Eylem 62
İBB Üst Geçit Reklam İhalesine Fesat Karıştırarak ve Dolandırıcılık Yoluyla Kamu Zararına Neden Olma İddiası
“İddianameye göre, Ekrem İmamoğlu liderliğindeki suç örgütü, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne (İBB) ait 100 adet üst geçit alın yüzeyinin reklam alanı olarak kiralanması ihalesine fesat karıştırarak ve dolandırıcılık yaparak kamu zararına neden olmuştur. İddiaya göre, örgüt yöneticileri Murat Ongun ve Fatih Keleş'in organizasyonuyla, ana ihalenin şartları rekabeti engelleyecek şekilde ağırlaştırılarak (yüksek sermaye, ciro vb.) ihalenin sadece İBB iştiraki Kültür A.Ş.'de kalması sağlanmıştır. Ardından Kültür A.Ş.'nin yaptığı alt kiralama ihalesinin, örgüt üyeleri Hüseyin Köksal ve Murat Kapki'ye ait olan BVA Reklam ve Danışmanlık Hizmetleri A.Ş.'ye muvazaalı tekliflerle verildiği iddia edilmektedir. Savcılığa göre, ana ihalenin muhammen bedeli, İstanbul piyasası yerine 2011 tarihli bir Ankara ihalesi baz alınarak kasten en az 27.000.000 TL düşük hesaplanmıştır. BVA Reklam'ın bu işten 451 milyon TL'nin üzerinde ciro elde etmesine karşın İBB'nin kasasına sadece 87 milyon TL girdiği, aradaki büyük farkın sahte faturalarla aklanarak örgütün "SİSTEM" olarak adlandırılan yapısına aktarıldığı iddia edilmektedir. Suçlamalar, TCK 235 (İhaleye Fesat Karıştırma), TCK 158/1-e (Kamu Kurum ve Kuruluşları Zararına Dolandırıcılık) ve örgüt yöneticileri için TCK 220 (Suç Örgütü) maddelerine dayandırılmaktadır. İddia makamı, bu eylemi kanıtlamak için bilirkişi raporları, MASAK raporları ve aralarında Murat Kapki, Selman Narman gibi isimlerin de bulunduğu çok sayıda tanık ve şüphelinin itiraf niteliğindeki beyanlarına dayanmaktadır.”
- ·BVA Reklam'ın Kültür AŞ'nin kazandığı ana ihaleye katılmadığı, dolayısıyla ihaleye fesat suçunun kendisi bakımından hukuken oluşamayacağı; iddianamedeki iddiaların BVA'nın sadece sonraki alt ihaleyi kazanmasına dayandığı vurgulanmıştır.
- ·Tevdi raporundaki 896,5 milyon TL+KDV kamu zararı iddiasının iddianamede 27 milyon TL'ye gerilediği, bilirkişi raporunun bile Ankara emsalleriyle kıyaslanan muhammen bedelin gerçekte kat kat yüksek belirlendiğini ve mükerrer indirim yapılmadığını kabul ettiği belirtilmiştir.
- ·İBB'nin 90.000.000 TL muhammen bedeline karşılık Kültür AŞ'nin ihaleyi 97,5 milyon TL'ye, BVA Reklam'ın ise alt ihaleyi muhammen bedelden 18.000.000 TL fazlaya (108.000.000 TL) aldığı gösterilerek somut bir kamu zararı bulunmadığı savunulmuştur.
- ·Yan teklifleri benim ayarladığım iddiası, ihaleyi kazanamayan tek bir firma sahibinin 'Doğan beni arayıp şu kadar teklif vermemi istedi' demediği için dayanaksızdır. Mustafa Nihat Sütlaş, Kahraman Yeşilyurt ve diğer teklif sahiplerinin ifadelerinde böyle bir beyan yoktur.
- ·Murat Abbas, Selman Narman ve Murat Kapki kendi cezalarını hafifletmek için itirafçı sıfatıyla aleyhime konuşmuştur; bu beyanlar birbiriyle çelişiyor: biri yan tekliflerin önceden bana bildirildiğini söylerken diğeri tam tersini, benim belirlediğimi söylüyor. Çelişkili anlatımlar tek başına suç delili olamaz.
- ·Murat Ongun ile altı yıl içerisinde iki adet HTS irtibat kaydım vardır; iddia edilen 'Ongun talimatıyla yan teklif organizasyonu' bu iletişim hacmiyle fiilen mümkün değildir.
- ·Doğruer, savcılık ifadesindeki 'İBB'den bahsettiğim ihale usulü aldığımız kamu işlerini gelir getirici faaliyet olarak üç şirkete verdim' cümlesinin kayıt hatası olduğunu, kendisinin tek başına bir ihaleyi verme yetkisi bulunmadığını, büyük ihtimalle 'verdik' dediğini ama tutanağa 'verdim' olarak geçtiğini savunmuştur.
- ·Bu çerçevede, alt yüklenici seçim ve sözleşme sürecinin kendisinin tek taraflı kararı olmadığını, ihale kararlarının kurumsal/kolektif bir süreçle alındığını ima ederek kişisel kastı reddetmektedir.
