Eylem 118
İBB Reklam İzinleri Karşılığında Muvazaalı Sözleşmelerle Rüşvet Alınması ve Suç Gelirlerinin Aklanması
“İddianameye göre, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Kentsel Tasarım Müdürlüğü'ne reklam izni için başvuran şirketler, rüşvet vermek amacıyla İBB iştirakleri olan Kültür A.Ş. ve Medya A.Ş.'ye yönlendirilmiştir. İddiaya göre bu şema, örgüt lideri olduğu iddia edilen Ekrem İmamoğlu'nun talimatı ve örgüt yöneticisi olduğu iddia edilen Murat Ongun'un organizasyonuyla yürütülmüştür. Şirketler, 'grafik tasarım' veya 'drone çekimi' gibi gerçekte verilmeyen hizmetler için bu iştiraklerle muvazaalı sözleşmeler imzalamaya ve faturaları ödemeye zorlanmıştır. Bu yolla toplanan paraların, suç örgütü üyesi olduğu iddia edilen Eyüp Subaşı'nın sahibi olduğu Genç Popülist Medya şirketine aktarılarak aklandığı iddia edilmektedir. Şüpheli Eyüp Subaşı'nın etkin pişmanlık kapsamındaki ifadesine göre, nakde çevrilen bu paraları elden örgüt yöneticisi Fatih Keleş ve örgüt üyesi Serdal Taşkın'a teslim etmiştir. İddianamede, 2019-2025 yılları arasında bu yöntemle 23.946.025 TL toplandığı ve bunun 9.278.163,79 TL'sinin aklama amacıyla Genç Popülist Medya'ya aktarıldığı belirtilmektedir. Savcılık, bu eylemlerin TCK 252 (Rüşvet Alma/Verme) ve TCK 282 (Suçtan Kaynaklanan Malvarlığı Değerlerini Aklama) suçlarını oluşturduğunu ve örgütlü işlendiğini (TCK 220) iddia etmektedir. Soruşturma, Mülkiye Müfettişliği raporları, MASAK analizleri, banka kayıtları ve çok sayıda şüphelinin itiraf niteliğindeki beyanlarına dayandırılmaktadır.”
- ·Alper Aydın, Medya A.Ş. yetkilisi İlknur Kaya'nın kendisine ölçümleme, konsept tasarım ve drone çekimi gibi somut hizmetler içeren bir iş birliği teklif ettiğini, bunun karşılığında 10 lokasyon için 1,5 milyon TL + KDV tutarında gerçek bir sözleşme imzalandığını ve pilot bölge olarak Tamek fabrikası önünün seçilip fiilen konsept çalışmasının yapıldığını (tel çekimi, duvar yenileme, HSBC/Finansbank binası uygulaması) anlatır.
- ·Reklam müdürlüğü/Elif Güven ile iddia edildiği gibi 25 milyon TL'lik bir muvazaalı sözleşmenin hiçbir zaman var olmadığını, bizzat Elif Güven'e sorduğunu ve böyle bir sözleşme bulunmadığının teyit edildiğini; rakip firmaların (Atlas Reklam/Ekrem) da benzer 'duvar konsepti' uygulamaları yaptığını göstererek bu hizmet modelinin sektör pratiği olduğunu, rüşvet değil gerçek bir hizmet ilişkisi olduğunu savunur.
- ·Alper Aydın, Eylem 118 kapsamındaki sözleşmeyi bizzat kendisinin değil eski ortağı Ahmet Uruç'un imzaladığını, sözleşme imzalama safhasını kendisinin atladığını belirtmiştir. Görüşmelerin bir kısmında İlknur Hanım ile birlikte yer aldığını kabul etmekle birlikte, imza aşamasından uzak durduğunu vurgulayarak sorumluluğu kısmen ortağına yıkmaya çalışmıştır.
- ·Sanık, Sev ile ilgili suçlamalara karşı doğrudan bir savunma sunmak yerine, ihalelerdeki komisyon kararlarının komisyon üyelerinin imzası olmadan alınamayacağını, dolayısıyla süreçte başkalarının da bilgisi ve sorumluluğu bulunduğunu ima etmiştir. Ayrıca telefonundaki yazışmaların silinmediğini, gerekirse belge olarak sunabileceğini belirterek şeffaflık iddiasında bulunmuştur.
