Eylem 63
İBB 95 Adet Üst Geçit Reklam Alanı İhalesine Fesat Karıştırılması ve Kamu Zararına Neden Olunması İddiası
“İddianameye göre, Ekrem İmamoğlu liderliğindeki suç örgütü, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne (İBB) ait 95 adet üst geçidin reklam alanlarının 26.07.2023 tarihli kiralama ihalesine fesat karıştırarak kamu zararına yol açmıştır. İddiaya göre, örgüt lideri Ekrem İmamoğlu ve yöneticiler Murat Ongun ile Fatih Keleş'in talimatlarıyla, İBB ve Kültür A.Ş. yetkilileri (Can Akın Çağlar, Kağan Sürmegöz, Adem Tuncay, Murat Abbas vb.) ihaleyi organize etmiştir. İhaleyi kazanan BVA Reklam'ın yetkilileri Hüseyin Köksal ve Murat Kapki'nin de örgüt üyesi olduğu iddia edilmektedir. Savcılığa göre, ana ihale, rekabeti engelleyici şartlar (40 Milyon TL sermaye şartı gibi) ve belirsiz tanımlarla açılarak sadece İBB iştiraki Kültür A.Ş.'nin katılımı sağlanmıştır. Ardından Kültür A.Ş.'nin, davet usulüyle yaptığı alt kiralama ihalesini, muvazaalı tekliflerle örgütle bağlantılı olduğu iddia edilen BVA Reklam'a verdiği öne sürülmektedir. İddianameye göre, 26.07.2023 tarihli ana ihalede muhammen bedel, bilirkişi raporuna göre en az 61.466.618,67 TL eksik hesaplanmıştır. BVA Reklam'ın 18 aylık dönemde 1.108.252.527,00 TL ciro elde ettiği, bu gelirin sahte faturalarla nakde çevrilerek "SİSTEM" adı verilen yapı aracılığıyla örgüte aktarıldığı iddia edilmektedir. Bu eylemle ihaleye fesat karıştırıldığı ve en az 61.466.618,67 TL kamu zararı oluşturulduğu iddia edilmektedir. Şüphelilerin TCK 235 (İhaleye Fesat Karıştırma), TCK 158/1-e (Kamu Kurum ve Kuruluşları Zararına Dolandırıcılık) ve örgüt yöneticilerinin TCK 220 (Suç Örgütü Kurma ve Yönetme) maddelerinden cezalandırılmaları talep edilmektedir. Savcılık iddiasını bilirkişi raporları, MASAK analizleri, tevdi raporu ve aralarında Murat Kapki'nin etkin pişmanlık beyanlarının da bulunduğu çok sayıda tanık ve şüpheli ifadesine dayandırmaktadır.”
- ·İçişleri Bakanlığı tevdi raporundaki 1,5 milyar TL kamu zararı iddiasının iddianamede 61,5 milyon TL'ye düştüğü; bilirkişi raporunun kamu zararı göstermek için doluluk oranını %100 alarak hesap yaptığı, oysa fiilen gerçekleşen doluluk oranının %67, İBB'nin ise muhammen bedeli zaten %90 doluluk üzerinden hesapladığı belirtilmiştir.
- ·İBB'nin 217,5 milyon TL muhammen bedeline karşılık Kültür AŞ'nin ihaleyi 230.000.000 TL'ye, BVA Reklam'ın ise alt ihaleyi muhammen bedelden 60.000.000 TL fazlaya (277.524.000 TL) aldığı gösterilerek kamu zararı bulunmadığı savunulmuştur.
- ·Aynı ihalenin iptali istemiyle Avukat Armağan Çağan Yazıcı tarafından açılan davada Danıştay 13. Dairesi'nin ihalede hukuka aykırılık bulunmadığına karar verdiği, bu yargı kararının iddiaları çürüttüğü ileri sürülmüştür.
- ·Bu ihale 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu kapsamında kamuya gelir sağlayan bir kiralama ihalesidir; benim tek imzam, ilgili dairenin hazırladığı muhammen bedel ve şartnameyi encümene sevk ve kesinleştirme imzasıdır. İdare hukukunda 'zincir işlem' olarak tanımlanan bu sıralı süreçte tek başına işlem doğurmayan halka işlemlere dava dahi açılamaz; nitekim İstanbul Valisi Davut Gül 3 Aralık 2025 tarihli kararında benzer bir imzam için 'tek başına işlem doğurmayan ve sonucu encümen kararına bağlı olan' işlem dolayısıyla soruşturma izni dahi vermemiştir.