- ·Sanık, eylem 61 ile birlikte ele aldığı bu eylemde de, ana ihalenin ardından Kültür A.Ş.'nin alt yüklenici belirleme sürecinde görev aldığını, ancak muhammen bedel tayininin ve şartname hazırlığının kendi sorumluluk alanı dışında, Ticaret Müdürlüğü'nün yetkisinde olduğunu savunmaktadır.
- ·İhale müdürü olarak görevinin, ihale şefi ve uzmanınca önerilen firmaları genel müdürün onayına sunmak ve ihale komisyonu üyesi sıfatıyla evrak ile fiyat tekliflerini kontrol etmekle sınırlı olduğunu, doğrudan firma belirleme yetkisinin bulunmadığını belirtmektedir.
- ·Alt ihalede kâr elde edildiğini, hakkında hiçbir tanık veya itirafçı ifadesinde isminin geçmediğini ve mali incelemelerde şüpheli bir bulguya rastlanmadığını tekrar vurgulamaktadır.
- ·Ana ihaleye taraf olmadığını, iddia edilen organizasyonun nerede, ne zaman ve nasıl yapıldığına dair somut bir tespit bulunmadığını, sadece iftiracı ifadelerine dayandırıldığını savunmuştur.
- ·Toplantı iddialarının HTS/baz kayıtlarıyla örtüşmediğini ve muvazaalı yan teklif iddiasını reddederek şirketlerinin alt kiralamaları yan teklif vermeden kazandığını belirtmiştir.
- ·MASAK raporundaki fahiş kârlılık iddiasının aynı hesaplama hatasından kaynaklandığını ve ihale bedeli ile şirketin toplam cirosunun kıyaslanmasının yanıltıcı bir yöntem olduğunu savunmuştur.
- ·Lokasyon başına iki pano (geliş-gidiş yönlerinde) konulmasının 'bedeli iki ile çarp' biçiminde yorumlanması Danıştay tarafından bizzat sübjektif bulundu; üst geçitler statik problem ve afiş yırtılması gibi acil müdahale gerektirdiği için Kültür AŞ'nin teknik ekibi tercih edildi.
- ·İstanbul Ticaret Odası'nın mülkiye müfettişine yazısında 'sağlıklı bir değerlendirme yapılması mümkün değil' dediği halde müfettiş bir ajansın haftalık satış fiyatları üzerinden yüzde yüz doluluk varsayımıyla zarar hesaplamış; bu hesap kökten hatalıdır.
- ·Karşılaştırmalı emsallere göre Ankara Büyükşehir aynı ihaleyi 13.880 TL birim fiyat, alt yüklenicisi BelYa ise 66.000 TL üzerinden işletirken İBB 300.000 TL belirledi; üstelik BVA firması huzurda ilk yıl zararına, ikinci yıl yüzde yirmi doluluk oranına dair bilançolarını sundu.
- ·Kapki, ihaleye fesat karıştırdığı iddiasını temel hukuki gerekçeyle çürütmektedir: Kendisi İBB'nin Kültür AŞ'ye verdiği ana ihalenin tarafı dahi değildir. Kültür AŞ'nin alt ihalesine giren BVA, fesat karıştırıldığı iddia edilen asıl ihalenin dışında tutulmuş biridir. Kamu görevlisi olmayan bir iş insanının, katılmadığı bir ana ihalenin şartlarını etkilemesinin hukuken mümkün olmadığını somut olarak ortaya koymuştur.
- ·MASAK kârlılık raporundaki hesap hatasını belgeleyerek 'olağanüstü kârlılık' iddiasının temelini çürütmüştür. 2020-2023 döneminde 'net kâr / net satış' işlemi yapan MASAK, 2024 yılında bu işlemi terse çevirerek 'ciro / kâr' uygulamış ve kârlılığı 0,39'dan 2,53'e çıkarmıştır. Doğru hesaplama yapılsaydı 2024 kârlılığının önceki yıllarla aynı seviyede kalacağını açıklamıştır.
- ·Rekabet azaldığı iddiasına karşı, bilirkişilerin yalnızca NACE koduna bakarak analizini yaptığını savunmuştur: mahalle kırtasiyecileri ve televizyon reklamcıları dahil yüzlerce alakasız şirket ihalenin kapsamı dışında sayılmıştır. Gerçek rakip kitlesinin yalnızca profesyonel açık hava reklam şirketleri olduğunu, bu ihaleler için Ströer, Wall, Clear Channel gibi uluslararası firmaların da aday olabileceğini; ihale prosedürünün önceki AK Parti döneminden beri aynı şekilde işlediğini vurgulamıştır.
- ·Muvazaalı teklif iddiasını, rakip şirket Urban Medya'nın 2020'de hâlâ rahmetli Hüseyin Seçkin'e ait olduğu gerçeğiyle çürütmüştür — Hüseyin Köksal bu şirketi 2023'te satın almıştır. Aynı ihaleye iki ortak firmanın yan teklif verdiği anlatısını, zaman çizelgesiyle tutarsız bulmuştur. Kültür AŞ'ye vade farkı dahil her ödemesini yaptığını, belediyenin para alan taraf olduğunu; BVA'nın ise para ödeyen taraf olduğunu belgelerle göstermiştir.