- ·Vinil afiş ihalesi 18 Ekim 2019 tarihinde yapılmıştır; ben Kültür AŞ'de 2 Eylül 2019'da işe başladım; ihale öncesi süreçte herhangi bir rol almam zaman bakımından dahi olanaksızdır.
- ·Muvazaalı olduğu iddia edilen reklam izinleri-sözleşmeler döngüsünün hiçbirinde benim imzam yoktur; sözleşmeleri talep eden birim de bana bağlı değildir. MASAK raporlarında ve bilirkişi incelemelerinde adım hiçbir biçimde geçmemektedir.
- ·Üzerime kayıtlı mal varlığım yoktur, eşimin adına bir ev ve bir araç vardır; 19 Mart 2025 tarihli ev aramasında para, döviz ya da altın bulunamamış, hesaplarımda Kültür AŞ maaşı dışında olağan dışı hareket tespit edilmemiştir.
- ·İddia edilen yönlendirme sisteminin kendisi tarafından bilinmediğini, reklam izninin İBB Kentsel Tasarım Müdürlüğü'nün yetkisinde olduğunu, kendisinin yalnızca izin süreciyle ilgili bilgi soran reklamcıları o müdürlüğe yönlendirdiğini; muvazaalı olduğu iddia edilen hiçbir sözleşmenin kendisi tarafından bilinmediğini veya imzasının bulunmadığını belirtiyor.
- ·Drone çekimi, kurumsal oluşturma gibi hizmetlerin gerçekte verildiğini, Medya A.Ş.'nin bir ajans gibi çalıştığını; muvazaa iddiasına konu sözleşme listelerinin aslında Medya A.Ş.'ye değil Kültür A.Ş.'ye ait olduğunu (Serdal Bey'in de bunu doğruladığını) ve kendisinin 2019 yılında henüz Medya A.Ş.'de çalışmadığını (2021'de başladığını) belirtiyor.
- ·Unilever'in Cif, Lipton ve Domestos/OMO markaları için meydanlarda yaptığı prodüksiyon projelerinin meclis kararıyla belirlenen metrekare birim maliyetleri üzerinden, bedel önce İBB'ye ödendikten sonra hayata geçirildiğini; bu nedenle iddia edilen muvazaanın aksine gerçek hizmet karşılığı kamu yararına iş yapıldığını somut örneklerle anlatıyor.
- ·Elif Güven, Medya A.Ş.'nin gerçekte bir ajans gibi çalıştığını ve drone çekimi, reklam hizmeti ile kurumsal kimlik tasarımını dışarıdaki şirketlere de ticari olarak sunabildiğini, bu nedenle söz konusu hizmetlerin muvazaa değil gerçek iş ilişkileri olduğunu savunuyor.
- ·S Medya/Sev Açıkhava ile iddia edilen 25 milyon TL'lik muvazaalı sözleşmeyi reddediyor; bunun yerine Alper Aydın ile 2024 sonunda görüşüldüğünü, Renault/Oyak Renault'nun 60 milyon TL'lik gerçek bir reklam bütçesi için Medya A.Ş. üzerinden zorunlu olarak çalışıldığını ve fiyatlandırmanın piyasa birim metrekare maliyetine göre yapıldığını anlatıyor.
- ·Adem Tuncay'ın kendisine atfettiği 'muvazaalı sözleşme yapacağını iletti' beyanının Adem Tuncay'ın kendi 08.08.2025 tarihli etkin pişmanlık ifadesinde dahi teyit edilmediğini, bir etkin pişmanlıkçının diğerinin beyanını doğrulamadığını; Hakan Karaköse'nin 'sponsorluk' ve 'sektörün baronu' beyanlarını da hiç kullanmadığı ifadeler olarak reddettiğini vurguluyor.
- ·İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişliği teftiş raporunda adının geçmediğini, sözleşme listelerinin Kültür A.Ş. ile ilgili olduğunu ve o dönemde kurumda çalışmadığını belirterek 118 no'lu eylemle ilişkilendirilmesine itiraz ediyor.
- ·Keleş'in Kültür A.Ş., Medya A.Ş. veya İstanbul Yönetim A.Ş.'de hiçbir görevi ve yetkisi yoktur; iştiraklerden sorumlu Başkan Danışmanı ve İstanbul Yönetim A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Ertan Yıldız'dır. Elapro ve Urban Medya'nın gizli ortağı olduğu iddiaları da yalnızca 'duyduğum kadarıyla' düzeyindeki aktarımlardır; tüm şirketleri ve ortaklıkları resmi ve kayıtlıdır, reklam sektöründe hiç ticari faaliyeti olmamıştır.
