Sayın Başkan, değerli üyeler; saygılarımı sunuyorum öncelikle. Savunmamda önce kısaca kendimi tanıtacağım, daha sonra iddianamedeki hususlara karşı genel bir değerlendirme yapacağım. Sonrasında da eylemlere yönelik olarak detaylı savunmamı arz ettikten sonra sonuç kısmı ile neticelendireceğim. Kısaca kendimi tanıtayım. 1985 yılında İstanbul Yeşilköy'de doğdum. Aslen Konyalıyım. İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile ilk tanışmam, henüz üniversitedeyken 2005 yılında belediyemize bağlı İstanbul Metropoliten Planlama Merkezi'nde staj yaparak oldu. O dönem mimarlık ve şehir planlama öğrencilerinden oluşan uluslararası bir çalışma grubu oluşturulup, Karaköy Perşembe Pazarı'ndan günümüzdeki Galataport olarak bildiğimiz alana kadarki kıyı şeridinin kentsel tasarım projelerinin hazırlanması sürecinde kısa bir staj dönemim olmuştu. 2006 yılında üniversiteden, mimarlıktan mezun olduktan sonra, yine aynı yıl İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde Kentsel Tasarım Müdürlüğü'nde vekil memur olarak işe başladık. Bu süreç içerisinde de Mimar Sinan Üniversitesi Şehir Bölge Planlama Bölümü'nde yüksek lisans yaparak yüksek mimar unvanını kazandım. Belediyemizdeki sürecim nasıl oldu? 2006 yılında başladığım memuriyetime, 2013 yılında şef oldum. 2015 yılında Kentsel Tasarım Değerlendirme Komisyonu Başkanı oldum. 2016 yılında da merhum Kadir Topbaş Başkanımızın döneminde meclis kararıyla kurulan Reklam Yönetimi Müdürlüğü'ne müdür olarak, kurucu müdür olarak atandım. Bu görevler hep mesleki birikimim ve kurumsal tecrübem dikkate alınarak tarafıma tevdi edilmişti. Klasör içerisindeki ilk başlıklı dosya açabilir misiniz? Şimdi, 2016 yılında göreve başladığım dönemde belediyemiz iştirak şirketlerinde dağınık şekilde yürütülen reklam alanlarını idari koordinasyon altında topladık. Örnek olarak İETT, İSPARK, Metro A.Ş. gibi iştirak şirketlerimiz, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nden bağımsız olarak kendi alanlarına reklam ihalesi yapmak ve gelir elde etmek suretiyle kendi iştigal alanlarının dışına çıkmışlardı. Yaptığımız düzenlemeler ile iştirak şirketlerinin kendi uzmanlık alanlarına yönelmesini sağlamış ve reklam gelirlerimizi kurumsal bir yapıya taşıyarak önemli ölçüde artırdık. Belediye bütçemizdeki durumu da şimdi size, okunuyor mu bilmiyorum ama biraz bulanık herhalde. Biraz yaklaşabilirseniz. 2016 yılında göreve başladığımızda yaklaşık 27.000.000 olan reklam gelirimizi, 2017 yılında 40.000.000'a taşıdık ve 2019 yılında da 95.000.000'a taşıdık. Daha sonra ilerleyen süreçlerde, 2026 yılında da 2025 yılını 1.668.000.000 ile kapattık. 2026 hedefimiz de 3.000.000.000'ları geçecek diye umut ediyoruz. Sayın Başkan, bu süreçten sonra 2019 yılında 31 Mart seçimleri gerçekleşti ve Sayın mazbata sürecinden sonra yaklaşık 17 günlük bir başkanlık süreci olmuştu. İlk tanışmamız da o kısa süreç içerisinde oldu. O tarihte bütün ana arterlerde "Teşekkürler İstanbul" afişleri asılıydı. Sayın Başkan o zaman genel sekreter yardımcımızı, daire başkanımızı ve müdür olarak beni çağırmıştı. "Yakında artık Anneler Günü, 19 Mayıs vesaire var, bunlarla ilgili iletişim çalışması yapacağız. Bunları artık kaldırın vesaire" diye bize bir talimat vermişti. Fakat daha sonra mazbata süreci iptal edildi ve yani o süreç gerçekleşmedi. İlk tanışmamız buydu. Daha sonra seçimler yenilendi ve Sayın Başkan tekrar Belediye Başkanı olarak seçildi. O süreçten sonra biz de Genel Sekreter Yardımcımızın yanına gittik. Dedik, "Bu süreçten sonra ne olacak?" Genel Sekreterimiz ve Genel Sekreter Yardımcımız o gün istifa ettiler. Bize de "İşte hani sizlerin devam etmesini istiyoruz. Çünkü bizler siyaseten geldik, sizler kendi tecrübenizle geldiniz bugünlere. Hani sizin siyasi bir süreciniz yok, kendi kurumsal hafızanızla, tecrübenizle, liyakatinizle geldiniz. Sizlerin devam etmesini istiyoruz" dedi. “Tabii Sayın Başkan takdir ederse, devam ederseniz, etmezse de yapacak bir şey yok” dedi ve onlarla o süreçte ayrıldık.
Kaan Sürmegöz Savunması
Bu süreçten yaklaşık 1 hafta sonra Sayın tüm daire başkanları ve müdürleri o zaman Yenikapı'daki Kültür Merkezi'nde bir toplantıya çağırdı. Tabii biz de o süreçte giderken de herhalde dedik bize teşekkür edecek, istifamızı isteyecek vesaire diye bu süreçleri yürütecek dedik. Fakat Sayın dedi ki: "Bugüne kadar kıymetli emekler verdiniz. Bundan sonra hepinizin tecrübesine talibim, hepinizle devam etmek istiyorum" dedi. "Tabii bir deneme süreci olacak" dedi. "Ondan sonra bakacağız ama hepiniz bugünlere güzel çalışmalarla geldiniz. Daha güzellerini üretebilmek amacıyla birlikte bir yola çıkacağız. Hepinizin tecrübesi kıymetli, süreci sizlerle yürütmek istiyorum" dedi. Akabinde tabii aramızdan ayrılan arkadaşlarımız da oldu. İşte bakanlıklara, ilçe belediyelerine giden, işte farklı devletimizin kurumlarına geçen arkadaşlarımız da oldu istifa eden. Benim de o süreçte 1.5 yaşında bir oğlum vardı. 2 ay sonra da ikinci çocuğumuz dünyaya gelecekti. Hani farklı bir düşünce içerisinde de olmadık. Özel sektöre vesaire de geçmedik, çünkü kurumda 14 yıldır çalışıyordum o süreçte. Sayın da hani bizi denemek istediğini, çalışmak istediğini dile getirince biz de tekrar var gücümüzle işlerimizi devam ettirmeye çalıştık. Tabii bu süreçte şirket genel müdürlükleri değişti. Medya A.Ş.'ye Hanım geldi. Kültür A.Ş.'ye Serdal Bey geldi. Tanıştık, onlar da çok kıymetli insanlardı. Daha önceden imzaladığımız sözleşmelerdeki yükümlülükleri onlara anlattık, istişarelerimizi yürüttük. Yani çalışmalarımız devam etti. Eski dönemde ne yaptıysak, yeni dönemde de gelir getirici süreçlerimizin tamamını idame ettirdik. Ardından 2022 yılının Nisan ayıydı. Emlak Daire Başkanlığı makamı boşaldı ve daire başkanlığı içerisindeki 16 yıllık tecrübem dikkate alınarak vekaleten atamam gerçekleşti. Yaklaşık 6 ay sonra da asaleten atandım. Tutuklanana kadar da bu görevde devam ediyordum. Yani Sayın Başkanın belediyeye gelişi, ondan sonraki süreçler, benim daire başkanı olma sürecim kendi çerçevemde bu şekilde devam etti Başkanım. Ve tabii belediyemizdeki bir de tevafuk oldu. Ben tam bugün başlamıştım 20 yıl önce İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne. Tam da bugün de karşınıza çıktım. Farklı dönemlerde, farklı yönetimler altında de çalıştık. Merhum Kadir Topbaş, Sayın Mevlüt Uysal, Sayın . Verilen görevleri layığıyla ifa etmeye çalıştım. Tabii bu daire başkanlığı görevi de geçmişteki tecrübem dikkate alınarak tevdi edildi ve bu süreçte de belediyemizin emlak ve reklam gelirlerinde önemli ölçüde arttırarak görevimize layık olmaya çalıştım. Dolayısıyla görev sürem boyunca sadece vatanımın ve milletimin menfaatine çalıştım. Hakkımda böyle örgüt isnadıyla bağdaştıracak hiçbir şekilde bir talimat süreci, gizli bir iletişim ya da kişisel menfaat asla söz konusu olmamıştır. Yani kapalı bir yapı asla olmamıştır. Bizim bağlı bulunduğumuz tek yer İstanbul Büyükşehir Belediyesi'dir Başkanım. Şimdi dava konusundaki eylemlere gelecek olursak, bu iddialar daha önce kurulunuzca görevlendirilen ve iddianamede de ek olarak sunulan tevdi raporunu hazırlayan aynı mülkiye müfettişi bu soruları daha önceden tarafımıza yöneltmişti. Yani 2021 yılının sonuydu, 2022 yılına geçtiğimizde bu süreci kendisiyle, mülkiye müfettişi beyefendiyle yürüttük. Tabii birçok sorular sordu, akabinde de tarafımıza sıralı amirlerle beraber, Sayın ile beraber soruşturma izni verilmesine karar verdi. Biz de bu süreci tabii Danıştay'a karşı dava açarak kendimizi anlatmaya çalıştık. Şimdi iddianamede doğrudan yer verilen eylemler ve benzer hususlara karşı Danıştay'da etraflıca bir değerlendirme yaptı ve tarafımızı haklı görerek de bu soruşturma iznini kaldırdı. Dolayısıyla iddianamede bulunan ve üzerime atfedilen bu suçlamaların asılsızlığını da yani tüm iddianameyi okuduğunuz zaman bizim eylem 61'den itibaren 118'e kadar gelin Başkanım ve 7 sayfalık o Danıştay kararını okuyun, zaten tüm cevapları aslında bulacaksınızdır. Bizim için çok kıymetli bir karardı. Aslında özetini de orada alabilirsiniz, size de ek olarak sunduk.
Bu sürecin ardından daha önce idari soruşturma kapsamında değerlendirilmiş, tarafımca ayrıntılı şekilde de cevaplanmış ve sonucunda da haklı çıktığımız konularla ilgili olarak 19 Mart'ta gözaltına alındık. 4 günlük gözaltı sürecince ilgili mercilere de kapsamlı şekilde cevaplarımı verdim. Savcılık sorgusunun ardından Sulh Ceza Hakimliğine çıkartıldık. Aynı beyanlarımı orada da tekrar ettim ve serbest bırakıldım. Ancak verilen karara savcılık makamınca itiraz edilmesiyle birlikte 4 gün sonra gözaltına alındık. Rüşvet ve örgüt üyeliği suçlamasıyla Asliye Ceza Mahkemesine çıkartıldık bu sefer. Serbest bırakılmama ilişkin itirazı değerlendirdi ve rüşvet suçlaması kapsamında herhangi bir somut bilgi veya belgeye rastlanılmaması, anormal bir mal varlığı artışı ya da herhangi bir mali menfaat bulunmaması sebebiyle rüşvetten tutuksuz yargılanmama, ancak örgüt üyeliği nedeniyle tutuklanmama karar verildi. Dolayısıyla yaklaşık 15. ayı da dolduracağız yakında, 16 aydır ailemizden uzak bir şekilde tutuklu bulunuyoruz. Şimdi Başkanım, bizim eylemlerimiz aslında içerik itibarıyla farklı ve bağımsız fiillerden ziyade benzer nitelikteki idari işlemlerden sorguların sorulduğu uygulamalara ilişkin. Dolayısıyla bunu bir genel savunma olarak değerlendirip tüm eylemlere cevaben mesnet tutmanızı rica ediyorum sizden. Şimdi birincisi; ihaleye fesat karıştırma. Bu da her eylemde tarafımıza isnat ediliyor. Şimdi bunların içeriklerine cevap vereceğim. İddianamede deniyor ki Sayın Başkanım; aranan mali ve teknik yeterlilik kriterlerinin sınırlandırıldığı, bu nedenle de rekabetin daraltıldığı yönündeki değerlendirmeler yer almakta. Şimdi, bizim ihalelerimizin yapıldığı kanunumuz, Başkanım, 2886 sayılı Kanun'dur. Bunun 16. maddesinde de ihalelerin en elverişli koşullarda sonuçlanmasını sağlamak amacıyla isteklilerden belirli mali ve teknik kriterler aranabilir, nitelikler aranabilir diyor. Bu kapsamda da yani belediyemizin yaptığı uzun yıllardır tüm ihalelerde bu nitelikler aranmaktadır. Aynı zamanda bizim yaptığımız ihaleler bir başka ihalelere de benzemez; yatırım maliyetleri çok yüksektir ve İstanbul'un genelini kapsamaktadır. İşi üstlenecek firmaların operasyonel kabiliyeti çok elzemdir. Bu kapsamda hani firmaların geçmiş deneyimi, mali gücü, iş hacmi bütün bu ölçütlerle ilişkilidir. Yani belediyemiz ödenen kira bedelleri Sayın Başkanım, milyarlarca lirayı bulmaktadır. Keza yanında bir de yatırım süreci vardır. Kira artı yatırım, yani çok büyük bedellerdir. Bu yeterlilikleri istememiz gayet de normaldir. Aynı zamanda iddianamede de belirtiliyor aslında, İTO verilerine göre de yani İstanbul Ticaret Odası verilerine göre de birçok firmada bu ihalelere katılmaya haiz olduğunu da aslında görüyoruz. Tabii NACE kodlarına bakmışlar İstanbul Ticaret Odası. Diyor ki yani bir firmanın unvanındaki reklam unvanı varsa şayet, İstanbul'da 25.000'e yakın firma varmış. Bunlar katılamamış, sadece 73 firma bizim yaptığımız, açıkladığımız, ilan ettiğimiz ihalenin yeterliliklerine haizmiş. Dolayısıyla katılım sınırlandırılmış denmiş. Yani bizim kaç firmanın katılımı söz konusu olsa bu eleştiri tarafımıza yapılmazdı? Yani 173 mü olsa, 1073 mü olsa, 10.073 mü olsa? Yani yıllardır bu sürecin de içerisindeyiz. Hani ben tamam, 2006 yılında girdim. Hani o süreçte, o süreçten itibaren de az çok Kentsel Tasarım Müdürlüğü'nde de çalışmam itibarıyla biliyoruz. Yani bir reklam ihalesine Türkiye'nin herhangi bir yerinde 5'ten fazla firma da girmemiştir. Yani şöyle de yapabilirsiniz bir tereddüt yaşıyorsanız bu firmalarla ilgili, hani kaç firma bu işte iştigal alanında diye: Yani tüm büyükşehir belediyelerine bir yazı yazın, diğer il belediyelerine de yazın. Deyin ki hani, "Siz reklam ihalesi yaptıysanız hangi firmayla çalışıyorsunuz, bir liste oluşturalım." Bakalım kaç firma varmış? Yani İstanbul'daki 25.000 firmanın unvanında reklam var diye bu işi kısıtladığımız iddia edilemez ki 73 firma da bence yüksek bir firmadır. Kaldı ki bizim ihalelerimiz sadece İstanbul'da kapsamaz, tüm Türkiye'yi kapsar. Yapılan araştırma sadece İstanbul'da çalışan firmalara yöneliktir. Ayrıca uluslararası ilanlarımız da vardır. 2010'lu yıllarda uluslararası firmalarla çalışmışlığımız da vardır. Yani yabancı şirketlerin de yaptığımız ihalelere çok da fazla ilgisi olduğunu da söyleyebilirim daha önceden çalıştığımız için.
Ayrıca önemle belirtmek istiyorum ki bu ihalelerdeki yeterlik şartlarını biz 2019 yılı sonrasında ortaya çıkartmış değiliz Başkanım. Belediyemizin hani ben 2011 yılından itibaren size liste hazırladım. Yaptığımız bütün reklam alanı işletme ihalelerindeki istenen ihaleye katılım yeterlilikleri rakamsal ve niteliksel olarak aynıdır. Şimdi bunun aynı şekilde olduğunu ve bu hususların kurum içerisinde teamül haline geldiğini de sizlere evrak sunarak göstereyim. Geçen gün Sayın 'nin sunumunda da siz, ilginizi çekmişti, istemiştiniz hatta. Tabii burada gözükmüyor, biraz yaklaşabilirsek. Mesela 2011 yılı billboard ihalesi Sayın Başkanım. En çok eleştirildiğimiz konu bizim cironun yüksek olmasıydı. O zaman 2011'de 20 milyon ciro istenmiş. O günün değerine göre bakarsak 11 milyon dolar yapıyor. Aynı zamanda işi alan kim? Yine Kültür A.Ş. 2013 yılında LED ekranların ihalesi yapılmış. Asgari 15 milyonluk bir yeterlilik istemiş. İşte web sitesi yazılımı vesaire, bakım, onarım... Bunun karşılığı da 7.5 milyon dolar. Sermaye istenmiş 5 milyon TL, bugünün 2.5 milyon doları. Kazanan İSBAK ve Kültür A.Ş., yine kendi iştirak şirketlerimiz. 2015 yılında taşınırlardaki, yani bütün araçlarımızın içerisine ekran konulmasıyla ilgili bir ihale yapılmıştı. Burada da istenen yeterlilikte, son 5 yılda 10 milyon yolcuya hizmet etmek denilmiş. Hani biz bu yeterliliği yeni ihalelerimizde kullanmadık, onları da size eylemlere gelince göstereceğim. Benzer ihalelerimiz var çünkü. Aynı zamanda o yıl içerisinde 2 milyon brüt satış geliri elde etmek denilmiş. O 10 milyon yolcuya hizmet edecek, bir de 2 milyon brüt satış geliri elde edecek. O da 800 bin dolar yapıyor. Sermaye şartı 1 milyon TL denilmiş, 400 bin dolar. 2018 yılında otobüs duraklarındaki reklam alanlarını ihaleye çıkmışız. Ciromuz, yani ciro şartımız 13 milyon doların üstünde. Son 3 yılda 5.1 milyon dolar iş deneyimi istemişiz. Sermaye şartı 3 milyon dolar, kazanan Medya A.Ş. Metro istasyonlarındaki reklam alanları ihalesi yapılmış. 40 milyon TL ciro istenmiş, 7.5 milyon dolar yapıyor. İş deneyim kriterlerine bakıyoruz, 20 milyon TL iş deneyimi istenmiş, 3.7 milyon TL. Sermaye 5 milyon TL, yaklaşık 1 milyon dolar. Yine kazanan Medya A.Ş. Yani el tutamaçları ihalesi yapılmış, 50 milyon TL ciro istenilmiş. 9 milyon dolara geliyor. Son 3 yılda 20 milyon TL iş deneyimi, 3.5 ya da 4 milyon dolara geliyor. Dolayısıyla kazanan Kültür A.Ş. - Medya A.Ş. ortaklığı. Belirtmiş olduğum, evraklarını da sunmuş olduğum bütün reklam işletme ihalelerindeki istenen yeterlilikler ve nitelikler aynıdır Sayın Başkanım. Yani bize sorgu yapılan, yani yeni dönemdeki, 2019 sonrasında yaptığımız ihalelerdeki bütün yeterlilikler ve istediğimiz nitelikler aynıdır. Rakamsal olarak bakarsak, o dönemdeki yapılan ihalelerin, yani eski dönemde yaptığımız ihalelerin şartlarının daha yüksek olduğu da görülmektedir. Şimdi, bütün bunların o dönemde yanlış yapıldığı, bizim de o yanlışı devam ettirdiğimiz diye anlaşılmıyor. O dönemde da doğru yapıldı. 2886 sayılı Kanun'un 16. maddesi kapsamında bu yeterlilikler istenilmiş. Ama yeni dönemde de biz aynı şekilde, yine aynı kanun kapsamında aynı yeterlilikleri istedik. Birebir aynı. Rakamsal olarak yüksek diye eleştiriliyoruz, ihaleye fesat karıştırdınız deniliyor. Daha düşük istenmiş. Kazanan firmaya bakıyoruz, yine Medya A.Ş., yine Kültür A.Ş. Yani dolayısıyla süreçlerimizde hiçbir farklılık bulunmamaktadır. Bunları da size ek olarak sundum Sayın Başkanım. Bu duruma rağmen de suçlanmamı açıkçası kabul etmiyorum. Tekraren belirtiyorum; rakamsal ve niteliksel olarak talep edilen yeterliliklerimiz çok uzun yıllardır aynıdır ve kurumsal bir süreklilik içerisinde, mevzuat çerçevesinde yürütülmüştür.
