başkanım, bu okuduğum ilk ifadeydi. Burada ekran 2'yi, yani 2. görseli yanıtınıza sunmak istiyorum. Şimdi bu görsel ekrana yansıtıldığında göreceksiniz ki; hiçbir yerinde benim ismim geçmiyor. Hatta benim bu işte devreye girdiğimi gösterecek bir şey de yok. Yani bu görselde ne var? Bir iletişim transkripti mi var? Var. Başka ne var? ile arasındaki mesajlar ve görüşmeler var. Benim bu transkriptte yerim var mı? Yok. Peki benim bu eylemle bırakın iskan konusunu, başka bir konuda bu işin ne zaman gündemime girdiği veya beni nasıl etkilediği hakkında herhangi bir bilgi, belge veya beyan var mı? Hayır.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Şunu da söyleyeyim Başkanım; muhtemelen makamda bir randevu planlanamadığı için, sanki benim bir şey bildiğim gibi görünmek için bir şekilde dışardan bende fotoğraf çektirilmiş gibi düşünülüyor. Ama bunun da hiçbir hukuki geçerliliği yoktur. Peki böyle bir fotoğrafın varlığı, 'la benim hakkımda nasıl bir bağ kuruyor? Hiccbir bağ kurmuyor. Yani ne savcılık ne iddianame bu bağı kurabiliyor; bu bağı kurabilecek bir şey de yok. Ama buna rağmen ben bu eyleme dahil edildim ve bununla ilgili bir suçlamayla karşı karşıyayım. Bu ne iddia, ne delil, ne de ispata gider bir şey değildir.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Sayın Başkanım, şimdi bakıyorsunuz; bu ifade savcılığa verdiği ifadedir. Öbürü ise ilk alınan ifade. Şon savcılık ifadesinde ne diyor ? Bundan önce ilk alınan ifadesinde ne söylemişti? Bu iki ifadeyi de okuyacağım. Savcılık ifadesinde şunu diyor: "Sahrada Ben Koyu'ndaki evin iskanını alabilmek için Cafer'in benden bir komisyon talep ettiğini görüyor ve bunu kabul etmiyorum. Cafer bana bunu söylediğinde ben kesinlikle istemediğimi belirttim. Cafer de 'O zaman Elçin ile görüş' dedi." Peki ben bunu okuduğumda ne düşünüyüm? Bu ifade doğru mu, bunu bir kenara bırakalım. Ama farz edelim bu ifade doğru; bu benim iskan vermek üzerinde tekil bir kararın olmadığını açıklamak için eklemek istiyorum. Çünkü iskan sade bir onay müdür istiyorşa; hayır. Daha önce anlattığım gibi, iskan vermek için çok sayıda uzmanın, birimin ve kurumun onayı gerekiyor.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Peki, eyleme konu yerdeki binanın durumu nedir ve müdürlüğümüzün gündemine nasıl gelmiş? Bunu anlatmak istiyorum. Eyleme konu olan yer, Boğaziçi Öngörünüm Alanı içindedir. Buradaki yapı; 1986 tarihli, çok eski bir yapıdır. Bu yapı ruhsatlı mıdır? Evet. Ruhsatlı, iskanlı bir yapıdır. 1986 tarihinden bu yana hala ayakta olan eski bir yapı.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Ha bu Başkanım olur, olmaz diye bir şey yok. Yani yüzlerce kaçak yapı var, yani sürekli müracaat yapılıyor, şikayetler geliyor; o nedenle her gelen şikayete veya müracaata bakılıyor, değerlendiriliyor, ilgili işlemler yapılıyor. Burada ise herhangi bir müracaat yok; herhangi bir yapı ruhsat taleplisi de yok. Yapı orada duruyor, eskidir, iskanlıdır. Savcılığın dediği gibi bu binanın yenilenmesi, dolayısıyla bir tadilat veya inşaat işlemlerine girişilmesi söz konusu değildir. En azından müdürlüğümüze herhangi bir talepte bulunulmamıştır.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Şimdi yapıyı, uydu fotoğrafını gösterdim. Herhangi bir başvuru yok, verilmiş bir ruhsat da yok. Biz buradaki binanın var olduğundan haberdarız; çünkü sorumluluk alanımızda. Peki biz buradaki yapıyı nasıl gündemimize aldık? Bir şikayet sonucuyla gündemimize girdi. Bazı yapılar şikayetle gündemimize giriyor; bazıları kendi tespitlerimizle. Bu yapı şikayet sonucuyla gündemimize girdi. Peki müdürlüğümüz bu konuda ne yaptı? Tutanak tutulmuş, saha denetimi yapılmış, binanın illegal bir ek yapısı olduğu tespit edilmiştir. Bu 9,07 metrekarelik ek yapı kayda değerdir; bunun tespitini yaptık.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Şimdi şikâyet geliyor, şikâyet üzerine oraya gittiğinde hem bu 9.07 metrekarelik ek yapı tespit ediliyor hem de başka birkaç husus tespit ediliyor. Bu tespitler tutanağa yazılıyor, işlem başlatılıyor. Bunun üstesinden gelmek için bilirkişi sürecine giriliyor. Bilirkişi diyor ki: Yapı eski yapıyla örtüşüyor, eski yapının çerçevesinde değerlendirilebilir. Sonradan yapılan çıkıntılar mı var? Var. Bu çıkıntılar ruhsatı kapsamı dışında mıdır? Bazıları için evet diyor, bazıları için hayır diyor; yani ruhsat kapsamında, tescilli olan çıkıntılar var. Dolayısıyla bilirkişi kararına göre, tescil yapısının rühsat kapsamı dışında olduğu kısım için işlem yapılıyor.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Bunun üzerine ilgilisi hakkında ceza davası açılıyor. Ceza Mahkemesi yeni aykırılığı bulunduğuna hükmediyor ve yıkım kararı veriyor. Biz de yıkmaya gidiyoruz. bunu kendi eliyle yıkmış diyor; yapıyı kendisi yıkmış. Ama Ceza Mahkemesi bu kararı bize bildiriyor ve bize tebliğ ediyor ki; o yıkım kararı verildiğinde bizzat yıkmıştır. Ama biz yıkmaya gitmediğimizde; yani önce kendisi yıkmış, bu yıkım bize de ihbar edilmiş ve biz de o yıkımın tescil edilmesi için gereken yasal süreçlere devam etmişiz.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

'ın ilk ifadesinde bu işlemlere iddianamede ne yer verilmiş ve ile birlikte nasıl değerlendirilmiş? İddianame de şunu söylüyor: Bu yer bilirkisi kararına göre; imar mevzuatına uygundu. Dolayısıyla biz burada herhangi bir kural dışı bir işlem yapmadık. Burada benim ismimin geçtiği bir ifade, bir suret veya herhangi bir nesnel bilgi yoktur.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Ben kronolojik olarak kısaca belli işlemlerle ilgili bahsetmek istiyorum, kayda geçmesi açısından. Başvuru var mı? Hayır, başvuru yok. Ama saha denetimleri yapılıyor, tespit yapılıyor. 2021 yılında saha denetimi yapıldı, yapı tatil tutanağı düzlendi, para cezası kesildi; hem 9,07 metrekarelik ek yapı için hem de diğer tespit edilen hususlar için. Bilirkişi sürecine girildi. Şikayet üzerine biz yaptik bunu; müdürlüğümüzün proaktif davranmasının sonucu olarak değil, şikayet üzerine. 2022 yılında Ceza Mahkemesi yıkım kararı verdi; biz de yıkıma gittik. yıkmış; biz de tescil işlemlerini sürdürdük.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Savcılık ifadesinde de "Ben yıktım, bununla ilgili de müdürlüğe dileççe verdim" diyor . Peki bu dileççeyi biz aldık mı? Evet, aldık. Bu dileççeyi aldıktan sonra saha ekiplerimiz gidiyor, yerinde kontrol yapılıyor, çıkıntının yıkıldığı tescil ediliyor. İşte bunun adı nedir? İş müdürlüğümüzün yasal yükyyümlülüğünü yerine getirmesi. Şikayet işleminin takipte olmasi. 'in savcılığa verdiği ifade de herhangi bir şekilde benim isim ya da yönlendirmemi akılda bırakacak bir açıklama yok.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Müdürlüğümüz tarafından yapılan işlemlerden görüldüğü üzere; Boğaziçi İmar Müdürlüğü, şikaçyet üzerine tutanak düzenlemiş, bilirkisi sürecini başlatmış, para cezası tahakkuk ettirmiş, mahkeme yıkım kararını uygulamaya koymuş, yıkımın tescilini gerçekleştirmiştir. Benim bu eylemle hiçbir ilgim yoktur.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Sayın Başkanım, kıymetli heyet, 49. eylem olan Vanikoye ile devam etmek istiyorum. Önce bir genel çerçeve çizmek istiyorum.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Biraz uzun ve karmaşık olduğu için değerlendirme kısmını kelime kelime okumak da istedim ama bunu zamanla dengeleyeceğim. Vanikoye eylemi, savcılığın değerlendirmesine göre; yapının ünlerde sahil şeridine isabet ettiği imar planlama kapsamında olan bir yerde inşaat yapıldığı iddiası üzerinedir. Ben de şimdi bu eylemde benim hakkımda ne söylendiğini ve müdürlüğümüzün ne yaptığını anlatacağım.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Şimdi ilk olarak 'un ifadesiyle başlayacağım. Bu kişinin beyanının detayları iddianamede yer almaktadır. ne söylüyor? Şöyle söylüyor: ‘Vanikoyde bir yapı vardı. Bu yapı güvenliğe uğunmayan bir duruma gelmişti. Ben bu yapının güvenli bir hale getirilmesi için başvuruda bulundum.’ Diyor ki: ‘Bu başvurumun ardından, müdahlı olduğumu düşündüğüm bazı kişilerle irtibat kurdum.’ Peki bu irtibat kurduğu kişiler kim? Benim adım geçiyor mu? Bakıyorum; bu ifadede ile görüştüğünü anlatıyor. Bu ifadede benim ismim yok.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Benim yani şimdi bu saatten sonra ben şunu anlatacağım artık: Ben olmayan bir şeyi, benim bilmediğim bir kaşif gibi, hani öyle bir şey istiyor insanlar bazen; olmayan bir şeyi ortaya çıkarmak. Bir eşek yapılmak istenmiyor; ama ben bu tavrı benimseyemem çünkü hakikat budur. Ben 'un söylediği başvurulardan, Vanikoyde'deki mesele hakkında bişey bilmiyorum; ne daha önce biliyordum ne de daha sonra, ta ki bir yazı gelene dek. Bu konuda hani detaylarla açıkça bunu bilmeden müracaatla ilgili ne yapacağını bilmem mümkün değil. Benim bilgim nedir? Şunu anlatmak istiyorum; benim bilgim şudur: Bir dönem müdürlüğüme bir yazı geldi. Bu yazı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bünyesindeki imar şefliğinden geldi; diğer kurumlar gibi bu kural dışı bir durum var mı, buradaki yapı müracaatının değerlendirilmesini istedi.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Güçlendirme, basit onarım, tarihler meselesi... Şimdi bu başlık altında bunu anlatmak istiyorum. İddianame bir güçlendirme ve basit onarım talebinden bahsediyor. Peki bu talebin tarihine bakalım. 5 Nisan 2023'te başvuru yapılmışır. Peki bu tarihte kim müdürdür? Ben müdürdüm. Ama savcılığa göre, bu talep benden önce, yani Ocak 2023 ya da daha önceden benim tarafımdan kabul edilmiş, anlaşmaya varılmış. Bu iddia, hem tarihsel açıdan hem de işleyiş açısından yanlıştır. 5 Nisan 2023 tarihinden önce bu başvurunun müdürlüğümüzde herhangi bir gürltüsü yok, bir iz yok. Başvuru müdürlüğümüzle resmi olarak bu tarihte temas kurmuştur. Ben başvurudan önce bu işi bilmiyorum, tanımıyorum.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Böyle bir mantık olur mu? Böyle bir hayatın akışına uygun bir şey mi? Bu, bakıyorsunuz; sanki başvurudan önce bir anlaşma yapılmış, sonra başvuru yapılmış gibi bir iddia. Bu, son derece işlevi bozuk bir mantık. Zira kamu kurumları başvurulara göre işlem yapar; resmi başvuru gelmeden değildir. Ve başvuru mevcut olmadığı için bir kararla anlamsalilaştırmak mümkün değildir. Ama savcılık bunu böyle değerlendiriyor. Ben burada gerçeğin ne olduğunu anlatmak istiyorum.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Şimdi 22 Mart 2023'te dileççeyle basit onarım izni için başvuru yapılmış. Kayıt altına alınmış. Bu başvuru, ilgili birimimizin önüne gelmiş. İlgili birimlerimiz incelemiş; müdürlükteki sistem ve müdürlerin tesis ettiği işlem aşamasına da gelmişiz. Bu aşamada bize geldiğinde çok büyük bir dosya geldi; çok büyük diyorum, onlarca sayfa. Bu dosyanın içinde ne vardı? Başvurudan, yasal prosedüre göre teknik belgelere varincaya kadar her şey. Mimarın hazırladığı statik raporu, mevcut yapının durumunu belgeleyen teknik ve fotografik veriler, karşılaştırmalı hesap tabloları, tapu tescil belgesi, bilirkişi onayına sunulacak belgelerin listesi. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı il müdürlüğünün görüşü, Koruma Kurulu'nun onayı, yani çok sayıda kurum ve birimin onay ile müdürlükteki teknik personelimizin incelemesinin tümü dosyada mevcut, onaylanmış haldeydi.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Başka ne lazım Başkanım, basit onarımı vermek için? Bir de harç yatması lazım buraya, daha doğrusu ücreti ödenmesi lazım. Bu da ödenmiş. Ben bunun çıktısını alarak imzaladım. Ben bu basit onarım için gerekli tüm belgeler ve onaylar mevcutsa ama bunlar eksik olsaydı beni suistimalle itham edebilirdiniz; ama bunların tamamı mevcut olduğu için benim bu işten çıkar sığlımama gerek yoktu. Peki bu işlemler ne anlama geliyor? Bunun bir uzmanım mı, bir bilirkisim mi doğruluyor? Evet. Ama savcılığın iddiasına göre bu işlem yasadışı, yani usulsüz bir izin vermişim. Hayir, işlem dosyasında bu iddiayı çürütecek belgeler mevcut.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Burada sadece kapak ve sonuç kısmını koyduk. Eke de aynısını koyduk yani eki şişirmedim; işte kapak ve sonuç sayfalarını koyduk. Şimdi bu raporun bize ne söylediğine bakalım. Bilirkisi raporu diyor ki; bu yapının mevcut durumu güvenlik açısından risk oluşturmaktadır. Yapının güçlendirilmesi ya da onarılması gerekm ektedir. Peki bu onarım veya güçlendirme talebi, yasal çerçevede mümkün müdrü? Evet. Ve burada gerçekten bir basit onarım ya da güçlendirme söz konusu mu? Rapor çerçevesinde evet.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Dediğim gibi bu raporda da bütyün yaptığımız işlemlerin hukuka uygun olduğu tespit edilmiş. Bu raporu da talep ettiğinizde, işte savcılık dosya talep ettiğinde bu belgeler hepsinde mevcut. Peki savcılık bu raporu dikkate aldı mı? Aldıysa iddianamede bu konuda neden herhangi bir değerlendirme yok? Ben bunu anlamam mümkün değil. Peki bu raporu talep etmeden bir değerlendirme yapılmış mı? Bu hususa dikkat çekmek istiyorum; çünkü bu raporun olmadığı şeklinde bir değerlendirme yapılmış gibi davranılmış.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Çözüm bulamadığı konu, 'un Nisan'da verilmiş; benimle görüşmeye geldiğini anlattığı ifadesidir. Başvuru tarihine geldiğinde, 22 Mart 2023 oluyor. diyor ki, benimle Nisan 2023'te görüştüğünü. Ama başvuru 22 Mart 2023, Nisan 2023'ten önce gelmiş. Savcılığın bu konudaki mantığı zaten çöküyor. Yani başvurudan önce —savcılığın dediğine göre— benimle görüşme yapılmış; ama başvuru bu görüşmeden sonra yapılmış. Kronoloji bu anlatıya uymuyor.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

de etkin pişmanlık ifadesinde şunu diyor, diyor ki: 'Bir iki ay sonra beni aradı. Elçin Bey'le görüştüm. Cüneyt Bey olumlu yönde el attı, şimdi taşınmazla ilgili Bogazici'nden onarım onayı gerecek. Bana para istedi, hayir, bir zarf teklif etti, hatırlamıyorum. Ben de dedim ki peki, bu konuda size yardımcı olabiliriz.' Bun'da ne var? , bir kişiden para aldığını söylüyor. Ama bu kişi kim? mı, başka biri mi? İfadede açık değil. Ama ben bu şeyin içinde yokum; ne bana teklif var ne benden talepte bulunulmuş.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Ama nasıl oluyorsa, üstelik bir de şu var: Olmayan bir talebi... Hani 'güçlendirme izni' mevzu konusunda. Bu talep, aslında olduğundan farklı bir şekilde yansıtılmış. Peki bu talep olmayan bir şey midir? Hayır. Resmi yollarla gelmiş, dosyası var, talep dilekçesi var. Bunu savcılığın bu şekilde kurgulaması... Ben bunu anlamam mümkün değil. Bir de sayın başkan, şunu söylemek istiyorum: İş ister .“ başvuru olmadan yapılır" derler; ister "başvuruyla yapılmış ama başvurudan önce anlaşmışsınız" derler; her şekilde bir suç var gibi gösteriliyor. Ben bunu anlamıyorum. Ama ortada bir işlem dosyası var. O işlem dosyası incelendiğinde tablo, savcılığın anlattığı gibi değil.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Şimdi Sayın Başkanım, kıymetli Heyet; aslında benim bu eylemle ilgili söyleyeceklerimin bir özeti bu kadar. Bunların dışında bir husus daha var: Etkin pişmanlık ifadelerinde benim adımın geçtiği bir ifade var mı? Hayir. İmar müdürlüğü olarak benim bir işlem tesis ettiğimin somut bir delili var mı? Hayir. Peki müdürlüğümüz bu konuyla ilgili ne yaptı? Yıkım kararı uygulandı, yapıya yönelik yasadışı ek yapı yıkıldı, takip edildi. Dolayısıyla ben bu eylemde herhangi bir yasadışı işlem yapmadım.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Şimdi orada ne diyor? Ben Vanikoyde'deki taşınmazdaki usulsüz tadilatlara 'menfaat elde etmek amacıyla göz yumdum' diyor savcılık. Savcılık bu iddianın delili olarak şunu gösteriyor: 'un ifadesi. ifadesinde diyor ki ‘Elçin Bey ile görüştüm’. Ancak bu görüşme aracılığıyla olmuş. Ben ile nasıl tanıştım? Ben onu tanımıyorum. Nasıl tanıştırıldım? Bilemiyorum. Peki bu görüşmeden ne almış? Diyor ki ben buna para ödedim. Bana ödedi mi? Hayır. Kime ödediğini bilmiyorum, ama bana ödememiş; çünkü ben böyle bir para almadım.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Başkanım, bir gün sonra Çevre Şehircilik Bakanlığı'na gitmiş. Şimdi Çevre Şehircilik Bakanlığı ne zaman bilgi vermiş bize? Ben size şen anlattığım zaman sizi rahatsız eder miyim bilmiyorum. Biz bunların ne bilgisindeyiz ne de farkındayız. Biz buna 42 gün sonra haberdar olduk. Bundan bir şey mi bekleniyor, yasal süreçlerden mi? Evet. Ama biz bunu 42 gün sonra haberdar olduk diyorum. Neden? Çünkü bakıyorsunuz; bu yapıyla ilgili bir şikayet Çevre Şehircilik Bakanlığı'na gitmiş. Çevre Şehircilik Bakanlığı 42 gün sonra bize yazı gönderdi. Öncesinde bizi göndermediler.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Neyse 42 gün sonra bize gelmiş Başkanım, hiçbir işlem yapılmadan, hiç kimse işlemlerin devamına dahil edilmeden onlar geçirdiler bu süreci. 42 gün sonra bize geldiğinde ise müdürlüğümüz derhal yıkım sürecini başlattı. Hani biz burada bunu hızlı işleme koyduğumu anlatıyorum. 42 gün bekleyen Bakanlık değil, biziz hızlı davranan. Başkanım, bu yazı geldi; biz de yıkım ekiplerimizi gönderdik, beraberinde idari ve güvenlik koordinasyonunu sağladık. Yıkım ekibimiz gitti. Biz orada 3 güdnlük yıkım yaptık. Usulünce yapıştırdık.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

O yıkımlarda ben de oldum, ilk gün yıkımda özellikle vardım; diğer iki gün yoktum ama her gün de takip ettim, bilgi aldım. Yıkım tamamlandı, birkaç aykırı olarak tespit edilen yapılar yıkıldı. Şimdi bu işlemi ben göz yummak mı? Tabii ki hayır. Ama savcılığın dediğinin aksine biz bu yapıdan 42 gün sonra haberdar olduk; haberdar olduğumuzda ise derhal ve hızla müdahale ettik.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Biz bu meselenin üzerine giderken, bu 30 milyon cezaları keserken, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunurken, aynı zamanda çok çetin bir direnişle karşı karşıya kaldık. Bu çetin direniş neydi? Çevre aktivistleri bizi sustrütürmeye çalıştı. Ne zaman? Biz yıkım sürecindeyken. Biz yıkmaya gittik, onlar bize engel olmaya çalıştı. Onlara da biz yasal yetki sınırlarımız içerinde durumu açıkladık. Ve görevimizi yaptık.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Şunu da söyleyeyim, biz orada yıkıma gittiğimizde de çok maceraylı işler yaşadık. Nasıl bu macera işi nereden çıktı? Ya gittik yıkıma. Bakanlık yolun üstüne araçları çekmiş, araçları kilitleyip gitmiş. Belediyenin yıkım araçları orada. Ya diyor ki "Su araçları kaldırın, yıkım yapacağız burada." Diyor ki "Yıkım yapamaz sın." Ya da işte kendi yıkıyor. Ya kendi neyi yıkıyor? Ben burada alınmış bir tane yıkım kararı var. Onu da ben almışım, yani Boğaziçi İmar Müdürlüğü almış. Ben yıkacağım burayı. Bizi 3-4 saat oyaladılar. Bilmiyorum, bazen kişi kendinden menkul kişiler orada çıkar, kendi başına bir iş yapar. Ben kimseyle ilgili kurumsal anlamda bir şey iddia ortaya koymak da istemem ama karşılaştığınızda bir durum var. Dedim ki "Bak, sen de kamu görevlisisin, ben de kamu görevlisiyim. Aynı taraftayız. Şimdi ben buraya çekici çağırsam, bu aracı çektirsem bana yakışmaz. Ama bana yakışmazdan önce sana yakışmaz. Dolayısıyla bu araçları buradan çekin. Bak sizden rica ediyorum." Arkadaşlar telsizle anons ettiler, İstanbul Trafik çekici bizim trafik birimimizden. Dedim ki yok, kaldırırlar. Yapmayın dedim. Çektiler. Hani böyle bir diyalogla da meseleyi de çözdük ama bu minvalde şeyler. Akşam, dediğim gibi 7-8'e kadar ekmek arası peynirle o çocuklar orayı yıktı.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Evet Sayın Başkanım, bu konuda anlattığım kaçak yapılaşma meselesi de az önce gösterdiğim 18.09.2024 tarihli müfettiş raporuna konu oldu. Orada da bu mesele A'dan Z'ye irdelendi, bu meseleye de bakıldı. Yaptığım tüm işlerin hukuka uygun olduğu, eksiksiz olduğu, orada süreç anlatılıyor, hepsinde herhangi bir ihmalin ve kusurun olmadığı kanaati değerlendirilerek " hakkında yapılacak bir işlem yok" denildi. Tutuklandığımda da vardı bu rapor. Yani sadece bu iddianame hazırlandığında değil, yani tutuklandığım gün de bu rapor vardı. Bunu birkaç yerde daha söyledim, burada da bu raporla ilgili tekrar söylüyorum. Bu lehime olan delillerin iddianameye alınmamasıyla ilgili tek örnek değil, bunu da anlamakta güçlük çekiyorum.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Sayın Başkanım, iftira atmak çok kolay. Bunu anladım. Şimdi biz tutuklandık. Adam diyordu ki -ismini de burada anmak dahi istemiyorum- diyor ki: "Hani Vaniköy'de bir villa olayı var, buradan 10 milyon dolar rüşvet aldılar." Yahu nasıl bir uydurmadir? Nasıl bir senaryodur? "Sinan Akçiçek kendisine A8 aldı, paraları sınira cenaze aracıyla taşıdılar. Orada gittiler, Onur Soytürk'ün kaynpederinin HSBC'nin Atina şubesindeki hesabına yatırdılar." "Duydum" diyen birinin ifadesiyle tutuklandım. İfadeler ortaya çıkınca öğrendim; ne Sinan'ın o yeni aldığı bir araç var, ne Onur Soytürk'ün kaynpederi 2021'de vefat etmiş, ne Atina'ya hiç gitmiş, ne de bankada bir hesap numarası yok. Cenaze arabası desen tamamıyla yalan. Şimdi bu iddialar... Ayhan Koç da o da işte bu konuyla ilgili benimle mahkemeye çıkanlardan biriydi. O da demiş ki: "Ya bunlar deli zırvası, ben bunlara cevap vermem" demiş. Cevap vermeye tenezzül etmemiş.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Şimdi bu kadar saçma sapan bir beyanla, bir iftirayla sadece ben tutuklandım. Üstelik benle ilgili de hani... Benle ilgili somut bir şey de yok ha yani, orada da yok benle ilgili. Yani diyor... Orada şunu diyordu sadece hatırladığım: ' Boğaziçi'nin başındaki kişi' gibi bir ifade geçirmiş ama hani bu anlatımların da bir yerine beni koymamış yani. Ona rağmen herkes serbest, ben tutuklandım. Şimdi ne oldu? Bakıyorsun, iddianame değişti. Ya bir insan düşünüyorum; odama gidiyorum, ışığı söndürüyorum gece hücremde. Düşünüyorum: 'Ya arkadaş, bir adam nasıl böyle bir senaryo uydurur, iftira atar?' Yani uydurarak ya... Yani hem yaratıcılık gerektiriyor hem bir kötülük gerektiriyor. Yani yüreğinin içinin simsiyah olması lazım, kapkara olması lazım. Senaryo yazarak iftira atmak için yüreğin zift akması lazım yüreğinden. 'Ya' dedim ki 'bu adam... Bu adam ağaç kov uğundan mı çıktı? Ya bu adamın anası yok mu, babası yok mu, kız kardeşi yok mu, evladı yok mu?'. 'Ya bunlar nasıl bir utanmaz adamdır' dedim yani. Ve bu ifadeler kuvvetli suç şüphesi kabul edildi, ben tutuklandım. Ve şimdi o beyanlar gitti, başka beyanlar geldi. Onların da uydurma olduğunu anlattım. Yani benimle ilgili kısımlarını, başka kısımları da uydurma mıdır onu bilmem, en azından o kısımları anlattım.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Bu az önceki iftiracının da iddialarına da yer vermemiş, itibar etmemiş demek ki bu iddianamede. Suçun tarafları değişmiş, konusu değişmiş. Dediğim gibi tek aynı olan Vaniköy. Şimdi nerede? Nereye gitti benim tutuklanmama neden olan olay?. Ama bir beyanla, bir yalan beyanla tutuklu luğum hâlen devam ediyor. Sayın Başkanım, kıymetli... Başlı başına bir bu durum bile benim tutuklu luğumun haksızlığını ve hukuka aykırılığını ortaya koymaktadır. Savcılık kuvvetli suç şüphesine neden olan olay tanık beyanına iddianamede yer vermeyerek aslında tutukluluk gerekçemi de ortadan kaldırmıştır. O yüzden öncelikle bu eylem vesilesiyle sırası geldi tahliyemi talep ediyorum. Burada ben az önce bu yıkım vesaire süreçleriyle ilgili yaptığım majcör konuları size zaten tarihleriyle, sayılarıyla belirttim. Sonra yapılmış başkaca çok işlem de var. Fakat onları da burada sayıp sizi yormak istemiyorum Sayın Başkan. Kronolojim var burada, saymayacağım onları.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Benim bu Vaniköy'le ilgili özetle söyleyeceklerim bunlardan ibarettir. Hani vurgulamak esnasında tekrar söyleyeyim; güçlendirme ruhsatı karşılığında 700 bin TL. Ne bir müracaat var ne verilmiş bir ruhsat var. Yönlendirme konusunu anlattım. Konunun Bakanlık müfettişince 4483 sayılı yasa kapsamında değerlendirildiğini anlattım. Bir ihmalimizin, bir kusurumuzun, yapılacak bir incelemenin olmadığını anlattım. Tutukluluk durumumu, ona neden olan olayı, yıkım süreçlerini hepsini anlattım Sayın Başkan. Dolayısıyla bununla ilgili de daha başka söyleyecek bir şeyim yok.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Şimdi bir diğer eylem, Eylem 53; Muhittin Paloğzu. Bu Eylem 53'teki iddolayı Sayın Mahkemenizin vaktini de almamak adına... Baktım ifadeler o kadar karışık olay o kadar çok kötü ki yani...

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Baktım; özetlemek mümkün değil, o yüzden müsaade ederseniz eylem değerlendirme kısmını aynen okuyacağım:

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

“Şüphelilerin üzerine atılı eyleme konu olaya ilişkin deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde; şüpheli Mehmet Muhittin Paloğzu her ne kadar ifadesinde, örgüt yöneticisi 'un eşi örgüt üyesi Zeynep Ayten'in sahibi olduğu firmaya, şüpheli 'ın gerçekleştirmiş olduğu baskılar neticesinde irtikap mağduru olarak 10.12.2024 tarihinde toplam 600.000 TL gönderdiğini beyan etmiş ise de; bu ikrarının üzerine atılı rüşvet verme suçundan kaçma gayreti olduğu, yapılan araştırmalar ve etkin pişmanlık kapsamında ifade veren 'in beyanı dikkate alındığında anlaşılmıştır. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Boğaziçi İmar Müdürlüğü'nün 31.07.2019 tarih, 1307/1421 sayılı kararıyla tespit edilen aykırılıkların tamamının, 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu'nun 13/A maddesi uyarınca yıktırılması kararı ve beyanlarına şerh verildiği alan için; hem örgüt lideri hem de örgüt yöneticisi ile birçok görüşme yaptığı, bu görüşmeler neticesinde üzerinde yıkım şerhi bulunan binayı tamamlamasına göz yumulduğu, bunlara karşılık; örgüt yöneticisi olduğu iddia edilen şüpheli 'un eşi şüpheli Zeynep Ayten Ongun'un sahibi olduğu BYZAG isimli firmadan, toplamda 600.000 TL tutarinda gerçeğe aykırı fatura kesilmiştir.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Kesilen bu fatura bedelinin ödenmesi gerektiği; 'un emir ve talimatları ile hareket eden örgüt üyesi şüpheli tarafından şüpheli Mehmet Muhittin Paloğzu'na iletilmiş, bunun sonucunda da BYZAG isimli firmaya 10/12/2024 tarihinde 600.000,00 TL gönderilmiştir. Buna karşılık; 'un talimatıyla, kamu güç kullanılmak suretiyle şüpheli Mehmet Muhittin Paloğzu'nun özel menfaatleri çerçevesinde usulsüz iş ve işlemler yapılmasına göz yumulmuştur. Söz konusu eylemin; örgütün Boğaziçi İmar'daki genel işleyisi ve 'in beyanları da dikkate alındığında, örgüt lideri 'nun bilgisi ve onaylı çerçevesinde gerçekleştiği anlaşılmakta…”

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Şimdi Başkanım, burada tabii ya ben okurken çok rahatsız oldum. Şöyle; birtakım isimler var, isimler geçmiş. İddiada birtakım isimler geçmiş; ya benimle ilgili bir konu yok. Fakat öyle bir kurgu, öyle bir fezleke var ki; bakıyorum hani ben bir tarafında var mıyım? Ben yokum ama hani bir yerinden de bana bağlanmaya çalışılmış. Şimdi devam edeceğim; biraz da ifadeleri de irdelediğcçe biraz da gariplikler daha da ortaya çıkacak. Şimdi burada olayın ne olduğu anlaşılmıyor. 'Ben neden suçlanıyorum?' o da anlaşılmıyor. Açıklama kısmında, ne de eylem değerlendirme kısmında 'nun ismi geçiyor. Şimdi yine bir yönlendirme iddiası görüyor uz en sonda: 'Ben 'e yönlendirme yapmışım.' Fakat benim yönlendirme yaptığıma dair bir delil var mı? Yok. Ama daha da önemli bir şey var: Şüpheliler arasında de yok! Yani ben yönlendirme yapmışım —delil yok— ondan da önemlisi şüpheliler arasında yok. Ya bu iddolayı da asla kabul etmiyorum. Zaten kabul edilecek bir şey değil yani; olmayan bir şeyin neyini kabul edeceksin?