- ·Eyüp Subaşı'nın ciro yüzdesi karşılığı 5 milyon TL'yi elden verdiği iddiası kendi içinde çelişkilidir: bir ifadesinde 8-10 seferde, diğerinde 15 seferde verdiğini söylemiştir; iddianamedeki HTS baz kayıtlarının tarihleri dahi Subaşı'nın para verdiğini söylediği tarihlerle uyumsuzdur. 2014-2019 döneminde Subaşı firmalarının Beylikdüzü Belediyesi ile çalışmışlığı bile yoktur; 'gayri resmi süreç' konuşması iddia edilen tarihte seçim henüz yapılmamış ve kazanılmamışken mantıken kurulamaz.
- ·Subaşı'nın bizzat dosyaya sunduğu mesaj kayıtları görüşmelerin Keleş'in anlattığı içerikte olduğunu, ortada rüşvet alan-veren ilişkisi bulunmadığını teyit etmektedir; Keleş kendisini yalnızca ilgili iştirak birimlerine yönlendirmiş, pandemi döneminde süre uzatımı da tüm firmalara tanınmıştır.
- ·Sanığın hiçbir sözleşmede imzası, sözleşme ifasında sorumluluğu, gerçekleştirme veya harcama yetkisi bulunmamaktadır; idari tarafta da reklam uygulamalarına izin verme veya denetim görevi üstlenmemiştir.
- ·İddianame ve iddia makamı, tevdi raporlarında dahi sanığa bu eylem kapsamında somut bir sorumluluk atfetmemiştir; hakkında MASAK, banka, HTS, dinleme veya etkin pişmanlık ifadesi gibi tek bir kayıt bulunmamaktadır.
- ·Sanık, bu eylemin özünde reklam müdürlüğü gibi ilgili birimin doğrudan firmalarla yaptığı sözleşmelerden ibaret olduğunu ve ihale departmanının bu süreçte hiçbir dahlinin bulunmadığını savunmaktadır.
- ·İhale birimini ilgilendiren tek unsurun, Genç Popülist Medya şirketinin kazandığı 2019 tarihli 3G kapsamındaki ihale olduğunu, ancak bu ihalenin kendisinin Kültür A.Ş.'de göreve başladığı Ocak 2020 tarihinden önce gerçekleştiğini belirterek şüpheli olamayacağını ileri sürmektedir.
- ·İddiaya konu ihale sözleşmesindeki imzaların kendisine değil, dönemin yetkilileri Celal Bey ve ihale işleri ve satınalma müdür vekili Mehmet Türkyılmaz'a ait olduğunu göstererek, o dönemde göreve henüz başlamadığı için sözleşme üzerinde imzasının bulunmadığını somut belgeyle ortaya koymaktadır.
- ·İddiaya delil olarak gösterilen kişileri şahsen tanımadığını, bu kişilerin de ifadelerinde kendisiyle ilgili herhangi bir suçlamada bulunmadığını; kimden, ne kadar, hangi yolla rüşvet aldığının somut olarak hiç ortaya konmadığını talep ediyor.
- ·Genç Popülist ile yapılan ilişkinin muvazaalı/sahte olmadığını; Medya A.Ş.'nin reklam konsept belirleme ve geliştirme hizmetini bizzat verip 1.400.000 TL+KDV gelir elde ettiğini, saha uygulama/kaldırma işini ise UKOME istisnası kapsamında alt yüklenici Genç Popülist'in gerçekten yaptığını ve buna karşılık 700.000 TL+KDV ödendiğini, işlerin fiilen yapıldığını belirtiyor.
- ·İtirafçı sıfatıyla beyanda bulunan hiç kimsenin adını anmadığını ve suç örgütüne para aktarıldığı iddiasının hangi delile dayandığının gösterilmediğini savunuyor.
- ·Mal varlığının (2012'de kredi ve aile desteğiyle alınan Feriköy'deki ev, kredi ile alınan 2023 model araç) iddia edilen büyük menfaatlerle örtüşmediğini, hiçbir haksız kazanç emaresi bulunmadığını öne sürüyor.
- ·Sürmegöz Kentsel Tasarım Müdürlüğü değil Emlak Daire Başkanı'dır; Kentsel Tasarım Komisyonu'na 2016 sonrası hiç üye olmamış, oraya Reklam Müdürlüğü adına Hakan Karaköse atanmıştır, dolayısıyla iddia edilen iznin verildiği masada bulunmamaktadır.