Faaliyet kolları konusuna geleceğim. O da aynı şekilde. Deniyor ki yaptığınız ihalelerde kent mobilyası üretimi, dijital baskı, matbaa, reklam ve dijital yayıncılık hizmetleri gibi istenen deneyim kolları pratikte faydası yok denilmiş. Ve iş kollarında çalışma şartları alt yüklenicilerde aranmamış. Yani neredeyse bütün eylemlerde bu söyleniyor Sayın Başkanım. Diyor ki yani siz ihaleyi yaptınız, bu şartları istediniz, Medya A.Ş. ya da Kültür A.Ş. bu ihaleleri aldı da alt tarafta istemedi. Şimdi bu faaliyet kollarını istememeli miydik? Şöyle söyleyeyim, biz bu faaliyet kollarını istemesek problem olur. Niye? Kent mobilyası üretimi işi zaten işin yatırım tarafının tamamını oluşturuyor. Dijital baskı ve matbaa işleri ise işin yapılmasındaki, yani uygulanan afişlerin ana konusu. Şimdi yaklaşık 1 milyon metrekare baskı yapılıyor Sayın Başkanım. Reklam ve dijital yayıncılık hizmeti ise işin zaten asli konusu. İhalelerde yatırım ve işletmecilik yapılacaksa bizim bu faaliyet kollarını istememiz gerekiyor. Başka da isteyeceğimiz nitelikler olamaz. Yani biz evimize bir tadilat yaptırırken bile bir aplikasyona giriyoruz, işin adını yazıyoruz, teklifler alıyoruz. Bakıyoruz oradan hani uygun bir fiyat teklifi geldiyse sonra yapacak firmaya bakıyoruz. Daha önceki iş deneyimine bakıyoruz, yorumlarına bakıyoruz, ona göre karar veriyoruz. Yani dolayısıyla milyarlarca liralık yatırımlarda bu istenen yeterlilikler gayet normaldir Başkanım, çok uzun yıllardır da istenmektedir ve doğru yapılmaktadır. Şimdi Sayın Başkanım, biraz önce da bahsettim. Hani Kültür A.Ş. ile Medya A.Ş. işi aldı, alt tarafa verirken bu yeterlilikleri istemedi, böyle söyleniyordu. Başkanım, 2016 yılından beri her yıl Sayıştay gelir, bize bu soruyu sorar. Yani bu bilirkişilerin böyle bir şey yazmasına da şaşırmadım baş muhasebe arkadaşlarınızın. 2 dakika istişare edebilseydik zaten bu bulguyu buraya yazmazlardı. Yani bunun bir devir olmadığını hani 5 dakika içerisinde anlatırız Sayıştay denetçilerine. Akabinde de tamam deyip ikna olup bulguyu kaldırırlar. Çünkü bu bir devir değildir Başkanım. Devir olsa haklı bunu yazmakta. İstemesi lazım, kanuna aykırılık teşkil eder. Ama bunlar bir devir değil, bunlar bir alt işletmecilik ihaleleridir. İşin tamamı bir kişiye verilebilir, işin tamamını parçalayabilir. Ki kaldı ki siz bunları da zaten benden önce de detaylıca dinlediniz. Dolayısıyla devir olmadığı için istediği şekliyle şirketlerimiz bunları ister kendi yapar, ister alt taşeron firmalarla çalışarak bu işlerin yükümlülükleri kısmını neticelendirir. Yani özetle bizim istediğimiz yeterlilikler ihaleye katılımı kısıtlamak için değil; işletme ve imalat operasyonel hızlılığı sağlamak için kendi iştirak şirketlerimizle kazanılmış ve alt yüklenici alması da işin devredildiği anlamına gelmez. Bir de Başkanım, ihaleye katılma yeterliliğine sahip olan kişilerin ihaleye katılımının engellenmesiyle alakalı, biraz önce de bahsetmiştim, hani katılım kısıtlandı vesaire. 73 firma katılıyor, tamamı katılabilirdi belki diye böyle bir eleştiri var. Şimdi kanunun bize böyle bir emri de var. Yani biz yeterlilikleri belirleme konusunda bize bir 16. madde bir hak vermiş ve o hak kapsamında yıllardır İstanbul Büyükşehir Belediyesi bu yeterlilikleri istemiş, istiyor ve devam ediliyor. Yani mesela fiyatı çok düşük olan yeterliliği olan ihalelerimiz de var, onlarda da yine eylem şekline dönüştürülmüş. Yani çok düşük eylem, yani çok düşük yeterlilikler istemiş belediye, onlara da ihaleye fesat istinadı yapılıyor. Bunları tabii eylemlerde daha da detaylı değineceğim ama biz kimseyi engellemedik. Özetle onu söyleyebilirim. Yani ben bu ihaleye bugüne kadar giremedim diyen bir dilekçe görmedim. Yani encümende kapıya gelip "Bu yeterlilik şartlarını istediğinizde biz buraya katılamadık." diyen hiç olmadı. Bir dava süreci içerisine hiç girmedik. Eleştiren olmadı, talep eden olmadı. En fazla gelirler, şartname alırlar, incelerler, onun haricinde de hiçbir süreç tarafımızca intikal etmemiştir, şikayet yapılmamıştır, suç duyurusu yoktur. Yani dolayısıyla biz kimseyi engellemedik Sayın Başkanım.
Ayrıca bizim ihalelerimiz Resmi Gazete'de yayınlanır, ulusal gazetelerde yayınlanır, internet ilanlarına çıkar. Yani kamuya açık şekilde ilerleyen bir ihale sürecinde hiçbir şekilde bizim birisini engelleyebilmemiz söz konusu bile değildir. Yani denetime de elverişli bir süreçtir. Bugüne kadar böyle bir eleştiri de hiçbir şekilde almadık Sayın Başkanım. Bazı etkin pişmanlık değil de tanık beyanları var. Diyor ki: "Biz işte Medya A.Ş.'nin ihalelerine, İBB'nin ihalelerine, Kültür A.Ş.'nen ihalelerine hiç davet edilmezdik" diyor. Şimdi firmayı da tanıdığım için biliyorum. Yani 4-5 tane duvar reklamları işleten bir firma diyor ki "Biz hiç davet edilmedik." Yani bir düşünün ki bir havalimanı projesi yapılıyor, orta ölçekli bir inşaat firması "Biz hiç davet edilmedik" deniyor. Bu kadar bize komik geliyor, abes geliyor. Yani küçük ölçekli ya da orta ölçekli bir inşaat firmasının büyük bir projeye "Biz hiç davet edilmedik" demesi ne kadar anlamlıysa bize de o kadar anlamlı geliyor. Bu konunun devamında bir de sürekli şu söyleniyor: "Gizli bilgilerinin başkalarına ulaşmasını sağladınız" deniyor. Kanunla ilgili bir karıştırması var bilirkişilerin. Bunu daha önce de size anlattım. Yani kısa bir tekrara gireceğim. 4734 sayılı Kanun kapsamında bizim yaptığımız ihaleler değil Başkanım. Bizim kanunumuz 2886. Şimdi 4734 yani Kamu İhale Kanunu, burada gizli bilgi çoktur. Yani yaklaşık maliyetler gizlidir, teklif verirsiniz, %30 düşüğünü verirseniz elenirsiniz. Yani birçok gizli bilgisi vardır ihale öncesi açıklanmaması gereken. Ama 2886, Resmi Gazete'de bütün bilgileri, belgeleri yayınlanır. Ona göre gelirler size başvuruda bulunurlar. Yeterlilikleri olan firmalar ihaleye girer ve sonuç neticelenir. Yani bizim gizli bilgiyle alakalı yakından uzaktan bir alakamız olamaz Başkanım. Zaten bundan sonraki süreçte de ilgili iştirak şirketlerimiz de ihalelerini kendi sorumluluk alanlarında olan şekliyle detaylıca size anlattılar. Hani oralara hiç girmeyeceğim. Dolayısıyla bizim yaptığımız iş sadece şudur: Biz ihaleyi yaparız 2886'ya göre. Resmi Gazetelerde, ulusal gazetelerde ilan ederiz. Gelirler, başvururlar, ihale neticelenir. İştirak şirketimiz ya da herhangi biri aldıysa, alt yüklenici alacaksa bize gelir, sadece muvafakatname ister. Der ki... Biz ek klasör 3'ü açabilir misiniz? Bize sadece muvafakat talebinde bulunur. Yani bize kimle sözleşme imzalayacağını da bildirmez. Sadece "Ben burada bir alt yüklenici almak istiyorum" der ve alt yüklenici için bizden bir muvafakatname ister. Biz de bu şekilde... Aşağıya inebilir misiniz? Devam edelim. Mesela Kültür A.Ş. demiş ki: "İşte biz üst geçitlerin bu da eyleme konu 3 yıl süreli işletilmeye verilmesi işi altında alt yükleniciyle çalışmak istiyoruz. 3. kişilerle işletilmesi, kiralanması konusunda bize muvafakatname verin." Biz de yazılı olarak biraz önce ilk sayfada gösterdiğim muvafakatnameyi veririz ve süreci bitiririz. Ama bu işin sorumluluğu alt yüklenicilerde değildir. İşin sorumluluğu sözleşmeyi imzalayan ana firmadadır. Yani alt yüklenici alması o işteki sorumluluğu devretmez. Dolayısıyla bu suçlamalarla ilgili hiçbir şekilde kabul etmiyorum. Nitelikli dolandırıcılık başlığına geçeceğim. Kamu kurumlarının zararına dolandırıcılık. Şimdi klasör içerisindeki iş akış şeması 1'i açabilir misiniz? İddianamede muhammen bedelin hatalı belirlenmesi ve kamu zararı oluşturduğu yönünde iddialar var. Şimdi bizim iş akış şemamız şu şekilde ilerliyor. Gerçekten çok okuyamıyorum. Biraz yaklaşabilir misiniz?
Tamam. Şimdi bizdeki iş akış şeması şu şekilde Başkanım: Önce bir şartnameler hazırlanır. Şartnameler hazırlandıktan sonra teknik şartnameler, işte vesaire hem idarisi hem tekniği hazırlanır. Bunların bedelinin belirlenmesi hususunda muhammen bedel tespiti için Başkanlık Kıymet Takdir Komisyonu'na gönderilir tamamen şartnameler. Akabinde dosya hazırlanır. Yani fiyat belirlenir, ihale onay belgesi hazırlanır ve resmi imza süreci için eksiksiz şekilde süreç devam eder. Aşağı inelim. İlk başta raportör imzalar bu dosyayı. Şef, müdür yardımcısı, müdür, daire başkanı, genel sekreter yardımcımız da imzaladıktan sonra dosya encümene sunulur. Encümende bir karar alırız bu ihalenin çıkılması veya çıkılmaması yönünde. Resmi ilanlar yapılır çıkılmasına karar verildiyse. İşte biraz önce bahsettiğim gazete ilanları ve Resmi Gazete'ye gönderilir. Açık ihale yapılır 45. maddeye göre 2886'nın. İhale neticelendikten sonra da ite amirinin onayına gönderilir ve sözleşme ilgili kişilerce imzalanır ve süreç neticelenir. Yani şimdi bu süreçteki muhammen bedeli oluşturan Başkanlık Kıymet Takdir Komisyonumuzun atamaları da... Şimdi 4 yılda 1 yapmışız. Ek 4'ü açabilir misiniz klasördeki? Başkanım, tüm Emlak Daire Başkanlığı bünyesinde 4 tane müdürlük bağlıdır bize: Kamulaştırma Müdürlüğü, Mesken Müdürlüğü, Emlak Müdürlüğü ve Reklam Müdürlüğü. Her müdürlüğümüzün de birer Kıymet Takdir Komisyonu vardır. Bu Kıymet Takdir Komisyonlarını da ama yılda 1, işte 4 yılda 1, 5 yılda 1, zarurete göre değiştiririz ya da yenileriz. Buradaki arkadaşlarımız, yani Başkanlığımızın onayıyla belirlenmiş asil ve yedek üyeler olmak üzere, burada çalışmalarını biraz önce bahsettiğim ihale şartnameleri oluştuktan sonra kıymet takdirlerini bu arkadaşlarımız yaparlar. Bunları da nasıl belirlerler? İşte Hazine Taşınmazlarının İdaresi Hakkındaki Yönetmelik'ten yararlanırlar, işte Milli Emlak Genel Tebliğlerine bakarlar. Akabinde Milli Emlak Genelgeleri olur; en son 2014 yılında direkt bu konuyla ilgili karar almıştır. Emsal olabilecek kararlar ve idarece daha önce yapılmış emsal işler dikkate alınarak muhammen bedel tayini yapılabilir denilmiştir. Onu da öne almışızdır. Yani 2886'da bedelin nasıl belirleneceği net olarak tariflenmiştir Sayın Başkanım. Bu şekilde da devam etmiştir. Şimdi burada belirlenen bedeller... Kanuna aykırı diyor, "Eksik tespit ettiniz" diyor. "Aslında" diyor, "Bunları siz bilirkişilere soracaktınız, borsaya soracaktınız" diyor. Akabinde "Ticaret Odası'na soracaktınız" diyor. "Siz belirlemeyecektiniz" diyor bize bilirkişilerimiz. Şimdi 2886'nın yine 9. maddesinde "Belediye, Ticaret Odası, borsa gibi kuruluşlardan veya bilirkişilerden fiyat araştırması yapılarak muhammen bedel belirlenir" derken aslında belediyeyi de tarif ediyor. Ki emsal ihalelerde sadece Türkiye'de belediyelerde olduğu için onları emsal almamız kadar ve daha önce yaptığımız benzer işleri emsal almamız kadar da doğal bir şey yoktur. Ama deniyor ki: "Borsaya soracaktın, Ticaret Odası'na soracaktın." Şimdi Ticaret Odası'na sorduğumuz bedeller de oldu. Onları da zaten daha sonradan size göstereceğim, ne cevap verdiklerini de görürsünüz. Dolayısıyla tek tek bunlara cevap vereceğim.
Şimdi bu 9. madde kapsamında belediyelere zaten yetki veriyordu. Bu yetki kapsamında da biz, 9. madde kapsamında İstanbul'un tüm ihaleleri göz önünde bulundurularak ve bu bedellere de TÜİK verileri dikkate alınarak bir bedel tayini yapıyoruz ve hukuka aykırılık bulunmuyor. Tabii biraz önce de savunmamın başında arz ettim. Biz bu suçlamaları yeni görmedik. Bu konularla ilgili görevlendirilmiş mülkiye müfettişine bu konuları anlatmıştık. Danıştay da bu konuyla ilgili detaylı değerlendirme yaptı ve ihalelerdeki muhammen bedel takdirlerinin düşük olmadığını, kimi zaman bu reklam alanlarının %100 hesaplanmasına rağmen çoğu zaman boş kaldığını, kısa süreli olarak reklam verenlere kiraya vermesinde oluşan fiyatların esas alınarak uzun süreli kiralama bedellerinin düşük olduğu sonucuna varılamayacağı... Dolayısıyla yani uzun bir... Hukukta da cümleler biraz uzun oluyor Başkanım, onu da buraya, içeriye girdikten sonra gördük. Okumayayım. Size Danıştay 1. Dairesi'nin kararında arz ettik. Orada da zaten görürsünüz kısa bir süreç. Soruşturma iznini kaldırdı. Yani "Belediye belirleyemez" diyordu fiyatı. Yani bizim belirlememiz gerektiğini, tüm süreci anlatan güzel bir karar ortaya çıktı. Ama bize yine buradan kamu zararı çıkartılıyor. Ek 5'i de açabilir misiniz? Danıştay'ın farklı kararları da var bu konuyla alakalı. 2016 yılında aldığı bir karar var. Sonuç kısmına işaretlemiştik, aşağı doğru gelirseniz. Yani belediyenin söz konusu taşınmazların kira bedeli için tahmini bedel belirlemesinde yasal bir engel olmadığını açıkça içtihat etmişlerdir Sayın Başkanım. Bunu da size sunmuş olduk. Şimdi bu muhammen bedel konusu çok da hassas olduğumuz bir konu. Ek 6'yı açabilir misiniz? Şimdi 2011 yılında ya da daha önceki yıllarda yapılan ihalelerde muhammen bedel takdirleri nasıl yapılıyordu? Matbu bir yazı vardı. Yani bu 90'lı yıllardan beri böyle. Yani 2016, 2015'lere kadar bu hep bu şekilde yapılmış. Matbu bir yazı var. Hiçbir değerlendirme yapılmadan, hiçbir fiyat araştırması, piyasa araştırması yapılmadan, emsal bedel alınmadan sadece matbu bir evrak üzerinden boşlukları doldurularak rakamlar tayin ediliyordu. Şimdi biz kendi raporlarımıza... Yani eylemlere gelince de göstereceğim. O kadar kapsamlı, detaylı emsaller alıyoruz, tüm verileri evrakların arasına da koyuyoruz ama kamu zararı oluşturduğumuz... Niye Ticaret Odası'na sormadınız? Şimdi bir diğer suçlama da iddianamede ecrimisil bedelleri de eksik belirlenmiş. Şimdi mülkiye müfettişimiz, firmaların sözde satış fiyatlarından yola çıkarak bir rakama ulaşmış ve ilgili firmaların hiçbir şekilde yaptığı değerlendirmeleri, giderleri vesaire onları bunları değerlendirmeden ettiği ciroyu belediye vermemesi üzerinden bir hesap yapmış ve kamu zararı oluştuğunu tespit etmiş. Şimdi bu hesaplama zaten yanlıştır. Benden önce birçok firma da çıktı, detaylı olarak da anlattı. Benim bilmediğim tabii o şirketlerin bilançoları ile ilgili de birçok husus vardı. Burada huzurunuzda biz de şahit olduk ne kadar kâr ettiklerine, ne kadar zarar ettiklerine. İnceledik, hep beraber gördük.
