Eylem 140
Kirazlı-Halkalı Metro Hattı İhalelerine Fesat Karıştırılması ve Rüşvet Alınması İddiası
“İddianameye göre, şüpheliler Kirazlı-Halkalı metro hattı yapım işine ilişkin iki ayrı ihaleye fesat karıştırarak ve rüşvet anlaşması yaparak kamuyu zarara uğratmışlardır. İddiaya göre, örgüt yöneticisi Fatih Keleş, Yapı Merkezi firması yetkilileri Mustafa Başar Arıoğlu ve Sami Özge Arıoğlu ile ihale bedelinin %7-10'u oranında rüşvet karşılığında anlaşmıştır. Savcılığa göre, ilk ihale (2024/1243475), yaklaşık maliyetin sızdırılması ve yeterliliği olmayan firmaların katılımının sağlanmasıyla Yapı Merkezi ortaklığına verilmiştir. Yapı Merkezi'nin kesinleşmiş SGK borcu nedeniyle sözleşme imzalayamayacağı anlaşılınca, 697.000.000 TL'lik geçici teminatın hazineye irat kaydedilmesini önlemek için ihalenin usulsüz olarak iptal edildiği iddia edilmektedir. İkinci ihalede de (2024/1524796) Yapı Merkezi'nin usulsüz katılımına göz yumulduğu öne sürülmektedir. Savcılık, ilk ihalenin usulsüz iptaliyle 697.000.000,00 TL tutarındaki kamu zararına neden olunduğunu iddia etmektedir. İddianamede şüpheliler hakkında İhaleye Fesat Karıştırma (TCK 235) ve Rüşvet (TCK 252) suçlarından, örgüt lideri ve yöneticileri için ise ayrıca TCK 220 (Suç Örgütü Kurma/Yönetme) maddesi delaletiyle cezalandırılmaları talep edilmektedir. İddialar, şüphelilerin ikrar içeren beyanlarına, bilirkişi raporlarına, HTS-Baz kayıtlarına ve şüpheli İBB görevlileri arasındaki mesajlaşma kayıtlarına dayandırılmaktadır.”
- ·Yaklaşık maliyetin sızdırıldığına ilişkin bilirkişi tespiti, ihale dokümanının (Madde 5.13 ve 5.14) açıkça 'aynı olmak zorunda' diye belirlediği icmal cetveli 11. ve 12. kalemlerindeki faturalı giderlerin tüm isteklilerce aynı fiyatla sunulmasını suç unsuru saymaktadır. Avşar, bu uygulamanın 30 yıldır tüm ihaleler için geçerli standart bir usul olduğunu, ihale dokümanını okumayan bir bilirkişinin aynı olmak zorunda olan kalemlerin aynı olması nedeniyle fesat sonucuna vardığını vurgulamaktadır.
- ·Rekabet oluşmadığı için ihalenin iptal edilmesi kararının, gelen tekliflerin yaklaşık maliyete çok yakın kalması (en düşük teklif yaklaşık maliyetin %0,47 altında), beklenen rekabetin oluşmaması ve davet edilen 6 firmadan 2'sinin teşekkür etmesi, 1'inin teminat mektubunu hatalı sunması nedeniyle geçerliliğini yitirmesi geçerli mühendislik değerlendirmesine dayandığını savunmaktadır. Avşar, İçişleri Bakanlığı Mülkiye Başmüfettişi ile yaptığı görüşmeden sonra, tamamen kendi inisiyatifiyle ve mühendislik hesaplarına güvenerek ihaleyi iptal ettiğini; 2. ihalede 641.000.000 TL ilave kamu yararı sağlandığını belgelemektedir.