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Şimdi değerlendirme kısmını okudum. İfadekelerde de benimle ilgili hiçbir iddia da yok. Ha, eylem değerlendirme kısmıyla ilgili kişiler muhakkak konuya cevap vereceklerdir ama ben kendimle ilgili kısmından, esas anlamda hani burada binada neler yaptıklarımız noktasına geleceğim. Yani konunun Boğaziçi İmar Müdürlüğüyle bile alakası yok aslında. Bunu da nereden söylüyorum? Şimdi ifadeyi okuyacağım. Kimin ifadesini? Muhittin Paloğzu'nun iddianameye konulan ifadesini aynen okuyorum. Şimdi Muhittin Paloğzu ne demiş: “İnşaata ilişkin iskan alma aşamasına geldiğimizde, Tuzla'da belediye seçimleri sonucunda belediye başkanlığı değişmesi sonucunda hiçbir şekilde tarafıma randevu verilmediği gibi, usulüne uygun yapılan inşaat hakkında iskan hiçbir şekilde verilmedi.” Tuzla'daki bir inşaattan bahsediyor, iskan verilmemiş.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

“Bunun üzerine daha önce ilk ifademde sayın savcılığımıza, Medya A.Ş. dolayısıyla, şirketim tarafından yapılan işlem dolayısıyla tanıdığım 'dan randevu alarak, konuyu ve mağduriyetimi anlatmak üzere kendisine gittim. Buradaki mağduriyetim iskan tarafıma verilmediği takdirde sadece inşaat şirketinin değil, bütyün işlerinin zora gireceği hatta iflas ile karşı karşıya kalacağımı da; çünkü iskan alınmamış yapıların krediye uygunluğu olmadığı gibi satışları imkansız hale geliyor. Satılan kısımlarda dava ile karşı karşıya kalma tehlikesi mevcuttur. Bu hususu 'a anlattım. Niye böyle bir muameleyle karşı karşıya kaldığını, belediyenin bana olan bu tavırını anlayamadığını söyledi. Hakkım olan iskanımın tarafıma verilmesi gerekirken milyarlarca liralok yatırımı batırmak pahasına bana karşı düşmanca bir tutum izlendiğini kendisine aktardım.”

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Tuzla'ı anlatıyor gene: “Kendisi iskan hususunda bana yardımcı olabileceklerini ancak benim de birtakım hususlarda onların dediğini yapmam gerektiğini bana söylediler. Ne yapmam gerektiği hususunda bana "Kültür A.Ş. organizasyon ihaleleri olacak. Sen de buraya şirketlerin vasıtasıyla veya bulacağın şirketler vasıtasıyla gireceksin. Ancak girmiş olduğun bu işlerde faturalar kesilip gelen paraları yine bizim göstereceğimiz organizasyonlara ve gerektiğinde de söylediğim şahislara teslim edeceksin" dediğinde; hizmet vermeden yapılacak olan bu işlemlerin benim ticari felsefeme aykırı olduğunu söylesem de "Karar verecek olan sensin. İskanı alamazsın, batacağım diyen de sensin" dedi. Bunun üzerine ben de “Artık reklam işlerine bakmıyorum, şirketimin inşaat işlerine odaklıyım; ancak reklam işleriyle ilgilenen ve sizin tarif ettiğiniz konuları yapacak güvendiğim bir profesyoneli vereyim, siz onu nasıl yönlendirirseniz bu şekilde hareket etsin” dedim.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Ertesinde reklam işlerine bakan 'u çağırarak, ile aramızda geçen görüşmeyi anlattım. Kendisine bu işlere girmek zorunda bırakıldığımızı ve kendisine üzerinden gelecek talepleri karşılaması gerektiğini söyledim. Ancak işin devamında neler yapıldığına tam vakıf değilim. Yapılan reklam işlerinden de herhangi bir gelir elde etmem söz konusu olmamıştır. Gelen mebl ağlar 'un yönlendirdiği 'ın gösterdiği kişilere gittiği için benim şirketlerimin herhangi bir gelir elde etmesi olmamıştır. Bildiğim kadarıyla bu konuda savcımıza ifade vermiştir. Bu süreçte bir gün Deniz tarafıma gelerek bir firmaya 600.000 TL ödenerek tespih alınması gerektiğini tarafıma söylemiş. Ben de bunu bir müddet sallayarak kabul etmesem de Deniz tarafıma gelerek 'un kendisiyle irtibat için görevlendirdiği 'ın mesajlarını tarafıma göstermiş; "Bu tespihleri almadığımız takdirde işlerimizin bozulacağı" şeklinde Emrah'ın Deniz'e anlattığı tehditvari mesajı üzerine Deniz tekrar Emrah'la telefonla görüştü. Emrah'ın bu şirketin patronu karısına "İyi düşün" dedi ve arkasına emirvaki olarak firmamıza 10.12.2024 tarihinde 500.000 TL artı KDV, toplam 600.000 TL fatura kesildi.'

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Tespih parası. Yani ben bunu özellikle okuyorum. Yani şu ifadeyi özellikle okuyorum. Yani etkin pişmanlık almak amacıyla bir şey uydurulmuş veya gerçekten böyle bir teklif yapılmış. Yani bunu bir düşünelim, tamam mı, bir şüpheyle bakalım. Benim hakkımda böyle bir iddianın içinde bulunulmak amacıyla 500.000 TL artı KDV deniliyor. Tespih parası bu, değer mi? Özgürlüğünüze değer mi bu para? Yani böyle bir iftiraya alet olmaya değer mi gerçekten?

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Burada tabii bu ifadede günün sonunda bir 500.000 TL artı KDV bir tespih parası benim için verilmiş. Peki Muhittin Palazoğlu kimdir? Yani sıradan birisi değil, Tuzla'nın iskan işlerini sürdüren birisi. Ve Tuzla'nın iskan işlerini benim dönemimde yaptığını söylüyor. Hani sormak isterim, Tuzla'nın iskan işlerini benim dönemimde yaptı ve bana 500.000 TL artı KDV tespih parası verdi. Peki o zaman iskan işleri hangi kritere göre, nasıl yapıldı benim dönemimde?

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Peki, , etkin pişmanlık İfadesinde ne diyor? Onu okuyalım. Mehmet 2019 seçimlerinden sonra, Mustafa Demir'in Boğaziçi İmar'ın başına gelmesini ve orada çalışanları tanıdığını, Başkan yardımcısı aracılığı ile 2019 seçimleri sonrası dönemde yetkililerle görüşmelere başladığını söylemiş. Ben bir kez 8 ila 10 milyon lira arasında değişen paralar ödedim. Müdür öfkelendi, kızarıp bağırdı ve dedi ki ben buradan para almıyorum ve aldırmıyorum. Ve görüşme sona erdi diyor. Yani bu ifadenin özüdür. Bir de bu ifadede şunu söylüyor; Bu kişi benim de tanıdığım biri değil ki. Ve o tespih parasının gerçek olduğunu düşünüyorum 'in ifadesinden başlayarak.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Peki, o zaman bu Üsküdar'daki tek katlı yapıyı bir irdeleyelim başkan. İddianame neden bahsediyor? İddianame, Üsküdar Kandilli'de ikinci bir katlı yapı yapılmasına izin verildiğinden, yani imar mevzuatı dışına çıkılmasına göz yumulduğundan, kısaca söylüyorum. Peki bu olaya hiç bakalım. Bu olay, döneminde başlıyor ve de ben göreve gelmeden önce de devam ediyor.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Tüm bu işlemler yapılırken, ne benim İBB'de ne Boğaziçi İmar Müdürlüğü'nde herhangi bir müracaat yok. Yani üzücü olan şu; ne benim dönemimde bir evrak var, ne Boğaziçi İmar Müdürlüğü'ne bir müracaat var bu konuda. Ne zaman müdahil oluyoruz? Komşuların şikayeti üzerine bizim gözetim ekibimiz oraya gidiyor, o gidişle birlikte müdahil oluyoruz.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Tabii bu iddiayı kabul etmiyorum tekrar ifade edeyim. Benim müdürlüğüm öncesinde başlayan bu süreç, benim müdürlüğüm döneminde devam etmiş. Benim müdürlüğüm döneminde biz bu yapı hakkında negatif işlemler yapmışız, yani bu yapının devamına izin vermemişiz.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

O esnada Üsküdar Kaymakamlığı tecavüz ve müdahalenin menni kararı alıyor. Biz onların o kararına dayanarak yıkım kararı alıyoruz ve icra etmeye çalışıyoruz. O esnada mahkeme kararıyla yıkım durduruluyor. Davalar sürerken ya 2022 yılı sonunda ya da 2023 yılı başında ben müdürlükten ayrılıyorum.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Tutanak tutuyorlar, giden ekipler. Diyorlar ki: 'Kaymakamlıkça yıkım için yapılan başvuruya istinaden inceleme yapılmış, yapı zemin kat olduğundan mevzuat kapsamında yıkım kararı alınması planlanıyordu; ancak mahkemeden yürütmeyi durdurma kararı getirildiğinden yıkım gerçekleştirilememiştir.' İşte bu tutanak benim dönemimin ürünüdür. Yani yıkım kararı almışız, yıkıma da gitmişiz; ancak mahkemeden yürütmeyi durdurma geldiğinden yıkılamamış.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Şimdi Sayın Başkanım, ben 'in ifadesinden başlayarak benim müdürlüğüm öncesinde başladığını söylüyorum. Ancak benim dönemimde de bu yapının bir kısmının eklendiğini söylüyorum. Şimdi 2022 yılında Üsküdar Kaymakamlığı tecavüz ve müdahalenin meni kararı alıyor.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Tutanağın tarihine dikkat çekmek istiyorum Sayın Başkanım, eklerde de var. Evet, bu tutanak 13 Ekim 2022'de tutulmuş. 13 Ekim 2022'de yani ben görevdeyim, yıkım için gitmişiz. Mahkemeden yürütmeyi durdurma geldiğinden yıkılamamış. Yani bu dönemde benim müdürlüğüm döneminde yapıya negatif bir işlem yapılmış.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Devam ediyorum. Bir de şöyle bir enteresanlık var: 2023 yılı ortalarında bu binanın üstüne izin verilmiş. Kime? Boğaziçi İmar Müdürlüğü'nce. Kim imzalamış? Bu binanın üstüne izin verilmiş. O tarih itibarıyla ben görevde değilim, göreve 2023 Mart'ta son verilmiş.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Şimdi 2023'ün ortalarında 'izin verildi' denilen bu yere bir evrak daha söyleyeyim. 2021 yılı Haziran ayında Üsküdar Belediyesi, İBB'ye yazı yazıyor, bu yapı için. Üsküdar Belediyesi ne diyor? 'Bu yapıyı Boğaziçi İmar Müdürlüğü'nün değerlendirmesine sunmak istiyoruz' diyor. Yani Üsküdar Belediyesi de bu yapıdan haberdardır. Sonrasında Üsküdar Belediyesi Boğaziçi İmar Müdürlüğü'ne müracaat ediyor. İnceleme yapılıyor, 'uygun değil' raporu çıkarılıyor ve bu evrak Üsküdar'a gönderilmiş.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Şimdi Başkanım, tarihe not düşelim; yani kayda da girsin, yaptığımız işlemleri anlatalım. Benim dönemimde bu yapıya olumsuz işlem yapıldı. Benim dönemimde şu yapılan işlemler şunlardır: 2022 Ekim'de yıkım tutanağı tutuldu ve yıkım kararı alındı, mahkeme müdahalesi olmasa yıkılacaktı. 2022 yılında İBB'ye bilgi verildi.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Tekrar Valiliğe bilgi vermişiz. Ve 24 Temmuz'da da enteresan bir durum yaşanmış; Üsküdar Kaymakamlığı bir karar almış. Bu kararın içeriği bilgim dahilinde değil. Ama Üsküdar Kaymakamlığı'nın 24 Temmuz tarihli bir kararı var bu konuyla ilgili. Bu kararı da teslim ettim, ama içeriğini bilmiyorum.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Ondan sonra yine işlemler devam ediyor, devam ediyor. E biz tabii karara itiraz ediyoruz. Davamız devam ediyor. Mahkemede yürütmeyi durdurma kararı var. Davamız sürüyor. Ben görevden ayrıldım ve devam eden bir dava var. Ve dava nihayetinde 2023'ün ortalarında, benim görevim bittikten sonra, benim yerime bakan kişi uygunluk belgesi veriyor. Düşünün, yani biz yıkmaya çalışmışız, sonrasında uygunluk belgesi verilmiş.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

14 Nisan 2025 tarihinde yıkıma gidildiğinde bu sefer İstanbul 12. İdare Mahkemesi'nin yürütmeyi durdurma kararını getiriyorlar. Yani biz yıkıma gidiyoruz, mahkeme bizi engelliyor. Ve ben de bu eylemden dolayı tutuklandım.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Şimdi ben burada Sayın Başkan, görevimin ifası gereği olan hangi yapmamam gereken şeyi yaptım? Tam aksine, görevimin ifası gereği her şeyi yaparak yapıya negatif işlem yaptım. Peki benden sonra neden uygunluk belgesi verilmiş? Bu soruyu da devletin hesap sorması gerekiyor.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Sayın Başkanım, dediğim gibi; tüm işlemler eksiksiz yapıldığı halde, suç duyurusu yok, iddianame var. Ve özellikle de vurguluyorum: Bu eylemle ilgili suç duyurusu yok. İddianame direk başletmiş ve ben bu eylemden tutuklandım. İşte bu kadar. Bu konuda iddianamede şu söylüyor: 'Yapının başvurusu olmadan ikinci katın yapılmasına göz yumuldu.' Yani bu soça maruz kaldım.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Tabii şeyi merak ediyorum; savcılık işlem dosyalarını istemiş ama mesela bunlara bakılmış mı? Yani yıkıma gittiğimiz tutanaklar, hepsi dosyada var. Bakıldı mı?

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Sayın Başkan, bu eylemle ilgili söyleyeceklerim bunlar. Oligark Eylemi. Sayın Başkan, bu eylemde benden önceki dönem İBB Boğaziçi İmar Müdürü 'un eylem dönemindeki imar üdari suistimali ile ben irtibatlandırılmışım. İşte bu eylem de tamamen böyle. Ben, döneminin eyleminden ötürü tutuklandım.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Boğaziçi İmar Müdürlüğü tarafından yapı tatil tutanağı düzenlemiş, ancak herhangi bir yıkım kararı alınmamış ve yapının kaldırılmaması eylem konusu. Yani yapı tatil tutanağı var ama bu yıkım kararı alınmamış. Peki bu eylem ne zamanki dönem? 2014-2019 dönemi. Ben ne zaman göreve geldim? 2019 sonunda. 2014-2019 yıllarındaki bir eylemden tutuklandım.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Az önce okuduğum eylem anlatımında “Ramazan Gültekin” olarak geçen ismin Ramazan Şimdişek olduğunu bildiriyor olduğumu da vurgulayayım. Yani isim de yanlış. İşte elimde kalan bir isim yanlışı bile yeterli.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Ayrıca göz yummayla suçlandığımız hususların bir kısmının (çalışma ruhsatı, itfaiye, çevre gibi izinler) benim müdürlüğümün yetki alanı dışında olduğunu ve bu izinlerin başka kurumlar tarafından düzenlenip denetlendiğini belirtiyorum.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Sayın Başkan, ilgili görseli ekrana yansıtabilir miyiz? Şimdi burada, 2019 Ağustos'ta çekilen uydu fotoğrafında mesela yapı yok. Şimdi 2019 Ağustos'ta mesela yapı bulunmuyor. Bakın, Ağustos 2019'da çekilen uydu fotoğrafında, bizim önceki müdürümüzün döneminde, hendekin etrafında herhangi bir yapı görünmüyor.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Ekran Oligark olacak evet. Ben okuyamıyorum ama...Şimdi burada da o uydu fotoğrafı var. Bakın 2021 Ağustos'ta çekilen uydu fotoğrafında benim dönemimde bu sefer yapı bina olarak görünüyor. Ben 2021'de görevdeyim. Yani benim görevim döneminde bu yapı yapılmış, iddianamede böyle anlatılıyor. Oysa bu eylem bütünüyle 2014-2019 dönemi eylemine dayanıyor, benim dönemimde herhangi bir imar kararı veya işlemi yok.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Bu aşamada 'ın ifadesine de işaret etmek istiyorum. Diyor ki kendisi 2019 yılında yani benim müdürlüğüm öncesinde, daha göreve başlamadan önce: 'Ben 2019 yılında böyle bir şeyle karşılaştım' diyor, ya da 2019'da yol kenarında bir şeyler vardı diyor. Evet, 2019'da 'a göre yol kenarında şeyler var; benim müdürlüğüm başlamadan önce.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Şimdi ifadelerin üzerinden de geçmek istiyorum. İfadelere baktığımızda benimle anılan kişinin ‘Boğaziçi İmar Müdürü’ olduğunu söyledim mi? Bu isim nereden geliyor? Benim adım nereden çıkıyor ifadelerde? Bir kişi diyor ki: 'Ben İmar Müdürü ile görüştüm, Elgin ya da Elgin K.' diyor. Bence bu bana atıfta bulunuyor. 'Elgin' diye bir isim veriyor.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Yani Boğaziçi İmar Müdürü değil; İBB İmar Müdürü. İmar Müdürü, ama Boğaziçi'nde değil. İşte bu kadar. Bu iki unvan farklı kurumları temsil ediyor. Ben Boğaziçi İmar Müdürü'üyüm, İBB İmar Müdürü değilim. Bu yanlışlığı da kaydedelim.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Az önce dediğim gibi, da ifadesinde ne demişti? 2019'da yol kenarında bir yapı vardı. Evet, 2019 fotoğrafında yapı görünüyor mu? Hayır. İşte bu çelişki bile büüyük anlam taşıyor. Yani ifadeler de çelişkili.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Şimdi Sayın Başkanım, ifadelerden sonra bu 'market kartları' konusuna gelmek istiyorum. İddianamede bir 'market kartları' konusu var. Bu konu da ilginç. Market kartları, benden önceki müdürlük döneminden kalma bir uygulama. Ben bu uygulamanın devam edildiğini fark etmeden müdürlüğüme devam ettim.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

ifadesinde diyor ki; Türkiye'nin farklı yerlerinde 50 işletmesinin olduğunu, İstanbul'da da işletmelerinin bulunduğunu söylüyor. Yani bu kişinin öyle böyle bir iş insanı değil. 50 işletme. Peki bu kişi market kartlarını benimle mi ilişkilendiriyor? O kadar çok tanışıklığı olan biri benimle bir market kartı için mi muhatap olsun?

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Şimdi Başkanım; böyle bir yere bağlanmamış, illiyet bağı kurulmamış... 'Dört kişi ifade verdi, bu kişi de böyle bir şey yapmış, demek ki bu kişi de ilgilidir' deniyor. Ben bu işemantik yönteme dayalı iddianın insafı olmayan bir yaklaşım olduğunu düşünüyorum.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Savcılığın varsayımı üzerine hiçbir delil göstermeden şu söyleniyor: 'Boğaziçi İmar Müdürü de biliyordur.' Ben bilmiyorum. Market kartı istemediğim için bilmiyorum. Bu diyalog hiç olmadı.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Bir de şöyle de bir şey var: Bu kişilerle bana teslim edilmiş, yani bana teslim eden kişi kim? Yani bu zincirde bana teslim eden bir kişi var mı? Bu da aydınlatılmıyor. Yani iddianame iddianın ispatı için gerekli olan zinciri de kurmamış.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Tabii Başkanım, ben burada binanın durumu nedir, görev kapsamında Boğaziçi İmar Müdürlüğü ne yapmış onu da anlatmak istiyorum. Zira müfettiş de bir rapor hazırlamış. İşte bu bağlamda diyorum ki o rapor dönemimde gerçekleştirilmiş işlemleri yansıtmıyor.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Öncelikle Sayın Başkanım, tabii yine de ben söyleyeyim: İş yeri çalışma ruhsatı, itfaiye, çevre gibi izinlerin benim görev alanım dışında olduğunu tekrar belirtiyorum. Bunlar Başakşehir, Şişli, Kadıköy Belediyeleri'nin de dahil olduğu ilçe belediyeleri tarafından düzenleniyor ve denetleniyor.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Ben, Boğaziçi İmar'ın görev alanındaki konularla ilgili kısmına cevap vereyim. Ve biz bu binaya defalarca denetim yapmışız. Yapı tatil tutanakları düzenlemişiz. Faaliyeti durdurma kararı almışız. Defalarca denetim yaptık.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Sayın başkanım, şimdi bu raporda bahsedilen hususlara cevaben, bu konu Boğaziçi İmar Müdürlüğü'nün yasal denetim alanı dışında, o nedenle müfettişle bu konuda kesinlikle hemfikir değilim. Ama bir şey var; müfettiş raporunun hazırlandığı dönemde yapılan denetimlerin raporunu da içermediğini düşünüyorum.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Şimdi, benim tutanağımda onların tespitine konu olmamış yerler de var. Beni inceleyen müfettişler bazı yerlere gitmiş, bazı yerlere gitmemiş. Ve gitmedikleri yerler tespitlerinde yok. Ama biz onlara denetim raporu verdik ve onlar bu raporları da eklediler. Yani bizim denetimlerimiz dosyada mevcut.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Orada da şöyle bir enteresanlık var, şimdi dileçe, bahsetmeyecektim ama çok hızlı geçecek. Sayın Başkan, şunu söyleyeyim; , İBB'ye şikayette bulunmuş. Diö ki; 'Benim işyerlerime Boğaziçi İmar Müdürlüğü defalarca geliyor, işlerimi zorlaştırıyor.' İBB'ye şikayette bulunmuş.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Tabii biz bu yazı ve muhteviyatındaki şikayet müdürlüğümüze ulaşmadan beş gün önce müfettiş bize geliyor. Yani biz şikayeti görmeden beş gün önce müfettiş bize geliyor. Ve müfettiş bizden bu işyerleriyle ilgili tüm evrakları istiyor. Biz de tüm evrakları teslim ediyoruz.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Bu bir de dileçe sunuyor, onu anlatayım; sonra ekranı size açana kadar... 21 Mart 2022 tarihli dileçe, İBB'ye yazıyor; 'Boğaziçi İmar Müdürlüğü defalarca benim işyerlerime geliyor, turizm sezonuna etki ediyor' diyerek şikayette bulunuyor. Yani bize şikayetle geldi mi? Bize değil, İBB'ye şikayetle gitti.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Burada şuna dikkat çekmek istiyorum: Biz neyle suçlanıyorduk? 2022-2024 yılları arasında bu yerlere hiç denetim yapılmadı diye. 2022'de bana şikayetle mi çıkıyor? Peki bu denetimler var. Ve bu şikayeti de ben müdürlüğümde görmeden önce müfettiş bize geliyor. Yani müfettiş denetim süreci benim müdürlüğümü görmeden bize ulaşıyor, bu da ayrıca enteresandır.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Şimdi savcılık raporunda da bunun altını çize çize, “bir şey yapılmamıştı” iddiasıyla görüyoruz ama biz onlara tüm evrakları teslim ettik. Ve iddianamede de hiç bahsedilmeden bu eylem sürdürüldü.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Zeynel'in iddialarındaki o 2019 yılında yapıldığı söylenen konuda Ramazan Bey'in ifadesine de bakalım. Ramazan Bey diyor ki bana. Ramazan Şimdişek'in iddianamede yazan Ramazan Gültekin olarak geçtiğini söylemiştim. İsmi yanlış. Bana diyor ki, ‘Sizi tanımam, görevde bulunduğunuzu bilmiyorum, ama mahkeme huzurunda başka biri ile karıştırmaş olabilirsiniz’ diyor. Yani beni karıştırdıklarını söylüyor. Ben bunu çok önemli buluyorum; dolayısıyla karakter bilgisi de yanlış.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Özetle Sayın Başkan, Sayın Heyet; birbiriyle alakasız birçok husus ve kişi bu eylemde bir araya getirilmiş ve suni bir suçlama yaratılmıştır. Belki incelenemediği veya bakılamadığı için böyle oldu. Eğer ben bu iddianame hazırlanırken ifade vermiş olsaydım, bu eylemlerin %99'unda yer almazdım. İfademi verebilseydim, “Bunu buraya yazıyoruz ama bir karşılığı yok” diyeceklerdi. Bakılmamış. En azından şunu söyleyecektim: “Ben göreve 1 Eylül 2020’de başladım.” Hemen üzerimi çizecek ve beni dosyadan çıkaracaklardı; ancak bu sorulmamış. Başkanım, yaklaşık yarım saattir bu eylemi anlatıyorum ama aslında boşa anlattım. Vaktinizi de aldım, kusura bakmayın. Neden boşa anlattım? Çünkü dediğim gibi, iddia edilen eylemin suç tarihi 2019’dur ve ben o tarihte görevde dahi değildim. Bu eylemle ilgili söyleyeceklerim bundan ibarettir. Hakkınızı helal edin. Biraz da rahatsızım. Yorulduk Başkanım…

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Bugün eylemlere kaldığım yerden devam edeceğim; 58 numaralı eylemle başlamak ve devam etmek istiyorum. Sayın Başkanım, 58 numaralı eylemle ilgili oldukça uzun kaleme alınmış bir değerlendirme kısmı var, bu sebeple bu kısmı özetleyeceğim. Buradaki iddia; Boğaziçi İmar Müdürlüğü'nün yetki sınırı içinde olduğu söylenen ve Mehtabiye Köşkü olarak bilinen mülkün ruhsat onayının müdürlükte bekletildiği yönündedir. Müşteki olarak geçen mülk sahibi 'in, bunun üzerine kendiliğinden ile iletişime geçtiği, konunun daha sonra bir rüşvet talebine konu edildiği, bu talebin tarafınca kabul edilmediği ve eylemin teşebbüs aşamasında kaldığı öne sürülmektedir. Sonrasında müşteki 'in ile görüşerek, ruhsat onayının hızlandırılmasını istediği, 'nun da 'e talimat vererek, ruhsat sürecinin ilerletilmesini talep ettiği iddia edilmektedir. 'in de bana talimat vermesiyle ruhsat onayının yapıldığı şeklinde özetlenecek bir değerlendirme mevcuttur.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Bu eylemdeki iddia yine iki ifade üzerinde kurgulanıyor; ancak esas anlamda tek bir ifadeye dayanıyor. Yani etkin pişmanlıktan yararlanarak ifade veren ve daha sonra soruşturmaya dahil olan müşteki 'in ifadeleri söz konusudur. Bu ifadeleri tek tek irdeleyeceğim. Burada, diğer eylemlerde olduğu gibi iddia tamamıyla gerçek dışıdır. Bunu da Boğaziçi İmar Müdürlüğü olarak tesis ettiğimiz işlemleri tarih tarih ortaya koyarak somut belgelerle kanıtlayacağım. Öncelikle şunu söyleyeyim: Bu eylemde ben, Türk Ceza Kanunu'nun 37/1. maddesi uyarınca 'e yönlendirme yapmakla suçlanıyorum. Bu yönlendirme iddiası da esasen ruhsat onayının önce bekletilmesi, sonra konunun yönlendirilmesi ve ardından talimat üzerine sürecin devam ettirilmesi aşamalarına dayanıyor. Yönlendirme bu iki ayak üzerine oturduğu için, ben öncelikle bu "bekletme" meselesini açıklığa kavuşturmak istiyorum.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

, 1.10.2025 tarihli ifadesinde şunu söylemiş: "2023 yılının mayıs ayında Anıtlar Kurulu ve Çevre Şehircilik Bakanlığı'nın izinleri çıkmıştı. Son izin için Boğaziçi İmar Müdürlüğü'nden onay bekleniyordu." Baktığımız zaman ruhsat süreci bu şekilde ilerlemiyor. Ben, 'in, bu ifadeden önce sürece ilişkin yanlış bilgilendirildiğini düşünüyorum. Bunu neye dayandırıyorum? Neticede yaptığımız tüm işlemler, olması gereken usul ve mevzuata uygun şekilde ilerlemiştir. İddianamede söz edildiğinin aksine hiçbir yavaşlama da söz konusu değildir. Burada müsaade ederseniz Ekran 9 görselini alabilir miyiz? Başkanım, eklerde 41 olarak görünüyor. Evet, şimdi bu ekrana yansıttığımız görüntüde…

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Eğer 41 yansıyorsa bizde bir hata vardır. Bizde 56 nolu eylemden sonra 41. ekten itibaren devam ediyor, 58 ile ilgili evrak bulamadık. Problem değil, biz buradan takip ederiz. Yansıtılan dilekçeye "Eylem 56" yazılmış, bir yanlışlık olmuş olabilir ama dilekçe burada.

Sayın Başkanım, ifadesinde ne demişti? "2023 yılının mayıs ayında Anıtlar Kurulu ve Çevre Şehircilik Bakanlığı'nın izinleri çıkmıştı; son izin için Boğaziçi İmar Müdürlüğü'nden onay bekleniyordu." Buradan ne anlarız? Bir ruhsat talebiyle ilgili ocak, şubat ya da mart ayında bir dilekçe verilmiş olması ve bu dilekçe üzerine sürecin yürüyerek izinlerin çıkmış olması gerekirdi. Oysa dilekçe ne zaman verilmiş? Tarihe dikkat çekiyorum: 1 Haziran 2023 tarihinde verilmiş. Dilekçede, projelerinin koruma kurulunca onaylandığı belirtilerek tarafına ruhsat verilmesi talep ediliyor. Yani "Mayıs ayında her şeyim tamamdı, bekliyordum" dediği noktada, dilekçesini henüz haziran ayında vermiş. Peki, Ekran 10'u yansıtabilir miyiz? Şimdi burada da baktığımız zaman 20.09.2023 tarihinde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü komisyon kararı, Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonu kararı. Ne diyordu ? "Benim Çevre Şehircilik Bakanlığı'ndan da izinlerim çıkmıştı" demişti değil mi? Ne zaman? Mayısta. İzin ne zaman gelmiş? 20 Eylül 2023'te. Biz neyi beklemişiz burada? Yani bu ifade tamamıyla dediğim gibi yanlış bilgilendirmeden kaynaklandığını düşünüyorum.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Bir de şöyle bir şey var, ben bunu 'in de ifadesiyle bağlamak istiyorum aslında. Şimdi ifadesinde diyor ki, "Proje, ben önce konuyu ile görüştüm. , bana sürecin hızlandırılmasını söyledi. Ben de Elçin'e gittim, söyledim durumu, proje onaylanıp kurula gönderildi diye biliyorum" diyor. Yani proje onaylanıp kurula gönderildi diye biliyorum diyor. Şimdi projeyi zaten biz onaylamışız Başkanım. Proje Koruma Kurulu'nda, yani iki tane kurul var. Bir tanesi Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu, bir tanesi de Çevre Şehircilik Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonu, iki tane. Zaten 'in de atıfta bulunduğu bu. Koruma Kurulu'nun onayı mayısta gelmiş. Biz, mayıstan önce projeyi zaten onaylayıp kuruma göndermişiz. Ekran Özyeğin olarak bir yansıtabilir miyiz ekran Özyeğin? Son eklenen evet.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Sayın Başkan, bu ekran eklerde yok, şimdi bunun tarihi 15.12.2022. 15.12.2022'de vatandaş müracaat ediyor kuruma, diyor ki "Ben ekte sunduğum projeleri, rekonstrüksiyon ve set altı otopark projesini onaylayıp Koruma Kurulu'na gönderin" diyor. Biz de bunu bu dilekçe üzerine bu projeleri onaylayıp Koruma Kurulu'na gönderiyoruz. Koruma Kurulu kararı da 9 Mayıs 2023 tarihinde çıkıyor. Mayısta geldiği söylenen izin Koruma Kurulu'nun izni. Yani izinler... İzin iki ayaklı olduğunu düşünelim, ayaklardan bir tanesi tamamlanmış Koruma Kurulu'nun izni. Ve Koruma Kurulu'na giderken de proje onaylanmış. Proje onaylanmış. Fakat hangisi eksik? Çevre Şehircilik Bakanlığı izni eksik. Ne diyordu? "Benim Çevre Şehircilik Bakanlığı iznim de tamamdı" diyordu. Oysa biz neyi gördük? Evet Koruma Kurulu izni var fakat ruhsat dilekçesini haziranda vermiş, Çevre Şehircilik Bakanlığı da 9. ayda onaylamış.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Şimdi ifadelere baktığınızda ne 'in dediği bir yere oturuyor, yani hiçbir yere oturmuyor. Diyor ki "Ben söyledim, projeler onaylandı diye biliyorum". Ya projeleri biz zaten 2023'ün mayısından önce onaylamışız zaten. Onaylanmış. Mayısta da Koruma Kurulu'nun izni çıkmış. Ama Çevre Şehircilik'in izni çıkmamış. Çevre Şehircilik'e de bu konu nasıl gitmiş? Hani Çevre Şehircilik Bakanlığı'na siz mi göndermediniz? Yok. Koruma Kurulu kararının üst yazısında, üst yazısında bu konu yazı dağıtımlı olarak, dağıtımlı olarak hem İstanbul Büyükşehir Belediyesi ilgili birimlerine, Boğaziçi İmar Müdürlüğü'ne, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Varlıkları Daire Başkanlığı'na ve de İstanbul Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü'ne gönderilmiş zaten. 18.05.2023. Yazı bu. Bu yazının ekinde de karar var. Diyor ki "Bu karardan bilgi alınması ama gereği için de Çevre Şehircilik Bakanlığı'na bilgi vermiş." Demiş ki "Ben bunun projesini onayladım, yani Boğaziçi İmar Müdürlüğü'nün onaylayıp bana gönderdiği projeyi onayladım, bunu siz de gereği neyse siz de yapın, onaylayın." Dolayısıyla Çevre Şehircilik Bakanlığı bu konudan 18.05.2023 sayılı Kültür ve Turizm Bakanlığı Koruma Kurulu'nun yazısıyla haberdar zaten. Bu konuya muttali. Biliyor bu konuyu. Bilmesine rağmen bu izin, bu izin 9. ayın 20'sinde geliyor.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Şimdi geldik tekrar ifadelere döndük. Neydi? 2023 yılıydı, aylardan mayıs ayıydı. Onaylar gelmişti. E hani gelmiş? Hiçbir tanesi gelmemiş. E biz ne diyordu? "Projeler ben söyledim de öyle onaylandı." Yani tarih skalasına bakarsanız ondan şu anlam çıkıyor: Mayıs ayından bütün izinler çıkmış olmasına rağmen şöyle bir tarih skalası çıkıyor: Mayıs ayında tüm izinler çıkmıştı, 9. aya kadar çünkü 3-4 ay beklettiler bizi diyor, 9. aya kadar, 9. ayın sonuna kadar bekletildi. Ondan sonra projeler onaylandı, onaylandı, ondan sonra ruhsat verildi. Ya biz projeyi 7-8 ay önce onaylamışız, izinlerden bir tanesi çıkmış, öbür izin de 9. ayda gelmiş. Şunu da söyleyeyim, yani burada yine bir başka detay daha var. Şimdi Çevre Şehircilik Bakanlığı, bu Koruma Kurulu'nun yazdığı yazı üzerine ne yapmış? 2 ay beklemiş. 2 ay bekledikten sonra "Dağıtım Yerlerine" diye bir yazı yazmış, bu yazı bize gelmiş. Diyor ki: "Yazının ilgisi de İstanbul 3 Nolu Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun 18.05.2023 tarihli yazısı."