Şimdi bu ecrimisil konusuyla alakalı birkaç değerlendirme yapacağım. Daha sonra eylemde de detaylı olarak anlatırım. Şimdi Emlak Daire Başkanlığı bünyemizde Başkanım, bizim 5000'e yakın ecrimisil dosyamız var. Bunların hiçbir tanesi 2019 yılı, 2020 yılının öncesine ait dosyalar değil. Şimdi bu uygulanan prosedür, yani 2886 sayılı Kanun'un 75. maddesinde zaten açıklanmış bir süreçtir. Yani devletin özel mülkiyetinde veya hüküm ve tasarrufu olan, altında olan alanlarda bir işgal konusu söz konusu olduğunda, hak sahibi tarafından işgal istenen işgal tazminatıdır ecrimisil. Yani biz gideriz, teknik elemanlarımız tespit eder ya da herhangi bir bize ihbar gelir, gideriz bakarız. Harita mühendislerimiz ya da ilgili teknik personellerimiz gider orada ölçümlerini yapar. Ölçümlerini yaptıktan sonra orayla ilgili bir dosya oluşturulur ve dosya kapsamında da geçmişe dönük işte 5 yıla kadar... Daha fazlaysa daha hani... Kanun "5 yıla kadar" diyor, 5 yıldan daha fazla gönderdiğimiz de oluyor. Haksız kazancın önüne geçebilmek amacıyla yaptığımız bir uygulama. Bu uygulama Milli Emlak'ta da böyledir, Vakıflar'da da böyledir. Onlarda 100 binlerce dosya vardır. Olması da doğaldır. Koca oteller vardır, çok büyük işletmeler vardır ecrimisille işletilen. Şimdi bizim tabii bu reklam uygulamalarıyla ilgili süreç eleştirilmiş. Onlara da cevap vereceğiz. Ek 7'yi bir açabilir misiniz? Başkanım, reklam uygulamalarındaki ecrimisil dosya sayıları yani adetleri. Şimdi bakıyoruz... Biraz yukarıya çıkabilir misiniz? Şimdi 2015 yılında 1397 tane reklam uygulaması ecrimisildeymiş. Yani bu süreç böyle 2017'ye kadar devam etmiş, 2018'de 400'e düşmüş. Akabinde 2019'da tekrar bir tespit yapılmış ve 2900'e yükselmiş. Fakat biz 2020'de bunları tekrar kapatmışız. 2021'de 75, 2022'de 147 ve 2022'den sonra bütün dosyalarımızı, ecrimisille alakalı reklam alanlarını tamamını kapattık Sayın Başkanım. Bize suç atfedilen kısım 2021 ve 2022. İşte "Kamu zararı yarattınız" vesaire diye anlatılan dosya sayısı bunlar. Ama bunları da tamamını kapattığımızı da defaten söyleyeyim. Genel değerlendirmem bu şekildedir. Detaylı savunmamda 117 ve 118'lerde de etraflıca açıklamalarda bulunacağım. Genel savunmamı neticelendireceğim. Aynı zamanda hakkımızda yürütülen en ağır iddialardan biri de rüşvet ve buna bağlı olarak suç gelirlerinin aklanması isnadıdır. 117 ve 118... Bunda da herhangi bir delil yok, bilgi yok. Yapılan finansal araştırmalarda olağan dışı bir mal varlığı artışı, gelir yok. Şüpheli para transferimiz asla sorulmadı, yok. İstinat edilen fiillerle ilgili hiçbir şekilde finansal bir sıkıntı bulunmamaktadır. Aynı zamanda şahsıma sağlanmış bir menfaat yok, olağan dışı bir hareket yok. Ticari yapılarla tarafımı ilişkilendirilebilecek hiçbir finansal veri bulunmamaktadır. İştirak şirketlerinin yürüttüğü tahsilat süreçlerinde de özellikle 118'de tarafıma istinat edilmiş. Herhalde sehven yapıldı. Bir ödeme yönlendirme yetkisi asla olamaz. Bunlar, kendi şirketlerimizin zaten günlerdir dinliyorsunuz, tüzel kişilikleri ve yönetim organları tarafından yürütülmektedir. Kendi savunmalarını hakkıyla yaptılar. Suç gelirlerinin aklanması iddiası yönünden de şahsıma aktarılan ya da lehime sürülen hiçbir gelir yoktur, mali menfaat artışı yoktur. Aynı zamanda rüşvetten tutuklanma kararı verilmemiş olması da zaten mevcut delil durumunun maddi bir temele dayanmadığını göstermektedir. Ayrıca sehven bir hata yapılmış; üzerimde 2 tane tapu gözüküyor. Bunların tesis tarihine 2022 yazılmış Sayın Başkanım. Ben, Silivri'de 2 tane taşınmazımız var; birisini 2017'de krediyle aldık, diğerini de 2020 yılında aldım. Kredileri de hala devam ediyor, çok büyük bir kısmını krediyle aldık. Onlar da devam ediyor. Genel savunmam bu kadar Sayın Başkanım. Detaylı savunmama geçeceğim.
Detaylı savunma klasörü içerisindeki 1'inci sunumumuz var, onu açabilir misiniz? Başkanım, eylemlere geçmeden önce çok kısa bir bilgilendirme yapacağım. Bunun sebebi, konuyu sadece tevdi raporu ve bilirkişi raporlarından, bunların sonunda da oluşturulan iddianameye göre dinlediniz. Tabii bir de iştirak şirketlerimiz anlattı. Daha önce savunmamın başında da size reklam müdürlüğünün kuruluşunun 2016 yılı olduğunu ve yapılan çalışmalarla gelirlerinin ne kadar arttırıldığını size arz etmiştim. 2018 yılında çalışmalarımızı daha ileriye taşımak ve verilen görevleri daha profesyonel yapabilmek amacıyla kendi iştirak şirketimiz olan BİMTAŞ'la bir çalışma yaptık, teknik bir çalışma. Bu çalışmayı da 2018 yılında başlayıp 2020 yılında neticelendirdik. Size sunmuş olduğum bir bölümünde de albümler var cilt şeklinde, geldi zannediyorum. Gelmiş. Oradan da daha sonra belki bir vaktimiz olur da bakar incelersiniz. Size çok kısa bir kesitini göstereceğim. Şimdi özeti, iddianamede bizim muhammen bedel belirleme şeklimizin yetersizliği, yapılan ihalelerdeki ürünlerin belirsizliği, sayıların, lokasyonların nasıl belirlendiği hiçbir şekilde belli değil; işin nevi, miktarı anlaşılmıyor diyor bilirkişiler. Biz bunları, bu süreçleri nasıl yapıyoruz? Çok kısa onları göstereceğim. Öncelikle ekrandaki, yargılandığımız eylemlere konu reklam mecralarıdır. Otobüs durakları, billboardlar, megalightlar, ATM'lerin yan yüzeyleri, çiçek büfelerinin yan yüzeyleri... Devam edelim. Üst geçitler, led ekranlar, araç içi içerisindeki ekranlar, tramvay giydirmeler, bisikletler vesaire. Şimdi bu ürün tiplerini öncelikle yaptığımız çalışmalarda nasıl standardizasyon yaptık, onları göstereceğim. Aşağı inelim. Biraz daha aşağı inelim, bunlara daha sonra devam edeceğim. Devam edelim. Tamam. Biraz yaklaşabilirsek, tam belli olmuyor. Şimdi bunlar megalightlar. Megalightları belirlerken, yani tüm reklam ürünlerimizin ölçülerini, tiplerini, kullanacağı malzemeleri biz bu size sunmuş olduğumuz çalışmada hepsini belirledik. Akabinde yapılacak tüm uygulamaların, tüm kent mobilyalarının ölçümlerini, uygulama alanlarını, malzemelerini, reklam yüzlerinin ne kadar olduğunu, ölçülerin ne olacağını teknik çizimlerle çalışmalarını yaptık. Aşağı doğru yavaş yavaş inebilirsiniz. Akabinde bu reklam ünitelerinin konumlandırma yönetmeliklerini hazırladık. Devam edelim, bunlar silindir kulenin teknik çizimleri. Ölçüleri ve o kent mobilyasında reklam uygulamasının nereye konulacağına dair göstergeleri... Devam edelim. Devam, devam, hızlıca inebilirsiniz yavaş yavaş. Tamam. Şimdi daha sonra bu reklam ünitelerini biz nasıl konumlandıracağız? Bununla ilgili bir yönetmelik çalışmaları da oluşturduk, yer seçim kriterlerini belirledik. Şimdi bir billboard konulacaksa kaldırım mesafeleri ne kadar olmalı, 2 billboard arasında mesafe ne olmalı, kent mobilyasıyla arasında ne olmalı, kılavuz yollarla arasındaki mesafeler... Devam edelim. Üst geçitlerle nasıl, raket uygulamalarının yola nasıl paralel konulması gerekiyor, nasıl dik konulması gerekiyor, uygulanıp uygulanmayacağı... Akabinde bina girişleriyle, ticaret akslarıyla silüeti bozmaması adına nasıl bir mesafeyle arz edilmeli, bunları anlattık. Devam edelim. Tüm kent mobilyalarıyla olan ilişkilerini gösterdik. Parklarda konulacak tam metrekareleri belirledik; 1.000 metrekarelik bir parkta 15 metrekareden fazla konulmamalı gibi kıstasları belirledik. Metro istasyonları içerisindeki uygulamaların tam mesafelerini belirledim. Yani bu kadar hassas çalıştığımız bir sürecin sonunda strateji tasarımını oluşturduk. Devam edelim. İki mesafe, iki ürün arasındaki mesafeler... Devam edelim. Bunlara formüller yazdık. Araç içerisinden görsellerin nasıl göründüğü, bu formüllere göre, onları hesap ettik. Dünyada da hangi şehirde vardır bilmem, bence yoktur Sayın Başkanım. Bunları da daha sonradan... Tamam, burada duralım.
Akabinde bir değer haritası oluşturduk. Şimdi değer haritasını oluşturmamızdaki amaç, bütünsel bu süreci yürütebilmek; sürdürülebilir olmak, kentsel uyumu yönetmek ve sonunda da hedefimiz olan gelirlerimizi arttırmak. Başka bir amacımız yoktu. Şimdi bundan sonra süreçler belirlendikten sonra reklam değer haritalarının oluşturulması aşamasına geçtik. Ve biraz aşağıya inebilir misiniz? Her ana artere bir değer skoru ürettik ve her lokasyonun, bir dokunduğumuz zaman, her ana arterin bizim açımızdan bir değeri var. Bu değer kapsamında da oluşturduğumuz bir indirebilirsiniz aşağıya. Tamam. İşte kara yollarının, ana arterlerin vesaire burada nereye bir reklam uygulaması koyacaksak ya da nerede bir işgal tespit ettiysek biz harita bazlı çalışmalarımızla buna dokunduğumuz zaman birim fiyatı karşımıza gelir. Yani bir indeks oluştururuz Sayın Başkanım. Yani bilirkişilerin dediği gibi, biz hani elimiz cebimizde buranın fiyatı budur demedik hiçbir zaman. Yaptığımız çalışmalar her zaman profesyonel olmuştur ve aldığımız emsaller de her zaman daha önce yapılmış ihalelerdir. İnelim aşağıya. Burada işte Kadıköy Bağdat Caddesi'ndeki ve işte D-100 aksındaki reklam değer haritaları... Yani bunlar tamamıyla tüm İstanbul'a uygulanmış uygulamalardır. Değer haritalarını oluşturduk ve kira ve ecrimisil kıymet takdirlerini biz bu yapıya göre oluşturuyoruz. Bu değer haritalarını tabii demografik yapılarla da eşleştiriyoruz. Sadece oradan geçen yoğun trafik aksı değil; işte konut, alışveriş, iş aksı, transit yol vesaire bütün model parametrelerini belirleyerek süreci neticelendirdik Başkanım. Tamam, kapatabilirsiniz. Şimdi eylem 61'e geçiyorum. Eylem 61'de deniyor ki yine ihaleye fesat karıştırma suçu açısından bir değerlendirme yapılmış: "İhalenin ek listesinde belirtilen ürünlerin hangilerinin mevcut olduğu ya da işin niteliği ve miktarının tam belirtilmediği belirtilseydi katılım daha fazla olacaktı." deniyor. Şimdi biz bu ihalenin meclis kararıyla bir ekini oluşturduk, 2018 yılı. Detay savunma klasöründeki ek 1'i açabilir misiniz? Başkanım, o zamanki süreci de hatırlıyorum. Bu bizim meclis kararımız bu arada. Aşağı inebiliriz. Bize deniyor ki: "Burada siz listelerinizi tam olarak belirtmediniz." Sayın Başkanım, bu, bu liste, 2.400 adetlik liste meclis kararıyla belirlenmiştir. Biz bu meclis kararını alıp ekini aynı şekilde ihalenin şartnamesinin eki yaptık. Yani buna bizim bir müdahale edebilme imkanımız zaten yoktur. Yani listelerimiz net bir şekilde bellidir. Daha da aşağıya inebilirsin. Tüm süreçler nettir. Aynı zamanda o zamanki süreci da hatırlıyorum; ilk başta bir 408 adetlik bir meclis kararı alındı. Bu meclis kararı alındıktan sonra aradan birkaç ay daha geçti. Denildi ki: "Biz 2.400 adetlik genel bir uygulama yapalım, yeni bir meclis kararı alınsın." denildi. Akabinde o zaman yeni bir meclis kararı alındı ve bu liste o şekliyle belirlendi. Yani bizim bilirkişilerin dediği, işin netliği ortada yok denilmesi tamamen yine sübjektif değerlendirmelerdir. Aynı zamanda deniyor ki: "Hangisi mevcutta hangisi değildi?" Şimdi sözleşmenin yer, süresi ve yer teslimi başlıklı 4'üncü maddesinin 3'üncü paragrafında, size şartnameleri de arz ettik Sayın Başkanım, "Reklam alanlarının ve mevcut reklam ünitelerinin fiili durumu yerinde tespit ve analiz edilmiş sayıları" yazıyor. Akabinde "Eksik teslim edildiği şirket tarafından ileri sürülemez." diyor. Dolayısıyla şimdi teknik şartnamede bu hususlar yazarken, "Bu ihalenin bu kısmı belirsiz, biz burayı anlayamadık." diye birisi de bize, kimse yani gelen olmadı, bir dava süreci olmadı. Dolayısıyla sahada mevcut durumu görmeden Sayın Başkanım... Şimdi biz 600 milyona şey çıkmışız, ihaleye çıkıyoruz; yani o dönemin parasıyla yaklaşık 100 milyon dolar. Yatırım maliyetini hesapladık; yaklaşık 20 milyon dolar yatırım maliyeti var bizim hesabımıza göre. Böyle bir durumda yani istekli gidip de bir fiili durumu yerinde görmez mi? Hani bu ihaleye girecek hani firma der ki hani: "Bu kadar yatırım var, 100 milyon dolar da kira ödeyeceğiz; bir sahaya bakalım." demez mi Sayın Başkanım? "Bakamaz." deyip yine niyet okumuş, dolayısıyla böyle bir istinatla karşı karşıyayız.
Başkanım, bilirkişiler bir de diyor ki: "Teknik şartnamenin" diyor, "9'uncu maddesinin 10'uncu fıkrasında ürünleri çift taraflı, dijital ya da afiş değiştiricili olarak kullanabileceği şeklindeki genel ifadeden ürünlerin hangisi olacağını ihaleyi kazanan işletmecinin kararına bırakılması..." Bu, birkaç eylemde daha tabii belirtiliyor. Dolayısıyla buna bir açıklama yapayım, orada değinmeyiz. Şimdi tam olarak da biz şartnamede bunu belirttik. Dedik ki: "Yerler bunlar, ölçüler bunlar; siz ister afiş değiştiricili kullanın, ister çift taraflı kullanın, isterseniz dijital olarak kullanın." Yani biz burada minimum standartları belirledikŞimdi minimum standartlar neyse, ki bizim şartnamemizde bu ürünlerin, yani 2000 adet raketin %15'ini, 300 adedini dijitale çevirmesi elzem. Bunların hepsini dijitale çevirecekse de yaklaşık 34.000.000 dolara yakın bir yatırım maliyeti çıkıyor. Çevirsin. Bunu isteriz biz. Çünkü bu yatırım, Sayın Başkan, günün sonunda bize kalacak. Yani 2020 yılında yapmışız, 2026'dayız. 2030 yılında bunların envanteri bize geçecek ürünler. Dolayısıyla biz maksimum yatırım yapmasını zaten isteriz. Şu yanılgı var bilirkişilerde. Yani çok fazla face gösterirse, -“face” dediğimiz reklam yüzü-, çok fazla para kazanır, dolayısıyla burada bir kamu zararı vardır. Yani bu konu böyle değil, Başkanım. Biz burada yerin kirasını veriyoruz, yerin rayiçlerine göre veriyoruz. Mesela Aqua Florya ihalesinde biz yaptık, alışveriş merkezine gittiniz mi bilmiyorum. Yani oranın yerinin ihalesine biz çıktık, minimum oradaki yapılaşma, imar koşulları vesaire orayı ihaleye alan firma alıyor, işletiyor, sonrasında bize geri devrediyor. Oraya yapacağı yatırımı ne kadar yüksek tutarsa oraya o kadar çok insan gelir, işte ticari alanlar, akabinde yeme içme alanları vesaire. O yatırım oraya yapılmıştır ve bir değer kazandırmış oraya ve yaptığı yatırımın karşılığında da bir gelir elde ediyor ve işte 30 yıl sonra, yapıldığı tarihten sonra tarafımıza devredilecek. Mesela Vialand. Tema park yapılmış, o da bizim Mesken Müdürlüğümüzün projesi. E şimdi tema park diye ihaleye çıkmışız 2013 yılında. 2043 yılında bitecek. E şimdi oraya işletmeci alıp basit bir lunapark yapsa e şimdi gelen ziyaretçi sayısına ulaşabilir mi? Oraya roller coaster'lar koyuyor vesaire. Yani oraya yaptığı yatırımlarla imar koşulları çerçevesinde aldığı ruhsatlar neticesinde yani yatırımını ne kadar yüksek tutarsa kendisi için de, akabinde günün sonunda işletmeyi ya da ürünleri devralacak belediye açısından da faydalı bir süreç. Biz burada kiralarımızı, emsal fiyatlarımızı nasıl belirlediğimizi size de etraflıca da gösterdim reklam değer haritalarımızın. E burada yaptığımız süreç tamamıyla aslında yatırıma teşviktir. Bir haksız kazanç değildir, Sayın Başkanım. İhaleye katılım şartlarını yüksek tuttunuz deniyor; 20 milyon sermaye, işte 5 yıl içerisinde 60 milyon ciro vesaire. Başkanım, bu ihaleye katılım şartlarını 2019'dan beri, yani uyguladığımız süreçlerin olmadığını size savunmamın başında bahsetmiştim. Bu süreç uzun yıllardır uygulanan bir süreç ki İTO'ya yazı yazılmış burada, İstanbul Ticaret Odası da demiş ki "112 adet bu ihaleye katılım yapabilecek firma var." demiş, ama "Diğerlerini eledin." demiş. E tabii tam da anlayamıyoruz biz 112 kişiyi mi 112 firmayı mı engelledik, yoksa diğerlerini mi engelledik? İhaleye katılamayanları mı engelledik? O da tam belirtilmiyor. Ama bize bununla alakalı bir süreç olmadı. Bizim ihalelerimiz herkese açık, Sayın Başkanım. Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçu bakımından yapılan değerlendirme. Burada deniyor ki Başkanım, "490 milyon TL'lik bir kamu zararı var." Bu konudaki direkt karar var. Savunmamın başında 2022 yılının sonunda, 2022'nin 12. ayındaki Danıştay kararından bahsetmiştim. Uzunca okumayacağım ama burada tamamen burada 490 milyonluk kamu zararına karşı oluşturdukları yapının tamamen subjektif olduğunu, öznel olduğunu söylüyor Danıştay. Dolayısıyla bunu çok değerlendirecek bir durumumuz yok.
