Eylem 67
Metro ve Tramvay Hatlarındaki Dijital Ekran İhalesinde Fesat Karıştırma ve Kamu Zararı İddiası
“İddianameye göre, şüpheliler İstanbul'daki M6, M7, M9 metro ve T5 tramvay hatlarındaki dijital ekranların işletilmesi ihalesine fesat karıştırarak ve kamuyu zarara uğratarak İMAMOĞLU suç örgütüne haksız menfaat sağlamıştır. İddiaya göre, örgüt lideri Ekrem İmamoğlu'nun talimatıyla, örgüt yöneticisi Murat Ongun süreci yönetmiştir. İBB ve Medya A.Ş. yetkilileri Adem Tuncay, Kağan Sürmegöz, Can Akın Çağlar gibi isimlerin ana ihaleyi usulsüz şartlarla Medya A.Ş.'ye verdiği, Medya A.Ş. yetkililerinin ise alt ihaleyi Murat Ongun'un gayrıresmi sahibi olduğu iddia edilen Reklam İstanbul firmasına devrettiği öne sürülmektedir. Savcılığa göre, ana ihaleye katılımı kısıtlayıcı ağır şartlar konularak ihalenin sadece İBB iştiraki Medya A.Ş.'de kalması sağlanmış, ardından Medya A.Ş. bu şartları aramadan düzenlediği bir alt kiralama ihalesiyle işi önceden belirlenmiş olan Reklam İstanbul'a vermiştir. İddianamede, 2 yıl için 11.000.000 TL'ye Medya A.Ş.'ye verilen ihalenin, aynı şirket tarafından 16.000.000 TL'ye Reklam İstanbul'a devredilmesiyle 5.000.000 TL kamu zararı oluşturulduğu ve bu paranın örgüte aktarıldığı iddia edilmektedir. Savcılık, bu eylemle İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin zarara uğratıldığını ve elde edilen gelirin suç örgütünün finansmanında kullanıldığını öne sürmektedir. Şüpheliler hakkında TCK 235 (İhaleye Fesat Karıştırma) ve TCK 158/1-e (Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Zararına Dolandırıcılık) maddeleri uyarınca, örgüt lideri ve yöneticileri için ise TCK 220 delaletiyle cezalandırma talep edilmektedir. İddialar, bilirkişi raporları, MASAK raporları, gizli tanık ifadeleri ve bir kısım şüphelinin itiraf niteliğindeki beyanlarına dayandırılmaktadır.”
- ·Eylem 66 ile aynı savunmanın geçerli olduğunu belirterek, ana ihale ile alt kiralama bedeli arasındaki farktan kamu zararı doğduğu iddiasının asılsız olduğunu; alt kiralama kararının mali/ticari değerlendirmelerle alındığını ve ihale sürecinin şeffaf yürütüldüğünü savunuyor.
- ·Reklam İstanbul'un sahibi Nihat Sütlaş ile aralarında gizli bir ortaklık bulunmadığını, evraklarda böyle bir kayıt olmadığını, firmanın dijital işlerdeki uzmanlığı nedeniyle değerlendirmeye alındığını belirtiyor.
- ·Kendisine isnat edilebilecek tek bir somut fiil, yazışma, talimat veya yönlendirmenin dosyada bulunmadığını savunuyor.
- ·Süreç eylem 66 ile birebir aynıdır: ihaleyi 11.000.000 bedelle kazandık, itiraz gelmediği için kesinleşti, İBB'den alt ihale muvafakati alındı ve %45,45 kâr oranıyla en yüksek teklifi verene ihale edildi. Bilirkişi raporunda ve kolluk fezlekesinde şahsıma ve Medya A.Ş. çalışanlarına kusur atfedilmemiştir.
- ·İBB'den alınan işin 5.000.000 daha yüksek bedelle satılması İBB'nin kasasına daha az para girmesi değil, iştirak şirketi olarak kâr etmemiz demektir; bu gelir getirici işlemde bir hile ya da zarar söz konusu değildir.
- ·4 firmanın katıldığı ihalede yalnızca Reklam İstanbul'a hile isnat edilmiş; Look Medya, Smart Açık Hava ve Upper Partner Reklam'a suç isnat edilmemiştir. Teklifleri huzurda okunan bir ihalede ne şekilde hile yapıldığı ya da neden 'adrese teslim' sayıldığı açıklanamamıştır.
- ·İmar, plan değişikliği ve onay kararları nihai olarak İBB Meclisi ile yetkili kurullarca alınır; ihale süreçleri ise yönetim kurulu, genel müdürlük ve ihale komisyonunca mevzuat çerçevesinde yürütülür. Bu eylemde tarafıma atfedilen rol teknik ve usuli bir görevden ibarettir.