- ·Kapki, Serdal Taşkın'ın sorgusu üzerine üst geçit ihalesini Ağustos 2020'de 30M+KDV bedelle aldığını doğrulamakta; ancak Ankara'daki benzer üst geçit köprülerinin 50-60K liraya ihale edildiğini söyleyerek İstanbul'daki 300K/köprü fiyatının makul nedenini ortaya koymaya çalışmaktadır.
- ·Sözleşme süresinin 3 yıl olduğunu, Ankara'daki ihalenin 10 yıllık olduğunu ve uzun süreli ihalelerde birim fiyatın daha yüksek olabileceğini kabul eden Kapki, bu durumun İstanbul fiyatını haklı kıldığını ima etmektedir. Bu argüman, muhammen bedelin kasten düşük tutulduğu iddiasını dolaylı olarak karşılamaktadır.
- ·BVA'nın %60-20-20 hisse yapısına ilişkin savcılık beyanının Servet Yıldırım'ın ifadesinin tekrarından ibaret olduğunu, kendi bilgi ve görgüsünün dışında oluşturulduğunu beyan etmektedir.
- ·Aynı bilirkişi raporunun İlbak'ların kazandığı billboard ihalesinde 1 milyar 40 milyon TL zarar tespit etmesine rağmen bunun suçlama konusu yapılmadığını, eylem 62'deki 27 milyon TL'lik iddianın ise tutukluluğa gerekçe yapıldığını; bunun Anayasa'nın 10. maddesine aykırı bir çifte standart olduğunu savunuyor.
- ·Üst geçit ihalelerine dayandırılan şoför Orhan Cevahiroğlu beyanının kronolojik olarak imkânsız olduğunu (şoför Mart 2020'de ayrıldı, ihale Ağustos 2020'de yapıldı) polis sorgusunda kanıtladığını anlatıyor.
- ·Reklam ana ihalelerini 31 kişilik İBB Encümeni'nin yaptığını, bu heyetten yalnızca Kağan Sürmegöz ile örgütsel bağ kurulabildiğini ve kullanılan davet usulünün yasal olduğunu belirtiyor.
- ·Kültür A.Ş., 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'na bu iş bakımından tabi değildir; söz konusu üst geçitler İBB Meclisi kararıyla değil İBB Encümeni tarafından tahsis edildiğinden Büyükşehir Belediye Kanunu 26. maddesi kapsamına girmemekte, dolayısıyla Kültür A.Ş. alt işleticiyi kendi 2013 tarihli İhale Yönetmeliği'ne göre davet usulüyle belirleme hakkına sahiptir.
- ·Muhammen bedel 2012 tarihli metrobüs reklam alanı örneği ve o dönemde Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin BelYa A.Ş. üzerinden yaptığı işlem emsali alınarak belirlenmiştir. O dönemde Ankara'da bir üst geçit başına yıllık 13.380 TL ödenirken İBB ihalesinde Kültür A.Ş. 325.000 TL ödüyor; yani İBB'nin bedeli 24 kat daha yüksektir. Mülkiye müfettişi bu pandemi dönemi ve piyasa koşullarını dikkate almamıştır.
- ·Kültür A.Ş., 100 üst geçit işletme ihalesini İBB'den 97.500.000 TL'ye almış ve BVA Reklam'a 108.000.000 TL'ye vererek kâr elde etmiştir. Bu ihaleye 5 firmadan teklif alınmıştır. Mülkiye müfettişi raporundaki 'kârdan zarar' tespiti pandemi koşullarını ve sektörün özelliklerini gözetmediğinden öznel bir değerlendirmedir.
- ·2886 sayılı kanunun 66. maddesindeki devir hükmü alt ihaleyi kapsamaz; alt ihalede Kültür A.Ş.'nin ana ihaleciyle sözleşmesi ve yükümlülükleri devam etmekte olup hukuki statüde herhangi bir değişim olmamıştır. Bu nedenle alt ihalelerde 'ilk ihaledeki şartlar aranır' hükmünün uygulanması hukuken imkansızdır.
- ·Tevdi raporunun Danıştay'ın kararında 'subjektif' olarak nitelendirildiği belirtilmiş; raporun usulü ve metodolojisi de bu gerekçeyle tartışmalıdır.
- ·Beylikdüzü'ndeki Mado'ya toplamda iki veya üç kez gittiğini, mekanın herhangi bir gizli toplantıya elverişli olmadığını, iddia edilen haftada birkaç kez gitme senaryosunun görev süresiyle çelişen mantıksız bir sayıya (180-200 kez) tekabül ettiğini belirtmiştir.
- ·Murat Kapki ile kalabalık ortamlar dışında hiçbir zaman yüz yüze görüşmediğini, Necati Özkan ile de İBB'deki resmi tanıtım toplantıları dışında hiçbir yerde bir araya gelmediğini ifade etmiştir.