Bizim muhammen bedel tespitlerimiz, başta da söylediğim gibi, Milli Emlak Genel Tebliğleri ve Milli Emlak Genelgesi'nde bahsedilen emsal kararlara dayanır. Emsal alarak biz bu süreci yürütmüşüzdür. Şunu da belirteyim, 2020 yılının mart ayında, Sayın Başkanım, biliyorsunuz pandemi vardı. Biz de bu ihaleyi ağustos ayında yaptık, temmuz ya da ağustos, tam hatırlamıyorum. Dolayısıyla biz 2019'da yani bu ihaleye çıktığımız ürünlerden elde ettiğimiz geliri ki o ürünler de 1997 yılında yapılan ihalenin 2015 yılında bitmiş ve ecrimisille devam ettiğimiz ürünlerdi. Yani eskiden belirlenen, devam eden ihalenin devamı niteliğindeydi bu. 2018 yılındaki Meclis kararında gösterdim ya Başkanım. 2020 yılında biz bu ihaleyi yaptık. Pandemi vardı. "Bedeli yanlış belirlediniz, 2019'da kestiğiniz ecrimisil bedelini emsal aldınız." deniyor bize, yani suçlama bu. E şimdi bununla alakalı Ek-3'ü açabilir misiniz detay savunma klasöründeki? Bir Meclis kararı alındı, denildi ki, daha doğrusu Bakanlığın genelgesiyle oldu bu, 2019'dan yani pandeminin başladığı tarihten itibaren 2020 yılının sonuna kadar da hatta 2021 yılının başına kadar da kira ve ecrimisil bedelleri alınmadı Başkanım. Dolayısıyla bizim mesnet tuttuğumuz bedeller 2019'da aldığımız ve yeniden ihaleye çıktığımız ürünlerin bedelidir. Yani zam yapmamamız zaten bir zorunluluktu o süreç içerisinde. Yani Bakanlık genelgesi kapsamında biz zam yapmadık. Ona rağmen 57 milyon belirlemiş Muhammen Bedel Tespit Komisyonu. Bu arada muhammen bedel tespit raporlarını hani ben savunuyorum ama hani şu an en altta ben varım. Diğer altımdaki müdür ve müdür yardımcısı arkadaş itirafçı oldu, onlar savundular. Dolayısıyla bana kaldı savunmak ama komisyonda bulunmuyorum öncelikle onu söyleyeyim. İlk başta savunmamda Kıymet Takdir Komisyonu'ndaki kişilerin isimlerini gösterdim size. O arkadaşlarımız teknik değerlendirmeyi yaparlar. Bizim o arkadaşlara müdahale etme asla şansımız bulunmamakta. Yani biz müdahale edersek asıl fesat oluştururuz. Onlar hakkıyla yaparlar. O komisyon 57 milyon yıllık bedel olarak yani 572 milyonmuş muhammen bedeli. Akabinde 600 milyona yuvarlamışlar. Demişler ki "Bu işin muhammen bedeli 600 milyon TL'dir." Kaldı ki 2020 yılında yapılan bir ihalenin 2019 yılındaki bir ihaleden daha düşük olması gerekirken bunu da göstereceğim size raporlarla. Yani sokağa çıkma yasağının olduğu dönemde 600 milyona biz ihaleye çıktık. Kültür A.Ş. katıldı, 610 milyon TL'ye sözleşme imzaladık. Şimdi Ek 4'ü açabilir misiniz? Size Deloitte'un açık hava reklam yatırımlarını göstereceğim. Sayfa 12'ye gelelim. Burada uzun bir rapor var. Aşağı inelim 12'nci sayfaya. Bir aşağıya inelim. Tamam, yaklaşırsanız buna... O yıl ki Başkanım, yani 2020 yılındaki Deloitte dünyadaki en büyük araştırma yatırım ölçme merkezidir. 703 milyon TL'lik bir yatırım yapılmış Türkiye'de. Bunun 460 milyon'u sadece Türkiye'deki reklam üniteleri dediğimiz bu bizim ihalelerini yaptığımız işlere ayrılmış bütçeler. Bu 460 milyonun aşağıda da bir not var, görürsünüz belki. İşte baskı, montaj, reklam mecralarının hizmet bedellerinin %25'ini düştüğünü söylüyor. Yani %25'ini bunun düşmemiz lazım. Dolayısıyla yani yaklaşık 380 milyon civarında tüm Türkiye'de bir yatırım var. Şimdi 380 milyonluk bir yatırım var iken sayfa 20'ye gelebilir miyiz aşağı? 20'nci sayfaya... Biraz daha aşağı... Tamam.
Şimdi 2019'dan 2020'ye sektörün %24'lük küçüldüğünü, hani o 460'ın kırılımını aslında 2019'dan bize deniyor ki Başkanım: "2019'da rakama siz zam yapmadınız, 2020'de dolayısıyla daha yüksek bir bedel ortaya çıkacaktı." Ama şimdi 2019'da yapılan bir reklam ihalesinin bedeli 2020'de daha düşük olur. Neden olur? Pandemi var, çünkü sokağa çıkma yasağından dolayı sokağa çıkmıyor insanlar. Ve biz bir yatırım istiyoruz yaklaşık 20 milyon dolar. 100 milyon dolar de kira ödeyecek. Dolayısıyla buradaki sektördeki yatırımı da bu analizle size hani ispat etmiş olduğumu düşünüyorum. Bakanlığın genelgesini de koydum zam yapılmaması yönünde. Yani 2019'daki rakamlar aslında bizim için yüksek rakamlardı bu ihalenin bedelini belirlerken. Dolayısıyla sokağa çıkma yasağının yapıldığı o dönemde bu denli bir sözleşme imzalamak ki 360 milyon Türkiye geneli, hadi 300 milyonu bizim mecralarımıza olsun, İstanbul'un ana arterleri olsun, bizim müdürlüğümüzün geliri o yıl 149 milyon. Ama deniyor ki 490 milyon kamu zararı var. Yani rakamların ne kadar keyfi belirlendiğini, subjektif belirlendiğini gösteriyor Başkanım bilirkişiler tarafından. Bir de bu konuyla alakalı reklam ünitelerinin tek taraflı ya da çift taraflı oldukları göz önünde bulundurulmadan bedel belirlenmiş denilmiş. Şimdi biraz önce de anlattım, yer kiralaması yapıyoruz biz. İster çift taraflı kullanır, ister dijital kullanır, ister afiş değiştiricili kullanır, o yapacağı yatırımlarla alakalıdır, satış stratejisiyle alakalıdır. Yani deniyor ki: "İki taraflı bu, aslında alacağın geliri 2 ile çarpacaktın." Yani şunu size ben 10 liraya versem, daha sonra desem ki: "Siz bu sayfanın arkasını da kullanıyorsunuz, sizden 20 lira alacağım." demek gibi bu kadar absürt bir şey var Başkanım. Hani raket uygulamasını biz ihaleye çıkıyoruz, raket uygulaması demek çift taraflı ürün demektir. Çift taraflı ürün için biz bir bedel belirliyoruz ama deniyor ki: "Siz bu bedeli 2 ile çarpacaktınız, 2 yüzlüydü çünkü." Ya zaten 2 yüzlü olduğu belli bir ürün. Bir de bu afiş değiştiriciliğin size videosunu gösterecektim nasıl olduğunu ama video oynatamıyormuşuz. Sözlü anlatacağım. 6 saniyede bir bunlar görsel değiştiriyor. İşte 3 tane afiş görsel değiştiriyor, içinde bir motor sistemi var, mekanizma var. Deniyor ki: "Tek bir görsel üzerinden gittiniz, aslında 3 görsel üzerinden gidecektiniz, afiş değiştiriciliği yapmışlar." E yatırımı öyle yapmış, böyle daha çok kazanacağını şey hani kabul etmiş. Şimdi bir firma, yani sizin bir firmanız olsa sabit bir mecra üzerinde mi durmanız daha mantıklıdır yoksa her 6 saniyede bir görselinizin üzerine başka bir görselinizin geldiği bir mecrada mı durmak istersiniz? Doğal olarak sabitte kalmak istersiniz ya da aynı parayı mı ödersiniz? Yani biri sabit, biri afiş değiştiricili, 6 saniyede bir görseliniz değişiyor şirketinizin. Aynı parayı verir misiniz? Bilirkişi "Verirsin." diyor, "3 ile çarpacaktın muhammen bedeli." diyor. Eylem 62 Başkanım, 100 adet üst geçidin işletilmesi ihalesi. Başkanım, bu konuyla ilgili de yine emsal karar değil, direkt bu konunun kararı, Danıştay kararımız var. Anlatılan bütün hususlara karşı sizden ricamız, yani bunu lütfen bir paragraf okursanız zaten tüm Eylem 62'ye cevabınızı kafanızda netleştirirsiniz. Burada da deniyor ki: Lokasyon bazlı ihaleye çıkmışız, yani işte Çağlayan üst geçidi demişiz, bir lokasyon listesi oluşturmuşuz. Deniyor ki: "O lokasyonun hem gelişine hem gidişine 2 tane pano konuldu, bedeli 2 ile çarpacaktın." Yani geliş yönünde devam eden bir aracının arkasında kalan panoyu dolayısıyla diğer tarafa koyuyorlar. Yani aslında ürün tek, sadece kullanım alanları farklı; birisi geliş yönünde, birisi gidiş yönünde. Ki lokasyon bazlı ihale yaparız biz, 2011'den beri de hep de öyleyken lokasyon listesini sunarız. Orada yapılacak uygulamalar işletmeciye aittir, alt sınırını belirleriz ve devam ederiz. Bu bizim rutinimizdir. Bunda da herhangi bir aykırılık yoktur. Zaten Danıştay da buna çok net cevap veriyor ve belediyeye ödenecek kira bedelini arttıracak veya eksiltecek nitelikte bulunmadığı, üst geçit alan yüzeylerinin metrajının hesaplanarak her iki yöne esas alınarak muhammen bedel tespit edilmesi ve bu rakam üzerinde ihaleye çıkılması gerektiği yolundaki değerlendirmenin subjektif olduğu...
Yani Danıştay tarafından daha önceden verilmiş olan cevaplar bunlardır. Bu ihalede, yeterlilik kriterlerinin yüksek tutularak katılımın kısıtlandığı iddia edilmiştir. Genel savunmamda belirttiğim beyanları burada da tekrarlıyorum. Üst geçitler bizim için oldukça hassas alanlardır; çünkü ani müdahale gerektiren durumlar söz konusu olabilmektedir. Örneğin, afişin yırtılması, yola savrulması ya da uygulamayla ilgili farklı sıkıntıların çıkması gibi sorunlar yaşanabilmektedir. Ayrıca köprünün statiği ile ilgili problemler meydana gelebilmekte ve bu durum diğer alanlara da sirayet edebilmektedir. Dolayısıyla bizim için bu yeterlilik kriterleri son derece önemlidir. Acil müdahale anlamında Kültür A.Ş.'nin bu konudaki teknik ekibi de son derece kıymetlidir. İhaleyi onlar kazanmıştır ve sürece devam etmektedirler. Mülkiye müfettişi veya iddianame, gizli kalması gereken bilgilerin başkalarına ulaştığını öne sürmektedir. Biz burada kimseyi engellemedik Başkanım, bunu tekrar ifade ediyorum. Ülkemizde bu işi yapan tahminimce 20-30 tane firma bulunmaktadır. Bunlarla ilgili hiçbir başvuru veya benzeri bir talep de gelmemiştir. Bu TCK 235'i okuyorum ancak bizimle bir alakası olduğunu düşünmüyorum. Ayrıca, yer teslimi yapılmasıyla ilgili bir belgenin bulunmadığı söylenmektedir. Ek 5'i açabilir misiniz? Eğer bu durum 4734 sayılı İhale Kanunu'na tabi bir ihale olsaydı, bu belge yapım işlerinde çok önemli bir evrak olurdu Başkanım. Ancak biz genellikle ihalelerimizin şartnamelerinde yer teslimi için sözleşme tarihini esas alırız. Dolayısıyla sözleşme imzalandığı anda süreç başlar ve ihaledeki sürenin sonunda yer bize teslim edilir. Biz de bu teslim tutanağını düzenledik. Muhtemelen dosyada göremediler. Biz daha sonra kurumumuzdan talep ettik ve bize gönderdiler; yani yer teslimiyle alakalı hiçbir sorunumuz bulunmamaktadır. Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık yönünden yapılan değerlendirmede ise 27 milyon TL tutarında bir zararın oluştuğu ileri sürülmektedir. Bunu nasıl belirlediklerini anlamak adına Ek 6'yı açabilir misiniz? Başkanım, bu Danıştay sürecinde mülkiye müfettişi, İstanbul Ticaret Odası'ndan bir talepte bulunmuştur. Aşağı inelim, bu belge değil... Tamam, bu Ticaret Odası'nın yazısı kalabilir. Mülkiye müfettişimiz o süreçte bizimle ilgili soruşturma iznini verirken İstanbul Ticaret Odası'na bir yazı yazarak, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde bir ihale yapıldığını ve bununla ilgili kendisine bir fiyat gönderilmesini istemiştir. İstanbul Ticaret Odası ise mülkiye müfettişliğine verdiği cevapta, ilgide kayıtlı talebiniz üzerine yazınızla iletmiş olduğunuz listedeki işlere dair reklam değer tespitinde sağlıklı bir değerlendirme yapılmasının mümkün olmadığını belirtmiştir. Yani İstanbul Ticaret Odası sağlıklı bir değerlendirme yapamayacağını ifade etmektedir. Ancak şirket portföylerinde bir ajans bulduklarını ve o ajansın satış fiyatlarını haftalık veya aylık olarak yollayacaklarını belirtmişlerdir. Mülkiye müfettişimiz de bu rakamları alarak üst geçit sayısı ile çarpmış ve %100 doluluk oranı üzerinden bir gelir hesaplamıştır. Bu gelirin, muhammen bedeliniz olması gereken tutar olduğunu ileri sürmüştür.
Fakat burada yapılmış bir yatırım söz konusudur. Bahsedilen rakamlar, yaklaşık 90 milyonluk bir işe tekabül etmektedir ki o dönemin kuruyla bu tutar 15 milyon dolar yapmaktadır. Bugün konuştuğumuzda belki biraz düşük gelebilir ama 2020 yılında, yani pandemi döneminde gerçekleştirdiğimiz 15 milyon dolarlık bir gelirden bahsediyoruz. Üstelik bunun bir de yatırım boyutu bulunmaktadır. Ben yaklaşık 4 milyon dolara yakın bir yatırım bedeli tahmin etmiştim. Burada işletmecilerin de sizinle konuştuğunu duydum; o dönemde 6 milyon dolarlık bir yatırım gerçekleştirmişler. Bizler için kıymetli bir yatırımdı ve aynı zamanda önemli bir gelirdi. Dolayısıyla buradaki verilere göre bir hesaplama yapılması mümkün değildir Başkanım. Danıştay da bu konuya zaten cevap vermiştir; kafanızda daha iyi netleşmesi adına anlatıyorum, Danıştay'ın bu konuyla ilgili böyle bir değerlendirme yapılamayacağına dair net kararı mevcuttur. Aksine, sizin bu rakamları düşük belirlediğinizi ve bunu da BVA şirketinin 451 milyonluk cirosundan anladığını iddia etmektedir. Bu iddiaları ilk okuduğumuzda biz de bir tereddüde düştük. Durumun aslında öyle olmayacağını tahmin ediyorduk ama buraya gelerek size detaylı bilançolarını da sundular. İlk yıl zarar ettiklerini, ikinci yıl ise doluluk oranlarının %20'lerde kaldığını etraflıca anlattılar. Yani böyle bir durum söz konusu değildir Başkanım. İstanbul Ticaret Odası'nın vermiş olduğu piyasadaki satış fiyatları üzerinden, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin bir yıllık muhammen bedeli belirlenemez. Biz ise bu süreci şöyle yürüttük: İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak, bu ihaleye ilk çıkarken Ankara Büyükşehir Belediyesi'ne danıştık. Türkiye'de bu nitelikteki üst geçit ihalesinin yalnızca kendilerinde olduğunu belirterek rakamlarını bizimle paylaşmalarını istedik. Paylaştıkları verilere göre 2,5 milyon TL gelirlerinin olduğunu ilettiler. Bu 2,5 milyon TL'lik tutarın bizim için çok büyük bir anlam ifade etmediğini değerlendirdik. Esasen işi 900 bin TL bedelle gerçekleştirmişlerdi, biz 2020 yılına eskalasyon uyguladığımızda bu rakam 2,5 milyon TL'ye ulaşıyordu. Kendilerine alt yüklenicilerinin kim olduğunu sorduğumuzda ise kendi iştirak şirketleri olan “BelYa” cevabını aldık. Bu sefer BelYa ile iletişime geçerek gelirlerinin ne kadar olduğunu sorduk ve 12 milyon TL olduğu bilgisini aldık. Bu doğrultuda biz de bir birim fiyat oluşturduk. Bu birim fiyatla ilgili olarak Ek 7'yi açabilir misiniz? Bilirkişiler diyor ki Sayın Başkanım, "Ankara'yı Ankara'yla İstanbul bir mi? Neden Ankara'yı baz aldınız?" diyor fiyat belirlerken. Yani "Ankara'yla İstanbul bir olmaz" diyor. Yaklaşabilir misiniz? Ankara Büyükşehir Belediyesi birim fiyat olarak 13.880 TL belirlemiş. O rakama göre biz onları baz alsaydık yaptığımız ihaleyi 4.2 milyon TL yapacaktık. İştirak şirketi BelYa'nın Ankara Belediyesi'nin işletmecisinin gelirine göre yapsaydık birim fiyat 66.000 TL olacaktık. İBB ihalesi o zaman 19.9 milyon TL olacaktı. Ama biz 300.000 TL belirledik, muhammen bedelimiz de 90 milyon TL. Yani biz Ankara Belediyesi'ni sadece fiyat araştırmasında kullandık Başkanım. Bilirkişinin de dediği gibi baz almadık. Euro'dan kârlılık elde etmeye kalktılar. Yani onun da burada artık detayına girmek istemiyorum. Çokça anlatıldı size, bilançolar gösterildi. "Tereddüt yaşıyorsanız zaten o firmalar kayyumdaymış, ondan isteyin" denildi. Öyle bir şey olmadığına biz zaten adımız gibi eminiz de siz de yazarak bunu ispat edebilirsiniz. Ayrıca şunu da belirteyim; aynı lokasyonlarda, hatta kısmen daha da iyi lokasyonlarda Karayolları Bölge Müdürlüğümüz yine üst geçit ihalesi yaptı. Yani sizin, heyetinizde bir tereddüt yaşanıyorsa, birim fiyatlarla ilgili Karayolları Genel Müdürlüğü'ne bir yazı yazın. Yani "Kim daha çok kâr etmiş, kimin birim fiyatı daha yüksek? Hani buradan kim daha fazla fayda elde etmiş?" bunu heyetiniz rahatlıkla görebilir. Bir sorun, yazı yazmanıza da gerek yok, sözlü de sorabilirsiniz.