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Yani bana Koruma Kurulu böyle bir yazı gönderdi, bana şunları gönderin bu parselle ilgili: • İmar durum belgesi, • 1/1000 ölçekli meri plan paftası, • Onaylı meri plan notları, • 1/1000 ölçekli halihazır pafta harita plan örneği, • İnşaat istikamet rölevesi, • Aplikasyon krokisi, • Kot kesit belgesi, • Varsa ağaç röleve planı ve teknik raporu; Orman Fakültesi'nden veya Orman Mühendisleri Odası'na kayıtlı orman mühendisi tarafından hazırlanmış, Orman Mühendisleri Odası'nca onaylanmış, • Teklif mimari proje açıklama raporu, • İmar plan paftası, • İmar plan notları, • Onaylı vaziyet planı, • Alanda ağaç varsa vaziyet planı üzerinde ağaçların işlenmesi, • Vekaletname, • Fotoğraf albümü ve uydu görüntüleri. Bakın burada dikkat ederseniz bu saydığım evraklar içerisinde proje yok. Çünkü proje var zaten onlarda ve onaylı proje var. Şimdi bu yazıyı da bize ne zaman yazmış? Neredeyse 2,5 ay sonra. Hani "beklettiniz" diyor ya, burada bekleten bir kurum varsa Çevre Şehircilik Bakanlığı, Koruma Bölge Komisyonu. Biz bunun üzerine, şu yazı üzerine, burada saydığı aşağı yukarı 10-15 tane dokümanı -ki bunlar hazırlık gerektiren dokümanlar- bir ay içerisinde... Müdürlük içindeki iç yazışmalar var, onlara hiç değinmek istemiyorum. Var yani yazışmalar yapılıyor; diyor ki "bu ilgi yazı üzerine bilgi belgeleri tamamlayın". Bir ay içerisinde bütün bu belgeleri tamamlayıp Bakanlığa gönderiyoruz. Bakanlık 9. ayın 20'sinde bu izni, bu kararı bize gönderiyor. Evet.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Şimdi esasında biz tabii ifade üzerinden, ifadenin çelişkisi, yani çelişkiyi bırakın yani ifadenin gerçekle hiçbir yerinden kesişmediği üzerinden konuyu değerlendirmeye çalıştık. Ama bu ifadenin dışında zaten imar işlem dosyasının içine girildiğinde bu mesele sadece şu izinlerle de alakalı değil. Bununla ilgili ruhsat verilebilmesi için tamamlanması gereken başka evraklar ve dokümanlar var. Bunlar yine ilgilisinin tamamlaması gereken evrak ve dokümanlar.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Şimdi bunlar ne? Bunları da saymak istiyorum size. Ha tamam, izin gelmiş ama izin geldi ama orada da görülüyor ki biz bekletmemişiz yani. Böyle bir şey yok. Projeyi de onaylamışız, Çevre Şehircilik Bakanlığı iznini beklemişiz. Neler var şimdi burada? Eksik neler var? • 04.10.2023 tarihinde Fiba Holding'in ticaret sicil belgesi geliyor dosyaya giriyor. Olması lazım, ruhsat için gerekiyor. • 05.10.2023 tarihinde Boğaziçi İmar Müdürlüğü projeyi itfaiyeye gönderiyor. Tabii itfaiyeye göndermesi için haklı olarak Çevre Şehircilik Bakanlığı'nın onayının gelmesini bekliyor. Çünkü orada Çevre Şehircilik Bakanlığı eğer ki projede revizyon yapmış olsaydı, yangın kaçışları ve yangınla ilgili yapılan düzenlemelerle ilgili tekrar bir değerlendirme yapmak gerekecekti. Dolayısıyla proje geldikten sonra, yani o sıralı bir işlem, öncesinde yapılabilecek bir işlem değil. Proje onaylanmış, her iki kuruldan da gelmiş, itfaiyeye gönderiliyor. • 11.10.2023 yılında proje müellifi inşaat mühendisi taahhütnamesi geliyor. Bunlar olmadan ruhsatın verilebilmesi mümkün değil. • 16.10.2023'te fenni mesul talimatnamesi geliyor. • 13.10.2023 tarihinde şantiye şefi hizmet sözleşmesi dosyaya sunuluyor. • 16.10.2023'te inşaat mühendisi fenni mesul taahhütnamesi sunuluyor. • 24.10.2023'te asbest envanter raporu sunuluyor. Bunlar ilgilisinin az önce saydığım evraklar, proje müellifleri ve yapı denetim şirketinin -burası 4708 sayılı yasaya göre denetlenen bir inşaat- bununla ilgili yapı denetim firmasının ve proje müelliflerinin sunması gereken evraklar. Özünde de malikin bir yerde hazırlayıp sunması gereken evraklar.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Bunlar yine devam ediyorum; • 24.10.2023'te asbest envanter raporu sunuluyor. Bu raporu hazırlayacaksın, asbest envanter raporunu, kuruma sunacaksın. Bize getirmiş 24.10'da. Sayın Başkanım devam ediyorum; • Jeofizik proje müellifi taahhütnamesi o da 05.09.2023'te geliyor. • Yapı müteahhiti imza sirküleri 04.09.2023'te geliyor. • Mimar ile yaptığı sözleşme; fenni mesul inşaat mühendisi Canan Nilüfer Erbay ile sözleşme yapıyor, bu sözleşmenin tarihi 08.11.2023. Ruhsattan 9 gün önce. Daha fenni mesul ile yaptığı sözleşme daha 9 gün önce geliyor dosyaya giriyor. Yapım müteahhidi taahhütnamesi (Tolga Kaplan) 17.10.2023'te dosyaya giriyor. Mimar proje müellifi taahhütnamesi, Mehmet Cihan Gökalp fenni mesul mimar taahhütnamesi burada; 8.11.2023'te giriyor. Şantiye Şefi Hizmet Sözleşmesi 19.10.2023'te, şantiye şefi taahhütnamesi ise 18.10.2023'te dosyaya giriyor. Yapı sahibiyle yapı müteahhidi sözleşme yapıyor; yani ortada müteahhit olmasa o ruhsat nasıl verilecek, o inşaat nasıl yapılacak? Sözleşmeyi ne zaman yapıyor? 19.10.2023'te. Biz burada ifadelerden dolayı Bakanlık iznine odaklandık ama dosyada 20 tane evrak eksik. Dilekçeyi haziran ayında vermişsin, ancak evraklarını 9., 10. ve 11. aylarda tamamlamışsın. Dolayısıyla bu sürecin bekletilerek bir yönlendirme yapıldığı iddiası tamamıyla gerçek dışıdır ve belgelerle de görüleceği üzere tamamen afaki bir konudur.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Şimdi yönlendirme konusunu kendi içinde inceleyelim. Tıpkı diğer eylemlerde olduğu gibi bu eylemde de genel geçer şekilde 'e yönlendirme yapmakla suçlanıyorum. , etkin pişmanlık ifadesinde ne demiş? "2022 yılında beni arayıp Boğaziçi İmar Müdürlüğü'nde bir konusunun olduğunu, bu konuyla ilgili hangi yetkiliyle görüşmesi gerektiğini sorduğunda; konuyu bana anlatabileceğini, durumu hem Başkana hem de Boğaziçi İmar Müdürlüğü'ne iletebileceğimi ifade ettim." Yani , 'i aramış ve "Boğaziçi'nde bir konum var, bunu kimle görüşeceğim?" diye sormuş. O da "Bana anlat" demiş. de 1.10.2025 tarihli ifadesinde, "2023 yılı ortalarında Swissotel'den dolayı tanışıklığım olan 'i aradım ve projenin ruhsatlandırmasını ilerletmek amacıyla Boğaziçi İmar'dan bir iletişim bilgisi rica ettim. Kendisi de bu konuyla bizzat ilgilenebileceğini söyledi," diyerek ifadeyi doğrulamış. Şimdi Sayın Başkanım, ben burada kimi kime yönlendirmişim? Adam birini aramış, "Ruhsat işim var" demiş; üstelik sürece dair yanlış bilgilendirilmiş bir kişi.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Bu durumlarla zaman zaman karşılaşılır; işini takip eden proje müellifi mimar, kendinden kaynaklı eksikler olduğunda, mahcubiyet yaşamamak adına, mal sahibine, "Dosyamız her şeyiyle hazır fakat Boğaziçi İmar Müdürlüğü'nde bekliyor," der. "Ben içeriye proje müellifi taahhütnamesini sunmadım, şu belgeyi teslim etmedim ya da Bakanlık iznini henüz dosyaya koyamadım," demez. Muhtemelen müşteki de bu şekilde yanlış bilgilendirilmiş; bütün evraklar bunu gösteriyor. O da tutuyor, "Sürecimin ilerlemesi için kiminle görüşebilirim?" diye birini arıyor. Halbuki bana gelse, ona şunu diyecektim: "Siz henüz ruhsat için müracaat etmediniz." Mayıs ayında bana gelse diyeceğim şuydu: "Evet, Kültür ve Turizm Bakanlığı Koruma Kurulu projenizi onayladı; zaten ondan önce biz onaylayıp oraya göndermiştik. Ancak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı izni henüz gelmedi ve dosyada ruhsata dair bir dilekçeniz yok. Dilekçe verdikten sonra şu şu saydığım evrakların tamamlanması lazım." Bunları deseydim konu kapanacaktı ama diyemedim. Çünkü 'i arayıp iletişim bilgisi istemiş, o da "Bana söyle" demiş.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Sayın Başkanım, benim yönlendirme yaptığım iddiası bu şekilde absürt bir iddiadır. Neyi yönlendireceğim? Ortada zaten kendi usulüne göre yürüyen bir süreç var. Bir de talimat meselesi var; güya talimat verilmiş de süreç hızlanmış. Süreç zaten kendi mecrasında ilerliyor; burada kim, neyin talimatını verecek? Evrak eksik olduğu sürece kim talimat verirse versin bir şey değişmez. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı talimat verse, "Ekrem Başkanım, şu evrak gelmediği sürece ben bu ruhsatı veremem," derim. Evraklar geldikten sonra ise süreç sıralı ve bekleme olmaksızın tamamlanmış, ruhsat alınmıştır. Benim bu eylemle ilgili söyleyeceklerim bunlardan ibarettir.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Eylem 56, , SİNPAŞ. Sayın Başkanım, aleyhime iddianamede gösterilen bu 8. suçlama Eylem 56 başlığı altında yer alıyor. Şimdi eylem değerlendirme kısmı özetlenecek olursa; bu suçlamaya konu olayda Edip Bey Köşkü olarak bilinen mülkün ruhsat alımı için -yani o değerlendirme kısmında böyle geçiyor aslında iskan, ruhsat değil; biz yazdığı şekliyle söyleyelim- ruhsat alımı için tarafından yapılan başvuru neticesinde talimatıyla 'in 'e gittiği ve bir tarihi eserin yenilenmesi adı altında maddi menfaat talep edildiği, ancak suç eyleminin teşebbüs aşamasında kaldığı ileri sürülüyor. Bu iddiada benim adım geçmiyor ama ben diğer birçok suçlamada olduğu gibi imar konusundaki talepleri 'e yönlendirmiş olmakla suçlanıyorum. Şimdi en başta söyleyeyim ki; burada bahsedilen rüşvet teşebbüs olayından, bu iddia edilen görüşmelerden benim hiçbir bilgim yoktur. Bana intikal eden bir şey de yoktur. Bunların tamamını ben ilk kez iddianamede okuyorum.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Sayın Başkanım, bu eyleme de baktığımızda eylemin şüpheli , müşteki ve yine şüpheli 'un ifadelerine dayandırıldığını görüyoruz. Bu ifadeler üzerinde de savcılığın yaptığı bir değerlendirme var. Dediğim gibi ne ifadede ne eylem değerlendirmesinin herhangi bir yerinde benden bahsedilmiyor, adım dahi geçmiyor. Cezalandırılmamın istendiği, sevk olduğum ceza maddesine göre ise kişilerin imar konusundaki taleplerini 'e yönlendirdiğim iddiasıyla iştirak hükümlerinden sorumlu tutulmam gerektiği söylenmekle birlikte; bunun nasıl, ne zaman, ne şekilde yaptığım ile ilgili olarak ne tek bir açıklama, ne tek bir tespit, ne de tek bir bulgu var. Dolayısıyla hiçbir somut veya soyut delile dayanmayan bu isnada ilişkin tek bir satırın olmadığı iddianameyle ilgili açıkçası nasıl bir savunma yapacağımı da bilmiyorum. Yani anlaşılan o ki benim burada olmayan bir şeyin olmadığını benim ispat etmem bekleniyor. Dediğim gibi bunu nasıl yapacağımı tam olarak bilmemekle birlikte yine de savunmamı yapmaya çalışacağım. Öncelikle az önce söylediklerimin havada kalmaması için bu ifadeleri bir okumak istiyorum:

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

, etkin pişmanlık ifadesinde; "Sinpaş, 2023 seçimlerinden önce yılın ortalarına doğru Üsüdar korusunun içinde bulunan, eski Halide Edip Adıvar'a ait olduğunu düşündüğüm yeri satın alan , ruhsat yenileme işlerine ilişkin olarak Tarabya'da bulunan İtalyan Sefarethanesi'nin yenilenmesi işi için talepte bulunduk, ancak kendisi bunu kabul etmedi. Ruhsat işlemleri rutin yürürdüğü için ya da resmi olarak yürümesi gereken işler olduğu için işleri durdurmadık. Ben bu talebi 'nun isteği üzerine bu şahislara ilettim. Bu tadilatun maliyeti yaklaşık o gün için 3 milyon dolar civarındaydı. Ben bu talebin bu şahislar tarafından kabul edilmediğini 'na ilettiğimde 'zaten kabul edeceklerini düşünmüyordum' şeklinde bana bir yanıt verdi," diye bir ifadesi var.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

ifadesinde ne diyor? "Ben Sinpaş Holding Yönetim Kurulu Başkanıyım. Uzun yıllardır inşaat sektöründe faaliyet göstermekteyiz. Bana okumuş olduğunuz 'e ait ifadeyi anladım. Söz konusu ifade doğrudur. Benim kendim kullanmak için satın almış olduğum Üsüdar Paşalimanı'nda bulunan Edip Bey Köşkü olarak bilinen köşkün ruhsatı alınmıştı. Buranın iskan ruhsatı için başvurmuştum. Bu süreç Boğaziçi İmar Müdürlüğü'nde beklediği esnasında -yine ortada bir beklemeye atıf yapıyor- beklediği esnasında KUDEB (Kültür Varlıkları Koruma Kurulu) gibi kurumlardan gerekli tüm olurlar çıktı. Ancak dosya Boğaziçi İmar Müdürlüğü'nde beklediği esnasında, tarihini tam hatırlamamakla beraber, kendisini 'nun danışmanı olarak tanıtan isimli şahsun benimle görüşmek için randevu istediği tarafıma iletildi. Kendisi geldiğinde bana 'Boğaziçi İmar'da bir başvurunuz var, bu başvuruya ilişkin işlemler devam ediyor. Şu an İstanbul'da İtalyan Büyüelizçiliği'nin eski eser olan bir yeri var, buranın yenilenmesini üstleşmenizi istiyoruz' dedi. Ben de kendisine 'bunun keşfi nedir?' diye sordum. Kendisi bana 3-4, 3,5-4 milyon euro civarında bir masrafı olduğunu söyledi. Ben kendisine 'bunu aklınıza bile getirmeyin' demek suretiyle kesin bir dille reddettim." şeklinde beyanda bulunuyor.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

'un ifadesi eyleme özgü bir ifade değil, daha çok genel bir ifade. Sadece bir iki yerde, iki üç kez 'i Sinpaş Holding'e götürdüğünü söylüyor. O yüzden bu ifadeyi okumayacağım. Şimdi Başkanım, ifadeleri okuduğumuzda , doğrudan ile görüştüğünü söylüyor. de kendisini 'in aramış olduğunu söylüyor. Ama ben yine burada 'e yönlendirmekle suçlanıyorum. Şu diyalogdan benim iddianameyi okuduğumda haberim olmuş. Bu iddianamenin dayanığı delili nedir, anlamıyorum ve bunu reddediyorum.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Değinmek istediğim başka bir husus daha var; o da şimdi bu bekletme meselesini yine burada irdelememiz lazım. Şimdi 'in ifadesinde diyor ki: "KUDEB, Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu gibi kurumlardan gerekli tüm olurlar çıktı, ancak dosya Boğaziçi İmar Müdürlüğü'nde beklediği esnasında... Tarihini tam hatırlamamakla beraber kendisini danışmanı olarak tanıtan isimli şahsun benimle görüşmek için randevu istediği tarafıma iletildi." Az önce de söyledim, hatırlatmak için tekrar okudum. Şimdi bu kısım... Peki bu ne zaman olmuş? Burada bir tarih vermemiş ifadesinde. Şimdi bunun cevabı da 'in ifadesinin başlangıç kısmında var: "2023 seçimlerinden önce yılın ortalarına doğru." de ifadesinde diyor ki söz konusu ifade doğrudur diyor. Yani doğru diyor. Ha demek ki biz neyi anlayacağız ifadelerden anlaşılan o ki iskan belgesi 2023 seçimlerinden önce yılın ortalarına doğru yani ne zaman ya haziran başı ya da mayıs ayı gibi gerekli tüm olurlar çıkmasına rağmen Boğaziçi İmar Müdürlüğü'nde bekliyormuş. Bunu anlayacağız. Şimdi tabii savcılık makamı muhtemeldir ki soruşturma esnasında imar işlem dosyalarını söz konusu yerin imar işlem dosyalarını incelemiş ve bu dosyayı incelediğinde de bir bekletme olmadığını görmüş ki iddianamede bu hususta müdürlüğe veya şahsıma bir suçlama ortaya koymamış. Bununla ilgili bir değerlendirme de yapmamış az önce yapmıştı orada da demek ki orada da incelememiş. Ancak müsaade ederseniz ben yine de bu hususu bir açıklamak istiyorum.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Şimdi Sayın Başkan, burada kıymetli KUDEB ve Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu gibi olurların çıkmış olduğu doğrudur. Ancak bu olurların çıkmış olması iskan için tüm koşulların sağlandığı anlamına gelmiyor. Dolayısıyla bu bahsedilen bekleme iskanın müdürlüke bekletildiği şekilde anlaşılacak bir bekleme değildir. İskan için yapı sahibi tarafından tamamlanması gereken hem yerinde yerinde tamamlanması gereken işler ve sonrasında da temin etmesi gereken evraklarla ilgili yani yapı sahiplerinden kaynaklıdır. Şimdi bunun detaylarına değineceğim. Ancak öncelikle iddiaya konu yerin bir durumundan bir evveliyatından da bahsetmek istiyorum. Ha nedir bu iskanın bekletildiği söylenen yer? Şimdi bu parselde geçmişte var olmuş eski eser yapıları yani bu yerinde boş bir parsel fakat geçmişte bundan 100 sene 150 sene önce burada bir eski eser kültür varlığı olduğu koruma kurulunca tescil altına alınıyor. İkinci grup tescilli kültür varlığı olarak tescilleniyor ve rölöve restorasyon projeleri onaylanıyor kurulca. Bunlarda bizim hiçbir dahlimiz yok. Rölöve restorasyon projelerinin onaylanmasını takiben 2014 yılında Boğaziçi İmar Müdürlüğü'nce rekonstrüksiyon ruhsatı düzenlen iyor A, B, C blokları için. Yani 2014 yılında bu parselde 2014 yılında A, B, C blok için düzenlenmiş rekonstrüksiyon ruhsatlarının olduğu bir yerden bahsediyoruz.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Şimdi Başkanım, bu yapılar, yapı ruhsatının süresi İmar Kanunu 29. maddesine göre 5 yıldır. Şimdi bu ilk ruhsat süreci içerisinde tamamlanamamış ve 2019 yılında başka bir ruhsat almış. Yani iskanın beklediği söylenen 2023 yılı ortalarında karşı karşıya kalınan durum 9,5 senede 9,5 sene devam eden ama bir türlü tamamlanıp iskan aşamasına gelmemiş bir yer. Yerinde birtakım imalatların dosyasında birtakım eksiklerin olduğu bir yer. Vatandaş 9,5 senede inşaatı tamamlayamamış, sonra diyor ki benim müdürlükte dosyam 2 aydır, 3 aydır bekliyor. Ya bu 9,5 senede ne oldu da sen burayı bitiremedin bir işin bir de bu tarafı var. Onu koyuyorum kenara. Şimdi hangi belgeler eksiktir ki ki bu belgeler aynı zamanda yerindeki imalatların da eksik olduğu anlamına gelen belgelerdir. Bunları ortaya koyarak bu bekletme iddiasını da somut şekilde çürütmek isterim. Hani geçmiş geçmişte kalmış 9,5 sene bitirememiş o onu ilgilendirir. Ben ne yapmışım?

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Şimdi A ve B blok için asansör tescilinin yapılması ile ilgili dilekçe müdürlüğümüze 06.09.2023 tarihinde sunulmuş. Yani bekletildiği iddia edilen tarihten 3-4 ay sonra. Ek 43. Başkanım tarih referansımız neydi? Mayıs 2023'tü ifadelerden onu anladık ve doğruladık. Şimdi mayısı referans aldığımız zaman 4 ay sonra sunduğu bir asansör tescilinin yapılmasıyla ilgili bir dilekçe A ve B blok için zaten A, B, C blokları. Şimdi bu dilekçe ekinde bunu ekleri kalabalıklaştırmamak için sunmadık. Bu dilekçe ekinde periyodik takip kontrol raporu var tarihi 30 Ağustos 30.08.2023. Başka ne var? Teslim tarihine istinaden teslim tarihini istinaden yani asansörü alıp teslim ediyor diyor ki burası çalışır vaziyettedir sorunsuzdur teslim tarihine istinaden düzenlemiş garanti belgesi var ne zaman 23 Ağustos 2023. Başka ne var? Avrupa Birliği uygunluk beyanı var onun tarihi ne o da 23 Ağustos 2023. Ve bu asansör işletmeye alınacak duruma geliyor bütün onayları kontrolleri garanti belgeleri her şey tamamlanıyor vatandaş 9. ayda bize dilekçe veriyor diyor ki benim her şeyim tamamdı benim iskanım bekliyor. Ya sen asansörü yapmamışsın ki. Her gün her gün ekranlarda görüyoruz asansör kazası Allah korusun ölümlü kazalar yaşanıyor. Yani asansör şöyle de önemli bir konudur yapı ruhsatında da yapının ekipmanları unsurları diyeyim daha doğrusu unsurları içerisinde var olan işaretlenen yani ruhsata baktığınızda şunu görürsünüz burada asansör var mı yok mu? Orada asansörler yanındaki kutucuk işaretlidir. Dolayısıyla iskana esas belge ne yapı ruhsatı o yapı ruhsatının ekleri neler projeler eklerinde ne var asansör var projeler var mimari projesinde var. Şimdi bu belgeler aynı zamanda asansör imalatının tamamlanıp işletmeye açıldığı tarihe de işaret etmekte. Zaten dilekçe de dediğim gibi bu tarihten yani bu imalatın tamamlanmasından sonra verilmiş.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Peki, şimdi… A Blok için ısı yalıtım onayı yapılması amacıyla müdürlüğe sunulan dilekçenin tarihi 4.9.2023'tür. Sayın Başkanım, bu belge ekler arasında Ek 44 olarak yer almaktadır. Bu durum, ısı yalıtımıyla ilgili eksiklerin ancak bu tarihe kadar tamamlanıp müracaat yapılabildiğini göstermektedir; yani "bekletiliyorum" dediği tarihten tam 3-4 ay sonrasıdır. Yine A Blok için ilişikisizlik belgesi düzenlenmesi hususunda 13.10.2023 tarihinde yazı yazılmış; 3 ay sonra, 17 Ocak 2024 tarihinde gelen cevap yazısında aynen şöyle denilmiştir (Ek 45): "2612,07 m² inşaat işinin %95'inin (2481,47 m²'sinin) tamamlanmış olduğu ifade edilmiştir." Yani bekletilmekte olduğu iddia edilen tarihten 7-8 ay sonraki durum budur. Bunu da Ek 5 ve Ek 45 olarak sunduk. Bir ekran numarası rica edebilir miyim?

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Sayın Başkanım, burada üç tane evrak var; bunları aynı görselde yan yana getirdik. Bu belgeler, A Blok iskanı için cins değişikliği harcının tahsili amacıyla İBB Gelirler Müdürlüğüne yazdığımız yazılardır. İlk yazı benim imzamla 13.10.2023 tarihinde yazılmıştır. Gelirler Müdürlüğü de bizim yazımız üzerine 3.11.2024 tarihinde yapı ruhsatı ilgilisi malik Fatih Kıvanç'a, "Boğaziçi İmar Müdürlüğü bize yazı yazdı, şu miktarındaki cins değişikliği harcını şu IBAN numaralı hesaba yatırın" diyerek tebliğde bulunmuştur. Peki, "ruhsatımız bekliyordu" diyen Fatih Kıvanç bu ödemeyi ne zaman yapmış? En sağdaki makbuzda görüleceği üzere 21 Şubat 2024 tarihinde yapmış. Yani kendisi bu ödemeyi 3,5 ay geciktirmiş. Ben güya 3-4 ay bekletiyordum ya; kendisi cins değişikliği harcını 3,5 ay boyunca yatırmamış Sayın Başkan. Bence bu kişinin inşaatı bitirmek gibi bir derdi yok; zaten öyle bir derdi olsaydı süreci 9,5 sene sürüncemede bırakmaz dı. Sonra ne oldu? "Boğaziçi İmar Müdürlüğü beni bekletti." Sen yatırman gereken en basit harcı bile 3,5 ay sonra yatırmışsın, müdürlük seni nerede bekletti?

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Şimdi C Blok'a geldik. C Blok için de iskan açısından en önemli evraklardan biri olan aplikasyon projesi için sunulan dilekçe, yine beklendiği söylenen tarihten ortalama 6 ay sonra sunulmuştur. Bu arada ekrandaki görseller Ek 46, 47 ve 48'de mevcuttu. Aplikasyon projesi; yapının ruhsat eki projelerine göre yerine doğru şekilde aplike edildiğini, ölçüsünde kurulduğunu ve inşa edildiğini gösteren, LİHKAB (Lisanslı Harita Kadastro Mühendislik Büroları) tarafından hazırlanan belgedir. Bunlar yetkili bürolar dır; standart bir harita bürosunun sunduğu aplikasyon krokisi mevzuata göre kabul edilmez. LİHKAB, bağımsız bir kuruluştur; yerinde ölçüm yapar ve "Bu yapı projesine uygun aplike edilmiş, ölçüleri ve yeri doğru" diyerek onay verir. Bu, iskan için en temel dokümanlardan biridir. Şahs beni bekletiyorlar diyor ama kendisi lisanslı harita bürosundan evrakı ancak 6 ay sonra getiriyor. Getiriyor ama onu da eksik getiriyor. Sayın Başkan, Ek 49'da görebileceğiniz üzere 29.11.2023 tarihli dilekçe ekinde sunulan belgeler de kusurludur.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Sadece aplikasyon projesi tek başına sunulmaz; ekinde müellif oda sicil belgesi (28.11.2023 tarihli) ve Tip 2 sözleşmesi (29.11.2023 tarihli) olması gerekir. Aplikasyon projesinin üzerindeki tarih ise 28.11.2023'tür. Yani "LİKAP orayı mayıs ayında ölçmüştü de müdürlük bekletti" gibi bir durum da söz konusu değil; zaten o tarihte hazırlattırmış. Biz belgeleri incelediğimizde, inşaatı denetleyen yapı denetim firmasının kontrollerinden geçmesi gereken bu LİKAP evrakında, yapı denetçi mimarın imzasının eksik olduğunu gördük. Kendisine yazı yazarak bu eksikliğin tamamlanmasını istedik. Şahs aşağı yukarı 3-3,5 ay sonra, 18 Mart 2024 tarihinde ikinci bir dilekçe vererek eksik imzayı tamamlamış ve aplikasyon krokisini tekrar müdürlüğe sunmuştur. Zaten biz aplikasyon projesini onaylyıoruz. Yani tabii bu arada başka bazı evrak eksikliklerinin ve inşaatın eksiksiz tamamlandığına dair yerinde yapılan tabii bir son incelemeyle birlikte iskan uygunluk muayene raporları hazırlanıyor ve bu raporlar düzenleniyor. Harç ödemeleri yapılıyor. A Blok için 13 Mart 2024'te, B Blok için yine 13 Mart 2024'te, C Blok için ise 22 Mart 2024'te bu harç ödemeleri tamamlanıyor. Biz de 26-29 Mart 2024 tarihinde iskan belgelerini düzenliyoruz. Tabii bunları ben ekte birtakım dokümanlarla çok boğmadan size sunmuş olmakla birlikte bunlar hep imar işlem dosyalarında mevcuttur.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Benim ulaşamadığım başkaca unsurlar da olabilir Başkanım. Fakat bunlardan salt bir tanesi bile iskanın verilmesine engeldir, bir tanesinin eksikliği. Görüldüğü üzere iskan belgesinin müdürlüke bekletildiği iddiası doğru değil. Ve şunu da söylemek istiyorum; şimdi kaldı ki ya bir iskan müracaatı, ruhsat eki projesine göre bina tamamlanmışsa, tüm kurum görüşleri alınmışsa, tüm evrakları tamamlanmış ve kuruma sunulmuşsa ben neye istinaden bekleteceğim? Yani ben 26 yıllık kamu görevlisiyim. Adam bana gelse dese ki yerin sahibi: "Ya müdür Bey, ya sen benim iskanımı niye bekletiyorsun arkadaş?" Ne cevap vereceğim yani ben? Ne diyeceğim? Şunu mu diyeceğim: "Ben bir talimat aldım da ondan bekletiyorum." Ya diyebilir miyim böyle bir şey? Ya da keyfi olarak bekletiyorum. Ya böyle bir mantık olabilir mi? Ben bilmiyor muyum bu vatandaş benden alamazsa, Çevre Şehircilik Bakanlığı'nın kanun hükmündeki Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi 10. Maddesi yönüyle Bakanlığa gider, o yetkiyle, evrakın tamam mı, yerinde inşaatın doğru olarak bitirildi mi? Bir de o var yani. Sonra gider İdare Mahkemesine, der ki "müdürlük benim ruhsatımı vermedi, iskanımı vermedi". Gider İdare Mahkemesi kararıyla alır. Sonra ben ne duruma düşer im? Yargı önünde hesap verme durumuna düşerim. Yani benim böyle bir keyfi tutum içerisinde olma şansım yok.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