- ·Bilirkişi raporu 2886 ile 4734 sayılı kanunları birbirine karıştırıyor; muhammen bedel 2886'da alenidir ve düşük tutulması rekabeti azaltmaz, aksine arttırır. 2019 öncesi aynı belediyenin daha kısıtlayıcı şartnamelerle yaptığı reklam ihalelerine imza atanlar bugün bakan ve genel müdürken, daha rekabetçi şartlarla yapılan benim dönemimin ihalelerinin suç sayılması mantık dışıdır.
- ·Ana ihaleyi alan Kültür A.Ş. belediye iştirakidir, kar ettiğinde dahi para kamuda kalmaktadır; alt ihaleyi düzenleyen ayrı bir tüzel kişiliktir ve Sayıştay Temyiz Kurulu'nun yerleşik içtihadına göre iki ihale arasında illiyet bağı kurulamaz. Şartname ve muhammen bedeli hazırlayan teknik uzmanlar iddianamede şüpheli dahi değildir; aynı eyleme imza atan encümen üyelerinin bir kısmı tutuksuz, bir kısmı ise hiç şüpheli sayılmamıştır.
- ·Danıştay 13. Dairesi 10.06.2024 tarih, 2024/1285 E. ve 2024/2676 K. sayılı kararıyla 26.07.2023 tarihli encümen kararının iptali davasında ihaleye çıkma kararı, ilanlar ve diğer hususlar yönünden mevzuata aykırılık bulunmadığını saptamıştır.
- ·Kültür AŞ ihalesi 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'na göre açık ihaleyle kazandıktan sonra alt kiralamayı 4734 ve 2886 sayılı kanunlara tabi olmaksızın 5 firma davet ederek gerçekleştirmiştir; Sayıştay Temyiz Kurulu'nun 30.06.2020 tarih 48263 tutanak sayılı ve 7. Daire'nin 07.02.2019 tarih 363 sayılı kararları bu uygulamanın mevzuata uygunluğunu açıkça onaylamıştır.
- ·Yönetim Kurulu Başkanı olarak münferit yetki kullanılmamış, ihale komisyonu sonucu tüm üyelerin imzasıyla onaylanmıştır; iddianamede MASAK, HTS, dinleme veya banka kaydında sanığın adı geçmemekte, savcılık tutuklama yazısında dayanak yapılan tevdi raporu Danıştay tarafından çürütülmüş bir analize dayanmaktadır.
- ·Ana ihaleye taraf olmadığını, alt kiralamayı kazanmadan önce bir organizasyon yapmasının mümkün olmadığını, MASAK raporunda bu eylem için de aynı hatalı kârlılık hesabının (sayfa 1123) kopyala-yapıştır şeklinde kullanıldığını belirtmiştir.
- ·Şirketlerinin reklam ünitelerini sıfırdan üreterek sahaya 5-6 milyon dolarlık yatırım yaptığını, bu ticari riskin ve emeğin suçlamaya konu edilmemesi gerektiğini savunmuştur.
- ·Muvazaalı yan teklif iddiasını reddederek şirketlerinin ilgili alt kiralamayı yan teklif vermeden kazandığını belirtmiştir.
- ·Danıştay 13. Dairesi 2024/6 ayındaki kararıyla ihale ilanı ve şartname yönünden mevzuata aykırılık bulunmadığına hükmetti; BIM firmasının haklılığı temyizde de onandı.
- ·Şartname ekinde her lokasyonun pano sayısı, metrekaresi ve koordinatı verildiği için 'belirsizlik' eleştirisi yerinde değil; bilirkişinin dosyayı tam görmediği anlaşılıyor.
- ·Muhammen bedel Ankara emsalinin altı katına çıkarılıp enflasyonla güncellenerek 217 milyon TL belirlendi; açık ihalede gelen 220 milyon TL'lik teklif kabul edilmeyip 230 milyon TL'ye çıkarıldı, bu kamu lehine bir tutum.
- ·Yüzde yirmilik belediye kontenjanı yıllardır esnek uygulanıyor, ilçe açılışlarında lokasyonlar değiştirilebiliyor ve 2010'lardan beri işletmeci ile sorun yaşanmadı.