- ·Yapı Merkezi'nin SGK borcuna ilişkin iddiayı, SGK'nın kendi yazışmalarıyla çürütmektedir: ihale tarihi olan 26 Eylül 2024 itibarıyla firmanın kesinleşmiş SGK borcunun bulunmadığını, Kadıköy Sosyal Güvenlik Merkezi'nin ve devamında yazılan 81 ilin tamamının bu yönde resmi cevap verdiğini açıklamaktadır. 697.000.000 TL kamu zararı iddiasının, SGK'ya göre var olmayan bir borca ve firmanın 67.500.000 TL yapılandırma borcu için 697.000.000 TL teminatı yakacağı mantıksız varsayımına dayandığını, Yapı Merkezi'nin söz konusu ihale iptali tarihinden yalnızca 3 ay sonra Ulaştırma Bakanlığı'ndan 75.000.000.000 TL'lik iş aldığını belirtmektedir.
- ·4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun 10. maddesi kapsamında teklif değerlendirme aşamasında idarenin SGK borcunu sorgulamak gibi bir yasal yükümlülüğünün bulunmadığını, beyan ve taahhüdün bu aşamada yeterli olduğunu, belge ibrazının ancak sözleşmeye davet aşamasında istenebileceğini açıklamaktadır. Bilirkişinin dayandığı e-borç sorgulama sisteminin ise ihalenin yapıldığı 2024 Eylül tarihinde henüz mevcut olmadığını, söz konusu ekranın ancak 2025 Ağustos'ta hayata geçirildiğini vurgulamaktadır.
- ·Duygu Taahhüt ve Dilingo firmalarının teklif geçersizliklerinin ihale sonucunu hiçbir şekilde etkilemediğini; her iki firmanın da ihaleyi alamayacağını, nitekim birinin teşekkür ettiğini diğerinin ise hatalı teminat nedeniyle zaten elendiğini ve bu durumun ihale kararına birebir yazıldığını ortaya koymaktadır. 6 firma yerine salt asgari koşullar sağlayan 4 firma davet edilmiş olsaydı ihale sürecinin hiçbir biçimde değişmeyeceğini, dolayısıyla bu firmalar aracılığıyla herhangi bir meşruiyet zemini yaratılmadığını savunmaktadır.
- ·Mesajlaşma kaydına ilişkin suçlamaya karşı, 13 Mart 2024 tarihli WhatsApp mesajının 6,5 ay sonra gerçekleşen ihaleyle ilgisinin bulunmadığını, söz konusu mesajın Metro İstanbul'un iş geliştirme sorumlusu Genel Müdür Yardımcısı Fatih Gültekin'in kendi iştirak şirketine yüklenicilerden alt yüklenici iş almak istediğini ifade ettiği sıradan bir iç yazışmadan ibaret olduğunu açıklamaktadır. Avşar, o dönemde Çekmeköy-Sancaktepe ve Ataköy-İkitelli metro hatlarının açılışını eş zamanlı yürüttüklerini, mesajın içeriğinin ihaleyle bağdaşmadığını ve Yapı Merkezi Yönetim Kurulu Başkanı'nın ihaleden bir ay önce haberdar olduğunu ifadesinde bizzat beyan ettiğini vurgulamaktadır.
- ·Pazarlık usulü ihale yönteminin (4734 s. Kanun m. 21/B) seçilmesinin; açık tünellerin jeoteknik riskler nedeniyle can ve mal güvenliğini tehdit etmesi ile 37 yıllık, günlük 400.000 yolcu taşıyan aktif bir metro hattının hizmet aksatılmadan sinyalizasyon ve elektrifikasyon sistemlerinin revize edilmesinin yüksek teknoloji gerektiren teknik zorunluluğu olmak üzere iki somut gerekçeye dayandığını anlatmaktadır. 2024 yılında ülke genelinde 18.328 adet pazarlık usulü ihale yapıldığını ve kendi ihalesinin gerekçelerinin bu örneklerin büyük çoğunluğundan çok daha güçlü olduğunu savunmaktadır.
