Eylem 83
İBB 2023 Yılı Organizasyon ve Tanıtım İhalesine Fesat Karıştırılması ve Usulsüz Alt İhalelerle Kamu Zararına Neden Olunması İddiası
“İddianameye göre, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin (İBB) 2023 yılı organizasyon ve tanıtım hizmet alımı ihalesine fesat karıştırılarak ve devamında yapılan alt ihalelerde dolandırıcılık yapılarak kamu zararına neden olunmuştur. İddiaya göre, Ekrem İmamoğlu liderliğindeki suç örgütü, 555.402.000 TL bedelli ana ihalenin rekabeti engelleyici şartlarla doğrudan Kültür A.Ş.'ye verilmesini sağlamıştır. Savcılığın iddiasına göre, örgüt yöneticisi Murat Ongun'un talimatıyla, örgüt üyeleri Emrah Bağdatlı, Barış Kılıç, Güldem Şık, Gökhan Köseoğlu ve Metin Bal'ın da aralarında bulunduğu şüpheliler, bu ana ihaleyi paravan olarak kullanarak 403.386.752,50 TL'lik işi, örgüte müzahir olduğu iddia edilen firmalara usulsüz alt ihalelerle dağıtmıştır. Bu firmalar arasında Antre Tasarım, OMR Organizasyon, KMD Reklam, Adgreat, Medyagold ve Creative Media'nın bulunduğu iddia edilmektedir. İddianameye göre, bu firmalar, Güldem Şık'ın organizasyonuyla, gerçekleştirilmeyen veya değeri şişirilmiş işler için sahte faturalar düzenleyerek Kültür A.Ş.'den haksız kazanç elde etmiş ve bu parayı örgüte aktarmıştır. Bu yolla 296.404.000,00 TL tutarında kamu zararı oluşturulduğu iddia edilmektedir. Savcılık, bu iddialarını bilirkişi raporları, tanık ve şüpheli beyanları ile MASAK raporlarına dayandırmaktadır. Şüpheliler hakkında TCK 235 (İhaleye Fesat Karıştırma) ve TCK 158 (Nitelikli Dolandırıcılık) maddelerinden, örgüt lideri ve yöneticileri için ise TCK 220 (Suç Örgütü) maddesi delaletiyle cezalandırma talep edilmektedir.”
- ·Kılıç, Plan ve Organizasyon Müdürlüğü'nün görevinin İBB Daire Başkanlıklarından gelen iş talimatlarını teknik şartnameye uygun şekilde sahada uygulamak olduğunu; teknik şartnameyi kendisinin yazmadığını, idareden alınanı 'noktasından virgülüne' kullandığını anlatmaktadır.
- ·Davet edilen firmaların İhale ve Satın Alma Müdürlüğü ile Genel Müdürlük onayıyla belirlendiğini; kendisinin yalnızca portföydeki firmaların sahadaki uzmanlık ve kalite durumu hakkında görüş bildirdiğini söylemektedir.
- ·İhalelerin 4734/3-g istisnasıyla yapılırken yine de açık ihaledeki gibi teminat mektubu, iş bitirme belgesi ve diğer evrakların istendiğini, dolayısıyla firma kayırma iddiasının dayanağı olmadığını belirtmektedir.
- ·Köseoğlu, kendisine atfedilen ihale yetkilisi unvanlarının hatalı olduğunu; hakediş şefi olarak ihaleler öncesinde, ihale sürecinde ve sözleşme aşamasında hiçbir görev, yetki veya imzasının bulunmadığını savunmaktadır.
- ·Bu eylem dahil 14 eylemin hiçbirinde ihale öncesinde ya da süresince firma yetkilileriyle irtibatının bulunmadığını; HTS kayıtlarında da bunu destekleyen iletişimin görülemeyeceğini belirtmektedir.
- ·Şık, 2023'te ofis kurduğunu ancak Şubat depremi nedeniyle hem belediye hem tedarikçi tarafının uzun süre fiilen sahaya gidemediğini, kendisinin de özel sektöre yönelik küçük danışmanlıklar yaptığını anlatarak isnat edilen organizatörlük rolünü zaman/zemin yokluğuyla reddediyor.
