Eylem 82
İBB Kültürel ve Sanatsal Etkinlikler İhalesine Fesat Karıştırılması ve Kamu Zararına Neden Olunması İddiası
“İddianameye göre, şüpheliler İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin 31.12.2021 tarihli "Muhtelif Kültürel ve Sanatsal Etkinlikler" ihalesine fesat karıştırarak ve hileli eylemlerle kamuyu zarara uğratmıştır. İddiaya göre, suç örgütü lideri Ekrem İmamoğlu'nun talimatıyla, örgüt yöneticisi Murat Ongun, örgüt üyeleri Emrah Bağdatlı, Barış Kılıç, Güldem Şık, Gökhan Köseoğlu ve Metin Bal aracılığıyla ihaleyi organize etmiştir. Savcılığa göre, ana ihale şartnamesi rekabeti önleyici hükümlerle kasıtlı olarak Kültür A.Ş.'nin kazanacağı şekilde hazırlanmış, Kültür A.Ş. ihaleyi aldıktan sonra ise işleri kısımlara bölerek örgütle bağlantılı olduğu iddia edilen OMR Organizasyon, Antre Tasarım ve Medyagold Ajans gibi firmalara davet usulüyle alt ihaleler vermiştir. Bu firmaların da işleri taşeronlara yaptırdığı, ancak sahte ve şişirilmiş faturalarla Kültür A.Ş.'den haksız kazanç elde ettiği ve bu kazancın "SİSTEM" olarak adlandırılan yapıya aktarıldığı iddia edilmektedir. İddianamede, 2021/770636 kayıt numaralı ana ihalenin bedelinin 217.907.400,00 TL olduğu, bu kapsamda örgüte müzahir olduğu iddia edilen üç firmaya verilen işlerin toplam tutarı olan 53.572.950,00 TL'nin kamu zararı olarak kabul edildiği belirtilmektedir. Savcılık, bu eylemler nedeniyle şüpheliler hakkında TCK 235 (İhaleye Fesat Karıştırma) ve TCK 158/1-e (Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Zararına Dolandırıcılık) maddeleri uyarınca, örgüt lideri ve yöneticileri için ise ayrıca TCK 220 (Suç Örgütü) delaletiyle cezalandırılmalarını talep etmektedir. İddialar, bilirkişi raporları, MASAK raporları, çok sayıda tanık ve itirafçı şüpheli beyanlarına dayandırılmaktadır.”
- ·Kılıç, eylemin maddi tek unsurunun da bilirkişi raporu olduğunu, raporun farklı sektörlere ait podyum/stant, vinil baskı/bülten gibi işleri 'aynı mahiyette' sayarak ihale birleştirilmesi gerektiğini ileri sürdüğünü; bu yaklaşımın saha pratiğine ve teknik şartname mantığına aykırı olduğunu ayrıntılı örneklerle göstermektedir.
- ·Şişirilmiş fatura iddiasının Kültür A.Ş. ile bağdaşmadığını, çünkü alt yüklenicilerin sözleşmedeki birim fiyatları sene içinde değiştiremediğini ve %20 kâr marjını aşan fatura kesilmesinin yapısal olarak mümkün olmadığını belirtmektedir.
- ·İşlerin İBB iç denetim, Meclis Komisyonu ve Sayıştay denetimlerinden eksiksiz geçtiğini; 'yapılmadığı' iddia edilen işlerin tutanak, irsaliye ve fotoğraf arşivinde mevcut olduğunu söylemektedir.
- ·Köseoğlu, kendisine atfedilen ihale yetkilisi unvanlarının hatalı olduğunu; hakediş şefi olarak ihaleler öncesinde, ihale sürecinde ve sözleşme aşamasında hiçbir görev, yetki veya imzasının bulunmadığını savunmaktadır.
- ·Bu eylem dahil 14 eylemin hiçbirinde ihale öncesinde ya da süresince firma yetkilileriyle irtibatının bulunmadığını; HTS kayıtlarında da bunu destekleyen iletişimin görülemeyeceğini belirtmektedir.
- ·Şık, 18 yıl bankacı ve finansçı kimliğiyle, bir A4 antetli kâğıt ve kaşeden VUK veya IFRS kapsamında geçerli bir fatura üretilemeyeceğini, faturanın dijital ayak izi ve devlet onayı gerektirdiğini teknik olarak açıklamaktadır.
- ·Burak Biçer'in 'antetli kağıt getirip kaşe bastım, ne olduğunu görmedim' beyanının sahte fatura organize ettiğinin delili sayılmasının iddia makamının yorumundan ibaret olduğunu, bunun delil özelliği taşımadığını ileri sürmektedir.
