Eylem 87
İBB 2024 Yılı Organizasyon ve Tanıtım İhalesine Fesat Karıştırılarak ve Usulsüz Alt İhalelerle Kamu Zararına Neden Olunması İddiası
“İddianameye göre, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) yetkilileri ve çıkar amaçlı suç örgütü üyeleri, 2024 yılına ait büyük bir organizasyon ve tanıtım ihalesini sistematik olarak manipüle etmiştir. İddiaya göre şüpheliler, 2023/1346092 kayıt numaralı ihaleyi, rekabeti engelleyici şartlar koyarak kasıtlı olarak İBB iştiraki Kültür A.Ş.'ye adrese teslim bir şekilde vermişlerdir. Örgüt lideri olduğu iddia edilen Ekrem İmamoğlu'nun talimatıyla, örgüt yöneticisi olduğu iddia edilen Murat Ongun'un, üyeler Emrah Bağdatlı, Güldem Şık ve Barış Kılıç aracılığıyla bu süreci yönettiği öne sürülmektedir. İhaleyi kazanan Kültür A.Ş.'nin, işleri yasal limitleri aşmak için usulsüzce bölerek ve sahte faturalar kullanarak Antre Tasarım, Creative Media, Adgreat, Syk Roll ve Medyagold Ajans gibi örgüte müzahir olduğu iddia edilen firmalara alt ihale yoluyla aktardığı iddia edilmektedir. Savcılık, bu yöntemle 308.095.000,00 TL kamu zararı oluşturulduğunu ve ayrıca Kültür A.Ş.'nin hiçbir iş yapmadan 155.757.962,50 TL haksız kar elde ettiğini iddia etmektedir. İddianamede, bu eylemlerin TCK 235 (İhaleye Fesat Karıştırma) ve TCK 158 (Nitelikli Dolandırıcılık) maddeleri kapsamında suç teşkil ettiği ve örgüt lider ve yöneticileri için TCK 220 uyarınca ceza talep edildiği belirtilmektedir. Savcılığın temel dayanağı, 28.08.2025 tarihli bilirkişi raporu ve "SİSTEM" olarak adlandırılan yapının işleyişini detaylandıran çok sayıda tanık ve şüpheli ifadesidir.”
- ·Kılıç, bilirkişi raporunun bu eylemde Kültür A.Ş.'nin 155 milyon TL kâr ettiğini söyleyip aynı tutarı 'kamu zararı' olarak kabul ettiğini, ancak şirketin kâr etmesinin tanım gereği kamu zararı doğuramayacağını ve kârın hissedar İBB'ye geri döndüğünü ayrıntıyla anlatmaktadır.
- ·Aynı raporda Antre firmasının kazandığı podyum ile stant hizmetlerinin, Medyagold'un kazandığı bülten basımı ile vinil baskı hizmetinin, Kreatif'in kazandığı skaf trast ile çadır hizmetinin 'aynı mahiyet' sayılmasının teknik gerçeklikle bağdaşmadığını görsel örneklerle açıklamaktadır.
- ·Konteyner-box ile zemin podyumunu birleştirmek gibi önerilerin, ihalelerin uzman alt sektörlere göre ayrılması gerekliliğini görmezden gelen bir yöntem hatasından kaynaklandığını söylemektedir.
- ·Köseoğlu, kendisine atfedilen ihale yetkilisi unvanlarının hatalı olduğunu; hakediş şefi olarak ihaleler öncesinde, ihale sürecinde ve sözleşme aşamasında hiçbir görev, yetki veya imzasının bulunmadığını savunmaktadır.
- ·Bu eylem dahil 14 eylemin hiçbirinde ihale öncesinde ya da süresince firma yetkilileriyle irtibatının bulunmadığını; HTS kayıtlarında da bunu destekleyen iletişimin görülemeyeceğini belirtmektedir.
- ·Şık, 18 eylemde isminin 109 kez tekrar edildiğini, aynı kişilerin aynı cümlelerinin farklı sayfalara delil olarak yapıştırıldığını gösteren bir tasnif sunduğunu belirtiyor; bu mükerrer kullanımın bağımsız delil değeri yaratmadığını savunuyor.