- ·Alper Aydın'ın 'Kültür AŞ'ye ödeme yapan firmalara ayrıcalık tanınıyor' beyanının dayanağı olarak gösterilen 'uygun değildir' yazıları Kentsel Tasarım Komisyonu'nun yazılarıdır; bu komisyonda Sürmegöz'ün imzası ve yetkisi yoktur.
- ·Mali araştırmalarda olağan dışı mal varlığı artışı bulunmamış, şüpheli para transferi sorulmamış, rüşvet isnadıyla tutuklanma kararı çıkmamıştır; Silivri'deki iki taşınmaz 2017 ve 2020'de banka kredisiyle alınmış, kredileri hâlâ ödenmektedir, iddianamede 'satın alma yılı 2022' yazılması sehven yapılmış bir hatadır.
- ·Sanık, Adem Tuncay'ın 'firmaların iletişimini Serdal Taşkın ile sağladığı ve kentsel tasarım başvurularını Serdal Taşkın ile birlikte değerlendirdiği' beyanını reddediyor; görev süresi boyunca hiçbir firmayı Serdal Taşkın ile tanıştırmadığını ve onunla oturup reklam alanı değerlendirmediğini söylüyor.
- ·Kentsel tasarım başvurularının kendi yönetmeliği kapsamında ilgili müdürlükçe karara bağlandığını, kendisinin tek başına 'olur/olmaz' deme yetkisinin teknik olarak bulunmadığını belirtiyor.
- ·Sanık, açık hava reklam mecraları konusunda hiçbir ihalede uzman veya yedek üye olarak görev almadığını, ilgili firmaların yetkililerini tanımadığını, hiçbir ifadede kendi adının dahi geçmediğini, 'reklam şefi' yakıştırmasının resmi unvanı 'İletişim ve Reklam Şefi' olsa da iş içeriğine uymadığını öne sürmektedir.
- ·Suç gelirlerinin aklanması fiilini gerçekleştirdiğine ilişkin tek bir banka hareketi, para transferi, sahte belge düzenleme veya zenginleşme unsuru bulunmadığını, kollukta ve savcılıkta da beyan ettiği gibi konut kredisi, ihtiyaç kredisi ve banka eksi hesapları gibi borçlarının olduğunu, gelir düzeyinin sıradan bir çalışan seviyesinde kaldığını belirtmektedir.
- ·118 no'lu eylem kapsamında atıf yapılan üçüncü alt yüklenici sözleşmesinin kendisi Plan ve Program Koordinasyon Müdürlüğü Şefi olmadan önce yapıldığını, ilgili belgelerde imzasının ve sorumluluğunun bulunmadığını, teftiş raporunda isminin yalnızca iki yerde geçtiğini, eklerinde ise hiç yer almadığını vurgulamaktadır.
- ·Metin Bal, görevinin yalnızca işin tedarik ve sahada gerçekleşmesi aşamasındaki görüşmelerden ibaret olduğunu, fatura ve ödeme süreçlerinin listeyi teslim ettikten sonraki işlemler olarak kendisini ilgilendirmediğini savunur ve faturalara ilişkin herhangi bir görüşmesi olmadığını kesin dille reddeder.
- ·118 numaralı eylemde işin sahada fiilen yapılıp yapılmadığını kontrol eden kişinin kendisi değil İlknur Kaya olduğunu belirtir; ayrıca yapılmayan ya da şartnameye aykırı bir işi uygun göstermesi için Barış Kılıç'tan veya başkasından hiçbir talimat ya da zorlama almadığını ifade eder.
- ·Örgüt organizatörü olarak gösterilen Murat Ongun'dan doğrudan veya dolaylı hiçbir emir/talimat almadığını, onunla sosyal ilişkisi veya telefon (HTS) kaydı bulunmadığını söyler; amirinin yalnızca Kültür A.Ş. içindeki yöneticileri olduğunu vurgular.
- ·Sayıştay raporlarında anlattığı işlemlere ilişkin herhangi bir olumsuz tespit veya bulgu bulunmadığını öne sürerek kamu zararı/usulsüzlük iddiasını çürütmeye çalışır.