E zaten söyledim evrakları. Yığınla evrak söyledim yani yığınla yerinde yapılmamış eksik imalatlardan bahsettim. Dolayısıyla Sayın Başkanım, 2014 yılından -tekrar vurguluyorum- 9,5 yıldır süren bir inşaatın eksiklerini kendileri tamamlamamışlar. Tamamladıktan sonra da hiçbir bekletme olmaksızın iskan belgesi düzenlemiş, "alın" denmiş, teslim edilmiş. Benim bu eylemle ilgili de savunmam bundan ibarettir.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Burada Eylem 46… Doğuş ile devam etmek istiyorum. Şimdi ben bu eylemi, hiç okumadıysam iddianamede en az yirmi sefer okudum. Anlamaya çalıştım. Hani ne demek istemiş? Kendimce çıkarımlar yapmaya çalıştım. Yani tam olarak anlayabildiğimi de söyleyemem. Dolayısıyla burada da okuyup yani sizleri de yormak istemiyorum. Şimdi özetlemeye çalışacağım. Diyor ki, bu özetlediğimde de belki ne olduğu da anlaşılmış olacak bilemiyorum. Burada birçok farklı iddia zoraki bir şekilde bir araya getirilmiş. Şimdi bir yere bakıyorum, iddianamenin bir yerinde "Karakoy Galataport" deniyor. Bir yerde depremle ilgili hususlardan bahsediliyor. Sonra bir anda Reyna isimli yerin güçlendirme konusu gundeme geliyor. Sonra da konu dönüyor, Doğuş Grubu'nun raylı sistemlerdeki alacağına ve bu hak edişten feragate bağlanıyor. Bu birbirine benzemez konuları birbirine bağlamaya çalışan bir iddianameyi bu şekilde özetlemeye çalıştım sizlere.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Şöyle başlayayım: Galataport ve Karakoy... Önce buradan başlamış mesele. Galataport ve Karakoy Meydanı'ndaki otoparktan söz açılıyor. Bunları Boğaziçi İmar Müdürlüğü'ne bağlama çabası var ama buralar Boğaziçi İmar Müdürlüğü'nün yetki alanında değil. Belki ilk anda öyle düşünülür, hani Boaz hattı o kıyısı falan oradan o alanı kapsar mı gibi. Bizim yetki alanımızda değil. Sonra raylı sistemlerde Doğuş'un hakedisten feratından bahsediliyor. Benim de bunu bilmem mümkün değil. Yani raylı sistemlerde hakediş alacağı varmış. Yani bunlar benim Boğaziçi İmar Müdürlüğü ile ilgisi olan bir konu değil. E ne var? Doğuş'un deprem için İBB'ye yaptığı bir bağış varmış. Hatay depremi olmuş, firmalar, herkes seferber olmuş, bağış yapmış. Ha ben televizyondan izlediğimi gördüm mesela. Orada bir yardım toplanmasıyla ilgili bir program yapılmıştı. Cengiz İnşaat'tan Kalyon'a herkes sırasıyla dediler ki "biz şu kadar bağışta bulunuyoruz", "biz bu kadar". İşte banka, devlet bankası genel müdkürlükleri, holdingler... Ondan sonra hepsi dedi ki, oradan gördüm. Hani oradan gördüm. Vatandaş olarak, kişi olarak onu biliyorum ben. Başka bir şey bilmiyorum. Hani Doğuş bağış yapmış yani Hatay depremi için. Benim alanımda olan bir konu değil, dolayısıyla onu da bilmem mümkün değil. Şimdi bu ilgisiz alakasız konular birbirine bağlan arak, böyle uzunca kaleme alınmış ama aslında Boğaziçi İmar ile ilgili boyutu çok kısa. Yani benim yaptığım çıkarım o. İddia o ki ben Reyna isimli yerde menfaat karşılığında güçlendirme ruhsatı vermişim ve bazı imara aykırılıklara göz yummuşum. Yani imara aykırılıklara göz yummuşum. İddia aslında bundan ibaret.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Şimdi 'in 30 Mayıs 2025 tarihli etkin pişmanlık ifadesiyle başlayayım. Burada özetle; tadilat ruhsatı işlerinin hızlandırılması için, hızlandırılması için on milyon dolar değerinde A101 ve BİM kartı alınarak, İBB Sosyal İşler Daire Başkanlığı'na yönlendirilmiştir demiş. Şimdi Başkanım, ben bu kart işine hiç girmek istemiyorum. Ya bu benim ağzıma da yakışmıyor. Dün de biraz konuştum, pişman da oldum o bir kart meselesi. O yüzden o konuyla ilgili avukatlarım gerekli şeyi şey yapar. Çünkü hakikaten çok çirkin. Yani BİM'den 10 milyon dolar... BİM kime vermiş 10 milyon dolarlık kart? Tarihinde var mı? 10 milyon dolarlık BİM kart mı yani? Öyle bir şey. Bu konuya ben girmeyeceğim. Şimdi burada yalniz bir de enteresan bir şey söylemiş. Demiş ki "Ben bunu" demiş "Doğuş Grubu'nda çalışan birisinden duydum" demiş. "Bir arkadaşımdan duydum" demiş. Arkadaşının ismini de hatırlamıyorum. Sonra dosyaya sunacağım. Sunmuş mu? Yok. Ya senin Doğuş Grubu'nda çalışan bir arkadaşın var, diyor ki "Şuradan işte şu 10 milyon dolarlık şuradan bilmem ne alındı, kart alındı". E bu arkadaşın ismi kim? İsmini hatırlamıyorum. Duydum. Ya böyle bir soyut bir şey. Ya bu da böyle iddianameye girmiş.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Şimdi yine iddianamede bir başka da enteresanlık daha var. Diyor ki ifadesinde, "tadilat ruhsatın hızlandırılması" diyor. Dediği o, hızlandırılması. İmara aykırılıklara göz yummaktan bahsetmiyor. Fakat savcılık değerlendirme kısmına sanki bunu demiş gibi yazıyor. Yani "imara aykırılıklardan dolayı" diye dedi diyor şeyi iddianamede okuduğumuzda o. Başka bir ifadesi var da biz mi göremedik bilmiyorum. İfade iddianameye gelen ifadesinde öyle bir şey yok. ne demiş etkin pişmanlık ifadesinde 23.06.2025 tarihli? Güçlendirme talebinin olduğunu, 'nun bu konuyla ilgilenmesini söylediğini ifade etmiş. Şimdi burada da başka bir şeyden bahsediyor, güçlendirme talebi. ne diyor? Metro işinden, Galataport'tan ve Karakoy'deki katlı otoparktan bahsediyor. Bu katlı otopark projesinin maliyetinin 10 milyon dolar olduğundan bahsediyor. Ha şimdi 10 milyon dolar da böyle bir konuyla karşımıza geldi. Orada proje de 10 milyon dolar, öbür tarafta bir 10 milyon dolar daha var. Rakam böyle bir rakam dolanıyor ortalıkta.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Şimdi Sayın Başkanım, burada konu nedir? Tadilat ruhsatı için sürecin hızlandırılması mı? Güçlendirme ruhsatı başvurusu için raylı sistemlerin hakedislerinden feragat etmesi mi? Katlı otopark mı? Galataport için bir görüşme mi? Bunların hiçbiri belli değil. Konu 10 milyon dolarlık katlı otopark projesinden 10 milyon dolarlık BİM kartına evriliyor. Bir başka yerde az önce dedim 190 milyon TL'lik deprem yardımından bahsediliyor. Sonra konu dönüyor dolaşıyor, bakın 10 milyon dolar dedik, 190 milyon TL dedik; dönüyor dolaşıyor 500 bin TL'lik A101 market kartyıla bana geliyor. Bunu da birazdan açıklamaya çalışacağım. Bu kartların bana nasıl geldiğiyle ilgili yine somut hiçbir belge, bilgi hiçbir şey ortada yok. Bu iddialar arasında ben neredeyim? Bakıyorum, göremiyorum. Benim dahlim ne de bu sayılan yerlerle ilgili de az önce de söyledim; görev ve yetki alanımda olmayan yerler ve konular. Şimdi Doğuş Grubu, İBB ile ya da devletin resmi kurumlarıyla birçok işler yapan bir büyük bir firma ve ben de İBB'de nihayetinde Boğaziçi İmar Müdürü. Yani Doğuş'un Büyükşehir Belediyesi'yle ne işi olduğunu bilmem, raylı sistemi bilmem, Galataport'u bilmem, Karakoy'u bilmem, katlı otoparkı bilmem; bilmem de mümkün değil. Dolayısıyla bu konuşmaların muhabı da olamam yani biri bir şey söylemiş, ne diyeyim yani şimdi?

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Az önce de dedim yani düşünmeden edemiyorum; acaba ilk andaki ilk soruşturma esnasında buraları Karakoy, Galataport bizim alanımızda mı sandı? Peki, ben kendi görev alanımdaki taşınmazla ilgili konuya cevap vereyim. İddiası ne savcılığın? Güçlendirme ruhsatı için ve imara aykırılıklara göz yumması için; her iki husus da birleşmiş, güçlendirme hem güçlendirme ruhsatı hem imara aykırılıklara göz yumma. Bu imara aykırılıklara göz yumma nereden çıkıyor? Hangi delile göre tespit yapılmış? Belli değil, şöyle belli değil: Bir rapor var ama o rapor tamamıyla yanlış bir rapor yani bana dönük, daha doğrusu kuruma dönük yaptığı suçlama bağlamında yanlış bir rapor. Birtakım tespitler var yok değil. Şimdi bununla ilgili bu imara aykırılıklar kısmına da cevap vereceğim, cevap vereceğim; hem de ruhsat düzenlenmesiyle ilgili hususta da cevap vereceğim. O konular biraz tafsilat lı, anlatacağım çünkü. Ama daha kısa şu yönlendirme konusunu burada yine böyle bir yönlendirme konusu var; yönlendirme meselesine cevap veriyorum, vermek istiyorum.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Burada yine imar konusundaki talepleri ben 'e yönlendirmekle suçlanıyorum. 'in ifadesinde benim adım geçmiyor. Kendi anlatımına göre güya 'nun konuyla ilgilenmesini istediğini söylemiş. Savcılık yine açıkça bence hatalı bir şekilde cezalandırılmamı istemiş; gerçi şöyle de bir durum var: Savcılık değerlendirme kısmında diyor ki 'Doğuş İnşaat'ın Boaz ön görünümünde bulunan mülkündeki imara aykırılıkları ve inşaat güçlendirme başvurusu bulunduğu bilgisinin örgüt üyesi tarafından tespit edilerek örgüt liderine aktarıldığının değerlendirdiği' söylenmiş. Değerlendirdiği neye göre? Ben şunu anlıyorum; savcılık beni nereye koyacağını bilemiş. Mesela benim bu talebi 'na ilettiğimi söylemiş ama bu tespiti hangi delile göre yapmış? Elimin hiçbir yerinde böyle bir ifade yok.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Özetle; mevcut beyanlarda ve delillere göre de benim bu talebi herhangi bir kişiye yönlendirmem de yok. Yani 'na yönlendirdiği, aktarıldığı değerlendirme ktedir demesine rağmen 'e yönlendirmekle suçlamış; yani böyle bir çelişki içerisinde. Şunu da söyleyeyim; ya ben şimdi Boğaziçi İmar Müdürü olarak gideceğim İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı'na, 'na diyeceğim ki 'Sayın Başkanım burada bir güçlendirme ruhsatı talebi var'. Ya bana der ki 'E bunu bana niye söylüyorsun ki? Neyse yasal mevzuat bak, gereğini ver'. Ben çıktıktan sonra da arkamdan der ki 'Herhalde bu bu arkadaş bu işi beceremeyecek, bunun yerine bir başkasını koyalalı'. Öyle ya, hani ben bir rutin bir güçlendirme ruhsatı işle mini tutup 'na mı soracağım? Böyle bir şey olabilir mi? Bu iddialların hepsini reddediyorum Sayın Başkan.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Şimdi az önce bahsettim; savcılık bu güçlendirme ruhsatının yanına imara aykırılıklara göz yummayı da eklemiş ve bir de bu konuyla alakalı Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü raporundan bahsetmiş. Şimdi Çevre Şehircilik raporunu irdeleyeyim, ne diyor? Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü raporunda özetle: 2 Şubat 2024 tarih ve 2 sayılı güçlendirme ruhsatı düzenlen diğinden, imara aykırılıklarla ilgili tutulan yapı tatil tutanağından, bu aykırılıkların ne olduğundan bahsetmiş raporda. Yine bu aykırılıklara rağmen de bunun altını çizmek istiyorum: İskan raporu düzenlediğimizden bahsetmiş. Çok açık ve net bir şekilde söylemiş, demiş ki buraya müdürlük iskan raporu düzelendi. Zaten göz yumma meselesi de buradan ortaya çıkıyor. Ha yoksa bir inşaat şantiyesi aykırılık olur, yasal gereği yapılır; düzeltilir, düzeltilmez, işte müeyy idesini uygularsın ya da ruhsata bağlarsın, anlatacağım onu az sonra. Fakat göz yummak için ne yapmak lazım? Aykırılığı bile bile, göre göre o aykırılıklara rağmen iskan belgesini düzenlemeniz lazım. Şimdi burada da o iddia var, diyor ki iskan raporunu onayladılar diyor.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Geçeceğim oraya, onaylamış mıyız, onaylamamış mıyız? Ben de bilirkişilik yaptım uzun yıllar; bundan 20 sene önce imar konusunda mahkemelerde bilirkişilik yaptım. Böyle bir rapor hazırlandığını ben ilk kez görüyorum. Ha bu konuda zaten yetkin kişiler olmadığı da anlaşılıyor, hani bu imar mevzuatı konusuna da hakim olmadıkları ben buradaki birkaç yerde hazırladıkları raporları gördüğümde bunu anlayabiliyorum yani. Şimdi rapordan okuyorum; raporda belirtilen 16 Temmuz 2025 tarih ve 2242 sayılı yapı tatil tutanağında bahsedilen aykırılıklara bakarsak neler: Tutanağı bu aykırılıkları tespit altına alan da yine bizim müdürlüğümüz, Boğaziçi İmar Müdürlüğü. Ben o tarihte yokum, ben tutuklu yum ama süreç ilerlemiş. Ama benim dönemimde de zaten iş henüz iskanla ilgili esastan bir değerlendirme aşamasına da gelmemiş. Ne zaman ki o süreç iskana dair esastan bir inceleme aşamasına geliyor, zaten yasal gereği de yapılıyor. Benim dönemimde de buraya bir iskan uygunluk raporu da onaylanmıyor tabii bu arada, onu da söyleyeyim.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Şimdi bu bizim aykırılıklar neler? Yapının 39 ada, 12 parsel sınırındaki duvarının 40 cm geride yapıldığı; yani küçültmüş bunlar 40 cm. Çelik manto ile güçlendirilmesi gereken kolonların betonarme olarak güçlendirildiği. Bodrum kat tavan döşemesi statik projede 10-11 aksları arasında —yani bodrum kat tavan döşemesi de tamamı değil belli bir aks aralığında— döşeme altı yapılan çelik kiriş takviye adetlerinin artırıldığı; yani eksiltme de yok, artırma var. Şimdi ne var Başkanım? Binayla küçültmüş. Ben bir de hesapladım; her katta bodrum, zemin, 1. kat ve teras kat, her katta yaklaşık 3,5-4 m² gibi bir küçülme var. Toplamda da bütün katları hesap ettiğimde bina 20 m² küçülmüş yani, büyümemiş. Bu tip şeyler birtakım mücbir sebeplerden de kaynaklanabilir, bilmiyorum. Şimdi raporun sonuç kısmını buradan aynen alıp alıntılayarak okuyorum. Sonuç kısmında diyor ki: "Tarafımıza iletilen bilgi ve belgeler doğrultusunda 16 Temmuz 2025 tarihinde tespit edilen aykırılıklar nedeniyle yapı tatil tutanağı düzenlemiştir. Yapılan dosya incelemesinde ise söz konusu taşınmaza iskan verilmesi amacıyla gerekli tüm iş ve işlemlerin yerine getirildiği görülmüştür. Sahada yapılan kontrollerde ruhsat ve eklerine aykırılık teşkil eden işlemin inşaat yapımı sırasında gerçekleştirildiği anlaşılmıştır. Boğaziçi İmar Müdürlüğü teknik personeli tarafından yapılan iskan kontrolliğü sonucunda bu imalatlarla alakalı herhangi bir tutanağa rastlanılmamış olup iskan raporu düzenlemiştir." şeklinde tespitlere yer verildiği görülmekte. İddia makamı da bu raporu şöyle bağlamış: "Yer verildiği görülmüştür şeklinde bir değerlendirme mevcut denmiştir" diyor.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Şimdi ben bu iskana aykırılığa göz yumma meselesini anlatacağım. Önce bu ruhsat düzenlenmesi kısmını bir açıklayım; çünkü güçlendirme ruhsatı vermekle de suçlanıyoruz. Şimdi bu bahsedilen yer, ilk İmar Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarihte —bu tarih 1957— 1957 yılından önce inşa edilmiş yapılarla ilgili; burada o tarihten önce inşa edilmiş bir yapı mevcut. Yani bu az önce söylediğim 6758 sayılı İmar Kanunu (1957'deki), bundan önce, bu kanun yürürlüğe girmeden önce yapılmış bir yapı var. Bu yapılar 2981 sayılı İmar Affı Yasası'nın Geçici 2A maddesi uyarınca yasal kabul ediliyor. Yani 1957 yılından önce yapılmış, ilk İmar Kanunu'ndan önce yapılmış yasal binalar 2981 sayılı af yasasında yasal kabul ediliyor. Bununla ilgili yapılan röleve projesi onayı müracaatı var. Dosyaya sunulan belgelere bakılmış; 31.03.1983 tarihli 392 sayılı Özel İdare kayıtları (eklere koymadık Başkanım, bulamadık daha doğrusu ama bunlar tarihli sayıları kesin), 10 Mayıs 1943 tarihli ve 340 sayılı Tadilat Komisyonu kararı var. Coğrafi bilgi sistemleri veri tabanında yer alan 05.12.1949 tarihli kadastral pafta var. 1950, 1954, 1956 tarihli hava fotoğrafları var ve 25.09.1948 tarihli aplikasyon krokisi var. Tüm bunlar dosyaya sunuluyor, bakılıyor, yasal şartların sağlandığı anlaşılıyor ve bu röleve projesi onaylanıyor.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Sonrasında 06.11.2023 tarihinde sunulan dilekçeyle müdürlüğe güçlendirme ruhsatı için müracaat ediliyor. Yapı ruhsatı İmar Kanunu'nun 21. ve 22. maddelerinde düzenlemiş olup hem bu kanun maddesine göre hem mevcut yürürlükteki Boğaziçi Öngörünüm Alanı 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı'na ve İstanbul İmar Yönetmeliği'ne göre değerlendirilen diğerleri bunların yapılması için düzenleniyor. Mevzuata uygun olarak öncelikle sunulan proje inceleniyor, ruhsat projesi. Sunulan projenin yerindeki yapıya uygun olarak sunulan röleve projesiyle birebir uyumlu olduğu —1 santimlik yerinde ne fazla var ne eksik var— hem ilgili standartlara hem yürürlükteki deprem yönetmeliğine uygun olarak hazırlandığı görülerek onaylanıyor. Yönetmelik doğrultusunda itfaiyeden görüş soruluyor. İmar durum belgesi düzenleniyor. Lisanslı harita bürolarınca hazırlanan aplikasyon krokisi, numarataj belgeleri, İSKİ kanal bağlantı proje onayı; bunların hepsi tamamlanıyor. İmar Kanunu 23. Maddesi'ne istinaden alınması gereken yol, altyapı katılım payları yatırılıyor. Otopark bedeli tahsil ediliyor. Otopark taahhütnamesi alınıyor. Yapı denetim hizmet sözleşmesi, yapı denetim taahhütnameleri, yapı bilgi formu belgesi ve benzeri; burada daha da saymadığım benzeri birçok diğer evrak tamamlanarak ruhsat harcı da tahsil edilerek 2 Şubat 2024 tarihinde güçlendirme ruhsatı düzenleniyor. Ruhsatın düzenlenmesi yasal mevzuata uygun olarak yapılmıştır. Zaten iddianamenin yer verdiği Çevre Şehircilik Bakanlığı raporunda da bunun aksine dair bir tespit de yoktur. Ruhsata dair bir... bir usulsüz olarak verildiğine dair de raporda herhangi bir tespit yoktur. Bir değerlendirme de yoktur. Az önce söyledim işte imara aykırılıklarla ilgili birtakım tespit ve değerlendirmeler var.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Şimdi bu ruhsat verilmesi kısmıydı. Şimdi de imara aykırılıklar konusuna gelelim. Az önce söyledim; yapı ruhsatı İmar Kanunu 21, 22. maddelerine göre düzenlenir. İmar Kanunu'nun 29. Maddesi'nde de yapı ruhsatının 5 yıllık süre için verildiği ve yapı ruhsatının süresinin de 5 yıl olduğu söyl enir. Dolayısıyla biz 2 Şubat 2029 tarihinde verdiğimiz bu yapı ruhsatıyla birlikte burası aslında bir inşaat şantiyesi. 5 yıl süreyle, iskan almadığı sürece -yani yapı kullanma izni almadığı sürece- burası bir inşaat şantiyesi. Bu inşaat şantiyesi ile ilgili yürütülen çalışmalar, öncelikli olarak şantiye şefi, yapı müteahhidi, şantiye şefi, fenni mesul, yapı denetim şirketine mensup denetçi mühendis ve mimarlar tarafından denetlenecek. Yapı belli aşamalar için belli aşamalardan geçtikce o aşamalar o ilgili yapı denetim kuruluşlarınca onaylanacak. Ekinde laboratu ar sonuçları, beton döküm tutanakları, kalıp demir kontrol tutanakları; bunlar 4708 sayılı yasasının ilgili yönetmeliğinin ekinde yer alan da matbu dokümanlardır. Bu dokümanlar sonradan oluşturulan dokümanlar değil, matbu dokümanlar; bunlara uygun olarak yönetmelikte belirtilen süre ve şartlarda bunlar hazırlanacak, yapı denetlenecek ve inşaat o şekilde devam edecek.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

İdare de kendisine yapılan müracaat üzerine... müracaat üzerine -yani neye müracaat edecek mesela- temel üstü vizesine müracaat edecek. Temel üstü vizesine müracaat ederken az önce saydığım bütün tutanakları, laboratuvar sonuçlarını, olurları, uygunluk raporlarını sunacak; ona göre de idare yerinde tespit yapacak. Neye müracaat edecek? İşte kat vizesine müracaat edecek, aynı şekilde. Neye müracaat edecek? İskana müracaat edecek. Binaynı bitirdim; bütün fenni gereklilikleri, proje şartlarını yerine getirdik, inşaatı projesine uygun olarak tamamladık. Müracaat edecek. O müracaat üzerine de önce de şunu diyecek: "Biz burada öncelikle bizim tarafımızdan burada bir problem yok." Şantiye şefi de bunu diyecek, yapı denetim firması da. Ben burada şunu da söyleyeyim sonra ekrana bir fotoğraf yansıtılmasını rica edeceğim. Şimdi buraya iskan müracaatı ne zaman yapılmış? 7 Şubat 2025 yılında yapılmış. Yani ruhsat verildiği tarihten bir yıl sonra. Yani adam demiş ki: "Ya ben 5 yılı beklemeyeceğim. Benim 5 yıl hakkım var ama ben burayı bir senede bitirdim. Bitirdik. Aha da dilekçe, bana iskanımı ver." Ekrana 12'yi yansıtabilir miyiz?

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Şimdi Çevre Şehircilik Bakanlığı'nın başlığında, ilk belgenin ikisini yan yana aynı belgede birleştirdik; iskan raporu başkanım. Dosyada başka bir iskan raporu yok. İskan raporu dediği bu. Dikkat ederseniz altındaki imzalar yapı denetim firmasının imzaları. Kuruma ait tek bir imza yok. Bunu dilekçe ekinde sunmuş. Biz bu raporun neresini onaylamışız başkanım? Ben bakıyorum, altına baktım, üstüne baktım. Benim bir yerde imzam var mı diye baktım. Müdürlükten herhangi bir personel, herhangi bir teknik eleman arkadaşımın bu iskan raporunda bir imzası var mı diye baktım. Bunu onayladık mı diye baktım, göremedim. Bunu dilekçe ekinde sunmuş. Bu raporu da Bakanlık yetkilisi meslektaşım, arkadaş nasıl bakmış da burada görmüş biz bunu onaylamışız onu da ben anlam adım yani açıkçası.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Şimdi biz burada iskan raporu falan onaylamadık başkanım. İskanla ilgili iskan raporu onaylamadık; bu aynı zamanda şu anlama geliyor: Biz burada aykırılıklara da göz yummadık. Aykırılıklara göz yummuş olsaydık bu iskan raporunun altında bizim de imzalarımız olurdu. Gözümü kapatacaktım, evra ka imzamı atacaktım. Öyle bir göz yumma yok burada. Şunu da söyleyeyim, ekrandaki fotoğraflara geleceğim. Şimdi bunlar yapı muayene raporu diyoruz. Bu bizim Boğaziçi İmar Müdürlüğü'nde tüm iskan dosyalarında son aşamada, iskan artık bütün her şey tamamlanmış dosya tekamül etmiş oluşmuş yerinde de bina tamamlanmış hani son üç beş gün önce bir hafta önce gidersin şu yapı muayene raporunu doldurursun. Şimdi burada yazar işte mimari projesine göre tetkik tesisat projesine göre tetkik yazar. Yapı vaziyet planına uygun mu? Evet hayır, uygun. Projesindeki zemin durumu uygun mu? Uygun ya da uygun değil. Kat adedi projesine uygun mu? Uygun. Kapalı ve açık çıkmalar projesine uygun mu? Uygun. Ortak mahaller projesine uygun mu? Uygun. Mimari boşluklar projesine uygun mu? Uygun. Çatı projesine uygun mu? Uygun. Kat planları projesine uygun mu? Uygun. Gözle görülen herhangi bir statik mahsur var mı? Gözle görülen yok. İskan izni olmasında mimari açıdan mahsurlu bir durum var mı? Yok.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Devam ediyoruz tesisat projesine göre tetkik yani sigorta kutusundaki kaçak akım rölesine kadar bakılır iskanda. Sıhhi tesisat projesine uygun mu? Evet. Isı yalıtım projesine uygun mu? Evet. Boru ve çatı ısı yalıtım projesine uygun mu? Hemen şeye dikkat çekiyorum Simpaş'ta yaptığım savunmada da ısı yalıtımla ilgili dilekçeyi diyordum ya başkanım ısı yalıtım projesi var yani projeye göre yerinde tamamlanması gereken bir çok önemli işlem iskan raporunda da yer alıyor başlık olarak. Boru ve çatı izolasyonu ısı yalıtım projesine uygun mu? Detaylara bakın yapı ısıtma tesisati projesine uygun mu? Yapı elektrik tesisati projesine uygun mu? Yapıda zayıf akım tesisatları projeye uygun yapılmış mı? Yapıda topraklama yapılmış mı? Yapıda varsa asansör tesisat projesine uygun yapılmış mı? Hani asansör diyoruz ya yapıda havalandırma yeterli mi? İskan izni almasında tesisat açısından bir mahsur var mı? Bütün bunlar uygun olmadan yapı kullanma izin belgesi düzenlenmez. İskan uygunluk raporu bu değil. Bu yapı denetim usulü bu raporudur yapı muayene raporudur. Bunda tesisat açısından makine mühendisi yine tesisat açısından elektrik projesi açısından elektrik mühendisi inşaat mühendisi mimarın imzaları vardır. Ben burada bu az önce örneğini verdiğim yerle ilgili doldurulmuş örnek olması açısından size sunmak istiyorum Sayın Heyet. İskana dair esastan yapılan incelemede tanzim edilmesi gereken tabi yerinde yapılan kontrol ve tetkikte tanzim edilmesi gereken form size sunduğum form.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Şimdi gelelim ekrana 50'ye az önce o ekran fotoğrafları diyecektim ki ekran 12 Sayın Başkanım ek 50'de var 50'de. Bu arada da aplikasyon krokisi dahi onaylanmamış yani aplikasyon krokisini de onaylamış ne diyor binanın projesine uygun ölçülerde olduğu ve yerinde doğru aplike edildiği o da yok yani onu da onaylamamışız iskana dair en önemli dokümanlardan da birisidir. Bulamadık sanırım ek 12, 12. Şimdi burada 2, 4, 6, 8, 10 tane fotoğraf var tabi. Şimdi bu fotoğrafta İSKİ'nin kanal bağlantı yazısının ekinde olan fotoğraflar. Tarihi ne bunların? 27 Mart 2025. Yani iskan müracaatından yaklaşık 1 ay 20 gün sonra. Bir de bunun 1 ay 20 gün öncesi var yani düşünün. Şimdi Başkanım sırasıyla; yukarıda baktığınızda daha orada iskeleler duruyor, inşaat malzemeleri yerinde duruyor. Boru bağlantıları çıplak, açıkta aynı şekilde. İSKİ gitmiş, bu fotoğrafları çekmiş. "Ben kanal bağlantımı yaptım" demiş, İSKİ de gitmiş bakıyor, işte fotoğraflamış. Menfezler hep açıkta. Havalandırma menfezlerinde kurulması gereken ekipmanlar yok. Havuz kısmı; kaplamaları, pompası, arıtması, zemin kaplı, hiçbir şey yapılmamış. Yani yaklaşık 2 ay önce diyor ki: "Ben binamı bitirdim, bana iskan ver." 2 ay sonra bina daha bu aşamada: 27 Mart 2025. Şimdi biz burada böyle bir yerde, böyle bir şantiyede tutup da "Bu adam buraya dilekçe ile müracaat etti iskana" diye iskana esas bir inceleme yapmayız Başkanım.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

İskana esas incelemeyi, o raporu tanzim etmek ve imza etmekle görevli 4 tane proje müellifi —onlar da kanunda tanımlanmış elektrik, makine, mimari ve inşaat mühendisliği— bunlar dosyasından alırlar projeleri, çekerler arşiv dosyasından. Bu projelerle birlikte az önce saydığım dokümandaki hususları tek tek A'dan Z'ye inceler.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Şimdi buna; 4708 sayılı Yapı Denetim Kanunu ve Uygulama Yönetmeliği ve Yapı Denetim Komisyonu 13 Nisan 2006 tarihli genelge 6. madde istinaden düzenlenen ve "Yapı Kullanma İzin Belgesi alınması hususundaki iş bitirme tutanağına esas raporudur" diye bir ibare var ya. Anladığım kadarıyla herhalde zaten bu iş bitirmenin tespiti. Başta iskan raporu etmeyi yapmışlar da oradan dolayı bir yanlış anlaşılma...