- ·Sanık, 3G istisna kapsamındaki bu ihalelerde işlerin kısımlara bölünmesi kararının, ihale birimine talep gönderen ilgili uzman/talep eden birimler tarafından alındığını, ihale ve satın alma departmanının böyle bir bölümleme görevi ya da yetkisi bulunmadığını savunmaktadır.
- ·Kamu zararının, ilgili firmalarla yapılan sözleşme bedellerinin tamamının toplanarak hesaplanmasının hatalı olduğunu, bir zararın ancak gerçekleşmemiş bir alt yüklenici işine ödeme yapılmışsa oluşabileceğini, oysa yapılan tüm işlerin hakedişlerinin ve kontrol teşkilatı denetimlerinin mevcut olduğunu ileri sürmektedir.
- ·2020, 2021 ve 2022 yıllarına ait tüm bu işlemlerin Sayıştay tarafından tek tek denetlendiğini ve hiçbir usulsüzlük bulgusuna rastlanmadığını, bu nedenle zarar tespitinin dayanaksız olduğunu belirtmektedir.
- ·Tanık, ihale sürecinin komisyon eliyle yürütüldüğünü; firmaların belge kontrolü ve fiyat teklifi aşamalarından geçtiğini, kazanan firmanın açıklanmasına kadar şirket temsilcilerinin ihale salonu dışında beklediğini anlatarak sürecin kendi ifadesine göre şeffaf işlediğini savunmuştur.
- ·Tedarikçi/firma havuzunun 2019 öncesinden bu yana süregelen, çeşitli müdürlüklerden gelen önerilerle oluşan ve teknik uzman ekipçe denetlenen bir liste olduğunu belirterek, havuzun yeni yönetime özgü bir kurgu olmadığını ileri sürmüştür.
- ·Genel Müdür Murat Abbas'ın tüm süreçleri kontrol edip nihai onayı verdiğini, kendisinin ise Murat Ongun ile hiçbir zaman görüşmediğini ve ondan doğrudan ya da dolaylı hiçbir emir veya talimat almadığını, buna şahit de olmadığını açıkça reddetmiştir.
- ·Yeşilyurt, 10.006.250 TL'lik stant sözleşmesinde iş eksiltmesi tebliğ edilmeden hakedişin yalnızca 3.466.068 TL olarak ödendiğini, 10.045.500 TL'lik podyum/çadır sözleşmesinde ise 9.071.850 TL ödendiğini belirtmiştir.
- ·Örgüt üyesi olarak Kültür A.Ş.'nin 'kasası' olduğu iddiasının mantıksal tutarsızlığına dikkat çekerek, eğer öyle olsaydı sözleşme bedelinin tamamının değil yalnızca yaklaşık %30'unun neden ödendiğini sormuştur.
- ·Sanık, hak ediş ve ödeme önceliği konusunda kendisine yöneltilen 'örgüte yakın firmalara öncelik sağladı' değerlendirmesini reddetmekte, hak ediş işlemlerinin Hak Ediş Şefliği'nde yapıldığını, kendisinin bu işleme dair iş tanımı veya imzasının bulunmadığını belirtmektedir.
- ·Alt ihalelerin OMR, Antre veya Medyagold'a verilmesi sürecinde firma daveti yapmadığını, yaklaşık maliyet belirlemediğini ve süreci yöneten kişi olmadığını, görevinin teknik kontrol ve sahada raporlamadan ibaret olduğunu vurgulamaktadır.
- ·Bilirkişi raporlarında kamu zararının somut olarak hesaplanamadığını, zarar yokken dolandırıcılık unsurunun da oluşamayacağını, Sayıştay denetiminden geçen bölümleme uygulamalarının suç değerlendirmesine dayanak yapılamayacağını ileri sürmektedir.
- ·Firmaların 'örgüt firması' ilan edilmesinin yalnızca itirafçı beyanlarında adlarının anılmasına dayandığını; sahte faturadan hükümlü Kabil Taşçı'nın beyanının 21 ayrı eylemde delil yapıldığını ve bu beyanların hiçbir MASAK, vergi veya kolluk bulgusuyla desteklenmediğini savunuyor.
- ·'Örgüt kasası' ilan edilen Antre sahibi Kahraman Yeşilyurt ile 6 yılda tek telefon görüşmesi (babasının vefatında taziye) dışında hiçbir irtibatının, buluşmasının veya para trafiğinin olmadığını; Medya A.Ş.'nin bile sırf Kültür A.Ş.'den ihale aldığı için örgüt üyesi yazılmasının suçlamanın özensizliğini gösterdiğini belirtiyor.
