Eylem 79
İBB Kültürel Etkinlikler İhalesine Fesat Karıştırılması ve Bağlantılı Firmalara Usulsüz Alt İhalelerle Kamu Zararına Neden Olunması İddiası
“İddianameye göre, şüpheliler İBB'nin 2020 yılındaki "Muhtelif Kültürel Etkinlikler" ihalesine fesat karıştırarak, ihaleyi İBB iştiraki Kültür A.Ş.'nin almasını sağlamış, ardından bu ana ihaleyi parçalara bölerek örgüte müzahir olduğu iddia edilen firmalara usulsüz alt ihalelerle vererek 18.784.850,00 TL kamu zararına yol açmışlardır. İddiaya göre, suç örgütü lideri Ekrem İmamoğlu ve örgüt yöneticisi Murat Ongun'un talimatlarıyla, ihale yetkilisi Hülya Muratlı, Kültür A.Ş. yöneticileri Serdal Taşkın ve Doğan Hamit Doğruer ile örgüt üyeleri Emrah Bağdatlı, Güldem Şık ve Barış Kılıç ihaleleri organize etmiştir. Alt ihaleleri alan BTG Teknik Tasarım (yetkilisi Yunus Göçer) ve Medyagold Ajans (yetkilisi Mehmet Türkoğlu) firmalarının da bu usulsüzlükte rol aldığı iddia edilmektedir. Savcılığa göre, 06.01.2020 tarihli ana ihalenin şartnamesine, birbiriyle alakasız 350 kalem işin birleştirilmesi ve ihalenin kısmi teklife kapatılması gibi rekabeti engelleyici hükümler eklenmiştir. Bu sayede ihaleye tek teklif Kültür A.Ş.'den gelmiş ve 235.990.281,10 TL bedelle ihale bu şirkette kalmıştır. Sonrasında Kültür A.Ş., bu ana ihaleyi parçalara bölerek, örgütle bağlantılı olduğu iddia edilen BTG Teknik Tasarım ve Medyagold Ajans firmalarına davet usulüyle toplam 18.784.850,00 TL'lik alt ihaleler vermiştir. Savcılık, bu iki firmaya verilen işlerin toplamı olan 18.784.850,00 TL'yi kamu zararı olarak nitelendirmektedir. İddianameye göre, bu yolla elde edilen haksız kazancın, Ekrem İmamoğlu liderliğindeki "SİSTEM" olarak adlandırılan suç örgütünü finanse etmek için kullanıldığı iddia edilmektedir. Şüpheliler hakkında İhaleye Fesat Karıştırma (TCK 235) ve Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Zararına Dolandırıcılık (TCK 158/1-e) suçlarından cezalandırılmaları talep edilmektedir. Savcılık iddiasını, çok sayıda tanık ve şüphelinin ifadelerine, bilirkişi raporlarına, MASAK raporlarına ve HTS-Baz verilerine dayandırmaktadır.”
- ·Kılıç, ana ihalenin Kültür A.Ş.'ye verilmesinde ve alt yüklenici belirlenmesinde herhangi bir karar yetkisi olmadığını; davet edilecek firmaların İhale ve Satın Alma Müdürlüğü tarafından genel müdür onayıyla belirlendiğini, kendisinin yalnızca etkinlik-organizasyon kalemlerinde teknik üye sıfatıyla ihaleye katıldığını söylemektedir.
- ·Alt yüklenici bölümlemesinin 4734 sayılı Kanun'un 3/g maddesine uygun istisna usulüyle ve işin nitelik ile muhteviyatına göre (örneğin teknik organizasyon, baskı, vinil uygulama gibi farklı sektörler) yapıldığını; aynı uygulamanın 2019 öncesinden beri Kültür A.Ş.'nin yerleşik teamülü olduğunu ileri sürmektedir.
- ·Kültür A.Ş.'nin teklifinin idarenin yaklaşık maliyetinin altında kaldığı, alt yüklenici tekliflerinin de Kültür A.Ş.'nin teklifinin altında kaldığı için kamu zararı oluşmadığını; aksine elde edilen kârın yıl sonu temettü olarak yine İBB'ye döndüğünü belirtmektedir.
- ·Köseoğlu, iddianamede kendisine atfedilen satın alma müdür vekili, ihale şefi, satın alma ihale şefi, müdür vekili ve müdür yardımcısı unvanlarının tamamının hatalı olduğunu; gerçek görevinin hakediş şefliği olduğunu ve bu görevin ihalelerin yapılmasından sözleşme imzalanmasına kadar süren hiçbir aşamayla kesişmediğini vurgulamaktadır.
- ·Bu eylem dahil 14 eylemde yaklaşık 150-200 alt yüklenici ihalesinin yapıldığını; bu ihalelerin ne ihale öncesinde ne ihale aşamasında ne de sözleşme aşamasında görev, yetki, sorumluluk, imza veya parafının bulunmadığını belirtmektedir.
- ·İhaleleri kısımlara ayırma yetkisinin yalnızca hizmeti talep eden birime ait olduğunu, satın alma talep formunun da bunu teyit ettiğini; HTS kayıtlarında ihale öncesi veya süresince hiçbir firma yetkilisiyle irtibatının görülemeyeceğini savunmaktadır.