- ·İddianameye ilham veren tevdi raporunun bizzat, hak edişe konu reklam uygulama fotoğraflarının Medya A.Ş.'ce tamamının ibraz edildiğini yazdığını; yani 'iş yapılmadan fatura kesildi/haraç alındı' iddiasını raporun kendisinin çürüttüğünü savunuyor.
- ·Paranın özel sektörden belediye iştirakinin kasasına girdiğini, kimsenin cebine gitmediğini; 'zorla fatura' iddiasına rağmen 82 firmadan 38'inin Kültür/Medya A.Ş. ile hiç çalışmadığını — sistematik bir baskı olsa bu firmaların da aynı muameleye tabi tutulacağını belirtiyor.
- ·'Sahte iş sözleşmeleri ve naylon faturalarla örgüte kaynak aktarıldı' cümlesinin tek bir numune faturayla dahi desteklenmediğini; Yunus Emre Vakfı iddianamesindeki fatura-dekont eşleştirmesine dayalı ispat standardının bu dosyada hiç uygulanmadığını ve kendi mal varlığında aklamaya konu olabilecek hiçbir unsur bulunmadığını savunuyor.
- ·Kültür A.Ş., Türk Ticaret Kanunu'na tabi ticari bir şirket olup reklam izni verme ya da ecrimisil alma gibi kamusal yetkileri kesinlikle yoktur; bu yetkiler yalnızca kamu kurumu olan İBB'ye aittir. Kamu personeli olmayan bir iştirak şirketi yöneticisinin sözleşme ilişkisini rüşvet veya suç geliri aklama suçuna konu etmek hukuken mümkün değildir.
- ·Kültür A.Ş., pandemi döneminde firma talepleri üzerine konsept belirleme, geliştirme, uygulama ve kaldırma hizmeti sözleşmeleri yapmış ve bu sözleşmeler karşılığında toplamda 24.572.000 TL artı KDV gelir elde etmiştir. Sözleşmelerin konusu olan hizmetler fiilen ifa edilmiş; danışmanlık kısmı Kültür A.Ş. tarafından, operasyonel kısım alt yüklenici Genç Popülist tarafından yapılmıştır. Hiçbir müşteri firma hizmet yapılmadığına dair şikayette bulunmamıştır.
- ·Benim dönemimde yaklaşık 40 firmayla sözleşme imzalanmış; ancak iddianame sadece birkaç firmayı konu almaktadır; geriye kalan sözleşmeler usulüne uygun bulunmuştur. Bu durum suç isnadının somut kanıta değil soyut beyanlara dayandığını ortaya koymaktadır.
- ·Genç Popülist'e alt yüklenici olarak ödenen 7.944.000 TL, Kamu İhale Kanunu 3G istisnası kapsamında piyasadan 3 teklif alınarak ve şirket iç prosedürlerine uygun şekilde gerçekleştirilmiştir. Müşteri firmaların herhangi bir şikayeti veya noter/mahkeme başvurusu olmamıştır.
- ·Serdal Taşkın, üçüncü şirketlerle yapılan sözleşmelerde İBB'nin yalnızca isminin geçtiğini, gerekli izin ve onayların tamamen müşteri şirketlere ait olduğunu, Kültür A.Ş.'nin bu sözleşmelerin hiçbir aşamasında yetkisi bulunmadığını ve zaten kanunen böyle bir yetkisi olmadığını ifade etmiştir.
- ·'Yan teklif' diye bir uygulamanın söz konusu olmadığını, kullanılan yöntemin teklif toplama usulüyle mal/hizmet satın alma olduğunu, en uygun teklifi verenin seçildiğini ve kaybeden firmalara sadece 'kaybeden' denildiğini, bu bağlamda kimseyle bu yönde bir görüşme yapmadığını savunmuştur.
- ·Aynı eylemde birlikte yargılandığı Serhat Kapki ile şahsen bir sözleşme ilişkisi olmadığını, olası sözleşmelerin doğrudan ilgili birimlerce yürütüldüğünü belirtmiştir.
- ·Şüpheli, 2006 Reklam Şirketi'nin gerçek sahibi ve tek yetkilisinin Levent Derella olduğunu, kendisinin şirkette hiçbir zaman ortak veya yetkili sıfatı taşımadığını, sadece Bursa-Balıkesir-Yalova bölgesindeki elektrik direği reklam panolarının üretim ve saha operasyonlarını yönettiğini savunmuştur. Şirketin İBB ile olan iş, ihale veya fatura süreçlerinde hiçbir rolü olmadığını, zaten 2019-2020 başında bu şirketten ayrılıp 3K Organizasyon'u kurduğunu belirtmiştir.
