“İddianameye göre, şüpheliler Uğur Güngör, Zafer Gül ve Ali Gül, Beylikdüzü'ndeki '11. Mahalle Projesi'nde imara aykırı olarak konutları dükkana çevirebilmek amacıyla dönemin Beylikdüzü Belediyesi yetkililerine rüşvet vermiştir. İddiaya göre, dönemin Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun bilgisi ve onayıyla hareket eden Belediye Başkan Yardımcısı Mehmet Murat Çalık, ruhsat yenileme ve usulsüz imar değişikliği karşılığında inşaat sahiplerinden rüşvet talep etmiştir. Pazarlıklar sonucunda, dönemin CHP Meclis Üyesi Fatih Keleş'e senetler ve nakit para verildiği, borcun kalan kısmı için ise 13 adet dairenin Adem Soytekin'e ait Asoy İnşaat firmasına bedelsiz olarak devredildiği öne sürülmektedir. Olayın 2015-2016 yıllarında, Beylikdüzü'ndeki ADM İş Merkezi ve Mermerciler Sanayi Sitesi gibi yerlerde gerçekleştiği iddia edilmektedir. Savcılık, bu eylemle kamunun zarara uğratıldığını ve bir rüşvet çarkı kurulduğunu iddia etmektedir. İddianame, şüphelilerin TCK 252 (Rüşvet), TCK 220 (Suç Örgütü Kurma, Yönetme, Üye Olma) ve TCK 54 (Müsadere) maddeleri uyarınca cezalandırılmalarını talep etmektedir. Soruşturmanın temelini, şüpheli Uğur Güngör'ün kendisini ihbar eden ifadesi, şüpheli Zafer Gül'ün benzer beyanları, tanık ifadeleri ve özellikle şüpheli Adem Soytekin'in etkin pişmanlık kapsamındaki itirafları ile MASAK raporları, tapu kayıtları ve HTS-Baz analiz verileri oluşturmaktadır.”
- ·Çalık, isnat edilen dönemde seçilmiş belediye başkanı ya da başkan yardımcısı değil, belediye başkan danışmanı olduğunu söylüyor. Bu nedenle rüşvet suçunun faili gibi gösterilmesinin hem görev tanımı hem de hukuki statü bakımından sorunlu olduğunu savunuyor.
- ·Savunmasında dört bin sayfalık iddianamede kendisiyle ilgili tek bir telefon kaydı, teknik takip, gizli tanık ya da somut menfaat tespiti bulunmadığını vurguluyor. 11. Mahalle anlatısının maddi delille değil, sonradan şekil değiştiren beyanlarla kurulduğunu ileri sürüyor.
- ·Aleyhteki anlatımların etkin pişmanlık beklentisi taşıyan, kendi içinde ve birbirleriyle çelişen sanık beyanlarından ibaret olduğunu söylüyor. Bu yüzden 13 daire devrinin rüşvet olarak değil, çelişkili ifadeler üzerinden kurulmuş bir yorum zinciri olarak sunulduğunu savunuyor.
- ·Çalık, bu iddia kapsamında daha önce Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı'nca takipsizlik kararı verildiğini, Bakırköy Sulh Ceza Mahkemesi'nin itirazı reddederek bu kararı kesinleştirdiğini, Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin ise yalnızca ifade alınması yönünde bozma yaptığını belirtmektedir. Bu nedenle aynı fiilden iki kez yargılanamayacağı ilkesinin ihlal edildiğini savunmaktadır.
- ·İhbarcı Uğur Güngör'ün ifadelerindeki kronik çelişkilere dikkat çekmektedir: 10 Ağustos 2020'de '13 daire', Ekim 2020'de '13 daire + 2 daire parası', Mart 2024'te '7,5 daireye karşılık 7-8 senet', Ekim 2024'te '15 milyon + senet', Ağustos 2025'te tekrar '13 daire + 2 daire parası'. Güngör'ün her yeni ifadesinde öncekiyle taban tabana zıt anlatım sunduğunu ve bu nedenle güvenilirliğinin sıfırlandığını öne sürmektedir.
- ·Yapı Denetim Sistemi (YİDS) iş seviye tutanaklarına göre inşaatın önceki 9,5 yılda yalnızca %10 ilerlediğini, kendi dönemlerinde ise sadece 1 yıl 2 ayda %90'a ulaştığını belgelemektedir; 'hayatın olağan akışı' ilkesi gereği zulmedilen bir projede bu kadar hızlı ilerleme olmayacağını savunmaktadır. Ayrıca ruhsat verilmesinden 2 yıl sonra yapılan daire devirlerinin rüşvet değil ticari anlaşmazlıktan kaynaklandığını belirtmektedir.
- ·İmar mevzuatı açısından konut-dükkan çevirisinin plan notlarına aykırı olmadığı için usulsüzlük sayılamayacağını; üstelik nihai ruhsatta inşaat alanının ekstra artmak yerine 1.078 metrekare azaldığını beyan etmektedir. Hem 2023 hem 2025 tarihli muhakkik ön inceleme raporlarında soruşturma izni verilmediğini de belgesel kanıt olarak mahkemeye sunmaktadır.
- ·Fatih Keleş'in sorusuna yanıt veren Çalık, Uğur Güngör'ün kendisine 2024 yılında tehdit içerikli bir mesaj gönderdiğini; bu mesajı olası bir şikâyet başvurusuna delil olması amacıyla 2020'den bu yana telefonunda sakladığını belirtmiştir. Güngör'ün başlangıçtaki şikâyetinde (2020) Çalık'ın değil Adem Soytekin, Ali Gül ve Zafer Gül'ün adının geçtiğini; Keleş'in ise ancak 2024 ifadelerinden ve senet meselesi gündeme geldikten sonra davaya dahil edildiğini açıklamıştır. Bu ifade, iddianamenin atfettiği baskı ve rüşvet pazarlığı kronolojisini dolaylı olarak sorgulamaktadır.
- ·Ekrem İmamoğlu'nun soruları üzerine Çalık, 2019 ve 2024 belediyesi seçimlerinde meclis üyesi listesi oluşturma sürecinde İmamoğlu'nun kendisine hiçbir kişisel yönlendirme, dayatma ya da tavsiyede bulunmadığını açıkça teyit etmiştir. İmamoğlu'nun adaylığını ısrarla kabul ettirme dışında herhangi bir müdahalesinin olmadığını, hatta Büyükşehir Belediyesi'nin çekiciliği nedeniyle ilçe kadrosunu motive etmekte zorlandığını eklemiştir. Bu anlatı, iddianamenin 'örgüt lideri talimatı' tezine somut bir itiraz oluşturmaktadır.
- ·İmamoğlu, yaklaşık 12-13 yıllık siyasi iş birliğinde herhangi bir iş insanına ayrıcalık tanınması, yönetici atanması ya da usulsüz bir teklifte bulunulması konularında Çalık'a tek bir yönlendirmede dahi bulunup bulunmadığını doğrudan sormuş; Çalık 'kesinlikle olmamıştır' yanıtını vermiştir. İmamoğlu, %30'dan %60'a uzanan 15 yıllık oy artışının organize siyasi çalışmanın ürünü olduğunu öne sürerek bu sürecin bir suç örgütü faaliyetiyle açıklanamayacağını savunmuştur.