Yok, o şimdi şöyle; iş bitirme de zaten şu demek: İş bitti mi, sonra iş bitirme ile birlikte iskan düzenliyorsunuz zaten, aynı şey. Dolayısıyla iş bitirmeye dönük rapor ya da iskana dönük rapor ikisi aynı anlama geliyor. İş bitirmeyi verdin mi zaten iskanı da veriyorsun. İş bitirme belgesi % 100 seviyede tamamlandığına dairdir. Oradaki esas mana şu: O hak edişte, yapı denetim firması yapı denetim sisteminde —Bakanlığın sistemi ki yapı denetim firmaları da yarı resmi kuruluşlardır, Bakanlıkca akredite kuruluşlardır— % 100 iş bitirme aldığında son hak ediş dilimini o iş bitirmeye istinaden çeker. Onun için ismi "iş bitirme"dir. İsmin, hak ediş alacağına dair, yapının bittiğine dair bir evrak olduğu için öyledir. Ama o aynı zamanda iskan anlamında da yapının bittiği anlamına gelen bir dokümandır.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Yok, böyle. Başkanım, iskan raporu da yok, iskan da yok. O formlar da bizim iskana dair düzenleb ileceğimiz formlar. İş bitirme de düzenlemed ik biz. Yani herhangi bir seviye onayı da yapmadık. Şimdi dolayısıyla biz esastan bir incelemeyi ancak dışardan şantiye sahasına baktığında; "Ha bu bina bitmiş" diyeceksin. Gözle görülecek anlamında binanın bittiğini göreceksin ki 4 tane, 5 tane teknik eleman gidip orada A'dan Z'ye bütün gün, belki 2 gün üst üste gidip ölçecek, biçecek, kontrol edecek. Şimdi bu binaya bizim arkadaşlarımız niye gitsin iskanâla ilgili bir değerlendirme yapsın? Dolayısıyla bizim için burası o dilekçeyi sunmuş olabilir, o raporu da sunmuş olabilir; o yapı denetim şirketi işini iyi yapmamış. İşini iyi yapmayı bırak, görevini de kötüye kullanmış, onu da söyleyeyim. Öyle rapor verilir mi? Daha 2 ay sonra bitirdin mi? Neyi bitirdin? Sonra da aykırılıkları tespit etmişiz ve bu aşamadan bir ay sonra ben tutuklanıyorum. Yokum zaten. Şimdi biz, o gün şöyle bir değerlendirme yapmışız; yani burası kardeşim sen iskan raporunu sundun ama sen binaynı bitir. Bitir, senin daha 4 yılın var. Bir yılı geçti, sen öyle acele ediyorsun ama bu iş aceleye gelecek bir iş değil. Senin daha 4 yılın var, burası da bir inşaat şantiyesi, inşaatını tamamla.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Bu fotoğraflar, İSKİ kanal bağlantısı için İSKİ'nin gidip çektiği ve bizim de dosyamıza giren fotoğraflar. İSKİ kanal bağlantı projeleri bize gelir.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Tabii. Ya biz ekleri mümkün mertebe... Biz bir ek, şey hazırlayalım dedik. Baktık devaŜa... Yani duruşmada takip edilecek bir durum değil. Dedik mecbur bunu mesela 10 tane fotoğrafı iskan raporuyla birlikte aynı A4'e koyduk. Onlar var yani sunabiliriz bunları. Şimdi dolayısıyla bizim burada bu inşaat bitmemiş. Burası bir şantiye alanı. Burayla ilgili düzenlediğimiz bir rapor yok, bir iş bitirme yok, iskan yok, hiçbir şey yok. Aykırılıklara göz yumulmadı. Peki yerinde aykırılıklar var. Aykırılıklar ne zaman tespit edilmiş? Haziran ayında yerine gidildiğinde bir arazi çalışması tespit formu düzenlemiş 2 Haziran'da. Hani burada bakılmış, ben bu fotoğrafa baktığım zaman burada gene tamamlanması gereken birtakım hususlar daha var. Fakat arkadaşlar gitmişler bu tarihte hani önce bir durumunu bir görelim. Bu tarihte bir durumunu görmüşler, bakmışlar ki yine eksikler var.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Ne zaman gidelim? Tutanağın tutulduğu tarih. Bir saniye Başkanım. 7. ayda diye hatırlıyorum o tarihi. Evet, 16 Temmuz, evet. 16 Temmuz'da. Yani şimdi şu var ya... Diyor ki yerine gitmişler, Bakanlık da bu rapora... buna atıf... bu rapor değil, bu arazi çalışması tespit formu. Biz bu arazi çalışması tespit formlarını Sayın Başkanım size iletebilirim burada. Şimdi bu arazi çalışması tespit formları belli zamanlarda belli gerekçelerle yerine gidilip belli kontrolleri yapmak için... Mesela nerede? İşte Savcılık bize bir yazı yazdı, bunun bir iki tane örnek var. Dedi ki: "Ya yerindeki aykırılık giderildi mi?" Hemen yerine gidersin, şu yapı tespit formunu hazırlarsın. Mevcut durumu ne, ona göre Savcılığa cevap yazarsın. Ya da nedir? Şantiye şefi istifa etmiştir devam eden bir inşaatta. Seviye tespit yapman gerekir; önce yerindeki bir duruma bakarssın, seviye tespit yapmadan önce yapı tespit formu düzenlersn. Buraya da gidilmiş denmiş ki: "Ya bu adam ikinci ayda bir dilekçe verdi. Her ne kadar üçüncü ayın sonunda gidildiğinde de daha bir yığın ekiğ var idiyse de bir haziran ayında gidelim bakalım ne olmuş, bitmiş mi?" Bakmışlar, görüldüğü gibi daha havuz kısımları, daha kaplamaları, şeyleri yapılmamış. Gene de esastan inceleme yapmamışlar. Demişler ki: "Yapı gözle bakıldığında yani kabaca %95 seviyesinde tamamlandığı görülmüştür." Bu uygunluk anlamına gelmez. Sanki bunu uygunluk gibi değerlendirmiş; bu uygunluk anlamına gelen bir şey değil, bu tespit formu. Aradan demişler ki: "Biraz daha zaman geçsin." Tarihi sanırım 16 Haziran'dı değil mi başkanım? Ha, 2 Haziran. 1,5 ay daha beklemişler. Demişler ki: "Ha bu bu aşamaya geldi, temmuzda gidelim buraya." 15 Temmuz'da... 16 Temmuz'da yerine gidiyorlar. Ha bina bitmiş. Tamam. Elektrik mühendisi, makine mühendisi, mimar, inşaat mühendisi artık esastan incelemeye sıra geldi. A'dan Z'ye bakıyorlar ve görüyorlar ki... görüyorlar ki bu Bakanlık raporuna da konu olmuş; bizim yapı tatil tutanağımız sebebiyle konu olmuş, biz tutmuşuz. Bu aykırılıkları görüyorlar ve bununla ilgili arkadaşlar yapı tatil tutanağı düzenliy or. Tutanak altına alınıyor.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Peki bu tutanaktaki aykırılıklar... Şimdi bunlara gelelim. Bunlar yani bir mesele, kişiye bir alan kazandıran, menfaat sağlayan bu tarz aykırılıklar mı? Bina 40 cm küçülmüş; toplamda 20 m² küçüldüğünü düşünün. Bu inşaatın ruhsatı önümde, o zaman 2737 m² olarak düzenlemiş. 2737 m²'lik bir inşaatta yapı ömrü, yapı süresi ve yapı maliyeti ile ilgili unsurlar mevcuttur; bunlar aynı zamanda tamamiyle yapı sahibinin inisiyatifinde olan unsurlardır. Mal sahibi, "Ben binamı betonarme yapacağım ya da çelik yapacağım" diyebilir. Önemli olan şudur: Betonarme mi yapıyorsun? O zaman TS 500 standartlarına göre projeni hazırlayacaksın, 2018 Deprem Yönetmeliği'ne göre statik projelerini getireceksin. Proje müellifi imzalayacak, fenni mesulü imzalayacak; ben de gelip statik hesaplarına bakacağım ve onaylayacağım. Eğer betonarme yapmayıp çelik yaptıysan; çelik projelerini ilgili standartlara, yönetmeliğe ve mevzuata göre sunacaksın. İster betonarme sun ister çelik sun; yeter ki kendi standartlarına ve yönetmeliğine uygun olsun. Dolayısıyla buradaki durum, 5 yıllık bir süre zarfında devam eden bir şantiye sahası olduğu düşünüldüğünde; hem bu süre içerisinde yerinde düzeltileb ilecek aykırılıklar olduğu gibi aynı zamanda revizyon güçlendirme projesi sunulduğunda ruhsata bağlanabilecek türde aykırılıklardır. Tekrar söylüyorum; bunlar kişiye bir rant sağlayan, ilave alan kazandıran aykırılıklar değildir. Yani bunu para versen "Böyle yap" desen, adam yapmaz. "Binamı neden 20 m² küçülteyim?" der. Belki mücbir bir sebepten parsel sınırına yakınaşamamış olabilir; yandaki binanın temelinin altındaki toprak oyulmuştur ve yandaki yapı tehlikeye girmiştir ya da orada kıramadığı bir kaya, sert bir zemin vardır. Bu yüzden perdeyi 40 cm geriden kurmuştur ve "Kendi alanımdan feragat ediyorum" diyerek inşa etmiştir. Hemen onun revize projesini sunar ve ruhsata bağlarsın, yasal hale gelir.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Sayın Başkanım, ben mesleğe ilk başladığımda yüksek inşaatlarda şantiye şefliği yaptım; Metrocity'i yapıyorduk. Mesela kolon döküyorduk; topograf bize aksları veriyordu, ekipler de o akslara göre kolonun kalıbını ve demirini hazırlıyordu. Beton dökülip kalıbı bir söküyorduk ki kolon aksinda veya şakülünden kaymış. Bahsettiğim kolonlar 1,5 metreye 1,5 metre boyutunda, 38-40 katlı binaların kolonlarıdır. Aksında veya ölçüsünde olmadığını gördüğümüzde o kolonu kırıyorduk. Ya da kalıbın 150'ye 150 olması gerekirken 140'a 140 yapıldığını, bir hata olduğunu ve kontrollerden kaçtığını gördüğümüzde o betonu kılar, yeniden inşa ederdik. Çünkü benim ruhsatım var ve burası şantiye alanıdır; bugün betonu dökerim, yarın bir yanlışlık olduğunu görürsem düzeltirm. Dolayısıyla bu tip aykırılıklar, yerinde düzeltile bilecek durumlar olduğu gibi sunulacak bir projeyle de ruhsata bağlanab ilecek türdedir. Yani durum şöyle bir şey değil: 2700 m² inşaatın yanına, parselin ön bahçe mesafesi içerisine 1000 m² daha kaçak inşaat yaparsan o zaman adama rant sağlamış olursun. Boaz öngörünümünde 1000 m² kaçak inşaat yapılmış ve tutanağa konu olmuş böyle bir aykırılık olsa, bu suçlamanın konusu olur. Ya da bodrum, zemin, bir normal kat ve teras kattan oluşan yapının üzerine iki kat daha inşa etse; "Kardeşim, adam burada Boaz ön görünümünde 300+300 toplam 600 m² kaçak kat artırdı" derseniz bu davanın konusu olur.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Diğer aykırılık mesela diyor ki; ki bunu da Doğuş Holding, Doğuş İnşaat... Ben bu yapı ruhsatını da metrekarelerini görmeniz açısından size sunmak isterim başkanım. Şimdi Doğuş İnşaat da tutup da bunları yani gecekondu inşa eder gibi herhalde o kolonu çelikten betonarmeye dönüştürdüğünde de bir statik hesap da yapmıştır, onun şantiye mühendisi de vardır. Ama önemli olan şu tabii; böyle bir şey yapıyorsan öncesinde revizyon ruhsata bağla man lazım, gelmen lazım. Demen lazım ki "Ben bunu değiştireceğim", aha da revize proje. Kurum da onaylar, ondan sonra yerinde gider yaparsın. Zaten bundan dolayı zabıt tutulmuş, bundan dolayı tutulmuş. Öbür aykırılık da mesela, döşeme aks, bir aks aralığında, 10-11 aksları arasında döşemede 5 tane kiriş varmış da çelik kiriş, nervür, basit kirişler I profiller. Adam 8 tane atmış ya, fazlalaştırmış yani oradaki 5 kirişi 3'e düşürmemiş, 8 tane atmış. Muhtemelen ne olabilir diye düşündüm taşındım; herhalde tefrişat o proje dekorasyon ve mahaller belirlenerek onunla ilgili tefrişatları ve ekipmanları yerine koyduğunda o döşemenin üstünde belki bir ağır bir ekipman geldiğini gördü, o döşemeyi güçlendirme ihtiyacı hissetti. Onu da ondan koymuştur.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Yani dolayısıyla bu aykırılıklar yani öyle bir ranta konu edilecek, yani böyle 10 milyon dolarlık rantlara konu edilecek bir meseleler değil. Bu aykırılıklar dediğim gibi yerinde de düzeltile bilecek, projede ruhsata bağlanabilecek türde aykırılıklardır. Ve ayrıca bununla ilgili de bu aykırılıkların tespiti konusu da ancak yapı gözle görülecek şekliyle bitirildiğinde esastan yapılan incelemede görülecek aykırılıklardır. Yoksa sen tutup da o kirişi, 5 kirişi 3 tane artırdığını başka türlü anlayamazsın ki. Elinde projeyle esastan bir denetime gideceksin ki onu tespit edebilesin. O da görülmüş temmuz ayında bakmış ki bitmiş yani bu hale şekle gelmiş, orada bir inceleme yapılmış. Dolayısıyla tutanak... Benim dönemimde orası, fotoğraflarını gösterdim, daha iskeleler duruyor, inşaat malzemeleri duruyor. Öyle bir denetim yapılacak bir ortam değil. Ha, göz yumma... İskan da vermemişiz işte yani yok. Ne iş bitirme var, ne iskan var ne doldurulmuş bir size sundum yapı formu var. Dolayısıyla herhangi bir yerinde bir imzamız yok. Ya başkanım ben şöyle... Ya bir işte Çevre Şehircilik Bakanlığı raporu yani bizi nerelere getirdi. Yani bir deli bir kuyuya taş atıyor, biz de burada bir saat anlatıyoruz ki bu işin içinden çıkalım.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Ya ben de az önce söyledim, bilirkişilik yaptım. Ya bilirkişilik şu demektir, Teknik bir konuyu anlaşılır bir şekilde, yani sen mahkeme heyetine, yani bir mahkeme heyeti teknik konuyu bilmez, inşaat mühendisi değil, teknik adam değil; bir hakimin, bir savcının anlayacağı şekliyle ortaya koyman lazım. Ve sadece mevcut durumuyla değil, menfi ve müsbet yönleriyle ortaya koyman lazım ki burada yapılan aykırılık nedir, ne anlama gelir? Ben şimdi bunu size anlatmasam bu aykırılıkların tek tek ne anlama gelebileceğini, anlatmasam siz de o raporu okuduğunuzda "İşte burada aykırılıklar var" dersiniz. Ama bu aykırılıklar ne boyutta, nedir, ne anlama gelir bilemezsiniz. Ya ben rapor tutacak olsam yazarım derim ki: "Bahse konu yerde, şu ada parselde yapılan tespitte her ne kadar şu tarihli yapı tatil tutanağına konu olmuş birtakım aykırılıklar söz konusu olsa da burada bu aykırılıkların herhangi bir ilave alan kazanımına yol açan aykırılıklar olmadığı, ranta dönük süreçler olmadığı ve aynı zamanda bu aykırılıkların 2.2.2024 yılında ruhsat alıp 2.2.2029 yılına kadar ruhsat süresi içerisinde iskan aşamasına kadar şantiye alanı olduğu düşünüldüğünde iskan alana kadar bu süreç içerisinde herhangi bir zamanda bu aykırılıkların düzeltile bileceği gibi bu aykırılıklarla ilgili idareye statik, mimari projeler sunulduğunda bunlar ruhsata bağlanabilecek türde aykırılıklar" diye raporu yazacakssın vereceksin ya. Ya bunu yazmış adam atmış kuyuya bir taş, ondan sonra anlatıyoruz. Bilmiyorum anlatabildim mi Başkanım?

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Ben, meslektaşlarıma kendi özel alanımda çok kıymet veririm. Benim yanımda inşaat mühendisi olanların bir ayrıcalığı vardır. Şehir plancıları da genelde kendilerini çok tutarlar, onlar birbirlerine karşı bizden daha uç noktalarda olabiliyorlar. Ben de meslektaşlarıma karşı çok hassasım; kendi özel alanımda onlara alan açarım ancak tabii ki kamu alanın öyle bir durumum yok, yasalar neyi gerektiriyorsa odur; öyle bir imtiyaz tanıma şansım yok. Bir meslektaşımın tespitiy le ilgili bu tarz konuşmak da açıkçası beni rahatsız ediyor. Şimdi Sayın Başkanım, bu kart meselesine girmeyeceğim; burada bir sayfa yazmışım ama bununla hiçbir ala kam yok. Hüsnü Akan'ı tanımıyorum. Belki ay aküstü bir yerde "Müdürüm ben şu kişiyim" diye kendini tanıtmış, el sıkışmışızdır; belki bir çay içmişizdir ama müdürlüğe gelip gitmiş mi, bilmiyorum. Hafızamda yer alan bir sima veya isim değil. Fotoğraflarına baktım, "Yabancı gelmiyor" dedim ama tanımıyorum. Nerede, ne görüştüğümü bilmiyorum; dolayısıyla bu kişiyi tanımam. Kendisinin Doğuş'un CEO'su olduğu söyleniyor; o beni tanıyor olabilir çünkü kamuda bu durumlar olabiliyor.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Yakın lokasyonunuz var mı? Baz kayıtlarından bahsediliyor; 03 Ocak 2023 ile 31 Mayıs 2023 tarihleri arasında, yani aşağı yukarı 4-5 aylık bir sürede, farklı lokasyonlarda 0 metre mesafede 72 adet ortak baz kaydı olduğu söyleniyor.

Başkanım, o tarihlerde ortada ne yapım ruhsatı var ne de bir aykırılık var; hiçbir şey yok. 0 metre baz...

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Ben bu baz kayıtlarını avukatlarımdan rica ettim, getirdiler. Baktım; tanımadığım adamlar. 80 tane baz kaydı var; Yeşilköy'de, Orman Bölge Müdürlüğü'nde orada burada... İşin içinden çıkamadım. Tanımadığım bir adamla üst üste baz kaydı çıkmış. Muhtemelen aynı tarih aralığında baksalar, tahmin ediyorum 1 milyon kişiyle ortak bazım çıkar. Çarşıda, pazarda, metroda, AVM'de, restoranda, kafede hayatın içindeyiz; her gün birileriyle temas ediyoruz. O tarih aralığında baksalar eminim 1 milyon kişiyle bazımı bulurlar ve bunların belki 50.000'i ile de 0 metre bazımı bulurlar. Ama ben 0 metre baz verecek kadar 50.000 kişi tanımıyorum. Hüsnü Akan'a baksalar, o bir CEO; herhalde onun da 2 milyon kişiyle baz kaydı vardır. Bu 2 milyon kişinin de belki 100.000'i ile 0 metre bazı vardır. İnanın buna dair bir şey söylemek istemiyorum. Ancak şunu belirteyim; bildiğim kadarıyla Doğuş Holding Maslak'ta, bizim müdürlüğümüz de Maslak'ta, Orman Bölge Müdürlüğü'nün karşısında. O güzergâh içerisinde bu bazlar nedir, nerededir; bilmiyorum. Ben, Akatlar'da oturuyorum, Büyükdere Caddesi'ni ve Maslak hattını kullanıyorum. İş yerlerinin yakın olması veya o güzergâhı kullanmamdan dolayı baz vermiş olabilir. Şoförümün kullandığı aracın tanıtım kartı vardır ve Maslak yolunda benzin aldığı belli bir istasyon vardır; oralardan benzin alıyorduk. Beni o yol güzergâhında götürüp getiriyordu. Başka bir açıklamam yok. Çünkü ben o kişiyi tanımıyorum.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Öncelikle nasılsınız? İyi misiniz? Değerli arkadaşlar, bu sıfır metre meselesini aslında insanların sıfır metre mesafede bir araya geldiği anlamında değil de aynı bazdan baz aldığı ve bunun bir birliktelik olduğuyla ilgili teknik bilgi gelmişti, ben bunu da bilmiyorum yani size anlatmak, paylaşmak istedim. Şimdi Sayın Başkanım, eylem 47; . Kısa bir eylem. Eylemin konusu özetle Sarıyer Emirgan'daki bir yapıya güçlendirme ruhsatı düzenlenmesine ilişkin olarak menfaat temin edildiği iddiası var. Ben neyle suçlanıyorum? Ben de bu güçlendirme ruhsatını, bu talebi 'e yönlendirmekle suçlanıyorum. Fakat bakıyoruz iddianameye, şüpheliler arasında yine yok. İfadesi dahi yok, eylem örgüsü içerisinde de yok. Yani aslında olmadığı için yok yani. Fakat ben onu yönlendirmekle suçlanıyorum. Üstelik güçlendirme ruhsatı başvurusu 7 Şubat 2024. Ek 21'de bunu size sunduk, ek 51'de sunduk başvuru dilekçesini. Şimdi bu görüşmelerin yapıldığı söylenen 2023 yılında daha ortada ruhsat başvurusu yok. Dolayısıyla benim bilgim de yok yani ortada herhangi bir başvurunun olmadığı bir konuyu kime nasıl yönlendireceğim? Bir de böyle bir husus var. Dediğim gibi zaten yönlendirdiğim söylenen kişi de eylemde yok. Eylemle ilgili ifadeye dayanılıyor; ifadesi ve 'nın ifadesi. Bu ifadelere bakıldığında da dediğim gibi iki kişi arasında geçen konuşmalar ve eylemler var. İfadelerin hiçbir yerinde, hiçbir satırında, hiçbir kelimesinde benim adım yok. Bahsi geçen konuşmalardan da olaylardan da herhangi bir bilgim yok, bir dahlim de yok. Böyle bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini de bilmem mümkün değil. Takdir edersiniz bu konuyla ilgili yani bu ifadeler ve bahse konu olayla ilgili de herhangi bir değerlendirme yapma imkanım yok. Şimdi ruhsat konusuna gelirsek, verilen güçlendirme ruhsatının usulsüz olduğuyla ilgili bir tespit de yok. Zaten olması da mümkün değil. Tamamıyla yasal bir süreç takip edilmiş. Ruhsata müracaat edilmiş, projeler sunulmuş, incelenmiş, onaylanmış. Sözleşmeler, taahhütnameler, tüm evraklar tamamlanmış, harçlar yatırılmış. Ruhsat formu merkezi adres kayıt sisteminde, bakanlığın sisteminde girişi yapılmış, çıktısı alınmış, imzalanmış. Benim önüme gelmiş ekli klasörle birlikte, ben de imzalamışım. Benden sonra Genel Sekreter Yardımcısı imzalamış, onaylanmış çıkmış. Kaldı ki verilen ruhsat bir güçlendirme ruhsatı. Bir ilave alan yok, bir kat yok, emsal yok. Mevcut bir bina var; eni, boyu, yüksekliği belli. Aynı boy, aynı en, aynı yükseklik, aynı metrekare için sadece binanın güçlendirilmesi için verilmiş bir yapı ruhsatından bahsediyoruz. Yani burada hani bu rüşvet konusu olabilecek bir mesele yok ki yani mevcut binanın güçlendirilmesi konusu. Ayrıca bir de başka bir husus var. Güçlendirme ruhsatı için yapıldığı iddia edilen görüşmeler 2023 tarihi, yani 2023'ün sonları gibi, sonları ya da 2023 yılı içerisinde yapıp bitirilmiş. Ama sonrasında ilgilisi 4 Ocak 2024'te basit onarıma müracaat ediyor ve basit onarım düzenleniyor. Şimdi burada şöyle bir durum ortaya çıkıyor; yani güçlendirme ruhsatına basit onarımdan sonra 7 Şubat 2024'te müracaat etmiş. E madem böyle bir görüşmeler yapıldı ise bu görüşmelerin sonrasında niye bu kişiler basit onarıma müracaat etmiş, direkt güçlendirme ruhsatına müracaat etmemiş? Dolayısıyla hayatın akışına, mantığa da ters bir durum var. Öyle güçlendirme ruhsatını konuşuyorsanız müracaatınızı güçlendirme için yaparsınız. Basit onarım için yapılmış sonra dönülmüş güçlendirme ve benim de o tarihte bilgim olmuş; bakılmış, arkadaşlar incelemiş önümüze getirmiş biz de vermişiz. Yani bunun dışında bu eylemi böyle kısa anlatacağım başkanım çünkü başka da söyleyecek bir şeyim yok.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Bir diğer eylem. Eylem 48. Bu eylem, 'a ait bir inşaatle ilgili. Burada da bir isim değişikliği ruhsatı konusu ele alınmış. Sayın Başkanım, hakkımdaki bu iddiaya ilişkin değerlendirme kısmını okuduğumda, birbirinden çok farklı, büyük bir kısmını da ilk kez bu vesileyle öğrendiğim olayların bir şekilde bana bağlandığını ya da bağlanmaya çalışıldığını gördüm. Şimdi eyleme baktığımızda bu eylemin bazı ifadeler üzerine kurgulandığını görüyorum. Bu ifadelerin dışında da yine Çevre Şehircilik Bakanlığı'nın bir raporu var ve tüm bunların neticesinde de savcılığın yaptığı bir değerlendirme var. Tabii ben savunmamda zaman zaman ifade içeriklerine de yer vererek bunları -bu eylem için konuşuyorum- tek tek irdeleyeceğim. Ancak savunmamı sade ve anlaşılır kılmak için ifadelerin tamamını da okuyarak savunmamı da boğumak istemiyorum. Çünkü şunu söylemek zorundaymış ki; bu ifadelere göre bu eylemreki olay örgüsü, benim içinde olmadığım, içinde olduğum yönünde de bir iddia bulunmayan ve bilgimin olmadığı, hatta gerçekleşip gerçekleşmediğini dahi bilmediğim birtakum görüşmelerden ibaret. Bu görüşmelerde ben yokum. Bu ifadeleri ve Çevre Şehircilik Bakanlığı'nın da raporunu dayanak alan savcılık değerlendirmesinde de aynen şöyle söylüyor: İmar Kanunu'na göre tadilat ruhsatı olarak düzenlenmesi gerekirken isim değişikliği ruhsatı olarak düzenlendiği ve bunun karşılığında da 'la Feşhane'nin restorasyonu için protokol yapılmak suretiyle şartlı bağış alındığı ve bunun bir rüşvet eylemi olduğu iddia edilmektedir. Eylemin kısa özeti budur.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Sayın Başkanım, ben burada hiçbir bilgimin ve dahlimin olmadığı görüşme ve konuşmalara dair bir açıklama yapmanın ötesinde, Boğaziçi İmar Müdürlüğü olarak yaptığımız iş ve işlemler üzerinden ve ondan hareketle savunmamı yapmaya çalışacağım. Ama öncesinde konunun anlaşılması için 2017 yılından, yani bu yere ilk ruhsat verildiği tarihten başlayarak bugüne değin nasıl bir süreç yaşanmış, bunu da kronolojik olarak anlatmak istiyorum. Konunun evveliyatını bilmemiz bu eylemle ilgili savunmamın daha iyi anlaşılmasını sağlayacaktır. Burada bahsedilen yer Beykoz Paşabahçe'de. İlk olarak 2017 yılında otel olarak ruhsat almış, temel kazıları ve iksa perdeleri yapılarak o tarihten bugüne mevcut haliyle kalmış bir yer ve bir şantiye alanı. Uygulama imar planına bakıldığında bu parselin turizm konaklama alanında, kısmen de mesire alanında kaldığı görülmektedir. Planda, plan notlarından okuyorum; Planda turizm tesis alanı olarak ayrılan alanlarda maksimum KAKS (Kat Alanı Kat Sayısı) 0.50 ile maksimum H:11 metre (parantez en çok 3 kat) irtifa avan proje tekliflerinde İstanbul Büyüksehir Belediye Başkanlığı'nın uygun bulması ve ilgili Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonu kararı ile uygulama yapılabilir. Bu alanlarda asgari bahçe mesafesi 10 metredir. Bir parselde birden fazla yapı varsa yapılar arasındaki mesafenin tayininde ilgili Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonu yetkilidir. KAKS parsel alanının %70'i üzerinden hesaplanacaktır. Bu alanlarda 2634 sayılı Turizm Teşvik Kanunu ilgili yönetmeliğindeki fonksiyonlar için bahçe mesafeleri içinde maksimum 2 adet bodrum kat kullanılabilir şeklinde tarif edilmektedir. Şimdi Sayın Başkan, kıymetli heyet; 2017 yılında sunulan avan proje 7A, 7B, 7C, 7D, 7E, 7F, 7G, 7H, 7I, 7K, 7L, 7O1, 7O2, 7O3, 7O4, 7O5 ve 7O6 olmak üzere toplam 17 bloktan ibaret iken; müdürlükce plan ve planlı alanlar tip imar yönetmeliği çerçevesinde birlikte değerlendirilerek -2017 ilk verilen ruhsatı konuşuyoruz- değerlendirilerek 7G ve 7H blokları projenin vaziyet planında çarpılanarak iptal edilmiş ve kalan 15 blok için 07.09.2017 tarihinde 52 sayılı yapı ruhsatı düzenlemiştir.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Şimdi bu ruhsattan sonra nasıl bir süreç izlenmiş bu parsel ile ilgili? Rica etsem görsel 13'ü yansıtabilir miyiz? Evet... Şimdi bu biraz karmaşık bir kronoloji. Bu kronoloji ama meselenin özde nasıl bir süreçle ilerlediğini bize anlatması açısından karmaşık da olsa, benim için buradan anlatması zor da olsa anlatacağım. Şimdi ekranın sol tarafında yapılan müracaatlar, talepler var yani sayfanın sol tarafında. Sağ tarafında ise müracaatların sonuçları var. Yani ruhsat talebi reddedildiyse o var, düzenlendiyse o var. Şimdi ilk olarak 2017'de ilk ruhsat düzenlemiş; 07.09.2017. Şimdi ilk ruhsat düzenlündükten sonra yaklaşık iki ay sonra; 14.11.2017. Ya ruhsatı almış, cebine koymuş, aradan iki ay geçmiş; 7G ve 7H blokları için bir tadilat ruhsatına müracaat etmiş. Bu tadilat talebi 1 ay 10 gün sonra, 25.12.2017'de reddedilmiş. Bu sefer 2. tadilat talebinde bulunulmuş. Ne zaman? Bu tadilat reddedildikten 1 ay sonra, hatta 1 ay bile yok; 19.01.2018'de. Şimdi bu tadilat talebinde bulunduktan sonra aradan 2 ay geçmiş. Bu tadilat içeride beklemeye devam ediyor. Bu sefer 26 Mart 2018'de müteahhit ve şantiye şefi değişikliği için talepte bulunulmuş. İsim değişikliği talebinde bulunulmuş. Bu tadilat içerideyken, yani bu iki tadilat ve isim değişikliği müracaatı varken, 2. isim değişikliği talebinde bulunulmuş. Ne zaman? İlk isim değişikliği talebinden 7 ay sonra, 03.10.2018 tarihinde. Bu sefer ayırmış, sadece müteahhit için isim değişikliği talebinde bulunmuş. İlkinde hem müteahhit hem şantiye şefiydi; şimdi sadece müteahhit demiş. Bu talebe istinaden, sağ tarafta görülüyor, 26 Mart 2018 tarihindeki ilk isim değişikliği talebi kapatılmış. Bu arada 2. tadilat talebi içeride, revize edilmiş isim değişikliği talebi içeride; bir de 3. bir tadilat talebi sunulmuş. Aynı isim değişikliği talebiyle aynı tarihte, 03.10.2018 tarihinde diyor ki o talepte: '19 Ocak 2018 tarihli 2. tadilat ruhsatı talebimde revizyon yaptım.' Bu talebe istinaden de 19 Ocak 2018 tarihli tadilat değişikliği talebi kapatılıyor. Şimdi elimizde ne kaldı? 3. tadilat talebi kaldı, bir de isim değişikliği. İsim değişikliği ile ilgili 05.11.2018'de 951 sayı ile isim değişikliği ruhsatı düzenleniyor. İsim değişikliği işi bitti, kapandı o iş müteahhit açısından. Bu 3. tadilat talebi içerideyken Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'ne yazı yazılıyor. Ne zaman? 09.11.2018 tarihinde müdürlük yazıyor. Diyor ki: '7G ve 7H blokların ilavesi konusu yeri değiştirilerek Boğaziçi İmar Müdürlüğü tarafından uygun bulunduğundan hareketle Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'ndan kararı soruluyor.' 3. tadilat talebine istinaden. Hani az önce plan notlarını okudum; sunulacak avan projeye istinaden Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın Tabiat Varlıklarını Koruma Komisyonu görüşü üzerinden ruhsat verileceği tarif edilmişti ya, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'na yazmışlar. Şimdi bu yazının sonucu bekleniyor, tadilat talebi gene açıkta bekliyor. Bu sefer vatandaş 3. isim değişikliği talebinde bulunuyor; 25 Şubat 2019'da. İçeride 3. tadilat bekliyor, aradan 4 ay geçmiş, 3. isim değişikliği talebinde bulunuyor. Daha önce müteahhit için ne zaman düzenlenmemişti? 05.11'de. O talepten 3,5 ay sonra, 25.02.2019'da bu sefer diyor ki: 'Şantiye şefini de değiştirmek istiyorum.' Şimdi bakıyorsunuz; ilk talepte yapı müteahhidi ile şantiye şefini aynı anda sunmuştu ya, onları bölmüş, aynı isimler. Müteahhidi ayrı almış, vermiş müdürlüğe. Şimdi o ayırdığı şantiye şefini de ayrı müracaat ediyor. Bu şantiye şefi değişikliği ile ilgili de 17 Mayıs 2019'da, yani müracaattan 3 ay sonra, 39 sayılı 2. isim değişikliği ruhsatı düzenleniyor. Şantiye şefi ile birlikte yapı denetçileri; inşaat, elektrik ve makine da değişiyor. İsim değişikliğini de yaptı, ikincisini de yaptı. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'ndan yazı bekleniyordu, şimdi yazı geliyor. Ne zaman? 20.06.2019'da Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın yazısı geliyor. Bakanlık reddediyor. Diyor ki: '13.06.2017 tarihli komisyon kararı çerçevesinde —yani ilk ruhsattan önce aldığı komisyon kararına atıfta bulunuyor— sunulması halinde değerlendirilebilecektir.' Yani reddediyor. Bu yazı üzerine 03.10.2018 tarihli 3. tadilat talebi olumsuz sonuçlanmış oluyor. Aradan 2,5 ay bile geçmeden 4. tadilat talebinde bulunuluyor; 04.09.2019'da. O tadilat talebi de benden önceki Boğaziçi İmar Müdürlüğü döneminde, 10.07.2020 tarihinde, yani yaklaşık 10 ay sonra reddediliyor. Gerekçesi ne? 'Plan notları ve yönetmelik çerçevesinde düzenlenerek iletilmesi halinde talebiniz değerlendirilebilecektir' deniyor. Yani burada emsal, KAKS ve bloklar arasındaki mesafe ile bahçe mesafeleriyle ilgili birtakum hususların olduğunu ortaya koyuyor; mevzuata uygun bulunmuyor.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Bu sefer 5. tadilat talebinde bulunuyor. Bir sene… Bu sefer biraz arayı açtı. Bir sene üç ay gibi. 19.02.2021 tarihi itibarıyla arayı açınca da benim zamanıma geldi, benim dönemine. Bu sunulan 5. tadilat talebi 4.10.2021 tarihinde reddediliyor. Biz reddediyoruz; yani benim müdür olduğum Boğaziçi İmar Müdürlüğü. Tadilat projesindeki emsal harici alanların, ruhsattaki ruhsat eki projedeki emsal harici alanları aştığı tespit edilmiştir denilerek reddedildi. Sonra bu iddianameye konu olan 4. isim değişikliği talebi geliyor. O da 2 Ocak 2024 tarihli şantiye şefi değişikliği. Bu talebe istinaden inceliyoruz, bakıyoruz. Yapı denetim sisteminden baktığımızda görüyoruz ki şantiye şefi değişikliği talebi var ama yapı denetçilerinin de değişmesi gerekiyor. Yani 2 tane de yapı denetçisi kırmızı görünüyor tabloda bakıldığında. Yapı denetim sistemi vardır; burada bakanlığın sistemidir, başka. Orada da bakıldığında diyor ki, 2 tane kişiye daha değişmesi lazım. Dilekçe sadece şantiye şefi ile ilgili. Fakat şantiye şefi sözleşmesi de yok ekte. Üçüncü ayda bir yazı yazıyoruz. Önce yerine bir gidiliyor, inşaatın durumu tespit altına alınıyor, ne aşamada olduğu görülüyor. Sonra 3. ayda bir yazı yazıyoruz. Diyoruz ki: 'Bu müracaatınızla ilgili düzeltmeleri, eksikleri yapın. Tekrar müracaat edin.' Bunun üzerine de 5. isim değişikliği talebi yapılıyor. O da 16 Mayıs 2024 tarihinde yapılıyor. Burada bu sefer o şantiye şefi ve yapı denetçileri ile ilgili, hatta evrak kayıt var mı nüfus 48'de var mesela. Denetçiye ait yerleşim yeri belgesi kuruma sunuluyor. Şöyle bir yerleşim kayıt belgesi. Bu barkodlu bir belgedir. Düzenleme tarihi de 26.02.2024'tür. Ben bunu isterseniz heyetinize sunarım. Bir de şunu da sunayım. Kusura bakma yın. Ha var değil mi? Ha tamam doğru Başkanım. Şimdi bu evraklar görüleceği üzere 26 şubat'ta zaten sistemden çkartılmış, ilk dilekçe tarihinden sonra. Dolayısıyla ikinci dilekçe eki ile birlikte bunlar tamamlanıyor Sayın Başkan. Ve 30 Mayıs 2024 tarihinde 27 sayılı 3. isim değişikliği ruhsatı düzenleniyor. Sonra 6. tadilat talebi sunuluyor içeriye. İsim değişikliği ruhsatını aldı, cebine koydu. 6. tadilat talebi 18 Mart 2025'te, tadilat talebi içeride değerlendiri l i rken ben tutuklanıyorum, bir ay sonra falan. Bu tadilat talebi de incelemeye devam ediyor arkadaşlarımız. 16 Haziran 2025 tarihinde reddediliyor; yine sanırım benzer gerekçelerle, emsal vesaire alanlarla ilgili. Şimdi az önce sıraladığım tarih kronolojisine baktığımızda görüldüğü üzere takip edilmesi çok zor bir süreç. Kısa aralıklarla birbirini takip eden müracaatların olduğu bu süreçte defaatle tam 6 kez tadilat ruhsatına başvurulmuş olduğu. Bunlardan birinde talebinden vazgeçip revize etmiş oldu. Diğerlerinin kimi kez bakanlıkca, kimi kez de İBB'ce emsal alan ve ilave inşaat sebebiyle reddedilmiş olduğu; 5 kez isim değişikliğine müracaat etmiş olduğu, kimi kez taleplerinde değişiklik yaptığı ve 3 kez de isim değişikliği ruhsatı düzenlendiği görülmektedir. Tüm bu taleplerin iç içe geçen süreçlerle ilerlediği; kimi kez hem isim değişikliği hem tadilat ruhsatına aynı anda müracaat edildiği, içeride incelenmekte olan tadilat talepleri varken isim değişikliği, isim değişikliği süreci ilerlerken de tadilata müracaat edilmiş olduğunu görüyoruz.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Sayın Başkanım, bunları niçin anlattım? Yapı sahipleri açısından esas motivasyonu ortaya koymak için anlattım. Bu kaotik süreçte baktığımızda özellikle göze çarpan bir husus var. Burada ısrarla devam eden bir tadilat talebi var. Çünkü ilgilisine kazanç sağlayacak olan bu. Projede tadilat yaparak inşaat alanını artırmak, iptal edilen blokları tekrar projeye işlemek; kimi kez o bloklarla ilgili, kimi kez başka alanlarla ilgili müracaatlar var. Tekrardan işlemek, satılabilir veya kiralanabilir alanları artırmak... Tabii bunlar, bu sürece baktığınızda hani Boğaziçi İmar Müdürlüğü'nün bir işi zor olsa; yani biraz mübalaa ediyorum tabii ama ancak böyle bir talep durumu söz konusu. Vatandaş müracaat eder, yasal ve haklı olmak koşuluyla da karşılanabilir. Ama burada plandaki yapılaşma koşulları ve mevcut yönetmelikler çerçevesinde değerlendirildığinde hem farklı dönemlerdeki İBB yönetimlerince, İmar Müdürlüklerince, Boğaziçi İmar Müdürlüklerince hem de Çevre Şehircilik Bakanlığı'nca da uygun bulunmamış. Benim müdürlük dönemimde de bir kez benim dönemine denk gelmiş. 2021 yılında tadilata müracaat edilmiş, aynı emsal fazlalıkları gerekçesiyle reddedilmiş. Dolayısıyla burada eğer bir haksız kazançı, bir rantı, bir ilave inşaat alanını konuşuyorsak ben burada kimseye haksız kazanç sağlayacak hiçbir yasal sürecin içerisinde olmadım. Burada düzenlenen ruhsat, prosedürel zorunluluktan kaynaklı müellifi, şantiye şefinin, yapı müteahhidinin mübir sebeplerle istifa etmesi, ölüm vefat gibi ya da görevden alma gibi görevden azli birtakum sebeplerle kaynaklı olarak değiştirilen yapı ruhsatları, metrekareleri aynı. Şimdi ben bu dosyanın detaylarını savunmam için çalıştım. Olabildiğince çalışmaya çalıştım yani ulaşabildiğim detaylar ölçüsünde. Tabii ki ben bu boyutuyla meseleyi dosyanın bütününden 2017'den bugüne bilmem mümkün değil hani Boğaziçi İmar Müdürü olarak. Bu detayları çalıştıkça bu önüme geldi bu mesele. Gördüm ki müdürlükteki arkadaşlar bu sürecin karmaşıklığını da dikkate alarak gerekli incelemeleri yapmışlar. Zaten Boğaziçi İmar Müdürlüğü'nün işleyışini anlatırken belirttiğim gibi dosya benim önüme geldiğinde tamamlanmış bir dosya halinde geliyor, önceki süreçlerini hangi işlemin hangi zamanda yapıldığı gibi hususlar da benim bilmem mümkün değil. Ancak bu süreçte de yine az önce bahsettiğim şekilde, arkadaşlarımın titizlenmesini gerektirecek süreçler yaşanmıştır. İşte az önce bahsettiğim kronoloji 2017'den son müracaatına kadar olan kronoloji. Fakat son müracaatında da işte Ocak 2024'teki müracaatında da o titizlenmesi gereken süreçler devam etmiş. Şantiye şefi diyorsunuz, bakıyorsunuz fenni mesul evrakları yok, şantiye şefi sözleşmesi yok dilekçe eki. Dolayısıyla bu müracaat açısından titizlikle incelenmesi gereken bir dosya haline gelmiş. Kaldı ki bir de neyi konuşuyoruz burada? O tarihte, müracaat tarihinde 2024'te bu son isim değişikliği müracaatı ile ilgili, 7 yıldır hafriyat aşamasında olan yani temel kazısı yapılmış, iksa perdeleri yapılmış bir temel çukuru. İnşai faaliyet olmayan bir şantiye alanından bahsediyoruz. Hani inşaat devam ediyor da işte imalat gecikiyor. Ruhsat verilmedi işte çöküntü, normal bir şantiye şefi değişikliğinde seviye tespiti yapıp yapıyı durdurmanız, yeni şantiye şefi atanana kadar faaliyete izin vermemeniz gerekir ve bununla ilgili tebliğleri yaparsınız. Dolayısıyla ya burada zaten inşaat yok ortada, bir temel çukuru var. Az evvel izah ettiğim gibi art arda yapılan ki birbirini ısrarlı şekilde takip eden, kimisi bir öncekin i anlamsız kılan taleplerin yapıldığı dediğim gibi bir dosya. Bizim için her başvuru yönünden dikkatlice incelenmesi gereken bir dosyadır. İlgili arkadaşlarımız da bu doğrultuda titizlikle incelemiş, talep haklı ve yasal bir talep mi, evrakları tamamlanmış mı diye dosyayı önüne alıp değerlendirmiş ve nihayetinde de isim değişikliği ruhsatını düzenlemiş. Düzenlemişiz. Peki nasıl bir süreç izlenmiş, az önce de kronolojide de bahsettim ama burada da söyleyeyim tekrar. İlgilisi tarafından 2 Ocak 2024 tarihinde ruhsat talep dilekçesi sunulmuş. 18 Ocak 2024 tarihinde kurumumuz tarafından yerinde tespit yapılmış ek 53. 6 Mart 2024 tarihinde ilgilisine yazı yazılmış bu eksiklerle ilgili ve ruhsat bürosuna müracaat et demişiz ek 54. İlgilisi de bu eksikleri tamamlayarak 16 Mayıs 2024 tarihinde dilekçe ve eklerini sunarak bu isim değişikliği talebini yinelemiş. Az önce ismi de geçti Hüseyin İbrahimoğlu, Yavuz Alioğlu yapı denetçileri ve şantiye şefi. 17 Mayıs, yani dilekçeyi 16 Mayıs'ta vermişti, 17 Mayıs 2025 tarihinde ise ilgilisi harcını yatırmış. Kurumumuz tarafından da 30 Mayıs 2024 tarihinde de isim değişikliği ruhsatı düzenleniştir.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