Eylem 63. Yine aynı üst geçit ihalesi, bu sefer 95 adet üst geçidin alın yüzeyindeki reklam alanlarının işletilmesi konusu. Başkanım, bu konuyla ilgili de Danıştay'ın bu sefer 13. Dairesinin 2024'ün 6. ayında aldığı bir karar var. Ek 8'i açabilir misiniz? Yani yine birebir aynı ihaleden bahsediyoruz. İhale şartnamesinin yeterli açıklıkta olmadığı, muhammen bedelin kamu zararı oluşturacak şekilde düşük belirlendiğine yönelik iddialar dava konusu yapıldı. Bölge İdare Mahkemesi firmayı haklı buldu. Firma dediğimiz de otobüs duraklarını işleten firmamız bizim, Medya A.Ş.'nin alt yüklenicisi. Tabii biz de konuyu Danıştay'a taşıdık. Akabinde burada da bir karar verildi ve söz konusu ihaleye ilişkin ilanlar, ihaledeki diğer hususlar yönünden herhangi bir mevzuata aykırılık bulunmadığına karar verildi, yine bu konuyla alakalı. Yeterliliklerle ilgili tekrar anlatmıyorum, daha önceden de izah ettim. Yani basit bir konu ama bilirkişilerimiz gündeme getirdi diye izah ediyorum; "172 adet reklam panosu var" diyor, 95 adet üst geçit üzerinde. "Belediye kontenjanı da %20" diyor. "Şimdi" diyor, "Sen %20'yi 95 adet üst geçide mi uygulayacaksınız, yoksa 172 adet reklam panosuna mı uygulayacaksınız? Rakamlar farklı, dolayısıyla istekler o yüzden gelemedi" diyor. Şimdi Başkanım, bizim reklam ihalelerimizde her zaman kendimize bir kontenjan ayırırız. Bu kontenjanda kendi yaptığımız yatırımlara göre o lokasyonlarda icraatlarımızı sergileriz ya da açılışlarımızı belirtiriz vesaire. Çoğu zaman da bunu geçmek zorunda kalırız. Yani bu %20 çoğu zaman, yani ben kendimi bildim bileli aşar. Bununla ilgili hiçbir zaman biz işletmecilerle, yani 2010'lardan beri hiçbir zaman bir sıkıntı da yaşamadık. Ama bununla ilgili bir problem var denerek ihaleye katılım engellendi deniyor. Yani 95 adet üst geçidin %20'si basit bir hesapla ortaya çıkar ve ona göre de firmalar teklif verir. Hani biz o Bakırköy'de bir açılış yapacaksa, biz Bakırköy lokasyonunu o hafta kullanırız. Ya da işte Beylikdüzü'nde yapacaksa orayı kullanırız, Esenyurt'sa Esenyurt. "Aynı değerde değil" deniyor, "İşletmeci nasıl hesap edecek?" diyor. İşletmeci bunu hesap eder Başkanım, bu hesapta işte problem olmaz. Biz de nereyi istiyorsak kullanırız. Bu yıllardır da sulh içinde devam eder. Bu konuyla ilgili hiçbir sıkıntımız olmadı bugüne kadar. Bir de deniyor ki; "Bazı üst geçitlerde 1, bazılarında 2 adet pano var. İstekli olabilecek kişilere açık, net bilgilerle ihale öncesi bilgilendirme engellendi." Ek 9'u açabilir misiniz? Başkanım, yani bir tanesine yaklaşırsanız görünür. Hangi lokasyonda kaç tane pano var? Kaç metrekare? O lokasyonun koordinatı? Yani şu listeden daha detaylı bir liste nasıl olabilir? Biz bu listeye daha ne ilave edebiliriz insanların, katılımcıların anlayabilmesi açısından? Ya da bilirkişinin bu listeye daha ilave edeceği ne vardı, onu çözemedik. Yani bu bizim ek listemiz, sözleşmenin ek listesi. Görmemiş de olabilir belki, ondan yazmıştır. "Tüm dosyalar yollandı" deniyor ama biz içerideydik. Yani bilirkişi raporları biz içeriye girdikten sonra yazıldığı için, "Acaba eksik mi gönderildi?" diyorum. Bunlar görülmedi mi? Başkanım; "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" bu eylem açısından. Muhammen Bedel Tespit Komisyonu 217.000.000 TL bir rakam belirlemiş. Zaten bu, mevcutta devam eden bir ihaleydi ve ihaleyi emsal alarak devam ettiler. Bu emsal de daha önceden Ankara Belediyesi'nden alınmış fiyat çalışmalarıyla ortaya çıkarttığımız, yaklaşık 6 katı da daha yükseğe çıkarttığımız bedellerdi. Onları enflasyona göre güncelledik ve 217.000.000 TL'ye yaptık. 217.000.000 TL'lik teklife karşılık encümende yaptığımız açık ihalede 220.000.000 TL teklif gelmiş. Bu teklifi de biz kabul etmeyip 230.000.000 TL'ye çıkartmışız. Yani burada deniyor ki işte, "Yine alt yüklenicinin elde ettiği gelirlerden kaynaklı bir fark var. Dolayısıyla bu fark da büyük, kamu zararı oluşturdunuz." Bunun böyle olmadığını bu eylem açısından da ilgili işletmeciler anlattı. Bir de şimdi, bu kadar yüksek faizin olduğu bir ortamda yapılan yatırımlar da ortadayken, yani %20'lerle %30'larla, en fazla %39'a çıktığını hatırlıyorum ilgili firmanın. Yani "kamu kurumuna zararına dolandırıcılık" suçuyla da burada bir ilişkimiz yoktur.
Eylem 64. ATM yan yüzeylerinin işletmeye verilmesi işi. Başkanım, burada da katılım şartları nedeniyle eleştirilmiştik. Bunun daha önceden de aynı olan süreçler olduğunu size tablolarla sundum. Ek 10'u açabilir misiniz? Başkanım, bazı ihaleler var; hani siyasete uymaz kanuna uyar, bazı ihaleler var; kanuna uyar siyasete uymaz. Burada yani her ikisine de uyuyor. AK Partili üyelerin de imzasıyla biz bunu oy birliğiyle yaptığımız bir ihale ama yine eleştiriliyoruz. Yani burada katılım açısından herhangi bir problemin olduğu bir süreç değil, buradaki katılım şartları da çok düşüktür. Eskiye göre de çok daha düşüktür. Eylem 65'e geçeceğim. İstanbul M6, M7, T5 tramvay hatlarında çalışan 1.332 adet ekrana dijital bilgi platformu kurulması işi. Başkanım, bu da "yeterlilikler yüksek tutuldu" denmiş. Yani bununla ilgili Ek 11'i açabilir misiniz? Başkanım, bu ihale ilk olarak 2015 yılında yapıldı. Şimdi 2015 yılında deniyor ki: Bütün İstanbul metro, metrobüs, tramvay, vapur, otobüs... Bu bütün taşınır araçlarımızdaki, içeresine kurulan ekranların işletilmesi işi olarak ihaleye çıkılmış, ekine de bir liste konulmuş 2015 yılında. Fakat 2019 yılından sonra bizim, yani 2015 yılında öngörülmeyen yeni metro hatları açıldığı için, bu listede de olmayınca bizim yeni bir ihale yapma zorunluluğumuz doğdu. Dolayısıyla bu ihaleyi o sebeple yaptık. İlk 2015'teki ihaledeki şartlarla bu şartları değerlendirelim; hani bize "ihaleye fesat karıştırıldı" denilen şartlar. 2015'te 1.000.000 TL sermaye istenmiş, 385.000 dolar. Biz yine 1.000.000 TL istemişiz 2021 yılında, 137.000 dolar. Brüt satışlar 2.000.000 TL denilmiş, 775.000 dolar yapıyor. Biz 5.000.000 TL demişiz, 685.000 dolar. 5 yıl içerisinde "10.000.000 yolcuya hizmet etme" diye bir kıstas konulmuş 2015'te. "Biz bunu nasıl takip edeceğiz, böyle bir veri olamaz bizim için" demişiz, "5.000.000 iş deneyimi" istemişiz. Daha önceki yapılan ihaleyi Modyo TV şirketi kazanmış, bizim yaptığımız ihaleyi Medya A.Ş. kazanmış. Dolayısıyla biz burada daha önce yaptığımız ihaleyi devam ettirdik Sayın Başkanım, aynı şartlarla. En enteresanı da burası; "kamu kurum kuruluşlarına zararına dolandırıcılık" suçuyla alakalı. Bahsetmiş olduğum Muhammen Bedel Takdir Komisyonları bir değerlendirme yapmış. 2015 yılında yapılan işten elde edilen geliri hesaplamış. Gelir: 153.000 TL. Demişiz ki yani, bu rakam düşük bir rakam. Bunu daha farklı emsallerle değerlendirebilir miyiz? Yine size ilk tabloda sundum; 2013 yılındaki LED ekran ihalesi baz alınmış. O zaman rakam 1.000.000 TL'ye çıkıyor, yani 995.000 TL'ye çıkıyor. E biz de "Yüksek emsali alalım" demişiz. Yani aynı, benzer işi almamışız; 153.000 TL'yi emsal almamışız. Açık alan, meydanlardaki dijital ekranın muhammen bedelini emsal almışız fakat kamu zararı oluşturulduğu deniyor. Yani biz burada kamu zararı oluşturmadık Başkanım. Elimizden geldiğince daha yüksek bedellere çıkarmak için de farklı emsalleri göz önünde bulundurarak sonuca getirdik. Ek 12'yi açabilir misiniz? Ara mı verelim? Bu eylemi bitireyim, öyle ara verelim Başkanım. Nasıl uygun görüyorsanız sonra... Tamam, Ek 12'yi de anlatayım. Yapılan birtakım indirimler var. Bu indirimler, "kamu zararı oluşturuldu" deniyor. Şimdi Başkanım, burada 1.332 adet dijital ekranın ihale edilmesine karar verdik. Mevcuttaki sayı 540. 58 adet araç teslim etmemiz gerekirken 21 adedini teslim ettik. Dolayısıyla %59 oranında bir indirim talep edilmiş ve biz de bunu uygun görmüşüz. Aşağı inebilir miyiz? Bunu da neye göre yaptık? Metro A.Ş.'den devam edelim aşağı doğru. Devam. Met... Tamam. Metro A.Ş.'nin bir takım işte... Aşağı inerseniz tabloya bakayım. Bir takım değerlendirmeleri oluyor. Bakım, onarım vesaire ya da hatlardaki değişiklik nedeniyle mevcuttaki vagonları bakıma alabiliyorlar, onarıma alabiliyorlar ya da hatlarda bir takım değişiklikler oluyor. Onunla ilgili biz işletmeciye teslim edememişiz. İşletmeciye teslim edemeyince de kaynaklanan kusur bizde olduğu için belli bir indirim yapmışız, 116.000 TL. Bu 116.000 TL neden indirim yapıldı, "kamu zararı" deniyor.
Bununla ilgili de hani, işletmeciden kaynaklanmadığı için bu normal bir süreçtir. Devam edelim aşağıya doğru. Bunu da birkaç kere sürekli Metro A.Ş.'den de gün hani, şey yapmışız; teyidini almışız, sebebini almışız ve neticelendirmişiz. Aşağı inerseniz Metro A.Ş.'nin yazısına bakayım. Bakın, hatlarda yolcu sayılarındaki yükseliş, yoğunluğa bağlı olarak dolaşımdaki araç sayılarında artış ya da herhangi bir mücbir sebep olabiliyor. Aşağı inersen, bunun da sayıları belirtiyor ve bize denilmiş ki 726. Yani dolayısıyla biz burada indirim yapmamız elzemdi çünkü sorumluluğumuzu yerine getirememiştik. Bu da kamu zararı oluşturmaz Başkanım, çünkü yapmaları gereken mecraları kendilerine teslim edemedik. Eylem 66'ya geçiyorum. Ara verelim isterseniz Başkanım. Başkanım, Eylem 66'da kaldık. M4, M7, M8 ve F4 füniküler hattındaki araçlarımızın içerisindeki dijital bilgi platformlarının işletilmesi işi. Burada ihaleye fesat karıştırma suçu açısından bir değerlendirme var. Bununla ilgili de detaylı savunma klasörü içerisindeki Ek 13'ü açabilir misiniz? Burada deniyor ki Başkanım: “Potansiyel firmaların ihaleye girişinin engellendiği, yıllık 1.5 milyon muhammen bedeli olan iş için 5 milyon ciro istendiği...” Fakat burada da birçok yatırım var Başkanım. Bu yatırımlar içeriye yapılıyor, yani tüm araçların içerisine bir yatırım yapılıyor. Bu yatırımdan da diğer ihalelerimizde olduğu gibi bir gelir elde ediliyor. Fakat bu yatırımın miktarı yüksek olduğu için, doğal olarak 5 milyon Euro’nun katılım şartı olmak olarak istenmesi doğaldır. Bunu da 2015 yılındaki istediğimiz yine yeterlilik şartlarıyla kıyasladığımızda ne kadar düşük olduğunu da tabloya yansıttık. 2015 yılındaki 1 milyonun 385.000 dolar olduğu, 2023 yılında istediğimiz 1 milyonluk sermayenin 52.000 dolar yaptığı, yine 5 yıl içerisinde 5 milyon TL iş deneyimi istemişiz, o da 261.000 dolar yapıyor. Dolayısıyla buradaki katılım şartları aslında emsal ihalemize göre çok daha düşüktür. Medya A.Ş. bu işi almış. Medya A.Ş. işi aldıktan sonra da bir alt taşeron firmaya vermiş. Bunu yine "devir" olarak nitelendirmiş iddianame. Ancak bu da bir devir değildir; bu, alt yüklenici sözleşmesidir. Onu da tekrardan dile getireyim. Ayrıca kamu kurum ve kuruluşlarına karşı yapılan dolandırıcılık suçu... Burada 860.000 TL'lik bir kamu zararı iddia ediliyor. Bu 860.000 TL'lik kamu zararının oluştuğu süreç ise; 2022 yılı nisan ayında biz bir ihalenin emsalini almışız fakat ihaleyi 2023 yılının 15 Şubat'ında gerçekleştirmişiz. Yani dolayısıyla arada bir 10 aylık bir TÜFE farkı var, bunu yansıtmadığımızdan kaynaklı olarak bu bedeli ortaya çıkartmış. Başkanım, bizim Muhammen Bedel Tespit Komisyonu'ndan bahsettim size. Bu tespit komisyonumuz, bu ihale bedelini belirlerken mevcuttaki emsal ihale bedellerini baz alıyor. Şimdi sistemi açmışlar ve bu işten —biraz önce eylem, yani bir önceki eylemde anlattığım işin— emsalini almışlar. Bu emsali aldıktan sonra, yani elde ettiğimiz geliri baz alarak bu işteki bedeli belirlemişler. Yani arada TÜFE farkının olmaması yani çok olası değil. Mevcuttaki gelirimiz neyse ona göre bir değerleme yapmışlar ve 1.5 milyon TL olarak belirlemişler. Bunda da daha önceden böyle bir işletme süreci yoktu. Bu da daha sonradan katılan, envanterimize aldığımız 2019 sonrası gerçekleştirilen metro hatlarıyla alakalıydı.
Eylem 67. Bu da yine benzer bir ihale; M6, M9 ve M7 hatları. Burada da Ek 14'ü açabilir miyiz? Yine burada da 2 milyon sermaye, 8 milyon ciro ve iş deneyim tutarında da 8 milyon olarak; 4 iş kolunda 3 yıl faaliyet gösterme yeterliliği istenmiş. Emsallere bakınca bunların da ne kadar düşük olduğu, aslında bizim katılımı sınırlandırdığımız değil, katılımı daha çok arttırmaya yönelik elem içerisinde olduğumuz tabloda da net olarak görünüyor. Yani nereden baksanız %70 indirim yapmışız, daha fazla katılım olsun diye. Ayrıca Başkanım, hatırlarsanız Eylem 61'de, 62'de bize hep şu söyleniyordu: Firmaların NACE koduna bakılıyordu, "Orada şu kadar firma katılıyordu, bu kadar katılamıyordu, işte 75 firma vardı, bu da katılımı çok kısıtladı" deniyordu. Bu ihalelerde —yani Eylem 65, 66, 67'de— hani biz burada yeterlilikleri ne kadar düşük yapmışız ama hiç NACE koduna bakılmamış. Buraya da "katılım kısıtlandı" deniyor. Yani bizim belirlememiz gereken yeterlilikler ne olmalı? Kanun bize bunu tarif etmiyor, sadece "yeterlilikler arayacağımızı" söylüyor. Yani bir alt sınır yok, bir üst sınır yok ama iddianamenin de alt sınırı, üst sınırı yok. Yani biz ne yapmalıydık, ne bir kriter belirlemeliydik? Bununla ilgili hiçbir öneri yok, sadece "ihaleye fesat" var. Eylem 68 Başkanım, bunlar 13 lokasyonda 2.016 metrekarelik bir reklam alanlarının işletilmesi işi ihalesi. Şimdi burada da aynı şekilde sermaye, ciro ve iş deneyim belgesiyle birçok firmanın elendiği söyleniyor. Dediğim gibi, burada da beyanlarımı, genel savunmamda tekrarladığım beyanlarımı tekrar ediyorum. Yani bu bir zincirdir; Muhammen Bedel Tespit Komisyonları bedelleri belirler, şartnameler önümüze gelir. Ben de bu süreç içerisinde daire başkanıydım. Bir zincir şekilde biz bu işin yapılması hususunda görevlerimizi ifa ederiz. Bir hata var mı bir inceleriz, değerlendiririz, önerimiz olursa söyleriz. Ama burada herhangi bir sıkıntı vesaire görmemişizdir ve biz bu süreçleri idame ettirmişizdir. Yapılan aynı zamanda bu muhammen bedel tespit komisyonu raporlarının ne kadar detaylı olduğunu da size yine genel savunmamda da bahsettim. Yani buralarda da hiçbir eksiğimizin olduğunu ya da yanlışımızın olduğunu asla düşünmüyorum, suçlamaları da kabul etmiyorum. Eylem 69: Şehir hatlarındaki iskelelerin reklam alanlarının tesisi ve 10 yıl işletmeye verilmesi ihalesi. Bununla ilgili 10 yıl işletilmesi hususunda 2019 yılında aldığımız bir Meclis kararı vardı, o kapsamda ihaleye çıktık. Burada deniyor ki; katılım azaltıldı. Halbuki burada 12 milyon sermaye istendi, yani düşük montanlı bir süreçti. 20 milyon iş deneyimi istenmiş fakat burada 200 milyon TL kamu zararı bulunmuş Başkanım. Şimdi burada hiçbir şekilde bizim tesis ettiğimiz alanlarda, yani tesis edilecek alanlarda bir reklam uygulaması yoktu. Dijital bir ihale, aynı zamanda sabit ünitelerin de olduğu... Çünkü yolculuk sayılarının çok düşük olduğu iskelelerimiz de vardı fakat biz tamamını gerçekleştirdik. Aynı zamanda biz burada belli bir kontenjan da kullandığımız için, yani sadece reklam alanı olarak da düşünmemek lazım. Burada reklam alanı koyuyoruz ama %20'sini, bazen %30'unu biz kendi icraatlarımızın halka duyurulması amacıyla kullanıyoruz. Ama burada bu işin, yani bu işe çok kıymet vermiş iddia makamı. Dolayısıyla diyor ki; 200 milyon kamu zararı var diyor. Böyle bir zarar oluşması mümkün değil, size reklam yatırımlarını da gösterdim. Yani... Aynı zamanda Nihat Bey de anlattı, Nihat Sütaş, bu işin alt yüklenicisi. Yaptığı yatırımı, daha sonra ödediği kira bedellerinin kendisine teklif edilmesi halinde bu işi hemen ivedilikle devredeceğini de söyledi. Yani burada biz yanlış bir iş yapmadık, büyük yatırımlar vardı. O yatırımların karşılanması amacıyla sermaye, ciro ve iş deneyimi gibi kıstasları istememiz de çok normaldir. Dolayısıyla burada sübjektif, hayali bir gelir elde edileceğine kanaat getirilmiş ve bu suçlamaları da hiçbir şekilde kabul etmiyoruz.