- ·Kapki, 2023 ihalesinin 2020 ihalesinin uzatması niteliğinde olduğunu, yeni bir ihale olmadığını açıkça ortaya koymuştur. Bu nedenle 2020 ihalesine yönelik tüm defans argümanları aynen geçerlidir: Kültür AŞ'nin alt ihalesine girmiş olan BVA, İBB'nin Kültür AŞ'ye verdiği ana ihalenin fesat iddialarıyla ilişkilendirilemez.
- ·Tevdi raporundaki kamu zararı hesabını hukuken ve pratik olarak çürütmüştür: raporun 365 gün %100 doluluk oranını baz aldığını; oysa sektörün gerçek doluluk ortalamasının %40-50, en iyi dönemde %60-65 olduğunu ifade etmiştir. Beşiktaş ve Beylikdüzü köprülerinin aynı birim fiyatla değerlenemeyeceğini, satışların paket halinde yapıldığını belirtmiştir.
- ·Danıştay'ın tevdi raporlarının sübjektif ve varsayımsal olduğuna dair emsal kararlarına atıfta bulunarak raporun hukuki değerini sorgulamıştır. Kamu zararı yerine tam tersinin geçerli olduğunu —belediyenin bizim dönemimizde ilk kez kâr etmeye başladığını— somut delil olarak öne sürmüştür.
- ·Aynı bilirkişi raporunun İlbak'lara 1 milyar 40 milyon TL zarar tespit etmesine rağmen o ihalenin suçlanmadığını, eylem 63'teki 61,4 milyon TL'lik iddianın ise eylemleştirildiğini; zararın büyüğünü yapan tarafın serbest olmasının suçlamayı çökerttiğini savunuyor.
- ·Reklam ana ihalelerinin 31 kişilik İBB Encümeni'nce yapıldığını, bir basın danışmanının bu heyeti manipüle etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu; davet usulünün yasal olduğunu ve önceki dönemde de birebir aynı yöntemin uygulandığını belirtiyor.
- ·Reklam İstanbul'un bu işi Kültür A.Ş.'den devraldıktan yalnızca 4 ay sonra Medya A.Ş.'nin aynı Megalight işinin (74 adet) yeni bir ihalesini açtığını, bu ihaleye kendilerinin de katılıp kazanamadığını, başka bir firmanın işi aldığını belirterek gizli bir örgütsel kayırma ilişkisi olsaydı bu ihalenin rakibe açılmayacağını savunur.
- ·Urban ve BVA gibi firmaların açık hava reklamcılığı sektöründe kendisinden daha tecrübeli, meşru rakipleri olduğunu, bu işi almayı isteseler de deneyim farkı nedeniyle alamadıklarını belirtir.
- ·Sütlaş, Murat Ongun ile otuz-kırk yıllık hemşehri tanışıklığı dışında hiçbir ticari ilişkisi veya para alışverişi olmadığını, kendisiyle iş ortaklığı kurmadığını belirtir; HTS kayıtlarının da 5 yılda toplam 50-55 dakikalık bir görüşme süresini gösterdiğini vurgular.
- ·141 adet irtibat kaydının organize bir suç ilişkisini değil, uzun yıllara yayılmış tanıdıklık düzeyinde bayram tebriği gibi sosyal temasları yansıttığını savunur.
- ·2886 sayılı Devlet İhale Kanunu çerçevesinde idari ve teknik şartnameleri ilgili birimler, muhammen bedeli bedel tespit komisyonu belirler; ihale komisyonunun görevi yalnızca hazırlanmış dosya üzerinden başvuruları açmak, yeterlilikleri incelemek ve usule uygun şekilde sonuçlandırmaktır. Şartname rekabeti engellese dahi bunu komisyon üyesinin belirlemediği açıktır.
- ·Encümen üyeliği şahsi tercih değil, İmar ve Şehircilik Daire Başkanlığı makamına mevzuatla verilmiş zorunlu bir görev tanımıdır; vekaleten imza atılan dosyaların önceki aşamalarına dair komisyon üyesinin cezai sorumluluğu Sayıştay kararlarında da açıkça reddedilmiştir. İddianamede şahsi bir tasarruf, müdahale veya talimat ortaya konulamamış, yalnızca komisyon kararındaki imza üzerinden suç kurgulanmıştır.