- ·İddianamenin aynı 2,5 sayfalık metni 845 sayfa içinde dağıtarak hacim yarattığını, bu tekniğin tek başına suça iştirak delili sayılamayacağını ileri sürüyor.
- ·Yeşilyurt, 56.962.500 TL'lik podyum sözleşmesinde beş kez iş artırımıyla hakedişin 81.175.405 TL'ye, 49.500.000 TL'lik stant sözleşmesinde ise eksiltmeyle 46.733.568 TL'ye ulaştığını belirterek sözleşme bedeli üzerinden hesaplanan kamu zararı iddiasının iş artırım tebliğlerini göz ardı ettiğini savunmuştur.
- ·Bu meblağların gerçek, fiziksel olarak teslim edilmiş işlere karşılık geldiğini fotoğraflarla göstermeye çalışmış ve ihale bedeli haricinde herhangi bir ödeme almadığını tekrarlamıştır.
- ·Sanık, Deniz Dörtyol'un 2024 yılı sonrası işlerle ilgili ifadelerinin 2024 öncesi eylemlere delil olarak kullanılamayacağını, ifadenin zaman bakımından bu eylemle örtüşmediğini öne sürmektedir.
- ·Eray Demir'in Kültür A.Ş. ile alt yüklenici sözleşmesini 2024 başında imzaladığını, ilk hak edişinin Nisan 2024'te oluştuğunu, dolayısıyla bu firma yetkilisinin önceki dönem eylemlerine ilişkin tanıklığının gerçeğe uygun olamayacağını belirtmektedir.
- ·İhale komisyonlarında yedek üye olduğu oturumlarda asıl üye yerine geçip oy kullanmadığını, bilirkişi raporlarının somut zarar tespit etmediğini, beraat talebini yinelemektedir.
- ·Savunma, ana ihaleleri hazırlayan 86 İBB bürokratından hiçbirinin sözde örgüt kolunda olmadığını ve 76'sının sanık bile olmadığını; bu ihaleleri organize etmesinin fiilen imkânsız olduğunu ileri sürüyor.
- ·Bilirkişi heyetinin truss, mapping, vinil gibi temel sektör kavramlarını bilmeden rapor yazdığını; muhammen bedel-teklif farkının iştirak kârı olarak kamuya döndüğünü savunuyor.
- ·Tanık, Kültür A.Ş.'nin yürüttüğü işlerde ihale öncesi ortak keşif yapıldığını, kurulum aşamasında kontrol teşkilatının nezaret ettiğini ve etkinlik sırasında da denetimin sürdüğünü, iş bitiminde ise hakediş raporlarının yüklenici vekili ile kontrol teşkilatı tarafından birlikte düzenlendiğini anlatarak sürecin fesada imkan tanımayacak şekilde çok aşamalı denetime tabi olduğunu savunmuştur.
- ·Tanık, 2023 Ocak'ta göreve başlamasından önceki ve sonraki dönemler arasında teknik şartname hazırlama yönteminde bir fark olmadığını, yapılan işlerin yıllar içinde aynı kaldığını ifade ederek iddianamede öne sürülen sistematik bir manipülasyonun kendi döneminde bulunmadığını savunmuştur.
- ·Tanık, Kültür A.Ş.'nin yüklenici olduğu işlerde bugüne kadar teknik şartnameye aykırı bir uygulama ya da yapılmayan işe ilişkin sahte hakediş dosyası oluşturulduğuna dair bir bilgisinin olmadığını, ayrıca bağımsız Sayıştay denetimlerinde de esaslı bir ihlal tespit edilmediğini belirtmiştir.
- ·Tanık, ihale komisyonlarına teknik/uzman üye atamasının önceden belirlenmiş kişiler yerine memur sayısının azlığı nedeniyle rotasyonla işlediğini, ihale bedeli belirleme veya belirli firmaların seçilmesi konusunda kendisinin ya da diğer teknik üyelerin herhangi bir yönlendirme yetkisi bulunmadığını savunmuştur.