Eylem 70, 71 ve 72'de burada da kopyala-yapıştır mantığıyla Başkanım, zaten hiçbir açıklama da yok. Sadece yeterlilik şartlarının çok yüksek olduğundan bahisle ihaleye fesat karıştırdığımızdan bahsediliyor. Bunlara genel savunmamda cevap verdiğim için geçiyorum. Yani özel bu konuya ilişkin bir tespit yok, sadece yükümlülüklerin yüksek olduğundan bahsedilerek ihaleye fesat karıştırıldı denmiş. Bunları kabul etmiyoruz, genel savunmamda detaylı anlattık. Eylem 73: Beylikdüzü-Söğütlüçeşme metrobüs hattı duraklarında yer alan 845 adet reklam uygulaması, 3 yıl kiraya verilmesi. Biz bu ihaleyi 2012 yılında yapmıştık, 10 yıllık süre doldu ve 2022'de tekrar ettik. Bu sefer 3 yıllık tekrar ettik. Neden? Yatırım da yoktu, yani Meclis kararı alıp çok daha uzun süreler kiralanmasına gerek de duymadık, zaten sabit orada duruyordu. Ama ürünler 10 yıllık olduğu için yıpranmıştı, yine burada da büyük yatırımlar vardı. Ek 15'i açabilir misiniz? Buradaki bulgu şu Başkanım; şartnamede diyor ki, raketler diyor, afiş değiştiricili raket olup olmadığı, işte kaç yüzünün olup olmadığı, aynı zamanda afiş değiştiriciliği yayınlandığı için burada çok daha fazla reklam görseli gösterilebildiği, yani dolayısıyla isteklilerde bir tereddüt oluşturacağını söylemiş. Şimdi bu Başkanım, bizim ekrana yansıyan ihalemizin ek listesi. Biraz yaklaşabilirseniz daha net olsun. Başkanım burada raketin adını yazıyoruz ve toplam yüz sayısını yazıyoruz. Yani bir istekli burada kaç tane reklam afişi göstereceğini net olarak anlayabiliyor. Yani bundan daha fazla detay verebileceğimiz bir husus yok, durağın adını da veriyoruz. Artık bir tek burada koordinat vermemişiz, koordinata da gerek yok, yani Cevizlibağ istasyonu dediğimizde zaten rahatlıkla bulabiliyor istekliler. Burada da bir eksiğimizin olduğunu düşünmüyoruz. Burada yine kamu zararı tespit ediliyor. Yaklaşık 19 milyon bir kamu zararı tespit edilmiş. Bunların da ürünlerin çift taraflı, tek taraflı olmasının tam incelenemediği söylenmiş. Biz burada zaten elimizde mevcut ürünler vardı bunların değerlemesini yaparken. Yani muhammen bedel takdir komisyonu toplanıp burada kaç tane yüz varsa zaten ona göre bir değerleme yapmış. Aynı zamanda bu ihale 2012'den geldiği için zaten mevcutta bir rakamımız vardı. O rakamı devam ettirerek biz bu süreci neticelendirdik ama enteresan bir şeydir, burada da bir kamu zararı tespit edilmiş. Bir de Medya AŞ'nin işte arada bir, bizle sözleşme imzaladıktan sonra arada bir boşluğu oluşmuş. Onunla ilgili gerekli ödemelerin yapıldığı da size daha önceden arz edildi. Ama bizim hiçbir şekilde boşluğumuz yok. Yani bizim 2012'den sonra ihalemiz bitiyor, bittiği gün yeni ihaleyi yapıyoruz ve sözleşmeyi imzalıyoruz. Bizim arada ecrimisil keseceğimiz, yani haksız bir işgalin olduğu ya da işte sözleşme olmadan bir işletme yapıldığı ortada yok Başkanım. Eylem 74: İstanbul Senin mobil uygulamasının içerisindeki reklam uygulamaları. Başkanım, İstanbul Senin çıktıktan sonra tabii çok fazla talep olmuştu. Çok firma da bize o süreçte geliyordu, hani biz içeriğine girmek istiyoruz. Biz de konunun biraz da yabancısıydık. O süreçte Bilgi İşlem Daire Başkanlığımızla bir proje geliştirdik. Dedik ki, hani bunun içeriğinde reklam alanları oluşabilir, çünkü çok fazla firma gelmek istiyor. İşte indirimlerini bahsetmek istiyor. İşte kendi birtakım telekomünikasyon firmaları gelmek için çok fazla talepte bulunuyordu. Bunlar için yoğun talep geliyordu. Biz de o süreçte Bilgi İşlem Dairesiyle beraber bir çalışma yaptık ve bunun ihalesini gerçekleştirdik. Öyle çok yüksek ihale de değildi hani, ne denir, yani bu bedelleri, yani katılım şartlarının çok yüksek olduğu bir süreç de değildi. Ama burada da ihaleye fesat karıştırıldığı iddia edilmiş. Ama burada aynı zamanda AK Partili meclis üyelerimizin de onayıyla, oy birliğiyle çıkmış bir karar. Onlar da çok desteklemişti. Yani birlikte burada bir değer yaratacağımıza kanaat getirmiştik. Bunun ihalesi de seneye bitecek yanlış hatırlamıyorsam. Yani süreç iyi de gidiyordu biz bıraktığımızda, şimdiki durumunu bilmiyorum.
Eylem 75: Bisiklet park ünitelerinin, yani bisikletlerde yer alan reklam uygulamalarının 3 yıl süreli işletilmesi işi. Bu işi 2023'te yaptık. Fakat başkanım biz bu bisikletleri ihale yaptıktan sonra Kültür AŞ'ye teslim edemedik. Birtakım problemleri vardı. Bizim bu bisikletlerin revizyonu, daha doğrusu modernizasyonuyla alakalı bir bütçeye ihtiyacımız vardı. Yıl sonunda o bütçeyi Ulaşım Dairemiz karşılayamadı, bir sonraki seneye kalmıştı. O süreçte biz teslim edemedik. Teslim edemediğimiz, yani yer teslimi yapamadığımız için bu ihaleyi yaklaşık 1 yıl sonra iptal etmek durumunda kaldık. Ama bu süreçte de biz yine de kira bedellerimizi tahsil ettik, hani... Ama sıkıntı, yani yer tesliminin bizden teslim edilmemesi nedeniyle kaynağı, yani sorunun kaynağı biz olduğumuz için burada bir kamu zararının ya da ihaleye fesadın olduğunu asla düşünmüyoruz. Zaten iş iptal edilmişti, süreç de kapandı orada. Eylem 76: İstanbul'daki 60 adet reklam uygulamalı çiçek satış büfelerinin yapımı ve 3 yıl süreyle işletilmesi işi. Burada Ek 16'yı açabilir miyiz? Başkanım burada sürecin biraz da geçmişi var. Rahmetli Kadir Bey döneminde, Kadir Başkanımızın döneminde bu kaldırımlarda bulunan Roman vatandaşlarımızın bir kapalı bir mekanda da bu işleri idame ettirebilmeleri amacıyla 2010 yılıydı zannedersem bir proje geliştirildi. Ve her biri bir sahipli olsun, bir vergi levhası olsun, öyle bir değerlendirme, hani bu iş de yapılacak denildi. Başlandı fakat o süreç içerisinde birçok el değişikliği oldu. Yani amacına çok da hasıl olamadı proje. 2020'li yıllara geldiğimizde iyice köhneleşme sürecine girmişti ve içerisinde artık başka şeyler satılmaya başlanmıştı. Bunlara da biz müdahale ettik. Bunların yenilenerek yani daha güzel, daha etkili, kent estetiğine de uygun yeni tasarımlarla yenilenmesiydi amacımız. Aynı zamanda bu çiçek satışlarında biraz hani toplumda farkındalık da oluşturmak istedik. Hem çiçek satış, aynı zamanda yanda da reklam alanları vardı, yani bir kiosk tasarımı gerçekleştirildi ve süreç yapıldı. Şimdi burada da muhammen bedel eksik tespit edildi denilmiş. Şimdi muhammen bedelin eksik tespit edilebilme şansı, tabii işin sadece reklam geliriyle baz alınarak değerlendirildiği için yanlış bir hesap. Burada yine hiçbir şekilde yatırım maliyeti göz önünde bulundurulmamış. Yani kiosklar sıfırdan inşa edildi. Yani buradan nereden baksanız 1,5 milyon dolarlık bir yatırım vardı. Yani 60 adet kioskun, aynı zamanda yan tarafına da ekranlar konuluyordu ki her ekranın yaklaşık, bizim şartnamemizde, teknik şartnamemizde yer alan ekranların maliyeti yaklaşık 13.000 dolarla 17.000 dolar arasındaydı. Biz bunları yaptık, fakat deniliyor ki burada eksik tespit var, daha doğrusu eksik muhammen bedel hesaplanmış. Şimdi buranın da nasıl hesaplanıyor? Şimdi biz 11,5 milyon TL ile hem gelir elde edeceğiz, akabinde kioskların yatırımlarını yapacağız, sahaya konulacak, içinde çiçek satışı yapılacak ve reklam uygulamalarından da gelir elde edilecek. Proje buydu. Kültür AŞ buna 15 milyona başka bir firmaya vermiş, akabinde 22 milyon TL'ye de gelir elde ediyor Kültür AŞ. Daha sonra bu alan firma reklam alanlarını biraz daha üzerine pay koyarak işletmeye başlıyor. Bu işlettiği bedel farkı 5,3 milyonmuş, bu kamu zararı olarak addolunuyor. Aşağıda yanlış hatırlamıyorsam bunun bir görseli de vardı, aşağıya inebilir misiniz? Kiosklarımız bunlar Başkanım. Yanda ekranlar şeyi var, reklam alanı var. Ön tarafta da işte çiçek satışı üniteleri var böyle hızlı satış yapılan görseller, çiçekler. Aynı zamanda burada bizim istihdam ofislerimize başvuran üniversite öğrencileri çalıştırılıyor. Yani bize başvuran, bayanlardan oluşan bir ekip işletiyor bunları. Yani dolayısıyla burada 1,5 milyon dolara yakın bir yatırım var. Bu yatırım varken 5,5 milyon zarar edildi vesaire diyerek burada bir dolandırıcılık suçu işlenildiği söylenmiş, bunu da kabul etmiyoruz.
Eylem 77: Başkanım bu Eylem 77 enteresan bir eylem. Biraz önce 2015 yılında yapılan bir ihaleden bahsetmiştim, hatta kıyaslamalı gitmiştim hatırlarsanız. Yani tüm araçlarımızın içerisinde bulunan ekranların işletilmesi işiyle alakalı. 2015 yılında o ihale yapıldı, içeriğinde de görsellerle İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin %30 yayın hakkı var. Yani bir saat içerisindeki %70'i reklam olarak dönecek, %30'u da İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin tanıtımları. Şimdi bu tanıtımları Emlak Müdürlüğü yapıyor o zaman ihaleyi. Bu tanıtımları ya da görselleri, video içeriklerini Emlak Müdürlüğü oluşturamayacağı için bununla ilgili İBB'nin tanıtımları amacıyla bir ihaleye çıkılıyor 2015 yılında. Akabinde süreç gerçekleştiriliyor ve Medya AŞ işi alıyor. Medya AŞ işi aldıktan sonra işte bir teknik şartname oluşturuluyor. Burada mesela 4734 sayılı Kanun'a göre hizmet almışız. Bu ihale yapılıyor ve 2024 yılına kadar başkanım biz aralıksız bir şekilde bu ihaleyi gerçekleştiriyoruz. İddianame çıktıktan sonra bilirkişi raporlarını da okuyoruz. Başkanım bilirkişi raporlarında işin nevi, miktarı net olarak belirtilmedi diyor. Yani burada belirtilmediğine delil olarak da şunu söylüyorlar: Biz 2019'dan sonra açılan hatların listesini ek listeye koymamışız, dolayısıyla araçlar tam olarak belirtilmedi, işin miktarı belirtilmedi diyor, yani metro hatlarını göstermediğimiz için. Fakat bizim buradaki işimizin miktarı yapılan icraatlarımızın tanıtımı. Yani ne kadar çok ekranda yayınlanınca işin miktarı o kadar artmıyor. Yapılan iş yani miktara göre değiştirilmiyor. Mesela siz burada bir deseniz ki işte, gelen yakınları bilgilendirme amacıyla işte "Kapıda beklemeye işte en fazla 30 dakika olacaktır, sadece bir yakın gelecektir." vesaire bir şey yayınlasanız, buraya koysanız bu bir içeriktir. Bizim miktarımız bu ya da başka bir duyuru yapacaksanız bu yaptığınız duyurulardır işin miktarı. Ama bilirkişiler bunu vagon olarak değerlendirmişler. Yani diyor ki, M4 hattı bu şeyde değerlendirilmemiş, yani dolayısıyla yüksek fiyat alınmış gibi bir değerlendirmesi var. Bir de şuna baktım Başkanım; biz 2015 yılından 2024 yılına kadar neyi değişik yaptık? İki şartnameyi elime aldım, tek farklılık 1,5 satır aşağıya kaymış. Başka hiçbir farklılık yok. Bunu da eğer kurumdan isterseniz, ben yanımda da getirdim, isterseniz veririm. Hiçbir farklılık yok. 2016'dan 2024'e kadar yapılan ihalelerin şartnameleri bir tek 1,5 satır aşağıya kaymış, hiçbir farklılık yok. Alan kişi de aynı Medya AŞ. Aynı zamanda hani teknik olarak söyleyeceğimiz şey de şartnamenin, yani teknik şartnamenin detaylı yazılmadığı söylenmiş. Şimdi zikredilen teknik detayları biz tamamen teknik şartnameye yazdık, fakat bilirkişiler sadece idari şartnameye bakmışlar. Onları göremediler zannedersem. Buradaki teknik şartnamedeki o teknik şartları yazmamızdaki amaç da hem rekabeti daraltmamak hem de yer alması gerektiği dokümanda olmasıdır. Yani birtakım teknik detaylar isterseniz siz, 4734 sayılı Kanun'a göre yaptığınız ihalelerde teknik şartnameye yazmanız gerekiyor. Bir de şu var; yapılan ihaleler EKAP'ta yayınlanıyor ya, belediyemiz İhale Müdürlüğü tarafından organize edilen bir süreç oluyor bu. Hani bizim 2886'dan biraz daha farklı, encümende yapılmıyor. Şimdi herkesin katılımına açık bir şekilde yapılıyor, fakat orada mesela incelemek isteyen insanların ihale dokümanı indirdiğini de tespit edebiliyorsunuz siz 4734'te, yani EKAP sisteminde her şey belli. 2016'dan itibaren tarattım, indiren dahi olmamış. Burada bir belirsizlik değil, isteklilerin cazip bulmamasıdır katılmamalarındaki amaç. Bugüne kadar da mesela Sayıştay bunlara biraz daha fazla detaylı olarak bakar. Çünkü 4734'ün kriterleri çok daha detaylıdır. Bakarlar. Bugüne kadar Sayıştay ile ilgili bir inceleme sürecine dahi girmedik. Mülkiye müfettişleri vesaire de konuyla ilgili hiçbir süreç işletmedi ama karşımıza böyle bir eylem geldi. Bununla ilgili de Ek 17'yi açarsanız, işin miktarının ne olduğunu liste olarak yaptığımız hak edişlerle size arz edelim. Aşağı inelim. Burada başkanım, yapılan işlerin çok okunmuyor ama sizin ekranınızda okunuyor mu, bilmiyorum. Kağıt üzerinde devam edelim. Yani İstanbul'un tanıtımlarıyla alakalı yaptığımız icraatlarla alakalı, mesela Esenyurt Mahmutbey metro hattının açılışı ile ilgili bir şey yapılmış. "Neden taksi ihtiyacı var?" Yani bunların filmleri düzenlenmiş.