- ·İhale organize ettiği iddiasının, ihale yetkilileri ve daire başkanlarının kendisini görmediklerini beyan etmiş olmasıyla bağdaşmadığını, üst düzey hiçbir kamu görevlisinin onu tanımadığı bir senaryoda organizatör olunamayacağını ileri sürüyor.
- ·Sanık, 82, 83 ve 84 no'lu eylemlerin aynı mantıkla yürütülen 3G istisna kapsamındaki satın alma işleri olduğunu, işlerin kısımlara bölünmesi kararının talep eden ilgili müdürlüklerce alındığını ve kendi departmanının bu bölümlemeyle ilgili herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını savunmaktadır.
- ·Kamu zararı hesaplamasının sözleşme bedellerinin toplamı üzerinden yapılmasının yanlış olduğunu, gerçek zararın ancak yaklaşık maliyet ile gerçekleşen bedel arasındaki fark olabileceğini, sözleşmenin tamamının zarar sayılamayacağını ileri sürmektedir.
- ·Tüm işlemlerin Sayıştay tarafından ilgili yıllarda denetlendiğini ve herhangi bir usulsüzlük tespit edilmediğini, dolayısıyla bilirkişi raporundaki zarar hesaplamasının dayanaksız olduğunu tekrar vurgulamaktadır.
- ·Tanık, 3/g kapsamındaki bölümlemenin uzmanlık alanına göre (ses sistemi, ışık sistemi, çadır vb.) yapıldığını ve bu uygulamanın 2015'ten bu yana hiç değişmeden sürdüğünü belirterek, bölme yönteminin iddia edilen örgütsel kurguyla değil süregelen kurumsal pratikle açıklanabileceğini savunmuştur.
- ·Barış Kılıç'ın (Plan ve Organizasyon Müdürü) davet edilecek firmaları belirleme konusunda kesinlikle bir görevi olmadığını, Doğan Hamit Doğruer'in de firma havuzu oluşumunda en fazla önerilen firmaları iletmekten ibaret sınırlı bir rolü bulunduğunu ifade etmiştir.
- ·Firmaların teknik uygunluğunun ihale uzmanı ve ilgili birim çalışanlarınca (ör. matbaa makinesi, cilt kapasitesi gibi somut kriterlerle) denetlendiğini anlatarak, tedarikçi seçiminin keyfi değil teknik bir süzgeçten geçtiğini savunmuştur.
- ·Yeşilyurt, 26.026.250 TL'lik dekor-tefrişat sözleşmesinde beş kez iş artırımıyla yıl sonu hakedişin 35.394.117 TL'ye çıktığını, buna karşın 28.025.000 TL'lik stant sözleşmesinde iş eksiltmeleriyle hakedişin yalnızca 6.771.814 TL'ye düştüğünü belirterek iş artış/eksilişinin idarenin tek taraflı talimatına bağlı olduğunu, kendisinin bu konuda karar yetkisi olmadığını savunmuştur.
- ·İş artırımlarının baştan sabitlenmiş birim fiyatlarla yapıldığını, enflasyon karşısında iş artışının dahi kendisi için kârlı olmadığını anlatarak 'iş yapmanın karşılığını tam almadığı' argümanını öne sürmüştür.
- ·Sanık, 14 etkinlik eyleminin ortak savunmasını yaparak hiçbirinde karar verici veya yönlendirici kişi olmadığını, satın almalardaki sıralı imzasının teknik nitelikli olduğunu, fiyat ve tutar bilgisi içermediğini açıklamaktadır.
- ·Etkinliklerin yerinde Sayıştay, Mülkiye Müfettişi, kurum içi ve belediye komisyon denetimi olmak üzere dört ayrı denetimden geçtiğini, bunlardan herhangi birinde olumsuz bulguya rastlanmadığını, lehe Sayıştay raporlarının dosyaya konulmadığını öne sürmektedir.
- ·Bilirkişi raporlarında zararın ispatlanmadığını, zarar yoksa dolandırıcılığın da oluşmadığını ileri sürerek beraat istemektedir.
- ·Aynı 18 alt ihaleden çok daha büyük paylar alan Bysel (50 milyon TL), 3-2-1 (305 milyon TL), KNK (220 milyon TL), Nokta CTB (70 milyon TL), BBM/İlbak (150 milyon TL) ve Palazoğlu'nun Nişantaşı Organizasyon'unun (183 milyon TL) örgüt firması sayılmayıp yalnızca Anten Medya ve OMD Kreatif'in müzahir ilan edilmesinin hiçbir nesnel kritere dayanmadığını rakamlarla gösteriyor.
