Eylem 86
İBB 2022 Yılı Muhtelif Organizasyon ve Tanıtım İhalesine Fesat Karıştırılması ve Kamu Zararına Neden Olunması İddiası
“İddianameye göre, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından 2022 yılında düzenlenen "Muhtelif Etkinlik ve Organizasyon" ihalesine fesat karıştırılarak ve sonrasında yapılan alt ihalelerle kamunun zarara uğratıldığı iddia edilmektedir. Şüpheliler arasında örgüt lideri olduğu iddia edilen Ekrem İmamoğlu, örgüt yöneticileri Murat Ongun ve Fatih Keleş, Kültür A.Ş. ve İBB yetkilileri ile örgütle bağlantılı olduğu iddia edilen firma sahipleri bulunmaktadır. İddiaya göre, ana ihale şartnamesi rekabeti engelleyecek şekilde hazırlanarak ihalenin kasıtlı olarak İBB iştiraki Kültür A.Ş.'de kalması sağlanmıştır. Ardından Kültür A.Ş., işin tamamını, örgüt yöneticisi Murat Ongun'un talimatıyla Emrah Bağdatlı ve Barış Kılıç tarafından belirlenen ve örgütle bağlantılı olduğu iddia edilen Antre Tasarım, OMR Organizasyon ve Medyagold Ajans gibi firmalara vermiştir. Bu süreçte, işi fiilen yapan taşeronlara sahte ve şişirilmiş faturalar kestirilerek Kültür A.Ş.'nin kasasından haksız kazanç elde edildiği ve bu paranın "SİSTEM" adı verilen yapıya aktarıldığı iddia edilmektedir. Savcılık, 2022/805857 İKN'li ana ihale ve devamındaki alt ihaleler neticesinde toplam 177.610.000,00 TL kamu zararı oluştuğunu öne sürmektedir. Şüpheliler hakkında TCK 235 (İhaleye Fesat Karıştırma) ve TCK 158/1-e (Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Zararına Dolandırıcılık) maddelerinden, örgüt lideri ve yöneticileri için ise ayrıca TCK 220 (Suç Örgütü) maddesi delaletiyle cezalandırılmaları talep edilmektedir. Savcılık, iddiasını bilirkişi raporları, tanık ve itirafçı beyanları, MASAK raporları ve HTS kayıtları gibi delillere dayandırmaktadır.”
- ·Kılıç, ihaleye davet edilen firmaların salt 'örgüte müzahir' olarak nitelenemeyeceğini; 2019 ve öncesinden beri iş yapan Görsel C, Home Prodüksiyon (Serdar Haydanlı), Akyılmaz, RTS (Fatih Işık), DSGN ve YRD gibi farklı siyasi yakınlıktaki firmaların da düzenli olarak davet edildiğini ve ihale kazandığını söylemektedir.
- ·Yine Spor A.Ş. döneminden iş yapan KMD ve Es Station gibi firmaların — Muhittin Palazoğlu'nun firması dahil — pek çok ihaleye davet edildiğini, dolayısıyla 'önceden belirlenmiş firma' iddiasının somut karşılığı bulunmadığını ileri sürmektedir.
- ·Görev süresince ihaleye katılmak isteyip engellendiğine dair tek bir şikayetin dahi var olmadığını; bunun iddianamede de bir tanık beyanına dayanmadığını vurgulamaktadır.
- ·Köseoğlu, kendisine atfedilen ihale yetkilisi unvanlarının hatalı olduğunu; hakediş şefi olarak ihaleler öncesinde, ihale sürecinde ve sözleşme aşamasında hiçbir görev, yetki veya imzasının bulunmadığını savunmaktadır.
- ·Bu eylem dahil 14 eylemin hiçbirinde ihale öncesinde ya da süresince firma yetkilileriyle irtibatının bulunmadığını; HTS kayıtlarında da bunu destekleyen iletişimin görülemeyeceğini belirtmektedir.
- ·Şık, etkin pişmanlardan Mete Maden'in 4-8'inci aylar boyunca tekrar tekrar ifade verdiğini, son beyanında ahlaki/kişisel saldırıya kayan iftiralar attığını, dolayısıyla beyanlarının güvenilirliğinin yargısal değer taşımadığını ileri sürüyor.
- ·Birkaç işin kontrolünü yapmış olmasının, anlatılan diğer kişilerle ilgili hikayelere kendisini bağlamadığını, bu hikayeler hakkında hiçbir bilgisinin bulunmadığını belirtiyor.
- ·Yeşilyurt üç ayrı sözleşmenin (27.252.000 TL podyum/sahne, 26.530.000 TL çadır — iş artışıyla 27.676.660 TL, 27.888.750 TL stant — iş eksiltmesiyle 19.946.640 TL) hepsinde iş gerçekleştikçe fatura kesildiğini ve ödemenin doğrudan Ziraat Bankası hesabına yattığını belirtmiştir.
- ·Polis raporlarında kendisinin en düşük teklifi veren firma olduğunun tespit edildiğini, ancak bilirkişilerin iş eksiltilen kısımlar için de kendisine ödeme yapılmış gibi rapor düzenlediğini iddia ederek bilirkişi raporunun hatalı yorumlandığını savunmuştur.
- ·Sanık, etkinlik eylemlerinin tarihler, taraflar ve süreçler bakımından birbirinden bağımsız olduğunu, ancak iddianamenin aleyhe değerlendirmeyi bu eylemlerin tamamına aynı kalıpla uyguladığını, savunmasının tüm etkinlik eylemleri için aynı çerçevede geçerli olduğunu ifade etmektedir.
