Eylem 84
İBB 2022 Yılı Organizasyon ve Tanıtım İhalesine Fesat Karıştırılması ve Kamu Zararına Neden Olunması İddiası
“İddianameye göre, şüpheliler İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin 2022/50931 kayıt numaralı "2022 Yılı İstanbul Geneli Muhtelif Organizasyonlar ile Tanıtım-Duyuru Çalışmaları ve Baskılı Materyallerin Temini Hizmet Alımı İşi" ihalesine fesat karıştırarak ve sonrasında usulsüz alt ihalelerle kamuyu zarara uğratmışlardır. İddiaya göre, örgüt lideri Ekrem İmamoğlu'nun talimatıyla, örgüt yöneticisi Murat Ongun süreci yönetmiştir. İhale komisyonunda yer alan Serap Karay, Taner Çetin ve Mehmet Mandacı ihaleye fesat karıştırmakla; Kültür A.Ş. Genel Müdürü Murat Abbas, Halit Burak Atalan, Doğan Hamit Doğruer, Erhan Karaal, Barış Kılıç, Emrah Bağdatlı, Özge Bağdatlı, Güldem Şık, Gökhan Köseoğlu ve Metin Bal gibi isimler ise dolandırıcılık eylemini organize etmekle suçlanmaktadır. İddianameye göre, yaklaşık 219 milyon TL'lik ana ihale, farklı nitelikteki 225 mal ve hizmet alımını birleştirip kısmi teklife kapatılarak rekabet engellenmiş ve ihalenin kasıtlı olarak İBB iştiraki Kültür A.Ş.'de kalması sağlanmıştır. Ardından Kültür A.Ş.'nin, bu büyük ihaleyi 14 kısma bölerek, örgütle bağlantılı olduğu iddia edilen 45 Tasarım ve OMR Organizasyon gibi firmalara, 4734 sayılı kanunun 3/g istisna limitlerini aşacak şekilde usulsüzce alt ihale olarak verdiği iddia edilmektedir. İddianamede, 2022/50931 kayıt numaralı ihale sonucunda 45.501.310,05 TL kamu zararı oluştuğu belirtilmektedir. Savcılık, iddiasını bilirkişi raporları, MASAK raporları ve aralarında şüpheli Mete Mağden'in etkin pişmanlık kapsamındaki beyanlarının da bulunduğu çok sayıda tanık ve şüpheli ifadesine dayandırmaktadır. İddianameye göre, şüpheliler hakkında TCK 235 (İhaleye Fesat Karıştırma) ve TCK 158/1-e (Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Zararına Dolandırıcılık) maddeleri uyarınca, örgüt lideri ve yöneticileri için ise TCK 220 (Suç Örgütü) maddesi delaletiyle ceza istenmektedir.”
- ·Kılıç, müdürlüğünün Halkla İlişkiler ve Destek Hizmetleri Daire Başkanlıklarından gelen iş talimatları çerçevesinde resmi bayram, açılış töreni, deprem yardımı, vali-kaymakam talepleri gibi devlet kurumlarına da hizmet ürettiğini, dolayısıyla işlerin yapılmadığı iddiasının vatandaşın gözü önündeki gerçeklikle çeliştiğini söylemektedir.
- ·Kahramanmaraş depremi sonrası Hatay'da 20 bin metrekarelik lojistik destek alanını ikinci günden itibaren kuran ekibin kendileri olduğunu, bu işlerin tamamının fotoğraf, irsaliye ve tutanaklarla arşivde belgelendiğini ifade etmektedir.
- ·Sayıştay denetçilerinin Zincirlikuyu metrobüs panosunun ölçüsünü dahi sahada metreyle ölçtüğünü, beş yılda hiçbir bulgu konusu yapılmadığını delil olarak sunmaktadır.
- ·Köseoğlu, kendisine atfedilen ihale yetkilisi unvanlarının hatalı olduğunu; hakediş şefi olarak ihaleler öncesinde, ihale sürecinde ve sözleşme aşamasında hiçbir görev, yetki veya imzasının bulunmadığını savunmaktadır.
- ·Bu eylem dahil 14 eylemin hiçbirinde ihale öncesinde ya da süresince firma yetkilileriyle irtibatının bulunmadığını; HTS kayıtlarında da bunu destekleyen iletişimin görülemeyeceğini belirtmektedir.
- ·Şık, sektörde 1-2 işi için yüklenici firmaları birbirleriyle tanıştırıp süreçlerini takip ettiğini, firmalar birbirleriyle çalışmaya başladıktan sonra kendisine ihtiyaçları kalmadığını söyleyerek 'sürekli organizatör' iddiasını çürütüyor.