Eylem 110: Beyoğlu ilçesi, Sütlüce Mahallesi. Yani belediyemizin bu etkinlik çadırı vardı 2000 metrekarelik. Dijital Deneyim Müzesi olarak sizin de aklınızda kalmıştır. Bunun dijital deneyim müzesi sunumunu açabilir miyiz? Burada ihaleye fesattan yargılanıyoruz. Burada da aslında yeterlilik kriterlerimizin yüksek olduğundan bahsediliyor. Fakat bizim yeterlilik kriterlerimiz, yani bu işin yapılmasının önemine binaen yüksek olduğu doğrudur. Aynı zamanda AK Partili üyelerin de oy birliğiyle çıkmıştır ama onlara tabii sorumluluk yüklenmedi. Biz bunu oy birliğiyle aldık. En başa gelebilir misiniz, pardon? Başkanım, burada yapılan yatırımlara, yanlış hatırlamıyorsam, gidildiği söylenmişti heyetinize de. Hani burası etkin bir yer. Devam edelim aşağı doğru. 2000 metrekarelik bir alan. Eskiden burası belediyemizin icraatlarının yapıldığı, daha doğrusu tanıtıldığı bir alandı. Vatandaşlar oraya gelirdi, 2019 öncesini anlatıyorum. Orada işte birtakım metro hatları anlatılırdı vesaire. Çok da aktif kullanılan bir mekan değildi. Buraya bu tarz yatırımlar yapılarak bir müze haline getirilmesi değerlendirildi ve biz de bununla ilgili bir ihaleye çıktık. Ama tabii bölgedeki emsal fiyatlar alındı. "Ama neden ticaretten alınmadı?" denilmiş. Şimdi, ticaretten ziyade, başkanım, biz buraya bir müze kuracağımız için çok yüksek miktarda bir yatırım var. Bu yatırımı da öngördüğümüz için muhammen bedelin emsal bedellere göre çıkması gayet normaldir. 675.000 kişi ziyaret etmiş 2024'ten Haziran 2026'ya kadar. Yani toplamda 2000 metrekarelik orada bir değer oluşturuldu. Umarım görürsünüz görmediyseniz. Eylem 111: Beykoz ilçesi, Kılıçlı Mahallesi. Ek 19'u açabilir miyiz? Başkanım, burası 265000 metrekarelik bir parsel. Bu haritaya yaklaşabilirseniz, sağ üst köşede Beykoz'da bir iğne koymuştum. Evet, tam o tarafta bir mavi tik var. Parselin yeri burası. 265000 metrekarelik büyük bir alan. Eski bir askeri tesis burası. Buraya 2016 yılında ile aramızda bir devir sözleşmesi yapıyoruz. İlk başta Beykoz Belediyesi yapıyor. Beykoz Belediyesi aldıktan sonra işi idame ettiremiyor ve burayı bize devir sözleşmesiyle bırakıyor. Buradaki yapılmasındaki amaç, yani tahsis alınmasındaki amaç, Yeşilçam film platosu kurulmak isteniyor burada. Yani amaç burada bir film platosu kurmak. Akabinde buranın devir protokolü mahkeme heyetince geçersiz kılınıyor ve ormanla belediyemiz bir protokol imzalıyoruz ve devam ediyoruz. Fakat, bu arada aşağı doğru inebilirsiniz, parsel burada. Askeri yapılar var içerisinde 53 tane. İşte silahlıktı, yemekhaneydi, yatakhaneydi vesaire, böyle büyük bir parsel. Şimdi bu proje yapılsın diye kollar sıvanıyor. İlk başta, içerisindeki bahsettiğim askeri 53 tane yapının tekrar rehabilite projesi hazırlanıyor Etüt Projeler tarafından. Başlandıktan sonra oraya plato yapılması amacıyla birtakım beton dökümler yapılıyor fakat 2016 yılının Temmuz ayında burası mühürleniyor. Mühürlendikten, bizim ihale yaptığımız tarihe kadar hiçbir şekilde bir aksiyon alınamıyor. Bu süreç içerisinde projeyi değiştiriyorlar. 2018 yılında Çocuk Kitap Köyü projesi hazırlanıyor Etüt Projeler Daire Başkanlığı tarafından. Uygun görülmüyor. Geliyoruz 2019'a. Yapıldığı işte maliyetleri vesaireyi çıkartıyoruz. Ek 20'yi açabilir misiniz bu arada? Aşağı inelim. Burası 2038 yılına kadar bize tahsisli bir alan Başkanım. Şimdi, 2011 yılında 11 milyon TL harcanmış. Bu da yaklaşık 7.5 milyon dolar civarında bir bedel yapıyor. Akabinde biz ilk başta Beykoz Belediyesi'ne 5 milyon 200.000 TL bir bedel ödüyoruz. Daha sonra 2016'dan 2020'ye kadar bedeller biraz düşüyor ve toplamda 5 milyon 371 bin TL'lik bir ödeme yapıyoruz. Akabinde biz buraya bir ihale gerçekleştiriyoruz. İhalede sadece rekreasyon alanı olarak kullanılmak... Önceki sunuma tekrar geri dönebilir miyiz Ek 19'a? Aşağı doğru inelim. Aşağı doğru yavaş yavaş inebilirsiniz. Yani ilk başta aldığımız ve şu an buraya Kültür AŞ'yi aldıktan sonraki halini böyle senelere sari koymaya çalıştık. 3 yıllık bir ihaleydi. Buradaki binaların tamamen yenilenmesini tekrardan yaptık, ayağa kaldırdık. Kılıçlı Köyü var hemen yanında; onlarla, yani köylüyle entegrasyonu sağladık. Köylüler burayı çok fazla ziyaret ediyor. Orada hani yeşil alanlar daha da arttırıldı.
Ve buradan Başkanım, Sayıştay şeylerine de konudur burası, bulgularına da konudur; "Yani burayı işletmiyorsunuz, değerlendirmiyorsunuz." diye. İlk kez değerlendirdik, ilk kez bir gelir elde ettik. Çünkü sürekli buraya ödemeler yaptık ama şimdi yargılanıyoruz burada. Yani aslında daha önceden yapılan işler bizim gözümüzde zarardı. Dolayısıyla burada Kültür AŞ ve alt yüklenicisi de varmış kısmi olarak. Güzel bir iş çıkardılar. Şimdi burayı teslim de aldık, ihalesi de bitti. Artık orayla ilgili görevde olan arkadaşlarımız birtakım değerlendirmeler yapıyordur diye düşünüyorum. Eylem 112: Eyüpsultan, Feshane. Ek 21'i açabilir misiniz? Başkanım, burada herhangi bir alt yüklenicimiz de yok, burayı Kültür AŞ işletiyor. Bu Feshane restorasyon süreci geçtikten sonra burayı ziyaretçi sayısı büyük oranda arttı. Ziyaretçi sayısını aşağıya yazdım; yaklaşık 2.5 milyon ziyaretçi gelmiş. 1131 etkinlik yapılmış. İçeriye sergi alanı, 85 kişi kapasiteli kütüphane, kafe, restoran, müze ve etkinlik alanları yapılmış. Şimdi, daha önceden buraya böyle bir yüksek katılım yoktu. Bu kadar cazibe merkezi haline gelince, biz de burada insanların ufak da olsa yeme içme ihtiyaçlarını karşılayabilmek amacıyla oraya bir kitap kafe yaptık. Yani bu kitap kafeyle alakalı da deniyor ki: "Yaptığınız ihalede işte Anadolu ve Avrupa Yakası'nda 5 adet kitap, hediyelik eşya satımı yapma yeterliliklerinin ihaleye katılımı kısıtladı." diyor. Yani burada alt yüklenicimiz de yok, başkanım. Hatta burası da AK Partili üyelerimizle birlikte oy birliğiyle çıktı encümenden. Yani hiçbir problemin olmadığı, sürekli söyleşilerin, sergilerin yapıldığı bir alan. Resimlerini de hızlıca geçelim aşağı doğru. Yani öncesi sonrası yaptık. Aşağı inelim. Evet, devam edelim. Yapılan etkinlikleri buraya yazmıştık. Yani süreç böyle sonuçlandı. Başkanım, Belediye Kanunu'nda bir 26'ncı maddemiz vardır. Orada bazı yapılarınızı iştiraklerinize tahsis edebiliyorsunuz. Fakat bu alanlar ne yazık ki tahsis alanlarına girmiyor. Dolayısıyla tahsis edemediğimiz için biz böyle ihale yöntemlerine başvurmak durumunda kalıyoruz. Bu sıkıntı, yani 2015 öncelerinde yoktu. 2015'ten sonra bir Sayıştay bulgusu oldu ve dolayısıyla bütün tahsisler iptal edildi. Mesela Panorama İstanbul Müzemize gittiyseniz bilirsiniz, Fetih Müzesi. Orayı biz tahsis etmiştik fakat tahsisi Sayıştay iptal etti ve ihaleye çıkmak zorunda kaldık. İhale yeterliliklerine de 10 yıllık panoramik müze işletilmesi yazıldı. Yani Kültür AŞ aldı ve devam ediyor. Hani burada bizim Anadolu ve Avrupa Yakası'nda 5 adet kitap, hediyelik eşya satışı yapma yeterliliğini koymamız ve 10 yıl ticari faaliyetine devam ettiğine dair yeterlilikler koymamız bizce normaldir Başkanım. Eylem 113: Yenikapı Dr. Mimar Kadir Topbaş Gösteri ve Sanat Merkezi açık ve kapalı alanlarının 3 yıl işletilmesi işi. Buranın da ek sunumu var Kadir Topbaş Kültür Merkezi'nin. Başkanım, burası 2019'dan önce, aşağı doğru inebiliriz, 2019'dan önce sadece burada işte mitingler, personelimize iftarlar vesaire o şekilde kullanılan alanlardandı. Fakat bu yaptığımız, yani 2023 sonrasında yaptığımız ihaleden sonra bir de potansiyeli gördük. Mesela Covid döneminde burada işte arabada sinema, işte konserler vesaire de yapıldı. Büyük bir potansiyeli olduğunu da gördük o süreçte. Daha sonra buraya biraz daha profesyonelleşmek istedi Kültür AŞ. Hani daha fazla satış yapabilmek amacıyla, daha fazla etkinlik yapabilmek amacıyla bir talep geldi. Biz de tahsis yapamıyorduk. Daha önceden Beltur işletiyordu burayı. Beltur işlettikten sonra biz burayla ilgili yeni bir ihaleye çıktık. İhaleden sonra da burada, Başkanım, şampiyonluk kutlamaları yapıldı. Dünyaca ünlü starlar burada konserler verdi. Yani burası özellikle yaz aylarında çok fazla talep gören, büyük konserlerin yapıldığı bir alan haline getirildi. Plancılıkta bir şey vardır "tanımsız boşluk" diye, yani tanımsız boşluk olmaktan çıkarttık burayı. Sürekli yaşayan bir yer haline getirdik.
Bir de burada şöyle söyleniyor Başkanım: “İhalelerin, suç örgütünün organizasyonu dahilinde planlanarak adrese teslim şekilde gerçekleştirildiği; Medya AŞ çalışanı bilgisayarından , , , , , , tarafından usulsüzce organize edildiği, talimatıyla 'un eliyle, olmak üzere, hileli düzenlendiği görülmüştür.” Başkanım, burada Kültür AŞ ile alakalı hiçbir kimse çalışmıyor. Mesela denilmiş; iftiracı, Reklam Müdürlüğü'nde çalışıyor, bu iş Emlak Müdürlüğü'nün işi. Yani , zaten , bunlar tamamıyla Medya AŞ'ye bağlı insanlar ama süreç burada Kültür AŞ'nin işi. Oradaki bir aykırılığa da dikkat çekmek istedim. Eylem 114: Kadıköy'deki açık festival alanı. Ek 22'ydi zannedersem, Ek 22'yi de açabilirsek. Başkanım, burasıyla ilgili de bize çok fazla talep geliyordu. Özellikle içerideki firmalar sponsorluklarla... Burada Avrupa Yakası'nda bir konser alanı yok, özür dilerim, Anadolu Yakası'nda doğru düzgün bir konser alanı yok. Avrupa Yakası'nda birçok Harbiye vesaire konser alanı var. Burası da tam bir transfer merkezidir, Kadıköy Rıhtım'ın ucundaki bir alan. Eskiden balon vardı hatırlarsınız belki, onun arkasına denk geliyor. Şimdi burada 10.000 kişilik bir etkinlik alanı yaptık. Fakat buraya hani yüksek maliyetlerle de büyük yatırımlar yapmadık. Bunun ihalesini gerçekleştirdik. Yani özellikle yatırım istemedik, çünkü burada Kadıköy Meydanı Kentsel Tasarım Projesi kuruldan da onaylanmıştı ve biz zaten Kadıköy'de bir uygulama projesine başlayacaktık artık. Ama talep de yoğun olunca, Anadolu Yakası'nın işte deniz otobüsü, vapur, işte metro, otobüs hepsinin tam bir transfer merkezinde olduğu için burada etkinlikler yapılmak isteniyordu, insanların rahat ulaşımını sağlayabilmek amacıyla. Biz de bir ihale gerçekleştirdik, bunu da Kültür AŞ aldı. Dolayısıyla burada hani güzel etkinlikler de yapıldı. Hani 49 etkinlik yapılmış bugüne kadar. Şimdi burasının da ihalesi neticelendi. Zaten burada devam edecek mi onu da bilmiyorum. Sadece aşağı doğru inebiliriz. Hani sahneler vesaire kuruldu ama hani böyle bu tarz küçük etkinlikler yapılıyor, küçük konserler düzenleniyor. Hani burada alt yüklenici de yok, tekrar söylüyorum. Güzel gelir getirdi ve kira getirisi elde ettik. Eylem 115: Bağcılar, Ümraniye, Şişli ilçelerinde bulunan 3 ayrı alandaki kitap kafe satışı. Başkanım, buraya da "ihale fesat" denilmiş, "yeterlilik kriterleri yüksek" denilmiş. Ek 23'ü açabilir miyiz? Burada da alt yüklenici yoktur Başkanım. Bağcılar, Ümraniye ve Şişli ilçelerinde meydan düzenlemeleri yapıldı. Ve orada insanlara kitap satabilmek amacıyla, aynı zamanda ufak yeme içme şeyleri de satılıyor yanlış bilmiyorsam. İşte Mecidiyeköy Meydanı'nın eski hali en soldaki haliydi. Buralar yeşillendirildi. Hani daha yaşanılabilir ortamlar ortaya çıkartıldı ve biz de bunun merkezine kitap satışı koymak istedik. Burada rakamlar da aşağıda yazıyor. Ümraniye ilçesinde toplam 6500 kişi ziyaret etmiş. Burada cirolar da yazıyor; 1.4 milyon gelir elde etmişler. Yani Bağcılar, Ümraniye, Şişli bizim için yaptığımız projelerde böyle bir kitap kafeyle sonuçlandıracağımız bir süreçti.
Eylem 117: Başkanım, burada kesilen ecrimisillerle alakalı birtakım beyanlar var, onlarla başlamış. Daha sonra o beyanlara istinaden bizim kestiğimiz ecrimisillerin düşük olduğu iddia edilmiş; çünkü firmalardan satışların talep edilmesi istenmiş. Bu satışlar bizim kestiğimiz ecrimisillere göre düşük kalmış, dolayısıyla burada "kamu zarara uğratıldı" anlamında bir bulgu var. Bunun başlangıcı da işte Universal Medya'nın 2019 öncesinde bir panosu varmış, o kaldırılmış. Bu kaldırmanın da doğru olduğu zaten bilirkişilerce de tespit edilmiş ama "Bu uygulama diğer firmalara yapılmadı." denilmiş. Yani 2021 yılıydı, biz saha elemanlarımızla tespite çıktık, birtakım aykırılıkları, eksiklikleri tespit ettik ve geçmişe dönük ecrimisil süreçlerini işlettik. Bundan dolayı da "260 milyon kamu zararı var." deniyor. Ama tabii tam bilirkişi bu rakamı ya da iddianame bu rakamı söylemiyor, bunu mülkiye müfettişi söylüyor. Bu 260 milyon kamu zararının içerisinde, mesela elektrik direkleri var, elektrik direklerini işleten firma var; akabinde işte kıyı hattına konuldu, aslında siz buna ceza kesmeniz gerekiyordu. Ne kadar kazanmış? "Şu kadar kazanmış." vesaire bunları ortaya koymuş. Akabinde iddianamede olmayan billboard dosyamız var. Billboardlar birleştirildi, ilçe billboardları il billboardları... Dolayısıyla burada farklı bir gelir var, "Siz de aldığınız gelire göre düşük ödüyorsunuz." deniliyor. Ve daha sonra işte birtakım firmaların özel sektörde, hani özel mülkiyete konu alanlarının önüne kestiğimiz ecrimisiller var. Şimdi Ek 24'ü açabilir miyiz? Mesela Başkanım, 2019 yılından sonra, 2020 yıllarında bütün sahada bir tespit yaptı. Mesela şey vardı, benzin istasyonlarının önlerinde bir fiyat panoları olur bilirsiniz, o fiyat panolarının birçoğunun parsel dışında kaldığını tespit ettik. Bunlara yönelik geçmişe dönük, yani 2886 sayılı kanunun 75'inci maddesine göre geçmişe dönük ecrimisiller kestik. Çok da yüklü miktarlarda gelir elde ettik. Kimisi kaldırdı, kimisi devam etti. Şimdi bizim belediyemizin göndermiş olduğu ihbarnamelerin tamamında, yani biz onu son dönemde kaldırdık da eski dönemin tamamında, "Belediyeler lüzum görmesi halinde kaldırır." yazar ihbarnamede. Lüzum görmezse devam eder. Onu da bir gelir kapısı olarak görmüştür Milli Emlak, belediyeler vesaire. Birçok yerde birçok ecrimisille işletilen alanlar vardır. Dolayısıyla öncelikle bir iş akış sürecimizi anlatalım size: Müdürlüğümüze bağlı teknik elemanlar saha tespitlerini yapar ve haksız işgali tespit ederler. Haksız işgal tespit edildikten sonra bir rapor oluşturulur. Bu raporda haksız işgalin önlenmesine yönelik başkanlık onayıyla bir bedel belirlenir. Yani bedeli Kıymet Takdir Komisyonu belirliyor, dosya açılıyor; daha sonra bu tebligat sürecine geçildikten sonra ilgilisine tebliğ ediliyor. Tebliğ edildikten sonra tahsilat aşaması var. İşte "Erken ödeme yaparsanız" diyor kanunda, "%35 indirim alırsınız." diyor. Hatta son çıkan yasada da ecrimisillerin ödemesine taksit yapıyor, faizini almıyor vesaire belki de fark etmişsinizdir, son bir kanun çıktı. Aşağı inelim. Akabinde biz işgalin sonlandırılmasına yönelik birtakım çalışmalar yapıyoruz. Kendi kaldırırsa kaldırıyor, kaldırmazsa kaymakamlık marifetiyle yazışmalarımızı yapıyoruz ve kaymakamlık eşliğinde o işgal kaldırılıyor. Dolayısıyla bütün kurumlarda bu süreç işlerken bizde süreç nasıl oldu, aşağı doğru inelim, devam edelim. 25'i açabilir miyiz? Bu da bizim belediyemizdeki dosya sayıları. Yani 2.700 adet, yani 2019 öncesinde yaklaşık 3.000 adet dosyamız vardı. Bu dosyalardan yeni yaptığımız tespitlere göre yeni işgalleri tespit ediyoruz ve toplamda bizim 4.900'e yakın, 2025'e kadar dosyamız vardı. 2019 sonrasında biz 1.132 adet işgali sonlandırdık Sayın Başkanım. Yani hepsi ortadan kaldırıldı. Mevcutta 3.800'e yakın dosya bulunuyor. Aşağı doğru inelim. Başkanım, bizim başarı kriterimiz sahada olmamızdır, yaptığımız tespitlerdir. Tespiti yaptıktan sonra bizim o ecrimisil dosyasını açmamamız bize tam tersi zarar verir, yani usule aykırılık oluşturmuş oluruz.