- ·Sahada yapılan işlerin İBB sosyal medya hesapları, sayfa ve sitelerinde fotoğraf ve videolarla kayıtlı olduğunu, yapılan işlerin gerçek olduğunu ve sahte fatura/şişirme iddiasını çürütecek nitelikte olduğunu ileri sürmektedir.
- ·İhalelere katılan firmaların temsilcileriyle özel ilişkisinin bulunmadığını, ihtilaf olmasının da görev gereği olduğunu, hiçbir husumeti veya menfaat aktarımı olmadığını vurgulamaktadır.
- ·Savunma, ana ihaleleri hazırlayan 86 İBB bürokratından hiçbirinin sözde örgüt kolunda olmadığını; delil diye kullanılan 22 beyanın 20'sinin konuyla ilgisiz açık hava reklamcılarına ait olduğunu ileri sürüyor.
- ·Muhammen bedel-teklif farkının iştirak kârı olarak kasaya girdiğini, %500 farklı fatura iddiasına dair tek numune bulunmadığını ve 'örgüte müzahir firma' etiketinin nesnel kriterden yoksun olduğunu savunuyor.
- ·Ömür Yılmaz bu ihale için de aynı genel finansal savunmayı (piyasa marjı altında iş, kamu zararına dair somut tespit bulunmaması) tekrarlayarak detaylı kayıtların dosyaya sunulduğunu belirtiyor.
- ·İddianın dayandığı örgütsel bağlantı teorisini (OMR'nin Emrah Bağdatlı/Murat Ongun güdümünde bir paravan şirket olduğu) doğrudan reddederek Murat Ongun ile hiçbir zaman bir araya gelmediğini, kendisiyle tek bir telefon görüşmesi dahi yapmadığını ve Emrah Bağdatlı ile ilişkisinin yalnızca ortak Galatasaray taraftarlığına dayalı sosyal bir tanışıklık olduğunu savunuyor.
- ·Duygu Fikirli'yi (Mimoza şirketi sahibi) sadece iş ilişkisi çerçevesinde bildiğini, şahsen tanımadığını belirtmiş; kendisine kesilen faturaların varlığını inkar etmemiş, sonunda 'kestim' diyerek kabul etmiştir. Deniz Dörtyol'un, Metin Bal'ın talimatıyla kesilen faturalar karşılığında Emrah Bağdatlı, Güldem Şık ve Özge Bağdatlı'nın yönlendirdiği adreslere nakit teslimi yapıldığına dair beyanına ilişkin soruda ise Deniz Dörtyol'u hiç tanımadığını ve bu beyana açıklama getiremeyeceğini söylemiştir.
- ·Murat Ongun ile hiçbir telefon görüşmesi, yüz yüze karşılaşma ya da doğrudan/dolaylı talimat ilişkisi olmadığını, örgüt hiyerarşisi altında yer aldığı iddiasını kesin bir dille reddetmiştir.
- ·Barış Kılıç tarafından herhangi bir ihaleye veya iş alımına yönlendirildiğini ya da 'ille sizde kalacak' tarzında bir ayarlama yapıldığını reddetmiş, onunla yalnızca etkinlik alanlarında karşılaştıklarını belirtmiştir.
- ·Kültür A.Ş.'nin özel firmalara verdiği reklam/etkinlik işlerinin normal ticari faaliyet olduğunu, bu işler dolayısıyla devlete vergi ödendiğini ve dolayısıyla kamunun bir zararı olmadığını savunmuştur.
- ·Tek teklif verilmesi durumunun yasal olarak ihalenin iptalini gerektirmediği, piyasa koşullarının ve sektör yapısının sonucu olduğu, kendisinin başka isteklilerin ihaleye katılmasını engelleyici hiçbir işlem yapmadığı savunulmaktadır.
- ·İhalenin hiçbir aşamasında ne Kamu İhale Kurumu'na ne de idare mahkemelerine itiraz yapıldığı, ihale komisyonu kararının ön mali kontrol ve ihale işleri müdürlüğü süzgecinden uyarı almadan geçtiği belirtilmektedir.
- ·Bilirkişi raporlarında dahi kendisinin doğrudan adının zikredilmediği, yalnızca komisyon üyeliği üzerinden 4734/60 değerlendirmesi yapıldığı, somut bir yönlendirme veya iştirak fiili gösterilmediği ileri sürülmektedir.
- ·İşin tamamının alt yükleniciye verilmesi başlı başına suç değildir; idare tarafından yıl içinde kullanılmayan kalemlerden (örneğin uçak bileti, konaklama) tasarruf edilen tutarın bayrak ya da su gibi başka kalemlere aktarılması Kamu İhale Kurumu pratiğine uygun bir kalemler-arası geçiş olup kamu yararı doğurur, kamu zararı oluşturmaz.
- ·Kamu İhale Kurumu doktrinine göre kamu zararı yalnızca 'yaklaşık maliyet üstü iş yaptırılması' veya 'yapılmamış işin yapılmış gibi ödenmesi' hallerinde doğar; somut dosyada her iki kalem de yoktur, ana yüklenicinin işi daha düşük bedelle alt yükleniciye yaptırması (örneğin 550 milyonluk işin 500 milyona devri) tek başına kamu zararı doğurmaz.
- ·Kontrol teşkilatı ve muayene-kabul komisyonları (her biri üç kişiden), hak edişin Mali Hizmetler Daire Başkanlığı Giderler Müdürlüğü tarafından ayrı bir hat üzerinden ödenmesi süreci, Basın Yayın Daire Başkanı'na ödemeyi başlatma ya da geciktirme yetkisi tanımamakta; bu mimari sahte fatura sisteminin tek elden yönetildiği iddiasını çürütmektedir.