- ·Tedarikçilerin birbirleriyle çalışıp çalışmama kararının kendi iradelerine ait olduğunu, bu firmaların huzurda da bunu beyan ettiğini hatırlatarak fiyat alma/yönlendirme pratiğinin ihaleye fesat ya da dolandırıcılık unsuru taşımadığını savunuyor.
- ·Sanık, kendisine atfedilen 'her bir alt ihaleyle ilgili firmaları bizzat tespit ettiği' iddiasını reddederek, alt yüklenici firmaların ihale uzmanı ve şefi tarafından şirketin tedarikçi listesinden belirlendiğini, kendisinin yalnızca önerilen firmalar hakkında bilgi aldıktan sonra bunları genel müdürün onayına sunduğunu savunmaktadır.
- ·Bu süreçte birçok kişinin birbirini çapraz kontrol ettiğini, firma tespitinde kamu ihale mevzuatına veya şirket prosedürüne aykırı bir durum bulunmadığını ifade etmektedir.
- ·Diğer 3G ihalelerinde olduğu gibi, bölümleme kararının talep eden birimlerce alındığını ve kamu zararı hesaplamasının sözleşme bedelinin tamamının toplanmasıyla yapılmasının hatalı olduğunu, tüm işlemlerin Sayıştay tarafından denetlenip usulsüzlük bulunmadığını yineleyerek belirtmektedir.
- ·Tanık, ihale yöntemine karar verme sürecinin ihale uzmanlarınca yürütülüp genel müdür yardımcısı ve genel müdürün onayına sunulduğunu anlatarak, sürecin tek bir kişinin inisiyatifinde olmadığını savunmuştur.
- ·Onur Aldı'nın Murat Abbas'ı 'her şeyden haberi olmasını isteyen, dominant' biri olarak tarif eden ifadesine katıldığını belirterek, nihai kontrol ve onay mercinin Genel Müdür olduğunu, kendisinin veya sanıkların değil, teyit etmiştir.
- ·Murat Ongun'la Kültür A.Ş. dışında hiçbir tanışıklığı olmadığını, görev yaptığı süre boyunca Ongun'un kendisine veya bildiği kadarıyla başka hiçbir Kültür A.Ş. personeline emir, talimat veya yönlendirme verdiğine hiç şahit olmadığını açıkça ifade etmiştir.
- ·Sanık, ana ihalelerin İBB ilgili müdürlüklerince Kültür A.Ş.'ye verildiğini, iş kalemleri ve teknik şartnamenin birebir ana ihaleden geldiğini, satın alma talep formunda yeni kalem veya yeni miktar oluşturma yetkilerinin bulunmadığını belirtmektedir.
- ·Vedat Şahin, Gökhan Köseoğlu gibi ifadelerinde ismi geçen kişilerin duruşmada kendi aleyhine doğrudan bir beyanı kalmadığını veya beyanların lehte olduğunu belirterek delil değerinin düştüğünü ileri sürmektedir.
- ·Murat Ongun ile aralarında HTS kaydı veya görüşmüşlük olmadığını, kurumsal hiyerarşi dışında bir bağ kurulamayacağını vurgular.
- ·Eylem künyesinde 45,5 milyon TL yazan zararın, aynı eylemin değerlendirme bölümünde 18,7 milyon TL'ye indiğini; bu iç çelişkinin defalarca okumasına rağmen açıklanamadığını savunuyor.
- ·Eylemdeki 173 milyon TL'lik alt ihale toplamının yalnızca %11'inin sözde örgüt firmalarına gittiğini; gelir aktarmayı amaçlayan bir örgütün gelirin %89'undan vazgeçmesinin akla aykırı olduğunu vurguluyor.
- ·Dosyaya 20 kadar ilgisiz reklamcı ifadesiyle hacim kazandırıldığını, ana ihaleyi yapan bürokratlarla hiçbir bağının kurulamadığını belirtiyor.
- ·Ömür Yılmaz, Eylem 82'de sunduğu finansal savunmanın (piyasa marjı altında iş yapma, iş eksilişi, kamu zararına somut delil bulunmaması) bu ihale için de aynen geçerli olduğunu belirterek kalem kalem kayıtların avukatları eliyle dosyaya sunulduğunu ifade ediyor.
- ·Mete Mağden'in %10 komisyon/"sisteme gitti" beyanına ilişkin olarak kendisi doğrudan yanıt vermese de Mağden'in firması 45 Tasarım ile yalnızca 6 milyon TL'lik meşru bir sözleşme kapsamında gerçek organizasyon işleri yaptığını, yaptığı hiçbir işe asılsız fatura kesmediklerini ve Mağden'in Pangram şirketiyle ilişkisinden haberdar olmadığını belirtiyor.