Yani biz 2019'da bakın, 495 adet saha tespiti yapmışız. 2020'de 1.248 ve bu sürekli artıyor. 2022-2023 yılında tespit sayılarımız çok daha da arttı ve bununla ilgili kendi iştirak şirketlerimizden de destek alarak, saha ekiplerini kurarak yaptık. Yani bizim en önemli başarı kriterimiz sahada olmamızdır. Çünkü işgal her zaman oluyor, ister istemez oluyor. Biraz önce bahsettiğim örneklerdeki gibi; reklam panolarından oluyor, benzin istasyonlarının totemlerinden oluyor, restoranların kış bahçelerinden oluyor. Bunları sahada siz tespit edemezseniz bu sizin gelir kaybınızdır. Aşağı inelim. Bu da bizim gelirlerimiz. Yani tamam tespit ettik, tahsilatlarını yapabildik mi? Bu da yaklaşık 2025 yılında 1 milyarların üzerine çıktık. Gelir yani tahakkuk tahsilat oranlarımızın ne kadar yüksek olduğunu da size burada tekrar göstermek istedim. Devam edelim. Bu da bizim kira tahakkuklarımız. Elde ettiğimiz gelirler. Tamam. Ek 26'yı açalım, bir ihbarname örneği de göstermek istiyorum. Biraz önce bahsettiğim, belediyemizce lüzum görülmesi halinde kaldırılacağı eskiden beri bu reklam uygulamalarında zaten yazıyordu. Aşağıda daha devam ediyor mu? Bakalım. Bunlar zaten hepsi kaldırıldı ve ihale edildi. Ek 27'yi açabilir misiniz? Başkanım, bu reklam uygulamalarının ecrimisil ile işletilmesine dair... Biraz daha aşağı inelim. 2015 yılından beri bize sorgu yapılıyordu. Tamam, biraz daha yukarıya çıkalım şimdi. 2015, 2016, 2017, 2018 idareye ait reklam alanlarının ecrimisil karşılığında işlettirilmesi; yani bu bizim eylem 119, 117. 2019 yılına geliyoruz, biz Başkanım tamamını kaldırdık. Size de genel savunmamda bir tablo arz etmiştim, rakamların çokluğunu da görmüştünüz. Biz sadece şu an 147 dosya açtık ve hepsinin işgaline sonlandırıp ihale ettiğimiz için şu an burada yargılanıyoruz. Sayıştay raporları da bizi destekliyor. Bundan sonra hiçbir şekilde Sayıştay bulgusu da olmadı çünkü işgalleri sonlandırdık Başkanım. Şirketlerin gelirlerine bakalım. Yaklaşık 92 milyon TL gelir elde edildiği, yani yekün olarak bir rakam ortaya çıkartılmış. Bizim kestiğimiz bedel de 37 milyon TL'ymiş 2021-2022 yılında. Dolayısıyla diyor ki "Burada arada bir fark var." Fakat bu yapılan araştırma, mesela siz bir şirkete gidip baktığınız zaman size bir fatura örneği gösteriyor. O faturanın içeriğinde reklam satışının o bölgeye dair olup olmadığını bile bilmeden, belki yanında başka yerleri de satıyor olabilirler. O faturada biz onu görüyoruz da bunu inceleyen bilirkişiler onu tam algılayamamışlar. Dolayısıyla diyorlar ki "Burada rakam çok yüksek, kesilen ecrimisil düşük." Bazı yerlerde de bir tablo var, zarar etmişler ama o zarardan bahsetmiyor. Biz daha yüksek şey yapmışız, kesmişiz. Bazı etkin pişmanlık ifadeleri var. Diyorlar ki "Bize öyle yüksek ecrimisil kesti ki biz sektörde iş yapamaz hale geldik. Sonra panomuz kaldırıldı, zaten itiraz ettik." Yani süreç kiminin zarar edip kiminin zarar etmediğine biz bakmayız Başkanım. Biz, detaylı savunmamın başında da arz ettiğim gibi, bir reklam değer haritamız vardır, rayiçlerimiz vardır. Rayiçlerimize göre ecrimisil tahakkuklarını, tahsilatlarını yapar, geçeriz. Deniyor ki burada "Devlet Tiyatroları'nda siz 335 bin TL ecrimisil kestiniz fakat şirket 11 milyon TL gelir elde etti." Başkanım, Devlet Tiyatroları, Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağlı bir kuruluş. 1998 yılından beri Devlet Tiyatroları'nın tanıtımının yapılması amacıyla 41 adet böyle yuvarlak silindir şeklindeki pano bizim tarafımızdan veriliyor. 2020 yılından sonra dedik ki "Hani burada bir reklam da gösteriyorsunuz siz." Çünkü Devlet Tiyatroları'nın bir alt yüklenicisi var. O alt yüklenici bir taraftan tiyatroları tanıtıyor, bir taraftan reklam koyuyor. Tamam, biz size izin veriyoruz 1998 yılından beri ama burada bir kazanç da var. Dolayısıyla bunu yapmaya devam ettirirseniz şayet, biz burada bu haksız kazancın önüne geçebilmek için hakkımızı isteyeceğiz.
Akabinde her yıl da yazışma yapıyoruz Bakanlıkla. Bizden talep ediyorlar; hani "Biz burada devam etmek istiyoruz." diye. Biz de onlara izin veriyoruz. Ama reklamı görünce 2020 yılından sonra Başkanım, şey yaptık, ceza kesmeye başladık. Tabii bu rakam şu an çok düşük de şu an kesilen rakam çok daha yüksektir ya da belki de kaldırılmıştır, tam bilmiyorum. Yani içeriye girmeden önce bu rakamlar çok daha yüksekti. Yani 1997 yılından beri yürütülen bir süreç bu. İki tane kamu kurumu var. Yani bir kamu kurumu gelir elde ediyor. Biz de ceza kestik, biz de bir gelir elde etmiş olduk. Ama yargılanıyoruz burada. 124 taşınmazdan 25'inin ihale edildiği, 57'sinin halen kullanıldığı belirtilmiş. Başkanım, bizim ecrimisil ile işlettiğimiz hiçbir pano kalmadı. Biz hepsini tespit ettik ve kaldırma işlemlerini yürüttük. Bununla ilgili sürecimiz de şu şekilde gelişti: Başkanım, biz işgali tespit ettik, cezai müeyyideleri yürüttük, tahsilatlarını yaptık ve sonrasında da kaldırıldı bu ürünlerin tamamı. Sonra da tek tek kaldırdığımız panoların yerlerine dair, bu eylemlerde de olan ihaleleri gerçekleştirdik. Yani biz ihale yapıyoruz, ihaleye fesattan yargılanıyoruz. İhale yapmıyoruz, "Aslında ihale etmeniz gerekirdi, milyonlarca liralık bir zarar var." diyor. Ama diğer eleme gidiyoruz, kamu kurumu ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık maddesi yok. Bir de Başkanım, bu milyonlarca liralık zarar konusunda bir husus var: elektrik direkleri. Elektrik direkleriyle ilgili 2010 yılında BEDAŞ ve AYEDAŞ'la, onların çatı kurumu TEİAŞ'la bir protokol imzaladık. Dedik ki "İhalelerinizi siz yapın." O protokolü açabilir misiniz ek klasörde? Biraz yaklaşabilirsek aşağı doğru. Dedik ki "Buradaki ihaleyi siz yapın. Elektrik direklerinin üzerindeki reklam uygulamalarının ihalelerini siz yapın. Bize yaptığınız ihale bedelinin %25'ini bize gönderin, kalan %75'i sizin olsun." dedik. Bu protokolü yaptık. 2010 yılından beri eksiksiz devam etti. 2020 yılına geldik. Bu rakamın düşük olduğuna kanaat getirdik. İhtar çektik hem BEDAŞ'a hem AYEDAŞ'a. Fakat 2010'dan sonra bu süreçler de biraz değişti. Avrupa Yakası'nı CK Boğaziçi, Anadolu Yakası'nı da Enerjisa işletiyor. Dediler ki "2012'de biz bir protokolle bunların mülkiyetini da aldık." dediler. Eskiden yer sizindi, direk bizimdi. "O yüzden bu protokolü yaptık, şimdi süreci bu şekilde işleteceğiz. Size hani gelir verme konusunda uygun görmüyoruz." dediler hukuken. Biz de biraz daha bastırdık, izin verme yetkisi de bizde. Payımızı %50'ye çıkartan yeni bir protokol imzaladık 2022 yılında Başkanım. Bundan sonra yaptıkları ihaledeki bedellerin %50'sini bize ödemeye başladılar. Fakat burada deniyor ki "Konulmaması gereken yerlere konuyor." Şimdi bu tanık beyanları ve etkin pişmanlık beyanları tamamen protokolün kapsamını bilmeden yaptıkları tamamen suç iftiralarıdır. Dolayısıyla burada bizim bir kamu zararımız yok; tam tersi, %25'ten %50'ye çıkarttığımız bir süreçtir Başkanım. Aşağı doğru inelim. Son o şeyi de görelim, yeni yaptığımız protokolü. Devam edelim. Bu da yeni protokolümüz. Bu da %50'ye çıkardığımız protokol. Ha, hala da zarar olduğunu düşünüyorlarsa Başkanım, Avrupa Yakası'nı özellikle şey yapmışlar, CK Boğaziçi'ne bir yazı yazalım. Diyelim ki "Hani bizim İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak iddianamede belirtilen zararlarımız var." Ve onu rica edelim kendilerinden. Onlar da size hukuken de bir mütalaa verirler herhalde.
Başkanım, eylem 118... Üçüncü şahıslara ait açık hava reklam alanlarını kiralayan şirketlerin yetkilileri işte Kentsel Tasarım Müdürlüğü'ne başvurmaları neticesinde şirket yetkilileri Kültür A.Ş. ve Medya A.Ş.'ye yönlendirilmiş ve muvazaalı sözleşmeler imzalanmış. Bu faturalar ödenmiş, daha sonra karşı tarafa geri ödemeler yapılmış vesaire. Başkanım, ben bu eylemin hiçbir tarafında yokum. Ben Kentsel Tasarım Müdürlüğü çalışanı değilim, ben Emlak Daire Başkanı'yım. Hiçbir şekilde hiçbir kimseyi hiçbir yere ödeme yapması anlamında yönlendirmedim. Kültür A.Ş.'de hiçbir görevim yok resmi anlamda. Yani belediye şirketlerimiz zaten bu eylemlerle alakalı size detaylı izahatta da bulundu. Ama biz kamu tarafında, yani İBB tarafında burada ne kentsel tasarımın etkili olduğunu düşünüyorum hani ben kentsel tasarım çalışanı da değilim. da yanlış hatırlamıyorsam "Kültür A.Ş.'ye ödeme yapan firmalara ayrıcalık tanınıyor." deniliyordu. Kentsel Tasarım Müdürlüğü'nün yapmış olduğu "Uygun değildir." yazılarını size gösterdi. Yani ben Kentsel Tasarım Komisyonu'nda da üye değilim. Bizim Reklam Müdürlüğümüz o komisyona bir üye veriyor. Oradan kaynaklı birtakım dosyalara hakim olabiliyoruz ama onun üyesi ben de değilim. Ya oluyordu bunun üyesi... Ondan öncesinde çok hatırlamıyorum da ben üye de değildim. Yani 2016'dan sonra Emlak Daire Başkanlığı'na geçtikten sonra hiçbir şekilde üye de olmadım. Yani bu eylemin ben hiçbir yerinde yokum Başkanım. Bilgim dahilinde bulunmamaktadır. Herhangi bir menfaat sağladığıma ilişkin herhangi bir tespit de yoktur. Zaten sadece sonunda benim adım yazıyor, "Organize ederdi." diyor. Organize ettiğim bir durum da yok. Yani bu iddialarla ilgili hiçbir suçlamayı kabul etmiyorum. Başkanım, sonuç kısmına geçeceğim. Çok kısa da yaşadıklarımızı anlatacağım. Biliyorsunuz ben serbest bırakılmıştım, akabinde tekrar tutuklandım. Arefe günüydü Ramazan Bayramı'nın, Üsküdar'daki Paşakapısı Cezaevi'ne gönderildik. Akabinde yine iki buçuk ay kaldıktan sonra bir gün yine "hastane" diye çıkartıldık. Özür dilerim, "avukat" diye çağırdılar sonra bizi hastaneye götürdüler. Orada memurdan duydum ki yol için rapor alınıyormuş. Yani biz "Ne oldu?" falan endişelendik tabii. Bir de ertesi gün bayram görüşümüz var, ailemiz de gelecek. Ertesi gün tabii bizi kapıya çıkarttılar. Ailemiz de tam görüş için gelmişti fakat eşyalarımızı topladık, bir otobüse bindirildik. Otobüste işte Pınar Hanım da vardı, Elif Hanım da vardı, Seza Bey vardı, Güldem Hanım vardı. Altı kişiydik toplam. Burak Bey de vardı, o tahliye oldu. Tabii otobüse bindirildik. Bindirilirken tabii kelepçeli şekilde ailemiz de bizi gördü. Kötü de bir manzara orada ortaya çıktı. Nereye gittiğimizi de söylemiyorlar bize. Uzun da bir yolculuktu; Kocaeli, Düzce, Sakarya... Birer birer böyle eksiliyorduk. En son bir ara kaybolduk. Cezaevini bulamadılar, bayağı bir dolaştık. En son Bolu'ya geldik, Elif Hanım'la beni indirdiler. Tabii ertesi gün de bayram tabii, cezaevine giriş yaptık. Eşyalarımızı da alamadık, personel çalışmıyormuş. Dokuz günlük de bir tatildi. Hiçbir eşyasız bir şekilde geçirmeye çalıştık. Tabii bu süreç Bolu'ya gittik, gurbet mahkûmu olduk. Tabii eşim çok zorlandı. Annem, babam... Evde de üç tane küçük çocuğum var, bütün yükü ona bıraktık, eşime bıraktık. Telefon hakkımız da kısıtlı. Her hafta beni görmek için, telefon hakkımız yok diye işte 5'te yola çıktılar. İşte 45 dakika camdan görüşebilmek için bayağı bir emek sarf ettiler. Geri de dört buçuk saat yine yol gittiler. Yani bu psikolojik savaşta çok yorulduk. Yani oraya gönderilme sebebimizi biliyoruz. Yani Kağan Sürmegöz eskiden neyse, yeni dönemde de o oldu. Yani siz ikiye ayırıyorsunuz; eski dönemde problem yok, yeni dönemde problem var. E ama yapılan iş aynı. Yani büyük bir zulümdü bizim oraya gönderilmemiz. Ama çok sıkıntı çektik, çok bunaldık. Yaşadıklarımızı tarifleyecek herhangi bir şey de bulamıyoruz. Burada sessiz oturuyoruz ama inanın çığlık atıyoruz. Bu sürecin artık sonuçlanmasını istiyoruz. Aileme de teşekkür ediyorum. Onlar olmasaydı bu günlere gelemezdim. Toparlayayım anlattıklarımı.
Yaklaşık 20 yıldır memurluktan İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde daire başkanlığı görevine kadar aradaki her mevkide görev yaptım. Kademe kademe, liyakatle yükselerek görevimi ifa ettim. 2016 yılında Reklam Müdürlüğü'ne kurucu müdür olarak atandım ve farklı idari dönemlerde üst düzey yönetici sorumluluğu üstlendim. Üzerime atfedilen suçlamaların çoğu Danıştay dairesince değerlendirildiği gibi soyut ve subjektiftir. İhaleye fesat iddiaları ile ilgili olarak heyetinize sunmuş olduğum evraklarda da sabit olduğu üzere yani 30 yıldır kurumumuzda yapılan ihalelerle suç atfedilen ihalelerin şartlarının aynı olduğu, hatta daha düşük olduğu, kanunun gerektirdiği şekilde yürütüldüğünü de göstermiş oldum. İştirak şirketlerimizin yürütmüş olduğu ticari işler ve ihalelerle ilgili görev ve yetkim, sorumluluğum yoktur. Hiçbir şekilde hiyerarşik bağım da yoktur. Onlar da kendilerini hakkıyla zaten anlattılar. İhale süreçleri, ecrimisil uygulamaları, muhammen bedel tespitleri, evrak üzerinden yürüyen, sürekli denetime açık süreçlerdir. Her yıl biz sunarız bunları, Sayıştay'a da sunarız, mülkiye müfettişine de sunarız. Bir problem varsa söylerler, izah ederiz. Hesapverilebilirlik bizim zaten temel ilkemizdir, bundan dolayı çekindiğimizi düşünmeyin asla. Hiçbir şekilde biz yanlış yapmadık. Sadece usule itirazımız var, tutuklu olmaya itirazımız var. Bunları konuşmaktan mutluluk da duyarız, hesap vermekten mutluluk duyarız. Bunu bilin. Kamu kurumlarının kamu zararına dolandırıcılık iddiaları ise ne kadar açıklamalarda bulunsam da, bildiklerimi anlatsam da ben komisyonun yani Muhammen Bedel Takdir Komisyonu'nun üyesi değilim. Muhatabı olmadığım bir konuda size bildiklerimi detaylıca anlattım. Zaten Danıştay da bu konularla ilgili de detaylıca değerlendirme yaptı. O örnekleri de size ek olarak sunduk. Ecrimisil uygulamaları ile ilgili işgallerin kaldırılmasına yönelik çalışmalarda icraatları yani en büyük icraatları gerçekleştiren birisi benim. Sayıştay raporlarıyla da bunu size anlattım, ispat ettim. Çoğu kamu kurum ve kuruluşlarında bu idari teamül devam ederken biz bu uygulamaları tamamen bitirdik başkanım. Kamuyu zarara uğratmakla suçlanıyorum. 2016 yılında 27 milyon olan gelirimizin 2025'te 2 milyarları bulduk. Başarı diye söylemiyorum, görevimize layık olmaya çalıştık. Başka yaptığımız hiçbir şey yoktu. Yani dolayısıyla bunun maddi gerçekle örtüşmediğini düşünüyorum. Hakkımda da iftira boyutundaki beyanlarla ilgili de şunu söylüyorum: Yani savcılık beyanlarıyla ilgili tutukluluk sürecindeki beyanları birbirinden çok farklı. Benim altımdaki personeller iftiracı oldu vesaire. Beni tanımayan insanlar... Gökhan Kösoğlu mesela, itirafçı olmuş. Beni hayatında hiç görmemiş, tanımıyor. İçeriye girmiş, bir sabah uyanıyor, 6 yıl önceki konuşmayı aklına getiriyor. "Bu işleri ile İlknur Hanım konuşurdu, 'la görüşürlerdi" diyor. Ya beni sen hayatında tanımadın, görmedin. Yani bir anda cezaevindesin, 5 ay olmuş, 6 yıl önceki konu senin nasıl aklına geldi de gidip adımı verdin? Dolayısıyla bu iftira atanların beyanlarının hiçbirisini kabul etmiyorum başkanım. Hakkımı da helal etmiyorum. Hepsiyle hesaplaşacağım ama burada ama öteki tarafta. 20 yıldır aynı kurumdayım. Hiçbir disiplin veya adli süreçle karşı karşıya kalmadım. Mali bir temasım hiçbir şekilde yok. Olağan dışı bir kazancım yok. İki tane taşınmazım var, onun da tarihini yanlış yazmışlar, onlara da ipoteklidir, kredi ödemeleri devam ediyor. Serbest bırakıldığım dönemde de ikametimdeydim. Yine ikametim olan lojmanda yine tutuklandım ve direnç göstermeksizin eşlik ettim. Cezaevi koşulları da çok zor. Yani yattığımız insanları bir görseniz... Yani birisi var, yani gazetelerden de görmüşsünüzdür, yani kızı iş görüşmesi diye çağırıyorlar, öldürüyorlar, sonra halıya sarıyorlar, denize atıyorlar, sonra yakalanıyorlar. Bizden 6 ay önce tutuklanmışlar, 2 yıldır yatıyor. 2 yıl sonra açık cezaevine geçecek. Bize diyor ki "sizin işiniz çok zor" diyor. Sizin iş sıkıntı diyor başkanım, bunu yapan insan. Üç tane küçük çocuğum var ve yaklaşık 1,5 yıldır cezaevindeyim, ailemden uzağım. Dolayısıyla delil karartacak bir durumum yok. Gelinen aşamada da tahliyemi talep ediyorum sayın başkanım. Sorularınız varsa da elimden geldiğince cevaplamaya çalışayım.
İlgili Eylemler
Bu analiz yapay zeka değerlendirmesine dayanmaktadır. Hatalar veya yanlış bilgiler içerebilir.