- ·Köseoğlu, Yunus Göçer ve BTG firmasını 2019 sonrasından tanıdığını ve BTG'nin yeterli iş deneyimine sahip olduğunu ('Yeterliliği olmasaydı davet etmezlerdi') belirterek firmanın alt ihale alma sürecine ilişkin bir usulsüzlük gözlemediğini savundu.
- ·Hakediş şefi sıfatıyla BTG'nin aldığı alt ihalelere ilişkin hakediş işlemlerinde herhangi bir usulsüzlük tespit etmediğini ve Serdar Haydanlı'nın BTG'ye sahte fatura kestiği iddia edilen Tentek firmasıyla BTG arasındaki ilişki, BTG ortaklık yapısı veya naylon fatura kullanımı konusunda bilgisi olmadığını ifade etti.
- ·Aynı eylemde şüpheli olan Barış Kılıç'ın BTG'nin gizli ortağı olduğu iddiasına dair herhangi bir şahitliği veya duyumu bulunmadığını, Barış Kılıç'ın BTG lehine bir ayrıcalık yaptığına veya telkinde bulunduğuna tanık olmadığını belirterek bu örgütsel bağlantı iddiasını destekleyecek bilgisi olmadığını söyledi.
- ·Şık, İBB veya Kültür A.Ş. nezdinde herhangi bir resmi ya da gayri resmi pozisyonu, yetkisi, imzası bulunmadığını; muhasebeci dahi olmadığını ve bu sıfatla kendini hiç kimseye tanıtmadığını belirtmektedir. İddianamedeki 'muhasebeci' nitelendirmesinin yalnızca etkin pişman tedarikçilerin 'zannediyorum, bildiğim kadarıyla' kalıplarıyla başlayan tahminlerine dayandığını vurgulamaktadır.
- ·Tedarikçi yönlendirme ve fiyatlama gibi özel sektör pratiklerinin kamu jargonuyla 'kriminal' hale getirildiğini, ihaleli/ihalesiz/yüklenici/alt taşeron tabirlerinin özel sektörde karşılığı bulunmadığını, kendisinin sadece sahada hizmet veren orta ölçekli firmaları birbirleriyle tanıştırdığını ifade etmektedir. İhale organize ettiği, firmaları belirlediği veya süreçleri yönettiği iddiasının, İBB ihalelerinin EKAP üzerinden yapıldığı gerçeği karşısında olanaksız olduğunu söylemektedir.
- ·Metin Bal, 2019 yıl sonunda Plan ve Organizasyon Müdürlüğü'nde göreve başladığını, görevinin iş kalemlerinin miktar ve uygunluk kontrolüyle sınırlı teknik bir kontrol/raporlama olduğunu, ihale yetkilisi, harcama yetkilisi, sözleşme imzalayan veya onay makamı olmadığını, imza yetkisinin dahi bulunmadığını vurgulamaktadır.
- ·Hak ediş şefi Gökhan Köseoğlu'nun beyanının kendi görev tanımını doğrular nitelikte lehte bir ifade olduğunu, alt yüklenici hak edişlerinde usulsüzlüğe rastlanmadığının ve sürecin Sayıştay denetiminden geçtiğinin kendisi tarafından da teyit edildiğini ileri sürmektedir.
- ·Bilirkişi raporlarında somut zarar ispatlanamadığını, zarar yoksa dolandırıcılığın oluşmadığını, ana ihaleye iştirakinin veya BTG/Medyagold yetkilileriyle herhangi bir tanışıklık veya yazışmasının bulunmadığını belirterek beraat talep etmektedir.
- ·Bu ihalenin yaklaşık maliyet tekliflerinin bizzat önceki dönemin yıldız firmalarından (RVS Prodüksiyon, Ak Yılmaz Açık Hava, Plan B) alındığını; yaklaşık maliyette bir sorun varsa bunun AK Parti döneminin firmalarının verdiği rakamlarla oluştuğunu savunuyor.
- ·Ana ihaleleri hazırlayan 86 bürokrattan hiçbirinin kendi sözde örgüt kolunda olmadığını ve 76'sının sanık bile olmadığını; delil diye kullanılan beyanların çoğunun konuyla ilgisiz açık hava reklamcılarına ait olduğunu belirtiyor.
- ·2003 yılından bu yana kültür sanat organizasyonunu kazanan Kültür A.Ş.'nin bu ihalelerde üst ihaleci konumunda kalması ve alt yüklenici kullanması kurumsal bir norm olup ihaleye fesat iddiasına dayanak oluşturmaz. Kaldı ki 2019 öncesinde yapılan tüm İBB kültür organizasyon ihaleleri de Kültür A.Ş. tarafından kazanılmıştır; ancak sadece 2019 sonrası yargılama konusu olmuştur.