- ·Firmaların aldığı ihale bedellerinin, iş yapılıp yapılmadığına bakılmaksızın tamamının kamu zararı olarak yazıldığını; oysa alt taşeronların dahi ifadelerinde işlerin gerçekten yapıldığını söylediğini vurguluyor.
- ·Ömür Yılmaz, iki alt ihalenin gerçekleşen rakamlarını sunarak iddiayı doğrudan çürütmeye çalışıyor: 7.506.250 TL'lik ihalede 3.368.900 TL'lik iş eksilişine gidilip yalnızca 4.102.150 TL fatura kesildiğini, 14.882.500 TL'lik ihalede ise 387.050 TL'lik ufak bir iş artışıyla 15.577.772 TL fatura edildiğini belirtiyor. Bu rakamların şişirme değil tam tersine iş eksilişini gösterdiğini, dolayısıyla sisteme para aktarma iddiasının maddi karşılığının olmadığını savunuyor.
- ·Kamu zararı iddiasına karşı, kendisinin veya şirketinin ne şekilde ve ne tutarda somut bir zarara yol açtığına dair iddianamede hiçbir belirleme yapılmadığını, aksine bazı tedarikçilerin ondan geç ödeme aldığı için zor durumda kaldığını hatta iflas ettiğini öne sürerek zarar ilişkisinin tersine döndüğünü iddia ediyor.
- ·Duygu Fikirli'yi (Mimoza şirketi sahibi) sadece iş ilişkisi çerçevesinde bildiğini, şahsen tanımadığını belirtmiş; kendisine kesilen faturaların varlığını inkar etmemiş, sonunda 'kestim' diyerek kabul etmiştir. Deniz Dörtyol'un, Metin Bal'ın talimatıyla kesilen faturalar karşılığında Emrah Bağdatlı, Güldem Şık ve Özge Bağdatlı'nın yönlendirdiği adreslere nakit teslimi yapıldığına dair beyanına ilişkin soruda ise Deniz Dörtyol'u hiç tanımadığını ve bu beyana açıklama getiremeyeceğini söylemiştir.
- ·Murat Ongun ile hiçbir telefon görüşmesi, yüz yüze karşılaşma ya da doğrudan/dolaylı talimat ilişkisi olmadığını, örgüt hiyerarşisi altında yer aldığı iddiasını kesin bir dille reddetmiştir.
- ·Barış Kılıç tarafından herhangi bir ihaleye veya iş alımına yönlendirildiğini ya da 'ille sizde kalacak' tarzında bir ayarlama yapıldığını reddetmiş, onunla yalnızca etkinlik alanlarında karşılaştıklarını belirtmiştir.
- ·Kültür A.Ş.'nin özel firmalara verdiği reklam/etkinlik işlerinin normal ticari faaliyet olduğunu, bu işler dolayısıyla devlete vergi ödendiğini ve dolayısıyla kamunun bir zararı olmadığını savunmuştur.
- ·İmza, Genel Müdür izinliyken vekaleten atılmış olup 7-8 aşamalı bir satın alma sürecinin yalnızca bir evresini oluşturmaktadır; belge kanuni değil şirket içi bir prosedür evrakıdır ve imzalayan yönetici yalnızca önceki imzaların eksiksizliğini ve maliyet uyumunu kontrol eder.
- ·Bu eylemle ilgili ne bilirkişi raporunda ne de Sayıştay/mülkiye müfettişi raporlarında bir kamu zararı tespiti bulunmaktadır; yapılan alımlar fiilen kullanılmış, hak edişler önce Kültür A.Ş. sonra İBB tarafından fotoğraflı/videolu olarak kontrol edilip ödenmiştir.
- ·Bilirkişinin 'işlerin kısımlara bölündüğü' yorumu, 2019 öncesinden beri süregelen yerleşik şirket uygulamasını göz ardı etmektedir; ayrıca 2019 tarihli Sayıştay raporunun bizzat Kültür A.Ş.'nin hizmet hacmi nedeniyle istisna alım limitlerinin uygulanmamasını önerdiği belirtilmektedir.
- ·Satın alma yöntemine karar verme, Genel Müdür Yardımcılığının uzmanlık ve sorumluluk alanı dışındadır; bu nedenle vekaleten atılan imzanın dolandırıcılık suçu oluşturması hukuken mümkün değildir.