İsim değişikliği ruhsatına gelecek olursak Başkanım; iddianamede bakanlık, bakanlık raporuna yer verilmiş. Orada diyor ki: 'Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği uyarınca ruhsat verildiği tarihten itibaren 2 yıl içinde inşaata başlanması ve 5 yıl içinde inşaatın tamamlanması zorunludur. Mevcut durum değişikliğiyle düzenlenen ruhsatta 5 yıllık sürenin aşıldığı tespit edilmiş olup bu kapsamda yeni ruhsatlandırma işleminin isim değişikliği yerine İmar Kanunu'na göre tadilat ruhsatı olarak düzenlenmesi gerekmektedir.' Bir kere bu Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliği'nden önce zaten İmar Kanunu'nun 29. maddesinde tarif edilmiş. Doğru; ruhsat süresi 5 yıldır, 2 yıl içerisinde inşaatın başlanması gerekir, başlanmadığı takdirde ruhsat hüksüz hale gelir, başlandığı takdirde ruhsatın süresi de 5 yıldır. Burada şu da doğru: İsim değişikliği işleminin, ruhsatın ruhsat süresi içerisinde verilmesi gerektiği de doğru. Ancak burada göz ardı edilen bir husus var. Şimdi ruhsatın hükmüz hale geldiği 18 Mayıs 2024 tarihinden önce; yani 2 Ocak 2024 ve 16 Mayıs 2024 tarihlerinde, yani ruhsat süresi içerisinde, ruhsat süresi henyz dolmamışken ilgilisinin müracaatları mevcut. Ve bu müracaatlar isim değişikliği müracaatı, bir tadilat ruhsatı müracaatı değil. Yine ilgilisince ruhsat ve ruhsatla ilgili harçlar da 17 Mayıs, ertesi gün, dilekçenin ertesi günü 17 Mayıs 2024 tarihinde; yani süresi içerisinde yatırılmış. Kamu idarelerinde, idari işlemle ilgili süresi içerisinde müracaat yapılmış ve süresi içerisinde harçları ödenmisse o işlem, idari işlem, harçların ödendiği gün itibarıyla tesis edilmiş kabul edilir. Bu, müracaat sahibinin müktesep hakkıdır ve idarenin mübir sebeplerle ya da herhangi bir sebeple imza sirkülasyonu, evrak kayda oluşabilecek birtakum aksamalar ve gecikmeler bu süreyi geçirmiş olsa da idare kaynaklı olarak, bu hakkı ortadan kaldırmaz. Dediğim gibi, idari işlemin en temel unsuru o işlemle ilgili yatırılmış, süresinde yatırılmış olan harçtır. Ayrıca yapı ruhsat formu Çevre Şehircilik Bakanlığı'nın online sistemi olan Merkezi Adres Kayıt Sistemi (MAKS) üzerinden doldurulur ve düzenlenir. Merkezi Adres Kayıt Sistemi çok hassas bir şekilde giriş yapılabilen, orada eksik bir unsur, yasaya mevzuata aykırı bir unsur olduğunda sistem üzerinden işlem yapamayacağın şekilde kodlanmış bir sistemdir. Dolayısıyla bu yapı ruhsatı, arkasında harç tarihleri de yazar, bununla ilgili bir problem olmuş olsaydı bunu zaten MAKS sistemi üzerinden yazmak mümkün olmazdı. Çevre Şehircilik Bakanlığı'nın sistemi buna müsamaha etmezdi. Ve burada isim değişikliği ruhsatı vermesini de engellerdi. Demek ki bir sorun yokmuş ki bu sistemden de verilebilmiş. Ki zaten çok açık bir husustur yani harç ve müracaat konusu. Şimdi biz süresi içerisinde yapılmış bir isim değişikliği ruhsatı varken, harçları yatırılmışken, ruhsat formu sisteme, MAKS'a girilmişken hangi talebe ve o talebin ekinde olması gereken projeye istinaden tadilat projesine göre tadilat projesi verebilirdik, ruhsatı verebilirdik? Yani ortada bir tadilat talebi mi var? Ortada o tadilat talebine ilişkin ekte sunulmuş bir tadilat projesi mi var? Neye göre düzenliyeceğiz tadilat ruhsatını? Diyor ki bakanlık: 'Tadilat ruhsatı vermeliydi.' Ya adam isim değişikliğine müracaat etmiş. Tamamıyla hatalı bir değerlendirme yapmış bu yönüyle. İsim değişikliği ruhsatı talebi varken isim değişikliği ruhsatı düzenlersini z, tadilat ruhsatı düzenliyemezsiniz. Dolayısıyla tekrar vurgulayayım; süresi içinde müracaatı yapılmış, harcı yatırılmış, sisteme girişi yapılmış olan ruhsat mevzuata uygun ve geçerlidir. Ayrıca isim değişikliği ruhsatı yapı sahibi, yapı müteahhidi, şantiye şefi, fenni mesuller, yapı denetçileri açısından istifa, sözleşme feshi, vefat ve başka mübir sebeple ihtiyaç oldukça düzenlenir ve bununla ilgili de bir kısıt içermez. Sonsuz kere düzenlersini z. Sonsuz kere düzenlersiin; öyle ya, adam öldü, 'senin hakkın bitti, ben düzenliyemiyorum' mu diyeceksin? Olmaz öyle bir şey. Şantiye şefi istifa etti; 'Yok, istifa edemezsin, sen çalışmaya devam et, ben ruhsat veremem' diyemezsin. Yani bu, belli bir sınırlama da içermeyen bir ruhsat türü. İnşaatın projesinde, metrekaresinde herhangi bir değişikliğe yol açmayan basit ve prosedürel bir ruhsattan bahsediyoruz. Bu ruhsatın düzenlenmesi sonucunda ne yeni bir proje onaylanmıştır; onaylanmış tek bir proje vardır dosyasında, 2017 yılında verilen ilk ruhsat ekindeki onaylanmış projedir. Onun dışında bir proje onayı yoktur. Ve herhangi bir inşaat alanı, ilave alan da söz konusu değil. Herhangi bir ilave blok, 7G, H falan vesaire böyle bir şey söz konusu değildir. Ek 56'da biraz okunmuyor gibi ama ben buradan size metrekareleri telaffuz edeyim: 2017 yılında düzenlenen ilk ruhsatlarda da inşaat metrekaresi 62.859,56 metrekaredir; son düzenlenen ruhsatlarda da 62.859,56 metrekaredir. Küsürатına kadar aynı. Çünkü proje aynı; kat sayısı, taban oturumu, yapı sınıfı bunlar hepsi birebir aynı.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Evet, başlangıçta. Arada ruhsat var Başkanım.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Şeyde var ya; 2019'da şantiye isim değişikliği düzenleniyor ya. 17.05.2019'da bu ikinci isim değişikliği talebine istinaden ruhsat düzenleniyor. Orada ara bir ruhsat var. Kronolojide de gösterdiğim şu oldu.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Peki bu sonra bu isim değişikliği yapmasıyla tadilat ruhsatı talep etme meselesi arasında şey olarak mı fark var? Harçlar olarak mı fark var?

Şöyle Başkanım: Tadilatta eğer metrekare değişiyorsa var. Ama projede değişiklik yoksa teknik eleman harcı alırsın, inceleme bedeli. Harçları İmar Kanunu'nun 3. maddesine göre alınan harçlar vardır; altyapı vesaire ile ilgili. Onlar zaten iki sefer alınmaz. İstersen 10 tane ruhsat düzzenle; onu çünkü bir sefer almışsın. İdare bir sefer alabilir. Yol, kanal, drenajla ilgili harçlar.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Başkanım olur bu yani. Yok olur yani bu; bunda biraz farklı bir durum var. Yani şöyle, talepler anlamsız. Az önce bahsettim; şimdi bir talep sunuyor, hem şantiye şefini hem müteahhitini sunuyor. İsimlerine de baktım. Şundan olabilir mi? Bilmiyorum yani o acaba içeride bir talebimiz olsun o arada tadilata müracaat edip işte onu belki tadilata alırım

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Yok. Yok. Kullanılacak bir şey yok. Yok. Şimdi hangi gerekçeler... Zaten bizim de titizlenmemiz bundan kaynaklı yani. Devam edeyim mi Başkanım?

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

İddia makamı da bu türdün rutin bir ruhsat işleminin rüşvet eylemine gerekçe teşkil etmeyeceğine kanaat getirmiş olacak ki sormış İBB'nin tüm birimlerine. Demiş ki: 'Torunlar Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş. ile Torunlar Enerji Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin ve bunlara bağlı ya da bunların bağlı olduğu şirketler hakkında İBB tarafından uygulanan idari bir yaptırım, idari ceza ya da başkaca herhangi bir işlem uygulanıp uygulanmadığını, uygulandıysa bu bağış protokolünden sonrasındaki süreçte bu uygulanan yaptırımın geri alınıp alınmadığını, yenilenen ya da iptal edilen herhangi bir ruhsat taleplerinin olup olmadığını' Emniyet Müdürlüğü vasıtasıyla sormış. Biz bunu eklemedik sanırım, değil mi? Başkanım, yazılı savunmamıza ekleriz. Savcılık makamı tabii haklı olarak bakmıyor. Demiş ki metrekareye bakmış: 'Bu aynı metrekare, aynı ruhsat, isim değişikliği. E tamam. Burada başka bir talep mi var? Yani bir ceza mı? Kaldırılan bir ceza mı? İptal edilen başka bir şey mi?' sormış. Boğaziçi İmar Müdürlüğü bu yazıya cevap vermiş, demiş ki: 'Yok.' Yani biz uyguladığımız sonra geri aldığımız bir müeyy ide yok. Üçüncü aydaki o tadilat talebinden bahsediyor ve o arada da savcılık sorduğu esnasında incelemeleri devam ediyor ve herhangi bir iptal de yok. Bu şekilde bir cevap veriyor. Bizde de bu şirketlerle ilgili böyle bir sorun yok, öyle söyleyeyim. Kastetediği şey şu: Ruhsatı verdin de iptal edersin mesela. Şimdi o nerelerde olmuş, ne olmuş? Ondan da bahsedeceğim. Ona benzer birtakum süreçler var. Şimdi bu cevabı yazıya ben iddianamede de rastlayamadım. Yok. Eklerde tesadüfen buldum o bilgisayar odasında, cezaevinde çalışırken. Tesadüfen dikkatimi çekti, 'Allah Allah' dedim. Böyle bir yazı var. Başka bir 2 birime de yazdığı yazıları da tesadüfen bulma şansım oldu. Tesadüfen diyorum hiçbir çizelgesi yok, bir indeks yok. Allah karşımıza çıkardı. Şimdi bir de bizim Çevre Koruma'nın sanırım yine benzer bir yazısı var. Diğer birimleri bilmiyorum Sayın Başkanım, şimdi bu konu böyle.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Şimdi eylemle ilgili iddianamedeki ifadelere özetle bakalım. Ne diyor? 'un ifadesinde isim değişikliği talebini 'na bizzat ilettiğini söylüyor. Sonrasında ile görütüğünü söylüyor. Çalışan Metin Karakoç, kendisini 'in aradığını ve onunla görütüğünü söylüyor. etkin pişmanlık ifadesinde, 'nun bu konuyu kendisine sorduğunu, sonra kendisiyle görütüğünü söylüyor. Yani , ile görüşmüş, da 'e sormış; buradaki ifadelerden yola çıkarak sormış diyorum. Sonra kendisi de ile görüşmüş. Ama savcılık, buradaki görüşme aksı ortadayken, olayların taraflarının açık beyanlarıyla ortadayken, bunların aksıne 'un isim değişikliği ruhsatı için başvuruyu benim 'na ilettiğime kanaat getirmiş. Öyle ifade ediyor iddianamede. Ben bir isim değişikliği ruhsatını 'yla görüşecek olduktan sonra ben o Boğaziçi İmar Müdürlüğü'nü yapmam Sayın Başkanım. Bize her gün isim değişikliği talebi de geliyor, başka tadilat talepleri de geliyor. Zabat tutuyoruz, işlem yapıyoruz, Bakanlığa, savcılığa suç duyurusunda bulunuyoruz. Bu isim değişikliğini sormak demek her yaptığın işi sormak demek. Herhalde savcılık tarafından 'un başvuruyu Boğaziçi İmar Müdürlüğü'nde bekletildiği şeklindeki iddiasna itibar edilmiş ve bu süre içerisinde benim konuyu 'na aktardığımı varsaymış. Ben ile bu konuyu 1 kez bile görüşmedim Sayın Başkan. Savcılığın iddiası da kendi içinde çelişki barındırıyor. Cezalandırılmamın istendiği kısımda 'e yönlendirilmekten cezalandırılmam istenmiş. Buna dair de bir dayanak yok, yönlendirdiğimle ilgili bir şey yok. Okudum, 1 daha okudum, 1 daha okudum, 1 daha okudum; yok. Dolayısıyla bu varsayıma dayalı şekilde varılan sonuç, olayın taraflarının açık beyanlarına tamamen aykırı olduğu gibi müdürlüğümüzün işlem dosyasına da uygun değil Sayın Başkanım. Buradaki süreçler var, bekletilme vesaire böyle bir şey yok ki. Yok yani. Kişiden kaynaklı bekleme var, doğru. Bizimle ilgili bir şey değil. Buradaki yapının durumunu size tek tek izah ettim. , etkin pişmanlık ifadesinde ruhsata aykırılıktan ve Boğaziçi İmar Müdürlüğü tarafından isim değişikliği ruhsat talebine dair ret kararı verildiğinden bahsediyor. Ama gerçekle ilgisi yok. Az önce açıkladığım gibi isim değişikliğine ilişkin ret kararı verilmemiş. Vermişiz yani. Projeye aykırılık nereden çıkmış? Kaldı ki şunu da söyleyeyim Başkanım; diyelim ki isim değişikliği ruhsatını süresi içinde vermedi. Bunda ölüm yok yani. Vermediysen adam zaten 2017'de onaylanmış projesi var. Yeni bir dilekçe verir. Bu sefer yeniden ruhsat almak için dilekçe. O projeyi de ekinde sunan ruhsatını verirsin. Harç, isim değişikliği harcından biraz daha fazla tutar belki ama 10 milyon dolar tutmaz yani. 300-500 bin lira tutar, 1 milyon tutar, 5 milyon TL tutar diyelim. Tutmaz yani. Onu demek istiyorum; hadi diyelim ki süre de geçti (ama geçmedi) ama vermedi. Vermesen çaresi gene var yani. Adamın elinde projesi var. Ya ben senin projen kabul etmiyorum mu diyeceksin? Boğaziçi İmar Müdürlüğü, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'na göndermiş bu projeyi. Bakanlığın kaşesi var, onaylamış. Hiç sanki 2017'de yaptığı gibi hiç ruhsatı yokmuş gibi gelir, Boğaziçi İmar Müdürlüğü'nden ruhsatını alır gider.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Ruhsat iptali meselelerine gelmek istiyorum. Hani diyor ya şimdi bu söyleyeçeğim, 'un çalışanı olan Metin Karakoç ifadesinde ruhsatlarımız iptal olacak diye korktuk demiş. Ve şöyle demiş, 'Daha önce yapmış olduğumuz inşaatlara ilişkin belediye tarafından zor durumda bırakıldığımız için bu sefer hususu enine boyuna değerlendirdik. Bu zor durumda bırakılma olaylarına örnek verecek olursam önceki yaptığımız inşaat işlerinde ruhsat iptali gibi işlerle karşılaştığımız için gelecekte de böyle bir şey yaşamamak adına yönetim olarak bir karar aldık. Bu karara göre şirketimizin kurulduğu yer olan Feşhane'nin restorasyon ve bakımı için kullanılmak üzere 250 milyon TL şartlı bağış yapmaya karar verdik. Bu bağış da İBB Meclisi'nde kabul edildi ve ödemeleri yapıldı.' Bu ifadeler, Torunlar İnşaat'ın ruhsatlarının sanki Boğaziçi İmar Müdürlüğü tarafından sürekli haksız yere iptal edilip olmasını bekleriz değil mi? Dediğim gibi iptal edilen tek bir ruhsat yok Boğaziçi İmar Müdürlüğü'nde. Ben gene iddianame eklerini incelerken tesadüfen bir takım mahkeme kararları gördüm. Bir iptal vesaire ruhsatlara karşı açılmış davalar var. Bunları sırasıyla okuyayım: İstanbul 13. İdare Mahkemesi 2022'ye 491 esas, 2022'ye 1156 karar ve 16.09.2022 tarihli karar. Dava konusu açıklanan nedenlerle dava konusu işlemin iptaline, aşağıda dökümü yapılan 325 vesaire bin TL'nin şöyle bırakılmasına... Yine İstanbul 13. İdaresi'nin başka bir kararı; uyuşmazlık konusu binaya verilen 2016 tarihli işte şu numaralı yapı ruhsatı vesaire Eyüpsultan... Bu nedir? Bu Beşinci Levent Torunlar İnşaat'ın yaptığı Beşinci Levent projesi. Eyüpsultan Belediye Başkanlığı sınırları içerisinde. Yine İstanbul 13. İdare Mahkemesi'nin 2022'ye 579 esas sayılı ve 2022 tarihli bir kararı var. 484 esas 16.09.2022 tarihli kararı var 13. İdare'nin yine. Yine 13. İdare'nin 2022'ye 520 esas 16.09 tarihli başka bir kararı var. Şimdi burada bakıldığında ben tabii karar içeriklerine hani kısa kısa şeyler var, bilgiler var. Eyüp mesela ruhsatın iptali yönünde bir tanesinde ne demiş? Numaralı yenileme yapı ruhsatının iptali yönünde Eyüpsultan Belediye Başkanlığı'na süre verilmesine ilişkin olarak herhangi bir işlem tesis edildiği görülmemiş, tarih ara kararıyla tespit edilen eksikliğe aykırı Çevre Belediyesi'ne bildirilmesi gerektiği için süre verilip verilmediği sorularak buna ilişkin yazının örneğinin istenmesine rağmen diye devam ediyor. Şimdi bu davaları kim açmış? Bilemiyorum yani şikayétçi birileri olabilir yani odalar olabilir, şehir placıları odası, kurumlar olabilir. İBB İmar Daire Başkanlığı o dönemlerde açmış olabilir, Eyüpsultan Belediyesi açmış olabilir, bilemiyorum. Dolayısıyla bu ruhsatlar daha da devam ediyor, burada bir sürü daha mahkeme kararı var. Bunların hepsi, bunların hepsi 'un Eyüp'teki inşaatları ile ilgili. Tüm bu iptal edilen ruhsatlar, açılan davalar dediğim gibi Eyüp'le alakalı, tek bir satırında bu kararların o yönüyle baktım Boğaziçi İmar Müdürlüğü yok, bizim iptal ettiğimiz bir husus yok. Belli ki Metin Karakoç'un atıfta bulunduğu konu bu konu, bu konu.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Son olarak şu hususa da değinmek istiyorum. Şimdi Feşhane'nin restorasyonu için şartlı bağışı protokol yapkmak suretiyle 'Biz memlekete kalıcı eser, kalıcı bir eser mahiyetinde faydamız olsun diye yaptık, herhangi bir rüşvet ödemesi değil.' diye açıkça söylemiş. Şimdi bir de sanırım ben protokolü de bu iddianameyi okuyunca bu protokolü, bu bağışı öğrendim. Zaten bildiğim kadarıyla da bu protokol bizim verdiğimiz ruhsattan sonra aylarlar sonra, dört beş ay sonra yapılmış bir protokol. Yapılmış bir şartlı bağış, İBB Meclisi'nden de geçmiş. O arada Torunlar'ın nerede ne işi var başka? O arada hangi işleri var, hangi süreçleri var onları da bilmem. Protokolü de bilmem. Fakat nihayetinde burada yapılan bir şartlı bağış var. Torunlar İnşaat buna benzer şartlı bağışlar hani bunun benim savunmamla da ilgisi yok ama hani bu bağışları yapmaz mıymış hiçbir yerde? Türkiye'de hiç böyle bağış yapmamış mı mesela? Yok mu bu bağış yapılmayan bir şey? Bu yapılan bağış ile bizim işlemimiz arasında nasıl bir ilişki var, nasıl bir bağ var? Ben herhangi bir bağlantı, herhangi bir ilişki burada görmüyorum. Kendi ifadesiyle zaten o doğrultunda. E zaten ruhsatını da almış, almış cebine koymuş. Daha önce anlattığım gibi bu tarz büyük ölçekli iş yapan firmaların kurumla ne iş yaptığını, nereye ne bağış yaptığını ya da Türkiye'de başka devlet kurumlarıyla nasıl bir ilişkileri olduğunu, herhangi bir kentte, herhangi bir ilçede nereye ne bağış yaptığını bilemem. Dolayısıyla bu konu velev ki bağış yaptı, onunla ilgili olarak da benimle de bir alakası ya da Boğaziçi İmar Müdürlüğü ile bir alakası yoktur. Bu eylemle ilgili de savunmam bundan ibarettir Başkanım.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Gelelim Eylem 50. Eylemin konusu özetle Beykoz'da Uskumru ve Mürrdüm adlı iki işletmedeki imara aykırılıklara göz yumulıdğuğu ve karşılığında market kartı alınarak rüşvet eyleminin gerçekleştiği iddiasna dayanıyor. Ben neyle suçlanıyorum? Ben de bu imara aykırılıklarla, imarla ilgili talepleri gene 'e yönlendirmekle suçlanıyorum. Eylem gizli tanık Zeytin, etkin pişmanlıkcı , etkin pişmanlıkcı , etkin pişmanlıkcı Seyfettin Taştan ve Hüseyin Kiriş adlı kişilerin ifadelerine ve Çevre Şehircilik Bakanlığı raporuna dayanıyor. Bunlardan gizli tanık Zeytin'in iddialarının tamamı uydurma ve gerçek dışıdır. Zaten Oligark eylemini anlatırken de hani o yok Çakılcıoğlu'yla talimatlandırarak vesaire diyordu ya; aynı gizli tanık Zeytin. Tamamıyla gerçek dışıdır. Oligark eyleminde de anlattığı bu maddi gerçeklikle ilgisi yoktur. E aynı şekilde etkin pişmanlıkcı 'in de doğrudan bir bilgisinin olmadığı, sadece duyuma dayandığı, duyduğu dedikodu mahiyetindeki yalan yanlış hikayeleri anlattığı görülmektedir. Duyuma dayalı yani ifadesi. Dolayısıyla bu iki ifade üzerinde durmayacağım. Savunmamla birlikte zaten meselenin anlaşılacağını düşünüyorum. Esal anlamda üzerinde duracağım iki ifade var: 'in ve Seyfettin Taştan'ın. Öncelikle bu iki ifade üzerinden yönlendirme konusunu ele alacağım. Şimdi ifadesinde özetle; 'Seyfettin Taştan'ın işletmelerinin olduğu yerde bütünüyle kapalı şekilde kaçak bir yapı yapıldığını ben sonradan duydum. Bunun üzerine bu durumun ortadan kaldırılması için 'yla görüştüm ve bu yapıların yıkılması gerektiğini söyledim. Ekrem Bey de tamam dedi. Fakat ben kendisine benim talimatımla Boğaziçi İmar Müdürlüğü işlem yapmıyor -Biz onun talimatıyla yapmayacağız zaten niye yapacağız biz onun talimatıyla işlem- benimle işlem yapmıyor lütfen siz talimat verin dedim. Fakat daha sonra bu söz konusu yapılar yıkılmadı. Edinidiğim bilgiye göre, 10.000 adet kart vermek suretiyle bu hukuka aykırı yapıların mevcut haliyle kalmasına göz yumulıdğuğunu biliyorum. Bu bilgiyi bana Elçin'in kendisi söyledi' demiş. Elçin'in kendi söyledi. Ben bu kart meselesini bu iddianamede okuyorum.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Seyfettin Taştan'ın ifadesini okuyorum; Cumhuriyet Başsavcılığı'nca alınan ifadesinde: 'Ben İstanbul'da biri Göksu Deresi'nin yan tarafında, biri Çengelköy'de diğeri de Anadoluhisarı'nda olmak üzere 3 adet restoran işletmekteyim. Bu alanların hiçbirisiyle ilgili 2017 sonrasında Boğaziçi İmar Müdürlüğü'ne başvurum olmamıştır. Söz konusu yapıların tamamı 2019 tarihi sonrasında yapılmış yapılardır.' Aslında burada bir yanlış bir ifade var; çünkü diyor '2017'den sonra müracaatım olmamıştır.' Kastetttiği 2019 öncesidir. Çünkü öyle tutanaklar var. Çünkü yani daha önceden yapılmış. Yani burada söylemek istediği şey çok açık bir hata olmuş burada, sanırım yanlış yazılmış; bu yapılar 2019 sonrası yapılmış yapılar denmiş ama bu yapılar çok eskiden var olan yapılardır, 2019 öncesi olarak kastedilmiştir diye de düşünüyorum. 'Bunu bana sormış olduğunuz isimli şahsı müşteri olarak gelmesinden kaynaklı tanırım. Bana sormış olduğunuz isimli şahsı ben bir defa Bakırköy'de olduğunu hatırladığım belediyenin bir binasındaki makam odasına 2024 seçimleri öncesinde çağırttı. Kendisini bu vesileyle tanımaktayım. Beni yanına çağırttığında bana 'Sen Boğaz'da iş yapıyorsun, senin de vatandaşa yardım etmen gerekiyor. 10.000 tane 1.000 TL'lik kart vereceksin' dedi. Ben kendisine yapıda bir kaçağım olmadığını ve Boğaziçi'nden herhangi bir talebim olmadığını söylemem üzerine miktarı 500 TL'ye indirdi. Bana ne zamana hazır olur dedi, ben de kendisine 3-4 gün sonra temin etmiş olurum demem üzerine Mustafa isimli bir şahsın Anadoluhisarı'nda bulunan Uskumru Restoran oradaki valeden alacaktanı söyledi. Bunun üzerine ben de 'in benden talep ettiği 10.000 tane 500 TL'lik kurumsal hediye çekini temin ederek valeye bıraktım. Valede bulunan arkadaşlar teslim etmişler. Bu arkadaşlara Büyükşehir'den geliyoruz diye de söylemişler. Teslim eden arkadaşı Cumhuriyet Başsavcılığınıza bildireceğim. 'in talep etmesi neticesinde temin etmiş olduğum 10.000 adet karta ilişkin faturasını ibraz ediyorum. Bunları rüşvet olarak vermedim, kendim gönüllü de bunları vermek niyetinde değildim ancak hayır olur düşüncesiyle vermek zorunda kaldım' şeklinde beyanda bulunmuş. İddianamede etkin pişmanlık kapsamında ifade veren Seyfettin Taştan'a ceza istenmemesinden savcılığın bu ifadeyi samimi kabul ettiğini anlıyoruz, anlaşılıyor. Sayın Başkanım ifadelere bakıldığında bu iki kişinin ifadeleri birbirleriyle tamamen çelişkili. Yani başka bir şey anlatıyorlar yani biri başka bir şey anlatıyor öbürü başka bir şey anlatıyor. Şimdi 'in ifadesindeki üç tane husus: 1.         Kaçak bir yapı yapıldığını ben sonradan duydum. 2.         Boğaziçi İmar benim talimatımla işlem yapmıyor, lütfen siz talimat verin. 3.         Fakat bu yapılar yıkılmadı mevcut haliyle kalmasına göz yumulıdğu. Şimdi bu cümlelere bakıldığında, iddianamede iddia edildiğinin aksıne benimle koordineli bir süreç olmadığı -hani iddianame hep beni talimat vesaire yönlendirme olarak 'e bağlamış ya- bu üç ifadeye baktığımızda öyle bir sürecin aslında olmadığını, ne böyle bir koordinasyonun ne böyle bir koordinasyon, yönlendirme, talimat vesaire ilişkisi olmadığını da ortaya koyuyor aslında. Yine sanki Seyfettin Taştan'la hiç görüşmemiş, kartlarla bir ilgisi yokmuş gibi anlatıyor. Oysa ki Seyfettin Taşdan, 'in kendisini çağırdığını ve kart talebinde bulunduğunu ve kendisinin de kabul ettiğini söylemiş. Tanık Hüseyin Kiriş de kart teslimi yle ilgili Seyfettin Taştan'ın söylediklerini tamamlayıcı bir ifade vermiş. Dolayısıyla bu iki ifadeye bakıldığında bilgim dahilinde olmadı. Yani 'ben duydum' diyor ama itibar edilen ifadeye baktığımda, gitmiş oradan kart almış. Yani ortadaki durum ne? kart istemiş, aldırmış. Şimdi bunun benimle bir alakası yok, ilgim yok. Bu iddianameyi okuduğumda öğrendiğim bu kart meselesi ile ilgili olayın iki tarafının olduğu, tamamıyla ile Seyfettin Taştan arasında geçtiği ve 'in herhangi bir yönlendirme olmadan doğrudan Seyfettin Taştan ile görütüğü görülüyor.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Sayın Başkanım, şimdi bu bahse konu, yani esas binaların durumu nedir, ona da bakalım. Sanki bu iki yerdeki yapıların yasal yapılar olduğu ve sonradan birtakım aykırılıklara göz yumulduğu gibi bir izlenim oluşuyor. Oysa buradaki iki yapı da; bir tanesi, efendim Başkanım (duyamadım, onu diyorum), oysa buradaki iki yapı da ben göreve gelmeden yaklaşık 10.000 yıl önce, yani 2009 yılında; ötekisi ise yine ben göreve gelmeden 2 yıl önce, yani 2018 yılında tamamıyla kaçak olduğu tespit edilerek yapı tatil tutanağı tutulmuş ve yıkım kararları alınmış yapılardır. Ek tutanakları orada sunduk size Başkanım, 57, 58. Yine bu yıkım kararlarına rağmen benim dönemime gelene kadar da yıkılmamış yapılardır. Boğaziçi Öngörüm alanında bu iki yapı gibi geçmiş 10 yıllar içerisinde inşa edilmiş yüzlerce bu tarz işletme, hatta binlerce başka konut yapısı da vardır, mevcuttur. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın raporunda Uskumru adlı yerdeki mevcut kaçak yapılardan birinin üzerinde tutanakta iki kat olarak görülmesine rağmen 3. katın yapılmış olduğu ifade edilse de bu hafif malzemeden yapıldığı ve açılır kapanır kış bahçesi niteliğinde olduğu anlaşılan 3. katın da ne zaman yapıldığı ile ilgili bir tespit yoktur. Ne zaman yapıldığı? Yani 2018'de mi, 19'da mı? Ya da tespit edilirken Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Oligark'ta yaptığı gibi eksik tespit yaptılar da onu o açılır kapanır tutanağa konu etmediler mi? Bunu da bilmiyoruz. Müdürlüğümüz bünyesinde kaçak yapılarla ilgili tespit denetim şeflikleri ve burada sorumlu olduğu bölgelerde de tespit ve denetim yapmakla görevli teknik eleman arkadaşlarımız vardır. Denetimsiz bırakılmış, görevlendirme yapılmamış hiçbir bölge, hiçbir cadde, hiçbir sokak yoktur. Benim görev yaptığım dönemde de başka aykırılıkların yapıldığı ile ilgili de benim önüme gelmiş bir tespit de yoktur. Ancak şunu da söyleyeyim; zaten eski işgalli olduğu bilinen ve tamamının da kaçak olduğu bilinen yapılarda, bunlarda yeni bir imalat olmadığı sürece rutin bir denetim yapılmaz. Ama bir şey varsa, yeni bir imalat varsa bununla ilgili denetim ve tespit yapılır. Şunu demeye çalışıyorum; mesela İstanbul Boğazı'nın her iki yakasındaki; işte Ortaköy'deki kumpircilerden öbür tarafta Rumeli Feneri'ne, Boğaz'ın çıkışına, Anadolu Yakası'nda Üsküdar'dan Meydan'ın sınırın bu tarafında Poyrazköy'ün çıkışına kadar ne kadar işletme varsa, hemen hemen büyük çoğunluğunda bundan 10 sene önce, 20 sene önce, 30 sene önce yapılmış aykırılıklar vardır. Eski, mevcut aykırılıklar vardır. Şimdi bu işletmelere gidip de 'ha burada sen, burada ben' tespite geldim denmez yani. Böyle bir uygulama yok. Hani nasıl olur? Orada yeni bir alan kazanımı vardır, yeni bir imalat vardır, gidersin tespite konuyorsun; böyledir. Ama şu yapının tespit altına alınmış, tutanaklanmış, yıkım kararı alınmış yerlerin süreçleri, yasal süreçleri takip edilir. Kaldı ki yıkımla ilgili süreçte de Uskumru ile ilgili olarak defaatle benden önce de yani tutanak tutulduktan sonra, 2 Ocak 2019 ve 15 Ekim 2019 tarihlerinde 2 kez yıkıma gidilmiş. Ancak yerin nüfus ve eşyayla işgalli olması sebebiyle de yıkılamamış, ilgilisine de aykırı da yıkıldığı yazı yazılmış. Benim dönemimde ise 10 Mart 2023, 6 Şubat 2024, 29 Mart 2024 tarihlerinde olmak üzere tam 3 kez yıkıma gidilmiş. Yine daha önceki dönemde olduğu gibi nüfus ve eşya ile işgalli olduğundan yıkım yapılamamış, tutanağa bağlanmış, 3 kez de ilgilisine aykırılığı gidermesi konusunda yazılar yazılmıştır. Burada şöyle bir sormak istiyorum Sayın Başkanım: Rüşvet konusu iddia edilen kartların fatura tarihi 22 Mart 2024. Ben ne ile suçlanıyorum? Bu kart karşılığında imara aykırılıklara göz yumuluyor. Yani imara aykırılık dediğimizde yıllardan beri olan aykırılıklar. Ama biz, kurum olarak kartların alındığı iddia edilen tarihten 7 gün sonra, 29.03.2024 tarihinde buraya yıkıma gidiyoruz. 2025 yılında da yıkım ihalesi kapsamına alıyoruz. Ek-59'da yıkım tutanağı ve ekler var. Sonrasında 2025 yılında yıkım ihalesi kapsamına almış; sanırım burada 2024 ihalesi kapsamında da olması gerekir. Rüşvet anlaşması olsa bu şekilde mi olur? İfadelerdeki kurguyla kurum olarak yaptığımız işlemler hiçbir şekilde örtüşmüyor. Sayın Başkanım; hakkında yıkım kararları olan, defalarca yıkıma gittiğimiz ve 2024-2025 yıllarında yıkım ihale listesine aldığımız bu eskiden beri mevcut yapılarla ilgili daha ne yapabilirdik?