- ·İhale şartnamelerinin rekabeti kısıtladığı yönündeki iddia soyuttur; tarafımca somut bir ihale kuralını ihlal eden herhangi bir talimat verilmemiş, ihaleye katılım kasten engellenmemiştir. Atılı eylemde haksız bir kazanç elde etmedim, kişisel menfaatim yoktur.
- ·Görevimi yürütürken mevzuata, planlama ve ihale esaslarına bağlı kaldım ve yalnızca kamu menfaatini gözettim; iddia edilen suç örgütü kurgusu ile aramda kurulan illiyet bağı dayanaksızdır. Bu eylemi reddediyorum.
- ·2 milyon TL sermaye, 8 milyon TL ciro, 8 milyon TL iş deneyimi ve dört iş kolunda üç yıl faaliyet şartı 2015 emsaline göre dolar bazında yaklaşık yüzde yetmiş indirim anlamına geliyor.
- ·İddianamenin tutarsızlığı açık: aynı ihaleler grubunun bazı eylemlerinde 'NACE koduna bakılmadığı için' kısıtlama yapıldığı, bazılarında ise 'NACE'ye bakıldığı için' kısıtlandığı söyleniyor; net bir kriter önerisi sunulmuyor.
- ·Kanun belediyeye alt ya da üst sınır vermiyor ve iddianamenin de somut bir sınırı yok; yalnızca 'fesat' nitelemesiyle yetinilmiş, hangi rakamın doğru olduğu belirtilmemiş.
- ·Sürecin başında gösterildiği Reklam İstanbul bağlantısının hiçbir belgeye dayanmadığını, yalnızca birbirini tekrar eden ve cezaevinden çıkma karşılığı verilen beyanlarla kurulduğunu savunuyor; bu beyan sistematiğini gizli tanık Ceviz örneğiyle çürütüyor.
- ·Nihat Sütlaş'ın 30 yıllık okul arkadaşı olduğunu ama MASAK kayıtlarının gösterdiği servetiyle finansöre ihtiyacı olmadığını; kendisi ile Sütlaş arasında tek bir para transferi bulunmadığını belirtiyor.
- ·Reklam ana ihalelerinin encümence yapıldığını, davet usulünün yasal olduğunu ve İlbak örneğindeki çifte standardı vurguluyor.
- ·Modyo TV'ye alt kiralama yapılmasının 'zarar ettikleri için' değil, M4 Tavşantepe-Sabiha Gökçen hattında iki ayrı ekran sisteminin aynı vagonda teknik olarak birlikte çalışamaması nedeniyle olduğunu, bu tespiti kurumla paylaşıp onayını aldıklarını anlatır.
- ·Modyo TV'nin yetkilisiyle doğrudan görüşüp aylık 60.000 TL bedelle anlaştıklarını, düzenli fatura kestiklerini ve kayyumun da sözleşmeleri inceleyip bu hakkın Reklam İstanbul'a ait olduğunu doğruladığını belirterek bunun zarar değil teknik zorunluluk olduğunu vurgular.
- ·PC ve altyapının süre sonunda sökülmeden İBB'ye kaldığını, ayrıca İBB'nin %30'a kadar ücretsiz yayın hakkına sahip olduğunu belirterek taahhütlerinin kamu lehine ek yükler içerdiğini savunur.
- ·Sütlaş, Tavşantepe-Kurtköy hattı örneğini vererek Modyo'nun kira ödemeyi reddettiği dönemde dahi kayyumun devreye girip haklı tarafı belirlediğini ve kendilerinin kira bedelini düzenli ödediğini anlatır.
- ·Bu ihale sürecinin diğer metro hatlarındakiyle özdeş biçimde işlediğini, hiçbir aşamada kendisine yönelik usulsüz bir talimat gelmediğini yineler.
- ·Şartname ve muhammen bedel hazırlığı komisyon üyesi olarak yetki alanım dışındadır; encümene intikal eden dosyayı usulüne göre sonuçlandırmaktan başka tasarrufum yoktur. Reklam-medya alanı teknik uzmanlığım dışı olup muhammen bedelin piyasa koşullarına uygunluğunu değerlendirecek mali ehliyetim de bulunmamaktadır.
- ·Aynı ihalelere ilişkin encümen üyelerinin bir kısmının sorumlu tutulup diğerlerinin tutulmaması, bir kısmı için tutuklama tedbiri uygulanıp diğerleri için uygulanmaması, isnatların objektif bir kritere değil seçici bir kurguya dayandığını göstermektedir.