Eylem 92
İBB 2024 Yılı Organizasyon ve Tanıtım İhalesine Fesat Karıştırılarak ve Usulsüz Alt İhalelerle Kamu Zararına Neden Olunması İddiası
“İddianameye göre, şüpheliler İBB'nin 2024 yılı organizasyon ve tanıtım ihalesini (2024/1158959 İKN) hileli yöntemlerle İBB iştiraki Kültür A.Ş.'ye kazandırıp, ardından işi örgüte müzahir firmalara usulsüz alt ihalelerle paylaştırarak 377.355.500 TL kamu zararına yol açmışlardır. İddiaya göre, suç örgütü lideri Ekrem İmamoğlu'nun talimatıyla, örgüt yöneticisi Murat Ongun, örgüt üyeleri Emrah Bağdatlı ve Güldem Şık aracılığıyla sistemi yönetmiştir. Kültür A.Ş. Genel Müdürü Murat Abbas ve diğer İBB/Kültür A.Ş. yetkilileri (Taner Çetin, Doğan Hamit Doğruer, Gökhan Köseoğlu, Metin Bal) ihaleleri organize ederken, Antre Tasarım (Kahraman Yeşilyurt), Creative Media (Merthan Açil), Adgreat (Tolga Özgen, Seda Bilgin Özcan) gibi firmaların yetkilileri de suçun işlenmesine iştirak etmiştir. Savcılığın iddiasına göre, ana ihale, rekabeti engelleyecek şekilde düzenlenerek tek katılımcı olan Kültür A.Ş.'ye verilmiştir. Kültür A.Ş. daha sonra işi, örgüt yöneticisi Murat Ongun'un belirlediği firmalara davet usulüyle alt ihalelerle paylaştırmıştır. Bu firmaların da işleri daha düşük bedellerle taşeronlara yaptırdığı, aradaki farkın sahte veya şişirilmiş faturalarla kamudan tahsil edilerek "SİSTEM" olarak adlandırılan yapıya aktarıldığı iddia edilmektedir. İddianame, 08.10.2024 tarihli, 2024/1158959 İKN'li ve 516.055.250 TL bedelli ana ihaleyi konu almaktadır. Bu ihale kapsamında Kültür A.Ş.'nin örgüte müzahir olduğu iddia edilen firmalara toplamda 377.355.500 TL'lik alt ihale verdiği belirtilmektedir. Savcılık, bu eylemle 377.355.500 TL tutarında kamu zararı oluştuğunu iddia etmektedir. Şüpheliler hakkında TCK 235 (İhaleye Fesat Karıştırma) ve TCK 158/1-e (Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Zararına Dolandırıcılık) suçlarından, örgüt lideri ve yöneticileri için ise TCK 220 (Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma) delaletiyle ceza talep edilmektedir. İddianame, temel olarak 28.08.2025 tarihli bilirkişi raporuna ve çok sayıda tanık ile şüphelinin (Gökhan Köseoğlu, Vedat Şahin, Murat Kapki vb.) itiraf niteliğindeki beyanlarına dayanmaktadır.”
- ·Kılıç, alt yüklenicilerin sözleşme imzalandıktan sonra teklif fiyatlarını sene içinde değiştirme imkânının olmadığını, dolayısıyla '%500 kâr marjı' gibi bir şişirilmiş fatura senaryosunun yapısal olarak imkânsız olduğunu söylemektedir.
- ·Hak ediş işlemlerinin ayrı bir müdürlükçe yürütüldüğünü, kendisinin hak ediş, satın alma ve ödeme süreçlerinde imzasının bulunmadığını belirtmektedir.
- ·İddianamenin 'firmaları ile diyalog halindedir' ifadesini suç unsuru gibi sunduğunu; oysa görev tanımı gereği sahadaki alt yüklenicilerle iş bitimine kadar iletişim halinde olmasının doğal ve zorunlu olduğunu açıklamaktadır.