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Şimdi Mürdüm'e gelirsek; Mürdüm'le ilgili Ek-61'de kapsamlı bir doküman dizisi sunduk size. Evet, o yıkım ihalesi. Mürdüm'le ilgili Ek-61'de sunum ve yazışmalar var. Şimdi burada Mürdüm'deki olayı ben size anlatayım. Mürdüm, Göksu deresi kıyısında bir işletme. Bizim Göksu Deresi ile ilgili Ekrem Başkan o dönemde bu Göksu Deresi'ni ıslah ediyordu; ama her yönüyle. Yani Göksu Deresi'nde tekne parklanmaları var, kirlilik var, kamusal alanların işgali var. Göksu Deresi hattı boyunca yürüyüş aksları yok, rekreasyon alanları yok. İşletmeler ve on yıllardan beri süregelen kaçak yapılaşmalar var. 'Bunları yıkalım, bunlarla ilgili düzenlemeler yapalım. Kamusal ihtiyaçlara cevap verilecek ölçekte ve mevzuatın öngördüğü koşullarında yapma imkanı varsa bu alanları uygun yerlere yasal izinlerini vermek suretiyle taşıyalım' gibi... Hatta sahil yolu üzerindeki eski tescilli bir köprü vardır, Göksu Deresi üzerinden geçen; o köprünün restorasyonuna varıncaya kadar çok kapsamlı bir rehabilitasyon, rekreasyon ve bir kentsel tasarım projesi üzerinde biz çok uzun ve çok fazla sayıda toplantılar yaptık. Bu toplantıların bazılarına da başkanlık etmiştir. Onun başkanlık etmediği toplantılara genel sekreter yardımcılarımız başkanlık etmiştir. Bu projenin paydaşları, daha doğrusu projenin yürütülümülürü olarak birlikte hareket eden daire başkanları; Boğaziçi İmar Müdürü olarak biz, Etüt ve Projeler Daire Başkanlığı, Fen İşleri Daire Başkanlığı, Kültür Varlıkları Daire Başkanlığı, İSKİ, Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanlığı... Biz bunları böyle büyük masalarda, bu toplantıları yaptık. Ve arazide de çok fazla sayıda teknik gezi yaptık, arazi incelemesi yaptık. Sayın Başkanım, Boğaziçi İmar Müdürlüğü olarak da Göksu Deresi sunumunu hazırladık. Çok kapsamlı bir sunumdur. Dikkat ederseniz burada işte imar planında yeşil alanda kalan parsel, o parsellerin mülkiyetleri, Spor Akademisi alanında kalan, park alanında kalan, kısmen de kıyı kenar çizgisi dışında kalan Göksu Deresi'nde kalan 6 ada 21 parseller, kaçak yapıların yıkılabileceği, ayrıca parsellerin kamulaştırma işlemlerinin yapılabileceği görülmüş olup; yani biz burada Boğaziçi İmar Müdürlüğü olarak bu kaçak yapıları yıkmaya dönük, burasının rehabilitasyonuna dönük somut bir çalışma yapmışız. Ha bununla ilgili çok dokürman vardır Başkanım. Yani kurumda, ya bu benim hazırladığım, kendi yaptığım bir sunum olduğu için buna erişebildim ben. İşte şahsıs mülkiyetinde olduklarından kamusal kullanım hususunda kamulaştırma sonrasına bırakılarak kaçak yapıların yıkım işlemleri gerçekleştirilebilir demişiz. Alternatif 2; mülkiyet sahiplerine fiziki dere hattı boyunca kamuya açık 3 metre yürüyüş yolu bırakmaları ve kamu yararına kullandırılmaları, ayrıca dere alanına çekilecek teknelerle ilgili tasarrufta bulunmamaları koşuluyla müdahale alan dışında bırakılmaları hususu değerlendirilebilir demişiz. İmarlı alanlarda kalan tescilli eski eser yapılar ve iskanlı olan yapılarda kaçak eklentiler, iskele, sundurma vesaire kısımların yıkım işlemi gerçekleştirilecektir demişiz. Yıkım işlemleri için yapı tatil tutanağı düzenlenmesi, para cezası, ilgilisine tebligatlar; bunlarla ilgili de bütün aksiyon planını burada hazırlamışız. Eklerinde görüldüğü gibi plan paftaları, mülkiyet paftaları, halıhazır haritalar, tapu bilgileri... Birçok unsur o sunum çerçevesinde; bu sadece bir kısmını sunduk, daha kapsamlıdır. Bu tarz hazırlıklar yaptık. Bununla ilgili başka birçok hazırlık yaptık. Bununla ilgili arazideki arkadaşlarımız uzunca bir süre sahada incelemeler yaptı. Diğer daire başkanı arkadaşlar da, genel sekreter yardımcımız da, ben de birlikte gittik. Kendi arkadaşlarımla da gittim, bu alanda defaten kapsamlı çalışmalar yaptık. Sonuçta Başkanım, 04.02.2025 tarihinde bu konunun iskeleti, omurgası oluşturulmaya başlandı. Tabii çok hızlı ilerlemedi süreç şundan dolayı; yani çünkü kangrene dönmüş bir mesele. Yani Göksu Deresi ya burada bir problem var, buraya bir el atalım da burayı bir çözelim... 30 seneden beri, 40 seneden beri o halde olan güzelim Göksu Deresi ve çevresindeki mesire alanı kimsenin dikkatini çekmemiş.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Başkan, bununla ilgili, 'Ya bu Göksu böyle olmaz, burayı bu şekilde bırakamayız, bu sürece başlayalım' dedi. Fakat 40 yılın, 50 yılın biriken mülkiyet, plan, imar uygulaması sorunlarını bir çırpida çözmek kolay bir hadise değil. Bu yüzden hani çok hızlı bir sirkülasyonda ilerlediğini söyleyemeyiz ama adım adım da kararlı ilerledi, onu söyleyeyim. Şimdi bunu niye anlatıyorum Başkanım? Buradaki mesele 2009 yılında yapılmış Mürdüm'ü bilmem yıkma meselesi değil ki. Oranın yıkım kararı varsa yıkarsınız. Ama biz Mürdüm ile ilgili değiliz sadece; yanındakiyle de ilgili, öte yanındakiyle de ilgili, karşısındakiyle de ilgili, dere hattının girişinden denize çıkışına kadar olan kısımlar, orada halat fabrikası var, metruk halde duruyor, bunların hepsini proje kapsamında rehabilitasyon süreçlerini çalıştık. Dolayısıyla bütüncel bir projeyle alanı bütünüyle çözmeye çalıştık. 4 Şubat 2025 yılında Etüt Projeler Daire Başkanlığı bir proje hazırladı bununla ilgili. Bu projeyi de bize gönderdi. Dedi ki ekleri; Göksu Deresi ve yakın çevresi kentsel tasarım projesi 3 adet bir takım, proje raporu 1 adet kita pçık rapor hazırlamışlar ve proje dokürmanları. Tabii bu projenin hazırlanmasında tüm birimler katkıda bulundu. Ama nihai şeklini Etüt Projeler Daire, bize dedi ki; bu öngörünüm alanında kaldığı için -burayı ek bulabildiniz mi bilmiyorum- Serap Öbekci Etüt Projeler Daire Başkanı imzasıyla. Boğaziçi öngörünüm bölgesi olduğu için İstanbul 6 No'lu Koruma Kurulu'na bu projemizi gönderelim. Biz gönderelim biz bunu, yani o projeyi Etüt Projeler kendi başına gönderemez. Bizim kurulla olan işleyışimiz budur; yani 6 No'lu Kurul, bizim öngörünüm alanındaki projeleri Boğaziçi İmar Müdürlüğü'nden ister, Boğaziçi İmar Müdürlüğü ile istişare eder, düzeltmeleri de Boğaziçi ile konuşur, onayı da Boğaziçi İmar Müdürlüğü üzerinden yapar. Dolayısıyla bu projeler bize gelmiş, biz de bu projeleri koruma kuruluna göndermişiz. Koruma Kurulu da burada bir karar almış. Ne zaman almış? 20 Ağustos 2025'te. Kararda diyor ki; anlatmış işte konuyu, detaylarını... Üst kısmını geçiyorum, şu karar Başkanım; Koruma Kurulu kararı 6 nolu: 'İstanbul ili, Beykoz ilçesi, Göksu Mahallesi, Göksu Deresi ve yakın çevresine ilişkin iletilen kentsel tasarım projesinin imar planı değişikliği gerektirdiğinden, bu aşamada 2863 sayılı Yasa kapsamında uygun olmadığına...' karar verilmiş. Onaylanmamış proje. Tabii bu projeler de burada etap etap geliştirilen bir proje. Bunun bir aşaması bu; ikinci, üçüncü aşamaları olacak. Burada işte ilk sunulan bu proje Koruma Kurulu'nca reddedilmiş. Sonra tabii bu konu koruma kurullarına gönderilince ve konu reddedilince; Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağlı bu konuyla ilgili valiliklerde, tabii bakanlıkların teşkilatlanmasına göre ilgili vali yardımcıları var. Devlet düzeni içerisinde genel kurumlarla ilgili Vali temsil edilir. Şimdi bu konudan Valiliğin bilgisi oldu. Ha, Göksu Deresi ile ilgili bir çalışma var, yapılacak. Burada bir çalışma yapılacak ve bununla ilgili de bu işin de bir paydaşı olmak istiyor. Yani onlar da diyor demek ki; 'Evet ya, burada bir problem var, biz de girelim bu işe.' Valilik ve bu... Aslında bence önemli bir şey. Çünkü öyle 40 yıllık, 50 yıllık kangrene olmuş meseleleri sadece belediye olarak bir tarafıyla omuzlayarak çözmeniz çok zordur. Bununla ilgili de bizim bakış açımız hep şu olmuştur: Merkezi teşkilatlarla, bakanlıklarla hep istişare halinde; hem müdürlük olarak biz, hem kurumsal olarak İBB... Bildiğim kadarıyla da Başkanımızın da bakış açısı bu. Hani Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığını da ortak edelim bu işe, Kültür ve Turizm Bakanlığını da ortak edelim. Valilik bir tarafından biz tutalum; bir tarafından işte valilik, kaymakamlık... Ya da bizim mesela; dört ilçe sınırlarını kapsayan alanlarda, ben bunları yaşadığım için biliyorum; Beykoz Belediyesi, Üsküdar Belediyesi... Bunlar önceki dönemde AK Partili belediyelerdi. Birçok ortak masada onlarla birlikte oturduk. Projeleri mesela Beykoz'da, Poyrazköy'de sahil düzzenlemesi yapıyorlardı. Dedik ki... Ben konuyu, ben 'yla bunları görüşüyorum yani. Projeler olduğunda görüşüyorum. İşte 'ruhsat neydi?', yok 'yapı tatil tutanağı neydi?' diye görüşmüyorum. Mesela Beykoz Belediyesi'nin bu düzenleme projesi konusu bize geldiğinde; tabii Boğaziçi İmar Müdürlüğü'nden izin alacaklar, projeyi de sordular. Dedim: 'Başkanım bunu nasıl yapalım?' Dedi ki: 'Yani biz de bir tarafından buna destek verin. Proje desteği olur, uygulama desteği olur.' Mesela orada böyle bir tutum takindık. Yani doğru tutum da budur zaten. Şimdi Valilik de bu doğrultuda 11.02.2026'da şu yazıyı yazmış: 'İlimiz Beykoz ilçesi, Göksu Deresi boyunca dere ıslahı, işgal, kaçak yapılaşma, haksız kullanım, usulsüz tekne bağlanması ve kamulaştırma gereksinimleri konularının görüşülmesi amacıyla İstanbul Valisi Sayın Davut Gül'ün talimatları doğrultusunda bir toplantı yapılması planlanmıştır. Söz konusu toplantı 13 Şubat 2026 tarihinde saat 14.30'da Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Müdürlüğü toplantı salonunda, Vali Yardımcısı başkanlığında gerçekleştirilecektir. İlgililerin toplantıya hazırlıklı olarak katılım yapmalarının sağlanması hususunda gereğini rica ederim.' Şimdi devlet bilmiyor mu Başkanım? Oraya D8 dozeri sokup orayı komple yıkmayla, orayı kaldırmayı. Değil mesele. Bu tip dönüşüm projeleri, kentsel tasarım projesi... Orada mevcut bulunan esnafı da katarak, onların görüşlerini de alarak, diğer kurumların görüşlerini alarak; gerekirse büyük kapsamlı projelerde çalıştaylar yaparak oradaki insanları da mağdur etmeden, dokuya zarar vermeden... Demek ki Valilik de öyle düşünmüş ki böyle bir toplantı organize etmiş. Hemen 6 gün sonra Etüt ve Projeler Daire Başkanlığı bunu Boğaziçi İmar Müdürlüğü'ne yazmış, 6 No'lu Koruma Bölge Kurulu'na yazmış, demişiz ki, söz konusu işte A ve B eski yaptığınız Boğaziçi'nin yaptığı proje müracaatı ve sonra Altınoluk'un aldığı ret kararında ilgi tutup ve onlara atıf yapıktan sonra Göksu Deresi ve Yakın Çevresi Kentsel Tasarım Projesi kapsamında mevcut ta yol olarak kullanılan ve öneri projede Mihrişah Valide Sultan Caddesi için mevcut kullanım ve kurul kararı doğrultusunda plan tadiuatı yapılması gerekmektedir. Bize diyor, Boğaziçi İmar Müdürlüğü. Söz konusu Mihrişah Valide Sultan Caddesi'nin yol alanına alınmasına ilişkin plan tadiuatı çalışmaları tarafınızca yürütülmesi hususunda gereğini bilgilerinize rica ederim. Alandaki plan tadiuatı çalışmalarını da biz yürütüyoruz, Boğaziçi İmar Müdürlüğü. 17 Şubat 2026 tarihiyle de bu alanla ilgili plan tadilat süreçleri de başladı. Toplantı ne şekilde cereyan etti bilmiyorum ama şunu demek istiyorum: Orada biz bir meseleyi katalize ettik, harekete geçirdik. Bir altlık oluşturduk, projeler hazırladık. Dikkat çektik; Valiliğin dikkatini çektik, Bakanlığın dikkatini çektik ve orada artık adım adım yürüyen bir süreç başladı. Buradaki çözüm bu Başkanım. Yoksa gittik olayı yıktık... Ya 30 seneden beri var, 20 seneden beri var. Mesele her yönüyle çözmek.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Bu tarz şimdi Göksu özelinden çıkıp, Boğaziçi ön görünümüne, daha genele dönersek ya da İstanbul ölçeğinde, hatta Türkiye ölçeğinde konuşursak; bir takım yapılaşma ile ilgili problemler yaşadığımız gerçeği malum olan bir gerçektir. Aynı zamanda bir başka gerçek daha vardır yüzleştiğimiz: Deprem kuşağında olduğumuz gerçeği. Dolayısıyla kaçak yapılaşma ile ilgili ya da depreme dayaklı olmayan, yani dayanıksız kentlerden dayanıklı kentlere taşıma noktasında bu konu çok kapsamlıdır. Devletin yasalarla ve bakanlıklarayla, ilgili kurumlarıyla, bütçesiyle desteklemek zorunda olduğu, yönetmek zorunda olduğu; belediyesiyle ve devletin diğer kurumlarıyla kol kola gidilerek çözümler üretilmesi gereken bir meseledir. Bu konular güzel örneklerle karşımıza çıkmaktadır bazen. Mesela Karanfilköy'de dönüşüm yapıldı. Karanfilköy'ün bir yerinde İBB parselini İBB yaptı, bir yerinde hazine arazisini Bakanlık yaptı. Bildiğim kadarıyla, çok detaylı bilmiyorum ama oradaki hazine arazisi olan yer, rezerv alan ilan edilerek, planlarını Bakanlık yaptı, öbür tarafta İBB üzerinden yürüdü. Ama her ikisinde de şuna dikkat edilmeli: Adam orada İBB parselini işgal etmiş, 40 yıldır gecekonduu var. Oturmuş; ne kira vermiş, ne ecrimisil ödemiş, hiçbir şey yok. Zaten kira olmaz, oturduğu bina kaçak. Orada oturan hiç kimse mağdur edilmedi; Bakanlığın yaptığında da mağdur edilmedi. 'Geç bak, çoluk çocuğunla burada otur' dendi. Para verip alacak durumu olmayan insanları ne yapacaksın? Sokağa mı atacaksın? İçinde insan var. 'Ben burayı yıkmaya geldim' diyemezsin. Orası 40 sene, 50 sene durmuş, kimse yıkmamış. Sen oraya gidip de iş makinesiyle... Orada kamu adına hareket eden bir yönetici, oradaki hassasiyetleri dikkate alarak hareket etmelidir. Dolayısıyla bu işgalli olan, yıllar öncesinden beri kişilerin kullanımında olan, artık orada bir hayat oluşturmuş alanların; insanların da sürece katıldığı, mağdur edilmediği, devletin de bir tarafından tuttuğu şekliyle çözülmesi gerekir. Bu problemler böyle çözülmelidir. Dün bir yerde bahsettim; mesela Kuruceşme, Arnavutköy sınırında, Beşiktaş'ta hazineye ait çok büyük parseller var. Bu parsellerde 30, 40, 50 yıldan beri olan tek katlı, iki katlı gecekondular mevcut. Şimdi bunları nasıl çözeceksin? Ön görünüm alanında şu anda çivi çakamıyorsun. Boğaziçi Kanunu değişmeden, Boğaziçi imar planında değişiklik yapmadan ön görünüm alanında plan tadiuatı yapmak, diğer ilçe belediyelerinde ya da illerde yapılanlar gibi değildir. 5216 sayılı İBB yasasına göre normal ilçe koşullarında meclis kararı ve İBB Başkanının onayıyla imar planlarını geçirirsin; 5000'liği yaparsın, 1000'liği ilçe yapar, sonra İBB onaylar ve yürürlüğe girer. Ama bizim alan öyle bir alan değil. Bizim alanda Boğaziçi İmar Müdürlüğü planı yapıyor, gönderiyor. Kanunun 10. maddesine istinaden Boğaziçi İmar Müdürlüğü burada 'plana gerek duymadım' dese yapmaz. İBB Başkanı onayladıktan sonra süreç, Cumhurbaşkanlığı bünyesindeki Boğaziçi Yüksek Koordinasyon Kurulu'na gider. Bu kurul; yedi bakanın ve İBB Belediye Başkanı'nın olduğu bir kuruldur. Yani dolayısıyla çok kapsamlı, çok bütüncel hareket edilmesi gereken süreçlerdir. Ben bu eylem vesilesiyle de bu konuyla ilgili kısaca bu açıklamaları yapmak istedim. Termiz bir alanda değiliz. Ben orada 2020'de başladım Başkanım. Orası, işte önümüzde belli problemlerle önümüze gelmiş bir yerdi. Elimizden geldiğince bu alanda gayret ettik, elimizden geleni yapmaya çalıştık. Bunu anlatmaya çalıştım. Tabii benim gücüm ne, benim yapabileceğim ne, yapamayacağım iş ne; bir de bu tarafı vardı. Dolayısıyla bu eylemle alakalı da bunun dışında da söyleyecek herhangi bir hususum yok Başkanım. Bu eylemi de bu şekilde bitirmiş olalım. Son eylem...

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Ben konuları biraz tafsilatıyla anlatmak istiyorum.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Bunun farkındayım, savunmayı bölmüyoruz zaten. Yoksa eylemin, o eylem kapsamındaki istinat 'sonrayı niye yıkmadın' değil zaten yani. Biraz önceki eylem kapsamı. 30 yıldır, 30 yıldır var olduğundan bahsettiniz zaten tutanaklardan da onu görüyoruz. 2020'de mi başlamıştınız göreve?

Yıkım programı dahilinde girilmiş ancak bahse konu yer, hususi eşya yönünden işgalli olması, olması sebebiyle yıkım yapılamamıştır.

