Eylem 93
İBB Kültürel ve Sanatsal Etkinlikler İhalesine Fesat Karıştırılarak ve Usulsüz Alt İhalelerle Kamu Zararına Neden Olunması İddiası
“İddianameye göre, İBB Kültürel Etkinlikler Müdürlüğü'nün 2024 yılındaki "Muhtelif Kültürel & Sanatsal Etkinlikler" ihalesine fesat karıştırılmış ve sonrasında ihaleyi kazanan Kültür A.Ş. üzerinden yapılan usulsüz alt ihalelerle kamu zararına neden olunarak nitelikli dolandırıcılık suçu işlenmiştir. Savcılık, örgüt lideri olduğu iddia edilen Ekrem İmamoğlu'nun talimatıyla, örgüt yöneticisi Murat Ongun'un süreci yönettiğini; örgüt üyeleri Emrah Bağdatlı, Barış Kılıç, Güldem Şık, Gökhan Köseoğlu ve Metin Bal'ın ihaleleri organize ettiğini iddia etmektedir. İhaleleri alan Antre Tasarım (Kahraman Yeşilyurt), Creative Media (Merthan Açıl), Adgreat (Tolga Özgen, Seda Bilgin Özcan), KMD Reklam (Mehmet Muhittin Palazoğlu, Deniz Dörtyol), Lap Turizm (Serkan Yıldız), Medya Kent (Orçun Muhittin Yılmaz) ve Medyagold Ajans (Mehmet Türkoğlu) gibi firmaların yetkilileri de suçlanmaktadır. İddiaya göre, ana ihale, rekabeti engelleyecek şekilde kurgulanmış, bu sayede ihalenin sadece İBB iştiraki Kültür A.Ş.'de kalması sağlanmıştır. Ardından Kültür A.Ş., işi kısımlara bölerek davet usulüyle, önceden belirlenmiş ve örgüte müzahir olduğu iddia edilen firmalara alt ihaleler vermiştir. Bu firmaların da işleri daha alt taşeronlara yaptırdığı ve Güldem Şık'ın organizasyonuyla sahte ve şişirilmiş faturalar düzenlenerek Kültür A.Ş.'den haksız kazanç elde edildiği ve bu paranın örgütün "SİSTEM" adlı yapısına aktarıldığı iddia edilmektedir. İddianamede, 2024/657972 İKN'li, 605.685.575 TL bedelli ana ihalenin 02.09.2024'te Kültür A.Ş. ile imzalandığı belirtilmektedir. Bu ihale kapsamında örgüte müzahir olduğu iddia edilen firmalara verilen alt ihalelerin toplam bedelinin 134.814.500,00 TL olduğu ve bu miktarın kamu zararı olarak kabul edildiği öne sürülmektedir. Savcılık, bu hileli eylemlerle 134.814.500,00 TL kamu zararı oluştuğunu iddia etmektedir. Şüpheliler, TCK 235 (İhaleye Fesat Karıştırma) ve TCK 158 (Nitelikli Dolandırıcılık) maddeleriyle suçlanmaktadır. Ekrem İmamoğlu, Murat Ongun ve Fatih Keleş'in eylemleri TCK 220 (Suç Örgütü Kurma ve Yönetme) kapsamında değerlendirilmektedir. İddianame, delil olarak 28.08.2025 tarihli bilirkişi raporu, MASAK raporları, çok sayıda tanık ve şüpheli beyanı (bazıları itiraf niteliğinde), HTS kayıtları ve kolluk araştırma tutanaklarına dayanmaktadır.”
- ·Kılıç, 93 no'lu eylemin ihale komisyonunda hiçbir şekilde yer almadığını, ne asıl ne de yedek üye olmadığını ileri sürerek bu eylemden isminin silinmesini açıkça talep etmektedir.
- ·Bu eyleme dayanak olarak kullanılan 'itiraf' nitelikli ifadelerin Murat Abbas-Cem Çelik hattından şablonlaştırılarak diğer etkin pişmanlık beyanlarına eklendiğini, somut bir eylem isnadı içermediğini söylemektedir.
- ·Kendisine yöneltilen 'genel geçer ifadelerle ilişkilendirme' yaklaşımının hukukî temelinin olmadığını, eylemin hiçbir aşamasında karar veren, imzalayan veya icracı olduğuna dair tek bir belge bulunmadığını vurgulamaktadır.
- ·Köseoğlu, kendisine atfedilen ihale yetkilisi unvanlarının hatalı olduğunu; hakediş şefi olarak ihaleler öncesinde, ihale sürecinde ve sözleşme aşamasında hiçbir görev, yetki veya imzasının bulunmadığını savunmaktadır.
- ·Bu eylem dahil 14 eylemin hiçbirinde ihale öncesinde ya da süresince firma yetkilileriyle irtibatının bulunmadığını; HTS kayıtlarında da bunu destekleyen iletişimin görülemeyeceğini belirtmektedir.
- ·Şık, etkin pişman Kabil Taşçı'nın 8 sayfalık ifadesinde kendisi hakkında yalnızca 'İBB ihalelerini Güldem organize eder' cümlesinin geçtiğini, EKAP üzerinden yürütülen ihalelerin bir şahıs tarafından organize edilemeyeceğinin huzurda zaten ortaya konduğunu söylüyor.
- ·Bu pişmanlardan birinin İBB ihalelerinin 'iletişimde yapıldığını' söylemesinin iddia makamını yanılttığını, ihalelerin teknik mekanizmasının ifadeleri çürüttüğünü vurguluyor.
- ·Sanık, bu eylemde de yedek üye olduğunu hatırlatarak komisyon kararının iradesine atfedilemeyeceğini, yedek üyenin asıl üye yerine geçmediği sürece imza ve sorumluluğunun doğmadığını belirtmektedir.
- ·Saha denetimlerinde Sayıştay Başdenetçisi'nin Zincirlikuyu metrobüs durağı örneğinde olduğu gibi yerinde ölçüm yaptığını, herhangi bir olumsuzluk tespit edilmediğini ve ekibe teşekkür ederek ayrıldığını somut bir vaka olarak aktarmaktadır.
- ·Bilirkişi raporlarında zararın ispatlanamamış olduğunu, hak edişlerin de Sayıştay denetiminden geçtiğini, hileli hareket veya kasıt unsurunun ortaya konulamadığını ileri sürer.
- ·Savunma, ana ihaleleri hazırlayan 86 İBB bürokratından hiçbirinin sözde örgüt kolunda olmadığını ve 76'sının sanık bile olmadığını; bu ihaleleri organize etmesinin fiilen imkânsız olduğunu ileri sürüyor.
- ·Delil olarak kullanılan beyanların çoğunun konuyla ilgisiz açık hava reklamcılarına ait olduğunu, bilirkişi heyetinin sektör bilgisinden yoksun olduğunu ve iştirak kârının kamu zararı sayılamayacağını savunuyor.