- ·İkinci pazarlık usulü ihalede (2024/1524796) de Yapı Merkezi'nin teklifi ihale kararında açıkça 'değerlendirme dışıdır' şeklinde kayıt altına alınarak elendiğini; bu firmanın ihaleyi kazanmadığını, aksine düşük teklifte kalan ve ihaleyi alan firmanın Yapı Merkezi olmadığını ortaya koymaktadır. Bilirkişinin bu ihalede de SGK borcu olduğunu iddia ettiğini, oysa kendi kabul ettiği tarihe (24 Ekim 2024) göre 19 Kasım 2024 ihalesi itibarıyla firmanın borcunun çoktan kapandığını ve bilirkişinin kendi içinde çelişkiye düştüğünü vurgulamaktadır.
- ·7 Ekim tarihinin ihale süreci açısından karar verilmesi gereken son yasal tarih olduğunu, ön mali kontrol onayından 5 gün sonra ya sözleşmeye davet ya da iptal kararı verilmesi gerektiğini savunmuştur.
- ·İptal kararının 'rekabet şartları oluşmadığı' gerekçesiyle verildiğini, bunun o gün için en kolay ve yasal seçenek olduğunu belirtmiştir.
- ·İBB'deki görevine liyakatle geldiğini, Ekrem İmamoğlu veya başka bir üst düzey yetkilinin atama veya ihale süreçlerine müdahale etmediğini, aksine 'eski dönemin adamı' olduğu yönündeki şikayetlere rağmen görevine devam ettiğini ifade etmiştir.
- ·İsnadın dayanağı Ertan Yıldız'ın 'Fatih Keleş'in %7 komisyon üzerinden anlaştığı konuşuluyordu' ve Yakup Öner'in 'bu görüşmeler Fatih Keleş koordinesinde yapılıyordu, biliyorum' şeklindeki, kaynağı, dayanağı ve nasıl öğrenildiği açıklanmayan duyum beyanlarıdır; savcılık bu anlatım boşluklarına soru dahi yöneltmemiştir.
- ·Dosyada ifadesi alınan Arıoğlu ailesi üyeleri, kendilerinden ihale bedeli üzerinden komisyon talep edildiği iddiasını doğrulamamıştır.
- ·Keleş'in Arıoğlu ile tek görüşmesi Haliç İBB Spor Tesisleri'nde, kulübe sponsorluk sağlamaları amacıyla yaptığı ve karşı tarafın geçiştirdiği bir görüşmedir; ihaleyle ilgisi yoktur.
- ·Keleş, ihaleden ve yaklaşık maliyetinden haberi olmadığını; Arıoğlu ailesiyle görüşmesinin İBB Spor Kulübü sponsorluğu amaçlı olduğunu ve görüşmede ihale konusunun hiç geçmediğini söylemiştir.
- ·Mustafa Başar Arıoğlu'nun görüşmenin Raylı Sistemler Daire Başkanlığı'nda geçtiği yönündeki beyanının doğru olmadığını, o binaya hiç girmediğini; Ceyhun Avşar'la irtibatı bulunmadığını ve Yapı Merkezi lehine kimseye talimat vermediğini, 'Fatih abi' diye hitap edilecek bir samimiyetin de olmadığını beyan etmiştir.
- ·Adem Soytekin ve Ertan Yıldız'ın bahsettiği, ihale sonucunu önceden tespit ettiren noter evrakını duymadığını söylemiş; müdafi bu evrakın dosyada bulunmayan bir tevatür olduğunu, SGK borcu bulunmayan firma ve irat kaydedilmemiş teminat mektubuna dayalı suçlamanın temelsizliğini vurgulamıştır.
- ·Soytekin, eylem-140'a ilişkin savcılık aşamasında anlattıklarını mahkemede hiç anlatmadığını kabul etmektedir. Ceyhun Avşar'ı tanımadığını beyan ederek bu isim hakkında herhangi bir suçlama yöneltmediğini ve daha önce de yöneltmediğini teyit etmektedir.
- ·Eylem-140 ile ilgili ifadesinde Güneşli-Bağcılar metro hattı ihalesi geçtiğini hatırlatma üzerine kabul etmekte ancak Yapı Merkezi şirketini ve ilgili kişileri tanımadığını söylemektedir. Savcılık aşamasındaki rüşvet beyanının mahkemede anlatılmadığı çelişkisi avukatlarca kaydedilmektedir.