İki sefer benden önce de öyle gidilmiş. İşte dediğim gibi hani bunlar…

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Şimdi Başkanım, esasında mesele, işte meseleyi yaparken müdahale edilmekte. Bunu kangrene dönütürmemek; kangrene dönüşünce bu işin çözümü, iş bambaşka boyutlara giriyor az önce de anlattım. Ama yani süreçleri de devam ettirmişiz. Yani nihayetinde adam orada; devlet her zaman 18 yaşında. Bugün yıkamadı ama yarın gelir yıkar yani öyle de bir yer burası. Sayın Başkanım, şimdi dediğim gibi; yani konular teknik bilgiler de içerdiğinden anlaşılması için biraz farklı yönlerine de vurgu yaparak anlattım. Bu 500 dakikada zamanınızı aldım ama bizi affedin, mazur görün. Eylem 55. Sayın Başkanım, son olarak bu eylemde isimli bir şahsın verdiği rüşvete bu defa aracılık etmekle suçlanıyorum. Müsaadenizle bu eyleme ilişkin değerlendirme kısmını aynen okuyayım: 'Şüpheli 'ün sahibi olduğu, Boğaziçi İmar Müdürlüğü yetki sınırlarında bulunan, satın almak istediği otelin imara ilişkin hususlarını çözmek amacıyla Malatya'da Büyükşehir Belediye Başkanı ile görüşmeler gerçekleştirdiği anlaşılmıştır. Örgüt liderinin yönlendirmesiyle şüpheli önce Boğaziçi İmar Müdürü ile görüşerek satın alacağı otelin sorunları hakkında şüpheli ile görüşmeler gerçekleştirmiş, sonrasında da örgüt liderinin talimatı uyarınca şüpheli görüşmüştür. Şüpheli 'le gerçekleştirdiği görüşmelerde şüpheli 'ten sosyal yardım kılıfıyla para talep edildiği soruşturma dosya kapsamında alınan ifadelerden anlaşılmıştır. Şüpheli ile şüpheli 'le yapılan görüşmelerin devamında şüpheli , örgüt lideri 'na Malatya'da yaptığı görüşmelerin sonrasında şüpheli örgüt yöneticisi 'e tarafından verilen 'yardımcı olalım' talimatı sonrasında şüpheli 'ten talep edilen bu sosyal yardım ve kreş yapımı adı altındaki rüşvet talebi uyuşmazlığa, TL'ye dönüştürülmüştür. Bu talep şüpheliler ve ile şüpheli 'e iletilmiş, şüphelinin kabul etmesi üzerine iki parça halinde şüphelilere verdiği anlaşılmaktadır' şeklinde bir değerlendirme var.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Burada iddianameye ve ifadelere bakıldığında eylem örgüsü içerisinde 'ün ifadesinde geçen ve yine ile yaptığım görüşmeyle yer alıyorum. Ki o görüşmeyle ilgili de suça konu eylemle beni somut olarak ilişilendiren maddi gerçeğe dayanan bir husus yoktur; yani o kendi beyanında bile esas alsak. Sadece hatırladığım kadarıyla beni 'e yönlendirdi ifadesi var. O görüşme dışında da hiçbir ifade ve değerlendirmede de benimle ilgili bir husus yok. Bahse konu görüşmeyi iddianamede görünce, evet böyle bir görüşmeyi yaptım, hatırladım. isimli kişi Boğaziçi İmar Müdürlüğüne geldi ve benimle görüşmek istedi. Bana dedi ki: 'Ben bir otel satın almayı düşünüyorum.' Alacakm... Aldım değil, alacakm. Bununla ilgili 'Acaba dosyadaki durumu nedir?' yani bir bilgi almak amacıyla geldi. Bir talepte bulunmadı. Teknik bir detayı, imarla ilgili herhangi bir konuyu konuşmadık. Bize dedi; 'Merhaba, işte tanışma faslı vesaire.' İşte ben dedim, 'Hayırlı olsun.' Şunu söyledim: 'Biz dosyayla ilgili bilgiyi ancak yapı sahibine verebiliriz ya da yapı sahibinin yasal vekiline verebiliriz.' Dolayısıyla; ya satın alırsın ya da bugün malik olan kişi gelir, yasal vekili olan bir kişi gelir, onunla ilgili bilgi alırsınız. İmar işlem dosyasında arkadaşlar yardımcı olur; bununla ilgili de dosya hakkında size bilgi veremeyeceğiz dedim. Verme imkanımız, durumumuz yoktur dedim. Bizim görüşmemiz bu kadardır. Benim Faruk Baştürk'le yaptığım görüşme bu kadardır. Beni kimseye iletecek... Ben bir şey konuşmadım ki neyi ileteceğim? Adam otelin sahibi değil ki, satın almamış. O dönemde kafasında bir tasarıyla gelmiş. Dolayısıyla hatırladığım kadarıyla 'Beni yönlendirmiştir' şeklindeki ifadesinden, ben onun hatırlamadığını anlıyorum. Ben çünkü hatırlıyorum. Ben hatırladığıma göre o hatırlamammış demek. Öyle bir görüşme yok çünkü. Öyle bir yönlendirme vesaire yok, olması da mümkün değil. Yerin sahibi de değil, talep de yok ortada; tamamıyla gerçek dışı. Bu bahsettiğim hususun yanı sıra; ben burada, bu eylemin fiilen de hukuken de içinde olmadığım konuyla ilgili müdürlük olarak yaptığımız iş ve işlemleri anlatarak tek tek bunları açıkça ortaya koyacağım. Ancak bundan önce; ifadelerdeki sözde rüşvet anlaşmasının konusuyla ilgili çelişkiler ve iddianamenin değerlendirme kısmında da yine bu konunun hiçbir ifade ve tespite dayanmadan nasıl bambaşka bir şekilde ortaya konulduğundan bahsetmek istiyorum. Şimdi öncelikle, burada da bu eylem için de aynı şeyi söylüyorum: Bu kişilerin arasında geçen konuşmaları bilmem. Bana intikal eden bir durum da yok. Bu yüzden ifadelerin tamamını da okumadım, zaten değerlendirmeyi okudum, konu az çok anlaşıldı. İddia edilen rüşvet anlaşmasının bir konusu olması lazım. Kim ne demiş? Ondan bahsedeceğim. Şimdi; demiş ki: 'Bahçe düzzenlemesi ve kış bahçesi yapılacaktır.' : 'Otelin arkasında duvar ile gizlenen ruhsata aykırı odalar' diyor. Faruk Baştürk ise bunlardan farklı şekilde; 'Herhangi bir talebinin olmadığını, mükerrer Yapı Tatil Tutanakları tutulduğunu ve 17 milyon TL'yi aşan para cezalarıyla, mührrleme işlemleriyüe uygulanan baskıdan kurtulmak amacıyla' diyor. İfadesinden aynen aktarıyorum. Bu süreçte devam eden İBB ile karşı taraf olarak bulunduğu davalarda 'Sürekli aleyhime rapor ve itirazlarla mağduriyetimi derinleştirmeye çalıştılar' demiş. İddianamenin değerlendirme kısmında ise 'Satın almak istediği otelin imar usulsüzlüklerini çözmek için' demiş. Yani iddia makamı demiş ki; buradaki suça konu unsur, imara aykırı usulsüzlüleri çözmek. Burada birtakum usulsüzlükler var, bunları çözmek... İddiaya konu rüşvet anlaşmasının konusu nedir? Ben anlayamadım açıkçası. Bu kısım muğlak. Herkes başka bir şey söylemiş. Üstelik konu ne olursa olsun; biz orada ne bir kış bahçesi yaptırmışız, ne o ruhsata aykırı odaların kullanımına göz yummuşuz, ne hukuken yapmamız gereklenlerden geri durmuşuz, ne de herhangi bir imar usulsüzlüğünü çözmüşüz. Bunların hepsini birazdan tek tek açıklayacağım. Sayın Başkanım, dediğim gibi; hani kişiler arasında geçen diyaloglar, orada anlatılan 'Yok şu kişi şunu aldı, istedi, şunu buraya teslim etti'... Başta da söyledim, bunları bilmem. Ama ben yaptığım işe hakim biriyim. Dolayısıyla ben size yaptığım iş ve işlemleri böyle duyuma dayalı soyut kavramlarla değil de somut belgelerle neler yapmışız onları açıklayacağım. Tabii 'ben' derken müdürlükteki tüm arkadaşlarımı da kastederek söylüyorum; onların da hakkına girmek istemem, hepsi kıymetlidir. Yaptıklarımız da görevimiz gereği yasal ve hukuki işlemlerdir.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Dolayısıyla biz müdürlük olarak nasıl bir durumla karşı karşıya kalmışız ve bunun sonucunda da görevimiz gereği yapmamız gereken yasal işlemleri nasıl eksiksiz olarak yapmışız; bunu açıklayacağım. Burası Sarıyer Tarabya Mahallesi'nde, 15 Nisan 2011 tarihli 30 sayılı tadilat güçlendirme ruhsatlı bir otel yapısı. Ve bu yapının arka tarafında da bir istinat yapısı var; istinat perdesi. Burası böyle bir yer. Benim, Faruk Baştürk ile yaptığım görüşmeden yaklaşık 1,5 yıl sonra, bu yere rutin bölge kontrolleri ve gelen ihbarlar üzerine gidildiğinde; istinat duvarının olduğu setlerde yeşil branda çekilerek arazinin arazi dokusunun kazıldığı, hafredildiği tespit edildi. Bir inşaat faaliyetine rastlanmadı, ancak doğal arazinin bozulduğu —ki burası doğal sit alanı olması sebebiyle doğal arazide yapılacak tüm kazılar Tabiat Varlıkları Bölge Komisyonlarının iznine tabidir, aynı zamanda bizim iznimize tabidir— tespit edildi. Burada böyle bir çalışma tespit edildiğinden, 06 Temmuz 2022 tarihinde bir tespit tutanağıyla birlikte yapılan işlem tespit altına alınmış ve herhangi bir inşaat faaliyeti olmamasına karşın, dediğim gibi suç teşkil eden bir eylem olması sebebiyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunulmuştur. Ek-22 Sayın Başkan, yaptığımız suç duyurusu. İlk bizim burayla muhatap olmamız budur. Şimdi burada bir parantez açıyorum; 2011 yılına gitmek istiyorum. Bu yerin evveliyatını anlatacağım; anlatacağım ki başkalarının buraya ne yaptığını görün, bir de biz ne yapmışız onu görün. O tarihte otel yapısı için tadilat güçlendirme ruhsatı düzzenlenmiş olduğunu söylemiştik. Bu ruhsat kapsamında otelde inşaat çalışmaları devam ederken otelin arka kısmındaki mevcut eski istinat duvarının da kaçak olarak güçlendirildiği ve duvarın arkasındaki toprağın da hafredildiği tespit edilerek 30 Ocak 2012 tarihinde yapı tatil tutanağı tutuluyor. O dönemki müdürlük tutuyor. Tutanaktan 1,5 ay kadar bir süre geçtikten sonra istinat duvarı uygulaması ruhsata bağlanıyor. Yani önce tutanak tutuluyor sonra ruhsat veriliyor. Ruhsatın tarihi de 15.03.2012. Sonrasında istinat duvarının arkasında kalan hafredilen kısımların ilgilisi tarafından kullanılamaz hale getirildiği tespit edilerek bila tarihli bir tespit tutanağı tutuluyor; yani tarihsiz. Ve 09 Haziran 2012 tarihinde 2799 sayılı müdürlük oluru ile yapı tatil tutanağı sebebiyle konulmuş mührür oradan kaldırılıyor. Bu şekilde duvarda kaçak ve yasa dışı bir durumun kalmadığı Boğaziçi İmar Müdürlüğü'nce alınan bu kararla karar altına alınmış oluyor. Çok güzel ama gerçek böyle mi? Değil, oraya geleceğim.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Şimdi burada bir parantez açıyorum; 2011 yılına gitmek istiyorum. Bu yerin evveliyatını anlatacağım; anlatacağım ki başkalarının buraya ne yaptığını görün, bir de biz ne yapmışız onu görün. O tarihte otel yapısı için tadilat güçlendirme ruhsatı düzenlenmiş olduğunu söylemiştik. Bu ruhsat kapsamında otelde inşaat çalışmaları devam ederken otelin arka kısmındaki mevcut eski istinat duvarının da kaçak olarak güçlendirildiği ve duvarın arkasındaki toprağın da hafredildiği tespit edilerek 30 Ocak 2012 tarihinde yapı tatil tutanağı tutuluyor. O dönemki müdürlük tutuyor. Tutanaktan 1,5 ay kadar bir süre geçtikten sonra istinat duvarı uygulaması ruhsata bağlanıyor. Yani önce tutanak tutuluyor sonra ruhsat veriliyor. Ruhsatın tarihi de 15.03.2012. Sonrasında istinat duvarının arkasında kalan hafredilen kısımların ilgilisi tarafından kullanılamaz hale getirildiği tespit edilerek bila tarihli bir tespit tutanağı tutuluyor; yani tarihsiz. Ve 09 Haziran 2012 tarihinde 2799 sayılı müdürlük oluru ile yapı tatil tutanağı sebebiyle konulmuş mühür oradan kaldırılıyor. Bu şekilde duvarda kaçak ve yasa dışı bir durumun kalmadığı Boğaziçi İmar Müdürlüğü'nce alınan bu kararla karar altına alınmış oluyor. Çok güzel ama gerçek böyle mi? Değil, oraya geleceğim.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Şimdi tekrar 10 yıl sonrasına, 2022 yılına dönüyorum. En son doğal arazide yapılan kazılar için suç duyurusunda bulunduğumuzu söylemiştim. Sonrasında hem baki şikayetler hem rutin bölge kontrolleri esnasında, bu taş duvarın taş kaplamalarının birkaç yerde kapı ve pencere boşlukları oluşturacak şekilde kırılmış olduğu ve arkasında üç set halinde yedi kattan oluşan 2099 metrekare büyüklüğünde bir betonarme yapının ortaya çıktığı görünüyor. Ve hemen derhal 27.10.2022 tarihinde 1867 sayılı yapı tatil tutanağı tutuluyor Başkanım. Ek-63. Bu betonarme yapı yeni bir yapı değil; içi toprakla dolu da değil. Bu yapı, istinat duvarının güçlendirildiği 2012 yılında yapılmış bir yapı. Hani 2012 yılında müdürlük oluruyla "burada bir aykırılık kalmadı" denmişti ya; işte o tarihte inşa edilmiş bir yapı Sayın Başkanım. Ve biz bunu ortaya çıkarmışız ve yasal işlem yapmışız.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

2960'a göre bir kaçak yapılaşmayla ilgili en önemli unsuru, yapılacak tespit edilecek ilk işlem yapı tatil tutanağıdır; tutanağı tutmuşuz. Peki nereden biliyoruz 2012 yılında yapıldığını buranın? Çünkü bizim tespitlerimiz ve yaptığımız yasal işlemler yapı sahibi tarafından da dava konusu edilmiş; bu davalar da bilirkişi raporlarıyla ve mahkeme kararlarıyla da bu durum karar altına alınmış. Oraya geleceğim. Ama biz kendi zaman eksenimizde sonrasında neler yapmışız onları önce bir anlatalım. Şimdi tutanağı tuttuktan sonra Çevre Şehircilik Bakanlığı'na ve Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın 3 nolu koruma kuruluna bilgi vermişiz. SGK'ya yazmışız; demişiz ki: "Burada bir kaçak inşaat yapılıyor." Bakanlıklara da aynı şekilde. 24.11.2022 tarihte ve 273847 sayılı yazımızla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na ikinci kez suç duyurusunda bulunmuşuz. Ek-64. Burada 25.11.2022 tarihinde yıkım ve para cezası kararı alınması için encümene yazmışız. Rica etsem Görsel-14'ü yansıtabilir miyiz ekrana? Biraz parlatalım, sarı kısım okunacak şekilde. Görüyor musunuz?

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Şimdi Sayın Başkanım, kıymetli heyet; bu alınan 07.12.2022'de belediye encümeninin aldığı para cezası kararı. Tarih 2022, yaklaşık 3,5 yıl önce; 17.454.055,84 TL. Biz bu hesaplamayı yapıp encümene gönderiyoruz, encümen de bu doğrultuda karar veriyor. O günün parasıyla, bugünün 50-60 milyonundan bahsediyoruz. Burada durmak istiyorum. Ne diyordu Baştürk özetle? Diyordu ki: "Kurum olarak çok üzerime geldiler. Ben de ile görüşmek zorunda kaldım. benden kreş yapımı için 13 milyon TL istedi. Ben de taksitle ödeyebileceğimi söyledim. 2022 yılı başında 'i bana yönlendirdi. 2022-23 yılları arasında 13 milyon TL ödedim." Yani Başkanım, 2022 yılının başında işlem yapılmaması için rüşvet anlaşması yapılmış. 2022'nin başında işlem yapılmaması için rüşvet anlaşması yapılmış. Peki biz bu yere 2022'nin 12. ayında 17 milyon ceza kesmişiz. Buna dikkat çekmek istiyorum.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

7 Aralık 2022 tarihinde 7273-7279 sayılı encümen kararlarıyla yıkım kararı almışız. 12 Ocak 2023'te İSKİ'ye, İGDAŞ'a, BEDAŞ'a su, gaz ve elektriğin kesilmesi için yazılar yazıyoruz. 12 Ocak 2023 tarihinde Sarıyer Tapu Müdürlüğüne şerh düşülmesi için yazı yazıyoruz. Ya şunu söyleyeyim; bir otel yapısı, Turizm Bakanlığı'ndan alacağı izinler de dikkate alındığında, tesis edilmiş olan yasal işletme oradaki bütün ticari faaliyetin son bulmasına da yol açar. Öyle ya; arkasında bir tane istinat perdesini kaçak olduğundan dolayı tutanak tutuluyor ve yıkım kararı veriliyor. Şimdi bakanlık oraya turizm ruhsatı vereceği zaman demeyecek mi? "Ya bu istinat perdesi bu otelin üzerine yıkılırsa?" Ya bizim tesis ettiğimiz işlem büyük bir işlem. Ve Sarıyer Tapu Müdürlüğü'nde de şerh düşürülmesi için yazı yazıyorsun. Artık diyoruz ki burası tutanaklı bir yer. Sarıyer Tapu Müdürlüğü burayı yarın adam satacak olsa bakacak; "Kardeşim senin orada yapacağımız yapı tatil tutanağı var." 10 birimse fiyatı düşüyor 5 birime. Böyle.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

16 Ocak 2023'te ilgilisine tebliğlerimizi yapıyoruz. 31 Ocak 2023'te 3 no'lu kurul bizim yazımız üzerine 6863 yasa kapsamında suç duyurusunda bulunmak üzere karar alıyor. Yıkım adına işlemler sürerken 8 Şubat 2023 tarihinde İstanbul 2. İdare Mahkemesi yürütmeyi durdurma kararı veriyor. 6 Mart 2023 tarihinde yürütmenin durdurulması kararına hukuk müşavirliğimize yazarak itiraz ediyoruz. 24 Mart 2023'te 2. İdare Mahkemesi tekrar bir karar alarak tekrar bir yürütmeyi durdurma kararı veriyor. Bu arada 26 Ocak 2023 tarihinde ilk suç duyurumuz hakkında verilen takipsizlik kararına da itiraz ediyoruz. Mahkeme onu da reddediyor. Bir takım kararlar alınıyor, biz de itirazda devam ediyoruz. İdare Mahkemesi'ndeki dava da halen devam ediyor. Şimdi İdare Mahkemesi'nde devam eden davada mahkeme, 22 Haziran 2023 tarihinde bilirkişi ile birlikte yerine keşfe gidiyor. Yapı tatil tutanağını tutan teknik elemanlar da keşifte hazır bulunuyor. Bilirkişi Doçent Doktor Fatih Yavaşoğlu'nun 15 Ağustos 2023 tarihli bilirkişi raporu hukuk müşavirliği aracılığıyla müdürlüğümüze ulaşıyor. Şimdi raporun değerlendirme kısmından aynen okuyorum: "Dava konusu aykırı olduğu iddia edilen alanın Ağustos 2022 ve Mart 2014 tarihlerinde keşif esnasında görüldüğü şekilde var olduğu görülmektedir. Şekil B 5A 5B Ağustos 2012 tarihli ve önceki görüntülerde, yapı tatil tutanağında 6. ve 7. kat olarak belirlenen alandaki yapının var olmadığı görülmektedir."

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Sayın başkanım, tutanağa baktınız mı? Orada yapıyı az çok görmek açısından setlerle 7 kat bir yapı, 2100 metrekare. Yani öyle basit bir yapı değil; dağın içine oyulmuş bir yapıdan bahsediyoruz. Şimdi 6 ve 7. kat alandaki yapının var olmadığı görülmektedir. Diğer aykırı olduğu iddia edilen kısımların Mayıs 2011 tarihine kadar var oldukları ancak Mart 2010 tarihinde var olmadıkları görülmektedir. Bu haliyle şimdi sonuca geliyoruz; dava konusu taşınmazın arkasında bulunan, dava konusu aykırı olduğu iddia edilen 6. ve 7. kattaki alanların tutanaktan takip ederseniz başkanım anlaşılır. Ricamdır. Ağustos 2012 tarihi ile Mart 2014 tarihleri arasında bir tarihte yapılmış olduğu, 1. ve 5. kattaki alanların Mayıs 2011 ile Ağustos 2012 tarihleri arasında bir tarihte yapılmış olduğu değerlendirilmektedir.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Bu inceleme ve tespitler ışığında dava konusu işleme dayanak yapı tatil tutanağında belirtilen aykırılıkların, dava dosyasına davalı idare tarafından sunulan fotoğrafların incelenmesi neticesinde aynen mevcut olduğu, aykırılıkların yapı ruhsatı ve onaylı projesi olmadan betonarme taşıyıcı sistemli ve toplamda 7 kattan oluşan yapı yapılması niteliğinde olduğu değerlendirilmektedir. Yine aynı raporda devamla; bu haliyle dava dosyası kapsamında yapılan incelemeler neticesinde söz konusu betonarme istinat duvarının arkasındaki kapalı alanların tamamı ruhsatsız ve onaylı projesi bulunmadan yapılmış yapılar olduğu değerlendirilmektedir.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Hani buraya 'ruhsat' demişlerdi... Raporun devamında da: 'Bu haliyle davalı idare tarafından yapı tatil tutanağıyla belirlenmiş yüz ölçümün doğruluğuna ilişkin her türlü hukuki değerlendirme ve takdir mahkemenize ait olmakla birlikte; davalı idare tarafından hesaplanan 291 m² yüz ölçümünün hem aykırılıktan etkilenen alan hem de aykırılığa konu alan olarak alınmasının teknik açıdan uygun olduğu değerlendirilmektedir' deniliyor. Yani raporu incelediğimizde şeyi de diyor; o alan hesabı da yaptığımız işlemlerin doğruluğunu ortaya koyuyor. Şimdi bir rapor daha var. O da benzer tespitleri yapmış ama farklı tespitler de yapmış. 6 Ağustos 2024 tarihinde Bilirkişi İnşaat Mühendisi Volkan Koçpınar ikinci bir bilirkişi raporu hazırlamış. Esasında bu rapor da tespitlerimizin doğru olduğunu belirtiyor.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Tamamını okumamaya çalışayım ama şöyle diyor: 'Eski bila tarihli tutanaktan sonrasında müdürlük olurundan, müdürlük oluru ile bunların kaldırıldığından bahsedilmişse de; yapılan incelemede üç farklı kotta yer alan setlemelerde istinat duvarlarının birbiriyle döşeme betonlarıyla bağlanarak dava konusu kapalı alanlar oluşturduğu açık olarak görüldüğü... Dolayısıyla ortalama set kotu 3.895 metreden hesap edildiğinde, 8.144 metreküp hacminde büyük bir hafriyatın bir nevi kutu şeklinde kapalı alanları oluşturulmuş olan istinat duvarları arasına tekrar doldurulmasının mümkün olmadığı; bu kadar büyük çaplı istinat yapısı ve aralarındaki döşeme betonu uygulamasının ancak istinat yapılarının yapıldığı tarihte imal edilebileceği, bu durumun 03.04.2012 tarihli uydu görüntüsünde de görüldüğü...'

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Dolayısıyla neticede demiş ki: 'Farklı kotlarda 3 sette yer alan toplam 7 katlı kapalı yapı alanlarının inşaasına 15.04.2011'de başlanarak 03.04.2012 - 14.08.2012 tarihleri arasında tamamlandığı...' Hangi tarihler bunlar? İşte o tutanağın tutulduğu, 'uygun hale getirildiğinin' söylendiği, 'toprakla doldurulduğunun' söylendiği; sonra ruhsat verildiği iddia edilen, sonra 'müdürlük oluruyla burada bir problem kalmamıştır' denildiği tarih aralığında yapıldığı diyor. Metrekare hesabını yapmış, o da aynı şekilde. Dolayısıyla az önce okuduğum iki bilirkişi raporundan sonra İstanbul 2. İdare Mahkemesi 09.12.2024 tarihinde tekrar yürütmenin durdurulması kararını veriyor. Şimdi Başkanım, bu tarihe dikkat çekiyorum: 9 Aralık 2024. Sonra başka bir şey anlatacağım tarihle ilgili. Şimdi Ekran-15 görselini yansıtabilir miyiz? Evet... Şimdi burada dört tane dokümanı görelim. Küçültelim de... Yani yok böyle kalsın. Şimdi önce bir dördünü birden görelim. Burada dört tane doküman var, 2012 yılına ait.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

İlki: Kaçak inşaat, istinat perdesi ve arkasındaki yapılar yapılıyor. Kaçak inşaat yapılıyor, 'tutanak' diyor müdürlük. İkincisi: Buraya yapı ruhsatı düzenleniyor. Yapı ruhsatı kaç metrekare? Bir büyütebilir misiniz şu sağdakini? 931 m². Burada 931 m² ruhsat düzenleniyor. Biz burada 2.100 m² kaçak inşaat tespit ettik; 7 katlı. O dönemde yapılmış, 7 katlı. Sonra yapılmış, benim dönemimde yapılmış 1 m² yer yok! O dönemde 7 katlı 2.100 m² inşaat yaptırılmış, tutanaklanmış; sonra ruhsat düzelenmiş 931 m² için. Küçültebilir miyiz tekrar? Üçüncüe gelelim, biraz daha aşağı inelim. Şimdi şurada da bir şey düzelenmiş. Evet... Bila tarihli tutanak. Yani tarihsiz. Tarih atmaktan imtina mı etti, korktu mu, ne oldu bilmiyorum; tarih de atmamış tutanağa. Teknik elemansın sen yani! Altindaki imzaları görebiliyor musun? Evet; iki teknik eleman, bir zabiata memurunun imzası var. İsimleri tekrar kapatalım, çok önemli değil.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Evet, ne diyor? 'İlgilisinin 09.04 tarih ve sayılı dilekçesi üzerine mahallede yapılan tetkikte; yapı tatil tutanağında belirtilen mevcut istinat duvarı arkasında kalan hafriyatlı kısımların ilgilisi tarafından doldurularak kullanılamaz hale getirildiği ve izinsiz güçlendirilen duvarlarla ilgili olarak dosyasında yapılan incelemede proje onaylı yapılarak şu tarihte ruhsat düzelenendiği görülerek tarafımızdan tanzim ve imza edilmiştir' diye yazmış. O sırada adam, harıl harıl 2100 metrekare inşaat yapmaya devam ediyor, belki de bitirdi. Bilmiyoruz. Sonra müdürlük, şu sağdaki o dönemki Boğaziçi İmar Müdürlüğü diyor ki bu tespit tutanağına atıfta bulunuyor. Bunun ilgilisi tarafından doldurularak kullanılmaz hale getirildiği, yani buradaki aykırılığın giderildiği -daha doğrusu- görülerek mührü de kaldırtıyor oradan, tutanağı da iptal ediyor. Yani adam öyle bir şey ki düşün; orayı yapmış 2100 metrekareli, ya üzerinde de tutanak kalsın istememiş, ya benim işimi dört dörtlük yapın demiş yani. Bana burayı madem kaçak yaptırıyorsunuz, kaçak madem yaptırıyorsunuz, benim tutanağım da olmasın demiş yani. Tutanağı iptal ettirmiş. Her şeyim benim yasal olsun, dört dörtlük. İmara usulszlükü çözmek böyle olur Başkanım. İmara usulszlük çözüldüyse 2012 yılında çözüldü. Sadece usulsüzlük çözülmedi; hem o usulsüzlük yaptırıldı, sonra da çözüldü. Hem yaptırıldı hem çözüldü. Bizim de bugün başımıza bela oldu. Yani benim ne işim var? Bugün gelmişim, adam nefes aldırmamışım. Duvarı deldi… "Dur kardeş, sen ne yapıyorsun burada?". Hani güya bunlar o imara usulszlükleri çözecektim ben onun? Hani imara usulszlükler? İddianamede onu diyor, imara ait usulszlüklerini çözmek için.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Şunu diyebilirdim değil mi? Ya kapat şuralı görünmesin, kapat kapat o şeyleri de toprağı da düzelt, tamam hadi şey yap. Yani ben bunu, ben bunu ülkeyi terk ederim bunu demem de, hani denmez mi denir yani eğer ki böyle bir alçakça bir işin içinde olsan, böyle bir rüşvet anlaşmasının içinde olsan bunu dersin. Biz ne demişiz? Eşelemişiz orayı, yok gel hayır öyle bir şey yok demişiz. O da müdür, ben de müdürüm, ben de burada yargılanıyorum. Şimdi bunlar Başkanım Ek 67, 68, 69, 70'te de var. Şimdi biz itirazlar, bir de ne diyordu? Diyordu ki: "Benim itirazlarla mağduriyetimi devam ettirmeye çalışıyorlar". Buraya geleceğim biz neler yapmışız. Şimdi bu 2. İdare en son hani tarihe dikkat çek miştim ya, o ne zamandı? 09.10.2024 tarihinde yürütmeyi durdurma kararı verilmişti. 09.10.2024 bütn görüşmeler yapılmış güya alınmış verilmişmiş güya 24 yılına gelmişiz. Biz, hukuk müşavirliğimiz vasıtasıyla bu karara itiraz etmişiz. Teknik anlamda itirazı Boğaziçi İmar Müdürlüğü olarak biz yaparız, müşavirlik üzerinden de o itiraz yürütülür.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 4. Dava Dairesi'ne hukuk müşavirliğimiz vasıtasıyla itiraz ediyoruz. İtiraz tarihimiz 13.11.2024. Hani ilgilisi "devam eden davalarda rapor ve itirazlarımı derinleştirmeye çalıştılar" demişti. Bu sefer de birtакım görüşmeler yapmıştı bu sebeplerden de. İtirazımız 2024'e 1108 YD İtiraz no 13.11.2024 tarihli karar ile kabul ediliyor. Bu kararda müdürlüğümþzün tesis etmiş olduğu tüm işlemlerin hukuka uygun olduğu karar altına alınıyor ve aldığımız yıkım kararıyla ilgili YD'yi (Yürütmeyi Durdurma) de kaldırıyor. "Hayır" diyor, "burayı yıkacaksınız, yıkabilirsiniz". 2. İdare'nin kararını bozuyor. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyayı 2. İdare'ye iade ediyor. Bizim bu işlemleri yaptığımız yerde diğer kurumlar ne yapmış mesela? Biz en başında yazmıştık ya Çevre Şehircilik Bakanlığı'na, Kültür Turizm Bakanlığı'na. Bizim Çevre Şehircilik Bakanlığı'na bildirdiğimiz tarihten yaklaşık iki yıl sonra İstanbul 3 No'lu Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu -altını çizeyim tekrar iki yıl sonra- adli ve idari işlemlerin başlatılması kararını alabilmiş.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

İstanbul 2. İdare Mahkemesi'nde devam eden davada para cezaları ile ilgili ek bilirkişi raporu sunulmuş. Buna da itiraz etmişiz. "Hayır" demişiz. Bizim para cezalarımızı iptal etmiyor. Bilirkişi raporunda şöyle diyor: "Bunlar eski yapıldığı için yeni satın alınan malikle ilgili değildir bu konu." Biz de diyoruz ki: "Burayı kullanıma açmayı çalıştı, açtı vesaire." İtiraz etmişiz, yani sadece yıkım kararına değil. Sonuçta 14 Mart 2025 tarihinde 2. İdare Mahkemesi para cezası açısından yürütmenin durdurulmasına, yıkım kararı açısından ise yürütmeyi durdurma isteminin reddine karar vermiş. Bu karar 08 Nisan 2025'te müdürlüğümüze tebliğ ediliyor. Bu karar üzerine Yapı Kontrol Bürosu Şefliği, Avrupa Yakası Tespit Denetim Şefliği'ne 15 Nisan 2025 tarihinde yazı yazarak kararın gereğinin yapılmasını istiyor (Ek-72).

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

En başta da vurgulamıştım ya; müdürlük, tüm kamu idarelerinde olduğu gibi yasanın ve görevlendirmenin öngördüğü yetki ve sınırlar çerçevesinde kendi kendine hareket eden ve bu yasa ve görevlendirmelerden doğrudan aslında kendisi talimat alarak hareket eden görevlilerin tesis etmiş olduğu işlemlerle, kendi kendine tetiklenen bir mekanizma şeklinde hareket etti. Yani benim burada kimseye bir talimat vermeme gerek kalmadan hemen şefle başlıyorlar yazışmaya; kararın gereğinin yapılmasını istiyor. Biz bu karara nasıl geldik? Biz bu karara 2024'ün 11. ayının 13'ünde yaptığımız itirazla geldik. Vatandaş şunu diyordu; iki tane iddia vardı burada. Ben bunu şunun için verdim: İtirazlarımı hukuki itirazlarla derinleştirmeye çalıştılar. Ne yapmışız? 2024'ün 11. ayında itirazımıza devam etmişiz üst mahkemede. Savcılık ne diyordu? "İmara ilişkin usulsüzlüklürü çözmek." Biz ne yapmışız? Usulsüzlük mü çözmüşüz? Usulsüzlüklerin üzerine gitmişiz.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Aslında Faruk Baştürk'ün ifadesindeki o kısım şunu gösteriyor; Faruk Baştürk'ün saikini ortaya koyuyor. Yani bu suçlamanın, onun saikinin aslında ne yapmaya çalışmış burada, gayesi neymiş? Suçlamanın gerçek mahiyetini belli ettiğini düşünüyorum. Bizi suçlarken ki bunun gerçek mahiyetinin ne olduğunu... İşte "Hakszs inşaatı mührlemişiz, aleyhime rapor ve itirazlar yaptılar" falan. Görüldüğü gibi, ben kısaca şöyle toparlayıyım: 2022 yılında rüşvet anlaşmasının yapıldığı, 2023'te tamamlandığı iddia edilen para alışverişi öncesinde de sonrasında da kurumumuz nezdinde tüm işlemler aynı şekilde devam etmiştir. Kurum içinde her birim kendi sorumluluğu kapsamında süreci takip etmiş ve hukuka uygun bir şekilde yürütmüştür. Bütn İdare Mahkemesi kararları, bilirkişi raporları da bizim tutanaklarımızla ve bu işlemlerimizle uyumludur.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Dolayısıyla ben mevcut durumu anlatıyorum Sayın Başkanım. Zaten bunu anlatmanın ötesinde de bir şey yapamam. Çünkü işin öbür tarafıyla ilgili ben ne diyeyim, bir şey söyleyemem ki. Bilmediğim, etmediğim bir konu. Ama ben yaptıklarımla böyle bir işin parcıası olmayacağımı ortaya koyabilirim ancak; onu yapmaya çalıştım elimden geldiğince. Tüm süreç ortadadır. Yapmam gereken işlemleri tam olarak yapmışım. "Yapmam gereken işlemi yapmamak" ya da "yapmamam gereken işlemi yapmak"tı ya iddia; ben burada yapmam gereken işlemi tam olarak yapmışım. Yapmamam gereken bir işlemin yapılması mı iddia ediliyor diye düşündüğümde, benim müdürlüğüm dönemi bu parselde 1 metrekare kaçak inşaat dahi yapılmamıştır. Hani adam 7 kat yaptı da 8. katı da ben sana yaptırayım dersiniz; öyle bir şey de yok. İmalatın tamamları az önce de söyledim, eski. Bakanlığın bile suç duyurusu için 2 yıl ancak karar alabildiği bir süreçte tüm süreçleri ivedilikle yürüttüm. Hiçbir eksiğimiz, ihmalimiz, başımızı eğmeyeceğimiz herhangi bir hususumuz yoktur Sayın Başkanım.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Kıymetli heyet, eylemlerle ilgili savunmamı tamamlamış bulunuyorum. Şimdi bir kapa nışla birlikte savunmamı da tamamlayacağım. Sayın başkanım, kıymetli heyet, bir takım beyanlarla oluşturulmuş, hiçbir somut delile dayanmayan bir kurgu üzerinden çok ağır ithamlarla karşı karşıyayım; buna karşılık eylem anlatımlarıyla birlikte savunmamı yaptım. Tabii ki takdir heyetinizindir. Ama ben tekrar ifade ediyorum ki hakkımdaki suçlamaların hiçbirini kabul etmiyorum. 26 yıllık meslek hayatımda, 4,5 yıllık Boğaziçi İmar Müdürlüğü boyunca da suç teşkil edecek herhangi bir işin, işlemin içerisinde olmadım. Onurumla, şerefimle kamu görevimi ifa etmeye çalıştım ve ifa ettim. Yasa dışı hiçbir oluşumun içinde yer almadım. Hakszs bir kazanç elde etmedim. Değil kimsenin hakszs kazanç elde etmesine de aracılık etmedim, müsaade etmedim, aracı olmadım. Ailimin boğazından tek bir haram lokma geçirmedim Sayın Başkan. Her şeyi teker teker açıkladım.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Hiçbir olayda hukuka aykırı bir davranışın, bir kararın olmadığı gibi hiç kimseden talimat almadım. Ben talimatı sadece yasadan aldım. Yasa neyi emrediyorsa hep onu yaptım. Ama ne yazık ki 1 yıldır özgürlüğümden mahrumum. Hakkımda dava açılan bu iddianame bir bütn olarak değerlendi lındığında, bu eylem bütn lüğüne bakıldığında benim burada sanık olmamın bir tek gerekçesi var gibi görünüyor: Benim Boğaziçi İmar Müdürü olmam. O sebeple nasıl bir sürecin içerisinde mağdur edildiğimi heyetinizin değerlendireceğine inanıyorum.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Tabii yaşadığımız süreç, her şeyden önce bizlerden de önce yani benden de önce ailemi, sevdiklerimi mağdur eden bir sürece dönüştü. Çok bunlarla ilgili bir şey söylemek istemiyorum. Yani ailemin yaşlıları var. Annem var, babam var. Anlattığım hepsi de benim için kıymetlidir. Hak vaki olunca hepimiz gibi onlar da vade geldiği zaman ayrılacak. O ayrı bir şey. Bir ömür sürmüşler, Allah onlara uzun ömür versin. Fakat 11 yaşında kızım var, 16 yaşında oğlum var. Onlarla ilgili kaygılar daha fazla, açıkçası. Oğlum bizim Tip 1 diyabet hastası. Her gün 5-6 sefer kendi kendine iğne yapmak zorunda. Teşhis de 2 yıllık bir teşhis. Karbonhidrat hesabı yapacaksın; işte yediğin yemeğin inzülin değerini, kaç milim insülin yapman gerektiğini, mevcut kan şeker değerini ölçerek falan... Çok matematiksel, kompleks bir süreç. Yani o çocuğun o yaşta onları yapabilmesi de kolay bir şey değil. Anne baba olarak yanında olmamız gerekiyor, bu süreçte yanında olamadık. Sağlığı da bozuldu çocuğun.

İBB Boğaziçi İmar Müdürü

Bu analiz yapay zeka değerlendirmesine dayanmaktadır. Hatalar veya yanlış bilgiler içerebilir.