- ·Köseoğlu, kendisine atfedilen ihale yetkilisi unvanlarının hatalı olduğunu; hakediş şefi olarak ihaleler öncesinde, ihale sürecinde ve sözleşme aşamasında hiçbir görev, yetki veya imzasının bulunmadığını savunmaktadır.
- ·Bu eylem dahil 14 eylemin hiçbirinde ihale öncesinde ya da süresince firma yetkilileriyle irtibatının bulunmadığını; HTS kayıtlarında da bunu destekleyen iletişimin görülemeyeceğini belirtmektedir.
- ·Şık, tüm bu dönemde özel sektöre dönük danışmanlık yaptığını, hatta ofisini bölmeli kullandığını, müşavir arkadaşların ortak alandan yararlandığını, kolluğun ofise geldiğinde de kendi odasının kilitli olduğunu belirtiyor.
- ·İddianamenin temel kabul ettiği 'alanda emir veren Güldem' senaryosunun, üst düzey hiçbir kamu görevlisinin onu tanımadığını beyan ettiği bir tabloda fiilen kurulamayacağını ileri sürüyor.
- ·Sanık, etkinlik eylemleri için ortak bir savunma çerçevesi sunarak, hiçbirinde ihale daveti yapmadığını, yaklaşık maliyet belirlemediğini, harcama yetkilisi veya onay makamı olmadığını yinelemektedir.
- ·Şirketin 5,5 yıllık çalışanı olarak en alt yetki seviyesinde bulunduğunu, kendisinden çok daha üst pozisyondaki Genel Müdür'ün tutuksuz yargılanmasına karşın kendisinin tutuklu olarak savunmasını yapmak zorunda kaldığını, bunun isnadın orantısızlığına işaret ettiğini öne sürmektedir.
- ·Tanık ve şüpheli ifadelerinin tutarsız olduğunu, lehe Sayıştay raporlarının dosyada bulunmadığını, bu nedenle isnadın somut delilden yoksun olduğunu ileri sürer.
- ·Savunma, ana ihaleleri hazırlayan 86 İBB bürokratından hiçbirinin sözde örgüt kolunda olmadığını ve 76'sının sanık bile olmadığını; bu ihaleleri organize etmesinin fiilen imkânsız olduğunu ileri sürüyor.
- ·Firmaların aldığı ihale bedellerinin iş yapılıp yapılmadığına bakılmadan kamu zararı yazıldığını; alt taşeronların dahi ifadelerinde işlerin gerçekten yapıldığını söylediğini ve 'örgüte müzahir firma' etiketinin keyfî olduğunu savunuyor.
- ·Sanık, eylem 92'ye konu ihalenin eylem 87'deki ilk ihalenin süresinin dolmasından kaynaklanan ikinci (devam) ihalesi olduğunu; kapsam ve kalem sayısı daha dar olduğu için yaklaşık maliyetin ilk ihaledeki 991.000.000 TL'den 554.000.000 TL'ye düştüğünü, dolayısıyla maliyetin şişirilmediğini, tam tersine gerilediğini savunmuştur.
- ·İdarenin ihaleleri yıllık planladığını, ancak etkinliklerin yoğunluğu nedeniyle hizmetin ihale süresinden önce tükenmesi halinde hizmet sürekliliğini sağlamak için yeni bir ihaleye çıkıldığını; bu ikinci ihalenin fesat değil olağan bir idari ihtiyaç planlaması olduğunu belirtmiştir.
- ·Eylem 92'nin eylem 87'nin devamı niteliğinde olması nedeniyle, farklı hizmet kalemlerinin birlikte ihale edilmesi ve kısmi teklife kapatılmasına ilişkin aynı hukuki gerekçeleri (Kamu İhale Kanunu'nda ayrı ihaleye çıkma zorunluluğu bulunmadığı) bu eylem için de geçerli kılmıştır.