- ·İçişleri Bakanlığı Tevdi Raporu'nda kendisinin 2006 Reklam'ın 'yetkilisi' olarak gösterilmesinin hatalı olduğunu, buna karşın şirketin gerçek sahibi Levent Derella'nın hiçbir ifadesinin alınmadığını vurgulamış; Derella'nın tanık olarak dinlenmesini talep etmiş ve avukatları aracılığıyla kendisine ulaştığında olayı anlatmaya hazır olduğunu öğrendiğini belirtmiştir.
- ·İddianamedeki eylem tasnifinin tutarsız olduğunu; 118 numaralı eylemin şüphelisi kendisi olmasına rağmen ifadenin 3K şirketi ortağı Cem İstranca'dan alınmış olmasının, isnat ile delil arasındaki bağlantısızlığı gösterdiğini iddia etmiştir.
- ·Köseoğlu, reklam mecrası firmalarıyla iki tip sözleşme imzalandığını — 'konsept belirleme ve geliştirme' başlıklı muvazaalı (karşılığında hizmet verilmeyen) sözleşmeler ile 'konsept + baskı + baskı sonrası kaldırılma' başlıklı sözleşmeler — ve ikinci tip sözleşmelerde alınan bedelin (örneğin 20-25 milyon TL'lik bir sözleşmenin yaklaşık 7 milyon TL'lik kısmının) yapılmayan baskı uygulamaları karşılığında Genç Popülist firmasına aktarıldığını teyit etti; bu bilgiyi Selman Narman ve İlknur Kaya'dan öğrendiğini, kendi 2021 tarihli mülkiye müfettişi ifadesinde de bu örüntüyü anlattığını ve mülkiye teftiş raporunun belgeleriyle ortaya koyduğunu vurguladı.
- ·Hakediş şefi olarak hakediş dokümanlarının altında bulunması gereken fotoğraf ve tutanakların eksik olduğunu fark ettiğinde İlknur Kaya'ya itiraz ettiğini, kendisine 'evraklar bende, düzenleme yapıyorum' yanıtının verildiğini, aylar geçtikçe işin gerçekten yapılmamış olduğunu anladığını ve Selman Narman'dan muvazaalı sözleşmeleri net bir şekilde öğrendikten sonra Genç Popülist'e yapılan aktarımın kafasında oturduğunu anlattı; ancak hiçbir hakediş evrakında kendi imzasının bulunmadığını ve resmi olarak ödeme yetkisi olmadığı için sürece müdahale yetkisinin bulunmadığını savundu.
- ·Konsept başlığı altındaki muvazaalı kısmın hakedişe tabi olmadığını, dolayısıyla bu sözleşmelerin imza ve kontrol sürecinin kendi görev alanı dışında kaldığını; İlknur Kaya'nın 'konsept sözleşmelerin tamamının' (30+ firma) muvazaalı olduğunu söylediğini aktararak şemanın yaygınlığını teyit etti, ancak Sev Açık Hava gibi münferit firmalar ve Alperen/Alihan Aydın hakkında doğrudan bilgisi olmadığını belirterek defansif sınır çizdi.
- ·Kapki, Kültür A.Ş. sözleşmesinin pandemi dönemine (2020 Haziran) ait meşru bir hizmet sözleşmesi olduğunu açıklar; sokağa çıkma yasakları nedeniyle kendi çalışanlarını sahaya çıkaramadığından, izin belgesi olan Kültür A.Ş.'nin baskı, montaj, drone ve fotoğraf çekimi hizmetlerini gerçekten verdiğini belirtir. Sözleşmeyi mahkemeye sunduğunu da teyit eder.
- ·Tanık Meral Çakır'ın 'Kapki Kültür A.Ş.'den para aldı' yönündeki beyanının kendi anlatımıyla çeliştiğini vurgular: kendisi Kültür A.Ş.'ye para ödeyen taraftır, alan taraf değil. Bu iç çelişkinin beyanın güvenilirliğini ortadan kaldırdığını öne sürer.
- ·BVA'nın Medya A.Ş. alt ihalelerine neden başvurmadığı sorusuna Murat Ongun ile aralarındaki husumet nedeniyle Medya A.Ş.'yi tercih etmediğini, Kültür A.Ş.'de Ongun etkisi olmadığı için Kültür A.Ş.'ye başvurduğunu açıklar.