“İddianameye göre, şüpheliler İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin 2019/461906 kayıt numaralı "Kış Şartları İle Mücadele Çalışmaları Hizmet Alımı" ihalesine fesat karıştırarak ve dolandırıcılık yaparak kamuyu zarara uğratmıştır. İddiaya göre, örgüt lideri Ekrem İmamoğlu'nun talimatıyla, örgüt yöneticileri Fatih Keleş ve Ertan Yıldız'ın organizasyonunda, İBB yetkilileri Seyfullah Demirel, Eyüp Selman Korten ve İbrahim Orhan Demir'in onayıyla ana ihale usulsüzce İSFALT A.Ş.'ye verilmiştir. Savcılığa göre, ana ihalenin idari şartnamesine rekabeti kısıtlayıcı hükümler eklenerek diğer firmaların katılımı engellenmiş ve ihalenin İBB iştiraki İSFALT A.Ş.'de kalması sağlanmıştır. Sonrasında İSFALT, işi 10 parçaya bölerek, Kamu İhale Kanunu'nun istisna maddesi (3/g) kapsamında davet usulüyle, önceden belirlenmiş olan ve çoğunluğu Ali Nuhoğlu'na ait şirketlere vermiştir. Ana ihale 2019/461906 numaralı olup, 08/11/2019 ve 20/12/2019 tarihlerinde gerçekleştirilen işlemlerle ilgilidir; İSFALT A.Ş. tarafından kazanılan ihale sonrası 6'sı Ali Nuhoğlu'na bağlı olduğu iddia edilen firmalara toplam 48.542.593,20 TL değerinde alt ihale verilmiştir. İddianameye göre, ana ihalede daha düşük teklif veren Hİ-KA Nakliyat'ın usulsüzce elenmesiyle en az 6.961.145,62 TL kamu zararı oluşmuştur. Şüpheliler hakkında İhaleye Fesat Karıştırma (TCK 235) ve Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Zararına Dolandırıcılık (TCK 158/1-e) suçlarından, örgüt lideri ve yöneticileri için ayrıca TCK 220 (Suç Örgütü) maddesi delaletiyle cezalandırılmaları talep edilmektedir. Savcılık iddiasını 06.10.2025 tarihli bilirkişi raporu, MASAK raporları, tanık beyanları ve özellikle şüpheli Ali Nuhoğlu'nun itiraf niteliğindeki beyanlarına dayandırmaktadır.”
- ·Karataş, ihale komisyonu başkanlığının 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu gereği teknik işlerden sorumlu genel müdür yardımcısına doğrudan tebliğ edilen, zorunlu ve kişisel tercihe bağlı olmayan bir görev olduğunu açıklamakta; 'Ben komisyonda görev almak istemiyorum ya da istiyorum' şeklinde bir tercih yapma imkânının hukuken mümkün olmadığını vurgulamaktadır. Komisyon başkanlığını isteyerek üstlendiği yönündeki iddia bu nedenle temelsizdir.
- ·İddia makamının atadığı bilirkişi heyetinin söz konusu 10 alt ihalenin tamamı için 'ihale mevzuatı açısından eleştiri ve tenkidi gerektirir bir hususa rastlanmamıştır' tespitini yaptığını ifade etmekte; savcılığın bu lehte bulguyu görmezden gelerek yeni bir suç kurguladığını ileri sürmektedir. İddianamede 'kamu zararı' olarak gösterilen 48,5 milyon TL'lik tutarın aslında usulüne uygun şekilde alınmış hizmetlerin bedeli olduğunu, hizmet alınmadan ödeme yapıldığı iddiasının hiçbir somut dayanağı bulunmadığını belirtmektedir.
- ·İSFALT'ın ana ihaleyi kazandıktan sonra işi 3/g maddesi kapsamında kısımlara bölmesinin, İBB ile sözleşmenin 29 Kasım 2019'da imzalanmasına, hizmetin ise 1 Aralık 2019'da başlamasına bağlı zorunlu bir aciliyet kararı olduğunu ve bilirkişi raporunun da bu gerekçeyi teyit ettiğini savunmaktadır. İhale kayıt numaralarıyla somutlaştırılan her bir alt ihale dosyasında onlarca tutanak ve ceza tutanağı ile kontrol teşkilatının imzalarının bulunduğunu, mahkemeden bu belgelerin ve ilgili kontrol teşkilatı üyelerinin dinlenmesini talep etmektedir.