- ·Örgüte gelir aktarma iddiasıyla çelişkiyi vurguluyor: sözde örgüt, alt ihalelerin büyük bölümünü 'normal' firmalara dağıtarak kendi gelirinden vazgeçmiş görünüyor; bu da kurgunun mantıksızlığını gösteriyor.
- ·İhalede ses sistemi, jeneratör, podyum, çadır, klima, bayrak, vinil afiş, akreditasyon, su, yemek gibi kalemler bir organizasyonu uçtan uca oluşturduğundan tek yüklenicide birleştirilmesi teknik zorunluluktur; bu birleştirme rekabeti kısıtlama değil hizmetin sürekliliğini ve sahnede aksamayı önleme amacını taşır.
- ·Kamu İhale Kanunu'nun 27. maddesi uyarınca ihalenin kısmi teklife açılıp açılmaması idarenin takdir yetkisindedir; hizmet alımlarında kısmi tekliflere açılma zorunluluğu öngören bir hüküm bulunmamakta, bu yöndeki bilirkişi yorumu yasal dayanaktan yoksundur.
- ·Halkla İlişkiler Müdürü olarak gerçekleştirme görevlisi sıfatı taşıdığını, ihalenin içerik ve kapsamına karar verme yetkisinin daire başkanı sıfatıyla harcama yetkilisinde olduğunu, dolayısıyla isnat edilen fiilin nihai sorumlusu olmadığını ileri sürmektedir.
- ·Kısmi teklife kapatma ve mal-hizmet kalemlerinin tek pakette birleştirilmesi 2012 yılından bu yana aynı şartname mantığıyla yürütülen mutat bir uygulamadır; 2016-2017 ve 2023-2024 idari şartnamelerinin işin adı, benzer iş tanımı ve kısmi teklif maddesi karşılaştırıldığında yeni bir yöntem icat edilmediği, hatta benzer iş tanımının 2023'te 2016'ya göre daha kapsayıcı/geniş tutulduğu görülmektedir.
- ·İhale süreci başkanlık olurundan hak edişe kadar 18 aşamadan ve en az üç ayrı daire başkanlığı (Basın Yayın, Mali Hizmetler, Satın Alma) ile birden çok müdürlüğün (Halkla İlişkiler, Bütçe, Mali Kontrol, İhale, Giderler) zorunlu denetiminden geçmektedir; bu kadar çok kontrol noktasının arasında tek bir daire başkanının görünmez bir biçimde fesat karıştırması hayatın olağan akışına aykırıdır.
- ·İhaleye itiraz, Kamu İhale Kurumu şikayeti veya idari yargı süreci dosyada bulunmamakta, Sayıştay denetimlerinden 2019-2025 arasında bir suç duyurusu çıkmamıştır; Sayıştay Kanunu'na göre denetçinin kamu zararını derhal bildirmemesi kendisi için 6 ay-2 yıl hapis suçunu doğurduğundan, denetim sessizliği fesat iddiasıyla bağdaşmamaktadır.
- ·İhalelerin açık ihale usulüyle yapıldığını, kendisinin ihaleye çok sayıda firmanın katılması için ekstra çaba göstermediğini ancak bunun yasal takdir yetkisi olduğunu, az istekli çıkmasının işin teknik zorluğundan kaynaklandığını savunuyor.
- ·2012'den bu yana basın-yayın ve organizasyon ihalelerini zaten Kültür A.Ş.'nin kazandığını, iştirak şirketinin kuruluş amacının da bu tür ihalelere girip kazanmak olduğunu, dört firmanın teklif verip sadece ikisinin değerlendirmeye girmesinin kendi suçu olmadığını belirtiyor.
- ·Hüseyin Kum'un "bu ihaleleri Taner Çetin yönetir, Fikri Murat Demir organize ederdi" beyanını reddediyor; Hüseyin Kum'la böyle bir ilişkisi olmadığını, sorunun Fikri Murat Demir'e yöneltilmesi gerektiğini söylüyor.