- ·İBB'nin ihale şartnamesi, Kültür A.Ş.'nin sözleşme sonrasında alt yüklenici çalıştırmasını açıkça öngörmekte ve bu firmalar sözleşme öncesinde İBB'nin onayına sunulmaktadır. Yani alt yüklenici kullanımı İBB'nin bilgisi ve onayı dahilinde yürümüştür; gizli ya da fesat niteliği yoktur.
- ·10 günlük sözleşme imzalama süresi içinde alt yüklenicileri İBB onayına sunmak zorunluluğu, açık ihale usulüyle zaman açısından bağdaşmamaktadır; dolayısıyla davet usulü zorunluluktan kaynaklanmaktadır.
- ·İddianamede 5 firmaya yapılan ödemelerin tamamı kamu zararı olarak gösterilmiş, ancak bilirkişi eksik iş ya da yaklaşık maliyet hatalı hesaplama tespitinde bulunmamıştır. Alt yüklenicilerin yükümlülüklerini yerine getirdiği hak ediş belgeleriyle sabit olup tüm işler İBB denetimine tabiydi ve fotoğraflanarak belgelenmiştir.
- ·Kamu zararı hesaplamasının hatalı olduğunu savunuyor: iddia makamı, BTG ile hiçbir bağlantısı olmayan Wolf Medya'nın sözleşme bedelini BTG'ninkiyle toplayarak 18.784.580 TL'lik zarara ulaşmış; oysa BTG'nin sözleşme bedeli 9.345.000 TL'dir ve Covid-19 nedeniyle sözleşmenin tamamı ifa edilemediğinden idareye kesilen fatura toplamı yalnızca 4.710.000 TL'dir.
- ·Eşitsizlik/adaletsizlik argümanı öne sürüyor: aynı olaydan TCK 158 ile suçlanan Wolf Medya yetkilisi serbest bırakılırken, kendisinin 14 eylemle yargılanan o kişiye karşın yalnızca 1 eylemle (Eylem 79) yargılandığı halde tutuklu tutulduğunu savunuyor.
- ·Sözleşmenin usulüne uygun ifa edildiğini belgelerle destekliyor: 561.000 TL teminatı ve 88.000 TL damga vergisini yatırdığını, işi hatasız teslim ettiğini, kesilen faturaların vergi dairesine beyan edilip vergilerin ödendiğini belirtip bilirkişi incelemesi talep ediyor.
- ·Fiyatların piyasa rayicinin altında olduğunu ve kâr/hile kastı bulunmadığını savunuyor: sözleşme bedelinin piyasa fiyatlarının %25-30 altında kaldığını, Covid döneminde personeli işten çıkarmadığını, hileli davranmış olsa sözleşme bedelinin tamamını talep edeceğini ama etmediğini ileri sürüyor.
- ·İşlerin kamuya açık alanlarda ve emniyet denetimi altında yapıldığını, hak ediş raporlarının Kültür A.Ş. tarafından onaylandığını ve etkin pişmanlıktan yararlanan Gökhan Köseoğlu'nun dahi hak edişlerde eksiklik olmadığını beyan ettiğini savunuyor.
- ·Kendisini suçlayan tanık ifadelerinin (Gürkan Coşkun, Serdar Haydanlı, Kamil Taşçı) güvenilmez olduğunu savunuyor: bu kişilerin kişisel husumet (icra takibi anlaşmazlığı) veya etkin pişmanlık kapsamında tahliye beklentisiyle ifade verdiğini iddia ediyor.
- ·Kaçma veya delil karartma kastı olmadığını savunuyor: soruşturma başladığını öğrendiği halde kaçmadığını, evinde ve iş yerinde arama yapıldığını, saklayacak bir şeyi olmadığını belirtiyor.
- ·Göçer, Tentek (oğluna ait, çadır-skaf-podyum işi) ile BTG Teknik (oğluna ait, ses-ışık-görüntü-canlı yayın işi) arasındaki faturalaşmanın gerçek bir hizmet karşılığı olduğunu açıklar: BTG bir işte çadır ihtiyacı olduğunda bunu Tentek'ten kiralar ve Tentek buna karşılık BTG'ye fatura keser; örneğin Maltepe'deki etkinlik alanında kurulan çadırlar bu şekilde faturalandırılmıştır. Bu ilişkinin yıllar içinde yaklaşık 2-3 milyon TL'lik faturalaşmaya ulaştığını, akışın tek yönlü (BTG'den Tentek'e) olduğunu belirtir.
- ·Barış Kılıç ile herhangi bir kişisel veya ticari bağı olmadığını savunur: Barış Kılıç'ı kendisinin değil babasını (25 yıllık dostu) tanıdığını, Barış Kılıç'ı ilk kez 2019'da Atatürk Havalimanı'ndaki 15 Temmuz etkinliklerinde gördüğünü ve aralarında 'herhangi bir bağ' bulunmadığını ifade eder.
- ·Şirket ortaklık yapısını netleştirir: Tentek ve BTG'nin resmi sahibinin oğlu olduğunu, kendisinin ise 2009'da eski ortağının parayla kaçması sonucu kendi şirketinin batmasının ardından BTG'yi yalnızca vekaleten temsil ettiğini, resmi ortaklığının bulunmadığını belirtir.