“İddianameye göre, müteahhit Metin Gül'ün, Beylikdüzü'nde inşa ettiği Kubist projesinin iskanını alabilmek amacıyla para ve daire rüşveti verdiği iddia edilmektedir. Savcılığın iddiasına göre, dönemin Beylikdüzü Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve yardımcısı Mehmet Murat Çalık'ın bilgisi ve onayı dahilinde, Adem Soytekin ve Fatih Keleş'in aracılığıyla bu rüşvet alınmıştır. İddiaya göre, iskan başvurusunda zorluk yaşayan Metin Gül, Ekrem İmamoğlu tarafından Fatih Keleş'e yönlendirilmiş, ardından Adem Soytekin ve Fatih Keleş ile yaptığı pazarlık neticesinde rüşvet vermeyi kabul etmiştir. 2014-2016 yılları arasında gerçekleştiği iddia edilen eylemde, 2.500.000 TL nakit para ve 3 adet dairenin rüşvet olarak verildiği öne sürülmektedir. İddianameye göre nakit para Fatih Keleş tarafından elden alınırken, Kubist projesindeki 3 daire Adem Soytekin'in şirketi ASOY İnşaat adına devredilmiştir. Savcılık, bu eylemin imar usulsüzlüklerine göz yumulması ve kamu nüfuzunun kötüye kullanılması suretiyle kamuyu zarara uğrattığını iddia etmektedir. İddianamenin temelini, şüpheli Metin Gül'ün beyanları, şüpheli Adem Soytekin'in etkin pişmanlık kapsamındaki ifadesi, şüpheliler arasındaki irtibatı gösterdiği iddia edilen HTS-Baz analizleri ve daire devirlerini doğrulayan tapu kayıtları oluşturmaktadır. Şüpheliler hakkında Rüşvet (TCK 252) ve Suç Örgütü (TCK 220) suçlarından cezalandırılmaları talep edilmektedir.”
- ·Çalık, iskanın 23 Mart 2015'te alındığını, 3 dairenin devrinin ise 9 Eylül 2016'da yapıldığını anlatıyor. İşlem tamamlandıktan yaklaşık bir buçuk yıl sonra yapılan devirlerin aynı iskan işleminin rüşveti gibi okunamayacağını savunuyor.
- ·İskan sürecinin kişisel pazarlıkla değil teknik birim başvuruları, harç ödemeleri ve SGK ilişiksizlik belgesi gibi idari yükümlülüklerle yürüdüğünü söylüyor. Metin Gül bu yükümlülükleri tamamladığı için belgenin düzenlendiğini, dolayısıyla 'ödeme olmadan iskan verilmediği' tezinin teknik sürece uymadığını ileri sürüyor.
- ·Metin Gül ile Adem Soytekin'in anlatımlarının hem ödeme biçimi hem dairelerin nedeni hem de taraflar arasındaki ilişkinin niteliği bakımından birbirini bozduğunu vurguluyor. Bir tarafın rüşvet, diğer tarafın ticari ilişki dediği devirlerin mahkumiyete elverişli sabit bir olay anlatısı üretmediğini savunuyor.
- ·Kubist projesine ilişkin teknik denetimlerde imar mevzuatına aykırılık bulunmadığını, bu nedenle 'usulsüzlüğün rüşvetle örtüldüğü' kurgusunun dosya dışı varsayım olduğunu söylüyor. İBB ve valilik denetimlerinin belediye personeli bakımından soruşturma izni sonucuna götürmemesini de lehine gösteriyor.
- ·İskan başvurusundan son harcın yatırılmasına kadar geçen sürenin yalnızca 2,5 ay olduğunu ve son harcın ardından 4 gün içinde iskan belgesinin verildiğini belediye kayıtlarıyla belgelemektedir. Evraklar tamamlanmadan iskan verilemeyeceğini, bu nedenle gecikme ya da baskı iddiasının fiilen imkansız olduğunu savunmaktadır.
- ·İskan 23 Mart 2015'te verilmiş; daire devri ise ancak 9 Eylül 2016'da, yani bir buçuk yıl sonra gerçekleşmiştir. Hukuki nedensellik bağını kopmakta, rüşvetin işlemden önce ya da hemen sonra yapılması gerekirken aradan geçen sürenin ticari anlaşmazlık kaynaklı bir devri işaret ettiğini öne sürmektedir.
- ·Metin Gül ile Adem Soytekin'in kendisinden daha önce tanışıklığı bulunduğunu ve aralarında çok sayıda ticari ilişki olduğunu belirterek 'tanıştırma' iddiasını reddetmektedir. İddianın dayandığı iki sanık beyanının birbirini çürüttüğünü —Metin Gül 'iskan için verdi', Soytekin 'ticari ilişkiden kaynaklanıyor' dediğini— ve bu çelişkinin suçu kanıtlamaktan uzak olduğunu savunmaktadır.
- ·Projeyle ilgili İBB Teftiş Kurulu ve Mülkiye Başmüfettişleri tarafından 2015 yılında inceleme yapıldığını, yapının projesine uygun olduğunun tespit edildiğini ve soruşturma izni verilmediğini belirtmektedir. İş bitirme belgesinin (13 Mart 2014) Yusuf Uzun döneminde, ruhsat tadilat izinlerinin Gürpınar Belediyesi döneminde verildiğini de vurgulamaktadır.