- ·Karataş, kış mücadele ihalelerinin 3-G kapsamında (KİK m. 21/g) yapılmasının yasal bir zorunluluk olduğunu; işin 1 Aralık'ta başlayıp 31 Mart'ta bitmesi gereken dönemsel bir nitelik taşıdığını ve normal ihale süreçlerinin (35-45 gün + itiraz uzatmaları) bu zaman dilimine sığmayacağını açıklamıştır. Bilirkişinin bu gerekçeyi kendi raporunda da tespit ettiğini vurgulayan Karataş, 3-G uygulamasının suç kastına değil kamu hizmetinin gereğine dayandığını savunmuştur.
- ·İddianamede Ali Nuhoğlu'na bağlı olduğu öne sürülen firmalar hakkında Karataş, Ali Nuhoğlu'nun hangi şirketlerde ortak, temsilci ya da gizli pay sahibi olduğunu bilmediğini; arkadaşlık ilişkisi kapsamında bu tür ticari detayların hiç konuşulmadığını belirtmiştir. MASAK raporundan öğrendiği tek bilginin Trend İnşaat temsilciliği olduğunu ifade eden Karataş, ihale süreçlerini yürüten Satın Alma Müdürlüğü çalışanlarının uzun yıllık, mevzuat bilgili ve deneyimli kadrodan oluştuğunu öne sürerek yönlendirici bir müdahalesinin olmadığını savunmuştur.
- ·Demirel, 133 nolu eylemin kendi görev döneminde yapılan bir ihale olmadığını; ihalenin, daire başkanlığından ayrılmasından sonra gerçekleştiğini mahkemede beyan etmiştir. Bu nedenle şartname onayından doğrudan sorumlu tutulamayacağını, söz konusu soruların döneminde görev yapan kişiler tarafından yanıtlanmasının daha uygun olacağını belirtmiştir.
- ·Operasyonel gerekçe olarak Demirel, kışla mücadele ihalelerinin tarihsel olarak ekim-kasım aylarında yapıldığını 2006'dan itibaren somut tarihlerle ortaya koymuş; ihaleler için kasıtlı bir geciktirme yapılmadığını, aksine bunu geleneksel bir planlama döngüsünün oluşturduğunu savunmuştur. İstanbul'un gerçek kış yükünün Ocak-Mart'ta geldiğini ve Aralık'ta büyükşehirin kendi imkânlarıyla kışı yönettiğini açıklayarak aciliyet yaratıldığı iddiasını da çürütmeye çalışmıştır.
- ·Üzerime atılan örgüt üyeliği suçlamasını hiçbir şekilde kabul etmiyorum; iddianamede sözde örgüt şemasında dahi adım yer almıyor ve münhasıran suçlandığım somut bir eylem bulunmamaktadır. Bu durum, hakkımdaki tüm 220 delaletli isnatları temelden sarsmaktadır.
- ·Fatih Keleş ile siyasetten tanışıklığım dışında ast-üst, emir-talimat ilişkisi yoktur ve olamaz; bu hiyerarşi iddiasını reddediyorum. Dolayısıyla onun 'yönlendirmesiyle' herhangi bir görev üstlendiğim iddiası temelsizdir.
- ·Şahin, eylem-135'teki direkt para isnadına yönelik geniş savunması bu eyleme de uygulanabilir: para tesliminin maddi olarak gerçekleşmediği, Nuhoğlu'nun ismini sıralı ifadelerde Başkan Vekili seçildikten sonra eklediği.
- ·İddianamenin Şahin'i bu eyleme bağlayan tek ipi 'Fatih Keleş'in yönlendirdiği kişi' nitelemesidir; Şahin, Keleş ile sorgu sırasında ast-üst ilişkisi olmadığını ve Keleş'ten usulsüz herhangi bir talep almadığını teyit ettiriyor.
- ·Oğuz Kaan Demircioğlu'nu tanımama beyanı (eylem-135'te kayıt altına alınmıştır) bu eylemin para zinciri için de geçerli — kuryeyi tanımayan birinin teslimat almasının fiziksel olarak mümkün olmadığı vurgusu.