- ·Duygu Fikirli'yi (Mimoza şirketi sahibi) sadece iş ilişkisi çerçevesinde bildiğini, şahsen tanımadığını belirtmiş; kendisine kesilen faturaların varlığını inkar etmemiş, sonunda 'kestim' diyerek kabul etmiştir. Deniz Dörtyol'un, Metin Bal'ın talimatıyla kesilen faturalar karşılığında Emrah Bağdatlı, Güldem Şık ve Özge Bağdatlı'nın yönlendirdiği adreslere nakit teslimi yapıldığına dair beyanına ilişkin soruda ise Deniz Dörtyol'u hiç tanımadığını ve bu beyana açıklama getiremeyeceğini söylemiştir.
- ·Murat Ongun ile hiçbir telefon görüşmesi, yüz yüze karşılaşma ya da doğrudan/dolaylı talimat ilişkisi olmadığını, örgüt hiyerarşisi altında yer aldığı iddiasını kesin bir dille reddetmiştir.
- ·Barış Kılıç tarafından herhangi bir ihaleye veya iş alımına yönlendirildiğini ya da 'ille sizde kalacak' tarzında bir ayarlama yapıldığını reddetmiş, onunla yalnızca etkinlik alanlarında karşılaştıklarını belirtmiştir.
- ·Kültür A.Ş.'nin özel firmalara verdiği reklam/etkinlik işlerinin normal ticari faaliyet olduğunu, bu işler dolayısıyla devlete vergi ödendiğini ve dolayısıyla kamunun bir zararı olmadığını savunmuştur.
- ·Benzer iş tanımının ihale konusu işin gerektirdiği teknik ve operasyonel deneyimi karşılayacak şekilde belirlendiği, bu tanımın rekabeti daraltıcı değil ihalenin sağlıklı yürütülmesini sağlayıcı nitelikte olduğu savunulmaktadır.
- ·Bilirkişi heyetinin teknik değerlendirme yapmadan yalnızca Kamu İhale Kanunu'nun ilgili kod maddelerini sıraladığı, somut bir teknik gerekçe ile rekabetin nasıl daraltıldığını ortaya koymadığı, dolayısıyla 4734/60 kapsamında bir sorumluluk doğmadığı belirtilmektedir.
- ·İhalenin EKAP üzerinden ilan edildiği, açık usulle gerçekleştirildiği ve idare aleyhine herhangi bir itiraz başvurusu yapılmadığı, komisyon kararının oy birliğiyle alındığı vurgulanmaktadır.
- ·Sahnede ses, ışık, LED ekran ve jeneratör gibi kalemlerin ayrı ihalelere bölünmesi, enerji kesintisi veya tedarik gecikmesi gibi durumlarda muhataplığı parçalayarak idareyi iki firma arasında hakem konumuna düşürür ve hizmetin gerçekleşmeden ödenmesi riskini doğurur; bütünleşik ihale yapısı bu telafisi güç senaryoyu önlemek için kamu yararı temelli bir tercihtir.
- ·Bilirkişinin 'doğal bağlantı yok' değerlendirmesi tek bir etkinlik üzerinden yapılmış olup yıllık çerçeve ihalede yağmurluk, kâğıt bardak, su, kolonya gibi kalemler etkinliğin güvenliği ve sürekliliği için anlık-değişken ihtiyaçları karşılayan operasyonel unsurlardır; bunlar 'stoklanmak için alınan emtia' değildir.
- ·Avantajlı (Beşiktaş, Kadıköy) ve dezavantajlı (Silivri, Çatalca, Adalar) ilçelerin maliyet-risk dengesi farklı olduğundan ihalenin parçalanması çeper ilçelerde teklif çıkmamasına yol açar; bütünleşik yapı, merkez ilçelerde elde edilen tasarrufun çeper ilçelerdeki yüksek maliyeti sübvanse etmesini sağlayarak İstanbul'un 39 ilçesinde eşit hizmet teslimini güvenceye alır.
- ·Savcının Eylem 83-84'te dört firmanın teklif indirdiği, ikisinin teklif verdiği, birinin değerlendirme dışı kaldığı ve işi hep Kültür A.Ş.'nin aldığı yönündeki sorusuna karşı, ihalelerin açık ihale olarak yapıldığını ve tek/az istekli çıkmasının kendi müdahalesiyle ilgisi olmadığını savunuyor.
- ·Yaklaşık maliyetin komisyon tarafından piyasa araştırmasıyla belirlendiğini, sürecin standart usulle işlediğini; ihale yetkilisi olarak sözleşmeye davet aşamasında belge istendiğini, değerlendirme aşamasında firmaların beyanının yeterli olduğunu açıklıyor.
- ·İhale yetkisinin sözleşmeye kadar olduğunu, sözleşme sonrası alt yüklenici belirleme sürecinin Kültür A.Ş.'ye ait olduğunu ve kendisinin alt yüklenicilere talimat verme yetkisi/ilişkisi bulunmadığını belirtiyor.