- ·Tanık, dairesi başkanı Taner Çetin'in kendisine hiçbir zaman usulsüz bir ihale yönlendirmesi ya da belirli bir firmaya haksız kolaylık sağlama talimatı vermediğini, aksine Çetin'in hep 'yanlışa imza atmayın, bana da yanlış evrak getirmeyin' dediğini ifade ederek örgüt talimatıyla hareket ettiği iddiasını reddetmiştir.
- ·Tanık, Kültür A.Ş. ihaleyi aldıktan sonra sözleşme çerçevesinde tek muhatabın yüklenici olduğunu, alt yüklenicilerin hangi işi yaptığını bilemeyeceklerini belirterek, alt ihale sürecindeki usulsüzlük iddialarına kendisinin doğrudan vakıf olamayacağı bir konumda bulunduğunu savunmuştur.
- ·Tanık, ihale komisyonlarına teknik/uzman üye atamasının rotasyonla ve rastgele yapıldığını, kendisinin ihale bedeli belirleme veya firma seçimi üzerinde herhangi bir yetkisi ya da sorumluluğu bulunmadığını, bu nedenle iddia edilen fesat mekanizmasında kasıtlı bir rolünün olamayacağını savunmuştur.
- ·Tanık, Kültür A.Ş.'nin yürüttüğü işlerde çok aşamalı denetim (ortak keşif, şahit numune, video kaydı, hakediş onayı) uygulandığını ve bağımsız Sayıştay denetimlerinde esaslı bir ihlal tespit edilmediğini belirterek ihalenin fesatlı biçimde yürütüldüğü iddiasına dolaylı olarak karşı çıkmıştır.
- ·İhalenin bir önceki yıl yapılan 87 numaralı eylemin devamı niteliğinde olduğu, ancak kapsam daraltılarak yaklaşık maliyetin 991 milyondan 554 milyona düşürüldüğü, bu nedenle 'bedelin yükseltildiği' iddiasının dosya verisiyle çeliştiği belirtilmektedir.
- ·İhale konusu hizmetin İstanbul geneli muhtelif organizasyonların tanıtım ve duyuru çalışmalarını kapsadığı, bu nitelikteki bir hizmetin teknik ve operasyonel bütünlük gereği tek yüklenicide birleştirilmesinin yerleşik idari pratiğe uygun olduğu savunulmaktadır.
- ·Bilirkişi raporlarının somut hesaba dayalı kamu zararı tespiti yerine ortalama piyasa karşılaştırmalarına dayandığı, bu yöntemin yasal kamu zararı kavramını karşılamadığı ileri sürülmektedir.
- ·2024 ihalesinin idari şartnamesi 2016 yılındaki şartnameyle işin adı, benzer iş tanımı ve kısmi teklife kapalılık maddesi bakımından birebir aynıdır; eğer bugün suç sayılan unsur 2012'den beri uygulanıyorsa, aynı yöntemle imza atan tüm önceki yetkililer için de aynı suçun işlendiğini kabul etmek gerekir, bu da kanun önünde eşitlik ilkesini ihlal eder.
- ·İhale komisyonu beş üyeden oluşmakta ve 12 eylemde toplam 60 komisyon üyesi bulunmakta iken yalnızca üç İBB çalışanının (Çetin, Karay, Karaoğlu) bu salonda yargılanması, iddianamenin tek bir kişiye 'görünmez fesat karıştırıcı' rolü atfetmesinin kendi içinde tutarsız olduğunu göstermektedir; kalan 58 üyenin yargılanmaması, isnadın komisyon iradesini değil ihale tekniğine ilişkin idari takdiri hedeflediğini ortaya koymaktadır.
- ·Yıl boyu farklı lokasyonlarda yürütülen video çekimi, dergi/broşür basımı, mobil iletişim aracı LED ekran reklamı ve Çözüm Merkezi tanıtım hizmetleri birbirinin uzantısı iş kalemleridir; çekilen videonun küçük spotlara bölünüp basılı materyale, oradan da Çözüm Merkezi başvuru hattına dönüştürülmesi 'doğal bağlantı'nın somut tezahürüdür ve torba ihale değil bütünleşik hizmet kurgusudur.